Erken Tahliyede Kiracının Temel Sorumluluğu
Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiğinde, kira sözleşmesinden doğan borçları hemen sona ermez. Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi uyarınca bu borçlar, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre boyunca devam eder. Haklı bir neden bulunmaksızın ve usulüne uygun fesih yapılmaksızın kiralananı süresinden önce terk eden kiracı, kiraya verenin bundan kaynaklanan zararını gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 325Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5409, K. 2019/1651Kaynağı aç
Makul Süre Nedir ve Nasıl Belirlenir
Makul süre, kiraya verenin kiralananı olağan koşullar altında yeniden kiraya verebileceği süreyi ifade eder. Kanunda sabit bir ay veya yıl olarak belirlenmemiş olup taşınmazın konumu, piyasa koşulları ve sözleşmenin niteliği gibi etkenler somut olaya göre değişeceğinden bu sürenin tespiti uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesine bırakılabilmektedir. Kiraya verenin zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira bedelinden oluşur.
Taraflar kira sözleşmesinde tahliyeden belirli bir süre önce bildirimde bulunulacağını öngörmüşlerse, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/5409, K. 2019/1651 sayılı kararında sözleşmede belirlenen bildirim süresinin makul sürenin tespitinde belirleyici olduğu ifade edilmiştir. Bu kararda, serbest iradeyle konulan bildirim şartının geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu vurgulanmış; sözleşmedeki süreyi aşar biçimde daha uzun bir dönem üzerinden hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Bu yaklaşım, sözleşmede açık bir ihbar veya makul süre şartının bulunduğu olaylara özgüdür; böyle bir şart yoksa makul süre somut koşullara göre ayrıca değerlendirilebilir.
Yeni Kiracı Bulunması Hâlinde Sorumluluk
TBK m. 325 kiracıya önemli bir çıkış yolu tanımaktadır: Kiracı, makul süre geçmeden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulursa, kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer. Kanunun aradığı bu üç koşulun —kabul edilebilirlik, ödeme gücü ve devralmaya hazır olma— birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Kiraya Verenin İndirim Yükümlülüğü
TBK m. 325'in ikinci fıkrası kiraya verene önemli bir yükümlülük getirmektedir: Kiraya veren, erken tahliye nedeniyle talep ettiği kira bedelinden, yapmaktan kurtulduğu giderleri ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları indirmek zorundadır.
TBK m. 325/2, kiraya verenin kiralananı başka biçimde kullanmakla elde etmekten kasten kaçındığı yararları da kira bedelinden indirmesini gerektirmektedir. Bu hüküm, kiraya verenin taşınmazı yeniden kiraya verme imkânı bulunduğu hâlde vermemesi durumunu da kapsayacak biçimde yorumlanmaktadır; somut olayda oluşan sonucun değerlendirmesi yargısal denetime tabidir.
Kiracının Taşınmazı Teslim Yükümlülüğü ve Hor Kullanım
Kiracı, kiralananı tam bir özenle kullanmak ve sözleşme sonunda aldığı hâliyle kiraya verene teslim etmekle yükümlüdür. Sözleşmeye uygun olağan kullanımdan doğan eskime ve bozulmalar kiracının sorumluluğuna girmez; kiracı yalnızca kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur.
Hor kullanım tazminatının belirlenmesinde normal kullanımdan kaynaklanan yıpranma payının düşülmesi gerekmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/5409, K. 2019/1651 sayılı kararında, tespit raporuyla yetinilerek itirazlara karşın başka inceleme yapılmadan karar verilmesinin yerinde olmadığı, mahkemece uzman bilirkişiden rapor alınarak yıpranma payı düşüldükten sonra hor kullanım bedeline hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı kararda, itirazlara konu olmuş delil tespiti bilirkişi raporunun keşif yapılmadan hükme esas alınamayacağı da vurgulanmıştır.
Sözleşmedeki Cezai Şart
Kira sözleşmelerine zaman zaman erken tahliye hâlinde ödeneceğini öngören cezai şart hükümleri eklenmektedir. Öte yandan TBK m. 346, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilmesini açıkça yasaklamakta; özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine ilişkin anlaşmaları geçersiz saymaktadır. Erken tahliyeye özgü cezai şartların bu yasak karşısında geçerli sayılıp sayılmayacağı, iki hükmün çakışması nedeniyle kesin olarak yanıtlanamamaktadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 346Kaynağı aç
Dava Açmadan Önce Zorunlu Arabuluculuk
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı kabul edildiği uyuşmazlıklara uygulanır. Bu usule göre, arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir. Kira alacaklarının bu kapsama hangi kanun hükmüyle alındığı, yargılama öncesinde bağımsız olarak doğrulanmalıdır.
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/AKaynağı aç
Arabuluculuk sürecini tamamlayan taraf, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya arabulucu onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu belgeyi eklemeyen davacıya mahkeme bir haftalık kesin süre tanır; süre içinde belge sunulmazsa dava yine usulden reddedilir. Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna; büro kurulmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.
Arabulucu, görüşmeleri görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu andan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk sona ererse, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmadığı hâllerde ise yargılama giderleri her tarafın üzerinde kalır. Tahkim sözleşmesi bulunan veya özel kanunlarda tahkim ya da başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğu öngörülen durumlarda zorunlu arabuluculuk hükümleri uygulanmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kiracı anahtarı teslim edince kira borcu biter mi?
Hayır. TBK m. 325 uyarınca kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul süre dolana ya da kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulunana kadar devam eder.
Sözleşmede ihbar süresi varsa makul süre ne kadar olur?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/5409, K. 2019/1651 sayılı kararında, tarafların serbest iradesiyle belirlediği bildirim süresinin geçerli ve bağlayıcı olduğu vurgulanmış; sözleşmedeki süreyi aşar biçimde daha uzun bir dönem üzerinden hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Bu yaklaşım, sözleşmede açık bir ihbar veya makul süre şartı bulunan olaylara özgüdür; böyle bir şart yoksa makul süre somut koşullara göre ayrıca değerlendirilebilir.
Kiraya veren yeni kiracı bulduktan sonra da eski kiracıdan talepte bulunabilir mi?
TBK m. 325 çerçevesinde kiraya verenin zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreyle sınırlıdır. Kiralananın yeniden kiraya verilmesiyle birlikte kiraya verenin kira kaybının ne ölçüde sona ereceği ve bu tarihten sonraki dönem için talepte bulunulup bulunulamayacağı, somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.
Kiraya veren hiç çaba göstermeden tam kira talep edebilir mi?
TBK m. 325/2 gereğince kiraya veren, talep ettiği kira bedelinden yapmaktan kurtulduğu giderleri ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği ya da elde etmekten kasten kaçındığı yararları indirmek zorundadır. Bu hüküm, kiraya verenin yeniden kiralama imkânı bulunduğu hâlde bu imkânı kullanmaması durumunu da kapsar biçimde yorumlanmaktadır.
Erken tahliye için sözleşmeye cezai şart konabilir mi?
Kira sözleşmelerine erken tahliye hâlinde ödeneceğini öngören cezai şart hükümleri eklenmesi uygulamada görülmektedir. Bununla birlikte TBK m. 346, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilmesini yasaklamaktadır. Erken tahliye cezai şartlarının bu yasak karşısında geçerli sayılıp sayılmayacağı, iki hükmün çakışması nedeniyle kesin olarak yanıtlanamamaktadır.
Arabuluculuğa başvurmadan dava açılırsa ne olur?
6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca, arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Arabuluculuk tamamlanmış olmakla birlikte son tutanak dava dilekçesine eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre tanır; bu süre de geçirilirse aynı sonuç doğar.
Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı işler mi?
Hayır. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurulduğu andan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

