Mehir Alacağı Davası Nasıl Açılır ve Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Mehir Alacağı Davası Nasıl Açılır ve Şartları Nelerdir?

Mehir Alacağının Hukuki Niteliği ve Geçerlilik Şartları

Türk hukuk mevzuatında mehire ilişkin doğrudan bir kanuni düzenleme yer almamaktadır. Buna karşın sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında mehir, Yargıtay içtihatları doğrultusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen bağışlama vaadi sözleşmesi niteliğinde kabul edilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/3342 Esas ve 2013/14113 Karar sayılı ilamında mehir; kocanın evlenme sözleşmesi anında, evliliğin devamı sırasında veya evliliğin sona ermesi halinde kadına belirli bir mal, para veya ekonomik değeri bulunan bir şeyi armağan etmesi olarak ifade edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 285. maddesi uyarınca bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir; ahlaki bir ödevin ifası veya henüz edinilmemiş bir haktan feragat bağışlama sayılmaz. Türk Medeni Kanunu'nun 193. maddesi ise aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her birinin diğeriyle her türlü hukuki işlemi yapabileceğini hükme bağlamıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/14868 Esas ve 2013/17437 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere evlenme sözleşmesi esnasında eşlerden birinin diğerine bir mal veya para vermesi yahut vermeyi vaat edip ertelemesi kanunen yasaklanmamış olup eşler arasındaki cebri icra yasağı kalktığından mehir sözleşmesi hukuken geçerlidir. Mehir alacağının doğabilmesi için taraflar arasında kanunen geçerli bir evliliğin kurulmuş olması şarttır; geçersiz evlilik mehir alacağının doğmasını engeller.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 285Kaynağı aç
MADDE 285- Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir. Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz. B. Bağışlama ehliyeti I. Bağışlayan için
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/3342, K. 2013/14113Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/3342 E.  ,  2013/14113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı, mehir … ile … aralarındaki katılma alacağı ve mehir alacağı davasının kısmen reddine, kısmen kabulüne dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.11.2012 gün ve 558/549 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 2009 yılında evlenen davacı ve davalının 2011 yılında boşandıklarını, evlilik birliği içinde … plaka sayılı aracın edinilerek davalı adına tescil edildiğini, birlikte edinilen araç ve ev eşyalarının toplam değerinin 40.000 TL olduğunu, evlilik birliği kurulurken davacıya mehir olarak verilmesi taahhüt edilen 4 adet 2,5'luk altının davalı tarafından verilmediğini açıklayarak araç ve ev eşyasından kaynaklanan 20.000 TL katılma alacağı ile mehir bedeli 6.800 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı aracın 6.600 TL peşinat ve banka kredisi ile edinildiğini, aracın peşinatının ödenmesinde davalının babasına ait aracın satımından elde edilen 4.000 TL'nin kullanıldığını, kalan taksitlerin davalı tarafından ödendiğini, dava dilekçesinde belirtilen eşyanın birlikte alındığını ancak ikinci el olduklarından iddia edildiği değerde bulunmadığını, mehir olarak verilmesi kararlaştırılan 4 adet altın yerine düğün sırasında fazlası ile altın takıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, edinilmiş mal niteliğindeki araç için 5.506,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren davalıdan tahsiline, ev eşyasının tarafların ortak mülkiyetinde olduğunun tespitine ve boşanma davasında kusurlu olarak görülen taraf davacı olup bağıştan dönme koşulları gerçekleştiğinden mehir alacağı talebinin reddine karar verilmesi üzerine; Hükmün kabule ilişkin bölümü davalı vekili ve redde ilişkin bölümü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar, 25.07.2009 tarihinde evlenmişler 14.01.2011 yılında açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 14.07.2011 kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında, eşler başka bir mal rejimi seçtiklerini ileri sürmediklerinden, eşler arasında evlenme tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince, TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.Dava konusu … plaka sayılı araç 02.12.2009 tarihinde ve ev eşyası tarafların kabulünde olduğu üzere evlilik birliği içinde edinilmiştir. Dosya kapsamı ve dava dilekçesindeki açıklamalara göre; davacı vekilinin talebi araç ve ev eşyası yönünden katılma alacağı isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının belirlenmesi gerekir.Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, dava konusu aracın edinme tarihine, 4.000 TL'nin davalının kişisel malından karşılandığının tarafların kabulünde bulunduğuna, banka kredisinin kalan taksitlerinin boşanma dava tarihinden sonra davalı tarafından ödendiğine, Mahkemece deliller değerlendirilerek karar verildiğine, takdirde de bir isabetsizlik bulunmadığına, bu tür davalarda hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkelerinin gözetilmesi gerektiğine göre, davalı vekilinin araçtan kaynaklanan katılma alacağına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu bölümünün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava konusu ev eşyası tarafların kabulünde olduğu üzere evlilik birliği içinde müştereken edinilmiştir. Evlilik tarihi ve tarafların kişisel mal iddiası bulunmadığı dikkate alındığında söz konusu eşyanın edinilmiş mal olarak kabulü gereklidir. Bu halde Mahkemece davalının elinde bulunan eşyaların karar tarihine en yakın tarihteki değerinin ( sürüm değrinin) tespiti ile bu değerin yarısına TMK'nın 236. maddesi gereğince katılma alacağı olarak karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacı vekilinin mehir senedinden kaynaklanan alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince, davacı 21.11.2008 tarihli mehri müeccel senedinde belirtilen ziynet eşyalarının kendisine verilmediğini iddia etmiştir. Mehir, kocanın evlenme sözleşmesi anında ya da devamı sırasında bazen de sona ermesi halinde kadına belirli bir mal, para veya ekonomik değeri olan bir şeyi armağan etmesidir. Mehri müeccel ise ileriye (evliliğin boşanma ya da ölümle son bulunması haline kadar) yönelik bir bağışlama vaadidir. Somut olayda davacı tarafından imzalanan 21.11.2008 tarihli senette kararlaştırılan altınların davacıya verilmediği davalının savunması ve tanık beyanları ile sabittir. Hal böyle iken davalı tarafından davacı aleyhine olarak mehir senedinin iptali ve bağıştan rücu istemine ilişkin bir dava ve talepte bulunulmadığı, açıklanan hususlar eldeki davada def'i olarak da ileri sürülmediği halde davanın kabulü yerine 6100 sayılı HMK'nın 26 maddesine (HUMK 74) aykırı olarak yazılı şekilde karar vermek doğru değildir.Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 81,80 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 294,30 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/14868, K. 2013/17437Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/14868 E.  ,  2013/17437 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davada, mehir senedinden kaynaklanan 93.279,00 TL alacağın tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istenilmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve %… icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yeni Türk Medeni Kanunu'nun 193. maddesi hükmüne göre, eşlerin birbirlerine karşı borçlarını ödemesi, ödemediği takdirde sonuçlarına katlanması gerekmektedir. Bu yeni düzenleme ile eski Medeni Kanun'un 169. maddesinde hükmünü bulan eşler arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmıştır. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalının 01/…/2009 tarihli mehir senedi ile bir kg altın vermeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Medeni Kanun evlenme sözleşmesi sırasında karı kocadan birinin diğerine bir mal veya para vermesini yada vermeyi vaad edip bir süre ertelemesini yasaklamamıştır. Bu nedenle, mahkemenin kabulünde olduğu gibi mehir sözleşmesi geçerlidir ( 02…..1959 günlü, …/30 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gerekçesi ). Mehri müeccel, ileriye yönelik (evliliğin boşanma ya da ölümle son bulması haline kadar) bir bağışlama vaadidir. Başka bir ifade ile ödenmesi keyfiyeti belirli bir zamana bırakılabilen veya bir olayın gerçekleşmesi sonucuna bağlı tutulan kazanılmış haktır. Borçlar Kanunu'nun 238. (6098 sayılı yeni TBK'nu 288.) maddesinde düzenlenmiş bağışlama vaadi niteliğindedir. Bağışlama vaadinin geçerliliği ise yazılı olma koşuluna bağlıdır ( BK m. 238/… (Yeni TBK 288/…) ( …. HD ….02.1985 – 1984/9153 E., 1985/1223 K., YKD 1985 Sayı, sh. 802 ). Bu alacağın muaccel olması için ise vadenin gelmesi veya şartın gerçekleşmesi şartı aranacaktır. Somut olayda, … …. İcra Müdürlüğünün 2012/6317 esas sayılı takip dosyası celp edilerek yapılan incelemede, davacı tarafından davalı aleyhine …/06/2012 tarihinde 93.000,00-TL asıl alacak, 279,000-TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 93.279,00-TL üzerinden ilâmsız takip yapıldığı ve davalının ….07.2012 tarihli dilekçe ile itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki evlilik birliğinin devam ettiği sabittir. Takibe konu alacak takip tarihi itibariyle henüz istenebilir hale gelmemiştir. Bu durumda mahkemece, mehir senedi ile kararlaştırılan altın bedelinin istenebilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi gerektiği gözetilerek, takip ve itirazın iptali dava tarihi itibariyle muaccel bir alacak bulunmadığından takibe yönelik itirazın iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, itibar edilmeyen gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09…..2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 193Kaynağı aç
Madde 193- Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir. II. Aile konutu

Mehir Türleri ve Muacceliyet: Mehr-i Muaccel ve Mehr-i Müeccel Ayrımı

Mehir alacağı ödenme ve talep edilebilirlik zamanına göre mehr-i muaccel ve mehr-i müeccel olarak ikiye ayrılmaktadır. Mehr-i muaccel, evlilik akdi sırasında veya evliliğin kurulmasıyla birlikte kadına verilmesi kararlaştırılan mehirdir. Mehr-i müeccel ise ödenmesi belirli bir vadeye bırakılan veya evlilik birliğinin boşanma ya da ölüm ile sona ermesi şartına bağlanan ileriye yönelik bir bağışlama vaadidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/14868 Esas ve 2013/17437 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere mehr-i müeccel, ifası belirli bir zamana ertelenebilen ya da belirli bir hukuki olgunun gerçekleşmesine bağlı tutulan bir haktır. Bu kapsamda mehr-i müeccel alacağının talep edilebilir ve muaccel hale gelmesi için tayin edilen vadenin gelmesi yahut evliliğin boşanma veya ölüm ile sona ermesi şartı aranır. Evlilik birliği hukuken sürerken veya açılan boşanma davasına dair karar kesinleşmeden mehr-i müeccel alacağı talep edilemez.

Sözleşmenin Şekil Şartları: Taşınır, Nakit ve Taşınmaz Mehri

Mehir alacağının doğması ve geçerliliği için yazılı bir mehir senedi tanzim edilmesi kural olarak zorunlu bir geçerlilik şartı olmayıp, senedin varlığı ispat kolaylığı sağlamaktadır. Bununla birlikte vaat edilen edimin hukuki niteliği şekil kurallarını etkilemektedir. Mehirin konusunun taşınır bir mal veya nakit para olması halinde resmi şekil şartı aranmaz; sözleşme yazılı veya sözlü olarak kurulabilir ve yazılı senet bulunmasa dahi mehir her türlü delille ispatlanabilir. Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 288. maddesi uyarınca bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. TBK m. 288 uyarınca şekle aykırı bağışlama vaadinin ifa edilmesi halinde kural olarak elden bağışlama hükümleri uygulansa da kanun metni gereğince geçerliliği resmî şekle bağlanan taşınmaz bağışlamaları bu kuralın istisnasını oluşturur; dolayısıyla resmi şekilde yapılmayan taşınmaz mehri geçerlilik kazanmaz. Diğer yandan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/14868 Esas ve 2013/17437 Karar sayılı ilamında mehri müeccel bağışlama vaadi kapsamında ele alınarak geçerliliği yazılı olma koşuluna dayandırılmıştır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 288Kaynağı aç
MADDE 288- Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz. II. Elden bağışlama

Dava Açma Usulü, Görevli Mahkeme ve İhtiyati Tedbir

Mehir alacağı davasında yetkili mahkemenin eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmektedir. Görevli mahkeme konusunda ise alacağın senede bağlanmış olması durumunda genel alacak hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği yönünde değerlendirmeler bulunmakla birlikte, uyuşmazlığın evlilik ilişkisiyle bağlantısı karşısında görev hususunda farklı değerlendirmeler mevcuttur. Mehir alacağı davası ile Türk Medeni Kanunu'nun 202 ve devamı maddelerinde düzenlenen mal rejiminin tasfiyesine dayalı davalar hukuki dayanak ve amaç bakımından birbirinden farklıdır; mal rejimi tasfiyesi evlilik birliğindeki rejim kurallarına dayanırken mehir davası bağışlama vaadi sözleşmesine dayanır. Anlaşmalı boşanma halinde eşler mehir alacağına ve ödeme koşullarına ilişkin hükümleri boşanma protokolüne dahil edebilirler. Dava sürecinde borçlunun mal kaçırma riski veya alacağın tehlikeye düşmesi hallerinde mahkemeden dava öncesinde veya dava sırasında ihtiyati tedbir talep edilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca ihtiyati tedbir talep eden taraf, mahkemece karşı tarafın uğrayabileceği zararları karşılamak üzere teminat göstermekle yükümlü tutulabilir.

İspat Yükü, Ziynet Eşyaları ve İfa Savunması

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi gereğince ispat yükü, iddia ettiği vakıadan lehine hak çıkaran tarafa aittir. Mehir alacağı davasında davacı taraf, mehir anlaşmasının varlığını, miktarını ve ödenmediğini ispat etmek zorundadır. Düğünde takılan ziynet eşyaları ise kim tarafından kime takılmış olursa olsun kural olarak kadına ait sayılır; aksine bir anlaşma veya yerel adet bulunduğunu savunan taraf bu iddiasını ispatlamalıdır. Bu sebeple düğünde kadına takılan takılar açıkça mehir olarak kararlaştırılmadıkça kocanın mehir borcu yerine geçmez. Davalı kocanın mehir senedinde yer alan altın veya ziynet borcunu ifa ettiğini savunması durumunda koca, bu ödeme savunmasını mehir senedi kuvvetindeki yazılı bir delille ispatlamak zorundadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/3342 Esas ve 2013/14113 Karar sayılı ilamına göre, davalı koca tarafından mehir senedinin iptali veya bağıştan rücu davası açılmadığı ve bu husus davada defi olarak ileri sürülmediği takdirde hâkim kendiliğinden bağıştan dönme koşullarının oluştuğundan bahisle mehir istemini reddedemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6892 Esas ve 2023/4682 Karar sayılı ilamına konu olayda olduğu gibi mehir davasında ziynetin öncelikle aynen iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise yasal faiziyle bedelinin tahsili talep edilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6892, K. 2023/4682Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/6892 E.  ,  2023/4682 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2103 E., 2022/2088 K. KARAR : İstina başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/151 E., 2022/311 K. Taraflar arasındaki kişisel eşyaların iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 29.06.2008 tarihinde evlendiğini, Nevşehir Aile Mahkemesi’nin 2018/135 Esas sayılı ilamı ile tarafların boşanmalarına karar verilmekle, kararın kesinleştiğini, 29.04.2008 tarihli mehir senedinde davalı tarafça “mehri müeccel” olarak kadına taahhüt edilen 200 gr 22 ayar altının kadına hiç teslim edilmediğini ayrıca düğünde kadına takılan altınların ise erkeğin yedinde kaldığını, bu altınların mülkiyetinin kadına ait olduğunu ve 29.04.2008 tarihli bağışlama vaadi sözleşmesi niteliğinde olan mehir senedi ile erkeğin kadına vermeyi taahhüt ettiği 200 gr 22 ayar altının mülkiyetinin kadına ait olduğunun tespiti ile öncelikle davalının tarafından kadına aynen teslimine, bu mümkün olmadığı takdirde davalı taraftan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bedellerinin tahsiline, düğünde takılan ve mülkiyeti kadına ait olmasına karşın davalının tasarrufunda bulunun yukarıda belirttiğimiz altınların mülkiyetinin kadına ait olduğunun tespiti ile öncelikle bu altınların kadına aynen iadesine mümkün olmadığı takdirde davalı taraftan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte değerlerinin bedellerinin tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan mehir senedinde 200 gr 22 ayar altın takılacağı beyan ve taahhüt edildiğini, erkeğin iş bu taahhüdünü yerine getirerek düğünlerinde davacıya 22 ayar 20 gr dan 10 adet bilezik taktığını ve sözünü yerine getirdiğini, davacı tarafça iddia edildiği gibi mehri muaccel-mueccel ayrımına gidilmediğini, tarafların arasında ise 200 gr altının mehir olarak belirlendiğini, erkeğin de10 adet bilezik olarak davacıya takıldığını, davacı tarafın iddiasının aksine mehir senedi ile ilgili bir hak ve alacağı kalmadığını, davacıya düğünde takılan bileziklerin bundan ibaret olduğunu, çeyrek ve benzeri altınlar düğünden sonra davacı tarafından bozdurularak 6 adet daha bilezik alındığını, hem çeyrek ve yarım altınlar istediğini hem de bu altınları satarak aldığı bilezikleri isteyen davacının kötü niyetli olduğunu, ayrıca düğünde takıldığı iddia edilen tam altınların davacıya hiç takılmadığını, davacı kendisine takılan iş bu altınların bir kısmını düğünden birkaç yıl sonra satarak kendi adına 50 FS 250 plakalı wolksvagen polo marka aracı aldığını, bir kısmı ile de boşanmadan birkaç yıl önce babasının satın aldığı daireye ciddi miktarda katkı sağladığını, kalan altınlar ise kendisinde olup babasının talimatı ile boşanma arefesinde Konya' ya götürerek ailesine emaneten teslim ettiğini, kadını evlilikleri boyunca iyi maddî ve manevî şartlarda yaşattığını, hiçbir şekilde davacının altınlarına dokunmak zorunda kalmadığını, kadının da altınlarını bozdurmak gibi bir zorunluğunun hiçbir zaman olmadığını, ispat külfetinin davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadına netice-i talebini açıklaması için 1 haftalık kesin süre verildiğini ve duruşmada gerekli ihtaratın yapıldığını ancak davacı tarafça ilgili eksikliğin giderilmediğini, ıslah dilekçesinde dava dilekçesinde ileri sürülmeyen ziynet kalemlerinin talep edildiğini, bu suretle davacının kanuni kesin süre içerisinde meri muaccel ziynet talebi yönünden açık bir şekilde talep sonucu sunamadığını, ilgili ara karar gereği bu istem yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini ayrıca mehri müeccel talep yönünden davalının babası olan tanık Bayram'ın mehir senedi ile düğünde takılan 10 bileziği kastettiklerini belirttiğini, dosyada bulunan mehir senedinde de taraflar arasındaki uyuşmanın ileriye yönelik bir bağış vaadi olduğuna ilişkin bir açıklama veya kaydın bulunmadığını, davacı tanıklarının mehir senedinin yapılış anına şahit olduğunu ancak o an dahi mehir senedinde kararlaştırılan hususların ileriye yönelik bir anlaşma olduğuna dahi taraflar arasında bir görüşme veya iletişimin bulunmadığını belirttiklerini, mehir senedinde ziynetlerin mehri müeccel olduğuna ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını, sadece bu şekilde düşündüklerini ayrıca davalı tanıklarının davacıya taktıklarını belirttikleri 10 bileziğin mehir senedinde kararlaştırılan 200 grama tekabül ettiği de gözetildiğinde ilgili talep yönünden davacı tarafın mehir senedinde yazılı ziynetin mehri müeccel olduğunu ispatlayamadığının kabulü gerektiği gerekçesi ile, mehri müeccel ziynet talebi yönünden davanın esastan reddine, düğünde takılan ziynet talepleri yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı kadın vekili hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, mehir senedini ifa ettiğini ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğunu, davalının edimini ispat edemediğini, düğünde geniş aile tarafından takılan altınların mehir senedinin ifası anlamına gelmediğini, düğünde takılan altınlar ile mehir senedi arasında illiyet bağı bulunmadığını, mehir senedinin mehri müeccel niteliğinde olduğundan mehir senedinde belirtilen ziynet eşyalarına ilişkin talebin kabul edilmesi gerektiğini, açık bir şekilde talep sonucunun dava dilekçesinde yer aldığını, ıslah dilekçesinde de talep konusu ziynetlerin cins ve miktarlarının ayrı ayrı belirtildiği halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün tamamı yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kadının dava dilekçesinde talep sonucunu açık bir şekilde belirtmemiş olsa dahi ıslah dilekçesi ile talebini açıkladığını, dolayısıyla mahkemece açılmamış sayılma kararı verilen ziynet eşyaları yönünden yargılamaya devam edilerek esastan karar verilmesi gerektiğini, düğünde takılan ziynet eşyalarının kim tarafından, kime takılmış ve kime özgü olursa olsun karine olarak kadına ait olduğunu, erkek eşin aksine aralarında anlaşma yaptıklarını ya da yerel adet olduğunu iddia ve ispat etmesi halinde paylaşım anlaşma ya da yerel adete göre yapılıacağını, yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan tanık beyanları ve bilirkişi raporu ile tarafların düğününde 107 adet çeyrek altın, 15 adet tam altın, 3 adet yarım altın, 16 adet bilezik ve 1 altın set takımı takıldığının sabit olduğunu, davacının iddiası ve davalının da cevap dilekçesindeki beyanları ile kabulünde olduğu üzere düğünden sonra tarafların birlikte 107 adet çeyrek altın, 15 adet tam altın, 3 adet yarım altını birlikte sarrafta bozdurarak 5 bilezik ve 1 adet elde yapma bilekliğe çevirdiklerini, sonuçta kadına ait olan 21 adet 22 ayar 25'er gram bilezik, 1 adet 22 ayar gerdanlıklı set ve 1 adet 7 adet çeyrek altınlı 10 gram çerçeveli bilekliğin davalı tarafça davacıdan alınarak babasının kasasına konulduğunu, davalı tarafça bu ziynet eşyalarının kadına iade edildiğinin veya iade edilmemek üzere kendisine verildiğinin iddia ve ispat edilmediğini, 107 adet çeyrek altın, 15 adet tam altın, 3 adet yarım altının aynen iadesinin talep edilmesine yasal olanak bulunmadığı kabul edilerek dairece davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda ve 22.11.2021 havale tarihli kuyumcu bilirkişi raporunda belirtilen bedel üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiğini, diğer taraftan davacının mehir senedinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olarak davalının mehir senedinden kaynaklanan 200 gr 22 ayar altına ilişkin borcunu düğünde davacıya takılan 10 adet bilezik ile ödediğini ileri sürdüğünü, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu savunmaya üstünlük tanındığını ancak davalının davacıya mehir senedinden kaynaklanan 200 gram 22 ayar altın borcunu ödediğini mehir senedi kuvvetindeki yazılı bir delille ispat edemediğini, tanık beyanlarından da davalının ailesi tarafından davacı kadına takılan 10 bileziğin davacıya düğün vesilesiyle davalının amcalarının da aralarında bulunduğu geniş ailesi tarafından hediye edildiğinin anlaşıldığını, tarafların düğününde ayrıca davalı tarafından davacıya 22 ayar 200 gram altın takılmadığını, dolayısıyla savunmasını ispat edemediği gerekçesi ile kadının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davacı tarafından açılan davanın kabulü ile; 22 ayar 25'er gram 21 adet bilezik (170.100,00 TL), 1 adet 22 ayar 65 gram set ( işçilik dahil 23.140,00 TL), 1 adet çerçevesi 14 ayar 10 gram 7 adet çeyrek altınlı bilekliğin ( işçilik dahil 6.380,00 TL) ve mehir senedinden kaynaklanan 22 ayar 200 gram altının ( 64.800,00 TL) davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde bedelleri toplamı olan 264.420,00 TL'nin dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 24.02.2020 tarihinden itibaren bakiye kısmın ıslah tarihi olan 14.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı erkek vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle, dosyaya sunulan mehir senedinde 200 gr 22 ayar altın takılacağının beyan ve taahhüt edildiğini, davalı ve babasının iş bu taahhüdünü yerine getirerek düğünlerinde davacıya 22 ayar 20 gr dan 10 adet bilezik taktığını ve sözünü yerine getirdiğini, düğünde takılan 10 adet bileziğin davalının babasının aile şirketi tarafından, amcaların da dahil olduğu geniş aile tarafından takılmış olmasının dahi borçlanılan edimin yerine getirildiği gerçeğini değiştirmeyeceğini, üçüncü bir kişi tarafından dahi gerçekleştirilen ödemenin borcu sona erdireceğini, kadının kendisine takılan iş bu altınların bir kısmını düğünden birkaç yıl sonra satarak kendi adına … plakalı wolksvagen polo marka aracı aldığını, bir kısmı ile de boşanmadan birkaç yıl önce babasının satın aldığı daireye ciddi miktarda katkı sağladığını, kalan altınların ise kendisinde olduğunu ve babasının talimatı ile boşanma arefesinde Konya' ya götürerek ailesine emaneten teslim edildiğini belirterek davanın kabulü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadın tarafından açılan düğünde takılan altınlar ile mehri müeccel olduğunu ileri sürdükleri, ziynet alacağına ilişkin davada, davanın kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve ispat noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 1 inci ve 6 ncı maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı, 191 inci, 194 üncü, 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 285 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Zamanaşımı Süreleri ve Alacağın Talep Edilebileceği Kişiler

Mehir alacağı şahsi bir hak niteliğinde olup yalnızca borçlu konumundaki kocaya veya vefatı halinde mirasçılarına karşı ileri sürülebilir; borcun tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı mehir davası açılamaz. Evliliğin erkeğin ölümüyle sona ermesi halinde kadın, mehir alacağını eşinin mirasından talep etme hakkına sahiptir. Bağışlama vaadi niteliğindeki mehir alacakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde düzenlenen genel zamanaşımı hükmüne tabidir; kanunda aksine hüküm bulunmadığından mehir alacakları on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresi mehir alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Mehr-i müeccel niteliğindeki alacaklar evliliğin sona ermesiyle talep edilebilir hale geldiğinden, zamanaşımı süresi boşanma kararının kesinleştiği veya eşin ölümünün gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
Mehir senedi olmadan mehir alacağı davası açılabilir mi?

Evet, mehir alacağının doğması için mehir senedi düzenlenmesi zorunlu bir geçerlilik şartı değildir; konusu taşınır mal veya nakit para olan mehir alacakları yazılı bir senet bulunmasa dahi her türlü delille ispatlanarak talep edilebilir.

Mehri müeccel boşanma davası kesinleşmeden istenebilir mi?

Hayır, mehri müeccel evliliğin sona ermesi şartına bağlı bir bağışlama vaadi niteliğinde olduğundan boşanma kararının kesinleşmesinden veya eşin vefatından önce talep edilebilir hale gelmez ve evlilik sürerken istenemez.

Düğünde takılan altınlar mehir borcundan sayılır mı?

Düğünde takılan ziynet eşyaları aksine bir anlaşma veya yerel adet ispatlanmadıkça kadına ait sayılır; açıkça mehir olarak kararlaştırılmadığı müddetçe kocanın mehir borcunu ifa etmiş sayılmaz.

Taşınmaz mehir sözleşmesi nasıl yapılmalıdır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 288. maddesi uyarınca bir taşınmazın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır; resmi şekil şartına uyulmaksızın yapılan taşınmaz mehir sözleşmeleri geçerli kabul edilmez.

Mehir borcunun ödendiğini iddia eden koca bunu nasıl ispatlar?

Mehir senedinde yazılı altın ve ziynet borcunu ödediğini savunan davalı koca, bu ifa savunmasını mehir senedi kuvvetindeki yazılı bir delille ispat etmek zorundadır.

Mehir alacağı eşin ailesinden talep edilebilir mi?

Hayır, mehir alacağı şahsi bir hak olup yalnızca borçlu kocaya veya onun ölümü halinde mirasçılarına karşı ileri sürülebilir; eşin ailesi dahil üçüncü kişilere karşı dava açılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu