Kat Karşılığı İnşaatta Nama İfaya İzin Davası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Kat Karşılığı İnşaatta Nama İfaya İzin Davası ve Şartları

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde nama ifaya izin davası; borçlunun yapma borcunu yerine getirmemesi halinde alacaklının, masrafları borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya bir başkası tarafından ifasına mahkemece izin verilmesini sağlayan hukuki çaredir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 113. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapma borcu borçlu tarafından yerine getirilmediğinde alacaklı, gideri borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya üçüncü bir kişi eliyle ifasına izin verilmesini talep edebilir ve bu durumda alacaklının her türlü giderim isteme hakkı da saklı kalır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 113Kaynağı aç
MADDE 113- Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır. Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür. Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir. II. Sorumluluğun ve giderim borcunun kapsamı 1. Genel olarak
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/313, K. 2021/1306Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2021/313 E.  ,  2021/1306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına yönelik verilen hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicinin edimini yerine getirmediğinden bahisle davalının projeye aykırı iş ve işlemlerin yasal hale getirilmesi konusunda yetki verilmesi, davalının kullandığı ortak alanlara ilişkin müdahalesinin me'ni ile bu kısımlardan elde ettiği menfaat ile ilgili ecrimisil istemine ilişkin olup Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı vekili; davacı ile dava dışı diğer arsa sahipleriyle davalı yüklenici arasında 18/05/2005 tarihinde Bakırköy ….. Noterliği …. yevmiye no.lu düzenleme satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, müvekkiline 8 ve 11 no.lu bağımsız bölümlerin özgülendiğini, davalı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğini, her ne kadar binada oturulmaya başlanılmışsa da iskanın alınmadığını, projeye aykırı yapılar yapıldığını, ortak yerlerin davalı tarafından kullanıldığını, davalı tarafından kiraya verildiğini belirterek İstanbul İli, … ilçesi, … Mah., …. Köyü, … parsel sayılı taşınmazda davalının yaptığı projeye aykırı işlerin ve imalatların projeye uygun hale getirilmesi için davacıya yetki verilmesine, davalının müdahalesinin ve tecavüzünün menine kullandığı, ortak alanlar nedeni ile şimdilik 1.000 TL'nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının edimini yerine getirdiğini, binanın tam ve eksiksiz olarak 7 yıl önce teslim ettiğini, davacının taşınmazı 2006 tarihinden itibaren kullandığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, ecrimisil ve elatmanın önlenmesine ilişkin talepler hakkında bozma kapsamı dışında kalmaları nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, projeye aykırı iş ve imalatların projeye uygun hale getirilmesi için kendisine yetki verilmesi nama ifa talebinin kabulü ile tek tek sayılan iş ve bedeller toplamı 29.650,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşacağından bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılarak hüküm tesisi zorunludur. Yasa hükmüne göre, nama ifaya izin verilebilmesi için sözleşmesinin feshedilmemiş, yani yürürlükte olması, borçlunun edimin ifasında temerrüde düşmesi ve borcun “yapma borcu”na dair bulunması gerekir. Yapma borcu borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde, alacaklı (iş sahibi) gideri borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini hakimden isteyebilir. (TBK 113-BK 97 md.) Hakim talep üzerine bilirkişi marifetiyle eksik ve ayıplı iş kalemlerini, projeye aykırı imalatları ve bunların tamamlanması ve aykırılıkların giderilmesi için gereken giderleri tek tek saptayıp ifaya izin kararı verir. Mahkemece infazda tereddüde yol açmamak için izin kararının hüküm fıkrasında eksik ve ayıplı iş kalemleri ile miktarları, projeye aykırı imalatları ve giderilmesi için gereken giderleri tek tek gösterilir. Somut olayda Mahkemece bozma gereği davacıdan sözleşmenin ifasına yönelik olarak sözleşme kapsamındaki hangi iş ve işlemlerin yapılacağı, yetki ve izin istediği açıklatılmış, bilirkişiden talep edilen izin ve yetkilerden sözleşmeye uygun bulunanların bedelleri hesaplatılmış ise de hüküm kurulurken hesaplanan bedelin, tazminat olarak davalıdan tahsiline karar verilmesi bozma ilamına uygun olmamıştır. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş, davacı tarafından belirtilip bilirkişi tarafından da sözleşmeye uygunluğu denetlenerek bedelleri tespit edilen iş ve işlemlerden uygun bulunanlar açısından istem kabul ederek nama ifaya izin ve yetki verilmesi, infazda tereddüte yol açmamak için yapılacak işlerin hüküm fıkrasında tek tek gösterilmesi, ayrıca her bir işin tahmini bedeli hüküm tarihine en yakın tarihteki piyasa raiçlerine göre tespit edilerek arsa malikine avans olarak verilmesinden ibaret olmasına rağmen HMK’nın 297/2 maddesine aykırı olarak tazminat hükmü kurulması doğru olmamış kararın bu sebeple davalı yararına bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 08.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Edimin yapmama borcuna ilişkin olduğu hallerde de borcuna aykırı hareket eden borçlu, bu davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 113. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu hususta masrafı borçluya ait olmak üzere bizzat yetkili kılınmasını talep edebilir.

Nama İfaya İzin Verilmesinin Temel Şartları

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde nama ifaya izin kararı verilebilmesi için üç temel unsurun bir arada gerçekleşmesi gerekir. İlk olarak taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli ve yürürlükte bulunması, feshedilmemiş olması şarttır. İkinci olarak ifası istenen borcun bir yapma borcuna ilişkin olması gerekir. Son olarak borçlunun edimini sözleşme hükümlerine uygun şekilde ifa etmeyerek sübuta erecek biçimde temerrüde düşmüş olması zorunludur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2019/3093, K. 2020/2026Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2019/3093 E.  ,  2020/2026 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan nama ifaya izin talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, görevli ve yetkili … Bölge Adliye Mahkemesi'nin davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin esastan başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp bir isabetsizlik bulunmaksızın karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Nama ifaya izin davası 6098 sayılı TBK’nın 113. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre yapma borcu, borçlu (eser sözleşmesinde yüklenici) tarafından süresi içerisinde ifa edilmediği takdirde alacaklı (eser sözleşmesinde iş sahibi) masrafı borçluya ait olmak üzere ifa edilmeyen ya da eksik bırakılan edimin kendisi veya başkası tarafından tamamlanmasına izin verilmesini isteyebilecektir. Bu maddenin uygulanabilmesi için yüklenicinin sözleşme hükümlerine aykırı olarak borcunu yerine getirmediğinin sübuta ermesi ve bu konuda temerrüde düşmesi gerekir. Dosya kapsamına göre davalı yüklenicilerin inşaatı kararlaştırılan sürede bitirmediği, davacıya ait bağımsız bölümlerde ve ortak yerlerde bir takım eksik ve kusurlu imalâtın bulunduğu, bu suretle yüklenicinin temerrüde düştüğü, davacının giderleri davalı yükleniciye ait olmak üzere inşaatın kalan kısmını tamamlamak için izin verilmesini talep etmekte haklı olduğu görülmektedir. Nama ifaya izin talepli davalarda arsa sahibi kendisine ait bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurlu işler ile ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin tamamlanması için kendisi tarafından yaptırılması şeklinde nama ifaya izin ve bunların giderimi için avans niteliğindeki bedelin tahsiline karar verilmesini talep edebilir. Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesinde ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin davacının arsa payına düşen kısmı ile davacılara ait bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurlu işlerin bedelinin nama ifaya izin kapsamında avans olarak tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacı vekilinin bir kısım istinaf itirazları kabul ederek ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin giderim bedelinin tamamı ile yükleniceye ait bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurlu işler de dahil olmak üzere tüm bağımsız bölümlerdeki giderim bedeline yönelik tahsil hükmü kurulmuştur. Arsa sahipleri, sadece kendilerine düşen bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurlu işlerin giderim bedelini talep edebileceğinden yükleniciye ait bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurlu işlerin giderim bedelini de kapsayacak şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi’nce yapılacak iş; gerekirse ilk derece mahkemesinde rapor düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak ek raporun düzenleneceği tarih itibariyle davacının nama ifaya izin isteyebileceği kendisine düşen bağımsız bölümlerdeki ve ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin nelerden ibaret olduğunun tespitinden ve bunların avans niteliğindeki giderim bedelinin hesaplattırılarak sonucuna uygun karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yükleniciye düşen bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurları da içine alır şekilde nama ifaya izin verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2019/412 Esas, 2019/407 Karar sayılı 11.07.2019 tarihli hükmünün davalı yararına BOZULMASINA, ödenenden 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2020 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri tapuda pay devrini barındıran karma nitelikli yapılar içerdiğinden tek taraflı irade açıklamasıyla feshedilemez. Sözleşmenin hukuken sona ermiş sayılabilmesi için tarafların fesih ve dönme iradelerinin karşılıklı olarak birleşmesi ya da açılacak fesih davası sonucunda mahkemece feshe karar verilmesi gerekir. Sözleşme bu yollarla ortadan kaldırılmadığı sürece geçerliliğini korur ve yürürlükte kalan sözleşme kapsamında edimin ifası nama ifa yoluyla istenebilir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1709, K. 2020/2345Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2020/1709 E.  ,  2020/2345 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi:…Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin ifası ile vekâletten azil nedeniyle verilen vekâlet yetkilerinin devam ettiğinin tesbitine, bu talepleri yerinde görülmez ise vekâletnamede geçen yetkilerin verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin davanın kabulü ile davacı yükleniciye hüküm fıkrasında belirtilen yetkilerin verilmesine dair kararına davalı arsa sahibinin yaptığı istinaf başvurusu üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.Davacı yüklenici, davalı arsa sahibidir. … 1. Noterliği'nin 29.01.2015 gün 1523 yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi taraflar arasında imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalandığı tarihte davalı arsa sahibi tarafından davacı yüklenici şirket yetkililerine arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin ifası sırasında arsa sahibinin yapması gereken işleri de kapsayacak biçimde düzenleme şeklinde vekâletname imzalanarak verilmiştir. Davalı arsa sahibi daha sonra … 2. Noterliği'nin 22.04.2015 gün 2487 yevmiye nolu azilnamesi ile davacı şirket yetkililerini vekâletten azletmiştir. Davacı şirketin 20.05.2015 gün 7170 yevmiye nolu ihtarına rağmen yeniden vekâletname verilmemiştir.Davalı cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmesine rağmen sözleşmenin feshi ile ilgili karşı dava açmadığı gibi bununla ilgili ayrı bir dava açıldığı ve karşılıklı mutabakat ile sözleşmenin feshedildiği de ileri sürülmemiş ve buna ilişkin bir delil sunulmamıştır.Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri tapuda pay devrini de içerdiğinden tek taraflı irade beyanı ile feshi mümkün değildir. Açılacak fesih-dönme davası sonucu feshedilmesi ya da tarafların fesih-dönme konusundaki iradelerinin birleşmesi gerekir. Somut olayda sözleşme feshedilmemiş olup geçerli ve halen hukuki varlığını muhafaza etmektedir.6098 sayılı TBK'nın 113/I. maddesinde yapma borcunun borçlu tarafından ifa edilmemesi halinde alacaklının masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini ve aynı maddenin son fıkrasında borca aykırı durumun ortadan kaldırılması için kendisinin yetkili kılınmasını isteyebileceği hükmü getirilmiştir. Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında nama ifaya izin olarak adlandırılan bu hükmün kat karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri taraflara yapma borçları yüklediğinden arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenici tarafından da uygulanıp yetki talep edilebilmesi mümkündür.Bu durumda davacı şirket yetkilileri ile davalı arasında gelişen olaylar arsa sahibinde güven duygusunu azaltıp sözleşmeden dönme-fesih konusunda dava açılmasının haklı nedeni olabilir ise de; taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshi konusunda açılmış bir dava verilmiş bir karar bulunmadığı, bu sözleşme halen geçerli ve yürürlükte olduğu, davalı arsa sahibi de azilden sonra ihtara rağmen sözleşmenin ifası için gerekli işlemleri yapmadığı ve bunları yapmak için gerekli yetkileri ihtiva eden vekâletnameyi düzenleyip vermekten kaçındığından, bölge adliye mahkemesince geçerli olup feshedilmeyen arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereği arsa sahibinin yapmak zorunda olup yapmaktan kaçındığı akdin ifası için gerekli işlemlerin nelerden ibaret olduğunu araştırıp bunları arsa sahibi adına yapmak üzere TBK 113. maddesi gereğince davacıya yetki verilmesi gerekirken, sözleşmenin feshedilmediği gözden kaçırılarak ifa olanağını ortadan kaldıracak şekilde davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2006 gün 2006/853 Esas, 2006/2236 Karar sayılı ilamı ile benzer içtihat ve uygulamaları).SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi hükmünün davacı yararına BOZULMASINA, ödenenden 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 267,80 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Arsa sahibi tarafından sözleşmenin feshi talebiyle dava açılırken, feshin mahkemece kabul edilmemesi ihtimaline binaen terditli olarak nama ifaya izin talebinde bulunulabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 111. maddesinin birinci fıkrası gereğince aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan talepler aslilik-ferilik ilişkisi kurularak aynı dilekçede ileri sürülebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca mahkeme, davacının asli talebi olan fesih istemini esastan reddetmedikçe fer'i nitelikteki nama ifaya izin talebini inceleyip hükme bağlayamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 111Kaynağı aç
MADDE 111- (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Seçimlik dava

Yüklenicinin Nama İfa Talep Etme Yetkisi

Kat karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri her iki tarafa da karşılıklı yapma borçları yükler. Arsa sahibinin yükleniciyi vekillikten azletmesi sonrasında inşaatın devamı için gereken idari veya hukuki işlemleri yapmaktan kaçınması ve yükleniciye gerekli yetkileri tanımaması halinde, yüklenici de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 113. maddesi uyarınca bu işlemleri arsa sahibi adına gerçekleştirmek üzere yetkilendirilme talep edebilir. Karşılıklı borç doğuran bu sözleşme tipinde nama ifa müessesesi yalnızca arsa sahibine değil, şartları oluştuğunda yükleniciye de yetki tanır.

Eksik İmalatların Kapsamı ve Masrafların Tespiti

Nama ifaya izin davası açan arsa sahibi, yalnızca kendi payına isabet eden bağımsız bölümler ile yapının ortak alanlarındaki eksik ve kusurlu işlerin tamamlanmasını isteyebilir. Arsa sahibinin talebi doğrultusunda verilecek izin ve hükmedilecek bedel, yükleniciye ait bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurlu işlerin giderim masraflarını kapsayacak şekilde genişletilemez.

Mahkeme, nama ifaya izin talebini karara bağlarken bilirkişi incelemesi yaptırarak eksik, ayıplı ve projeye aykırı imalatları ve bunların tamamlanması için zorunlu olan masrafları kalem kalem belirlemelidir. Her bir imalat kaleminin tahmini giderim bedeli, karar tarihine en yakın piyasa rayiçlerine göre tespit edilmelidir. Bu şekilde hesaplanan giderim bedeli davacıya tazminat olarak değil, inşaatın tamamlanması amacıyla avans niteliğinde ödenmek üzere hüküm altına alınır.

Yargılama Usulü ve Hükmün Kurulması

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin ikinci fıkrası gereğince mahkeme kararının sonuç bölümünde, taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların herhangi bir duraksamaya yol açmayacak biçimde ve sıra numarası altında açıkça yazılması şarttır. İlamın icrasında ve infazında tereddüt yaşanmaması için nama ifa hükmünde yapılacak işler, bu işlerin miktarları, projeye aykırılıklar ve her birinin tespit edilen rayiç tutarları tek tek hüküm fıkrasına yansıtılmalıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
MADDE 297- (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün yazılması

Nama ifa masraflarının karşılanabilmesi amacıyla yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin veya arsa paylarının satışına yetki verilebilmesi için davacı tarafın dava dilekçesinde bu yönde açık bir talebinin yer alması zorunludur. Dava dilekçesinde talep edilmemiş olan bağımsız bölüm ya da arsa payının devrine yönelik tapu iptali ve tescil istemi, yargılama aşamasında kısmi ıslah yoluyla davaya dahil edilemez ve bu yöndeki talepler reddedilir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/196, K. 2020/3053Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2020/196 E.  ,  2020/3053 K. "İçtihat Metni" Davacı … ile davalılar 1-… 2-… Gayrimenkul Emlak İnş. Tur. Gıda Otom. Tic. Ltd. Şti. arasındaki davadan dolayı … 13. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 23.01.2018 gün ve 2014/153 E.-2018/8 K. sayılı hükmü bozan Dairemizin 17.10.2019 gün ve 2019/2801 E.-2019/3981 K. sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğince davalı yüklenici şirketin edimini ifada temerrüde düşmüş olması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi, davacıya inşaatı bizzat ya da bir başka yüklenici vasıtasıyla tamamlaması için izin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile eksik bırakılan bölümlerle ilgili 388.440,00 TL zararın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı …’a devredilen arsa payının davacıya iadesiyle ilgili ıslah talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizinden verilen 17.10.2019 gün 2019/2801 Esas 2019/3981 Karar sayılı bozma ilamına karşı davacı vekilince yasal süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. 1-Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve özellikle dava dilekçesinde; sözleşmeden doğan edimlerinin zamanında ve gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararların giderilmesi ve nama ifaya izin verilmesi talep edilmiş olup, davacının devrettiği taşınmaz, bağımsız bölüm ya da tapu payının kendisine iadesine ilişkin tapu iptâli ve tescil talebi bulunmayıp, Dairemiz ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun uygulama ve içtihatlarında dava dilekçesinde bulunmayan alacak kaleminin kısmi ıslah suretiyle davaya katılmasının mümkün olmadığının kabul edilmesi nedeniyle davacının dava dilekçesinde bulunmayan tapu iptâli ve tescil ya da kendi ifadesiyle davalı …’a devredilen arsa payının devrine yönelik kısmi ıslah talebinin reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı arsa sahibinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Az yukarıda açıklandığı gibi davacı davasında sözleşmeden doğan edimlerin zamanında ve gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zararların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve davacıya inşaatı bizzat ya da bir başka ehil yüklenici vasıtasıyla tamamlanması için izin verilmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu, davacının nama ifa masraflarını karşılamak üzere yükleniciye ait olan ya da bırakılan bağımsız bölüm ya da arsa payının satışına izin ve yetki verilmesine dair bir talebinin bulunmadığı, mahkemece sadece eksik bırakılan bölümlerle ilgili giderim bedelinin tahsiline hükmedilip nama ifaya izin ile ilgili herhangi bir karar verilmemiş olmasına rağmen davacının nama ifaya izin ve satışa yetki verilmemesine yönelik bir temyizinin bulunmadığı, davalı yüklenicinin eksik ve kusurlu işlerin giderim bedeline yönelik temyiz itirazlarının da kapsamına, alınan bilirkişi raporu ve mevcut delillere göre yerinde olmayıp tarafların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekirken davacının temyizinin bulunmaması ve re’sen bozma nedeni yapılması mümkün olmamasına rağmen nama ifaya izin ile ilgili Dairemiz uygulamalarından söz edilerek hükmün yazılı şekilde bozulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile Dairemizin 17.10.2019 gün 2019/2801 Esas 2019/3981 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkemenin 23.01.2018 gün 2014/153 Esas 2018/8 Karar sayılı hükmünün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 138,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan, bakiye 19.898,41 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 23.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Temyiz incelemesi neticesinde verilen bozma kararına ilk derece mahkemesince uyulması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil eder ve yargılamanın bozma çerçevesinde yürütülmesi zorunlu hale gelir. Buna karşılık ilk derece mahkemesince nama ifaya izin talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olmasına rağmen davacı tarafça bu yönde temyiz yoluna başvurulmamışsa, söz konusu eksiklik re'sen temyiz incelemesine konu edilerek bozma sebebi yapılamaz.

Arsa sahibi yüklenicinin payına düşen bağımsız bölümler için nama ifa isteyebilir mi?

Hayır, arsa sahibi yalnızca kendisine düşen bağımsız bölümlerdeki ve binanın ortak alanlarındaki eksik ve kusurlu işlerin tamamlanmasını isteyebilir; yükleniciye ait bağımsız bölümler nama ifa kapsamına dahil edilemez.

Nama ifa kapsamında belirlenen eksik iş bedeli tazminat sayılır mı?

Hayır, bilirkişi marifetiyle hüküm tarihine en yakın piyasa rayiçlerine göre tespit edilen bedel tazminat olarak değil, işlerin tamamlanması için arsa sahibine avans niteliğinde ödenmek üzere hükme bağlanır.

Dava dilekçesinde yer almayan tapu payı iadesi kısmi ıslah ile istenebilir mi?

Dava dilekçesinde talep edilmemiş olan bağımsız bölüm veya arsa payının devrine ilişkin tapu iptali ve tescil talepleri kısmi ıslah yoluyla davaya eklenemez ve bu şekilde yapılan talepler reddedilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu