Kira sözleşmesini sona erdirip kiracının tahliyesini sağlamak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile İcra ve İflas Kanunu'nda sınırlı sayıda nedene ve katı süre kurallarına bağlanmıştır. Özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, sözleşme süresinin dolduğunu ileri sürerek tahliye yoluna gidemez; bunun yerine kanunda öngörülen nedenlerden birine dayanarak usule uygun bir dava ya da icra takibi başlatması gerekir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 347Kaynağı aç
Sözleşmenin Uzaması ve On Yıllık Bekleme Kuralı
Konut ve çatılı işyeri kiralarında belirli süreli sözleşme, kiracının sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmaması hâlinde aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren ise sözleşme süresinin bitimini fesih nedeni olarak kullanamaz; TBK m. 347 bu hakkı kiraya verene tanımamaktadır.
Kiraya verenin süre bitimine dayalı fesih hakkı, belirli süreli sözleşmelerde on yıllık uzama süresi dolmadan kullanılamaz. On yıl tamamlandıktan sonra kiraya veren, izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir (TBK m. 347). Belirsiz süreli sözleşmelerde ise kiraya veren bu hakkı kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra genel hükümlere göre fesih bildirimiyle kullanabilir; kiracı ise her zaman fesih bildiriminde bulunabilir (TBK m. 347).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/4136, K. 2017/10537 sayılı kararında belirli süreli bir sözleşmede on yıllık uzama süresinin, sözleşmenin ilk sona erdiği tarihten itibaren kiracının bildirimde bulunmaksızın kabul ettiği yıllık uzamaların birikmesiyle hesaplanması gerektiğini ortaya koymuştur. Aynı dairenin E. 2018/4013, K. 2018/6997 sayılı kararında ise bildirimin son uzama yılının bitiminden en az üç ay önce ulaşmış olması ve davanın zamanında açılması şartlarının birlikte sağlanmasının zorunlu olduğu vurgulanmış; bu şartları karşılayan davada tahliye kararı verilmesi gerekirken aksi yönde sonuçlanan yerel mahkeme kararı bozulmuştur. TBK m. 347'deki on yıllık uzama sonrası fesih bildirimi düzenlemesinin emredici nitelikte olduğuna ilişkin değerlendirme ikincil kaynaktan gelmekte olup bağımsız mevzuat doğrulaması önerilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/4136, K. 2017/10537Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/4013, K. 2018/6997Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'dan önce kurulmuş kira sözleşmelerine TBK m. 347/1'in son cümlesinin uygulanması için 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçici 2. maddesiyle geçiş süreleri öngörülmüştür: on yıllık uzama süresi dolmamış olmakla birlikte geriye kalan süre beş yıldan kısa olanlar için yürürlük tarihinden itibaren beş yıl, on yıllık uzama süresi dolmuş olanlar için yürürlük tarihinden itibaren iki yıllık ek süre tanınmıştır.
6101 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. Geçici Madde 2Kaynağı aç
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye: Mevcut Malik ve Yeni Malik
Mevcut malikin kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri olarak kullanma zorunluluğu varsa, TBK m. 350/1 uyarınca tahliye davası açılabilir. Belirli süreli sözleşmelerde bu dava sürenin sonundan, belirsiz süreli sözleşmelerde ise genel fesih hükümlerine uygun biçimde belirlenen tarihten başlayarak bir ay içinde açılmalıdır.
Tahliyeye hükmedilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması şarttır; geçici, henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı ihtiyaç bu kapsamda değerlendirilemez. Bunun yanı sıra ihtiyaç sebebinin yalnızca dava açıldığı tarihte değil, yargılama boyunca da sürmesi gerekir.
Kiralananı sonradan edinen yeni malik, TBK m. 351 kapsamında iki ayrı yoldan tahliye davası açabilir. Birinci yolda edinme tarihinden itibaren bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek, ardından altı ay sonra dava açmak gerekmektedir. İkinci yolda ise sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açılabilir. Yeni malik bu seçeneklerden kendisi için uygun olanı tercih edebilir.
Yeniden İnşa ve İmar Nedeniyle Tahliye
Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarım, genişletme ya da değiştirme gerekliyse ve bu işler sırasında kullanım imkânsız hâle gelecekse, TBK m. 350/2 uyarınca tahliye davası açılabilir. Belirli süreli sözleşmelerde dava sürenin sonundan, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemine göre belirlenen tarihten itibaren bir ay içinde açılmalıdır.
Yazılı Tahliye Taahhüdüne Dayalı Tahliye
Kiracının kiralananın tesliminden sonra kiraya verene karşı belirli bir tarihte taşınmazı boşaltmayı yazılı olarak taahhüt etmesi ve bu tarihte boşaltmaması hâlinde kiraya veren, TBK m. 352/1 uyarınca taahhüt tarihinden itibaren bir ay içinde icra yoluna başvurabilir ya da dava açabilir.
İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye
TBK m. 352/2 gereğince tahliye kararı verilebilmesi için kiracıya, kira bedelini ödemediği gerekçesiyle yazılı olarak iki haklı ihtar yapılmış olması gerekir. Bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde her iki ihtar da kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı ya da bir kira yılını aşan süre içinde yapılmış olmalıdır. Tahliye davası, kira süresinin; bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/8858, K. 2018/2112Kaynağı aç
İhtar tebliğinden sonra yapılan ödemeler iki haklı ihtarın oluşmasını engellemez. Belirsiz süreli sözleşmelerde ve kira bedelinin yıllık ödenmesi gereken hâllerde bu yola başvurulamaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/8858, K. 2018/2112 sayılı kararında, birinci ihtara konu edilen kira aylarının ikinci ihtarda da gösterilmesinin ikinci ihtarı geçersiz kılacağını belirterek yerel mahkemenin kabulüne ilişkin hükmünü bozmuştur.
Kira Bedelinin Ödenmemesi ve Yükümlülük İhlalinde Fesih
Kiraya veren, kira bedelini ödemeyen kiracıya TBK m. 315 uyarınca yazılı bildirimle ödeme süresi tanıyabilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süre en az otuz gündür; süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Kiracının genel yükümlülük ihlali söz konusu olduğunda ise TBK m. 316 devreye girer: kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kirasında en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi hâlde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı biçimde bildirmelidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 315Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 316Kaynağı aç
TBK m. 316, konut ve çatılı işyeri kiralarında belirli ağırlıktaki aykırılıklarda kiraya verene önceden süre vermeksizin yazılı bildirimle sözleşmeyi hemen feshetme imkânı da tanır. Bu hâller şunlardır: kiracının kiralanana kasten ağır zarar vermesi, kiracıya süre tanımanın yararsız olacağının anlaşılması ya da kiracının aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturanlar ile komşular bakımından çekilmez olması. Bu hâllerde dahi kiraya verenin yazılı bildirim yapması zorunludur.
İlamsız Tahliye Takibi ve İtiraz Süreci
Kiraya veren, dava açmak yerine İİK m. 269 uyarınca ilamsız tahliye takibi başlatabilir. Bu yolda kiracıya ödeme emri gönderilir; adi kiralarda ödeme süresi otuz gün, hâsılat kiralarında altmış gündür. Kiracı borcunu bu süre içinde öderse tahliye istenemez.
Kiracı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir; itiraz takibi durdurur. İtiraz süresi geçirilmişse alacaklının talebi üzerine icra müdürü takip işlemlerine devam edebilir. İtiraz edilmişse kiraya verenin iki seçeneği vardır: icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliyeye karar verilmesini istemek ya da itirazın iptali davası açmak. İtirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılması talep edilmezse kiraya veren aynı alacaktan dolayı bir daha ilamsız icra yoluyla takip yapamaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 269Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 66Kaynağı aç
İİK m. 269, belirli fesih hâlleri için özel bir düzenleme de içermektedir: kiraya verene altı günlük mühletin hitamında sözleşmeyi fesih imkânı tanınan hâllerde ödeme emrine itiraz süresi üç gündür.
Kiralananın Tahliyesi ve Anahtar Tesliminin İspatı
Kiracının kiralananı iade ettiğinin kabul edilmesi için yalnızca taşınmazı fiilen boşaltması yetmez; anahtarı da kiralayana teslim etmesi gerekir. Tahliye tarihi taraflar arasında çekişmeliyse, kiracının taşınmazı ileri sürdüğü tarihte boşalttığını ve anahtarı teslim ettiğini ispat etmesi gerekir; ispatlayamazsa kiralayanın bildirdiği tarihe itibar olunur.
Yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırını aşması hâlinde anahtar teslimi, kiralayanın açık muvafakati bulunmadıkça yalnızca yazılı delille kanıtlanabilir; bu durumda tanık dinlenmesi mümkün değildir (HMK m. 200, 201). Senetle ispat sınırı her yıl yeniden belirlenmektedir.
Aile Konutu Olarak Kiralanan Taşınmazlarda Fesih
Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızasını almadan kira sözleşmesini feshedemez (TBK m. 349/1). Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda karar vermesini isteyebilir (TBK m. 349/2). Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır (TBK m. 349/3).
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 349Kaynağı aç
Paylı Mülkiyette Kira Sözleşmesi ve Tahliye
Paylı mülkiyete tabi taşınmazın kiraya verilebilmesi, Türk Medeni Kanunu m. 691/1 uyarınca önemli yönetim işleri arasında sayılmaktadır; bu nedenle pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu konuyu değerlendirdiği kararında aktarılan 06.05.1955 tarih ve 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da müşterek mülkün kiraya verilmesini önemli idari tasarruf olarak nitelendirmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1683, K. 2015/1447Kaynağı aç
Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1683, K. 2015/1447 sayılı kararında, pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan yapılan kira sözleşmesinin mutlak geçersizlik sonucu doğurduğunu kabul etmemiştir. Sözleşmenin tarafı olmayan paydaşlar kullanıma engel olmamış ya da iptal davası açmamışsa, uyuşmazlığın sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümleneceği bu kararda belirtilmiştir. Öte yandan tarafı olmayan paydaşlar, sözleşmeyi tanımayarak kiracı hakkında fuzuli işgal nedeniyle tahliye davası açabilecekleri gibi açık ya da örtülü onaylarıyla sözleşmeye geçerlik de kazandırabilirler. Bu sonucun somut koşullara ve tarafların tutumuna göre değişebileceği, söz konusu kararda karşı oyun da bulunduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Paylı mülkiyette kira ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkla el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının aynı anda görülmesi hâlinde, kiracılık tespiti davasının sonucu diğer davalara doğrudan etkili olabilir. Bu durumda kiracılık tespiti davasının sonucunun HMK m. 165 kapsamında diğer davalar bakımından bekletici mesele yapılarak karara bağlanması gerekebilir.
Sık Sorulan Sorular
Kiraya veren, kira sözleşmesi bittiğinde kiracıyı çıkarabilir mi?
Konut ve çatılı işyeri kiralarında hayır. TBK m. 347 uyarınca kiraya veren, sözleşme süresinin sona ermesini tek başına fesih nedeni olarak ileri süremez. Sözleşme, kiracı sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça aynı koşullarla bir yıl daha uzar. Kiraya veren ancak on yıllık uzama süresi dolmasından sonra, izleyen uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi sona erdirebilir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası için ne gerekir?
TBK m. 350/1'e göre malikin kendisi veya kanunda sayılan yakınları için kiralananı konut ya da işyeri olarak kullanma zorunluluğu bulunmalı; bu ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğu yargılama boyunca kanıtlanmalıdır. Geçici veya henüz doğmamış bir ihtiyaç tahliye sebebi sayılmaz. Dava, belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemine göre belirlenen tarihten itibaren bir ay içinde açılmalıdır.
Yeni malik, satın aldığı taşınmazda oturmak için kiracıyı çıkarabilir mi?
Evet, ancak TBK m. 351'deki usule uyması gerekir. Yeni malik ya edinme tarihinden itibaren bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirip altı ay sonra dava açmalı ya da sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açmalıdır. Bu seçeneklerden kendisi için uygun olanı tercih edebilir.
İki haklı ihtar nedir ve nasıl uygulanır?
Kiraya verenin, bir yıl veya daha uzun süreli kira sözleşmesinde bir kira yılı ya da bir kira yılını aşan süre içinde, kira bedelini ödememe gerekçesiyle kiracıya yazılı olarak iki kez haklı ihtar göndermesidir. İhtar tebliğinden sonra ödeme yapılması bu ihtarın hukuki sonucunu ortadan kaldırmaz. Birinci ihtara konu edilen aylar ikinci ihtarda tekrar gösterilemez; aksi hâlde ikinci ihtar geçersiz sayılır. Belirsiz süreli sözleşmelerde ve kira bedelinin yıllık ödenmesi gereken hâllerde bu yola başvurulamaz. Tahliye davası, ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde açılmalıdır.
Kiracıya kira ödemesi için verilen süre ne kadar?
TBK m. 315 uyarınca yapılan yazılı bildirimde konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya en az otuz günlük süre tanınması zorunludur. Bu süre, bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
Kiracı ödeme emrine itiraz ederse ne olur?
Kiracı ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir; itiraz takibi durdurur. Kiraya verenin takibe devam edebilmesi için icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmesi ya da itirazın iptali davası açması gerekir. İtirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılması talep edilmezse kiraya veren aynı alacaktan dolayı bir daha ilamsız icra yoluyla takip yapamaz.
Kiracı evi boşalttığını nasıl kanıtlar?
Taşınmazı fiilen boşaltmak yetmez; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Tahliye tarihinin çekişmeli olması durumunda ispat yükü kiracıya aittir. Yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırını aşması hâlinde anahtar tesliminin ispatı, kiralayanın açık muvafakati olmaksızın yalnızca yazılı delille yapılabilir.
Kiracı kasten taşınmaza zarar verirse kiraya veren ne yapabilir?
TBK m. 316 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının kiralanana kasten ağır zarar vermesi, kiracıya süre tanımanın yararsız olacağının anlaşılması ya da kiracının aykırı davranışının kiraya veren, aynı taşınmazda oturanlar veya komşular bakımından çekilmez olması hâllerinde kiraya veren, önceden süre vermeksizin yazılı bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

