Mehir Alacağının Hukuki Niteliği ve Geçerlilik Şartları
Türk hukuk mevzuatında mehire ilişkin doğrudan bir kanuni düzenleme yer almamaktadır. Buna karşın sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında mehir, Yargıtay içtihatları doğrultusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen bağışlama vaadi sözleşmesi niteliğinde kabul edilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/3342 Esas ve 2013/14113 Karar sayılı ilamında mehir; kocanın evlenme sözleşmesi anında, evliliğin devamı sırasında veya evliliğin sona ermesi halinde kadına belirli bir mal, para veya ekonomik değeri bulunan bir şeyi armağan etmesi olarak ifade edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 285. maddesi uyarınca bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir; ahlaki bir ödevin ifası veya henüz edinilmemiş bir haktan feragat bağışlama sayılmaz. Türk Medeni Kanunu'nun 193. maddesi ise aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her birinin diğeriyle her türlü hukuki işlemi yapabileceğini hükme bağlamıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/14868 Esas ve 2013/17437 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere evlenme sözleşmesi esnasında eşlerden birinin diğerine bir mal veya para vermesi yahut vermeyi vaat edip ertelemesi kanunen yasaklanmamış olup eşler arasındaki cebri icra yasağı kalktığından mehir sözleşmesi hukuken geçerlidir. Mehir alacağının doğabilmesi için taraflar arasında kanunen geçerli bir evliliğin kurulmuş olması şarttır; geçersiz evlilik mehir alacağının doğmasını engeller.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 285Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/3342, K. 2013/14113Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/14868, K. 2013/17437Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 193Kaynağı aç
Mehir Türleri ve Muacceliyet: Mehr-i Muaccel ve Mehr-i Müeccel Ayrımı
Mehir alacağı ödenme ve talep edilebilirlik zamanına göre mehr-i muaccel ve mehr-i müeccel olarak ikiye ayrılmaktadır. Mehr-i muaccel, evlilik akdi sırasında veya evliliğin kurulmasıyla birlikte kadına verilmesi kararlaştırılan mehirdir. Mehr-i müeccel ise ödenmesi belirli bir vadeye bırakılan veya evlilik birliğinin boşanma ya da ölüm ile sona ermesi şartına bağlanan ileriye yönelik bir bağışlama vaadidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/14868 Esas ve 2013/17437 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere mehr-i müeccel, ifası belirli bir zamana ertelenebilen ya da belirli bir hukuki olgunun gerçekleşmesine bağlı tutulan bir haktır. Bu kapsamda mehr-i müeccel alacağının talep edilebilir ve muaccel hale gelmesi için tayin edilen vadenin gelmesi yahut evliliğin boşanma veya ölüm ile sona ermesi şartı aranır. Evlilik birliği hukuken sürerken veya açılan boşanma davasına dair karar kesinleşmeden mehr-i müeccel alacağı talep edilemez.
Sözleşmenin Şekil Şartları: Taşınır, Nakit ve Taşınmaz Mehri
Mehir alacağının doğması ve geçerliliği için yazılı bir mehir senedi tanzim edilmesi kural olarak zorunlu bir geçerlilik şartı olmayıp, senedin varlığı ispat kolaylığı sağlamaktadır. Bununla birlikte vaat edilen edimin hukuki niteliği şekil kurallarını etkilemektedir. Mehirin konusunun taşınır bir mal veya nakit para olması halinde resmi şekil şartı aranmaz; sözleşme yazılı veya sözlü olarak kurulabilir ve yazılı senet bulunmasa dahi mehir her türlü delille ispatlanabilir. Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 288. maddesi uyarınca bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. TBK m. 288 uyarınca şekle aykırı bağışlama vaadinin ifa edilmesi halinde kural olarak elden bağışlama hükümleri uygulansa da kanun metni gereğince geçerliliği resmî şekle bağlanan taşınmaz bağışlamaları bu kuralın istisnasını oluşturur; dolayısıyla resmi şekilde yapılmayan taşınmaz mehri geçerlilik kazanmaz. Diğer yandan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/14868 Esas ve 2013/17437 Karar sayılı ilamında mehri müeccel bağışlama vaadi kapsamında ele alınarak geçerliliği yazılı olma koşuluna dayandırılmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 288Kaynağı aç
Dava Açma Usulü, Görevli Mahkeme ve İhtiyati Tedbir
Mehir alacağı davasında yetkili mahkemenin eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmektedir. Görevli mahkeme konusunda ise alacağın senede bağlanmış olması durumunda genel alacak hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği yönünde değerlendirmeler bulunmakla birlikte, uyuşmazlığın evlilik ilişkisiyle bağlantısı karşısında görev hususunda farklı değerlendirmeler mevcuttur. Mehir alacağı davası ile Türk Medeni Kanunu'nun 202 ve devamı maddelerinde düzenlenen mal rejiminin tasfiyesine dayalı davalar hukuki dayanak ve amaç bakımından birbirinden farklıdır; mal rejimi tasfiyesi evlilik birliğindeki rejim kurallarına dayanırken mehir davası bağışlama vaadi sözleşmesine dayanır. Anlaşmalı boşanma halinde eşler mehir alacağına ve ödeme koşullarına ilişkin hükümleri boşanma protokolüne dahil edebilirler. Dava sürecinde borçlunun mal kaçırma riski veya alacağın tehlikeye düşmesi hallerinde mahkemeden dava öncesinde veya dava sırasında ihtiyati tedbir talep edilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca ihtiyati tedbir talep eden taraf, mahkemece karşı tarafın uğrayabileceği zararları karşılamak üzere teminat göstermekle yükümlü tutulabilir.
İspat Yükü, Ziynet Eşyaları ve İfa Savunması
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi gereğince ispat yükü, iddia ettiği vakıadan lehine hak çıkaran tarafa aittir. Mehir alacağı davasında davacı taraf, mehir anlaşmasının varlığını, miktarını ve ödenmediğini ispat etmek zorundadır. Düğünde takılan ziynet eşyaları ise kim tarafından kime takılmış olursa olsun kural olarak kadına ait sayılır; aksine bir anlaşma veya yerel adet bulunduğunu savunan taraf bu iddiasını ispatlamalıdır. Bu sebeple düğünde kadına takılan takılar açıkça mehir olarak kararlaştırılmadıkça kocanın mehir borcu yerine geçmez. Davalı kocanın mehir senedinde yer alan altın veya ziynet borcunu ifa ettiğini savunması durumunda koca, bu ödeme savunmasını mehir senedi kuvvetindeki yazılı bir delille ispatlamak zorundadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/3342 Esas ve 2013/14113 Karar sayılı ilamına göre, davalı koca tarafından mehir senedinin iptali veya bağıştan rücu davası açılmadığı ve bu husus davada defi olarak ileri sürülmediği takdirde hâkim kendiliğinden bağıştan dönme koşullarının oluştuğundan bahisle mehir istemini reddedemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6892 Esas ve 2023/4682 Karar sayılı ilamına konu olayda olduğu gibi mehir davasında ziynetin öncelikle aynen iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise yasal faiziyle bedelinin tahsili talep edilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6892, K. 2023/4682Kaynağı aç
Zamanaşımı Süreleri ve Alacağın Talep Edilebileceği Kişiler
Mehir alacağı şahsi bir hak niteliğinde olup yalnızca borçlu konumundaki kocaya veya vefatı halinde mirasçılarına karşı ileri sürülebilir; borcun tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı mehir davası açılamaz. Evliliğin erkeğin ölümüyle sona ermesi halinde kadın, mehir alacağını eşinin mirasından talep etme hakkına sahiptir. Bağışlama vaadi niteliğindeki mehir alacakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde düzenlenen genel zamanaşımı hükmüne tabidir; kanunda aksine hüküm bulunmadığından mehir alacakları on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresi mehir alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Mehr-i müeccel niteliğindeki alacaklar evliliğin sona ermesiyle talep edilebilir hale geldiğinden, zamanaşımı süresi boşanma kararının kesinleştiği veya eşin ölümünün gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Mehir senedi olmadan mehir alacağı davası açılabilir mi?
Evet, mehir alacağının doğması için mehir senedi düzenlenmesi zorunlu bir geçerlilik şartı değildir; konusu taşınır mal veya nakit para olan mehir alacakları yazılı bir senet bulunmasa dahi her türlü delille ispatlanarak talep edilebilir.
Mehri müeccel boşanma davası kesinleşmeden istenebilir mi?
Hayır, mehri müeccel evliliğin sona ermesi şartına bağlı bir bağışlama vaadi niteliğinde olduğundan boşanma kararının kesinleşmesinden veya eşin vefatından önce talep edilebilir hale gelmez ve evlilik sürerken istenemez.
Düğünde takılan altınlar mehir borcundan sayılır mı?
Düğünde takılan ziynet eşyaları aksine bir anlaşma veya yerel adet ispatlanmadıkça kadına ait sayılır; açıkça mehir olarak kararlaştırılmadığı müddetçe kocanın mehir borcunu ifa etmiş sayılmaz.
Taşınmaz mehir sözleşmesi nasıl yapılmalıdır?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 288. maddesi uyarınca bir taşınmazın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır; resmi şekil şartına uyulmaksızın yapılan taşınmaz mehir sözleşmeleri geçerli kabul edilmez.
Mehir borcunun ödendiğini iddia eden koca bunu nasıl ispatlar?
Mehir senedinde yazılı altın ve ziynet borcunu ödediğini savunan davalı koca, bu ifa savunmasını mehir senedi kuvvetindeki yazılı bir delille ispat etmek zorundadır.
Mehir alacağı eşin ailesinden talep edilebilir mi?
Hayır, mehir alacağı şahsi bir hak olup yalnızca borçlu kocaya veya onun ölümü halinde mirasçılarına karşı ileri sürülebilir; eşin ailesi dahil üçüncü kişilere karşı dava açılamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

