İmar planının sonradan değişmesi, kat karşılığı inşaat sözleşmesini kendiliğinden geçersiz hâle getirmez veya sona erdirmez. Plan değişikliğinin niteliğine, inşaatın aşamasına, sözleşme hükümlerine ve yeni imar koşullarında ifanın mümkün olup olmadığına göre hukuki sonuç önemli ölçüde farklılaşabilir.
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri karma nitelikte sözleşmelerdir: yüklenici yapıyı meydana getirip teslim etmeyi, arsa sahibi ise bunun karşılığında taşınmaz veya arsa payı devretmeyi üstlenir. Taşınmaz payı devri unsurunu barındırması nedeniyle bu sözleşmelerin noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur; Türk Medeni Kanunu m. 706 taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmî şekilde düzenlenmesini açıkça öngörmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1298, K. 2021/58 sayılı kararında yüklenicinin durumunu ağırlaştıran ilave taahhütlerin resmî şekilde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yer almaması hâlinde bu taahhütlerin adi yazılı belge veya tanık beyanıyla kanıtlanamayacağına hükmetmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1298, K. 2021/58Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
Plan Değişikliği Sözleşmeyi Kendiliğinden Sona Erdirmez
İmar planındaki değişiklik, tarafların sözleşmeden doğan borçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; sözleşme yürürlükte kalmaya devam eder. Bu noktadan itibaren tarafların hak ve yükümlülüklerinin ne olduğu, değişikliğin kapsamı ve inşaatın bulunduğu aşama dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir. 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili planlama mevzuatı yapılaşmanın imar planları ve kamu hukuku kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Bu nedenle plan değişikliği, taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisini doğrudan etkileyebilecek bir kamu hukuku işlemi niteliği taşır.
Sözleşmede İmar Değişikliğine İlişkin Özel Hüküm Varsa
Taraflar sözleşmede imar durumuna bağlı artış ya da azalmanın belirlenen oranda taraflara yansıtılacağını kararlaştırmışsa, imar değişikliğinden kaynaklanan uyuşmazlık öncelikle bu sözleşme hükmü çerçevesinde değerlendirilir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1011, K. 2021/1513 sayılı kararında sözleşmede bu yönde bir düzenlemenin bulunduğu tespit edilmiş ve ilgili temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Bu değerlendirme somut sözleşme hükmüne dayalı olup hüküm içermeyen sözleşmelerde genel uyarlama ve imkânsızlık kuralları uygulanır. Öte yandan aynı karar, arsa sahibinin taşınmaza müdahale ettiği ve yüklenicinin taşınmazı kullanmasına fiilen engel olunduğu iddia ve ispat edilmediği takdirde yüklenicinin ecrimisil talebinde bulunamayacağını da hükme bağlamış; kira tazminatı talebini kabul eden ilk derece kararını bu gerekçeyle bozmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1011, K. 2021/1513Kaynağı aç
Geçici ve Sürekli İmar İmkânsızlığının Ayrımı
Plan değişikliğinin sözleşmeye etkisini belirlerken öncelikle imkânsızlığın geçici mi yoksa sürekli mi olduğu sorgulanmalıdır. İmar sorununun belirli bir idari işlem, plan çalışması veya prosedür tamamlandıktan sonra giderilebilmesi mümkünse doğrudan sözleşmenin sona erdiği sonucuna varılmayabilir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/5642, K. 2018/3227 sayılı kararında yerel mahkeme, idare mahkemesinin imar planının yürütmesini durdurduğu bir uyuşmazlıkta hukuki imkânsızlığın geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun idare mahkemesi kararı kesinleşmeden tespit edilemeyeceğini kabul etmiş ve birleşen davayı bu gerekçeyle reddetmiştir; Yargıtay delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle bu kararı onamıştır. Söz konusu karar yürütme durdurma senaryosuna ilişkin olmakla birlikte, geçici ile sürekli imkânsızlık arasındaki ayrımın somut olayda ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/5642, K. 2018/3227Kaynağı aç
Aynı davada arsa sahibinin arsayı sözleşmede kararlaştırılan şekilde yükleniciye teslim etmemesi de yüklenicinin inşaata başlayamamasında etken olarak değerlendirilmiş; yerel mahkeme bu durumu da asıl fesih davasının reddine ayrı bir gerekçe olarak göstermiştir. Yargıtay bu gerekçeyle kurulan kararı delil takdiri yönünden yerinde bulmuştur.
İfa İmkânsızlığı ve Sözleşmenin Uyarlanması
Yeni imar koşulları sözleşmede kararlaştırılan yapının gerçekleştirilmesini hukuken imkânsız hâle getiriyorsa ifa imkânsızlığı, kısmi imkânsızlık ve sözleşmenin uyarlanması gibi hukuki seçeneklerin somut olay bakımından incelenmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu m. 136 uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer. Bu durumda imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan taraf, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder. Öte yandan borçlu, ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 136Kaynağı aç
İmar planı değişikliğinin TBK m. 136 anlamında borçluya yükletilemeyecek bir sebep oluşturup oluşturmadığı somut olaya göre belirlenir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin karma niteliği gözetildiğinde 'borçlu' kavramının arsa sahibine mi yoksa yükleniciye mi uygulanacağı da somut koşullara bağlıdır.
Sözleşmenin uyarlanması yoluna gidilmek isteniyorsa TBK m. 138 kapsamında bazı koşulların bir arada gerçekleşmesi aranır: sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkmış olmalı, bu durum sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmeli ve borçlu borcunu henüz ifa etmemiş ya da ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Bu koşulların varlığında borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; uyarlama mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkı doğar. Sürekli edimli sözleşmelerde dönme hakkının yerine kural olarak fesih hakkı kullanılır. İmar planı değişikliğinin bu madde kapsamında olağanüstü durum sayılıp sayılmayacağı mahkeme takdirine bırakılmış bir meseledir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
Ruhsat Alınmış Projelerde Kazanılmış Hak Sorunu
İnşaat ruhsatı alınmış projelerde imar planı değişikliğinin hukuki etkisi farklı bir çerçevede ele alınır. Bu durumda kazanılmış hak, ruhsatın hukuki durumu, inşaatın gerçekleşme seviyesi ve plan değişikliğinin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Konu taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinin yanı sıra imar ve idare hukuku boyutunu da kapsar; bu nedenle iki farklı alana ait kuralların birlikte gözetilmesi gerekebilir.
Plan Değişikliğinin İdareden mi Yükleniciden mi Kaynaklandığı
İdare tarafından gerçekleştirilen ve yüklenicinin kontrolünde olmayan bir plan değişikliği nedeniyle projenin yeniden hazırlanmasının zorunlu hâle gelmesi ile yüklenicinin kendi eksik veya hatalı projesi nedeniyle ruhsat alamaması aynı hukuki sonucu doğurmaz; iki durumda sorumluluk değerlendirmesi farklı bir seyir izler.
Sözleşme Değişikliklerinde Şekil Zorunluluğu
İmar planı değişikliğinin ardından taraflar sözleşmeyi tadil etmek isterse bu tadilat sıkı şekil koşullarına uymak zorundadır. TMK m. 706 uyarınca taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1298, K. 2021/58 sayılı kararında yüklenicinin durumunu ağırlaştıran ilave taahhütlerin resmî şekilde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yer almaması hâlinde bu taahhütlerin adi yazılı belge veya tanık beyanıyla kanıtlanamayacağına hükmedilmiştir. Bu karar ek nakit bedel taahhüdüne ilişkin somut bir olayda verilmiş olmakla birlikte, imar değişikliği sonrasında yapılacak ek düzenlemeler bakımından şekil şartının taşıdığı ağırlığı göstermesi açısından değerlendirilebilecek niteliktedir.
Yüklenicinin Sözleşmeyi Tek Taraflı Terk Etmesi
Yüklenicinin imar planı değişikliğini gerekçe göstererek sözleşmeyi tek taraflı olarak terk etmesi hâlinde, bu terk hukuken geçerli bir dayanaktan yoksunsa arsa sahibinin gecikme tazminatı, cezai şart, kira kaybı veya sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan diğer talepleri gündeme gelebilir. Bu taleplerin doğması her koşulda otomatik değildir; somut olayın özelliklerine göre ayrıca inceleme gerekir.
Ecrimisil Talebinin Koşulları
Yüklenicinin ecrimisil talep edebilmesi belirli koşullara bağlıdır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1011, K. 2021/1513 sayılı kararında arsa sahibinin taşınmaza müdahale ettiği ve yüklenicinin taşınmazı kullanmasına fiilen engel olunduğu iddia ve ispat edilmediği takdirde yüklenicinin ecrimisil talebinde bulunamayacağı ilkesi benimsenmiştir; kira tazminatı talebini kabul eden ilk derece kararı bu gerekçeyle bozulmuştur. Plan değişikliği sürecinde taraflar arasında bu nitelikte bir uyuşmazlık doğması hâlinde söz konusu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenmelidir.
İmar Planına Karşı İdari Yargı Yolu
İmar planı değişikliğinin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa arsa sahibi veya diğer ilgililer idari yargıda imar planının iptali davası açabilir. Bu dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan özel hukuk uyuşmazlığından bağımsız bir yargı yoludur; ancak idari yargıda verilen kararın özel hukuk ilişkisine dolaylı etkileri olabileceği göz ardı edilmemelidir. İptal davasının usul koşulları, süresi ve yetkili mahkeme idare hukuku alanında ayrıca değerlendirilmesi gereken konulardır.
Makul Bekleme Süresi ve Fesih Hakkı
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi tek taraflı irade beyanıyla feshedilemez; tarafların fesih konusunda iradesinin uyuşması veya mahkeme kararı zorunludur. İmar planı değişikliği nedeniyle inşaata başlanamaması ve bu durumun uzun süre devam etmesi hâlinde ise belirli bir noktada tarafların sözleşmeyle bağlı kalmaya zorlanamayacağı kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/111, K. 2022/1714 sayılı kararında sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürenin arsa sahiplerinin tahammül edebilecekleri makul bekleme süresini aştığı hâllerde fesih talebinin haklı nedene dayandığını benimsemiştir. Makul bekleme süresinin her olayda somut koşullara göre ayrıca belirleneceği anlaşılmakta; yüklenicinin imar planı değişikliğini takip etmesi ve başvurularda bulunması gecikme yönünden kusursuzluk değerlendirmesini etkileyebilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/111, K. 2022/1714Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2767, K. 2024/535Kaynağı aç
Aynı kararda, imar durumu iyileştikten sonra arsa sahiplerinin fesih talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanılması oluşturup oluşturmadığı da tartışılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, makul bekleme süresi çoktan geçmiş ve taraflar arasındaki ilişki zedelenmiş ise arsa sahiplerinin fesih talebinin hukuken geçerli olduğunu kabul etmiştir; ilk derece mahkemesinin hakkın kötüye kullanılması gerekçesiyle davayı reddetmesi bu kararla benimsenmemiştir.
Sözleşmede tarafların ortak amacı arsanın üzerinde en elverişli imar durumuyla maksimum inşaat imkânını almak olarak belirlenmişse, imar planı değişikliğinin gerçekleşmemesi sözleşmenin temel amacını etkileyebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/111, K. 2022/1714 sayılı kararında bu tespiti somut sözleşmede yer alan özel bir hükme dayanarak yapmıştır; genel her sözleşmeye aktarılabilecek bir kural değil, sözleşme yorumuna ilişkin somut bir değerlendirmedir.
Sözleşmenin Feshi Sonrası Tarafların Durumu
Sözleşmenin fesih ya da dönme yoluyla sona ermesi geriye etkili sonuç doğurur; taraflar sözleşmeyle üstlendikleri borçları ifa etme yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Yüklenicinin sözleşmeyi haksız biçimde fesheden tarafın arsa sahibi olduğu durumlarda, kusursuz olan yüklenici müspet zarar kapsamında kâr kaybını talep edebilir; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3052, K. 2025/2319 sayılı kararında arsa sahibinin kusurlu davranışı nedeniyle ifa edilemeyen sözleşme yönünden bu ilkeyi benimsemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3052, K. 2025/2319Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4023, K. 2023/626Kaynağı aç
Kâr kaybı tazminatının hesabında TBK m. 480/2 kıyasen esas alınmaktadır: dönme zamanındaki kalan iş bedelinden, işin yapılmaması nedeniyle yüklenicinin yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar düşülür. Bilirkişi raporları arasında açık ve büyük oranda çelişki bulunması hâlinde ise HMK m. 281/3 uyarınca çelişkiyi gidermeden karar verilemez.
Sık Sorulan Sorular
İmar planı değişirse müteahhit sözleşmeden çekilebilir mi?
Plan değişikliği tek başına müteahhide sözleşmeden çekilme hakkı tanımaz. Çekilmenin hukuken geçerli bir dayanağa sahip olabilmesi için plan değişikliğinin ifayı gerçek anlamda imkânsız kıldığının somut olayda ortaya konulması gerekir. Dayanaksız tek taraflı terk hâlinde arsa sahibinin tazminat ve cezai şart talepleri gündeme gelebilir.
Plan değişikliği sonrası sözleşmeye ekleme yapmak için ne gerekir?
Yüklenicinin durumunu ağırlaştıran ilave taahhüt veya değişikliklerin resmî şekilde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde aynı şekle uygun biçimde yer alması gerekir. TMK m. 706 bu zorunluluğun yasal dayanağını oluşturmaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1298, K. 2021/58 sayılı kararında söz konusu taahhüdün adi yazılı belge veya tanıkla kanıtlanamayacağına hükmedilmiştir.
İmar değişikliği geçiciyse sözleşme sona erer mi?
İmar sorununun belirli bir idari işlem veya prosedür tamamlandıktan sonra giderilebilmesi mümkünse doğrudan sözleşmenin sona erdiği sonucuna varılmayabilir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/5642, K. 2018/3227 sayılı kararında yerel mahkeme, idare mahkemesi kararı kesinleşmeden imkânsızlığın niteliğinin tespit edilemeyeceğini kabul ederek ilgili talebi reddetmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır. Geçici ile sürekli imkânsızlık arasındaki ayrım, sözleşme hükümleri ve somut olayın tüm koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Sözleşmede imar değişikliğini mücbir sebep sayan hüküm varsa ne olur?
Sözleşmede imar planı değişikliği nedeniyle meydana gelecek gecikmelerin mücbir sebep sayıldığı açıkça düzenlenmişse, bu hüküm uygulanır ve tarafların gecikmeyi kabul ettiği değerlendirilebilir. Sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunmayan hâllerde sonuç farklılaşabilir; genel uyarlama ve imkânsızlık kuralları devreye girer.
Makul bekleme süresi dolduktan sonra arsa sahibi sözleşmeyi feshedebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/111, K. 2022/1714 sayılı kararında makul bekleme süresi geçmişse ve bu süre içinde imar plan değişiklikleri sonuçlandırılıp inşaat ruhsatı alınamamışsa arsa sahibinin fesih talebinin haklı nedene dayandığını benimsemiştir. Bununla birlikte makul bekleme süresinin her olayda somut koşullara göre ayrıca belirlenmesi gerekmektedir; sabit bir süre eşiği bulunmamaktadır.
Müteahhit, arsa sahibinin mülkü için ecrimisil talep edebilir mi?
Arsa sahibinin taşınmaza müdahale ettiği ve yüklenicinin taşınmazı kullanmasına fiilen engel olunduğu iddia ve ispat edilmediği takdirde yüklenici ecrimisil talebinde bulunamaz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/1011, K. 2021/1513 sayılı kararında bu ilke benimsenmiş ve kira tazminatı talebini kabul eden ilk derece kararı bozulmuştur.
TBK'nın uyarlama hükmü kat karşılığı inşaat sözleşmelerine uygulanır mı?
TBK m. 138 sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması ve ifanın istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine sonuç doğurması hâlinde hâkimden uyarlama talep edilmesine imkân tanır. İmar planı değişikliğinin bu madde kapsamında olağanüstü durum sayılıp sayılmayacağı mahkeme takdirine bırakılmış olup her somut olayda koşulların ayrıca incelenmesi gerekir. Uyarlama mümkün değilse sözleşmeden dönme ya da sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak fesih hakkı doğabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

