İki Farklı Kira Sözleşmesi Varlığında Hukuki Sonuçlar

by Avukat Erdal Ersoy
İki Farklı Kira Sözleşmesi Varlığında Hukuki Sonuçlar

Türk Borçlar Kanunu uyarınca taraflar sözleşme serbestisi çerçevesinde diledikleri sayıda kira sözleşmesi akdedebilirler. Kiracı ile kiraya veren arasında birden fazla kira sözleşmesi yapılması tek başına yasalara aykırılık oluşturmaz; ancak düzenlenen sözleşmelerin kanunlara, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir. Buna karşılık, kiraya verenin aynı konut için birden fazla kişiyle ayrı sözleşmeler yapması dolandırıcılık suçunu oluşturur.

Yeni Kira Sözleşmesinin Önceki Sözleşmeye Etkisi ve On Yıllık Süre

Kiracı ile kiraya veren arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalanması durumunda, bu yeni düzenleme genellikle önceki kira sözleşmesini ortadan kaldırmakta ve yeni sözleşmede belirlenen başlangıç tarihinden itibaren geçerli olmaktadır. Buna bağlı olarak yeni bir kira sözleşmesinin yapılmasının on yıllık uzama süresini yeni sözleşmenin bitiminden itibaren başlatacağı yönünde görüş bulunsa da, ilk sözleşmenin ortadan kaldırılmadığı veya sonraki işlemin danışıklı olduğu durumlarda uyuşmazlığın önceki sözleşmeye göre çözümlenmesi söz konusu olabilmektedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/6449, K. 2015/4031Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2014/6449 E.  ,  2015/4031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 25/02/2014 NUMARASI : 2013/396-2014/175 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kira alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kefil T.. K.. yönünden reddine, davalı kiracı şirket yönünden kısmen kabulü ile davalının 266,98 TL asıl alacağa ilişkin itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili ve davacı vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1-Davalı kefilin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3/2 maddesinde; Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davalılar kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden dava değeri üzerinden davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken, mahkemece davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. Davacı vekili, dava dilekçesinde taraflar arasında 01.07.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin bulunduğunu, davalıların kira bedellerini eksik ödediğini, davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, icra takibine haksız itiraz ettiklerini belirterek davalıların itirazlarının iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili davalı kefil Tuncay' ın davaya konu alacaktan sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmeyi imzalayan E…D…'in şirket yetkilisi olmadığını, taraflar arasındaki gerçek sözleşmenin 01.11.2008 başlangıç tarihli sözleşme olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece takibe dayanak olan 01.07.2008 tarihli kira sözleşmesine göre kira ödemesi yapılmadığı, bu sözleşme ile kararlaştırılan aylık 4.000 TL kira bedelinin rayiç kirayı yansıtmadığı 01.11.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesine itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle alacak hesaplanmış ve 266.98 TL kira alacağı üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık aynı taşınmaz için düzenlenmiş 01.07.2008 başlangıç tarihli, bir yıl süreli aylık kira bedeli 4.000 TL olan kira sözleşmesi ile 01.11.2008 başlangıç tarihli üç yıl süreli ve kira bedeli aylık 1.000 TL olan sözleşmelerden hangisine itibar edileceği noktasındadır. Her iki sözleşmedeki imzaların taraflara ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı şirket vekili davacının dayandığı sözleşmeyi imzalayan E… D…' in şirketten ayrıldığını savunmuş ise de, dosyada mevcut İzmir Ticaret Sicil Memurluğu' nun 09.06.2008 tarihli ilanında; E… D…' in 06.06.2008 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile şirketi temsile yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk sözleşme ortadan kaldırılmadığına göre Mahkemece uyuşmazlığın davacının dayandığı 01.07.2008 başlangıç tarihli ve 4.000 TL bedelli kira sözleşmesi uyarınca çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı kiracının ibraz ettiği 01.11.2008 tarihli sözleşmeye göre alacak hesaplanarak hüküm kurulması doğru değildir. Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı kefilin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yerolmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında belirli süreli sözleşmeler, kiracı tarafından dönemin sona ermesine asgari on beş gün kala fesih bildirimi yapılmadığı takdirde birer yıllık sürelerle ve aynı şartlarla uzar; kiraya veren yalnızca sürenin sona ermesini gerekçe göstererek fesih gerçekleştiremez. Bununla birlikte, on yılı bulan uzama sürecinin ardından kiraya veren, takip eden her uzama döneminin tamamlanmasından asgari üç ay evvel ihbarda bulunarak herhangi bir neden belirtmeksizin akdi sona erdirme hakkına sahiptir. Belirsiz süreli kira ilişkilerinde ise kiracı fesih bildirimini her zaman yöneltebilirken, kiraya veren bu hakkı kiranın başlangıç tarihinden itibaren on yıllık süre dolduktan sonra genel hükümler çerçevesinde kullanabilir. Genel hükümlere dayalı fesih imkânının doğduğu hallerde de taraflar sözleşmeyi sona erdirebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 347Kaynağı aç
MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir. 2. Bildirimin geçerliliği a. Şekil

Farklı Bedelli Sözleşmeler ve Muvazaa Değerlendirmesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/6449 Esas ve 2015/4031 Karar sayılı ilamında, ilk kira sözleşmesinin ortadan kaldırılmadığı durumda uyuşmazlığın davacının dayandığı ilk sözleşme uyarınca çözümlenmesi gerektiği; davalı kiracının sunduğu sonraki tarihli sözleşmeye göre alacak hesabı yapılarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2013/16477 Esas ve 2014/564 Karar sayılı ilamında, yürürlükte bir kira sözleşmesi bulunurken düşük bedelli ikinci bir sözleşmenin imzalanmasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü, davalının dayandığı bu sözleşmenin kira bedelini belirlemenin dışında bir nedenle düzenlendiği ve muvazaalı olduğu kabul edilmiştir. İlamda, uyuşmazlığın tarafların gerçek iradesine uygun olan ilk sözleşme doğrultusunda çözümlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/16477, K. 2014/564Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2013/16477 E.  ,  2014/564 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/05/2012 NUMARASI : 2009/435-2012/464 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsiline yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 13.170,00 TL yönünden itirazın iptaline, icra inkar tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir olunarak karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Davacının davaya dayanak yaptığı kira sözleşmesi 01.08.2008 başlangıç tarihli ve on yıl sürelidir. Bu sözleşmenin özel şartlar bölümünün 2. maddesindeki düzenleme ile aylık kira bedelinin net 2083 TL olduğu her ayın 15'ine kadar ödeyeceği, 7. maddesinde yıllık kira artış oranının %15 olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı 01.08.2008-19.10.2009 tarihleri arası on dört aylık birikmiş 29.800 TL kira alacağının tahsili için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile 19.10.2009 tarihinde başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı vekili taraflar arasındaki geçerli sözleşmenin 01.08.2008 başlangıç tarihli ve aylık 500 TL bedelli sözleşme olduğunu, kira bedellerinin bu sözleşmeye göre ödendiğini savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık aynı taşınmaz için düzenlenmiş 01.08.2008 başlangıç tarihli, aylık 2083 TL ve aylık 500 TL bedelli sözleşmelerden hangisine itibar edileceği noktasındadır. Her iki sözleşmedeki imzaların taraflara ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı davalının dershane ruhsatı müracaatı sırasında kira bedelinin sıkıntı yaratacağı gerekçesi ile düşük bedelli kira sözleşmesinin düzenlenmesi istemesi üzerine sözleşmenin imzalandığını, daha sonra davalının asıl amacının düşük stopaj ödemek olduğunun anlaşıldığını ileri sürmüştür. Ortada 2083 TL aylık bedelli bir kira sözleşmesi var iken 500 TL düşük bedelli kira sözleşmesinin imzalanması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalının dayandığı kira sözleşmesinin kira bedelini belirlemenin dışında başka bir nedenle düzenlendiği ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın tarafların gerçek iradesine uygun olarak düzenlenen 01.08.2008 başlangıç tarihli ve 2083 TL bedelli kira sözleşmesi uyarınca çözümlenmesi gerekirken, yeni bir kira bedeli tespiti ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Birden Fazla Sözleşmenin Varlığında Resmi Kurum Kayıtlarının İncelenmesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2013/10842 Esas ve 2014/3462 Karar sayılı ilamında, ilgili vergi dairesine yazı yazılarak sunulan sözleşmelerin ibraz tarihinin sorulması, ayrıca sular idaresi ile elektrik ve doğalgaz idarelerinden sözleşme örnekleri ve ibraz tarihlerinin araştırılması gerektiği belirtilerek eksik incelemeyle karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/10842, K. 2014/3462Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2013/10842 E.  ,  2014/3462 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/02/2013 NUMARASI : 2012/246-2013/91 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira sözleşmesinin iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muvazaalı olarak düzenlenen kira sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin kiraya veren C.M..ile müvekkili şirket arasında imzalanan 04.01.2010 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi olduğunu, sonradan düzenlenen 01.02.2010 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesinin kiraya veren davalı E.. K.. ile müvekkil şirketin eski ortakları arasında şirketi zarara sokma kastıyla muvazaalı olarak düzenlendiğini, bu nedenle sonradan muvazaalı olarak düzenlenen 01.02.2010 başlangıç tarihli sözleşmenin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ise; taşınmazın maliki olduğunu ve kiraya veren C. M.. ile davacı kiracı şirket arasında imzalanan 04.01.2010 başlangıç tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, taraflar arasında düzenlenen ve geçerli olan 01.02.2010 başlangıç tarihli sözleşmeye dayanarak davacı şirket hakkında ödenmeyen kira alacağının tahsili için icra takibi yapıldığını, yapılan haksız itiraz üzerine itirazın iptali ve tahliye davası açtıklarını, davacı kiracı şirketin açılan itirazın iptali ve tahliye davasını uzatmaya yönelik iş bu davayı açtıklarını, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava dışı C.M..ile davacı şirket arasında imzalanan 04.01.2010 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin 2.083,-TL olarak belirlendiği, iptali istenen davalının dayandığı 01.02.2010 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi ise, kiraya veren davalı E.. K.. ile davacı şirket arasında düzenlendiği, şirket adına sözleşmeyi V. P.. ve G. G..’nun imzaladığı, aylık kira bedelinin 7.500,-TL olarak belirlendiği ve ikinci sözleşme ile birinci sözleşmenin feshedildiğine ilişkin düzenlemenin sözleşmede yer aldığı anlaşılmaktadır. Olayımızda taraflar arasındaki uyuşmazlık, aynı taşınmaza ait farklı tarihli biri aylık 2.083,-TL, diğeri aylık 7.500,-TL olan sözleşmelerden hangisinin tarafların gerçek iradesine uygun olduğu konusundadır. Her ne kadar mahkemece ilgili vergi dairesine sunulan sözleşme ile iptali istenen sözleşmenin aynı sözleşme olduğu tespit edilmiş ise de; dosya arasında mevcut ilgili vergi dairesince sunulan sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin kiraya veren davalı E.. K.. ile davacı şirket arasında düzenlenmiş olup 01.05.2010 tarihli ve 1 yıl süreli aylık 2.000,-TL bedelli başka bir sözleşme olduğunu anlaşılmaktadır. Bu durumda ilgili Vergi İdaresine yeniden yazı yazılarak davacı tarafından sunulan sözleşmelerin hangi tarihte ibraz edildiği konusunda bilgi istenip ayrıca Sular İdaresi ile Elektrik ve Doğalgaz İdarelerine de yazı yazılarak davacı şirketin bildirdiği sözleşmelerin birer örneğinin istenmesi ve bu sözleşmelerin hangi tarihte kuruma ibraz edildiği konularında araştırma yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Aynı kiracıyla birden fazla kira sözleşmesi imzalanması suç oluşturur mu?

Aynı kiracı ile kiraya veren arasında birden fazla kira sözleşmesi yapılması tek başına yasalara aykırı değildir; ancak sözleşmelerin kanuna, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir. Kiraya verenin aynı konut için birden fazla kişiyle ayrı sözleşmeler akdetmesi ise dolandırıcılık suçunu oluşturur.

Düşük bedelli yeni bir sözleşme sunulduğunda hangi sözleşme geçerli sayılır?

İlk sözleşmenin ortadan kaldırılmadığı ya da sonradan ibraz edilen düşük bedelli sözleşmenin muvazaalı olduğu tespit edilen durumlarda, uyuşmazlık tarafların gerçek iradesini yansıtan ilk sözleşme hükümleri doğrultusunda çözümlenmekte ve alacak hesabı bu çerçevede değerlendirilmektedir.

Konut kiralarında on yıllık uzama süresi sonunda sözleşme nasıl sona erdirilir?

Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında on yıllık uzama süresi tamamlandıktan sonra kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunarak herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu