Kiraya Verenin Hapis Hakkı ve Kullanma Koşulları

by Avukat Erdal Ersoy
Kiraya Verenin Hapis Hakkı ve Kullanma Koşulları

Taşınmaz kiralarında kiraya verenin hapis hakkı, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelini güvenceye alır. Hak, kiralananda bulunan taşınırlardan kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayanlar üzerinde doğar. Güvence, kira alacağının tamamına değil, bu iki süreyle sınırlı bölüme ilişkindir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 336Kaynağı aç
MADDE 336- Taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir. Kiraya verenin hapis hakkı, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere, alt kiracının kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları da kapsar. Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz. II. Üçüncü kişilere ait olan eşya

Hakkın konusu ve alt kiracı eşyası

Hapis hakkının konusu, kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan ve kiralananda bulunan taşınırlardır. Alt kiracının getirdiği eşya da ancak aynı nitelikteyse kapsama girebilir. Üst sınır, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcudur; bu borcu aşan kısım için hak genişlemez.

Kiracının haczedilemeyen malları üzerinde hapis hakkı kullanılamaz. Hangi malların bu istisnaya girdiği, hapis hakkını düzenleyen hükümde ayrıca sıralanmamıştır.

Taşınma halinde alıkoyma ve geri getirme

Kiracı taşınmak veya kiralanandaki taşınırları başka yere taşımak istediğinde kiraya veren, alacağını güvence altına alacak miktardaki taşınırın alıkonmasını isteyebilir. Alıkoyma, sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararına bağlıdır ve güvenceyi sağlayacak miktarla sınırlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 338Kaynağı aç
MADDE 338- Kiracı, taşınmak veya kiralananda bulunan taşınırları başka bir yere taşımak istediği takdirde, kiraya veren, alacağını güvence altına almasını sağlayacak miktardaki taşınırı, sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla alıkoyabilir. Alıkoyma kararının konusu olan eşya, gizlice veya zorla götürülürse, götürülmelerinden başlayarak on gün içinde kolluk gücünün yardımıyla kiralanana geri getirilir. İKİNCİ AYIRIM Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları A. Uygulama alanı

Türk Borçlar Kanunu’nun 338. maddesine göre, alıkoyma kararına konu eşya gizlice veya zorla götürülürse götürülmeden başlayarak on gün içinde kolluk gücünün yardımıyla kiralanana geri getirilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 271. maddesi ise gizlice veya cebirle götürülen eşyanın, götürülmesinden itibaren on gün içinde icra dairesinin emriyle ve zabıta kuvvetiyle geri alınabileceğini, iyi niyet sahibi üçüncü kişilerin haklarının saklı olduğunu düzenler. Karar makamı, yardım yolu ve iyi niyet kaydı farklı hükümlerde yer aldığından bu iki düzenleme tek işleme indirgenemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 271Kaynağı aç
Madde 271 – (Değişik: 18/2/1965-538/111 md.) Gizlice veya cebirle götürülmüş eşya, götürülmelerinden on gün içinde icra dairesinin emri ile ve zabıta kuvvetiyle geri alınabilir. İyi niyet sahibi üçüncü şahısların hakları saklıdır. İhtilaf halinde mahkeme basit yargılama usulü ile meseleyi halleder ve karara bağlar. Mukavelename ile kiralanan taşınmazların tahliyesi: 1 – Tahliye emri ve münderecatı:

İcra ve İflas Kanunu’nun 271. maddesi kapsamındaki ihtilafta mahkeme, uyuşmazlığı basit yargılama usulüyle çözer ve karara bağlar.

Geçici koruma, defter ve takip süresi

Kiraya veren, daha önce yapılması gereken icra takibini yapmadan, hapis hakkının geçici olarak korunması için icra dairesinin yardımını isteyebilir. Gecikmesinde tehlike varsa zabıtanın veya nahiye müdürünün yardımı da istenebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 270Kaynağı aç
Madde 270 – Kiralıyan evvelce yapılması lazımgelen icrai takibi yapmadan haiz olduğu hapis hakkının muvakkaten muhafazası için icra dairesinin yardımını isteyebilir. (B.K. 267, 269, 281). Teahhurunda tehlike varsa zabıtanın yahut nahiye müdürünün de yardımı istenebilir. İcra dairesi üzerlerinde hapis hakkı bulunan eşyanın bir defterini yapar ve rehinleri paraya çevirme yoliyle takip talebinde bulunması için kiralıyana on beş günü geçmemek üzere münasip bir mühlet verir. Kaçırılan eşyayı takip hakkı:

İcra ve İflas Kanunu’nun 270. maddesine göre icra dairesi, üzerinde hapis hakkı bulunan eşyanın defterini yapar. Daire, rehinlerin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebinde bulunması için kiraya verene on beş günü geçmemek üzere uygun bir süre verir.

Konaklama ve benzeri yer işletenler

Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya bu yerlere konulan eşya ya da hayvanlar üzerinde hapis hakkına sahiptir. Hak, ücret veya saklama giderinden doğan alacağı güvenceye almak içindir. Türk Borçlar Kanunu’nun 580. maddesi, kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümlerin burada kıyas yoluyla uygulanacağını düzenler.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 580Kaynağı aç
MADDE 580- İşletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler. Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır. ONBEŞİNCİ BÖLÜM Kefalet Sözleşmesi A. Tanımı

Genel hapis hakkının şartları

Türk Medeni Kanunu’nun 950. maddesine göre alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı hapsedebilir. Borcun muaccel olması ve eşyanın niteliği itibarıyla alacakla bağlantılı bulunması gerekir. Hapsetme, borç ödeninceye kadar sürebilir. Zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 950Kaynağı aç
Madde 950- Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır. Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur. II. Ayrık durumlar

Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.

İstihkak uyuşmazlığında iki karar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2018/11706, K. 2019/7504 sayılı kararının gerekçesinde, İcra ve İflas Kanunu’nun 96. maddesinin birinci fıkrasındaki mülkiyet ve rehin sözcüklerinin uygulamada sınırlandırıcı sayılmadığı belirtilmiştir. Aynı gerekçede sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine ve intifa hakkına dayanılarak da istihkak davası açılabileceğinin kabul edildiği açıklanır. Kararın sonucu ise kiracılık sıfatına dayanan üçüncü kişinin istihkak iddiası yönünden yerel mahkeme hükmünün, ret ibaresi usulden ret olacak biçimde düzeltilerek onanmasıdır. Bu sonuç, hapis hakkına dayalı bir kabul hükmü değildir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/11706, K. 2019/7504Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/11706 E.  ,  2019/7504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVACI(3.Kişi) : … DAVALI(Alacaklı) : (Borçlu) : DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı üçüncü kişi vekili, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 11.12.2017 tarihli ve 2016/15424 Esas, 2017/16559 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı üçüncü kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı 3. kişi vekili, 09/05/2012 tarihinde haczedilen tüm menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, buna dair fatura ve Leasing Sözleşmesi ibraz edildiğini, borçlunun ticaret sicilde kayıtlı olan adresinin haciz yapılan adres olmadığını, faaliyet konusu akaryakıt ticareti olan davalı borçlu şirket ile müvekkili şirketin hiç bir ilişkisi bulunmadığını iddia ederek istihkak davasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını, kötü niyetli davalı takip alacaklısının %40 tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz esnasında, hacze konu menkullerin mülkiyetinin davalı takip borçlusu şirkete ait olduğunun ikrar edildiğini, davacı şirket ile borçlu şirketin ortaklarının temsilcilerinin ve faaliyet adreslerinin aynı olduğunu, davacı ile borçlu arasında işletme devrinin söz konusu olduğunu ve BK'nın 179. maddesine göre davacı şirketin sorumluluğunun devam ettiğini savunarak, takibin tedbiren talikine karar verilmiş olduğu gözetilerek istihkak iddiasının reddi ile davacının takip alacağının %40'ın dan aşağı olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkemece, takip borçlusu şirket ile davacı şirket yetkililerinin aynı şahıslar olduğu, dava dilekçesi ve sunulan delillerin faturalar, leasing sözleşmeleri ve noter sicilleri olduğu gözetildiğinde, istihkak davası açma hakkının kiralayan şirkete ait bulunduğu, kiralayan şirketin de İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak davası açtığı ve davanın kabul edildiği, somut olayda davacının leasingli mallar yönünden istihkak davası açma hakkı ve sıfatı bulunmadığı gibi dosyaya sunulan kira sözleşmesi gözetildiğinde de menkullerin borçlu şirketten devir ile birlikte kiralandığı ve bu sebeple davacının devirden sonraki iki yıl boyunca hak ve borçlarının 3. şahıslara karşı devam ettiği, hacizli menkuller yönünden davacı tarafça yasal karinenin aksinin kanıtlanmadığı ve bu durumda davalı borçlu şirketin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla davacı şirket ile birlikte muvazaalı olarak hareket ettiğinin kabulü gerektiği gerekçesi ile, davanın reddi ile hacze konu menkullerin değerinin %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalı takip alacaklısına verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ve davacı 3. kişi vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2016/15424 Esas, 2017/16559 Karar sayılı kararı ile onanmıştır. Üçüncü kişi vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Üçüncü kişi dava dosyasına sunduğu 06/01/2016 tarihli beyan dilekçesinde açıkça, İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/448 Esas, 29014/211 Karar sayılı dosyasında davacı 3. kişi Yapı ve Kredi Finansal Kiralama A.O. tarafından açılan davada 3. kişinin davasının kabul edildiği ve bu kabul kararı ile mahcuzların anılan davacıya ait olduğunun belirlendiğine işaret ederek, hacizli malların finansal kiralamaya konu olduğunun kabulüne karar verilmesini istemiştir. O halde, davacı üçüncü kişi mahcuz malların dava dışı Yapı ve Kredi Finansal Kiralama A.O.’ya ait olduğunu beyan ederek, kiracılık sıfatına dayalı olarak istihkak iddiasında bulunmuştur. İİK'nin 96/1. maddesinde, üçüncü kişinin haczedilen mal ve hak üzerinde mülkiyet veya rehin hakkına dayanarak istihkak davası açabileceği öngörülmüştür. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceği kabul edilmektedir. Ancak somut olayda, davacı yukarıda yazılı haklara değil, yalnızca kiracılık sıfatına dayanmıştır. Kural olarak kiracının istihkak davası açma hakkı yoktur. Kira sözleşmesinde borç sadece taraflar yönünden sonuç doğurur. Diğer bir deyişle borç ilişkisinden kaynaklanan şahsi haklar sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı ileri sürülemez. Bu durumda Mahkemece, davacı üçüncü kişinin davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) olmadığının değerlendirilmemesi doğru görülmemiş ise de, bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekirken, onanması nedeniyle karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Yerel Mahkeme hüküm fıkrasının 1. bendindeki “… istihkak iddiasının reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “ istihkak iddiasının usulden reddine" ibaresinin yazılmasına; hüküm fıkrasının 6 fıkrasındaki “Davalı-alacaklı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı-alacaklı vekili lehine takdir olunan 25.133,50 TL nispi vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, bu davalıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “ Davalı-alacaklı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı-alacaklı vekili lehine takdir olunan 600 TL maktu vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, bu davalıya verilmesine" ibaresinin yazılmasına ve hüküm fıkrasının 2. bendinin tamamen hükümden çıkartılarak hükmün 1086 sayılı HUMK'un 438/son maddesi uyarınca düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12/9/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2015/7625, K. 2017/7929 sayılı kararında, davacının sunduğu sözleşmenin adi kira sözleşmesi olduğu ve kural olarak kiracının istihkak davası açma hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Kararda adi kira sözleşmesindeki borcun yalnız taraflar yönünden sonuç doğurduğu kaydedilmiştir. Daire, davanın reddi gerekirken esasa girilerek kabul edilmesini usul ve yasaya aykırı bularak yerel mahkeme hükmünü bozmuştur. Bozma, dairenin ret veya kabul yönünde yeni bir hüküm kurduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/7625, K. 2017/7929Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2015/7625 E.  ,  2017/7929 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. … A R A R Davacı 3. kişi vekili, müvekkili şirketin taşeron olarak faaliyette bulunduğu şantiyede bulunan 591 adet teleskopik dikme direk ile 819 adet döşeme panosunun 11/07/2014 tarihinde haczedilip muhafaza altına alındığını, haciz sırasında davacı şirket yetkilisinin istihkak iddiasında bulunduğunu, davacının dosya borçlusuna taahhüt ile iş yapan bir inşaat firması olduğunu, haczedilen malların dava dışı Yapelsan şirketine ait olup, müvekkili şirketin kiracı sıfatı ile zilyedi olduğunu, malların borçluya ait olmadığını bildirerek istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, İİK'nun 97/a maddesinde belirtilen mülkiyet karinesinin aksinin ispatının iddia eden kişiye düştüğünü, bu nedenle hacze konu mallar borçlu elinde olduğundan, bunların borçluya ait olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bunun aksinin ispatının iddia edene düştüğünü, dosyaya sunulan fatura ve diğer belgelerin kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca haczedilen taşınır malların ayırt edici nitelikte özelliklerinin bulunmadığını, misli nitelikte taşınır olduklarını, faturalarda eşyaların ayırt edici özellikleri yer almadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, bilirkişi raporuna göre davacı 3. kişinin mahcuz malları dava dışı…firmasından yazılı sözleşmeler ile kiraladığı, kira ödemelerinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının malların kiracısı olduğunu kanıtladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3. kişinin İİK'nun 96. maddesine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Davacı, 3. kişi mahcuz malları dava dışı……irmasından yazılı sözleşmeler ile kiraladığını beyan ederek kiracılık sıfatına dayalı olarak istihkak iddiasında bulunmuştur. İİK'nun 96/1. maddesinde, 3.kişinin haczedilen mal ve hak üzerinde mülkiyet veya rehin hakkına dayanarak istihkak davası açabileceği öngörülmüştür. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceği kabul edilmektedir. Ancak somut olayda, davacı yukarıda yazılı haklara değil, yalnızca kiracılık sıfatına dayanmıştır. Davacının sunduğu kira sözleşmesi adi nitelikte olup, kural olarak kiracının istihkak davası açma hakkı yoktur. Adi kira sözleşmesinde borç sadece taraflar yönünden sonuç doğurur. Diğer bir deyişle borç ilişkisinden kaynaklanan şahsi haklar sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı ileri sürülemez. Bu durumda, davacı 3.kişinin davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) olmadığından davanın reddi gerekirken, davanın esasına girilerek kabulü usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kiraya verenin hapis hakkı hangi alacağı güvenceye alır?

Taşınmaz kiralarında hak, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesidir. Konusu, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlardır.

Alt kiracının eşyası hapis hakkına girer mi?

Sınırlı olarak girer. Hak, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere, kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları kapsar.

Kiracı eşyayı başka yere götürmek isterse ne yapılır?

Kiraya veren, alacağını güvence altına alacak miktardaki taşınırı sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla alıkoyabilir. Alıkoyma kararına konu eşya gizlice veya zorla götürülürse, Türk Borçlar Kanunu’nun 338. maddesine göre götürülmeden başlayarak on gün içinde kolluk yardımıyla kiralanana geri getirilir.

Haczedilemeyen mal üzerinde hapis hakkı kullanılır mı?

Hayır. Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz.

Takip açılmadan hapis hakkı korunabilir mi?

Kiraya veren, daha önce yapılması gereken icra takibini yapmadan hakkın geçici korunması için icra dairesinin yardımını isteyebilir. Gecikmesinde tehlike varsa zabıtanın veya nahiye müdürünün yardımı da istenebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu