Hafriyat veya Moloz Bırakan Kişiye Ecrimisil Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Hafriyat veya Moloz Bırakan Kişiye Ecrimisil Davası

Başkasının taşınmazını izinsiz kullanan, üzerine hafriyat döken veya malzeme depolayan kişi ya da firma, taşınmaz maliki tarafından ecrimisil davası yoluyla tazminat ödemekle sorumlu tutulabilir. Ecrimisil, haksız işgalin karşılığında talep edilen tazminattır. Malik ayrıca ayrı bir davayla el atmanın önlenmesini de talep edebilir; zira ecrimisil başlı başına taşınmazın boşaltılmasını sağlamaz.

Ecrimisilin Hukuki Dayanağı

Türk Medeni Kanunu'nun 995. maddesi, iyiniyetli olmayan zilyedin hak sahibine karşı sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu hükme göre haksız zilyet; şeyi elinde tutması nedeniyle hak sahibine verdiği zararları, elde ettiği veya ihmal yoluyla elde etmediği ürünlerin karşılığını tazmin etmek zorundadır. Aynı madde, haksız zilyedin yaptığı giderlerden yalnızca hak sahibi için de zorunlu olanları talep edebileceğini belirlemiş; bunun dışındaki giderleri talep hakkının dışında bırakmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 995Kaynağı aç
Madde 995- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur. IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma

Haksız zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece yalnızca kendi kusuruyla verdiği zararlardan sorumludur; bu sınırlama TMK m. 995'te açıkça düzenlenmiştir.

TMK m. 683 uyarınca malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. Mülkiyet hakkı; kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerini kapsar ve bu yetkiler hukuk düzeninin sınırları içinde kullanılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 683Kaynağı aç
Madde 683- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. B. Mülkiyet hakkının kapsamı I. Bütünleyici parça

Ecrimisil ile El Atmanın Önlenmesi Arasındaki Fark

Ecrimisil, geçmiş döneme ait kullanımın para karşılığıdır; taşınmazın boşaltılmasını kendiliğinden sağlamaz. Malikin taşınmazı fiilen geri almak istemesi hâlinde el atmanın önlenmesi davasını ayrıca ileri sürmesi gerekir. Bu iki talep hukuki nitelik bakımından birbirinden bağımsızdır ve farklı hukuki sonuçlara yöneliktir.

Görevli Mahkeme

Ecrimisil davası haksız eylem niteliğinde olup TMK m. 995 çerçevesinde genel mahkemelerde görülür. Bu konuda yapılan değerlendirmelere göre haksız işgal tazminatında Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanacağından ve bu nedenle sulh hukuk mahkemelerinin görevli sayılacağından söz edilemez; dava asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır. Bu değerlendirme ağırlıklı olarak kat mülkiyeti örneği üzerinden kurulmuştur; tarla, arsa veya bahçe gibi taşınmazlara ilişkin davalar için görevli mahkeme somut durumda ayrıca değerlendirilmelidir.

Kamu Kurumunun El Attığı Durumlar

Taşınmazına kamulaştırma kararı alınmaksızın ve bedeli ödenmeksizin el konulan malik, ilgili kamu tüzel kişisine karşı el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi ecrimisil dahil tazminat talebinde de bulunabilir. Bu tür davalarda iddiayı araştırabilmek için bilirkişi incelemesi zorunludur.

İşgalin İspatı ve Delil Standardı

İşgal olgusunun ve taşınmazın ne kadar süreyle kullanıldığının tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte, hafriyat veya moloz dökmek gibi somut eylemlerin kime ait olduğunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delille ortaya konulması gerekir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/1991, K. 2015/830 sayılı kararında bu ilke somut biçimde yansımıştır: dava tarihi itibarıyla müdahalenin kanıtlanamaması nedeniyle el atmanın önlenmesi istemi reddedilmesi gerektiği, ecrimisil yönünden ise davalının kendi savunmasıyla örtüşen dönemle sınırlı hesaplama yapılması gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Bu karar, el atmanın önlenmesi ile ecrimisil taleplerinin farklı delil eşiklerine tabi olabileceğini somut olarak göstermektedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/1991, K. 2015/830Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2014/1991 E.  ,  2015/830 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2013 NUMARASI : 2012/937-2013/547 Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davacı, kayden paydaş bulunduğu 1,2 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara davalının haksız olarak inşaat malzemeleri depolamak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Davalı, iddiaların yerinde olmadığını, işgalci konumunda bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1,2 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarda davacının pay sahibi olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkınının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" şeklinde mülkiyet hakkının içeriği belirlenmiştir. Öte yandan, elatma bir haksız fiil olup, taşınmaza fiilen müdahale eden aleyhine elatmanın önlenmesi davası açılabileceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince; davalı yargılama sırasında sadece 2 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan N..S.. rızası ile o taşınmazın 500 m2 lik bölümünü 2011 yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2012 yılı Ocak ayı olmak üzere toplam 3 ay süre ile kullandığını, kış şartalarında taşınmaz kullanıma müsait olmadığından tahliye ettiğini ve bir daha kullanmadığını, diğer taşınmazlara ise hiç bir şekilde müdahalesinin bulunmadığını savunmuştur. Hemen belirtilmelidir ki, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü, molozların davalı tarafından dökülüp dökülmediğinin saptanmasına ve davalının hangi taşımazı hangi tarihlerde inşaat malzemesi depolamak suretiyle kullandığının belirlenmesine bağlıdır. Anılan hususların tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği de kuşkusuzdur. Nitekim, keşif sırasında dinlenen davalı tanıkları, davalı şirketin inşaat malzemesi koymak suretiyle depo olarak kısa süreliğine kullandığını, molozların davalı tarafından değil başkaları tarafından döküldüğünü, davalının çok önceden taşınmazdan ayrıldığını açıklamışlar, bilirkişiler ise krokide gösterilen molozların yapısı itibariyle eski tarihlerde dökülmüş olabileceğini, inşaat malzemelerinin ise keşif tarihi itibariyle taşınmazlarda bulunmadığını belirtmişlerdir. Öte yandan; daha önce davacının aynı taşınmazlara yönelik aynı konuda üçüncü kişi aleyhine açtığı İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/409 esas sayılı davanın 20.01.2012 tarihinde yapılan keşfinde dinlenen davalı tanıklarıda taşınmazlar üzerinde bulunan inşaat malzemelerinin bir kısmının davalı şirkete ait, bir kısmının ise dava dışı üçüncü kişilere ait olduğu yönünde beyanda bulunmuşlardır. Bu durumda; davalının savunmasının aksini kanıtlayacak her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil ileri sürüldüğünü söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca; davalının savunmasının aksi kanıtlanamadığından dava tarihi itibariyle bir müdahale olmadığına göre elatmanın önlenmesi isteği yönünden davanın reddine, ecrimisil isteği bakımından ise 2011 yılı Kasım ve Aralık ile 2012 yılı Ocak olmak üzere toplam 3 aylık süre için hesaplanacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ecrimisil Dönemi Nasıl Belirlenir

Ecrimisil, davalının taşınmazı fiilen kullandığı dönemle sınırlı tutularak hüküm altına alınmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/1991, K. 2015/830 sayılı kararında, davalının bizzat kabul ettiği kullanım dönemi dışındaki zaman için haksız işgalin kanıtlanamadığı tespit edilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Bu sonuç söz konusu davadaki somut delil durumuna özgüdür; farklı delil bulunduğunda dönem farklı biçimde belirlenebilir. Bu nedenle ispata yönelik belgelerin mümkün olan en erken tarihten itibaren toplanması büyük önem taşır.

Dava Öncesinde Atılabilecek Adımlar

Dava süreci uzayabileceğinden işgale ilişkin iz ve emarelerin başlangıçta güvence altına alınması kritik önem taşır. Taşınmaz üzerindeki moloz, hafriyat veya malzemelerin fotoğraflanması ve kayıt altına aldırılması ilerideki delil sürecine katkı sağlayabilir. Mahkemede delillerin kaybolması riskine karşı, karşı tarafa haber vermeksizin tespit davası açılması bir seçenek olarak değerlendirilebilir; bu yolun usul koşulları somut dava kapsamında ayrıca ele alınmalıdır. Bunun yanı sıra 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Valilik kanalıyla tahliye yoluna da başvurulabilir; bu iki yolun usul ilişkisi somut koşullara göre değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

İnşaat firması arsamı depo olarak kullanıyorsa ne yapabilirim?

İnşaat firmasının izinsiz olarak arsanızı depo şeklinde kullanması hukuka aykırıdır. Bu durumda taşınmazın boşaltılması için el atmanın önlenmesi davası ile işgal dönemi için ecrimisil davası ayrı talepler olarak ileri sürülebilir. Ecrimisil, el atmanın önlenmesini kendiliğinden sağlamaz; bu nedenle her iki talebin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Ecrimisil davası hangi mahkemede açılır?

Ecrimisil davası haksız eylem niteliğinde olduğundan genel mahkemeler görevlidir. Bu konudaki değerlendirmelere göre sulh hukuk mahkemesi ecrimisil davalarında görevli değildir; dava asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır. Taşınmazın niteliğine ve davanın ek taleplerine göre görevli mahkeme somut durumda ayrıca değerlendirilmelidir.

Kim müdahale etti belli değilse dava sonuçlanır mı?

İşgal eyleminin kime ait olduğunun kesin ve inandırıcı delille kanıtlanması zorunludur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/1991, K. 2015/830 sayılı kararında, davalının savunmasının aksini kanıtlayacak her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığında el atmanın önlenmesi isteminin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle fotoğraf, tanık ve tespit gibi delillerin önceden güvence altına alınması önem taşır.

Kamu kurumu taşınmazıma el attıysa ecrimisil talep edebilir miyim?

Kamulaştırma kararı olmaksızın taşınmazına el konulan malik, ilgili kamu tüzel kişisine karşı ecrimisil dahil tazminat talebinde bulunabilir. Bu tür davalarda davacının iddiasının araştırılması bilirkişi incelemesine bağlıdır.

Taşınmazımda paydaşlardan biri rıza göstermişse diğer paydaşlar dava açabilir mi?

TMK m. 683 uyarınca malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/1991, K. 2015/830 sayılı kararında ise davalının tapu kaydından veya mülkiyetten kaynaklanan bağımsız bir hakkının bulunmadığı saptanmıştır. Paydaşlardan birinin rızasının diğer paydaşlar bakımından ne ölçüde hukuki sonuç doğuracağı somut davanın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu