Kamu Kurumlarının Kira Sözleşmesinde Uygulanacak Hukuk

by Avukat Erdal Ersoy
Kamu Kurumlarının Kira Sözleşmesinde Uygulanacak Hukuk

Kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptığı bütün kira sözleşmelerine konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler uygulanır. Bu uygulama, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreli kiralarını kapsamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 339Kaynağı aç
MADDE 339- Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler, bunlarla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşya hakkında da uygulanır. Ancak bu hükümler, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında uygulanmaz. Kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de bu hükümler uygulanır. B. Bağlantılı sözleşme2

Konut ve çatılı işyeri hükümlerinin kapsamı

Türk Borçlar Kanunu'nun 339. maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarının kira sözleşmelerini sözleşmenin kurulduğu usule göre ayırmaz. Hüküm, bu sözleşmelerin tamamında konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin kuralların uygulanacağını belirtir.

Aynı maddede yer alan istisna iki şarta birlikte bağlıdır. Taşınmaz niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş olmalı ve kira süresi altı ayı aşmamalıdır. Bu iki şarttan birinin bulunmaması, istisnanın kendiliğinden uygulanması için yeterli değildir.

Yenilenen dönemde kira bedelinin sınırı

Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesine göre taraflar, yenilenen kira döneminde uygulanacak bedeli kararlaştırabilir. Bu anlaşma, önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşmamak koşuluyla geçerlidir. Sınır, süresi bir yılı aşan sözleşmeler bakımından da korunur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 344Kaynağı aç
MADDE 344 – Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir. Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır. III. Dava açma süresi ve kararın etkisi

Bedel konusunda anlaşma bulunmuyorsa belirleme hâkime aittir. Hâkim, önceki kira yılının on iki aylık tüketici fiyat endeksi değişim oranını geçemez. Ayrıca kiralananın durumunu dikkate alır ve bedeli hakkaniyete göre belirler.

Beş yıldan uzun süreli sözleşmelerde, beş yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde ve sonraki her beş yılın sonunda yeni kira yılı bedeli yine hâkim tarafından belirlenir. Bu belirlemede on iki aylık tüketici fiyat endeksi değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri birlikte gözetilir. Sonuç hakkaniyete uygun olmalıdır.

Yabancı para üzerinden kararlaştırılan kira bedeli, beş yıl dolmadan değiştirilemez. Bu sınır, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı tutularak uygulanır.

Kira bedelinin tespiti davası

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/16988 esas ve 2012/19518 karar sayılı kararında, kural olarak kiracının da kiraya veren gibi aylık kira parasının tespitini dava yoluyla isteyebileceği kabul edilmiştir. Karar, belediyenin kiraya veren olduğu somut uyuşmazlığa ilişkindir ve bu kabul bütün kamu kiraları için ayrıca düzenlenmiş bir kanun hükmü değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/16988, K. 2012/19518Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2012/16988 E.  ,  2012/19518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde kira parasının aylık 1.215,00 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı belediyeye ait işyerini 01.08.2006 tarihinde üç yıllığına eczane olarak kiraladığını, süre bitiminde kira ilişkisinin sonlandırılmadığını, müvekkilinin aynı taşınmazda halen kiracı olduğunu, davalının yeni kira döneminde davacı kiracıdan 1.600,00 TL kira talep ettiğini belirterek; kira bedelinin 1.215,00 TL olarak tespitini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu mecuru 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre ihaleden kiraladığını, 2006 tarihinde 1.203,00 TL olan kiranın ÜFE'ye göre en son 1.554,00 TL olarak uygulandığını, davalı belediyenin 5393 sayılı yasa kapsamında belli kural ve kaidelere bağlı olup, ihale kanunuyla kiraya verdiği mecurun kirasında herhangi bir indirim yapamayacağını belirterek, davanın reddi savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, kira bedelinin 01/08/2011 tarihinden itibaren aylık net 1.300,00 TL olarak tespitine karar verilmiş; hüküm süresi içinde davalı belediyenin başkanı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kiracı tarafından açılan kira tespit davasıdır.Kural olarak tüm kiracılar, tüm kiralayan gibi aylık kira parası tesbitini dava yoluyla talep edebilirler. Zira 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinin 3 numaralı bendinde kiracı tarafından da gelecek dönem için kira parasının tesbiti davasının açılabileceği, bu hakkın kiralayana ait olmadığı belirtilmiştir. Kaldı ki karşılıklı borç doğuran bir sözleşme olarak kira sözleşmesinde de aylık kira parasının tespiti işleminde taraflar hakkında aynı hukuksal kuralların uygulanması bu sözleşmenin taşıdığı nitelik ve Anayasa'nın kabul ettiği eşitlik esaslarının da bir gereğidir. Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu mecuru davacının davalı belediyeden 2886 sayılı devlet ihale kanunu hükümlerine göre 01.08.2006 tarihinde 1.203,00 TL karşılığı üç yıllığına kiraladığı, üç yılın sonunda sözleşmenin sona erdirilmeyerek uzatıldığı ve kira sözleşmesinde kiranın her yıl bu ÜFE oranında artırılacağının kararlaştırıldığı, davalı belediyenin yeni dönem için davacıdan 1.600,00 TL kira bedeli talep ettiği, davacının dava konusu mecur için 01.08.2009 tarihinde 1.554,00 TL kira ödediği, davacının dava tarihi olan 25.05.2010 tarihinden itibaren kiranın 1.215,00 TL olarak tespitini talep ettiği mahkemenin de 1.300,00 TL olarak tespit yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde, ilk kira dönemini gizleyen ve davaya konu yapılan dönemde kira parasının düşüş göstermesine olağan rayiç dışında neden olan faktörlerden, örneğin, kiralanananın yüzölçümünde veya diğer niteliklerindeki değişmelerden, kiralananın bulunduğu yerdeki ticari durum değişikliklerinden ve genellikle memleketteki ticari ve ekonomik dalgalanmaların, paranın satın alma gücündeki değişikliğin memur maaşlarındaki katsayı ve işçi ücretlerindeki asgari ücret değişikliklerinin kendi lehine olarak kira parasına etki yaptığından söz etmemiştir. Memleketteki ticari ve ekonomik konjöktür ve paranın satın alma gücündeki düşme ise, önceki döneme nazaran yeni kira döneminde kira paralarının azalmayıp arttığı yönünde gelişme kaydettiği bilinen bir gerçektir.Tarafların kabulüne göre davacı kiracının davadan önce 1.554,00 TL kira ödediği anlaşılmış olup ödenenden aza hükmedilemeyeceği gözetilmeksizin aylık kira bedelinin 1.300,00 TL olarak tespiti bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda, kiracının daha önce ödemekte olduğu aylık bedelin altında tespit yapılması bozma nedeni sayılmıştır. Bu gerekçe, incelenen olaya özgüdür. Ödenen bedelin altına inilemeyeceğini ayrıca öngören bir kanun hükmü bu çerçevede yer almaz.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/946 esas ve 2015/1669 karar sayılı kararında ise taraflar arasında kiracılık ilişkisinin kalmadığı ve ödenen miktarın haksız işgal tazminatı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle kira parasının tespiti istenemeyeceği ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar, ret türüne ilişkin ek bir niteleme yapmaz ve sonucu bütün kira ilişkilerinin sona erdiği hâllere genellemez.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/946, K. 2015/1669Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2015/946 E.  ,  2015/1669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/09/2014 NUMARASI : 2013/117-2014/775 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, yıllık kira bedelinin 01.08.2012 tarihinden itibaren 26.000 TL olarak tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece yıllık kiranın 01.08.2012 tarihinden itibaren 23.843,70 TL olarak tespitine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.08.1996 başlangıç, 31.07.1997 bitiş tarihli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamından kiralananın davacı idare tarafından yapılan ihale sonucu davalıya kiralandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşme süresinin 31.07.1997 tarihinde sona ermesinden sonra kira sözleşmesi 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un 11. maddesine göre 1 Ağustos tarihi itibariyle yıldan yıla yenilenerek uzamış ise de, davacı Belediyeye 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinden yararlanma hakkı tanıyan 5393 Sayılı Belediye Kanununun yürürlüğe girdiği 13.07.2005 tarihini izleyen son dönemin bittiği 01.08.2005 tarihi itibariyle sözleşmenin sona erdiğinin kabulü gerekir. Artık bu tarihten sonra yasa gereği sözleşmenin 6570 Sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yıldan yıla yenilenmesi olanağı kalmadığından davacı kiracı fuzuli şagil durumuna düşmüştür. Her ne kadar kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra kira bedelinin tespitine ilişkin 2009 yılına kadar verilmiş mahkeme kararları bulunmakta ise de bu durum taraflar arasında kira sözleşmesi yapıldığı ya da kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.12.2010 gün ve 2010 / 13-671-696 sayılı kararı da davalı kiracının sözleşme süresinin sona erdiği tarihten itibaren fuzuli şagil durumuna düştüğü doğrultusundadır. Dolayısıyla ortada bir kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Talep edilen ve davacı tarafından ödenen miktar, gerçekte haksız işgal tazminatı niteliğindedir. Yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında kiracılık ilişkisi kalmadığından ve bu nedenle kira parasının tespitini istemek mümkün olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 23.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sözleşmenin uzaması ve sona ermesi

Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesine göre belirli süreli konut veya çatılı işyeri kiralarında uzama, kiracının sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmamasına bağlıdır. Bildirim yapılmazsa sözleşme aynı koşullarla bir yıl daha uzamış sayılır. Kiraya veren, yalnızca sürenin dolmasını ileri sürerek sözleşmeyi sona erdiremez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 347Kaynağı aç
MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir. 2. Bildirimin geçerliliği a. Şekil

On yıllık uzama süresi dolduktan sonra kiraya verenin ayrıca bir bildirime bağlı sona erdirme imkânı vardır. Kiraya veren, sonraki her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunursa sebep göstermek zorunda kalmadan sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmesinde kiracı, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle her zaman sözleşmeyi sona erdirebilir. Kiraya veren ise bu bildirimi ancak kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra yapabilir. Genel hükümlerin fesih hakkı tanıdığı hâllerde iki taraf da sözleşmeyi sona erdirebilir.

Bu uzama ve bildirim kuralları, belediyenin kiraya veren olduğu her olayda aynı sona erme sonucunu doğurmaz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/946 esas ve 2015/1669 karar sayılı kararında, incelenen olayda son dönemin 01.08.2005 tarihinde bitmesiyle sözleşmenin sona erdiği ve davalı kiracının fuzuli şagil durumuna düştüğü kabul edilmiştir. Bu kabul, kararda açıklanan tarihlere ve o belediye kirasına özgüdür.

Devlet İhale Kanunu'nda süre ve yıllık tespit

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 64. maddesine göre kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresi on yıldan fazla olamaz. Turistik tesis kurulacak yerler ve turistik tesisler, enerji üretimi tesisleri ile iletim ve dağıtım tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan araziler ve doğal gaz iletim, dağıtım ve depolama tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan araziler bu üst sürenin dışında tutulmuştur; bunlar on yıldan fazla süreyle kiraya verilebilir.

2886 sayılı DEVLET İHALE KANUNU m. 64Kaynağı aç
Madde 64 – Kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresi, on yıldan çok olamaz. Turistik tesis kurulacak yerlerin ve turistik tesislerin (Ek ibare: 20/2/2001 – 4628/17 md.) ve enerji üretimi tesisleri ile iletim ve dağıtım tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan arazilerin (Ek ibare: 18/4/2001 – 4646/13 md.) ve doğal gaz iletim, dağıtım ve depolama tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan arazilerin on yıldan fazla süre ile kiraya verilmesi mümkündür.[18][19] Üç yıldan fazla süre ile kiraya verme işlerinde, önceden Maliye Bakanlığından izin alınması şarttır. Katma bütçeli idarelerde bu izin, idarelerin bağlı bulundukları bakanlıktan alınır. Özel İdare ve belediyeler için kendi özel kanunları uygulanır. Üç yıldan fazla süre ile kiraya verme işlerinde, kira bedeli her yıl şartname ve sözleşmesindeki esaslara göre yeniden tespit edilir. Su ürünleri istihsali hakkı kiralarında süre:

Üç yıldan fazla süreyle kiraya vermede önceden Maliye Bakanlığından izin alınması şarttır. Katma bütçeli idarelerde izin, idarenin bağlı bulunduğu bakanlıktan alınır. Özel idareler ve belediyeler için ise kendi özel kanunları uygulanır.

Üç yıldan fazla süreyle yapılan kiralamalarda bedel her yıl yeniden tespit edilir. Yeniden tespit, şartnamede ve sözleşmede gösterilen esaslara göre yapılır. Madde bu tespit için belirli bir oran, endeks veya hesap yöntemi göstermez.

Kira bitiminden sonra devam eden işgal

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi kira bedelinin tespitini değil, maddede sayılan taşınmazların fuzuli işgalinde ecrimisili düzenler. Gerçek veya tüzel kişi tarafından işgal hâlinde fuzuli şagilden, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere ecrimisil istenir. Takdir, taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca yapılır. İdarenin zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.

2886 sayılı DEVLET İHALE KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75 – Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.[21][22][23] (Ek cümle: 23/7/2010-6009/24 md.) Ecrimisile itiraz edilmemesi halinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi halinde ise ayrıca yüzde onbeş indirim uygulanır. Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/24 md.) Köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgalcilerinden tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde bu gelirlerin elde edildiği köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Mahalli komisyonların yetkileri:

Ecrimisil rızaen ödenmezse tahsil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılır. Ecrimisile itiraz edilmemesi hâlinde yüzde yirmi indirim uygulanır. Peşin ödenmesi hâlinde ayrıca yüzde on beş indirim uygulanır. Bu oranlar kira bedelinin tespit oranını göstermez.

Kira sözleşmesi bittikten sonra işgal sürerse önce sözleşmeye bakılır. Sözleşmede bu hâle ilişkin hüküm varsa ona göre hareket edilir; böyle bir hüküm yoksa ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülkiye amirince en geç on beş gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir. Tahliye hükmü, kira bedelinin hangi yöntemle belirleneceğini düzenlemez.

Sık sorulan sorular

Kamu kurumunun kira sözleşmesine hangi hükümler uygulanır?

Hangi usul ve esasla yapılırsa yapılsın, kamu kurum ve kuruluşlarının bütün kira sözleşmelerine konut ve çatılı işyeri kirası hükümleri uygulanır. Niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa kiraları bu uygulamanın dışındadır.

Kira bedelinde anlaşma yoksa bedel nasıl belirlenir?

Anlaşma yoksa hâkim, önceki kira yılının on iki aylık tüketici fiyat endeksi değişim oranını geçmemek koşuluyla kiralananın durumunu gözeterek hakkaniyete göre bedeli belirler. Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde ve sonraki her beş yılın sonunda yeni dönem bedeli, anlaşma olup olmadığına bağlı olmaksızın ayrıca belirlenir. Bu belirlemede on iki aylık tüketici fiyat endeksi değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri birlikte gözetilir; bedel hakkaniyete uygun olmalıdır.

Yabancı para olarak kararlaştırılan kira beş yıl içinde değiştirilebilir mi?

Yabancı para olarak kararlaştırılan kira bedelinde, 1567 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, beş yıl geçmedikçe değişiklik yapılamaz.

Belirli süreli kira, sürenin bitmesiyle kendiliğinden sona erer mi?

Konut ve çatılı işyeri kirasına ilişkin 347. maddeye göre kiracı en az on beş gün önce bildirim yapmazsa sözleşme bir yıl uzar; kiraya veren yalnız sürenin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Belediye kirasına ilişkin bir kararda ise açıklanan son dönem tarihinde sözleşmenin sona erdiği kabul edilmiştir. Bu sonuç bütün kamu kiralarına genellenemez.

Kira bittikten sonra işgal sürerse ne talep edilir?

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesinin uygulandığı taşınmazlarda sözleşme bittikten sonra işgal sürerse, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir; aksi hâlde ecrimisil alınır. Bu ecrimisil, idarenin zararı ve fuzuli şagilin kusuru aranmaksızın istenebilir. Rızaen ödenmezse 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Ecrimisile itiraz edilmemesinde yüzde yirmi, peşin ödemede ayrıca yüzde on beş indirim uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu