İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası ve Yasal Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası ve Yasal Şartları

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davasının Hukuki Niteliği ve Kapsamı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi uyarınca konut veya işyeri ihtiyacına dayalı tahliye talepleri, konut ve çatılı işyerleri bakımından ileri sürülebilir; arsa ve arazi vasfındaki taşınmazlar bu yolla dava konusu yapılamaz. Kiraya verenin sözleşmeyi feshedebilmesi için; taşınmazı kendisinin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun yahut kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin mesken ya da mesleki faaliyet ihtiyacı doğrultusunda kullanma zorunluluğunun bulunması gerekir. Bunun yanı sıra kiralanan yapının imarı veya yeniden inşası maksadıyla kapsamlı bir onarımdan geçirilmesi, genişletilmesi ya da niteliğinin değiştirilmesi zorunlu olup bu çalışmalar esnasında taşınmazın mevcudiyetiyle kullanılması fiilen imkânsız hale gelmişse aynı madde gereğince tahliye davası açılabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 350Kaynağı aç
MADDE 350- Kiraya veren, kira sözleşmesini; 1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, 2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir. b. Yeni malikin gereksinimi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/16559, K. 2013/17305Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/16559 E.  ,  2013/17305 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalının davacılara ait dava konusu mecurda kiracı olarak oturduğunu, davacıların halen oturdukları evin kira olduğunu, evin satılığa çıkması nedeniyle kendi evlerine taşınmak istediklerini bu nedenle ihtiyaç sebebiyle davalının tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kira bedelinin arttırılması talebinin reddi üzerine mecuru daha yüksek bedelle kiraya vermek için davanın açıldığını, davacıların …'da kendi adlarına kayıtlı başka evlerinin olduğunu, davacıların ihtiyaç iddialarının samimi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği 6098 Sayılı TBK.nun 350.maddesinde sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiralayan, kendisinin, eşinin, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; Davacıların halen kirada oturmakta olduğu hususu dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece her ne kadar davacıların ev sahiplerinin davacıların tahliyesini istemediğinden, dava konusu mecuru 1998 yılında aldıkları halde taşınma girişimlerinde bulunmadıklarından ve davacıların ihtiyaç iddialarının samimi olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, konut ihtiyacına dayalı davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı açısından yeterli olup, ayrıca tahliye tehdidi altında bulunması gerekmemektedir. Kaldı ki, davacıların oturduğu evin satılığa çıkarıldığı ve alıcıların eve bakmak için geldikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının kirada oturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile davalının tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Gereksinim iddiasında bulunan tarafın hukuki statüsü ile taşınmaz arasındaki bağ davanın dinlenebilirliği açısından önem taşır. Gerçek kişilerin, hissedarı veya idarecisi oldukları şirketlerin işyeri ihtiyaçlarına dayanarak kendilerine ait şahsi mülklerinin tahliyesini dava yoluyla istemeleri mümkün değildir. Buna mukabil tüzel kişiler, kendi kurumsal faaliyetleri ve işyeri gereksinimleri doğrultusunda kiraladıkları taşınmazların tahliyesini mahkemeden talep edebilirler.

Gereksinimin Gerçek, Samimi ve Zorunlu Olması İlkesi

İhtiyaca dayanan tahliye taleplerinin mahkemece kabul edilebilmesi için öne sürülen gereksinimin gerçek, samimi ve zorunlu nitelikte bulunduğunun ispatlanması mecburidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2013/16559 Esas ve 2013/17305 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, devamlılık arz etmeyen geçici gereksinimler tahliye sebebi teşkil etmeyeceği gibi, henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir zamana bağlı olan varsayımsal ihtiyaçlar da tahliye nedeni sayılamaz. İhtiyaç sebebinin yalnızca dava açılış tarihinde mevcut olması kafi gelmeyip, bu zorunluluğun yargılama süreci boyunca da kesintisiz devam etmesi şarttır.

Konut ihtiyacının varlığının ispatında gereksinim sahibinin kirada ikamet etmesi belirleyici bir unsurdur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2013/16559 Esas ve 2013/17305 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/7751 Esas ve 2019/493 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, konut gereksinimine dayanan davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı bakımından yeterli ve başlıca kanıt sayılmakta olup ihtiyaç sahibinin ayrıca tahliye tehdidi altında olması aranmaz. Bununla birlikte Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2014/3336 Esas ve 2014/4259 Karar sayılı kararında, davacının kirada oturduğunun çekişmesiz olduğu hallerde tanık delili bildirilmemiş olsa dahi ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabul edilerek taşınmazın tahliyesine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/3336, K. 2014/4259Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2014/3336 E.  ,  2014/4259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/01/2014 NUMARASI : 2013/1093-2014/87 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, iktisap ve mesken ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili yargılama aşamasında sunduğu dilekçesinde, davacının 16/05/2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile başka bir taşınmazda kiracı olduğunu bu nedenle davacının ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği 6098 Sayılı TBK.nun 350.maddesinde sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiralayan, kendisinin, eşinin, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; davacının halen kirada oturmakta olduğu hususu dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece her ne kadar davanın ispatına yönelik tanık delili bildirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, konut ihtiyacına dayalı davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı açısından yeterlidir. Davacının kirada oturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile davalının tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/7751, K. 2019/493Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2018/7751 E.  ,  2019/493 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile aralarında 30.11.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, oğlunun işten çıkartılması sebebiyle çalıştığı ilçeden taşınarak dava konusu taşınmazın bulunduğu … ilçesine yerleştiğini, halen başka bir konutta kiracı olarak yaşadığını belirterek oğlunun konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.Davalı, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davacı tarafın ihtiyaç iddiasının samimi olduğunu kanıtlayamamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.Somut olayda; Taraflar arasında 30.11.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava, davacının oğlunun konut ihtiyacının doğmasına dayanmakta olup, ihtiyaçlının kirada oturduğuna ilişkin akit dosya arasında bulunmaktadır. Konut nedenine dayalı tahliye davalarında kirada oturan ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığının başlıca kanıtıdır. Dinlenilen davacı tanıklarının da ihtiyaç iddiasını doğruladıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda ihtiyacın samimi, gerçek ve zorunlu olduğunun kabulü icab eder. Mahkemece, ihtiyaç nedeniyle tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Dava Açma Süreleri ve Bildirim Koşulları

Tahliye davası açma süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesinde sözleşmenin niteliğine göre ayrıma tabi tutulmuştur. Belirli süreli kira sözleşmelerinde sürenin bitiminden başlayarak bir aylık zaman dilimi içinde tahliye davası açılmalıdır. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise kiraya ilişkin genel hükümlerde yer alan fesih dönemlerine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde davanın açılması zorunludur.

Dava açma süresinin korunması ve uzatılması bakımından 6098 sayılı Kanun'un 353. maddesi kiraya verene imkân tanımıştır. İlgili hükme göre kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede sözleşmeyi dava yoluyla sona erdireceğini kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış kabul edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 353Kaynağı aç
MADDE 353- Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır. 4. Dava sebeplerinin sınırlılığı2

Yeni Malikin Gereksinimi Nedeniyle Tahliye

Taşınmazın mülkiyetini kira ilişkisi sürerken devralan kimsenin gereksinim nedeniyle sözleşmeyi sona erdirme hakkı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 351. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre sonradan edindiği taşınmazı bizzat kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu yahut bakmakla kanunen yükümlü bulunduğu kimselerin konut veya işyeri amacıyla kullanma mecburiyeti bulunan yeni malik, iktisap gününden başlayarak bir ay zarfında durumu kiracıya yazılı şekilde bildirmek şartıyla, altı ayın tamamlanmasının ardından açacağı tahliye davasıyla akdi sonlandırabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 351Kaynağı aç
MADDE 351- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. 2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

Yeni malik açısından kanun koyucu seçimlik bir hak daha tanımıştır. 6098 sayılı Kanun'un 351. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kiralananı sonradan edinen kimse, gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, kira sözleşmesi süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı tahliye davası yoluyla da kullanabilir.

Dava Şartı Arabuluculuk ve Yargılama Usulü

İhtiyaç nedeniyle açılacak tahliye davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bununla birlikte 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira tahliye davalarında usul hukuku bakımından bağlayıcı bir dava şartı yürürlüğe girmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin süreçler ayrık tutulmak kaydıyla, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda mahkemede dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/BKaynağı aç
MADDE 18/B- (Ek:28/3/2023-7445/37 md.) (1) Aşağıdaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır: a) Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar. b) Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar. c) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar. ç) Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. (2) Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşması halinde anlaşma belgesi, taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslar gözetilmek suretiyle düzenlenir. (3) Bu madde kapsamında düzenlenen anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin alınması zorunlu olup bu şerh taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından taşınmazın bulunduğu yer, diğer anlaşma belgeleri bakımından ise arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Mahkeme taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından yapacağı incelemede anlaşma içeriğini, arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ve taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslara uyulup uyulmadığı yönünden denetler; bu kapsamda kurum veya kuruluşlardan bilgi veya belge talep edebilir ve gerektiğinde duruşma açabilir. (4) Anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin verilmesiyle ilgili diğer hususlar hakkında 18 inci madde hükmü uygulanır. (5) (Ek:7/11/2024-7531/26 md.) Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilir. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilir. ALTINCI BÖLÜM Arabulucular Sicili Arabulucular sicilinin tutulması

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk müzakereleri sonucunda tarafların uzlaşması durumunda tanzim edilen anlaşma belgesi, taşınmazlarla ilgili yasal sınırlamalar ile usul ve esaslar gözetilerek hazırlanır. 6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesi uyarınca bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine dair şerhin taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınması mecburidir. Mahkeme şerh incelemesinde anlaşma içeriğini, arabuluculuğa ve cebri icraya elverişliliğini ve taşınmazla ilgili kanuni sınırlamalara uyulup uyulmadığını denetler; kurum veya kuruluşlardan bilgi ve belge isteyebilir, gerektiğinde duruşma açarak karar verebilir.

Yeniden Kiralama Yasağı ve Tazminat Yaptırımı

Taşınmazın gereksinim nedeniyle boşaltılmasını sağlayan kiraya veren yönünden kanun koyucu eski kiracıyı koruyucu kurallar öngörmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinin birinci fıkrasına göre kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın tahliyesini sağladığında, haklı bir sebep bulunmadıkça taşınmazı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 355Kaynağı aç
MADDE 355- Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür. 6. Kiracının ölümünde sözleşmenin sürdürülmesi

Yeniden inşa ve imar gayesiyle tahliye ettirilen taşınmazlarda da üç yıllık kiralama yasağı geçerlidir. 6098 sayılı Kanun'un 355. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca imar ve inşa amacıyla boşaltılan taşınmazlar haklı sebep olmaksızın eski haliyle üç yıl geçmeden başkasına verilemez. Eski kiracının, imarı gerçekleştirilen taşınmazı yeni durumu ve güncel kira bedeli üzerinden kiralama hususunda öncelik hakkı mevcuttur. Bu hak, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılmalıdır; öncelik hakkı yasal olarak sona erdirilmedikçe taşınmaz üç yıl boyunca bir başkasına kiralanamaz.

Yeniden kiralama yasağı hükümlerini ihlal eden kiraya verenlere yönelik yaptırım 6098 sayılı Kanun'un 355. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Yasak hükümlerine aykırı davranan kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.

Tahliye davası kimlerin ihtiyacı gerekçesiyle açılabilir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesine göre kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ya da işyeri gereksinimi nedeniyle tahliye davası açabilir.

Yeni malik ihtiyaç sebebiyle kiracıyı ne kadar sürede tahliye edebilir?

Yeni malik, iktisap tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunarak altı ay sonra tahliye davası açabileceği gibi dilerse kira sözleşmesi süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açabilir.

İhtiyaç nedeniyle tahliye ettirilen taşınmaz başkasına kiralanabilir mi?

Kiraya veren, haklı bir sebep bulunmadıkça taşınmazı üç yıl geçmeden eski kiracısından başkasına kiralayamaz; aksi halde eski kiracıya son kira yılındaki bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat öder.

İhtiyaç sebebiyle tahliye davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesi uyarınca 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, ilamsız icra yoluyla tahliye ayrık tutulmak üzere, kira uyuşmazlıklarında tahliye davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu dava şartıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu