Mehir Alacağı ve Senedi Davasında İspat ve Yetki Kuralları

by Avukat Erdal Ersoy
Mehir Alacağı ve Senedi Davasında İspat ve Yetki Kuralları

Mehir sözleşmeleri, evlenme sözleşmesiyle veya evlilik birliği içerisinde kararlaştırılan ve hukuki niteliği itibarıyla bağışlama sözü verme sayılan borçlandırıcı işlemlerdir. İfası ileriye bırakılmış mehr-i müeccel alacaklarının tahsili istemiyle açılan davalarda uyuşmazlıklar; senedin şekil şartlarına uygunluğu, ispat kuralları, zamanaşımı ve davanın hangi mahkemede görüleceği noktalarında toplanmaktadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 288Kaynağı aç
MADDE 288- Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz. II. Elden bağışlama

Mehir Sözleşmesinin Şekil Şartları ve Geçerliliği

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 288/1 uyarınca bağışlama sözü vermenin geçerliliği yazılı şekilde yapılması şartına bağlanmıştır. Taşınır nitelikteki eşya veya nakit mehir taahhütlerinde, borç altına giren tarafın imzasının senet üzerinde bulunması geçerlilik için yeterlidir. Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu m. 288/2 gereğince, bir taşınmazın devri veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması vaadinin geçerliliği ancak resmî memur önünde düzenlenmiş olmasına bağlıdır.

Tapu sicilinde tescilli olmayan taşınmazlar hukuki bakımdan taşınır eşya rejimine tabi tutulduğundan, bu taşınmazlara ilişkin mehir taahhütlerinde resmî şekil aranmamakta ve adi yazılı belge geçerlilik kazanmaktadır.

Şekil kurallarına uyulmadan yapılan bağışlama taahhütlerinin hukuki sonucu Türk Borçlar Kanunu m. 288/3 hükmünde gösterilmiştir. Şekil noksanlığı sebebiyle geçersiz sayılan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından fiilen yerine getirildiğinde elden bağışlama niteliği kazanır. Ancak kanunen geçerliliği resmî şekle bağlanmış bulunan taşınmaz bağışlama vaatlerinde bu kural uygulanmaz.

Mehrin ödenmesi borçlu eşin ölümüne ertelenmişse, işlem bağışlayanın ölümüne bağlı bağışlama kurallarına tabi olur. Bu tür anlaşmaların miras sözleşmesi usulünde ve resmî şekilde akdedilmesi yasal zorunluluktur. Doğmuş olan mehir borcu mirasçılara intikal ettiğinden, borçlunun vefatı sonrasında borç tereke malvarlığından karşılanır.

Görevli Mahkemenin Belirlenmesi

Mehir alacağı davası boşanma davasıyla birlikte aile mahkemesinde açılabileceği gibi, boşanmadan bağımsız salt bir malvarlığı talebi olarak davalının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde ya da evlilik ilişkisinden doğması sebebiyle aile mahkemesinde de ileri sürülebilmektedir.

Yetkili Mahkeme ve Yetki İtirazı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6 gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Bununla birlikte sözleşmeden doğan para borcu mehir alacaklarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 89/1 uyarınca borç aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2020/1445 E., 2020/2120 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kesin yetki kuralı bulunmayan hallerde davacı seçimlik hakkını kullanarak davayı genel yetkili mahkemede veya sözleşmenin ifa yeri olan kendi yerleşim yerinde açabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 89Kaynağı aç
MADDE 89- Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. C. İfa zamanı I. Süreye bağlanmamış borç
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2020/1445, K. 2020/2120Kaynağı aç
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2020/1445 E.  ,  2020/2120 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Dava, malın ayıplı olmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olarak açılan davada İstanbul Anadolu 10. Aile ve Karaman 2. Aile Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, taraflar arasında düzenlenen mehir senedinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Karaman 2. Aile Mahkemesince; HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınarak özel yetki kuralı düzenlenmiştir. Kesin yetki halleri dışında, bir dava için özel yetki kuralı bulunsa bile, davacının genel yetki ile özel yetki arasında bir seçim hakkı vardır. Davacı, davasını dilerse genel yetkili mahkemede, dilerse özel yetkili mahkemede açar. Taraflar arasında düzenlenen mehir senedi adlı belgede, cinsi ve miktarı yazılı olan eşyaların davacıya verildiği belirtilmiştir. Davalının ikametgahı bakımından Mahkememiz yetkili değildir. Davalının dava açıldığı tarihte ikametgahının İstanbul olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesince; Karaman Aile Mahkemesince davalıya TK'nın 21/1. maddesi mucibince tebligat çıkartılmış, 23/10/2018 tarihinde söz konusu adresten tebligat iade edilmiş, akabinde mahkemece dava dilekçesi ve tensip tutanağının TK'nın 21/2. maddesi mucibince usulüne uygun olarak 26/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı, yasal süresi geçtikten sonra 19/12/2018 tarihinde cevap sunmuştur. İlk itirazlar, HMK'nın 117/1. maddesi mucibince cevap dilekçesinde sunulmak zorundadır ve bu sürede sunulmazsa dinlenmez. Kesin yetki olmayan hallerde de yetki itirazı ilk itirazdır ve davalı yasal süresi geçtikten sonra yetki itirazında bulunduğundan davalının yetki itirazı usulüne uygun değildir. Karaman Aile Mahkemeleri yetkili gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir. HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK'nın 73.(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) Az yukarıda anılan BK'nın 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi gereğince, para alacağının tahsili amacıyla açılan eldeki davada, Karaman 2. Aile Mahkemeleri de bu davaya bakmaya yetkilidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri ile 5235 sayılı Kanunun 36/3. Maddesi gereğince Karaman 2. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 25/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Türk Borçlar Kanunu m. 89 hükmü gereğince, alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi borcun ifasını önemli ölçüde güçleştirmişse, borç alacaklının önceki yerleşim yerinde ödenebilir.

Kesin yetki halinin bulunmadığı mehir davalarında yetki itirazı ilk itirazlardandır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 117/1 gereğince ilk itirazların tamamı cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; yasal süresinde sunulmayan yetki itirazı mahkemece dinlenmez. Mahkeme ilk itirazları dava şartlarından sonra ve ön sorun usulüyle inceleyip karara bağlar.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 117Kaynağı aç
MADDE 117- (1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır. ÜÇÜNCÜ KISIM Yazılı Yargılama Usulü BİRİNCİ BÖLÜM Davanın Açılması Davanın açılma zamanı

5235 sayılı Kanun m. 36/3 uyarınca bölge adliye mahkemeleri kendi yargı çevresi içerisindeki ilk derece mahkemelerinin yetki uyuşmazlıklarını çözmekle görevli olduğundan, iki farklı bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde bulunan ilk derece mahkemelerinin karşılıklı olarak yetkisizlik kararı vermesi durumunda yargı yerinin belirlenmesi görevi Yargıtay'a aittir.

5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 36Kaynağı aç
Madde 36- Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin görevleri şunlardır: 1. Adlî yargı ilk derece hukuk mahkemelerinden verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvuruları inceleyip karara bağlamak, 2. (Mülga: 9/2/2011 – 6110/14 md.) 3. Yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek, 4. Yargı çevresindeki yetkili adlî yargı ilk derece hukuk mahkemesinin bir davaya bakmasına fiilî veya hukukî bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargı sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği takdirde, o davanın bölge adliye mahkemesi yargı çevresi içerisinde başka bir hukuk mahkemesine nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek, 5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. Ceza dairelerinin görevleri

Senette İmza Eksikliği ve Yemin Deliliyle İspat

Mehir senedinde borç altına giren eşin imzasının bulunmadığı ve alacağın tanık veya diğer yan delillerle ispatlanamadığı durumlarda ispat yükü davacı alacaklı üzerindedir. Dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması şartıyla, mahkemece ispat yükü altındaki tarafa diğer yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak usul işlemleri yerine getirilmelidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 225/1 uyarınca yeminin konusunu, davanın çözümü için önem taşıyan, taraflar arasında çekişmeli bulunan ve kişinin bizzat kendisinden kaynaklanan vakıalar oluşturur. Bir kimsenin belirli bir olayı veya durumu bilmesi de kanunen kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
MADDE 225- (1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Yemine konu olamayacak vakıalar

Mehir Alacağında Zamanaşımı Süresi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 gereğince, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Mehir sözleşmesinde ödeme belirli bir vadeye bağlanmışsa alacak muaccel olduğu tarihten itibaren, ifa boşanma veya ölüm gibi olgulara bağlanmışsa boşanma kararının kesinleşmesi veya ölümün gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
Mehir sözleşmesinin geçerli olması için hangi şekil şartı gerekir?

Taşınır eşya ve para mehri taahhütlerinde borçlunun imzasını içeren yazılı şekil yeterliyken, tapulu taşınmazların devri vaadinde resmî şekil zorunludur; tapusuz taşınmazlarda ise yazılı şekil geçerli sayılır.

Şekil şartına uyulmayan mehir sözleşmesi ifa edilirse geçerli hale gelir mi?

Şekil noksanlığı sebebiyle geçersiz olan bağışlama taahhüdü borçlu tarafından kendiliğinden ifa edildiğinde elden bağışlama hükmündedir; fakat resmî şekle tabi taşınmaz vaatlerinde bu kural uygulanmaz.

Mehir borçlusu vefat ettiğinde alacak kimden talep edilir?

Ölüme bağlı kılınan mehir vaatleri miras sözleşmesi hükmünde olup, borçlunun vefatıyla birlikte borç mirasçılara geçtiğinden alacak terekeden tahsil edilir.

Mehir alacağı davası hangi mahkemede açılabilir?

Dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, para alacaklarında aksi kararlaştırılmadıkça borcun ifa yeri sayılan alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Mehir alacağı davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca mehir alacakları on yıllık zamanaşımına tabidir; bu süre alacağın muaccel olduğu ya da bağlandığı boşanma veya ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar.

İmzasız mehir senediyle açılan davada ispat nasıl sağlanır?

Senette imza bulunmadığında ve diğer deliller yetersiz kaldığında, dava dilekçesinde açıkça dayanılmış olması kaydıyla karşı tarafa usulüne uygun yemin teklif edilerek ispat süreci yürütülür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu