Erken Çıkan Kiracının Kira Borcu Ne Kadar Sürer

by Avukat Erdal Ersoy
Erken Çıkan Kiracının Kira Borcu Ne Kadar Sürer

Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymadan kiralananı geri verirse kira sözleşmesinden doğan borçları hemen ortadan kalkmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesine göre bu borçlar, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Madde, bu süreyi belirli bir gün veya ay sayısıyla göstermez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 325Kaynağı aç
MADDE 325- Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer. Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür. V. Takastan feragat yasağı

Erken geri vermede borcun devamı

Erken geri verme, kiracının sözleşmeden doğan borçlarının makul süre boyunca sürmesi sonucunu doğurur. Sürenin ölçüsü, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebilmesidir. Kanun metni bu sonucu sabit bir cezaya, önceden belirlenmiş cezai şarta veya bütün kira ilişkilerinde aynı uzunlukta bir döneme bağlamaz.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2016/9799 esas ve 2016/6337 karar sayılı oyçokluğu, süre dolmadan tahliyede kiracının kural olarak kira süresinin sonuna kadar kiraya verenin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Aynı oyçokluğu, kiraya verenin zararın artmasına neden olmaması gerektiğini ve borçların Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi uyarınca benzer koşullarla kiraya verilebilecek makul süreyle sınırlandığını belirtir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2016/9799, K. 2016/6337Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2016/9799 E.  ,  2016/6337 K. "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kiraya verenin açtığı erken tahliye nedeniyle mahrum kalınan kira alacağı ile elektrik ve doğalgaz tüketim bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 15.468,44-TL nin tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacıya ait taşınmazın davalıya 25.12.2008 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli sözleşme ile kiralandığını, 2012 yılı kira bedelinin 2.500,00-TL olarak belirlendiğini, davalının Ağustos/2012 tarihinde kendisine haber vermeden taşınmazı boşalttığını, bu nedenle de taşınmazın uzun süre boş kaldığını ve kira geliri elde edemediğini, sözleşmenin 18.maddesinde kiracının süre dolmadan taşınmazı tahliye etmesi halinde kalan aylar kirasının muaccel olacağının kararlaştırıldığını, bu hükme göre de 2012 yılının Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları kira bedeli toplamı 10.000,00-TL ile kendisi tarafından ödenmek zorunda kalınan birikmiş 3.812,23-TL elektrik ile 1.938,77-TL doğalgaz faturası toplamı olan 15.751,00-TL alacağın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Mahkemece; davalının davaya konu mecuru davacıya fesih talebinde bulunmadan tahliye ettiğinden ödenmeyen kira bedellerinden ve yine davacı tarafından ödenen elektrik ve doğalgaz bedellerinden sorumlu olduğu sabit olduğundan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının erken tahliye nedeniyle hükmedilen makul süre kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 25.12.2008 başlangıç tarihli ve 24 ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 18. maddesinde süre dolmadan kiracı taşınmazı tahliye ederse kalan aylar kirasının muaccel olacağı düzenlemesi bulunmakta ise de; Kiracının, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kural olarak, kiracı kira süresinin sonuna kadar kiralayanın uğradığı tüm zararı ödemekle yükümlüdür. Ancak, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 114. maddesi (mülga 818 Sayılı BK.nun 98.maddesi) göndermesi ile aynı Kanunun 52.maddesi (mülga BK.nun 44. maddesi) uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Bu husus 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 325. Maddesinde:" kiracı sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder…" denilmek suretiyle hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Mahkemece mahallinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak dava konusu yerin aynı şartlarda ne kadar sürede kiraya verilebileceği hususunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu alınarak, tahliyeden sonra kiracının sorumlu olduğu kira parası miktarının belirlenmesi gerekirken, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02/11/2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (M) KARŞI OY YAZISI: Taraflar arasında düzenlenen 25.12.2008 başlangıç tarihli ve 24 ay süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar 18.maddesinde "süre dolmadan kiracı tahliye ederse, kalan aylar kirası muaccel olur" hükmüne yer verilmiştir. Bu şekildeki bir kararlaştırma cezai şart niteliğinde olup, geçerlidir. Taraflar, erken fesih halinde, kalan aylar kirasının muaccel olacağını kararlaştırdıklarına göre mahkemece talep edilen aylar kirasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından hükmün onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.

Uygun yeni kiracıyla borcun sona ermesi

Makul süre dolmadan borcun sona ermesi, kiracının herhangi bir kişiyi önermesine bırakılmamıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi, kiraya verenin kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulunmasını birlikte arar. Bu koşullar gerçekleşirse kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/8930 esas ve 2018/1992 karar sayılı kararında, taşınmazı kiralamak isteyen kişi kendi adına değil ortağı adına kiralamak istemiştir. Daire, kiraya veren ile bu ortak arasında anlaşmadan söz edilemeyeceğini, dolayısıyla kiracının uygun yeni kiracı bularak borcunun sona erdiğinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Değerlendirme bu kiralama girişimine ilişkindir; her yeni kiracı adayının uygun sayılmayacağı yönünde genel bir kural değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/8930, K. 2018/1992Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2017/8930 E.  ,  2018/1992 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile aralarında 09.06.2011 başlangıç tarihli üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi bulunduğunu, ödenen son kira bedelinin 3.351.-TL olduğunu, sözleşmenin süresi 31.05.2014 tarihinde dolacak olmasına rağmen davalının 31.01.2014 tarihinde taşınmazı tahliye ettiğini, 2014 yılı Ocak ayından bakiye 127.-TL, Şubat, Mart, Nisan,Mayıs ayları aylık 3.351.-TL toplamı 13.531.-TL'den depozito bedeli olan 6.000.-TL 'nin mahsubu ile bakiye 7.531.-TL kira bedeli ile ilgili olarak davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu yerin mesken olarak kiralandığını, 06.01.2014 tarihli ihtarname ile kiralananın tahliye edileceği hususunun davacıya ihtar edildiğini, 31.01.2014 tarihinde de kiralananın boş ve hasarsız olarak davacıya teslim edildiğini, dava dışı …'nın kira sözleşmesini devralmak istemesine rağmen davacının buna yanaşmadığını, ortaya çıkan zararı varsa buna davacının kendisinin sebep olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının kira ilişkisini devralmaya hazır aynı sitede villası bulunan ödeme gücüne sahip… isimli şahsı kiracı olarak bulduğu, yeni kiracının davalının ödediği kira bedeli üzerinden taşınmazı kiralamak istediği, dolayısıyla TBK'nun 325. maddesinde belirtilen benzer koşullarla kiraya verebilme şartının gerçekleştiği, davacı kiralayan ile yeni kiracı arasında kira bedeli konusunda uzlaşma sağlanamaması sebebiyle taşınmazın kiralanmadığı, bu sebeple davalı kiracının sözleşmeden doğan sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 6098 sayılı TBK 'nun 325/1. maddesinde " Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer. " düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; Taraflar arasında 09.06.2011 başlangıç tarihli üç yıl süreli kira sözleşmesi akdedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazı kiralamak isteyen… tanık olarak dinlenmiş, davalının tahliye düşündüğü dönemde kendisinin de şirket ortağına kiralık ev araması sebebiyle kiracı olarak talip olduğunu beyan etmiştir. Kiralama hususunda talip olan …'nın dava konusu taşınmazı kendi adına değil ortağı adına kiralamak istediği nazara alındığında, davacı ile kiralamak isteyenin ortağı arasında herhangi bir anlaşma sağlandığından bahsedilemez. Bu durumda kiracının, kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulduğu ve sözleşmeden doğan borcunun sona erdiği kabul edilemez. Erken tahliye sebebiyle ödendiği bildirilen aidat bedellerine ilişkin ….11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/160 Esas sayılı dosyasında düzenlenen raporda taşınmazın aynı bedelle yeniden kiraya verilme süresinin bir ay olarak belirlendiği hususu da gözetilerek gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle yeniden kiralama için gerekli makul süre belirlenip bu miktar kira kaybı alacağına hükmedilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun olmayan hatalı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kira bedelinden indirilecek gider ve yararlar

Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi, kiraya verene kira bedelinden indirim yükümlülüğü de yükler. Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderleri indirir. Kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği yararlar ile elde etmekten kasten kaçındığı yararlar da kira bedelinden indirilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin anılan oyçokluğunda ayrıca kiraya verenin zararın artmasına neden olmaması gerektiği kabul edilmiştir. Bu kabul, indirilecek gider ve yararlara ilişkin kanun hükmünün yerine geçen ayrı bir hesap yöntemi oluşturmaz; sürenin sonuna kadarki sorumluluk değerlendirmesinin yanında yer alır.

Makul sürenin belirlenmesi

Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi makul süreyi, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği süre olarak tanımlar. Metinde bir ay, belirli bir gün sayısı veya bütün uyuşmazlıklara uygulanacak sabit bir dönem yoktur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/8930 esas ve 2018/1992 karar sayılı kararında, başka bir dosyada düzenlenen raporda taşınmazın aynı bedelle yeniden kiraya verilme süresinin bir ay olarak belirlendiği hususunun gözetilmesi istenmiştir. Daire, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak makul sürenin belirlenmesini ve bu miktar kira kaybı alacağına hükmedilmesini gerekli görmüştür. Bir ay, Dairenin her olay için benimsediği sabit süre değil, o raporda belirlenen süredir.

Aynı kararda ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin hükmü, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca davacı yararına bozulmuştur. Karar oybirliğiyle verilmiştir. Bozma, yeniden yapılan yargılama sonunda kira kaybı alacağına kesin olarak hükmedildiği anlamına gelmez.

Kalan aylar kirasını muaccel kılan sözleşme hükmü

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2016/9799 esas ve 2016/6337 karar sayılı oyçokluğu, erken tahliyede sorumluluğu kira süresinin sonuna kadarki zarar, zararın artırılmaması ve Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesindeki makul süre çerçevesinde ele alır. Kararın karşı oyunda ise sözleşmede süre dolmadan tahliyede kalan aylar kirasının muaccel olacağı yönündeki kararlaştırma, geçerli bir cezai şart olarak değerlendirilmiştir. Karşı oy çoğunluk hükmü değildir; bu iki değerlendirmeden biri, sözleşmedeki her benzer hüküm için kesin sonuç diye uygulanamaz.

Sık sorulan sorular

Erken çıkınca kira borcu hemen biter mi?

Hayır. Sözleşme süresine veya fesih dönemine uyulmadan kiralanan geri verilirse borçlar, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre için devam eder.

Yeni kiracı bulmak borcu sona erdirir mi?

Her aday için sona erdirmez. Yeni kiracının, kiraya verenin kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır olması gerekir.

Kiraya veren kurtulduğu gideri indirecek midir?

Evet. Kiraya verenin yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananın başka şekilde kullanılmasıyla sağlanan veya sağlanmasından kasten kaçınılan yararlar kira bedelinden indirilir.

Makul süre bir ay mıdır?

Kanun makul süreyi bir ay olarak belirlemez. Bir aylık belirleme, başka bir dosyadaki raporda aynı bedelle yeniden kiraya verilme süresi olarak yer almış; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi gerekirse yeniden inceleme ile makul sürenin belirlenmesini gerekli görmüştür.

Kalan ayların peşin istenmesi kesin kural mıdır?

Hayır. Oyçokluğu, sorumluluğu süre sonuna kadarki zarar ve makul süre sınırıyla birlikte değerlendirmiştir. Kalan aylar kirasını muaccel kılan sözleşme hükmünün geçerli cezai şart sayılması karşı oyda yer alır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu