Evlilik Sona Erince Üç Yüz Günlük Evlenme Yasağı

by Avukat Erdal Ersoy
Evlilik Sona Erince Üç Yüz Günlük Evlenme Yasağı

Evlilik sona ermişse kadın, sona erme tarihinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Mahkeme bu süreyi, kanunda sayılan iki hâlde kaldırır. Zina, diğer eşe boşanma davası açma hakkı veren özel bir sebeptir; bu hak süreye ve affa bağlıdır. Mahkeme önünde yapılan ikrar ile sulh görüşmesinde yapılan ikrar aynı sonucu doğurmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 132Kaynağı aç
Madde 132- Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez. Doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır. III. Akıl hastalığı
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 188Kaynağı aç
MADDE 188- (1) Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. (2) Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez. (3) Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz. İspat hakkı

Üç yüz günlük yeniden evlenme yasağı

Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesine göre evlilik sona ermişse kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Sürenin başlangıcı evliliğin sona ermesidir. Hüküm, süreyi boşanma davasının açılmasına veya duruşma tarihine bağlamaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesinde mahkeme, kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması hâlinde üç yüz günlük süreyi kaldırır. Evliliği sona eren eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemeleri hâlinde de mahkeme bu süreyi kaldırır.

Zina sebebiyle boşanma hakkı

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi, eşlerden birinin zina etmesi durumunda diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Bu hüküm yalnız zina sebebini düzenler; başka bir boşanma sebebini kapsamaz.

Zinaya dayanan dava hakkı, davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay geçmekle düşer. Ayrıca her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmesi de hakkı düşürür. Altı aylık süre öğrenmeye, beş yıllık süre ise zina eylemine bağlanmıştır; iki süre aynı başlangıç anına sahip değildir.

Zinayı affeden tarafın, 161. madde kapsamındaki bu sebebe dayanarak dava hakkı yoktur. Af sonucu zina sebebiyle sınırlıdır. Metin, affın başka bir boşanma sebebini de ortadan kaldırdığını söylemez.

Mahkeme önündeki ikrar ve sulh görüşmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesine göre tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettiği vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez. Dönme istisnası yalnızca maddi hatadır; hüküm başka bir dönme sebebi göstermez. Bu düzenleme genel bir yargılama kuralıdır.

Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz. Bağlamama sonucu, mahkeme önündeki ikrarın tamamına değil, sulh görüşmesinde yapılan ikrara özgüdür. Bu nedenle sulh sırasında söylenen bir vakıa, mahkeme önünde ikrar edilmiş ve ispatı gerekmeyen bir vakıa gibi değerlendirilemez.

Kadın evlilik sona erdikten sonra ne zaman evlenebilir?

Kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Mahkeme, kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması hâlinde veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemesi hâlinde bu süreyi kaldırır.

Zina sebebiyle boşanma hakkı ne zaman düşer?

Hak, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmesiyle düşer. Zinayı affeden tarafın bu sebebe dayalı dava hakkı yoktur.

Sulh görüşmesinde yapılan ikrar tarafları bağlar mı?

Hayır. Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz. Buna karşılık mahkeme önündeki ikrar, maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça geri alınamaz ve ikrar edilen vakıanın ayrıca ispatı gerekmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu