Ecrimisil Davası ve Haksız İşgal Tazminatı Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Ecrimisil Davası ve Haksız İşgal Tazminatı Şartları

Ecrimisil Davasının Tanımı, Niteliği ve Kapsamı

Ecrimisil davası, bir taşınır veya taşınmazı haklı bir neden bulunmaksızın kötüniyetle elinde tutan kişiden haksız işgal tazminatı almak amacıyla hak sahibi tarafından açılan davadır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7522 Esas ve 2018/778 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere ecrimisil; zilyet olmayan malik veya hak sahibinin, haklı bir dayanağı olmaksızın malı elinde bulunduran kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 995/1 gereğince iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü bulunduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemekle yükümlüdür. Ecrimisilin kapsamını haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime ve yıpranma şeklindeki olumlu zararlar ile malik ya da hak sahibinin yoksun kaldığı olumsuz faydalar oluşturur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 995Kaynağı aç
Madde 995- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur. IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7522, K. 2018/778Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7522 E.  ,  2018/778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı; … . Aile Mahkemesinin 2011/1405 Esas sayılı dosyasında davalı ile boşanmalarına karar verildiğini, anılan kararın 16.04.2013 tarihinde kesinleştiğini, davalı ile paydaş oldukları 7 nolu bağımsız bölümü davalının kullandığını ileri sürerek boşanma kararının kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için tespit edilecek ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, çekişmeli taşınmazla ilgili … . Aile Mahkemesinin 2013/322 Esas sayılı dosyasında katılma alacağı davasının devam ettiğini, ayrıca taşınmazda bulunan eşyanın kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, haksız kullanımın belirlendiği gerekçesiyle 2.445,00-TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişmeli taşınmazın, 1/2’şer pay ile davacı ve davalı adına kayıtlı olduğu, üzerinde aile konutu şerhi bulunduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki kayden davacının paydaşı olduğu bağımsız bölümün davalı tarafından kullanıldığı saptanarak ecrimisile hükmedilmesi kural olarak doğrudur. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine. Davalı vekilin diğer temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği gibi, öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilke ve usuller dikkate alınmaksızın ilk dönem için ecrimisil miktarı belirlenip, sonraki dönemler için ise ÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle takip eden dönemler için ecrimisil miktarının hesap edilmesi gerekirken; taşınmazın keşif tarihi itibariyle dönem kira bedeli belirlenip, ÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle geriye doğru gidilerek ecrimisil miktarının hesaplanması doğru olmadığı gibi, davacı çekişmeli taşınmazın eşyalı hali üzerinden ecrimisil isteğinde bulunmuş ise de, davacının bu iddiasını kanıtlayan herhangi bir delil sunmadığı, davalının da taşınmazdaki eşyalarının kendisine ait olduğunu savunduğuna göre, çekişme konusu taşınmazın eşyasız hali üzerinden tespit olunacak ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekirken taşınmazın eşyalı olarak tespit edilen ecrimisil bedeli üzerinden hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir. Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Haksız işgal tazminatına hükmedilebilmesi için işgalin kötüniyetle gerçekleştirilmiş olması zorunludur. İşgal edenin iyiniyetli sayılabilmesi için malı haksız bir şekilde elinde tuttuğunu bilmemesi veya mevcut şartlarda bilebilecek durumda olmaması gerekir; kötüniyet olgusu kanıtlanamadığı sürece ecrimisil istenemez. 4721 sayılı Kanun m. 995/2 uyarınca iyiniyetli olmayan zilyet, taşınmaza yaptığı harcamalardan yalnızca hak sahibi için de zorunlu bulunanların tazmin edilmesini isteyebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası doğrultusunda iyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği süre boyunca yalnızca kendi kusuruyla meydana getirdiği zararlardan sorumlu tutulur.

Dava Ehliyeti ve Paylı ile Elbirliği Mülkiyetinde Dava Hakkı

Ecrimisil davası açabilmek için mutlak surette mülkiyet hakkı sahibi olmak zorunlu değildir. Taşınır veya taşınmaz üzerinde zilyetlik hakkı bulunan intifa hakkı sahipleri gibi hak sahipleri de ecrimisil talebinde bulunabilir. Haksız işgal tazminatı alacağı bölünebilir bir alacak niteliğinde olduğundan, terekedeki veya paylı mülkiyetteki her bir paydaş kendi payı oranında tazminat talep etme hakkına sahiptir. Paylı mülkiyette ortak taşınmazdan yararlanamayan paydaş, bu engellemeye sebebiyet veren diğer paydaşlardan ecrimisil talep edebilir; haksız işgali gerçekleştiren taraf paydaşlar dışındaki üçüncü bir kişi ise her paydaş kendi payı oranında tazminat davası açabilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7984, K. 2018/8190Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7984 E.  ,  2018/8190 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen … davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden ise davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.03.2018 … günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davacılar vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davacılar, ortak mirasbırakanları …’den intikal eden 6656 parsel sayılı taşınmazdaki 14 no’lu meskeni haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalının kullandığını, yapılan ihtara rağmen kullanımın devam ettiğini ileri sürerek, davalının el atmasının önlenmesini ve 7 yıldır taşınmazı kullanamamaları nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsilini istemişler, yargılama sırasında el atmanın önlenmesi isteklerinden vazgeçmişlerdir. Davalı, ecrimisilin zamanaşımına uğradığını, öte yandan ecrimisil şartları oluşmadığı gibi mirasbırakan …’nin mirasçısı … ile birlikte dava konusu meskende ikamet ettiğini bildirip davanın reddini savunmuştur. El atmanın önlenmesi yönünden feragat nedeniyle, ecrimisil bakımından ise tüm paydaşlar tarafından birlikte dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; ‘’ Bilindiği üzere, feragat ve kabul kati hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Bu konudaki beyanın iradeyi ifsad eden sebeplerden ötürü geçersiz olduğu ileri sürülmedikçe beyan sahibini bağlar. O halde, mahkemece elatmanın önlenmesi isteği bakımından feragat nedeniyle ret kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince; elatmanın önlenmesi davalarında ecrimisil de istenilmişse, haksız işgalcinin mülkiyet sahibine ödemekle yükümlü bulunduğu en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan kâr olan haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil bölünebilir nitelik taşıdığından terekedeki ortaklığı oluşturan her bir ortağın kendi payı oranında ecrimisil istemesine yasal bir mani bulunmamaktadır. Nitekim gerek yargısal uygulamalar, gerekse öğretide anılan bu ilke kural olarak benimsenmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece, ecrimisil isteği yönünden gerekli araştırma, inceleme ve soruşturmanın yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde el atmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrisimil bakımından ise davanın kısmen kabulü ile ihtarnamenin tebliğ tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için davacıların miras payına isabet eden 23.730,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalının temyiz başvuru dilekçesi davacılar vekiline 19.03.2015 tarihinde tebliğ edildiğine ve davacılar vekili UYAP üzerinden 03.04.2015 tarihinde katılma yoluyla hükmü temyiz ettiğine göre, katılma yoluyla temyizin 186 sayılı HUMK’nın 433/2. maddesi uyarınca (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 10 günlük yasal süresi içerisinde yapılmadığı gözetilerek davacılar vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin süreden reddine. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mirasbırakan …’nin, davalı …’den olma kızı dava dışı … Yeneroğlu mirasçı olup, davalı …, kızı …’ya teb’an çekişmeli 14 no’lu meskeni kullanmaktadır. O halde, uyuşmazlığın paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olduğu açıktır. Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (… gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen…, … yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işg… h…nde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Öte yandan; elbirliği veya paylı mülkiyette paydaşlar arasında bir şeyden kullanma yoluyla yararlanma 11.03.1950 tarih ve 11/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca semere mefhumuna girmediğinden hukuki semere sayılmaz. Ecrimisil talep edebilmek için yararlanma isteğinin kullanana iletilmesi ve yararlanmasının engellenmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile de sabittir. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olaya gelince, davacılardan …, … ve …’in … 12. Noterliği’nin 13.12.2002 tarih ve 22370 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile dava konusu 14 no’lu meskeni tahliye etmesini davalı …’den istedikleri, davalı …’in anılan ihtarnameyi cevap dilekçesinde kabul ettiği, davacılar …, … ve …’in davalı …’i intifadan men ettikleri, ne var ki diğer davacıların davalı …’i intifadan men ettiklerine dair dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde, ihtarnamede yer almayan davacılar …, … ve … yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek anılan davacılar yönünden davanın reddinin gerekeceği kuşkusuzdur. Yukarıda açıklandığı üzere ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Davalı taraf, cevap dilekçesi ile süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Ne var ki, mahkemece zamanaşımı def’i dikkate alınmaksızın hatalı olarak dava tarihinden geriye dönük yedi yıllık dönem için hesaplanan ecrimisile hükmedilmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesinde; ‘’ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, tar aflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. ‘’ amir hükmüne yer verilmiştir. Eldeki davada ise, mahkemece kurulan hükümde davacılardan her birinin hangi miktarda ecrimisile hak kazandığı belirtilmediğinden hükmün infazda tereddüte yol açacağı açıktır. Hal böyle olunca, davacılar …, … ve … yönünden davanın reddine karar verilmesi ve davalının zamanaşımı def’i dikkate alınarak dava tarihinden geri dönük beş yıllık dönem için davacılar …, … ve … yönünden ayrı ayrı hesaplanacak ecrimisile ( miras paylarına isabet eden ) hükmedilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşı temyiz eden ve duruşmaya katılmayan davacılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan biri, diğer mirasçıların veya paydaşların olurunu almadan yahut terekeye temsilci atanmasına gerek kalmaksızın, ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar ya da üçüncü kişiler aleyhine tek başına ecrimisil davası açabilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7984 Esas ve 2018/8190 Karar sayılı ilamı gereğince, davacı paydaşın ortak malda kendi payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer bulunması halinde açtığı ecrimisil davası dinlenmez. Bununla birlikte yönetim kayyımı tayin edilen hallerde, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/4689 Esas ve 2020/694 Karar sayılı ilamına göre kayyımın atanma kararından önceki haksız işgal dönemleri için de ecrimisil talep edilebilmesi mümkündür.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/4689, K. 2020/694Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/4689 E.  ,  2020/694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, dava konusu 219 ada 5 parselin 1/2 hisse maliki … oğlu …’ın gaip olması sebebiyle vekil edeni İstanbul Defterdarı’nın yönetim kayyımı tayin edildiğini ve bahsi geçen taşınmazın tamamının eskiden beri davalı tarafından iş yeri olarak kullanıldığını belirterek, 2002-2007 yılları için toplam 146.710,00 TL ecrimisil talep etmiştir. Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı def’inde bulunmuş akabinde dava konusu taşınmazın diğer 1/2 hisse malikinin mirasçılarından Emin ile kira sözleşmesi yapıldığını belirterek, öncelikle davanın reddine karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise taşınmaz için vekil edenince yapılan masrafların takas ve mahsubunun yapılması gerektiğini belirterek savunmada bulunmuştur. Mahkemece, kayyımlık kararı 2007 yılında verildiğinden sadece 2007 yılı için ecrimisile hükmedilebileceği gerekçesiyle 1.1.2007-31.12.2007 tarihleri arası için hesaplanan 89.470,32 TL’nin dönem sonu itibarıyla işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının dava konusu taşınmazda 1/2 hisse sahibi … oğlu …'ın hissesini temsil etmek üzere 23.5.2007 tarihli İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile yönetim kayyımı tayin edildiği ve eldeki davayı 8.11.2010 tarihinde açarak 2002-2007 yılları arası için ecrimisil talebinde bulunduğu, davalı tarafın ise cevap dilekçesi ile zamanaşımı def’i ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; davacının ecrimisil davası yönünden ne zaman kayyım olarak tayin edildiğinin bir önemi yoktur, zira kayyımlık kararı verildikten sonra, kayyım tarafından önceki dönem için de ecrimisil talebinde bulunulabilir. Bununla birlikte; 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca, ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Öte yandan; ilke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olaya gelince; davacının 23.05.2007 tarihinde kayyım tayin edildiği ve 08.11.2010 tarihinde ecrimisil istemli eldeki davayı açtığı sabittir. Az yukarıda ifade edildiği üzere kayyım, atanma kararından önceki dönemler için ecrimisil isteminde bulunabilir. Dosya kapsamındaki iddia ve savunma hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının 08.11.2005 tarihinden itibaren ecrimisil isteyebileceği ve bu doğrultuda Mahkemece 08.11.2005-31.12.2007 tarihleri arası için, ilk dönem ecrimisil bedeli belirlenip üfe oranında artış yapılarak sonraki dönemler belirlenmek suretiyle hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, sadece 2007 yılı için belirlenen ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan sebeplerle kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Birden fazla davacının birlikte ecrimisil talebinde bulunduğu uyuşmazlıklarda mahkemenin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297/2 hükmü uyarınca hükmün infazında tereddüt oluşturmayacak şekilde davacılardan her birinin hangi miktarda ecrimisile hak kazandığını hüküm fıkrasında açık ve ayrı ayrı göstermesi zorunludur.

İntifadan Men Koşulu, Bildirim Usulü ve İstisnaları

Üçüncü kişilerin haksız işgali halinde hak sahibinin ecrimisil davası açabilmesi için dava öncesinde haksız işgalde bulunan kişiye ihtar veya bildirim yapma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak dava açılmadan önce haksız işgali yapan kişiye ihtarda bulunulması, davalıyı temerrüde düşürerek faiz başlangıcının dava tarihi yerine ihtar tarihinden itibaren başlamasını sağlar.

Paylı veya elbirliği mülkiyetinde paydaşların birbirlerinden ecrimisil talep edebilmesi kural olarak intifadan men koşulunun gerçekleşmesine bağlıdır. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanma iradesini davalı paydaşa iletmiş olmasını gerektirir. 11.03.1950 tarih ve 11/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda taşınmazdan bizzat kullanma suretiyle yararlanma hukuki semere sayılmadığından, mesken nitelikli konutun bizzat işgal edildiği durumlarda intifadan men ihtarının varlığı aranır. Bu koşulun sağlanması için ihtarname gönderilmesi veya el atmanın önlenmesi davası açılması yeterli olup ihtarın yazılı olması zorunlu değildir; ispatlanabilen her türlü bildirim geçerli sayılır.

İntifadan men koşulunun aranmadığı istisnai durumlar mevcuttur. Çekişme konusu taşınmazın kamu malı olması, bağ ve bahçe gibi doğal semere veren ya da dükkan ve konut gibi kiraya verilerek hukuki semere elde edilen yerlerden bulunması hallerinde intifadan men aranmaz. Ayrıca ortak taşınmazı işgal eden paydaşın taşınmazın tamamında hak iddia ederek diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında taşınmazın kullanımına ilişkin taksim veya kullanım anlaşmasının bulunması ya da davacının daha önce el atmanın önlenmesi, izale-i şüyu, ecrimisil davaları açmış olması veya icra takibi başlatması halinde intifadan men şartı aranmaksızın ecrimisile hükmedilir.

Ecrimisil Miktarının Hesaplanması ve Bilirkişi İncelemesi

Haksız işgal tazminatının belirlenmesinde alt sınır emsal kira bedeli, üst sınır ise yoksun kalınan tam gelir kaybıdır. Ecrimisil miktarının belirlenmesi teknik ve özel uzmanlık gerektirdiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266 ve devamı maddeleri uyarınca taşınmazın niteliğine uygun uzman bilirkişiler refakatinde keşif yapılarak ve tarafların talepleriyle bağlı kalınarak hesaplama yapılmalıdır. Bu sebeple ecrimisil bedelinin belirlenmesine ilişkin olarak tanık beyanına başvurulamaz; tanık delili yalnızca haksız işgal olgusunun varlığını ispatlamak amacıyla dinlenebilir.

Kira esasına göre ecrimisil takdirinde, dava konusu ilk dönemde taşınmazın mevcut haliyle serbest piyasa koşullarında getirebileceği rayiç kira bedeli emsalleriyle karşılaştırılarak saptanır. Sonraki dönemlerin ecrimisil bedeli ise ilk dönem için belirlenen tutara ÜFE artış oranının tamamı yansıtılarak hesaplanır; mahkemece keşif tarihinden geriye gidilerek soyut değerlendirmeyle ecrimisil belirlenemez. Davacı, taşınmazın eşyalı kullanımı üzerinden tazminat talep etmiş ancak eşyaların kendisine ait olduğunu kanıtlayamamışsa, ecrimisil bedelinin taşınmazın eşyasız hali üzerinden hesaplanması gerekir.

Haksız kullanıma konu yerin tarım arazisi olması ve ürün esasına göre ecrimisil talep edilmesi durumunda resmi veriler toplanmalıdır. Bu doğrultuda yörede ekilen ürünlerin neler olduğu tarım ilçe veya il müdürlüğünden, birim fiyatlar ve dekara verim değerleri hal müdürlüğünden getirtilir; arazide münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı ve taşınmazın nadasa bırakılma durumu tespit edilir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2013/26361 Esas ve 2013/21013 Karar sayılı ilamına göre taşınmazın fındıklık niteliğinde olması halinde ecrimisil hesabı net fındık geliri üzerinden yürütülür.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2013/26361, K. 2013/21013Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2013/26361 E.  ,  2013/21013 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: – K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Fındıklık niteliğindeki taşınmazlara net fındık geliri üzerinden ecrimisil tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin ise aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup; bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru İşlemeye başlar. Bu durumda 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin ecrimisil alacağı zamanaşımına uğradığı, davalı idarenin de süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunduğu halde yazılı şekilde bu yıllara ilişkin olarak ecrimisile karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U….nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacının temyiz harcı ile tarafların temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 28.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Zamanaşımı Süreci

Ecrimisil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava, davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 16/1 gereğince haksız fiilden doğan davalarda; haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Yetki sözleşmesi

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir ve bu süre dava tarihinden geriye doğru hesaplanır. Beş yıllık zamanaşımı süresi işgalin öğrenildiği tarihten değil, fiilen işgalin gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımı bir def'i olduğundan, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/13845 Esas ve 2015/11828 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı takdirde hakim zamanaşımını kendiliğinden gözetemez ve beş yılı aşan süreler için de ecrimisile hükmedilebilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/13845, K. 2015/11828Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/13845 E.  ,  2015/11828 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : AKÇAKALE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/02/2014 NUMARASI : 2012/301-2014/86 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekilleri tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ……..’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan ecrimisil istemine ilişkindir. Davacılar, kök mirasbırakanları A. B. ın paydaş olduğu 266 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili davalı aleyhine Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/18 E. 2011/171 K. sayılı dosyasında görülen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında tazminata ve taşınmazın davalı kurum adına tesciline karar verilerek kesinleştiğini belirterek, kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasının açılış tarihi olan 08/01/2010 tarihinden geriye dönük 5 yıllık ecrimisilin tahakkuk dönemleri sonu itibariyle işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istemişlerdir. Davalı, davacıların kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat talebi ile açtıkları davanın kabulle sonuçlanıp tazminata ve taşınmazın idare adına tesciline karar verildiğini, davacıların bu kez ecrimisil yönünden dava ikame etmesinin haksız, hukuka aykırı ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 28/11/2010-28/11/2007 dönemine ilişkin hesaplanan ecrimisilin dönem sonlarından itibaren işleyen faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu 266 ada 1 parsel sayılı taşınmazın……… İlköğretim Okulu niteliği ile 710276/989369 payının Ş.. İ.. adına kayıtlı bulunduğu, davacıların mirasbırakanı A. B. ’ın taşınmazda 547789/989369 payla malik iken, eldeki davanın davacıları tarafından Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/18 E. ve 2011/171 K. sayılı dosyası ile 08/01/2010 tarihinde açılan kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası sonucu, 163.000-TL tazminatın davacılara payları oranında ödenmesine ve davacılar adına kayıtlı payın iptali ile davalı adına tescile karar verildiği, kararın deracattan geçerek 26/04/2012 tarihinde kesinleştiği, taşınmaz üzerine 1986 yılında okul yapılmak suretiyle davalı tarafından kullanıldığı sabittir. Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olayda, davacı tarafından, kamulaştırmasız elatma nedeni ile açılan tazminat davasının tarihi olan 08/01/2010 tarihinden geriye dönük 5 yıllık dönem için ecrimisil isteminde bulunulmuştur. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açıldığı tarih itibariyle davacının davalının kullanımına rıza gösterdiği, bu tarih sonrası için ecrimisile hükmedilemeyeceği tartışmasız olduğu gibi, mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmamıştır. Bu durumda, 08/01/2010-08/01/2005 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile 28/11/2010-28/11/2007 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi isabetsizdir. Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Davalının temyiz itirazlarına gelince; ecrimisil hesaplanmasında yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ilk dönem kira bedeli belirlenip, sonraki dönemler için ÜFE artış oranının yansıtılması suretiyle sonuca ulaşılması esastır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında son dönem kira bedeli belirlenerek TEFE uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması ve bu raporların hükme esas alınması hatalıdır. Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca hesaplanacak 08/01/2010-08/01/2005 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İdare tarafından gerçekleştirilen haksız fiiller neticesinde taşınmaz malikinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açması halinde, davanın açıldığı tarih itibarıyla malik idarenin kullanımına rıza göstermiş sayılır. Bu sebeple kamulaştırmasız el atma tazminat davasının açıldığı tarihten sonraki dönem için ecrimisile hükmedilemez.

Ecrimisil davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Ecrimisil davaları 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olup dava tarihinden geriye doğru işletilir; davalı süresinde zamanaşımı def'i ileri sürmezse mahkeme zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz.

Ecrimisil davası açmadan önce ihtarname çekmek şart mıdır?

Üçüncü kişilere karşı açılacak ecrimisil davalarında bildirim şartı aranmaz; ancak paylı veya elbirliği mülkiyetinde paydaşların birbirinden tazminat talep edebilmesi için intifadan men koşulunun ihtar veya dava yoluyla sağlanması kural olarak şarttır.

Ecrimisilde dava öncesi ihtar çekilmesinin hukuki sonucu nedir?

Haksız işgali gerçekleştiren kişiye dava öncesinde ihtar gönderilmesi işgalciyi temerrüde düşürür ve faiz başlangıcının dava tarihi yerine ihtar tarihinden itibaren hesaplanmasını sağlar.

Ecrimisil tazminatının miktarının ispatında tanık dinlenebilir mi?

Ecrimisil bedeli bilirkişi incelemesi ve teknik araştırmayla belirlendiğinden tazminat miktarına ilişkin tanık dinlenemez; tanık anlatımları yalnızca haksız işgal fiilinin varlığını kanıtlamak amacıyla dinlenebilir.

Kötüniyetli işgalci taşınmaza yaptığı masrafları talep edebilir mi?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 995/2 uyarınca iyiniyetli olmayan zilyet, taşınmaza yaptığı masraflardan sadece hak sahibi için de zorunlu olan harcamaların tazmin edilmesini talep edebilir.

Elbirliği mülkiyetinde paydaş tek başına ecrimisil davası açabilir mi?

Elbirliği mülkiyetinde her paydaş diğerlerinin onayını almadan ve temsilci atanmasına gerek olmadan kendi payı oranında ecrimisil davası açabilir; ancak payına karşılık çekişmesiz kullandığı yer bulunan paydaşın davası dinlenmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu