Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde öngörülenden fazla ortaya çıkan bağımsız bölümlerin tamamının otomatik olarak müteahhide ya da arsa sahibine ait olduğuna dair genel bir kural yoktur. Uyuşmazlık çözümünde önce sözleşme hükümleri incelenir; emredici kurallara aykırı olmamak koşuluyla tarafların sözleşmeyle ortaya koyduğu irade esas alınır. Sözleşmede hüküm bulunmadığı durumlarda ise Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2011/6862, K. 2012/1162 sayılı kararında fazladan bölümlerin sözleşmedeki paylaşım oranına göre taraflar arasında paylaşılması gerektiği ilkesini benimsemiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2011/6862, K. 2012/1162Kaynağı aç
Sözleşmenin Belirleyici Rolü
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu yapıda arsa sahibi sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmekle yükümlüdür; yüklenici edimini yerine getirdiğinde ise kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunun devredilmesi gerekir. Yüklenicinin temel borcu binayı meydana getirmektir; yapının sözleşmeye, fen kurallarına ve amacına uygun imal edilmesi bu borcun özünü oluşturur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/18853, K. 2018/709Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/6258, K. 2022/2134Kaynağı aç
Sözleşmede fazladan bağımsız bölümlerin paylaşımı açıkça düzenlenmişse bu hüküm belirleyicidir. Örneğin sözleşmede belediyenin bodrum kata sonradan imar izni vermesi durumunda arsa sahiplerinin herhangi bir hakkı bulunmadığı öngörülmüş; kat irtifakı tesisi sırasında imzalanan resmi senetle de sonradan ortaya çıkan bağımsız bölümler yükleniciye bırakılmışsa, arsa sahibinin o bölümler üzerinde pay talep etme hakkı doğmaz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/6010, K. 2017/387 sayılı kararında bu yönde bir değerlendirme yapılmıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/6010, K. 2017/387Kaynağı aç
Sözleşmede yüzde üzerinden paylaşım kararlaştırılmışsa fazladan ortaya çıkan bağımsız bölümler de bu ekonomik çerçevede değerlendirilebilir. Ancak yüzdenin arsa payına mı, toplam inşaat alanına mı, satış değerine mi yoksa bağımsız bölüm sayısına mı ilişkin olduğunun sözleşmeden ayrıca belirlenmesi gerekir; bu belirsizlik taraflarca ya da yorum yoluyla giderilmeden sonuç netleşemez.
Sözleşmede Hüküm Yoksa: Paylaşım Oranı Esas Alınabilir
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2011/6862, K. 2012/1162 sayılı kararında sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı hâllerde şu ilkeyi benimsemiştir: Sözleşme dışı kazanılan bağımsız bölümler, sözleşmedeki paylaşım oranına göre taraflar arasında paylaşılmalıdır. Bu doğrultuda arsa sahibi payına düşen kısmın tapusunu ya da rayiç değerini talep edebilir. Bu sonuç söz konusu kararın somut olgularından çıkmakta olup farklı sözleşme düzenlemeleri veya farklı olgular bu ilkeyi değiştirebilir.
Aynı kararda proje tadilatıyla ortak alandan kazanılan bodrum kat dairelerinin sözleşme dışı ilave bölüm niteliği taşıdığı ve yasal yollarla elde edildiği saptanmıştır. Bu bölümler için taraflarca haricen bedel ödenmesine dair anlaşma yapılıp ödeme de gerçekleşmişse; ödemenin sözleşme hükümlerine uygun kabul edildiği ve irade fesadı ya da gabinin varlığının kanıtlanamadığı durumda yüklenici ödemenin iadesini isteyemez.
İmar Artışından Doğan Fazlalık
Sözleşmede imar artışı olması durumunda paylaşım oranının değişmeyeceği açıkça kararlaştırılmışsa, imar artışı nedeniyle fazladan inşa edilen bağımsız bölümler bu oran üzerinden taraflara dağıtılır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/941, K. 2025/273 sayılı kararında; taraflar arasındaki sözleşmede imar artışında paylaşım oranının değişmeyeceğinin belirtildiği bir davada fazladan yapılan bağımsız bölümlerin bu oran doğrultusunda davacılar adına tescil edilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek onanmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/941, K. 2025/273Kaynağı aç
Sözleşmede ilave katların paylaşımına dair açık hüküm bulunmayan ve emsal ile kat artışının belediyeye sosyal donatı bağışı karşılığında sağlandığı bir davada ise Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1668, K. 2025/1984 sayılı kararında arsa sahiplerinin sözleşmedeki paylaşım oranında talepte bulunabileceği kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bu karar, sözleşmede imar artışı ile ilgili yükleniciye ayrıcalık tanıyan bir ferağ hükmü bulunsa dahi bu hükmün emsal ve kat artışından arsa sahiplerinin payını tümüyle yükleniciye bırakan bir feragat olarak yorumlanamayacağını ortaya koymaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1668, K. 2025/1984Kaynağı aç
Gabinin unsurlarının sözleşme tarihinde birlikte gerçekleştiğinin tespit edildiği bir başka davada ise Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1583, K. 2020/2932 sayılı kararında; paylaşıma ilişkin sözleşme maddesinin iptal edilerek imar artışı ile elde edilen bağımsız bölümlerin sözleşmedeki paylaşım oranı dikkate alınarak taraflar arasında paylaştırılması ve tapu iptali ile tescil, bunun mümkün olmaması hâlinde ise tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu bozma kararı oyçokluğuyla verilmiştir; azınlık oyu, gabinin objektif unsurunun sözleşme tarihinde değil yaklaşık iki buçuk ay sonraki encümen kararıyla oluştuğunu ve bu nedenle gabin unsurlarının sözleşme kurulduğu anda bir arada gerçekleşmediğini savunmaktadır. Yeniden yapılacak yargılamanın sonucu bu kaynakta yer almamaktadır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1583, K. 2020/2932Kaynağı aç
Aynı Parselden mi, Başka Parselden mi Geldiği Önemlidir
Sözleşmede yüklenicinin komşu parsellerden ya da üçüncü kişilerden taşınmaz satın alması veya hisse edinmesi hâlinde doğacak menfaatin tamamının yükleniciye ait olacağı kararlaştırılabilir. Bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği ise dikkatli biçimde araştırılmalıdır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1583, K. 2020/2932 sayılı bozma kararında; tevhit işleminde sözleşme konusu parseller dışında yükleniciye ait ya da yüklenici tarafından bedeli ödenerek satın alınmış bir taşınmaz veya hisse bulunmadığının saptanması, sözleşmenin bu tür menfaati yükleniciye tanıyan hükmünün uygulanmasını tartışmalı kılmaktadır.
Tapu Kaydı Tek Başına Yeterli Değildir
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin yükleniciye yaptığı tapu payı veya bağımsız bölüm devri, sözleşmeden doğan arsa payı devri borcuyla ilgili avans niteliğinde olup bu yolla adına tescil yapılanların gerçek mülkiyet hakkını kazanamayacağı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/3217, K. 2022/393 sayılı kararında çoğunluk tarafından benimsenmiştir. Ancak aynı kararda bir üye karşı oy kullanmış; TMK m. 1023 kapsamında iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması gerektiğini ve avans tapu kavramının hukuki dayanağının tartışılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu mesele, Yargıtay kararlarındaki azınlık ve çoğunluk görüşleri arasında tartışmalı olmayı sürdürmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/3217, K. 2022/393Kaynağı aç
Yüklenicinin edimini yerine getirmeden arsa veya kat irtifak tapularını üçüncü kişilere devretmesi uygulamada karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3747, K. 2024/86 sayılı kararda onanan ilk derece ve istinaf mahkemesi değerlendirmesine göre; yüklenici edimini yerine getirmediği sürece, yükleniciden sözleşme ve tapu devri yoluyla bağımsız bölüm alan kişilerin arsa sahiplerine karşı hak iddiasında bulunması mümkün değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3747, K. 2024/86Kaynağı aç
Üçüncü Kişiye Devir: İyiniyet Tartışması
Yüklenicinin fazladan bağımsız bölümü üçüncü kişiye devretmesi hâlinde tablo karmaşıklaşır. TMK m. 1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanan kişinin hakkı korunur; buna karşılık TMK m. 1024 gereğince bir aynî hak yolsuz tescil edilmişse bunu bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamazlar.
Bu kuralların kat karşılığı inşaat uyuşmazlıklarına nasıl uygulanacağı konusunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin kararlarında çoğunluk ile karşı oy arasında açık bir görüş ayrılığı mevcuttur. E. 2022/3747, K. 2024/86 sayılı kararda çoğunluk; yükleniciden pay satın alan davalı bakımından iyiniyeti korumamış ve tapu iptali ile tescil kararını onamıştır. Aynı dairenin E. 2021/3217, K. 2022/393 sayılı kararında da çoğunluk benzer bir tutum benimsemiş; muhalefet şerhlerinde ise TMK m. 1023'ün iyiniyetli üçüncü kişiyi koruması gerektiği savunulmuştur. Bu çift yönlü tartışma nedeniyle üçüncü kişiye devir içeren uyuşmazlıklarda somut koşulların ayrıca değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat yükü bunu iddia eden tarafa aittir.
Yüklenicinin sözleşmeden doğan kişisel hakkını arsa sahibinin onayına gerek kalmaksızın üçüncü kişilere yazılı olarak devredip temlik etmesi TBK m. 184 ve devamı hükümlerine dayanır. Hakkı temellük eden üçüncü kişi, yüklenicinin halefi sıfatıyla bu hakkı arsa sahibine karşı ileri sürebilir. Ancak yüklenici yalnızca hak kazandığını devredebileceğinden; yüklenicinin sözleşmeden doğan tüm edimlerini yerine getirip getirmediği, inşaatı sözleşmeye ve imar mevzuatına uygun biçimde tamamlayıp teslim edip etmediği ve sözleşmedeki diğer yükümlülüklerini ifa edip etmediği mahkemece araştırılmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1409, K. 2024/4487Kaynağı aç
Sözleşmenin Şekli ve Geçersizliğin Sonuçları
TMK m. 706 uyarınca taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. TBK m. 237 de taşınmaz satışı ile satış vaadi sözleşmelerinin resmi şekil şartına tabi olduğunu öngörmektedir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin resmi şekle uyulmaması hâlinde başlangıçta geçersizlik sorunu doğabilir. Bununla birlikte, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3747, K. 2024/86 sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi değerlendirmesinde; arsa sahiplerinin arsanın mülkiyetini devrederek sözleşme gereklerini yerine getirmiş olması hâlinde, geçersizliğin artık ileri sürülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşme olarak nitelendirilmektedir; bu nitelendirme, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3747, K. 2024/86 sayılı kararının ilgili hukuk bölümünde yer almakta ve geriye etkili fesih ile sebepsiz zenginleşme kurallarına göre tasfiye tartışmalarının temelini oluşturmaktadır. Geriye etkili fesihte taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.
İmar Mevzuatına Aykırılık ve Tapu Kaydı
Fazladan bağımsız bölümlerin imar mevzuatına aykırı biçimde inşa edilmesi hâlinde 3194 sayılı İmar Kanunu m. 32 devreye girer. Bu hükme göre yapının imar mevzuatına aykırı olduğuna dair bilgi, tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince tapu dairesine en geç yedi gün içinde yazılı olarak bildirilir; aykırılığın giderildiğine dair bildirim yapılmadan bu kayıt kaldırılamaz. Aykırılık giderilmez ya da ruhsat alınmazsa yapı, belediye encümeni veya il idare kurulu kararı üzerine belediye ya da valilikçe yıktırılabilir ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.
3194 sayılı İMAR KANUNU m. 32Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Sözleşmede fazla bağımsız bölümler için hüküm yoksa ne olur?
Sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı hâllerde, sözleşme dışı kazanılan bağımsız bölümlerin sözleşmedeki paylaşım oranına göre paylaşılması gerektiği yönünde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararında bu ilke benimsenmiştir. Arsa sahibi bu doğrultuda payına düşen kısmın tapusunu ya da rayiç değerini talep edebilir. Ancak bu sonuç o kararın somut koşullarına dayanmakta olup farklı sözleşme yapıları veya olgular değerlendirmeyi etkileyebilir.
Sözleşmede yükleniciye ait olduğu yazılırsa arsa sahibi yine de pay alabilir mi?
Sözleşmede fazladan bağımsız bölümlerin yükleniciye ait olacağı açıkça ve geçerli biçimde kararlaştırılmış; kat irtifakı kurulurken taraflar bu paylaşımı resmi senetle de teyit etmişse, arsa sahibinin o bölümler üzerinde ayrıca pay talep etme hakkı doğmaz. Sözleşme hükmünün emredici kurallara aykırı olmaması ön koşuldur.
İmar artışından kaynaklanan fazlalıklar sözleşmedeki orana göre mi paylaşılır?
Sözleşmede imar artışı hâlinde paylaşım oranının değişmeyeceği açıkça belirtilmişse, fazladan yapılan bağımsız bölümler sözleşmedeki bu oran doğrultusunda taraflara dağıtılır. Sözleşmede bu konuda hüküm bulunmasa bile arsa sahiplerinin sözleşmedeki paylaşım oranında talepte bulunabileceği bazı Yargıtay kararlarında kabul edilmiştir. Bununla birlikte sözleşme metnindeki her hükmün içeriği, imar artışının nasıl gerçekleştiği ve tarafların sonradan tutumu somut sonucu belirler.
Yüklenici fazladan bölümü üçüncü kişiye sattıysa arsa sahibi ne yapabilir?
Tapu iptali ve tescil ya da bedel tazminatı talepleri gündeme gelebilir. TMK m. 1023 uyarınca iyiniyetle tescile dayanan kişinin hakkı korunur; ancak TMK m. 1024 gereğince yolsuz tescilin bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda bu güvenceden yararlanılamaz. Üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat yükü bunu iddia eden tarafa aittir. Bu mesele; Yargıtay kararlarında çoğunluk ve karşı oy arasında tartışmalı olmaya devam etmektedir; her dava kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Kat karşılığı sözleşme resmi şekilde yapılmamışsa geçersiz midir?
TMK m. 706 ve TBK m. 237 uyarınca taşınmaz mülkiyeti devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. Resmi şekle uyulmadan yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi başlangıçta geçersizlik sorunu doğurabilir. Ancak arsa sahibi tapu devrini fiilen gerçekleştirerek sözleşmeden doğan borcunu ifa etmişse, artık sözleşmenin geçersizliğini ileri süremeyeceği kabul edilmiştir.
Proje tadilatıyla kazanılan bodrum kat daireleri nasıl değerlendirilir?
Proje tadilatıyla ortak alandan sözleşme dışı ilave bölüm olarak kazanılan ve yasal bulunan daireler, sözleşmedeki paylaşım hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu bölümler için taraflarca haricen bedel ödenmesine dair anlaşma yapılmış ve ödeme gerçekleşmişse; irade fesadı ya da gabin kanıtlanmadıkça ödemenin iadesi istenemez.
Yüklenicinin kişisel hakkını devralan üçüncü kişi tapu tescili isteyebilir mi?
Yüklenicinin TBK m. 184 ve devamı hükümlerine göre yazılı olarak devrettiği kişisel hakkı alan üçüncü kişi, bu hakkı yüklenicinin halefi sıfatıyla arsa sahibine karşı ileri sürebilir. Ancak yüklenici yalnızca hak kazandığını devredebilir; dolayısıyla tapu tescili istenebilmesi için yüklenicinin inşaatı sözleşmeye ve imar mevzuatına uygun tamamlayıp teslim etmiş ve sözleşmedeki diğer yükümlülüklerini yerine getirmiş olması zorunludur.
Bir davada çözüme kavuşturulan uyuşmazlık başka bir davada takas-mahsupla karara bağlanabilir mi?
Hayır. Uyuşmazlıkların hangi davada dava konusu yapılmışsa o davada çözümlenmesi ve karara bağlanması esastır; takas-mahsup yoluyla başka bir davada hükme bağlanması yasaya aykırı kabul edilmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

