Ecrimisil Davası Nedir ve Hangi Şartlarda Açılır

by Avukat Erdal Ersoy
Ecrimisil Davası Nedir ve Hangi Şartlarda Açılır

Ecrimisil, taşınmazı haksız biçimde kullanan kişiden istenen işgal tazminatı olarak ele alınır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7138 esas ve 2018/1105 karar sayılı kararında bu tazminat, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği haksız işgal tazminatı olarak açıklanmış; karşılıklı iradeyle kurulan kiraya benzetilemeyeceği ve haksız eylem niteliği taşıdığı belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu madde 995 ecrimisil adını kullanmadan, iyiniyetli olmayan zilyedin haksız alıkoyma nedeniyle verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemesini öngörür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 995Kaynağı aç
Madde 995- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur. IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7138, K. 2018/1105Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7138 E.  ,  2018/1105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 22.02.2018 Perşembe günü saat 11.25'te daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi …'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı, 2612 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı ile birlikte paydaşı olduğunu, davalının taşınmazı tek başına konut olarak kullandığını, sözlü ihtarlarına rağmen davalının herhangi bir kullanım bedeli ödemediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için 36.071,34-TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, 1995 yılında metruk ve harabe durumdaki taşınmazı tadilat, bakım, onarımı ile emlak vergilerinin tarafından karşılanması şartıyla ileride satış veya ortaklığın sona erdirilmesi durumunda kendisinden herhangi bir bedel talep edilmeyeceği hususunda davacı ile anlaştığını, ecrimsil koşullarının oluşmadığını, davacı tarafından düzenlenen ihtarnamenin 06/11/2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının ihtar tarihine kadar davalıdan talepte bulunduğuna dair yazılı bir belge sunamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların kardeş olup çekişmeli 2612 ada 14 parsel sayılı kargir ev vasıflı taşınmazda yarı yarıya paydaş oldukları ve taşınmazın tamamının davalının kullanımında olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Öte yandan; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda somut olaya bakıldığında, tarafların kardeşleri tanık olarak dinlenmiş olup beyanlarından intifadan men koşulunun ihtarnamenin tebliğinden önce gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; tarafların çekişme konusu taşınmazda paydaş oldukları ve davacı yönünden intifadan men koşulunun oluştuğu gözetilerek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil miktarının denetime uygun şekilde saptanması, bilirkişi tarafından belirlenen ecrimisil tutarı üzerinden, davacının payına karşılık gelen ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Tarafların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kötüniyetli zilyedin tazminat sorumluluğu

Türk Medeni Kanunu madde 995, tazminat sorumluluğunu iyiniyetli olmayan zilyetle sınırlar. Bu kişi, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoyması yüzünden hak sahibine verdiği zararları ve elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal ettiği ürünleri karşılamak zorundadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre yaptığı giderlerden yalnızca hak sahibi için de zorunlu olanların tazminini isteyebilir. Zorunlu olmayan giderlerin mahsubu bu fıkrada düzenlenmemiştir.

Maddenin son fıkrası sorumluluğu daraltır. İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur. Bu daralma, geri verilecek kişinin bilinmemesi hâliyle sınırlıdır. Türk Medeni Kanunu madde 3, kanunun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin asıl olduğunu, durumun gerektirdiği özeni göstermeyen kişinin ise iyiniyet iddiasında bulunamayacağını belirtir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3- Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. III. Hâkimin takdir yetkisi

Malikin ve paydaşın başvurabileceği yollar

Türk Medeni Kanunu madde 683, malike, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı istihkak davası açma ve her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi verir. Bu yetki, hukuk düzeninin sınırları içinde mülkiyet hakkına bağlıdır. Maddede ecrimisilin nasıl hesaplanacağı düzenlenmez. Hakların kullanılmasında Türk Medeni Kanunu madde 2 uyarınca dürüstlük kurallarına uyulması gerekir ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz. Madde genel niteliktedir; intifadan men şartını ayrıca düzenlemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 683Kaynağı aç
Madde 683- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. B. Mülkiyet hakkının kapsamı I. Bütünleyici parça
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. II. İyiniyet

Paylı mülkiyette birden çok kişi, maddi olarak bölünmemiş bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe paylar eşit sayılır. Her paydaş kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir; pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir. Türk Medeni Kanunu madde 688, paydaşın kullanımı nedeniyle tazminat şartını ayrıca düzenlemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 688Kaynağı aç
Madde 688- Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir. 2. Yönetim ve tasarruf a. Anlaşmalar

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları yoktur. Her ortağın hakkı, kanun veya kanunda öngörülen sözleşmelerle oluşan ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Buna rağmen Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/4241 esas ve 2016/8851 karar sayılı kararında, bir ortağın diğerlerinin olurunu almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan, yararlanmasına engel olan ortaklara karşı ecrimisil davası açabileceği kabul edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7984 esas ve 2018/8190 karar sayılı kararında aktarılan önceki bozma gerekçesinde, ecrimisilin bölünebilir olduğu ve tereke ortağının kendi payı oranında isteyebileceği belirtilmiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 701Kaynağı aç
Madde 701- Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. 2. Hükümleri
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7984, K. 2018/8190Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7984 E.  ,  2018/8190 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen … davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden ise davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.03.2018 … günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davacılar vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davacılar, ortak mirasbırakanları …’den intikal eden 6656 parsel sayılı taşınmazdaki 14 no’lu meskeni haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalının kullandığını, yapılan ihtara rağmen kullanımın devam ettiğini ileri sürerek, davalının el atmasının önlenmesini ve 7 yıldır taşınmazı kullanamamaları nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsilini istemişler, yargılama sırasında el atmanın önlenmesi isteklerinden vazgeçmişlerdir. Davalı, ecrimisilin zamanaşımına uğradığını, öte yandan ecrimisil şartları oluşmadığı gibi mirasbırakan …’nin mirasçısı … ile birlikte dava konusu meskende ikamet ettiğini bildirip davanın reddini savunmuştur. El atmanın önlenmesi yönünden feragat nedeniyle, ecrimisil bakımından ise tüm paydaşlar tarafından birlikte dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; ‘’ Bilindiği üzere, feragat ve kabul kati hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Bu konudaki beyanın iradeyi ifsad eden sebeplerden ötürü geçersiz olduğu ileri sürülmedikçe beyan sahibini bağlar. O halde, mahkemece elatmanın önlenmesi isteği bakımından feragat nedeniyle ret kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince; elatmanın önlenmesi davalarında ecrimisil de istenilmişse, haksız işgalcinin mülkiyet sahibine ödemekle yükümlü bulunduğu en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan kâr olan haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil bölünebilir nitelik taşıdığından terekedeki ortaklığı oluşturan her bir ortağın kendi payı oranında ecrimisil istemesine yasal bir mani bulunmamaktadır. Nitekim gerek yargısal uygulamalar, gerekse öğretide anılan bu ilke kural olarak benimsenmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece, ecrimisil isteği yönünden gerekli araştırma, inceleme ve soruşturmanın yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde el atmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrisimil bakımından ise davanın kısmen kabulü ile ihtarnamenin tebliğ tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için davacıların miras payına isabet eden 23.730,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalının temyiz başvuru dilekçesi davacılar vekiline 19.03.2015 tarihinde tebliğ edildiğine ve davacılar vekili UYAP üzerinden 03.04.2015 tarihinde katılma yoluyla hükmü temyiz ettiğine göre, katılma yoluyla temyizin 186 sayılı HUMK’nın 433/2. maddesi uyarınca (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 10 günlük yasal süresi içerisinde yapılmadığı gözetilerek davacılar vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin süreden reddine. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mirasbırakan …’nin, davalı …’den olma kızı dava dışı … Yeneroğlu mirasçı olup, davalı …, kızı …’ya teb’an çekişmeli 14 no’lu meskeni kullanmaktadır. O halde, uyuşmazlığın paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olduğu açıktır. Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (… gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen…, … yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işg… h…nde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Öte yandan; elbirliği veya paylı mülkiyette paydaşlar arasında bir şeyden kullanma yoluyla yararlanma 11.03.1950 tarih ve 11/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca semere mefhumuna girmediğinden hukuki semere sayılmaz. Ecrimisil talep edebilmek için yararlanma isteğinin kullanana iletilmesi ve yararlanmasının engellenmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile de sabittir. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olaya gelince, davacılardan …, … ve …’in … 12. Noterliği’nin 13.12.2002 tarih ve 22370 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile dava konusu 14 no’lu meskeni tahliye etmesini davalı …’den istedikleri, davalı …’in anılan ihtarnameyi cevap dilekçesinde kabul ettiği, davacılar …, … ve …’in davalı …’i intifadan men ettikleri, ne var ki diğer davacıların davalı …’i intifadan men ettiklerine dair dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde, ihtarnamede yer almayan davacılar …, … ve … yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek anılan davacılar yönünden davanın reddinin gerekeceği kuşkusuzdur. Yukarıda açıklandığı üzere ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Davalı taraf, cevap dilekçesi ile süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Ne var ki, mahkemece zamanaşımı def’i dikkate alınmaksızın hatalı olarak dava tarihinden geriye dönük yedi yıllık dönem için hesaplanan ecrimisile hükmedilmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesinde; ‘’ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, tar aflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. ‘’ amir hükmüne yer verilmiştir. Eldeki davada ise, mahkemece kurulan hükümde davacılardan her birinin hangi miktarda ecrimisile hak kazandığı belirtilmediğinden hükmün infazda tereddüte yol açacağı açıktır. Hal böyle olunca, davacılar …, … ve … yönünden davanın reddine karar verilmesi ve davalının zamanaşımı def’i dikkate alınarak dava tarihinden geri dönük beş yıllık dönem için davacılar …, … ve … yönünden ayrı ayrı hesaplanacak ecrimisile ( miras paylarına isabet eden ) hükmedilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşı temyiz eden ve duruşmaya katılmayan davacılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/4241, K. 2016/8851Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/4241 E.  ,  2016/8851 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacılar, kayden paydaşı oldukları 274 ada 1 ve 2 ile 124 ada 11, 36 ve 37 sayılı parsellerin tamamını diğer paydaş olan davalının ev ve dükkan vasfındaki taşınmazları kiraya vermek ve tarla vasfındaki taşınmazları ise ekip biçmek suretiyle kök muris …'nin ölüm tarihi olan 03/07/2009'dan itibaren kullandığını, taşınmazlardan istifade edemediklerini ileri sürerek 03/07/2009 tarihinden dava tarihine kadar toplam 2.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınmasını istemişlerdir. Davalı, iddianın yersiz olduğunu, çekişmeli taşınmazlardan bir adet dükkanı 01/01/2010 – 01/10/2010 tarihleri arasında, bir adet dükkanı ise 01/05/2011 tarihinden itibaren kiraya verdiğini, evde ise kendisinin oturduğunu, diğer taşınmazların kendiliğinden gelir getiren yerlerden olmadığını, çekişmeli taşınmazlar için masraf yaptığını bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, istisnalar dahil intifadan men koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delilerden; çekişmeli tarla niteliğindeki 124 ada 11 ve 36 sayılı parsellerin kök muris Halise Hacıömeroğlu adına 2/8 oranında ve çocukları olan davacıların murisi … … ile diğerleri adına 1/8’er oranda kayıtlı olduğu, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden 124 ada 11 ve 36 sayılı parseller yönünden davalının intifadan men edilmediği, bu nedenle adı geçen taşınmazlar yönünden intifadan men koşulunun istisnalarının da bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddedilmesi doğrudur. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olayda, çekişme konusu taşınmazlardan 124 ada 37 sayılı parselin bahçeli kargir ev, 274 ada 1 sayılı parselin bir dükkan ve üstü bir daire, 274 ada 2 sayılı parselin ise kargir dükkan niteliğinde olduğu ve kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması dikkate alınmadan intifadan men koşulunun aranması hatalıdır. Ne var ki, adı geçen taşınmazların tapu kayıtlarındaki eksiklikler nedeniyle davacılar ile tapu kayıt malikleri arasında bağlantı kurulamadığı açıktır. Hâl böyle olunca, çekişmeli 124 ada 37, 274 ada 1 ve 2 sayılı parseller yönünden tapu kayıt malikleri ile davacılar arasında bağlantı kurdurulması halinde yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca taşınmazların niteliği ve 124 ada 37 sayılı parselde davalının kendisinin ikamet ettiği de dikkate alınarak intifadan men koşulunun aranmadığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile davalının intifadan men edilmediği gerekçesiyle adı geçen taşınmazlar yönünden davanın reddedilmesi hatalıdır. Davacılar vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yararlanamayan paydaş, engel olan paydaş veya paydaşlardan payına yönelik elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Bu anlatım Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/10216 esas ve 2019/11714 karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/4241 esas ve 2016/8851 karar sayılı kararında yer alır. Paydaşa payı karşılığında çekişmesiz kullandığı bir yer varsa ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Payından az yer kullanma sorunu için kararlar taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davasını gösterir. Bir karar metninde bu yer, kullanılan ya da kullanılabilecek yer olarak da anılır. Bu ibare farkı tek bir sınıra indirgenmemelidir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/10216, K. 2019/11714Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/10216 E.  ,  2019/11714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ile davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili; tarafların, dava konusu 114, 293, 413, 414, 435, 1388, 1390 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, taşınmazların tamamının tarafların ortak murisi …'dan intikal ettiğini ancak davalı …'ın dava konusu taşınmazların tamamını muris …'ın ölümünden beri tek başına kullandığını belirterek, davalı tarafın dava konusu taşınmazlara yaptığı müdahalenin önlenmesine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı aleyhine 2008 yılı için 100,00 TL, 2009 yılı için 100,00 TL, 2010 yılı için 1.000,00 TL, 2011 yılı için 1000,00 TL, 2012 yılı için 1000,00 TL, 2013 yılı için 1000,00 TL, 2014 yılı için 1000,00 TL ecrimisil alacağına hükmedilmesine, her bir alacağa ait olduğu yıllardan itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini istemiş, 27.04.2015 dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda ecrimisil talebini ıslah etmiştir. Davalı, dava konusu taşınmazları murisin vefatından sonra annesi adına işlettiğini, 1390 parsel sayılı taşınmazdaki evde annesi ölünceye kadar beraber oturduklarını, öldükten sonra da kendisinin kalmaya devam ettiğini, mirasçılar ile aralarında bir kullanım anlaşmasının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının 114, 413, 435, 1388 ve 1390 parsel sayılı taşınmazlardaki davacıların miras hisselerine yapmış olduğu müdahalenin men'ine ve bu taşınmazlara ilişkin babalarından irsen intikal eden 4/25 miras payına göre 22.08.2010-22.08.2014 yıllarına ait olacak şekilde toplam 22.419,51 TL ecrimisil bedelinin 9.367,8 TL'lik kısmına tahahkuk tarihi olan 31.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 3.797,52 TL'lik kısmına tahahkuk tarihi olan 31.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 2960,71 TL 'lik kısmına tahahkuk tarihi olan 31.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 3635,87 TL'lik kısmına tahahkuk tarihi olan 31.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 2657,61 TL'lik kısmına tahahkuk tarihi olan 31.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davalının 293 ve 414 parsel sayılı taşınmazlara tecavüzünün bulunmaması nedeniyle bu taşınmazlara yönelik müdahalenin men'i talebinin reddine, bu taşınmazlara ilişkin olarak ecrimisil taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazların tapulama yolu ile tarafların murisi … adına tapuda kayıtlı iken 26.10.2011 tarihinde mirasçılarına intikal ettiği, 04.10.2013 tarihinde de ölünceye kadar bakma akdi ile taraflar adına elbirliği şeklinde tapuya kayıt edildiği, davacıların murisi/babaları …'ın 08.01.2007 tarihinde, anne …'ın ise 14.07.2014 tarihinde vefat ettiği, bir kısım taşınmazların tarla, bir kısım taşınmazların fındık bahçesi ve 1390 parsel sayılı taşınmazın ise bahçeli ahşap ev niteliğinde tapuda kayıtlı olduğu, tarla niteliğinde olan taşınmazların da kapama fındık bahçesi olarak kullanıldığı, fındıkların muris tarafından dikildiği ve bu konuda taraflar arasında bir ihtilaf olmadığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 günlü ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı). Yine, 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Tüm bu anlatılanlar ışığında tarafların temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Davacılar dava dilekçesinde, 2008-2009-2010-2011-2012-2013-2014 yılları için ecrimisil talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda 2010-2014 yılları arası ecrimisil hesaplanmış ve mahkemece bu rapor ve raporda belirtilen dönemler hükme esas alınarak karar verilmiş ise de, dosya kapsamından davalı tarafın savunmasında zamanaşımı definde bulunmadığı anlaşılmış olup, bu durumda talep edilen 2008-2009 yılları açısından ecrimisile hükmedilmemiş olması doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece yapılacak iş, davacı vekilinin ecrimisile ilişkin bilirkişi raporu doğrultusunda yaptığı ıslah dilekçesi de dikkate alınarak, 2008 ve 2009 dönemlerini de kapsar şekilde yeniden bilirkişi raporu alınarak belirtilen dönemler açısından da ecrimisile hükmetmek olmalıdır. 2. Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde, a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b) Mahkemece, dava konusu 1390 parsel üzerinde bulunan yapılar yönünden, kira gibi hukuksal semere getiren yerlerden olması nedeniyle intifadan men şartı aranmayacağı gerekçesi ile bu parsel yönünden de ecrimisile hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, az yukarıda açıklandığı üzere, davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması halinde ecrimisil talep edilebilmesi için intifadan men şartının aranmayacağı benimsenmiştir. Dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazdaki yapıların kiraya verilmediği ve bizzat davalı tarafından kullanıldığı açık olduğuna göre, bu durumda, bu parsel yönünden intifadan men şartı gerçekleştiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. O halde, Mahkemece, 1390 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda (1) nolu bentte, davalının temyiz itirazları yukarıda (2-b) nolu bentte yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının (2-a ) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, davacılar vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 24.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Paydaşlar arasında intifadan men

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirinden ecrimisil isteyemez. İntifadan men, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Bu kural Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/18909 esas ve 2016/9404 karar sayılı kararı ile 2015/4241 esas ve 2016/8851 karar sayılı kararında aynı doğrultuda açıklanmıştır. Sayılan istisnalar dışında koşulun gerçekleştiği iddiası her türlü delille kanıtlanabilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/18909, K. 2016/9404Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2014/18909 E.  ,  2016/9404 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ,ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi,ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … 'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde, paydaşı olduğu 140 ada 36 parsel sayılı taşınmazını kardeşi olan davalının yaklaşık 14-15 yıldır tek başına kullandığını, payına karşılık yer kullanamadığını ileri sürerek davalının taşınmazdan tahliyesi ile elde edemediği kira gelirleri yönünden mağduriyetinin giderilmesini, 27/11/2013 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi davasındaki dava tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesini istemiş, davacı vekili ön inceleme duruşmasında davanın el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olduğu yönünde açıklama getirmiştir. Davalı, çekişmeli taşınmazda paydaş olduğunu, işgal ya da kiralamanın söz konusu olmadığını ve yaklaşık 10-15 yıldır çekişmeli taşınmazda oturduğunu, davacı taraf ile aralarında… Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/585 esası üzerinden ortaklığın giderilmesi davasının devam ettiğini ve davacının kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili süresi içerisinde temyiz etmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 140 ada 36 sayılı parselde davacının 15/64, davalının ise 49/64 oranında kayden paydaş olduğu, taraflar arasında 18/08/2010 tarihinde… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/585 esası üzerinden açılan davada ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine karar verildiği, davacı asilin dava dilekçesindeki muğlak anlatımını 27/11/2013 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile açıklığa kavuşturduğu gibi davacı vekilinin ön inceleme duruşmasında davalarının el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olduğunu açıkladığı kayden sabittir. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olaya gelince, tarafların çekişmeli 140 ada 36 ( yeni 869 ada 18 ) parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğu, davalının çekişmeli taşınmazı kullandığının kabulünde olduğu ve taraflar arasında adı geçen parsel için görülen ortaklığın giderilmesi davası ile davalının intifadan men edildiği ortadadır. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca el atmanın önlenmesi isteği yönünden davacının payı oranında davanın kabulüne, ecrimisil isteği yönünden taraflarca usulüne uygun olarak sunulan tüm deliller eksiksiz bir biçimde toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın tümden reddedilmesi hatalıdır. Davacı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kararlarda bildirimin aranmadığı hâller arasında taşınmazın kamu malı olması, bağ veya bahçe gibi doğal ürün veren yer olması ve işyeri ya da konut gibi kiraya verilerek hukuksal semere elde edilmesi vardır. Taşınmazın tamamında hak iddiası ve diğer paydaşlığın inkârı, kullanım anlaşmasıyla bölümlerin belirlenmesi ile aynı taşınmaza ilişkin daha önce açılmış elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil veya benzeri dava ya da icra takibi de bu istisnalar arasında gösterilir. Önceki dava veya takip o taşınmaza ilişkin olmalıdır. Kiraya verilerek semere elde edilmesi, kiraya verilmeyip bizzat kullanılan yapıyla aynı sonuçta birleştirilmemelidir.

Biçilen ot, toplanan fındık veya çay gibi kendiliğinden oluşan ürünler ile murisin kurduğu veya başlı başına gelir getiren işletmenin işgalinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek görülmemiştir. Paydaşlar arasında kullanma yoluyla yararlanma ise Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7984 esas ve 2018/8190 karar sayılı kararındaki ayrıma göre semere kavramına girmediğinden hukuksal semere sayılmaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/10216 esas ve 2019/11714 karar sayılı kararında, kiraya verilmeyip davalının bizzat kullandığı yapılar bakımından intifadan men gerçekleşmeden ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu istemin kabulü bozma nedeni sayılmıştır. Bu sonuç, o dosyadaki parselin kullanım biçimine bağlıdır ve kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yer istisnasını ortadan kaldırmaz.

Bildirimin gerçekleşip gerçekleşmediği dosyadaki delile bağlıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7984 esas ve 2018/8190 karar sayılı kararında yalnız ihtarnamede yer alan davacılar yönünden intifadan men kabul edilmiş, ihtarnamede bulunmayan davacılar yönünden davanın reddi gerekeceği belirtilmiştir. 2014/18909 esas ve 2016/9404 karar sayılı kararda ise ilgili parsel hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davası, davalının intifadan men edilmesi sonucunu doğurmuş kabul edilmiştir.

Beş yıllık zamanaşımı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/10216 esas ve 2019/11714 karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/4241 esas ve 2016/8851 karar sayılı kararı, ecrimisil davalarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve bu sürenin dava tarihinden geriye doğru işlemeye başladığını belirtir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu madde 75 kapsamındaki taşınmazlarda beş yıl ise tespit tarihinden geriye doğru işletilen belirleme sınırıdır. Bu iki süre aynı başlangıca sahip değildir.

2886 sayılı DEVLET İHALE KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75 – Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.[21][22][23] (Ek cümle: 23/7/2010-6009/24 md.) Ecrimisile itiraz edilmemesi halinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi halinde ise ayrıca yüzde onbeş indirim uygulanır. Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/24 md.) Köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgalcilerinden tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde bu gelirlerin elde edildiği köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Mahalli komisyonların yetkileri:

Sürenin uygulanması, dosyada zamanaşımı definin ileri sürülmesine bağlı olarak denetlenmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7984 esas ve 2018/8190 karar sayılı kararında davalı süresinde defi ileri sürdüğü hâlde dava tarihinden geriye yedi yıllık döneme hükmedilmesi hatalı görülmüş ve hesabın beş yıllık dönemle sınırlanması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/10216 esas ve 2019/11714 karar sayılı kararında ise defi bulunmaması nedeniyle talep edilen dönemler hakkında ecrimisile hükmedilmemesi doğru görülmemiştir. Bu tespitler ilgili dosyaların bozma gerekçesidir.

Görev, yetki ve delil

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 2, aksine düzenleme bulunmadıkça dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemeyi asliye hukuk mahkemesi olarak belirler. Hüküm ecrimisil davasını adıyla saymaz ve başka kanundaki görev kuralını saklı tutar.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görev

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 12, taşınmaz üzerindeki ayni hakka, ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek uyuşmazlıklara, taşınmazın zilyetliğine veya alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Kesin yetki maddede sayılan dava türleriyle sınırlıdır. Kişisel tazminat davasına kendiliğinden uygulanacağı bu metinden çıkmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir. Karşı davada yetki

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7138 esas ve 2018/1105 karar sayılı kararına göre ecrimisil hesabı uzmanlık gerektirir. Taşınmazın niteliğine uygun bilirkişiyle keşif ve inceleme yapılmalı, taleple bağlı kalınmalı, rapor somut bilgiye dayanmalı ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 266 ve devamına uygun olmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/18909 esas ve 2016/9404 karar sayılı kararında elatmanın önlenmesi isteminin pay oranında kabulü ile ecrimisil yönünden deliller toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddi hatalı bulunmuştur.

Aynı 2015/7138 esas sayılı kararda arsa ve binalarda kira esasına göre ilk dönem bedelinin emsal sözleşmeler, büyüklük, nitelik, çevre ve yöredeki rayiçle belirleneceği açıklanır. Sonraki dönemler için bedel, ilk dönem miktarına ÜFE artış oranının tamamı yansıtılarak bulunan miktardan az olamaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/10145 esas ve 2019/11774 karar sayılı kararında 2008 yılında belirlenen bedele ÜFE’nin geriye doğru uygulanması hatalı görülmüş, artışın ilk dönemden sonraki dönemlere ileriye doğru yansıtılması gerektiği belirtilmiştir. Kararlarda ecrimisil en az kira geliri karşılığı zarar olarak nitelendirilir; kullanmadan doğan olumlu zarar ve yoksun kalınan fayda kapsamı belirler. Bu anlatım her taşınmaz türü için tek hesap yöntemi kurulduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/10145, K. 2019/11774Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/10145 E.  ,  2019/11774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar, paydaşı oldukları 281 ada 6 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 numaralı bağımsız bölümün işyeri olarak davalı tarafından gerek bizzat gerekse kiraya verilmek suretiyle işgal edildiğini, açtıkları elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilerek kararın da kesinleştiğini ileri sürerek ecrimisile ve dükkan niteliğindeki taşınmaza kullanımdan dolayı verilmiş olan zararların da tazminine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, harici satıma dayalı olarak taşınmazı malik sıfatıyla kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince "… Toplanan deliller ve tüm dosya içeriği ile davacıların 6 parsel 12 nolu bağımsız bölümün maliki oldukları, davalının haklı ve geçerli bir neden olmadığı halde çekişme konusu yeri kullandığı saptanmak suretiyle ecrimisil isteğinin kabul edilmesi kural olarak doğrudur. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Davalının öteki temyiz itirazları ve davacıların temyiz itirazlarına gelince; …mahkemece mahallinde 31.03.2008 tarihli keşif sonucunda alınan emlakçı bilirkişinin raporunda 2002 yılı için yıllık kira bedelini 5684,00 TL olarak tespit ettikten sonra %20 artırım yaparak sonraki yılların kira bedelini belirlediği, hukukçu bilirkişinin 13.05.2008 tarihli raporunda 17.07.2002-17.07.2006 dönem için toplam 46.030,00 TL ecrimisil belirlediği, aynı bilirkişinin 17.07.2008 tarihli ek raporunda toplam 30.384,00 TL ecrimisil tespit ettiği, tarafların itirazı üzerine 14.05.2010 tarihinde yeniden yapılan keşif sonrasında inşaat mühendisi bilirkişinin 15.01.2011 tarihli raporunda 2003 yılı için yıllık kira bedelini 6.030,00 TL tespit ettiği, hukukçu bilirkişinin 15.06.2011 tarihli raporunda 29.08.2003-29.08.2004 dönemi için 6.030,00 TL, 29.08.2004-29.08.2005 dönemi için 6818,00 TL, 29.08.2005-29.08.2006 dönemi için 7.452,00 TL ve 29.08.2006-02.07.2007 dönemi için 8.022 TL ecrimisil belirlediği, mahkemece hükme esas alınan hukukçu bilirkişinin 17.01.2012 tarihli raporunda ise her yılı bir dönem kabul ederek toplam 32.971,30 TL ecrimisil belirlediği, bilirkişi raporları arasındaki çelişki olduğu gibi, soyut ve genel ifadelerle ecrimisil hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, yeniden üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle mahallinde keşif yapılması, yukarda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut emsaller de incelenerek ecrimisil hesabını içeren bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…" gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, taşınmaza verilen zararla ilgili usulüne uygun harçlandırılarak açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, kat irtifakı kurulu dükkan nitelikli 281 ada 6 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 numaralı bağımsız bölümde davacıların paydaş oldukları, davacıların önceden davalı ve dava dışı Oğuz aleyhine açtıkları elatmanın önlenmesi istekli davada, davalının karşı dava olarak harici satım nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğinde bulunduğu, Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilerek, tapu iptal ve tescil isteğinin reddedildiği, kararın derecattan geçerek Dairenin 2006/8138E – 2007/1174K sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olaya gelince; hükme esas alınan 20.08.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda, 17.07.2002 ile 02.07.2007 tarihleri arasında belirlenen ecrimisil için; 2008 tarihinde tespit edilen kira bedeline ÜFE artış oranlarının geriye yönelik uygulanması sonucu ecrimisil hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yukarıda yazılı ilkeler gözetilerek, bilirkişilerden ek rapor almak suretiyle, ilk dönem olan 2002 yılı için belirlenen/belirlenecek ecrimisile sonraki dönemler için ÜFE artış oranlarının yansıtılması sonucu tespit edilen ecrimisilin karar altına alınması gerekirken, 2008 yılı için belirlenen ecrimisile önceki dönemler için ÜFE oranlarının uygulanması sonucu geriye yönelik hesapla tespit edilen ecrimisilin karar altına alınması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/12/2019 tarihinde oy biriliğiyle karar verildi.

İdare taşınmazlarında ayrı düzenleme

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu madde 75, kapsamındaki taşınmazların fuzuli işgalinde ecrimisilin, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda uzman üç kişilik komisyonca tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yılı kapsayacak şekilde belirlenmesini öngörür. İdarenin işgal nedeniyle zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz. Bu hüküm maddede sayılan taşınmazlar ve idareler bakımındandır. Özel kişiler arasındaki ecrimisile kendiliğinden uygulanmaz.

Kira sözleşmesi bittikten sonra işgal sürerse sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir; aksi hâlde ecrimisil alınır. Belirlenen ecrimisile itiraz edilmezse yüzde yirmi, peşin ödenirse ayrıca yüzde on beş indirim uygulanır. Fuzuli şagil rızasıyla ödemezse alacak 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. İşgal edilen taşınmaz, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince en geç on beş gün içinde tahliye ettirilip idareye teslim edilir.

Köy sınırları içindeki Hazineye veya Devletin hüküm ve tasarrufuna ait taşınmazlardan tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak üzere ilgili köy tüzel kişiliğine aktarılır. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırabilir. Düzenleme yalnız belirtilen taşınmazlara ilişkindir.

Ecrimisil kira alacağı mıdır?

Hayır. Yargıtay kararlarında haksız işgal, karşılıklı iradeyle kurulan kiraya benzetilmez ve haksız eylem sayılır. Ecrimisil en az kira geliri karşılığı bir zarar giderimi olarak açıklanır; bu, sözleşmeden doğan kira alacağı olduğu anlamına gelmez.

Paydaş bildirim olmadan ecrimisil isteyebilir mi?

Kural olarak isteyemez. İstenen süreden önce yararlanma isteğinin davalı paydaşa bildirilmesi gerekir. Kamu malı, doğal ürün, kiraya verilerek hukuksal semere, hak iddiası ve paydaşlığın inkârı, belirli kullanım anlaşması ile aynı taşınmaza ilişkin önceki dava veya icra takibi bu kuralın dışında sayılan hâllerdendir. Kiraya verilmeyip bizzat kullanılan yapıda bildirimin arandığı bir sonuç ile, kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerde davalının o yerde oturmasına rağmen bildirimin aranmadığı bir sonuç aynı olay ölçüsüne indirgenemez.

Ecrimisilde zamanaşımı ne kadardır?

Yargıtay kararlarında ecrimisil davası beş yıllık zamanaşımına tabi tutulur ve süre dava tarihinden geriye doğru işler. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu madde 75 kapsamındaki taşınmazlarda ise beş yıl, tespit tarihinden geriye doğru belirleme sınırı olarak düzenlenmiştir.

Hangi mahkeme kesin yetkilidir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 12, kesin yetkiyi taşınmaz üzerindeki ayni hak, zilyetlik ve alıkoyma hakkına ilişkin sayılan davalara bağlar. Metin, kişisel tazminat niteliğindeki her ecrimisil istemine bu kesin yetkinin kendiliğinden uygulanacağını göstermez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu