Evlilik dışı doğan çocuk ile baba arasındaki soybağı, babanın çocuğu tanıması veya babalık davası açılması yoluyla kurulur. Bu yollar arasında tanıma, tek taraflı ve kurucu bir hukuki işlem niteliğindedir. Babanın çocuğu hukuken kendi çocuğu olarak beyan etmesiyle birlikte, herhangi bir makamın onayı veya üçüncü bir kişinin izni gerekmeksizin çocuk ile baba arasındaki soybağı resmen tesis edilir.
Tanımanın Şartları ve Yapılış Usulü
Türk Medenî Kanunu m. 295/1 uyarınca tanıma; babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla gerçekleşir. Tanıma beyanında bulunan kişinin küçük veya kısıtlı olması hâlinde, Türk Medenî Kanunu m. 295/2 gereğince veli veya vasisinin de rızası aranır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 295Kaynağı aç
Tanıma işleminin gerçekleşebilmesi bakımından çocuğun hukuki durumu da önem taşır. Türk Medenî Kanunu m. 295/3 hükmü gereğince, başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu soybağı geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.
Tanıma İşleminin Hukuki Sonuçları
Tanıma işlemi babaya kendiliğinden velayet hakkı bahşetmez; evlilik dışı doğan çocuğun velayeti kural olarak annede kalır. Bununla birlikte tanıyan baba, çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir ya da çocuğun üstün yararını ileri sürerek velayet davası açabilir.
Tanıma sonrasında çocuk kural olarak annenin soyadını taşımaya devam eder. Ancak baba mahkemeye başvurarak çocuğun kendi soyadını almasını isteyebilir ve mahkeme bu talebi çocuğun üstün yararını gözeterek karara bağlar. Babanın Türk vatandaşı olması hâlinde çocuk da Türk vatandaşlığı kazanabilir ve babanın nüfus kütüğüne kaydedilerek kimlik bilgileri güncellenir.
Tanınan çocuk, babasının yasal mirasçısı haline gelir ve evlilik içinde doğan çocuklarla eşit miras payına sahip olur; babanın vasiyetname düzenlemesi durumunda dahi çocuğun saklı pay hakkı kanunen korunur. Ayrıca tanıma işlemiyle birlikte çocuk, babasından bakım ve eğitim masrafları için nafaka isteme hakkı kazanır; baba, çocuğun reşit olmasına kadar ve üniversite eğitimi gibi eğitim hayatı devam ettiği sürece bakım, eğitim ve sağlık giderlerinden sorumlu tutulur.
Tanımanın İptali Davası ve Dava Ehliyeti
Tanımanın iptali davası yalnızca geçerli ve halen ayakta olan bir tanıma işlemine karşı açılabilir; geçersiz veya batıl tanıma işlemlerine karşı iptal davası açılamaz. Tanıyan kişi yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlığı hallerine dayanarak anne ve çocuğa karşı iptal davası açabilir.
Tanımanın iptali davasını anne, çocuk veya çocuğun ölümü hâlinde altsoyu tanıyana karşı açabilir. Ayrıca Cumhuriyet savcısı ile tanıyanın mirasçıları da dava açma yetkisine sahiptir. Hazine ise mirasa ilişkin menfaatlerinin zarar görme ihtimali bulunduğu durumlarda tanımanın iptalini talep edebilir.
Tanımanın İptalinde İspat Yükü
Türk Medenî Kanunu m. 299/1 hükmü uyarınca tanımanın iptali davasında davacı, tanıyan kişinin çocuğun babası olmadığını ispat etmekle yükümlüdür.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 299Kaynağı aç
Ana veya çocuğun tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açtığı iptal davasında ispat yükünün doğması özel bir şarta bağlanmıştır. Türk Medenî Kanunu m. 299/2 gereğince davacı tarafın ispat yükümlülüğü, tanıyan kişinin gebelik döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğunu gösteren inandırıcı kanıtları mahkemeye sunmasının ardından başlar.
Dava Açma Süreleri ve Görevli Mahkeme
Tanımanın iptali davasında hak düşürücü süreler tarafların hukuki durumuna göre Türk Medenî Kanunu m. 300 hükmünde düzenlenmiştir. Türk Medenî Kanunu m. 300/1 uyarınca tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden 5 yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı ise Türk Medenî Kanunu m. 300/2 uyarınca tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden 5 yıl geçmesiyle son bulur. Türk Medenî Kanunu m. 300/3 gereğince çocuğun dava hakkı ise ergin olmasından başlayarak 1 yıl geçmekle düşer.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 300Kaynağı aç
Türk Medenî Kanunu m. 300/4 hükmü gereğince, kanuni hak düşürücü süreler geçmiş olsa bile gecikmeyi haklı kılan bir sebep bulunması hâlinde, bu sebebin ortadan kalkmasından başlayarak 1 ay içinde dava açılabilir. Tanımanın iptali davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; yetkili mahkeme ise davanın taraflarından birinin yerleşim yeri mahkemesi veya çocuğun doğumu sırasında taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Tanıma işlemi velayet hakkının babaya geçmesini sağlar mı?
Hayır, tanıma işlemi kendiliğinden babaya velayet hakkı vermez; kural olarak velayet annede kalmaya devam eder ancak baba kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir veya çocuğun üstün yararını ileri sürerek velayet davası açabilir.
Başka bir erkeğin soybağında kayıtlı olan çocuk tanınabilir mi?
Hayır, Türk Medenî Kanunu m. 295/3 hükmü gereğince başka bir erkekle soybağı bulunan çocuk, bu bağ hukuken geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.
Çocuğun altsoyu veya Hazine hangi durumlarda tanımanın iptalini isteyebilir?
Çocuğun altsoyu ancak çocuğun vefat etmiş olması hâlinde tanımanın iptali davası açabilir; Hazine ise yalnızca mirasa ilişkin menfaatlerinin zarar görme ihtimali bulunduğu durumlarda bu davayı açma hakkına sahiptir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

