Kiraya Verenin Tahliye Sebepleri ve Dava Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Kiraya Verenin Tahliye Sebepleri ve Dava Şartları

Kiraya verenin kira sözleşmesini sona erdirerek kiralananın tahliyesini talep etme hakkı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında belirli sebeplere ve sürelere bağlanmıştır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme süresinin sona ermesi kiraya verene fesih hakkı vermez; tahliyenin sağlanabilmesi için kanunda açıkça düzenlenen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi gerekir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 347Kaynağı aç
MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir. 2. Bildirimin geçerliliği a. Şekil

Sözleşme Süresi ve On Yıllık Uzama Dönemi

Konut ve çatılı işyeri niteliğindeki taşınmazlarda, belirli süreli kira akdi süresinin dolması kural olarak kiraya verene tahliye hakkı vermez. Sözleşme vadesinin dolmasına en az onbeş gün kala kiracı tarafından fesih bildirimi yapılmadığı takdirde, kira bağı aynı şartlar çerçevesinde birer yıllık dönemlerle yenilenmiş kabul edilir; bu nedenle mülk sahibi yalnızca sözleşme süresinin bittiğini öne sürerek fesih yoluna gidemez.

Sözleşmenin belirli süreli yapıldığı hallerde on yıllık uzama evresi tamamlandığında, kiraya veren takip eden her yenileme yılının bitiş tarihinden en az üç ay evvel yazılı fesih ihbarı ulaştırmak kaydıyla haklı bir gerekçe ileri sürmeksizin akdi sonlandırabilir. Belirsiz süreli kira ilişkilerinde ise kiracı her vakit fesih hakkını kullanabilirken; kiraya veren ancak sözleşme başlangıcından itibaren on yıllık süre dolduktan sonra genel hükümlerdeki fesih bildirim esaslarına uyarak ilişkiyi noktalayabilir.

Kiraya Veren ve Malik Sıfatı ile Birlikte Mülkiyet

Kira sözleşmesinde kiraya veren ile taşınmazın maliki farklı kişiler olabilir; taşınmaz maliki kiraya verme konusunda bir başkasına yetki tanıyabilir. Bununla birlikte sözleşmenin tarafı olmayan malik tahliye davası açmadan önce kiracıya malik sıfatını bildiren bir ihtarname göndermeli ve kiracıya makul bir cevap süresi tanımalıdır.

Kiralanan taşınmazın paylı mülkiyete veya elbirliği mülkiyetine tabi olması durumunda tahliye davası bölünemez nitelikte olup kiraya verenler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunur. Bu nedenle kiracıya gönderilecek ihtarnamenin tüm kiraya verenler tarafından birlikte gönderilmesi gerekir ve ihtardaki taraf eksikliği sonradan tamamlanamaz. Davanın tek bir kiraya veren tarafından açılması durumunda ise diğer kiraya verenlerin sonradan davaya katılarak süreci sürdürmesi mümkündür.

Gereksinim Sebebiyle Tahliye

Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi uyarınca kiraya veren ya da sözleşmenin tarafı olmayan malik; taşınmazı bizzat kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu yahut kanunen bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin konut veya işyeri ihtiyacı doğrultusunda kullanma mecburiyetindeyse mahkemeye başvurarak tahliye isteyebilir. Bu hukuki sebebe dayanılarak açılan davalarda tahliye kararı verilebilmesi bakımından, ileri sürülen gereksinimin gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun yargılama sürecinde ispatlanması zorunludur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 350Kaynağı aç
MADDE 350- Kiraya veren, kira sözleşmesini; 1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, 2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir. b. Yeni malikin gereksinimi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/966, K. 2015/6001Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2015/966 E.  ,  2015/6001 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği TBK.’nun 350. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiraya veren veya kiraya veren durumunda olmayan malik ancak kendisinin, eşinin alt soyu ve üst soyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.02.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kiraya veren vekili 09.05.2014 tarihinde açmış olduğu işbu dava ile müvekkilinin kızının eşinin İstanbul İline tayininin çıktığını ayrıca torununun üniversite eğitimini İstanbul'da tamamlamayı istediğini konut ihtiyacı nedeniyle kızı ve ailesinin dava konusu taşınmazda oturacağını, davalıya noter kanalıyla kiralananın ihtiyaç nedeniyle tahliye edilmesini bildirir, ihtarın gönderilmesine ve kira sözleşmesinin bitmiş olmasına rağmen taşınmazı halen boşaltmadığını belirterek konut ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, davacının amacının kendisini tahliye ettirip daha yüksek bedelle kiraya vermek olduğunu, davacının ihtiyacının samimi ve gerçekçi olmadığını belirterek davanın reddine Karar verilmesini savunmuştur. Dosya kapsamı itibariyle davacının damadının dava açılmadan önce… ilçesine tayininin çıktığı, torununun ise dava açıldıktan sonra … Üniversitesine kaydının yapıldığı dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar davacının damadının dava açıldıktan sonra tayininin çıktığı ve dava açılmadan önce kira bedelinin artırılması için ihtar çekildiğinden, davacı yönünden ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; Kira ilişkisinin devamı süresince kira bedelinin artırılmasının istenmesi doğal olup, bu isteğin aleyhine değerlendirmek olanaksızdır. Kira bedelinin artırılması istemi tek başına ihtiyacın samimiyetsizliğini göstermez. Ayrıca davacının damadının dava açılmadan önce tayininin İstanbul'a yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı dinlettiği tanıklarının beyanları ile de ihtiyaç iddiasını kanıtlamıştır. Bu durumda ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile davalının tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Konut veya işyeri ihtiyacının tahliyeye dayanak oluşturabilmesi için süreklilik taşımayan geçici durumların bulunmaması, gereksinimin henüz doğmamış ya da gerçekleşmesi uzun bir vadeye bağlanmış olmaması aranır. Dava açıldığı sırada mevcut olan ihtiyacın yargılama boyunca varlığını sürdürmesi esastır. Kira süreci devam ederken kira bedelinin yükseltilmesinin talep edilmiş olması, gereksinim iddiasının samimi olmadığını tek başına ortaya koymaz. Benzer şekilde kiraya verenin veya hak sahibinin eşinin mülkiyetinde kiralanmış durumda başkaca konutların yer alması dava konusu yerin tahliyesine engel oluşturmaz; taşınmaz sahibi kiradaki seçenekleri arasından dilediği mülk yönünden ihtiyaç davası ikame edebilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/6168, K. 2012/9733Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2012/6168 E.  ,  2012/9733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan Ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; davacı vekili, dava dilekçesinde,davalının … Cami'nin alt katındaki dükkanda 20.07.2002 tarihinden beri kiracı olduğunu,son olarak 20.7.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini, davalının kiracı olduğu yerin dernek faaliyetleri sebebiyle kültürel maksatlı kütüphane olarak kullanılacağını,davalıya 17.6.2011 keşide tarihli ihtar gönderildiğini belirterek, 6570 sayılı Yasanın 7/c maddesi gereğince tahliyesini talep ve dava etmiştir. Davalı,davacı ihtiyacının gerçek ve samimi olmadığını,amacın başka kişilere kiraya vermek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ihtiyacın gerçek ve samimi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davanın dayanağı durumundaki 20.7.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiracılık ilişkisinin 20/07/2002 tarihinde başladığı, 20/07/2006 tarihinde yazılı olarak bir yıl süreyle yenilendiği ve bugüne kadar yasa gereği birer yıllık sürelerle uzaya geldiği anlaşılmıştır. Kiralanan … Cami'nin alt katında olup, kasap olarak kullanılmaktadır. Davacı dernek, dernek faaliyetleri sebebiyle kültürel maksatlı kütüphane olarak kullanılacağı gerekçesiyle ihtiyaç nedeniyle tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda,davacı dernek tarafından kütüphane olarak kullanılan yerin 23.20 m2, dava konusu yerin ise toplam 31.40 m2 olup daha büyük olduğunu,dava konusu yerin kütüphane vs. gibi kullanımlara uygun olduğunu bildirmiştir. Davacı,mevcut kütüphanenin dernek büro faaliyetleri içinde kullanılan bir yer olup, yetersiz olduğunu bildirmiştir. Davacı tanıkları mevcut kütüphanenin ihtiyacı karşılamadığını,derneğe ait büronun içinde ve dar bir yer olduğunu,davacı derneğin kiralananı kütüphane olarak kullanmak istediğini belirterek ihtiyaç iddiasını doğrular şekilde beyanda bulunmuşlardır. Davacı derneğin bürosu olarak kullanılan yerin keşif yoluyla belirlenen yüzölçümü 23.20 m2'dir. Bu büyüklükteki yerin davacının büro ihtiyacını ancak karşılayabileceğinin kabulü gerekir. Kütüphane ihtiyacının sosyal ve kültürel bir gereksinim olduğu, hem cami cemaatine hem de cami cemaati dışında ihtiyaç duyan diğer tüm mahalle sakinlerine hitap ettiğinden, davacıya ait bürodan bağımsız olarak bir kütüphanenin bulunması gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Davacı derneğin aynı zamanda, din kültürünü geliştirme amaçlı kurulduğu ve bu alanda faaliyette bulunduğu olgusu dikkate alındığında, kütüphane ihtiyacının, dava konusu kiralananın büyüklüğü, bulunduğu konumu ve diğer özelliklerine nazaran samimi, ciddi ve zorunlu olduğu sonucuna varılmalıdır. Mahkemece, bilirkişinin “keşif sırasında kütüphanede kitap okuyan herhangi bir kişi gözlenmemiştir” şeklindeki subjektif görüşünün dikkate alınması doğru değildir. Zira keşif sırasında kitap okunmaması diğer vakitlerde de okunmadığını ve ihtiyacın samimi olmadığını göstermez. Mahkemece, yukarıdaki ilkeler ve açıklamalar dikkate alınarak davacının ihtiyacının gerçek ve samimi olduğunun kabulü ile tahliyeye karar verilmesi gerekirken, soyut ve subjektif gerekçelerle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/13898, K. 2015/379Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2014/13898 E.  ,  2015/379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/09/2014 NUMARASI : 2013/609-2014/610 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin malik ve kiralayanı bulunduğu taşınmazın 22/09/2012 tarihli ve bir yıllık kira sözleşmesi ile davalıya kiralandığını, davalının kiracı olduğu taşınmaza halen kirada oturan müvekkilinin oğlu Y.. Ö..'ın ihtiyacı olduğunu belirterek konut ihtiyacı nedeniyle davalının kira sözleşmesinin feshine, kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olmadığını, dava konusu taşınmaz dışında bir çok taşınmazı bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının oğlu Y.. Ö..'ın eşine ait dava konusu taşınmazın bulunduğu sitede içinde kiracısı bulunan bir adet konut niteliğinde taşınmazı olduğu, davacının oğlu Y.. Ö..'ın eşi ile birlikte oturmak için ihtiyaç duyduğu evin öncelikle eşinin maliki olduğu konut olması gerektiğini, ihtiyaç sahibinin eşinin, maliki olduğu taşınmazın tahliyesini talep edebilecek durumdayken davacının, oğlunun ihtiyacı için tahliye talep etmesinin gerçek ve samimi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Taraflar arasında 22/09/2012 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. TBK, kiraya verene kiralananı kendisi, eşi, alt soyu, üst soyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut ihtiyacı için tahliye isteme hakkı tanımış olup davacı, oğlu Y.. Ö..'ın konut ihtiyacı nedeniyle dava açmıştır. Davacının ve ihtiyaçlının eşinin, kirada bulunan, konut niteliğinde taşınmazları bulunması dava konusu taşınmazın tahliyesinin istenilmesine engel değildir. Davacı tanıkları da davacının oğlunun kirada oturduğunu, davacının diğer taşınmazlarında da kiracıların bulunduğu beyan etmişlerdir. Bu durumda davacının oğlu Y.. Ö..'ın konut ihtiyacının gerçek, zorunlu ve samimi olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Gereksinime dayalı fesih davaları belirli süreli bağıtlarda dönem bitiminden, belirsiz süreli sözleşmelerde ise kira hukukunun genel fesih dönemi ve ihbar süreleri gözetilerek saptanacak tarihten itibaren bir aylık hak düşürücü süre zarfında açılmalıdır. Ancak kanuni dava ikame süresi dolmadan evvel mülk sahibi tarafından dava açılacağı kiracıya yazılı şekilde ihbar edilmişse, tahliye davası açma hakkı bir kira yılı boyunca uzatılmış kabul edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 353Kaynağı aç
MADDE 353- Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır. 4. Dava sebeplerinin sınırlılığı2

Yeniden İnşa, İmar ve Esaslı Onarım

Taşınmazın baştan inşa edilmesi yahut imar maksadıyla esaslı tamiratı, büyütülmesi ya da dönüştürülmesi zorunlu olup bu müdahaleler esnasında kiralanan yerde oturulması veya faaliyet yürütülmesi fiilen imkânsız hale geliyorsa sözleşme dava yoluyla feshedilebilir. Söz konusu tahliye davası; belirli süreli akitlerde vade nihayetinde, belirsiz süreli ilişkilerde ise genel hükümlerdeki fesih bildirim takvimine göre belirlenen andan itibaren bir ay içinde ikame edilmelidir. Dava hakkının kullanılacağı bu süre zarfında kiracıya yazılı olarak bildirilmişse, dava açma müddeti takip eden kira yılı sonuna dek uzar.

Yeni Malikin Gereksinimi Nedeniyle Tahliye

Kira konusu mülkü sonradan satın alan ya da edinen yeni malik; kendisinin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya kanunen bakımıyla yükümlü olduğu şahısların konut yahut işyeri ihtiyacı bulunması halinde tahliye talep edebilir. Bu haktan yararlanabilmek için taşınmazın devralındığı tarihten itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yöneltilmesi ve bu ihtardan itibaren altı aylık bekleme süresinin ardından mahkemede dava ikame edilmesi gerekir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 351Kaynağı aç
MADDE 351- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. 2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

Kiralananı sonradan edinen kişi, gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını dilerse kira sözleşmesi süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.

Kiracıdan Kaynaklanan Tahliye Nedenleri

Taşınmazın kiracıya fiilen tesliminin ardından kiracı tarafından belirli bir günde tahliye edileceğine dair yazılı taahhüt verilmiş ve bu günde taşınmaz boşaltılmamışsa mülk sahibi yasal yollara başvurabilir. Kiraya veren, taahhüt edilen tarihten itibaren bir aylık süre içinde icra dairesine başvurarak ilamsız tahliye takibi başlatabilir veya sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir. 3. Dava süresinin uzaması

Kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde işletilebilecek bir diğer yol iki haklı ihtar nedenine dayanır. Bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira vadesi içinde, bir yıl veya daha uzun süreli sözleşmelerde ise tek bir kira yılı ya da bu süreyi aşan dönem boyunca ödenmeyen kiralar sebebiyle kiracıya iki ayrı haklı yazılı ihtar gönderilmişse tahliye imkânı doğar. Kiraya veren, bir yıldan kısa kiralarda sözleşme bitiminden, bir yıldan uzun süreli kiralarda ise ihtarların çekildiği kira yılının sona ermesinden itibaren bir ay içinde dava açarak sözleşmeyi feshedebilir.

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutunun bulunması durumunda, kiraya veren sözleşmenin kurulması sırasında bu durumu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirebilir.

Kira Borcunun Ödenmemesi, Temerrüt ve Hapis Hakkı

Taraflarca aksine bir anlaşma yapılmamışsa ve yerel örf aksini gerektirmiyorsa, kira parasının ve varsa yan masrafların her ay nihayetinde veya en geç sözleşme süresi hitamında ödenmesi kanuni bir borçtur. Taşınmazın kullanımına başlanmasından sonra ödeme günü gelen kira yahut yan gider borçlarının ifa edilmemesi vaziyetinde kiraya veren temerrüt hükümlerine başvurma yetkisine kavuşur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 314Kaynağı aç
MADDE 314- Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür. 3. Kiracının temerrüdü
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 315Kaynağı aç
MADDE 315- Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. II. Özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu

Kiracı borcunu ifa etmezse kiraya veren, kiracıya yazılı bir süre verip bu sürede de ifa etmeme durumunda sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Bu süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, diğer kiralarda en az on gündür. Kanunen tanınan bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

Gayrimenkul kiralarında mülk sahibi, geriye dönük bir yıllık vadesi dolmuş kira ile işlemeye devam eden altı aylık kira alacağını teminat altına almak maksadıyla, taşınmazda yer alan tefrişat veya kullanım eşyaları üzerinde hapis hakkı ileri sürebilir. Bu teminat yetkisi, alt kiracının asıl kiracıya mevcut borç miktarını aşmamak şartıyla alt kiracıya ait eşyaları da içine alır; bununla birlikte kanunen haczi mümkün olmayan mallar hapis hakkına konu edilemez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 336Kaynağı aç
MADDE 336- Taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir. Kiraya verenin hapis hakkı, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere, alt kiracının kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları da kapsar. Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz. II. Üçüncü kişilere ait olan eşya

Dava Şartı Arabuluculuk ve Yeniden Kiralama Yasağı

7445 sayılı Kanun gereği 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, ilamsız icra yoluyla tahliye haricindeki kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda mahkemede dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk süreci işletilmeden açılan davalar mahkeme tarafından usulden reddedilir.

Gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılması sağlandığında, haklı sebep olmaksızın kiralanan üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan taşınmazlar da eski hâli ile haklı sebep bulunmadıkça üç yıl geçmeden başkasına verilemez. Yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazlarda eski kiracının yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama öncelik hakkı mevcuttur; bu öncelik hakkının kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir. Öncelik hakkı sona erdirilmedikçe taşınmaz üç yıl geçmeden bir başkasına kiralanamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 355Kaynağı aç
MADDE 355- Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür. 6. Kiracının ölümünde sözleşmenin sürdürülmesi

Yeniden kiralama yasağına ve eski kiracının öncelik hakkına ilişkin hükümlere aykırı davranan kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.

Sözleşme süresi dolduğunda kiraya veren kiracıyı çıkarabilir mi?

Hayır, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme süresinin bitimi kiraya verene fesih hakkı vermez; kiracı en az onbeş gün önceden bildirimde bulunmadıkça sözleşme birer yıllık sürelerle uzar ve kiraya veren ancak on yıllık uzama süresi tamamlandıktan sonra fesih bildiriminde bulunabilir.

Yeni malik kiracıyı tahliye etmek için ne kadar süreye sahiptir?

Yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunarak altı ay sonra tahliye davası açabilir veya sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açma hakkını kullanabilir.

Tahliye taahhüdüne dayanarak tahliye davası ne zaman açılmalıdır?

Kiralananın tesliminden sonra verilen yazılı tahliye taahhüdünde belirtilen boşaltma tarihinden itibaren bir ay içinde kiraya veren tarafından icraya başvurulmalı veya dava açılmalıdır.

Tahliye davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Evet, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ilamsız icra yoluyla tahliye haricinde kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurulması kanunen dava şartıdır.

Tahliye davası açma süresi ihtarname ile uzatılabilir mi?

Evet; kiraya veren, tahliye davası açmak için kanunda belirlenen süre geçmeden önce kiracıya dava açma niyetini yazılı biçimde tebliğ etmiş olursa, dava ikame etme hakkı kendiliğinden bir kira dönemi boyunca uzar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu