Borçlunun Temerrüdü ve Gecikme Tazminatı Sorumluluğu
Borcun ifasında temerrüde düşen taraf, bu duruma düşmekte kusursuz olduğunu kanıtlamadıkça borcun geç ifa edilmesinden ötürü diğer tarafın maruz kaldığı zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanunu m. 118 uyarınca gecikme nedeniyle uğranılan zararın giderilmesinde borçlunun kusur karinesi geçerli olup, aksini ispat borçluya aittir. Bunun yanı sıra Türk Borçlar Kanunu m. 119 gereğince, temerrüde düşen borçlu kural olarak beklenmedik hâllerden doğan zararlardan da sorumlu tutulur. Borçlunun bu sorumluluktan kurtulabilmesi, temerrüde düşmede herhangi bir kusurunun bulunmadığını veya borcunu vaktinde ifa etmiş olsaydı dahi beklenmedik hâlin ifa konusu şeye kaçınılmaz olarak zarar vereceğini ispatlamasına bağlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 118Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 119Kaynağı aç
Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerde Süre Verme ve Seçimlik Yetkiler
Karşılıklı borç yükleyen sözleşme ilişkilerinde taraflardan biri edimini süresinde yerine getirmeyerek temerrüde düşerse, Türk Borçlar Kanunu m. 123 uyarınca diğer taraf edimin ifası için uygun bir süre tayin edebilir ya da bu sürenin hâkim tarafından belirlenmesini isteyebilir. Belirlenen süre zarfında ifanın gerçekleşmemesi veya kanunen süre verilmesini gerektirmeyen durumların bulunması hâlinde alacaklı, Türk Borçlar Kanunu m. 125/1 doğrultusunda her zaman borcun aynen yerine getirilmesini ve gecikmeden kaynaklanan zararının tazmin edilmesini talep edebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 123Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
Alacaklı, aynen ifa ve gecikme tazminatı talep hakkından vazgeçtiğini derhâl bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan müspet zararının giderilmesini talep edebilir veya sözleşmeden dönebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 125/3 uyarınca sözleşmeden dönme iradesinin kullanılmasıyla birlikte taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüklerinden kurtulur ve daha evvel ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu ihtimalde borçlu temerrüt olgusunda kusuru bulunmadığını kanıtlayamadığı takdirde, alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalmasından kaynaklanan menfi zararının tazminini de isteme hakkına kavuşur.
Ön Ödemeli Konut Satışlarında Şekil ve Teslim Süreleri
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 41 kapsamında ön ödemeli konut satışlarının tapu siciline tescil edilmesi, satış vaadi sözleşmelerinin ise noterlikçe düzenleme şeklinde yapılması kanuni bir zorunluluktur. Şekil şartına riayet edilmemesi hâlinde satıcı taraf, sözleşmenin geçersizliğini tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremez. Teslim süresi bakımından ise aynı Kanunun 44. maddesi emredici bir sınır çizmektedir. Buna göre ön ödemeli konut satışında devir veya teslim süresi sözleşme akdedildiği andan itibaren otuz altı ayı aşamaz. Kat irtifakının tüketici adına tapuda tescil edilmesi ve taşınmazın zilyetliğinin fiilen bırakılması durumunda da devir ve teslim yasal olarak tamamlanmış sayılır.
Borçlu gecikmeden kaynaklanan kira kaybı tazminatından nasıl kurtulabilir?
Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ispat ederek veya zamanında ifa etmiş olsaydı dahi beklenmedik hâlin zarara yol açacağını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Teslim süresi aşıldığında borcun ifası ile birlikte tazminat istenebilir mi?
Süre verilmesine rağmen ifa yapılmadığında veya süre verilmesi gerekmeyen hâllerde, alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat talep edebilir.
Ön ödemeli konut satışında kanuni azami teslim süresi nedir?
Ön ödemeli konut satışlarında devir veya teslim süresi, sözleşme tarihinden itibaren azami otuz altı ay olarak belirlenmiştir.
Geçerli şekil şartı taşımayan konut satış sözleşmesinde satıcı geçersizlik savunması yapabilir mi?
Tüketici aleyhine olacak şekilde, tapu tescili veya noterde düzenleme şartı eksikliğine dayanılarak satıcı tarafından geçersizlik ileri sürülemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

