Kira Sözleşmesinde Tarafların Hak ve Borçları
Kira sözleşmelerinde taşınmazın hangi amaçla tahsis edildiği tarafların mutabakatıyla açıkça kararlaştırılabilir. Özellikle işyeri kiralarında kiralananın sözleşmede gösterilen özgülenme amacının dışına çıkarılarak kullanılması sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve bu aykırılık tahliye sebebi olarak ileri sürülebilir. Kiracının kiralanan yeri kullanırken özen gösterme borcu sözleşme hükümleriyle çerçevelenebilir.
Sözleşmelerde kiralananın kullanım yetkisinin üçüncü kişilere devredilmesini veya alt kiraya verilmesini engelleyen kayıtlar yer alabilmektedir. Sözleşmede bu yönde açık bir devir ve alt kira yasağı bulunması durumunda, bu yasağın ihlali kiraya verene fesih, tahliye veya cezai şart talep etme yetkisi tanıyan sözleşmesel bir yaptırıma bağlanabilir. Ayrıca kira bedelinin vadesinde ödenmemesi durumunda kiracının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği ve gecikmeler için yıllık yüzde 20 oranında gecikme bedeli üstlenileceği de sözleşme hükümleri kapsamında düzenlenebilmektedir.
Kiralanan üzerinde yürütülecek tadilat ve dekorasyon işlemleri bakımından kiracının mesuliyeti genişletilebilmektedir. Kiracının, çalışanlarının ya da yardımcı şahıslarının gerek çalışmalar esnasında gerekse sonrasında ana yapıya veya üçüncü kişilere verebileceği zararlardan ötürü kusuru bulunmasa dahi kiracının müteselsilen sorumlu tutulacağına ilişkin sözleşmesel kayıtlar kararlaştırılabilmektedir.
Kira Bedelinin Tespiti ve Artış Düzenlemeleri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yenilenen kira dönemlerinde kira bedelinin artışına yönelik taraf anlaşmaları, bir önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşmamak şartıyla hukuki geçerlilik taşır. Kanun koyucu bu artış tavanını bir yıldan uzun süreli kira sözleşmeleri açısından da zorunlu kılmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 344Kaynağı aç
Sözleşmede artış oranına dair bir mutabakat sağlanamamışsa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344 üncü maddesinin ikinci fıkrası devreye girer. Bu ihtimalde yeni dönem kira bedeli; bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek şartıyla, kiralananın fiili durumu değerlendirilerek hâkim tarafından hakkaniyet ölçüsünde tayin edilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, taraflarca bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli hâkim tarafından belirlenir. Bu belirlemede hâkim, tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını, kiralananın durumunu ve emsal kira bedellerini göz önünde tutarak hakkaniyete uygun bir karar verir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli ise önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.
Kira bedelinin yabancı para üzerinden kararlaştırıldığı durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanır. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yabancı para ile belirlenen kira bedellerinde beş yıl geçmedikçe değişiklik yapılamaz. Kanunun aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde ise yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü tatbik edilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
Kira Sözleşmelerinde Kefalet Hükümleri ve Geçerlilik Şartları
Kira ilişkisinden doğan edimlerin ifasını güvenceye almak üzere tesis edilen kefalet akitleri, kanunun öngördüğü sıkı şekil kurallarına bağlıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği; yazılı şekilde kurulmasına, kefilin azami sorumluluk sınırının gösterilmesine ve kefalet tarihinin metinde yer almasına tabidir. Kefilin üstlendiği azami sorumluluk tutarını, kefalet tarihini ve müteselsil sorumluluk üstleniliyorsa bu sıfatı bizzat kendi el yazısıyla sözleşmeye dercetmesi emredici bir geçerlilik koşuludur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 583Kaynağı aç
Kefalet yetkisinin verilmesi veya kapsamının değiştirilmesi de aynı kanuni usule tabidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince; bir kimseye kefil olma hususunda özel yetki verilmesi veya kefil olma taahhüdünde bulunulması aynı şekil gerekliliklerine bağlı tutulmuştur. Taraflar yazılı şekil dairesinde kefilin sorumluluğunu asıl borcun belirli bir parçasıyla sınırlandırabilir. Sonradan kefilin sorumluluğunu artıran tadiller de öngörülen kanuni şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.
Evli kişilerin kira ilişkisinde kefalet tesis etmesi kural olarak eşin rızasına bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca eşlerden biri; mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir ve bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan yasal istisnalar kapsamında olan hallerde eşin rızası aranmaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 584Kaynağı aç
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine veya kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası aranmaz. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı kişilerin mesleki faaliyetleriyle ilgili kefaletleri, 5570 sayılı Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası gerekmez.
Tahliye Sebepleri ve Kanuni Başvuru Süreleri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 352 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kiracı kiralananın teslim edilmesinden sonra kiraya verene karşı kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. İki haklı ihtar nedeniyle açılacak tahliye davasının kira süresinin, bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. 6098 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesi gereğince kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/4365, K. 2014/5748Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 353Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/13204, K. 2014/13824Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/4365 Esas ve 2014/5748 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, kiracıya yapılan yazılı ihtarın tebliğinden sonra borcun ifa edilmiş olması iki haklı ihtar şartının gerçekleşmesini ortadan kaldırmaz. Aynı kararda ifade edildiği üzere, kira bedelinin yıllık olarak defaten ödenmesinin kararlaştırıldığı hallerde veya süresiz sözleşmelerde iki haklı ihtar yoluyla tahliye koşulları vücut bulmaz.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346 ncı maddesi uyarınca kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez; özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. Tacir kiracıların işyeri kiralarında erteleme mevzuatı kapsamında muacceliyet koşulunun geçerli kabul edildiği uyuşmazlıklarda ise Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/4365 Esas ve 2014/5748 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, muaccel hale gelen kira parasının tek ihtarla istenmesi gerektiğinden bu bedelin bölünerek ayrı ihtarlarla iki haklı ihtara konu yapılması mümkün görülmemiştir; nitekim anılan kararda muaccel kiranın bölünerek istenmesi sebebiyle iki haklı ihtar koşullarının gerçekleşmediği kabul edilerek tahliye talebinin reddi gerektiğine hükmedilmiştir. İki ay üst üste ödenmeme şartına bağlanan muacceliyet hallerinde ise ilk ihtar anında henüz muaccel olmayan sonraki ay kirasının ayrı bir ihtarla istenmesi Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/6698 Esas ve 2015/9700 Karar sayılı ilamında usulsüz görülmemiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 346Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/6698, K. 2015/9700Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/8478, K. 2014/10309Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 352 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.
Kira artış oranında yasal tavan nasıl uygulanır?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344 üncü maddesi uyarınca tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Taraflarca anlaşma yapılmamışsa kira bedeli yine bu oranı geçmemek kaydıyla hâkim tarafından kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ise taraflarca anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın yeni kira bedeli hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir.
Yabancı para cinsinden düzenlenen kira bedellerinde artış nasıl yapılır?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, 1567 sayılı Kanun hükümleri ile Kanunun aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138 inci maddesi hükmü saklı kalmak şartıyla yabancı para üzerinden kararlaştırılan kira sözleşmelerinde beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Beş yıl geçtikten sonra ise yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.
Kira sözleşmesinde kefilin el yazısı ile hangi unsurları yazması gerekir?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 üncü maddesi gereğince kefilin bizzat sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil sorumluluk altına giriyorsa bu niteliği sözleşme üzerine kendi el yazısıyla yazması geçerlilik koşuludur.
Kira sözleşmesine kefil olunurken eşin rızası zorunlu mudur?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584 üncü maddesi uyarınca eşlerden biri ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hakkı olmadıkça diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Ancak ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili verilecek kefaletlerde, esnaf ve sanatkârların mesleki faaliyetleriyle ilgili kefaletlerinde, 5570 sayılı Kanun kapsamındaki kredilerde ve kooperatifler ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerdeki kefaletlerde eşin rızası aranmaz.
Tahliye taahhüdüne dayanarak dava açma süresi ne zaman başlar?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 352 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmişse, tahliye için icraya başvurma veya dava açma süresi bu taahhüt edilen boşaltma tarihinden başlayarak bir aydır.
İki haklı ihtardan sonra kiracının borcu ödemesi tahliyeyi engeller mi?
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/4365 Esas ve 2014/5748 Karar sayılı kararında, kiracıya yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulması koşulunda ihtar tebliğinden sonra yapılan ödemelerin iki haklı ihtarın oluşmasına engel teşkil etmeyeceği ilke olarak belirtilmiştir. Bununla birlikte aynı kararda, sözleşmede yer alan muacceliyet koşulu uyarınca muaccel olan kira paralarının bölünerek ayrı ihtarlara konu edilmesi nedeniyle somut olayda iki haklı ihtar şartının gerçekleşmediği kabul edilmiş ve tahliye hükmü bozulmuştur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

