Nişanlılık Sona Erince Hediyelerin Geri İstenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Nişanlılık Sona Erince Hediyelerin Geri İstenmesi

Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine verdikleri alışılmışın dışındaki hediyeler ile ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya verdikleri alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 122Kaynağı aç
Madde 122- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. IV. Zamanaşımı

Nişanlanma ve hediyenin geri istenmesi

Türk Medeni Kanunu'nun 118. maddesine göre nişanlanma evlenme vaadiyle olur. Yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça nişanlanma küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. Bu hüküm hediyenin iadesini düzenlemez; nişanlılığın nasıl kurulduğunu ve kimleri bağladığını gösterir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 118Kaynağı aç
Madde 118- Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur. Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. B. Nişanlılığın hükümleri I. Dava hakkının bulunmaması

Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi, geri isteme hakkını nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesine bağlar. Hakkı kullanabilecek kişiler, hediyeyi veren nişanlılar ile ana ve baba veya onlar gibi davrananlardır. İstenebilecek hediyeler ise alışılmışın dışındaki hediyelerdir.

Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa aynı maddede sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Hangi sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağı bu düzenlemede ayrıca gösterilmemiştir.

Alışılmış hediye ile alışılmışın dışı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/7816 esas ve 2019/6769 karar sayılı kararında alışılmış hediyeler, giymekle veya kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalar olarak açıklanmıştır. Kararda kural olarak elbise ve ayakkabı gibi eşyaların iadesine karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Bu örnekler kapalı bir eşya listesi oluşturmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/7816, K. 2019/6769Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2018/7816 E.  ,  2019/6769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen reddine, birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı birleşen dosya davalısı; davalı birleşen dosya davacısı ile 04.04.2013 tarihinde nişanlandıklarını ve 12.05.2013 tarihini düğün tarihi olarak belirlediklerini, düğüne bir hafta kala davalının (birleşen dosya davacısı) eski nişanlısıyla kaçtığını, bu kusurlu davranış nedeniyle kendisinin büyük üzüntü yaşayıp itibarının zedelendiğini, insanlar içinde küçük düşürüldüğünü, nişan için yaptığı masraf ve harcamalar nedeniyle ekonomik sıkıntı içerisine girdiğini iddia ederek, nişan hediyelerinin aynen ya da mislen iadesine veya bedellerinin tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminat ile, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı birleşen dosya davacısı; nişanın bozulmasında kendisinin değil karşı tarafın kusurlu olduğunu, eski nişanlısına kaçmadığını, asıl dosya davacısının kendisini küçük görmesi ve hakaretleri üzerine bunalarak amcasının yanına gittiğini, dava konusu hediyelerin mutad hediyeler olup değerce kıymetli ziynet eşyalarının karşı tarafa iade edildiğini, maddi tazminata konu masrafların asıl dosya davacısının kendi evine yapılan masraflar olup halihazırda davacı tarafından kullanılmakta olduğunu, bu olay nedeniyle mağdur olan kişinin kendisi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiş; bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen mahkemenin 2013/781 E. ve 624 K. sayılı dava dosyası ile de; nişanın bozulması nedeniyle kendisinin de masraf yaptığını ve mağduriyet yaşadığını beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 800,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davalı karşı davacı …'in nişanın bozulmasında kusurlu olduğu kabul edilerek asıl davanın kabulü ile 14.758,27 TL maddi tazminat bedelinin davalı (karşı davacı) …’den (dava tarihi olan) 23.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı …’ye ödenmesine, 4.000 TL manevi tazminat bedelinin davalı (karşı davacı) …’den (nişan bozulma tarihi olan) 03.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı …’ye ödenmesine; birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, anılan hükmün süresi içinde davalı birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.12.2017 tarih ve 2016/10999 E. 2017/18314 K. sayılı ilamıyla "…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalı birleşen dosya davacısı vekilinin birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazlarının tümü, asıl dosyaya ilişkin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı birleşen dosya davalısı maddi tazminat talebine ilişkin davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporundan sonra Harçlar Kanunu 32. madde uyarınca eksik harç tamamlattırılarak, harç tamamlandığı takdirde yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3- TMK'nın 122. maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez. Bilirkişi raporunda belirtilen gelinlik, muhtelif kumaş ve giyim, davetiye ve bağış dışındaki maddi tazminata konu masraf ve eşyalar davacının zilyetliğinde kalıp davacı tarafından kullanılmakta olduğundan bunlar yönünden davacının talebinin reddi gerekirken bu masraf ve eşyalar yönünden de maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, 14.09.2018 tarihli son kararda; davanın asıl dosyadaki maddi tazminat yönünden reddine, asıl dosyadaki manevi tazminat talebi ve birleşen 2013/731 E. sayılı dosyada verilen kararlar bozma konusu yapılmadığı anlaşılmakla, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. -Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre, Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, yada gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır. Somut olayda, bozmaya uyularak oluşturulan hükümde bozma gereği yerine getirilmemiş, bozma kapsamına uygun hüküm kurulmamıştır. Şöyle ki; bozma ilamında yer alan "Bilirkişi raporunda belirtilen gelinlik, muhtelif kumaş ve giyim, davetiye ve bağış dışındaki maddi tazminata konu masraf ve eşyalar davacının zilyetliğinde kalıp davacı tarafından kullanılmakta olduğundan bunlar yönünden davacının talebinin reddi gerekirken bu masraf ve eşyalar yönünden de maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiştir." ifadesinden anlaşılacağı üzere; mahkemece bozma ilamında tek tek sayma yolu ile belirtilenler dışında kalan ve asıl dosya davacısının zilyetliğinde kalmakla yine asıl dosya davacısının kullanımında olan eşyalar yönünden asıl davanın maddi tazminata ilişkin kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile maddi tazminata ilişkin talebin tümden reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Ayrıca her ne kadar bozma ilamında tek tek sayma yolu ile belirtilen eşyalar arasında yer almamış ise de, bilirkişi raporunda taraflarca düzenlenip imzalanan 24.12.2013 tarihli ibranamede teslim edilmediği belirtilmekle ibranın konusu dışında kaldığı anlaşılan alyans dışındaki 14 ayar 1 adet yüzük yönünden de maddi tazminata ilişkin davanın reddi kararı doğru değildir. 2-Kabule göre ise, asıl dosyadaki maddi tazminat davasının tümden reddine karar verildiği halde, asıl dosya davacısı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Aynı kararda, nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyelerin aynen, mevcut değilse mislen geri verileceği veya karşılığının sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteneceği açıklanmıştır. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği her türlü delille ispat edilebilir.

Karar, nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmayacağını belirtmiştir. Bu açıklama hediyelerin geri alınması yönündedir; maddi veya manevi tazminatın kusura bağlı olup olmadığı bu cümleden çıkarılmaz.

Hediye iadesi ile tazminatın ayrılması

Türk Medeni Kanunu'nun 120. maddesi, hediye iadesinden ayrı bir maddi tazminat öngörür. Nişanı haklı sebep olmaksızın bozan veya nişanın bozulması kendisine yüklenebilen taraf, kusurluysa karşı tarafa uygun bir tazminat öder. Tazminat, dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yapılan harcamalar ile katlanılan maddi fedakârlıklar karşılığıdır. Nişan giderleri de aynı kurala tabidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 120Kaynağı aç
Madde 120- Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler. 2. Manevî tazminat

Tazminat isteyebilecek tarafın ana ve babası ile onlar gibi davranan kişiler de, aynı koşullar varsa, bizzat yaptıkları harcamalar için uygun bir bedel talep edebilir. Bu imkân harcamaya ilişkindir; alışılmışın dışındaki hediyenin geri verilmesini düzenleyen hükümden ayrıdır.

Türk Medeni Kanunu'nun 121. maddesine göre, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat da hediye iadesinden ayrıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 121Kaynağı aç
Madde 121- Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. III. Hediyelerin geri verilmesi

Bir yıllık zamanaşımı

Türk Medeni Kanunu'nun 123. maddesine göre nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Madde, dava haklarını bu genel ifadeyle düzenler.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
Madde 123- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İKİNCİ AYIRIM EVLENME EHLİYETİ VE ENGELLERİ A. Ehliyetin koşulları I. Yaş

Görev ve somut olayın etkisi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/1159 esas ve 2018/11427 karar sayılı kararında, nişan ve imam nikahından sonra resmi nikah olmaksızın düğün yapılıp uzun süre birlikte yaşanan olayda uyuşmazlık haksız fiil kapsamında değerlendirilmiştir. Daire, uyuşmazlığın çözümünün aile mahkemesinin görevine girmediğini, davaya asliye hukuk mahkemesinin bakması gerekirken aile mahkemesi sıfatıyla esasa hükmedilmesini bozma nedeni saymıştır. Bu sonuç, o olayın görev nitelendirmesine ilişkindir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/1159, K. 2018/11427Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2017/1159 E.  ,  2018/11427 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen eşya alacağı ve tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dava; nişan hediyelerinin iadesi istemine dayalı alacak, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, Aile Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. 1-) Görev kuralları, kamu düzeninden olup, Hukuk muhakemeleri Kanununun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartlarındadır. Yine HMK'nın 115/1 hükmüne göre taraflar, yargılamanın her aşamasında mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürebileceği gibi mahkeme de görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmelidir. 04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. (HMK. madde 33). Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre uyuşmazlığın çözümüne ilişkin hukuki nitelendirmeyi de yine hakim yapacak ve görevli olup olmadığını da taraflar ileri sürmese dahi gözetecektir. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2.kitabı (3 kısım hariç) ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanış Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.06.2009 tarih, 2009/3-174 E., 2009/235 K. sayılı ilamında; "…davacı ile davalı nişanlandıktan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde bir araya gelmişler ve uzun süre birlikte yaşamışlardır. Bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirip buna göre çözümlenmesi gerekir. Bu durumda davanın dayanağı haksız fiil olup, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklara genel mahkemede bakılması gerektiğine göre; Yerel Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklindeki karar ile bu husus açıklanmıştır. Somut olayda;mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmamış ise de tensip tutanağının 8 numaralı bendinde "davaya aile mahkemesi sıfati ile bakılmasına" karar verilmiş, bu ara karardan dönülmemiş, dava mahkemece "nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi" olarak nitelendirilmiş ve davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikahı yapıldığını, resmi nikah olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikah teklifine rağmen davalının resmi nikah yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında somut durumda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. O halde; temyizen incelenmesi talep edilen eldeki davada talep, nişana dayalı tazminat talebi olmayıp, uyuşmazlık çözümünün haksız fiile ilişkin olduğu gözetilerek, bu çerçevede değerlendirme yapılması ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması nedeniyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2-) Bozma sebep ve şekline göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince re'sen BOZULMASINA, ikinci bentte açıklandığı üzere tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Kararda görev kurallarının kamu düzeninden olduğu, mahkemenin görevli olmasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında dava şartı olduğu ve görev itirazının her aşamada ileri sürülebileceği gibi mahkemece kendiliğinden de gözetileceği belirtilmiştir.

Bozmaya uyma ve kazanılmış hak

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/7816 esas ve 2019/6769 karar sayılı kararında, bozma kararına uyan mahkemenin kural olarak bozma gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorunda olduğu açıklanmıştır. Mahkemenin bozmaya uyması, bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğurur ve bu hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz.

Daire, bozmada sayılanlar dışında davacının zilyetliğinde kalıp onun kullandığı eşyalar yönünden maddi tazminata ilişkin kısmın reddedilmesi gerekirken maddi tazminat talebinin tümden reddedilmesini hatalı bulmuştur. Hangi kalemlerin zilyetlikte kaldığı o dosyadaki tespite bağlıdır.

Aynı kararda, 24.12.2013 tarihli ibranamede teslim edilmediği belirtilen ve ibranın dışında kalan alyans dışındaki 14 ayar bir adet yüzük bakımından maddi tazminata ilişkin davanın reddi de doğru bulunmamıştır. Bu tespit, o dosyadaki ibranameye ve bilirkişi raporuna özgüdür; bütün yüzüklerin iade edileceği anlamına gelmez.

Daire, açıklanan esaslara aykırı hükmü Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince bozmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oybirliğiyle karar verilmiştir.

Nişan hediyesi her durumda geri istenir mi?

Hayır. Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesine göre nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ermeli ve istenen hediye alışılmışın dışında olmalıdır. Hakkı, hediyeyi veren nişanlı ile ana ve baba veya onlar gibi davranan kişiler kullanabilir.

Hediye geri alınırken kusur aranır mı?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/7816 esas ve 2019/6769 karar sayılı kararına göre nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasında kusur aranmaz. Maddi ve manevi tazminat bu kuralın dışındadır.

Elbise ve ayakkabı iade edilir mi?

Anılan kararda alışılmış hediyeler, giymekle veya kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalar olarak açıklanmış; kural olarak elbise ve ayakkabı gibi eşyaların iadesine karar verilemeyeceği belirtilmiştir.

Hediye mevcut değilse ne istenir?

Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesine göre hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Kararda da mevcut olmayan alışılmış dışı hediyenin mislen veya karşılığı üzerinden geri istenebileceği açıklanmıştır.

Nişanlılıktan doğan dava haklarında süre nedir?

Türk Medeni Kanunu'nun 123. maddesine göre nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Ana ve baba ne isteyebilir?

Alışılmışın dışındaki hediyeyi vermişlerse Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca bunu geri isteyebilirler. Ayrıca 120. maddede, tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davrananlar, aynı koşullarda yaptıkları harcamalar için uygun tazminat isteyebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu