İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası: Şartlar ve Süre

by Avukat Erdal Ersoy
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası: Şartlar ve Süre

Evet, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesinin birinci fıkrası, kiraya verene kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu bulunduğu hâllerde kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirme imkânı tanımaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise bu gereksinimden bağımsız bir sebep olarak kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarım, genişletme ya da değiştirme gerekliliğini ve bu işler sırasında kullanımın imkânsız olmasını düzenlemektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 350Kaynağı aç
MADDE 350- Kiraya veren, kira sözleşmesini; 1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, 2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir. b. Yeni malikin gereksinimi

Kimler için ihtiyaç davası açılabilir?

TBK m. 350/1, ihtiyaca dayalı sona erdirme hakkını yalnızca kiraya verenin kendisiyle sınırlamaz. Kullanma zorunluluğu; kiraya verenin eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için de ileri sürülebilir. Gereksinim, konut veya işyeri niteliğinde kullanıma yönelik olmalıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2015/966, K. 2015/6001 sayılı kararında, maddenin bu kişi çevresini sınırlı sayıda belirlediği ve kiraya veren sıfatı bulunmayan malikin de bu kapsam içinde dava açabileceği belirtilmiştir; ancak söz konusu kararda kişi çevresi farklı bir sözdizimi ile ifade edilmekte olup TBK m. 350 metnindeki eşi, altsoyu ve üstsoyu sayımı belirleyici olmaya devam etmektedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/966, K. 2015/6001Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2015/966 E.  ,  2015/6001 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği TBK.’nun 350. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiraya veren veya kiraya veren durumunda olmayan malik ancak kendisinin, eşinin alt soyu ve üst soyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.02.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kiraya veren vekili 09.05.2014 tarihinde açmış olduğu işbu dava ile müvekkilinin kızının eşinin İstanbul İline tayininin çıktığını ayrıca torununun üniversite eğitimini İstanbul'da tamamlamayı istediğini konut ihtiyacı nedeniyle kızı ve ailesinin dava konusu taşınmazda oturacağını, davalıya noter kanalıyla kiralananın ihtiyaç nedeniyle tahliye edilmesini bildirir, ihtarın gönderilmesine ve kira sözleşmesinin bitmiş olmasına rağmen taşınmazı halen boşaltmadığını belirterek konut ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, davacının amacının kendisini tahliye ettirip daha yüksek bedelle kiraya vermek olduğunu, davacının ihtiyacının samimi ve gerçekçi olmadığını belirterek davanın reddine Karar verilmesini savunmuştur. Dosya kapsamı itibariyle davacının damadının dava açılmadan önce… ilçesine tayininin çıktığı, torununun ise dava açıldıktan sonra … Üniversitesine kaydının yapıldığı dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar davacının damadının dava açıldıktan sonra tayininin çıktığı ve dava açılmadan önce kira bedelinin artırılması için ihtar çekildiğinden, davacı yönünden ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; Kira ilişkisinin devamı süresince kira bedelinin artırılmasının istenmesi doğal olup, bu isteğin aleyhine değerlendirmek olanaksızdır. Kira bedelinin artırılması istemi tek başına ihtiyacın samimiyetsizliğini göstermez. Ayrıca davacının damadının dava açılmadan önce tayininin İstanbul'a yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı dinlettiği tanıklarının beyanları ile de ihtiyaç iddiasını kanıtlamıştır. Bu durumda ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile davalının tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kişi çevresinin tam listesi bakımından, TBK m. 350 ve m. 351 metinleri eşi, altsoyu ve üstsoyu ayrı ayrı saymaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2015/966, K. 2015/6001 sayılı kararında ise bu liste farklı bir sözdizimi ile aktarılmıştır. Bu ifade farkı mevzuat hükmünü değiştirmez; belirleyici olan kanun metnidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 351Kaynağı aç
MADDE 351- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. 2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

İhtiyacın niteliği ve kanıtlanması

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2014/13898, K. 2015/379 ve E. 2013/8885, K. 2013/10777 sayılı kararlarında, ihtiyaca dayalı tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerektiği vurgulanmıştır. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç, henüz doğmamış ihtiyaç veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı ihtiyaç tahliye sebebi sayılamaz. Davanın açıldığı tarihte sebebin mevcut olması da yeterli görülmemiş; ihtiyacın yargılama boyunca devam etmesi aranmıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/13898, K. 2015/379Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2014/13898 E.  ,  2015/379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/09/2014 NUMARASI : 2013/609-2014/610 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin malik ve kiralayanı bulunduğu taşınmazın 22/09/2012 tarihli ve bir yıllık kira sözleşmesi ile davalıya kiralandığını, davalının kiracı olduğu taşınmaza halen kirada oturan müvekkilinin oğlu Y.. Ö..'ın ihtiyacı olduğunu belirterek konut ihtiyacı nedeniyle davalının kira sözleşmesinin feshine, kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olmadığını, dava konusu taşınmaz dışında bir çok taşınmazı bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının oğlu Y.. Ö..'ın eşine ait dava konusu taşınmazın bulunduğu sitede içinde kiracısı bulunan bir adet konut niteliğinde taşınmazı olduğu, davacının oğlu Y.. Ö..'ın eşi ile birlikte oturmak için ihtiyaç duyduğu evin öncelikle eşinin maliki olduğu konut olması gerektiğini, ihtiyaç sahibinin eşinin, maliki olduğu taşınmazın tahliyesini talep edebilecek durumdayken davacının, oğlunun ihtiyacı için tahliye talep etmesinin gerçek ve samimi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Taraflar arasında 22/09/2012 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. TBK, kiraya verene kiralananı kendisi, eşi, alt soyu, üst soyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut ihtiyacı için tahliye isteme hakkı tanımış olup davacı, oğlu Y.. Ö..'ın konut ihtiyacı nedeniyle dava açmıştır. Davacının ve ihtiyaçlının eşinin, kirada bulunan, konut niteliğinde taşınmazları bulunması dava konusu taşınmazın tahliyesinin istenilmesine engel değildir. Davacı tanıkları da davacının oğlunun kirada oturduğunu, davacının diğer taşınmazlarında da kiracıların bulunduğu beyan etmişlerdir. Bu durumda davacının oğlu Y.. Ö..'ın konut ihtiyacının gerçek, zorunlu ve samimi olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/8885, K. 2013/10777Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/8885 E.  ,  2013/10777 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, iktisap ve işyeri ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı yeni satın aldığı ve davalının market olarak kullandığı davaya konu kiralananda, büfe işletmeciliği yapacağından bahisle kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı ihtiyacın samimi olmadığını, davacının işçi olarak bir fabrikada çalıştığını, davanın reddini savunmuştur. Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351.maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir. Açılacak davada tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın varlığının kanıtlanması gerekir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının yeni satınaldığı taşınmazda işyeri açma ihtiyacının gerçek, samimi ve zorunlu olup olmadığı noktasındadır. Dosyada sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağı ve tanık beyanlarından, davacının bir fabrikada işçi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalının asgari ücret ile çalıştığı bir işinin varlığı ihtiyacının samimi olmadığına yeterli nitelikte bir delil değildir. Davacının kendi işyerini açarak, kendi işini yapmak istemesi ihtiyacın varlığına karine teşkil eder, kaldı ki davacı tanıkları da bu iddiayı doğrulayan beyanlarda bulunmuşlardır. Ayrıca, davacının tanık beyanlarına göre 7-8 dükkanında kiracısının bulunması da bu sözü edilen dükkanların dava açılmadan önce ya da yargılama sırasında kiracıları tarafından boşaltılıp, yeniden başka kişilere kiraya verilmesi iddiasında bulunulmaması karşısında yine samimiyetsizliği gösteren bir savunma değildir. Yine davalının muvazaalı satış iddiası tahliye davasında ileri sürülemeyeceğinden ve davacının ihtiyacının gerçek,samimi ve zorunlu olmadığını ispata elverişli davalı tarafça sunulmuş başkaca bir delili bulunmadığından, mahkemece ihtiyacın varlığının kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken, davacının işinin bulunması ve 7-8 tane kendisine ait dükkanda kiracılarının olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu ölçüt, Yargıtay'ın söz konusu kararlarında belirlenen içtihat çerçevesini oluşturmaktadır. TBK m. 350/1'in kendi metni sona erdirme şartını, sayılan kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğunun bulunmasına bağlamakta olup gerçek, samimi ve zorunlu nitelemelerine kanun lafzında yer verilmemiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2014/13898, K. 2015/379 sayılı kararında, davacının ve ihtiyaçlının eşinin kirada başka konutlarının bulunması, dava konusu taşınmazın tahliyesinin istenmesine engel görülmemiştir. Kararda davacının oğlunun konut ihtiyacının gerçek, zorunlu ve samimi kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılarak yerel mahkemenin ret kararı bozulmuştur. Bu değerlendirme, oğlunun konut ihtiyacına dayanan somut davanın koşullarına bağlıdır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2015/966, K. 2015/6001 sayılı kararında, kira ilişkisinin devamı sırasında kira bedelinin artırılmasının istenmesi doğal bulunmuş ve bu isteğin ihtiyacın samimiyetsizliğini göstermeyeceği belirtilmiştir. Aynı kararda ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu kabul edilerek tahliyeye karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2013/8885, K. 2013/10777 sayılı kararında, asgari ücretle çalışıyor olmanın ihtiyacın samimi olmadığına yeterli delil sayılmayacağı ifade edilmiştir. Davacının kendi işyerini kurarak kendi işini yapmak istemesi ise ihtiyacın varlığına karine olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca başka taşınmazlarda kiracıların bulunması gerekçesiyle davanın reddedilmesi doğru bulunmamış ve hüküm bozulmuştur. Bu değerlendirme, söz konusu davanın delil durumuna özgüdür; başka taşınmazların varlığı her olayda aynı sonuca bağlanamaz.

Dava açma süresi

TBK m. 350'deki sebeplere dayanan dava, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda; belirsiz süreli sözleşmelerde ise kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılır.

Kiralananı sonradan edinen kişinin ihtiyaç davası

TBK m. 351, kiralananı sonradan edinen kişiye konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu bulunduğu hâllerde iki ayrı yol tanır. Birinci yolda edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, sözleşmeyi edinmeden altı ay sonra açacağı davayla sona erdirebilir. İkinci yolda ise sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açabilir. Bu iki yol birbirinden bağımsız seçenekler olarak düzenlenmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2013/8885, K. 2013/10777 sayılı kararında, konut ya da çatılı işyerini edinen kişinin eski sözleşmeye dayanarak süre sonunda bir ay içinde ya da TBK m. 351 uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere bir ay içinde yazılı bildirim yaparak edinmeden altı ay sonra ihtiyaç davası açabileceği açıklanmıştır.

Aynı kararda, altı aylık sürenin dolmasının ardından davanın hemen açılmasının zorunlu olmadığı, davanın sözleşme sonuna kadar açılabileceği de ifade edilmiştir. Buna karşılık edinmeyi izleyen bir ay içinde bildirimin kiracıya tebliğinin zorunlu olduğu ve bu zorunluluğun sonradan giderilemeyeceği belirtilmiştir. Yazılı bildirim koşulu TBK m. 351'de açıkça yer almakta; bildirimin sonradan tamamlanamayacağı ve davanın sözleşme sonuna kadar uzatılabileceği ise bu kararın gerekçesinde yer almaktadır.

Yeniden inşa ve esaslı onarım sebebiyle tahliye

TBK m. 350/2, konut veya işyeri gereksiniminden ayrı bir sona erme sebebini düzenler. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekiyorsa ve bu işler sırasında kiralananın kullanılması imkânsız hâle geliyorsa kiraya veren sözleşmeyi dava ile sona erdirebilir.

Sık sorulan sorular

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası kimler adına açılabilir?

TBK m. 350/1 uyarınca dava; kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi bulunduğunda açılabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2015/966, K. 2015/6001 sayılı kararına göre kiraya veren sıfatı taşımayan malik de aynı kişi çevresi için bu yola başvurabilir.

İhtiyaç davası hangi süre içinde açılır?

TBK m. 350 kapsamındaki davalarda süre, sözleşmenin türüne göre değişir. Belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda; belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemine ve bildirim sürelerine uyularak belirlenen tarihten başlayarak bir ay içinde dava açılır.

Taşınmazı satın alan yeni malik ne zaman ihtiyaç davası açabilir?

TBK m. 351'e göre iki seçenek mevcuttur. Yeni malik, edinmeden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunursa altı ay sonra dava açabilir; bu bildirimi süresinde yapmak zorunlu olup eksikliğin sonradan giderilmesi mümkün değildir. Alternatif olarak, yeni malik sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde de dava açabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2013/8885, K. 2013/10777 sayılı kararına göre altı aylık süre geçtikten sonra davanın hemen açılması şart olmayıp dava sözleşme sonuna kadar açılabilir.

İhtiyacın yargılama sırasında sona ermesi davanın seyrini etkiler mi?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2014/13898, K. 2015/379 ve E. 2013/8885, K. 2013/10777 sayılı kararlarına göre davanın açıldığı tarihte ihtiyacın mevcut olması yeterli değildir; ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Geçici ya da henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun süreye bağlı ihtiyaç tahliye sebebi sayılamaz.

Kira artışı istemek ihtiyaç davasını olumsuz etkiler mi?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2015/966, K. 2015/6001 sayılı kararına göre kira bedelinin artırılmasının istenmesi doğal karşılanmakta ve bu istem ihtiyacın samimiyetsizliğini kanıtlamamaktadır.

Yeniden inşa veya esaslı onarım da tahliye sebebi midir?

Evet. TBK m. 350/2, konut veya işyeri gereksiniminden ayrı bir tahliye sebebi olarak düzenlenmiştir. Kiralananın yeniden inşası ya da imarı amacıyla esaslı onarım, genişletme veya değiştirme gerekliyse ve bu işler sırasında kullanım imkânsızsa kiraya veren sözleşmeyi dava ile sona erdirebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu