Emlak Komisyonu Alacak Davası ve Simsarlık Sözleşmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Emlak Komisyonu Alacak Davası ve Simsarlık Sözleşmesi

Emlak Simsarlığı Sözleşmesinin Niteliği ve Yazılı Şekil Koşulu

Emlak simsarlığı sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlamayı veya sözleşmenin kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı hukuki ilişkidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 520. maddesinin birinci fıkrasında çerçevesi çizilen bu sözleşmeye, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca kural olarak vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümler tatbik edilir. Taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmelerinin hukuken geçerli sayılması ise 6098 sayılı Kanun'un 520. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 520Kaynağı aç
MADDE 520- Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. B. Ücret I. Hak etme zamanı

Taşınmaz satım sözleşmelerinin adi yazılı şekilde tanzim edilmesi resmi şekil eksikliği nedeniyle geçersizlik sonucunu doğurur. Buna karşın, söz konusu metin içerisinde yer alan ve aracılık faaliyetine ilişkin karşılıklı komisyon taahhütlerini düzenleyen hükümler, yazılı şekil koşulunu yerine getirdiğinden geçerliliğini korur ve tarafları bağlamaya devam eder.

Emlak Komisyonuna Hak Kazanma Şartları ve İfa Unsuru

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 521. maddesinin birinci fıkrası uyarınca simsar, kural olarak ancak yürüttüğü aracılık faaliyeti sonucunda asıl sözleşme kurulduğu takdirde ücrete hak kazanır. Simsarın faaliyeti ile kurulan asıl sözleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması şarttır. Simsarın faaliyeti neticesinde tesis edilen akit şayet geciktirici bir koşula bağlanmışsa, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince ücret alacağı ancak o koşulun fiilen gerçekleşmesi durumunda ödenir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 521Kaynağı aç
MADDE 521- Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir. Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir. II. Ücretin belirlenmesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/37566, K. 2018/3569Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2015/37566 E.  ,  2018/3569 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ile aralarında gayrimenkul alım satım ve komisyon anlaşması bulunduğunu, tellallık hizmetini yerine getirdiğini ancak davalının sözleşmeden sonra gerekçe göstermeksizin taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, sözleşme ile her iki taraf komisyon bedelinin vazgeçen tarafça ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin bu hükmüne binaen komisyon bedelinin tahsili için yapılan icra takibine borçlu davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tellallık sözleşmesinden doğan cezai şartın tahsili isteğine ilişkindir. Davacı, sözleşme gereğince davalının satışı engellemesi nedeniyle satış bedelinin %6 + KDV’si olan 12.319,20.-TL alacağın tahsilini istemiş, mahkemece simsarın tüm ücrete hak kazanabilmesi için satışın gerçekleşmiş olmasının gerektiği, satışın gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Simsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağını düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 521. maddesine göre "simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır" (521/1); "simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir" (521/2); "simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir" (521/son). Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar söz konusunu hizmeti yerine getirmezse ücret alacağı elde edemeyecektir. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılabileceği gibi işin niteliğinden de aksi sonuca varılabilir. Simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir: a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekalet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi halinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi halinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler. b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 521/1 bu şartı, "yaptığı faaliyet sonucunda" sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir. c) Türk Borçlar Kanunu m. 523' de düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir (Yavuz, C., Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 9. Baskı, … 2011, s.604 vd) Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 24.04. 2014 tarihli sözleşmenin 5. maddesinde satıştan vazgeçen tarafın iki taraf toplam komisyonunu ödemeyi kabul edeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşme geçerli olup bu hükümler tarafları bağlayacağının kabulü gerekir. Bunun yanında; Taraflar arasında düzenlenen sözleşmedeki vazgeçen tarafın alıcı ve satıcının toplam komisyonu olan % 6 miktarının içinde bulunan % 3 satıcı komisyonu cezai şart niteliğindedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 182.maddesi hükmünce hakim fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir. Bu hükmü hakimin resen gözetmesi gerekir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı tarafların ekonomik durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü olarak alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Simsarın ücret alacağına kavuşabilmesi bakımından aracılık edilen asıl sözleşmenin hukuken geçerli surette kurulmuş bulunması kural olarak yeterli olup, bu sözleşmenin taraflarca fiilen ifa edilmiş olması zorunlu değildir. Bununla birlikte, taşınmaz satımına ilişkin resmi işlem tapuda gerçekleştirilmemişse ve taraflar arasındaki sözleşmede aksine açık bir düzenleme kararlaştırılmamışsa simsar ücrete hak kazanamaz. Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/41479 Esas ve 2018/5980 Karar sayılı ilamında, aracılık faaliyeti sonucunda resmi şekle tabi sözleşmenin kurulmamış ve taraflar arasındaki sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması halinde simsarın ücrete hak kazanamayacağı ifade edilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/41479, K. 2018/5980Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2015/41479 E.  ,  2018/5980 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, emlakçı olduğunu, dava dışı … adına kayıtlı meskenin satışı için davalı ile maliki bir araya getirdiğini ve taraflar arasında anlaşma sağlanarak 17.10.2014 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmede satış bedelinin % 2'si+KDV tutarında ücret kararlaştırıldığını, buna göre 2.950,00 TL ücrete hak kazandığını ileri sürerek sözleşmeden kaynaklı 2.950,00 TL ücretin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davacının aracılık ettiği meskenin satışının gerçekleşmediğini, dolayısıyla davacının ücrete hak kazanamadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, 2.950,00 TL'nin dava tarihi olan 11.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, simsarlık sözleşmesinden doğan ücretin tahsili talebi ile eldeki davayı açmış; davalı, satışın gerçekleşmemesi nedeni ile davacının ücrete hak kazanamadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, alıcı ile satıcıyı bir araya getiren davacının tarafların anlaşması ile edimini yerine getirdiği, kredinin çıkmaması nedeni ile satışın gerçekleşmemesinde kusurunun bulunmadığı ve bu nedenle ücrete hak kazandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesi, "…simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 521. maddesinde ise simsarın, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanacağı düzenlenmiştir. Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar söz konusu hizmeti yerine getirmezse ücret alacağı elde edemeyecektir. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılabileceği gibi işin niteliğinden de aksi sonuca varılabilir. Somut olayda, dava dışı satıcı, davalı alıcı ve davacı simsar arasında 17.10.2014 tarihli adi yazılı bir sözleşme imzalanmış olup, bundan sonra tapuda satış gerçekleşmemiştir. Az yukarıda belirtildiği üzere simsar ancak kendi faaliyeti sonucunda sözleşme kurulması halinde ücrete hak kazanacak olup, taraflar arasındaki taşınmaz satımına ilişkin resmi satış işlemi gerçekleşmediğinden davacının ücrete hak kazandığından söz edilemez. Sözleşmede, alıcı ve satıcının satıştan vazgeçmesi durumunda karşılıklı sorumluluklarının ne olacağı düzenlenmiş olmakla beraber davacı simsarın ücreti konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde Mahkemece, davacının faaliyeti sonucunda resmi şekle tabi sözleşmenin kurulmamış ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması karşısında davacının ücrete hak kazanamadığının kabulü ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İş sahibinin, aracılık faaliyeti neticesinde kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle haklı ve makul bir sebep bulunmaksızın sözleşme yapmaktan kaçınması halinde asıl sözleşmenin kurulması şartının gerçekleşip gerçekleşmediği önem taşır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/37566 Esas ve 2018/3569 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, iş sahibinin teklif edilen üçüncü kişilerle sebepsiz olarak sözleşme kurmayı reddetmesi durumunda bu şart gerçekleşmiş sayılabilir. Bu hal, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 175. maddesi kapsamında koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olunması çerçevesinde ele alınır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 175Kaynağı aç
MADDE 175- Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır. Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır. III. Yasak koşullar

Sözleşme Serbestisi, Tarafların Anlaşması ve Gider Talebi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 521. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kural emredici nitelikte değildir. Sözleşme serbestisi prensibi doğrultusunda taraflar, asıl akit kurulmamış olsa dahi bir ücret ödeneceğini kararlaştırabilecekleri gibi, ücretin muacceliyetini asıl sözleşmenin tam olarak ifa edilmesine de bağlayabilirler.

Simsarlık sözleşmesinde simsarın yürüttüğü faaliyet sırasında üstlendiği masrafların kendisine ödeneceği ayrıca hüküm altına alınmışsa, 6098 sayılı Kanun'un 521. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, aracılık faaliyeti asıl sözleşmenin kurulmasıyla neticelenmemiş bulunsa dahi bu giderlerin iş sahibi tarafından karşılanması gerekir.

Yer Gösterme Belgesi ve Dürüstlük Kuralının İhlali

Yer gösterme işlemi, simsarlık sözleşmesi kapsamındaki aracılık faaliyetinin hazırlık işlemi niteliğindedir. Hazırlık işlemleri neticesinde asıl satış işleminin kurulamaması halinde, salt yer gösterme faaliyetinde bulunulmuş olmasına dayanılarak herhangi bir hak veya ücret iddiası ileri sürülemez.

Yer gösterme belgesindeki imzasını inkâr etmeyen taraf, sözleşmede yer alan yükümlülüklerle bağlıdır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/25697 Esas ve 2013/26145 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, sözleşmede dava dışı malikin imzasının bulunmaması veya simsara yetki vermemiş olması, metni bizzat imzalayan tarafın sözleşmesel sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve imza sahibi sözleşmenin hukuki sonuçlarına katlanmakla yükümlüdür.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/25697, K. 2013/26145Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2013/25697 E.  ,  2013/26145 K. "İçtihat Metni" … vekili Avukat … ile … vekili Avuka….. aralarındaki dava hakkında … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.4.2012 tarih ve 266-173 sayılı hükmün Dairenin 22.5.2013 tarih ve 17858-13480 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, ev almak istediğini, çeşitli emlak şirketlerine giderek ev gösterilmesini talep ettiğini, davalı tarafındanda bir adet yer gösterme belgesinin tarafıa imzalatıldığını, komisyoncunun komisyon ücretine hak kazanabilmesi için sadece evi göstermesinin yeterli olmadığını, ev sahibi ile alacaklıyı biraraya getirmesinin gerektiğini, fakat davalı emlakçının sadece evi gösterdiğini, satıcı ile alıcıyı biraraya getiremediğini , aynı evin başka emlakçılar tarafından da davacıya gösterildiğini, sözleşmeye konu mülk sahibi … …un satış konusunda davalıya vekalet vermediğini, davalının evi satma yetkisinin bulunmadığını,buna rağmen davalı tarafından yer gösterme belgesine dayanılarak aleyhinde icra takibi başlatıldığını ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini dilemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine karar dairemizce onanmış, davalı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Davacı, davalı tarafından tellallık hizmeti verilmediğinden bahis ile davalı tarafından tellallık sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlattığı icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, Tellallık sözleşmesine konu taşınmazın satışı konusunda davalı … Oytuna dava dışı…. isimli şahıs tarafından talepte bulunulduğunu, aracılık yetkisini bu şahıstan aldığını savunmakla birlikte taşınmazın o tarihte ……… adına kayıtlı olduğu, … …un davalı … 'u tanımadığını, gayrimenkulün satışı konusunda davalı yada başka şahıslara yetki 2013/25697-26145 vermediğini beyan etmesi karşısında …'un taşınmazın satışına aracılık yapma yetkisinin olmadığı ayrıca davalı … tellallık sözleşmesi kapsamında gayrimenkulün satın alınması bakımından yetkili satıcı ile alıcıyı biraraya getirememiş, tellallık sözleşmesinin gereği hizmeti ifa edemediğinden bahis ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında 4.5.2009 tarihli sözleşme altındaki imzaya davacının bir itirazı bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşme tarafları bağlar, sözleşmede dava dışı malikin imzasının bulunmaması ve tellala yetki vermemesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davacı imzaladığı sözleşmenin sonuçlarına katlanmak zorundadır. Hal böyle olunca sözleşme içeriğinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan incelemeden anlaşılmakla davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının karar düzeltme itirazının kabulü ile dairemizin 22.05.2013 gün, 2012/17858-2013/13480 sayılı onama kararın kaldırılmasına ve mahkeme karınının gösterilen nedenle BOZULMASINApeşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca taraflardan biri koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa koşul gerçekleşmiş sayılır. Bu kapsamda, yer gösterme sözleşmesinin imzalanmasından sonra aracıyı devre dışı bırakarak komisyon ödemekten kaçınmak kastıyla taşınmazın alıcı yerine eşi tarafından satın alınması dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve alıcının imzaladığı sözleşme çerçevesindeki sorumluluğunu doğurur.

Harici Anlaşmalar, Cayma Hali ve Ceza Koşulu

Simsar alıcı ile satıcıyı bir araya getirip anlaşmaya varmalarını sağladıktan sonra taşınmaz tapuda alıcı adına tescil edilmişse, tarafların haricen başka bir bedel üzerinden yeni bir sözleşme yapmaları simsarın ilk sözleşmede öngörülen ücret alacağına hak kazanmasını engellemez.

Sözleşmede taraflardan birinin haklı bir neden olmaksızın satıştan vazgeçmesi durumunda diğer tarafın üstleneceği komisyonu da ödeyeceğine ilişkin kayıtlar geçerlidir ve tarafları bağlar. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/37566 Esas ve 2018/3569 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, satıştan vazgeçen tarafın diğer tarafın komisyonunu da ödeyeceğine dair kararlaştırılan kısım hukuken cezai şart niteliği taşımaktadır.

Sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için ceza koşulu kararlaştırılmışsa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin birinci fıkrası gereğince alacaklı, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça ya borcun ya da cezanın ifasını talep edebilir; asıl borç ile ceza koşulunun birlikte istenmesi kural olarak mümkün değildir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumunda alacaklı feragat etmemiş veya ifayı çekincesiz kabul etmemişse asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi dönme veya fesih yoluyla sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat hakkı saklıdır. 6098 sayılı Kanun'un 182. maddesinin son fıkrası uyarınca hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirmekle yükümlüdür. Zayıf durumdaki borçluyu korumaya yönelik kamu düzeni niteliğindeki bu indirim imkânından önceden feragat geçersizdir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/37566 Esas ve 2018/3569 Karar sayılı ilamı gereğince cezanın fahiş olup olmadığı değerlendirilirken tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme gücü, borca aykırılıkla elde edilen menfaat, kusur derecesi ve ihlalin ağırlığı hak ve adalet ölçütleriyle gözetilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 179Kaynağı aç
MADDE 179- Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır. 2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki

Ücret Hakkının Kaybı, Miktar Belirlenmesi ve Aşırı Ücretten İndirim

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 523. maddesi uyarınca simsar, taahhüt ettiği borca aykırı şekilde diğer tarafın yararına faaliyet gösterir veya dürüstlük kurallarını ihlal ederek karşı taraftan menfaat vaadi temin ederse, ücrete ve yaptığı giderlere ilişkin kanuni ve sözleşmesel haklarını bütünüyle kaybeder.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 523Kaynağı aç
MADDE 523- Simsar, üstlendiği borcuna aykırı davranarak diğer tarafın menfaatine hareket eder veya dürüstlük kurallarına aykırı olarak diğer taraftan ücret sözü alırsa, ücrete ve yaptığı giderlere ilişkin haklarını kaybeder. IV. Evlenme simsarlığı

Simsarlık sözleşmesinde ödenecek komisyon miktarı açıkça kararlaştırılmamışsa, 6098 sayılı Kanun'un 522. maddesi gereğince tarifeye, tarife bulunmaması durumunda ise teamüle göre ödeme gerçekleştirilir. Bununla birlikte sözleşmede aşırı ve fahiş bir simsarlık ücreti kararlaştırılmışsa, 6098 sayılı Kanun'un 525. maddesi uyarınca borçlunun talebi üzerine bu ücret hâkim tarafından hakkaniyete uygun biçimde indirilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 522Kaynağı aç
MADDE 522- Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir. III. Simsarın haklarını kaybetmesi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 525Kaynağı aç
MADDE 525- Sözleşmede aşırı bir ücret kararlaştırılmışsa, borçlunun istemi üzerine, bu ücret hâkim tarafından hakkaniyete uygun olarak indirilebilir. ONUNCU BÖLÜM Vekâletsiz İşgörme A. İşgörenin hak ve borçları I. İşin görülmesi

Emlak Komisyonu Alacaklarında Zamanaşımı

Emlak komisyonu alacakları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinin beşinci bendi kapsamında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar kategorisinde yer alır ve kanunen beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Beş yıllık sürenin tamamlanmasıyla birlikte talep ve dava hakkı zamanaşımına uğrar.

Taşınmaz alıcının eşi adına tescil edilirse emlak komisyonu ödenir mi?

Evet, yer gösterme sözleşmesinden sonra simsarı saf dışı bırakarak komisyon ödememek amacıyla taşınmazın alıcı yerine eşi adına tescil ettirilmesi dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve alıcının sözleşmesel sorumluluğunu doğurur.

Satış gerçekleşmeden yalnızca yer gösterme tutanağına dayanılarak ücret istenebilir mi?

Hayır, yer gösterme işlemi aracılık faaliyetinin hazırlık adımı niteliğinde olduğundan, satış işlemi neticelenmediği sürece salt yer gösterme hizmeti karşılığında ücret talep edilemez.

Emlak komisyonu alacaklarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Emlak komisyonu alacakları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinin beşinci bendi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Alıcı ve satıcı tapuda farklı bedel belirlerse komisyon hakkı sona erer mi?

Hayır, simsar tarafları bir araya getirip anlaşmaya varmalarını sağladıktan sonra devir gerçekleşmişse, tarafların haricen başka bedel kararlaştırması simsarın ilk sözleşmedeki ücrete hak kazanmasına engel oluşturmaz.

Satıştan vazgeçen taraf karşı tarafın komisyonunu ödemekle yükümlü tutulabilir mi?

Evet, sözleşmede satıştan vazgeçen tarafın her iki tarafın toplam komisyonunu üstleneceğine ilişkin hüküm geçerli olup, vazgeçen tarafın yüklendiği karşı taraf komisyonu cezai şart niteliğindedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu