Ecrimisil Nedir? Haksız İşgal Tazminatı Şartları ve Hesabı

by Avukat Erdal Ersoy
Ecrimisil Nedir? Haksız İşgal Tazminatı Şartları ve Hesabı

Ecrimisilin Tanımı ve Hukuki Niteliği

Ecrimisil, malik olmayan kötüniyetli zilyetten malikin talep edebileceği özel bir haksız işgal tazminatıdır. Fuzuli işgal, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleriyle kurdukları bir kira sözleşmesine benzetilemez; hukuki niteliği itibarıyla haksız eylem sayılır. Bu kapsamda talep edilecek ecrimisilin asgari sınırı kira geliri karşılığı oluşan zarardır. Zararın kapsamına normal kullanımdan kaynaklanan eskime sebebiyle doğan olumlu zararlar ile taşınmazdan yoksun kalınan faydayı ifade eden olumsuz zararlar dahil edilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7138, K. 2018/1105Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7138 E.  ,  2018/1105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 22.02.2018 Perşembe günü saat 11.25'te daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi …'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı, 2612 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı ile birlikte paydaşı olduğunu, davalının taşınmazı tek başına konut olarak kullandığını, sözlü ihtarlarına rağmen davalının herhangi bir kullanım bedeli ödemediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için 36.071,34-TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, 1995 yılında metruk ve harabe durumdaki taşınmazı tadilat, bakım, onarımı ile emlak vergilerinin tarafından karşılanması şartıyla ileride satış veya ortaklığın sona erdirilmesi durumunda kendisinden herhangi bir bedel talep edilmeyeceği hususunda davacı ile anlaştığını, ecrimsil koşullarının oluşmadığını, davacı tarafından düzenlenen ihtarnamenin 06/11/2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının ihtar tarihine kadar davalıdan talepte bulunduğuna dair yazılı bir belge sunamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların kardeş olup çekişmeli 2612 ada 14 parsel sayılı kargir ev vasıflı taşınmazda yarı yarıya paydaş oldukları ve taşınmazın tamamının davalının kullanımında olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Öte yandan; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda somut olaya bakıldığında, tarafların kardeşleri tanık olarak dinlenmiş olup beyanlarından intifadan men koşulunun ihtarnamenin tebliğinden önce gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; tarafların çekişme konusu taşınmazda paydaş oldukları ve davacı yönünden intifadan men koşulunun oluştuğu gözetilerek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil miktarının denetime uygun şekilde saptanması, bilirkişi tarafından belirlenen ecrimisil tutarı üzerinden, davacının payına karşılık gelen ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Tarafların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/3720, K. 2022/5199Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2022/3720 E.  ,  2022/5199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ …. … DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TAZMİNAT – TENKİS – ECRİMİSİL Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil, tazminat, tenkis ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının ecrimisil istemi yönünden kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına dair verilen karara, İlk Derece Mahkemesince uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ecrimisil talebinin kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, mirasbırakan … …′a 2015 yılının ilk aylarında son evre kanser teşhisi konulduğunu, iyileşmesi tıbben imkansız olan ve öldüğünde mevduatlarında 850.000 TL varlık tespit edilen mirasbırakanın mal satmayı gerektirir durumunun olmadığını, mirasbırakanın takip eden tarihlerde davacı mirasçısından mal kaçırmak amacıyla 7764 ada 1 parseldeki 15, 32 ve 22 numaralı bağımsız bölümleri davalı kızı Tülay’a, 7803 ada 3 parseldeki 3 numaralı bağımsız bölüm, 7391 ada 14 parseldeki 10 numaralı bağımsız bölüm ve 5406 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ½ hissesini davalı oğlu …’a ivazsız olarak satış gibi göstererek tüm malvarlığını devrettiğini, mirasbırakanın bundan önceki tarihlerde de 4 parça taşınmazı Tülay’a, 2 parça taşınmazı da …’a gizli bağış niteliğinde kazandırdığını ileri sürerek muris muvazaası nedeniyle davalılara devredilen 6 parça taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tazminini, olmazsa saklı paylarının tenkisini, doğrudan davalılar tarafından edinilen 6 parça taşınmaz yönünden ise denkleştirme, aksi halde saklı paylarının tenkisini, ayrıca davalıların dava konusu taşınmazdan elde ettikleri kira ve tüm gelirler bakımından davacıların miras payı oranında ecrimisilin alacağın doğduğu tarihten itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davalı …’ın çeşitli sektörlerde ticari faaliyet sürdürdüğünü ve ciddi gelirler elde ettiğini, davalı …’ın da …’ı ticaretle uğraştığı dönemlerde desteklediğini, her iki davalının da mirasbırakanla birlikte yaşayarak ailelerini desteklediğini, mirasbırakanın 15 yıl yurtdışında çalışarak kazandığı paranın bir yatırım nedeniyle battığını, davalı …’ın bu paranın bir kısmını tahsil etmesi sonucunda davaya konu 7761 ada 1 parseldeki 15 numaralı dükkan ve 7931 ada 14 parseldeki 10 numaralı meskenin mirasbırakan tarafından satın alındığını, dükkandan alınan kira ile geçinen taraflar ve annelerinin anılan meskende oturduğunu, mirasbırakanın daha sonra 1988 yılında Türkiye’ye döndüğünde emekli olduktan sonra bu malvarlığı dışında malvarlığının bulunmadığını, davalıların anılan dükkanda mirasbırakana kira ödemeksizin işletmeciliğe başladığını ve daha sonra bu dükkanın arkasında yer ala 32 ve 22 numaralı bağımsız bölümleri de satın aldıklarını ancak ticari risk nedeniyle taşınmazların mirasbırakan adına tescil edildiğini, davaya konu diğer taşınmazların da aynı şekilde kendi kazançlarıyla satın alındığını, davalıların elde ettikleri gelirlerle aileye de destek olduklarını, mirasbırakanın vefatından 8 ay önce kanser olması nedeniyle tedavi için Ankara’ya getirildiğini, ancak Ankara’da evi bulunan davacının mirasbırakanı evine kabul etmek istememesi nedeniyle yatış yapılmasına rağmen İstanbul’a döndüklerini, müvekkili … ve mirasbırakanın davacı ve ailesine de destek olduğunu, davacının mirasbırakanın bankada bulunan parasında da hakkı bulunduğunu bu nedenle mirasbırakanın mal kaçırma amacının bulunmadığını, mirasbırakanın nakit parasına dokunulmayarak sağlık giderlerinin davalı … tarafından karşılandığını, mirasbırakanın bu nedenle kendisine ait olan iki taşınmazı da yaptıklarının karşılığı olarak davalılara devrettiğini, bu tasarrufun davacıya evlendiği tarihten itibaren yapılan maddi yardımların yanında adaletsiz olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22/10/2019 tarihli ve 2016/137 E. 2019/517 K. sayılı kararıyla; nam-ı müstear yahut inançlı temlik iddialarının yazılı delille kanıtlanması gereğinin bu ilişkinin tarafları arasında söz konusu olup üçüncü kişilere karşı bu tür iddianın her türlü delille kanıtlanabileceği, davalıların kabulünde olan iki parça taşınmaz dışındaki tüm taşınmazların davalı … tarafından alınarak tapuların muris üzerine çıkartıldığı, bu nedenle murisin hakkın gerçek sahibine teslimi amacıyla bu taşınmazları davalılara devrettiği, davalıların gerçekte kendilerine ait olan taşınmazları devralmalarının tenkise konu da edilemeyeceği gerekçesiyle 7931 ada 14 parseldeki 10 numaralı ve 7764 ada 1 parseldeki 15 numaralı bağımsız bölüm hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, diğer taşınmazlara ve ecrimisile ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.İstinaf Nedenleri 2.1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine ilişkin kısmın hatalı olduğunu, davalının ciddi gelir elde ettiği hususunda somut hiçbir bilgi ve belge bulunmaksızın sadece mücerret savunmaya itibar edildiğini, davalı tarafından kendi iddia ve beyanlarıyla çelişkili olarak İlkadım 7803 ada 3 parsel 4 nolu bağımsız bölüm, … … … Konutlarında 4 adet daire ve … Küçükkolpınar Mahallesi 8010 ada 9 parsel B blok 60 nolu halen ikamet ettiği bağımsız bölümü kendi adına satın aldığını ve mevcut olduğunu iddia ettiği ticari riske rağmen bu taşınmazların edinilmesinde herhangi bir sakınca görmediğini, oysa 2011 yılında iflas ettiğini, hiçbir geliri ve aktif çalışma hayatı bulunmayan davalının bu taşınmazları zaten kendi geliriyle satın almasının mümkün olmadığını, inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlamasının gerektiğini, bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, murisin tapuda adına kayıtlı taşınmazlarının bulunduğunu ve bunlardan gelir elde ettiğini belirterek davanın reddine ilişkin hükmün kaldırılarak davanın tamamının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını, yapılan işlemlerin hakkın gerçek sahibine teslimi amacını taşıdığını, iddiaların ispatlanamadığını, mirasbırakanın daha önce davacıya da kazandırmada bulunduğu gözetildiğinde kabule konu 2 parça taşınmazın da paylaştırma amacıyla devredildiğini, ecrimisil talebinin yerinde olmadığını belirterek kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14/12/2020 tarihli ve 2020/1516 E. 2020/1974 K. sayılı kararıyla; eksik istinaf karar harcının yatırılmadığı gerekçesiyle davalıları vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı tarafın ise muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bozma Kararı Dairenin 10/03/2021 tarih ve 2021/466 E., 2021/1385 K. sayılı ilamıyla; “Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının ecrimisil dışındaki öteki temyiz itirazları yerinde bulunmadığından, reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına. Ne var ki, ecrimisil isteği yönünden gerek Yerel Mahkemece gerekse Bölge Adliye Mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.Hal böyle olunca, davacının ecrimisil isteği yönünden gerekli değerlendirmenin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususun değerlendirme dışı bırakılıp yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle istinaf mahkemesi kararının ecrimisil yönünden ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının aynı gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 07/10/2021 tarihli ve 2021/237 E. 2021/370 K. sayılı kararıyla; ecrimisil dışında kalan talepler hakkında verilen ilk kararın kanun yolu denetiminden geçerek kesinleştiği, muvazaa olgusu kanıtlanamayan taşınmazlara ilişkin ecrimisil isteminin yerinde olmadığı, davacı tarafın ıslahla birlikte tüm taşınmazlar için toplam 76.972.42 TL ecrimisil isteminde bulunduğu, ıslah dilekçesine esas alınan 07/02/2019 havale tarihli bilirkişi 2. ek raporunda ıslaha konu meblağın hesaplandığı bölümdeki miktarlara göre davacının ıslahla birlikte 15 nolu bağımsız bölüm için 3.476,74 TL, 10 nolu bağımsız bölüm için 3.090,45 TL talep ettiği, bilirkişi raporunda 10 nolu bağımsız bölüm için yapılan hesaplamada 2016 yılı 2 aylık kira parası hesaplanırken maddi hata sonucu 4 aylık kira parasının hesaplamaya dahil edildiği ve hesaplanan 2016 yılı 14 günlük kira bedelinin toplama alınmadığı , her ne kadar davacı tarafından 15 bağımsız bölüm nolu taşınmaz için daha fazla miktarda ecrimisil talep edilebilecek ise de taleple bağlı kalınması gerektiği gerekçesiyle ecrimisil davasının kısmen kabulüne, 3.476,74 TL haksız işgal tazminatının davalı …’dan, 2.685,23 TL haksız işgal tazminatının davalı …’dan dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. 4. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu belirtilmiş ise de ıslah dilekçesi ile 76.972,42 TL ecrimisil talebinde bulunduklarını, mahkemece bu hususta davanın aydınlatılması ödevinin yerine getirilmediğini, ayrıca bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin hatalı bilirkişi raporuna itibar edildiğini, kira bedeli belirlenirken TEFE-TÜFE artış oranının değil ÜFE artış oranının uygulanması gerektiğini, muvazaalı emsal bedellerin hesaba esas alınmasının hatalı olduğunu, emsal taşınmazlarla davaya konu taşınmazların kıyaslanmadığını, ecrimisil alacağının 5 yıl için talep edilebileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 6. Gerekçe 6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ecrimisil talebine ilişkindir. 6.2. İlgili Hukuk Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. 6.3. Değerlendirme 6.3.1. Dosyanın incelenmesinde, ecrimisil miktarının tespitine ilişkin olarak inşaat mühendisi bilirkişi … … tarafından düzenlenen 07/02/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda davaya konu edilen tüm taşınmazlar yönünden taşınmazların davalılara devredildiği 2015 yılı ile dava tarihi olan 2016 yılı arasındaki dönem için ecrimisil hesabı yapıldığı, buna göre kabule konu 15 numaralı bağımsız bölümün 2015 yılındaki ecrimisil bedelinin 32.533,33 TL, 2016 yılındaki ecrimisil bedelinin 10.430,22 TL olarak belirlendiği, ancak raporun sonuç kısmında bu taşınmaza ilişkin 2015 yılına ait bedel hesaba katılmaksızın ecrimisil bedelinin yalnızca 10.430,32 TL olarak gösterildiği; kabule konu 10 numaralı bağımsız bölümün 2015 yılındaki ecrimisil bedelinin 6.100,00 TL olduğu, 2016 yılındaki ecrimisil bedelinin 1.955,68 TL ((2*792,84 TL)+370,00 TL) olarak hesaplanması gerekirken işlem hatası nedeniyle 3.541,36TL olarak belirlendiği, nihai olarak davaya konu edilen tüm taşınmazlar yönünden davacının hissesine tekabül eden toplam ecrimisil bedelinin 76.972,42 TL olarak belirlendiği, davacı tarafın 27/05/2019 tarihli ıslah dilekçesinde ecrimisil istemini taşınmazlar yönünden ayrım yapmaksızın 76.972,42 TL’ye çıkardığı anlaşılmıştır. 6.3.2. Hükmüne uyulan (V/2) numaralı paragraftaki bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak kabule konu olan taşınmazlar yönünden ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 6.3.3. Ne var ki, bilirkişi raporunda Kabul konusu olmayan bağımsız bölümler hakkında da hesaplama yapıldığı, davacı tarafın netice hesap üzerinden ıslah dilekçesi sunduğu, Mahkemece bilirkişi raporunda yapılan işlem hataları tespit edilmiş olmasına karşın ıslah dilekçesinin değerlendirilmesinde davacı aleyhine yorum yapıldığı, davacı tarafa ıslah dilekçesini açıklamak üzere süre ve imkan tanınmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. 6.3.4. Hal böyle olunca, Mahkemece lüzumu halinde kabule konu taşınmazlar yönünden ecrimisil miktarının hatasız olarak belirlendiği ek rapor tanzim ettirilmek suretiyle davacının talep edebileceği ecrimisil miktarı net olarak hesaplandıktan sonar davacıya ıslah dilekçesini açıklama üzere süre ve imkan tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. 6.3.5. Kabule göre de, davacının payına isabet edip kabule konu olan taşınmaz değerleri ile ecrimisil değerleri dikkate alınarak karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken bundan daha yüksek tutarda harca hükmedilmesi yerinde değildir. VI. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 HMK'nın 371/1-ç maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 27/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 995. maddesi uyarınca iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoyması sebebiyle hak sahibine verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemekle yükümlüdür. Kötüniyetli zilyet, taşınmaz için yaptığı masraflardan yalnızca hak sahibi bakımından da zorunlu olan giderlerin tazminini isteyebilir. İyiniyetli olmayan zilyedin şeyi kime geri vereceğini bilmediği hallerde ise sorumluluğu yalnızca kendi kusuruyla verdiği zararlarla sınırlı tutulur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 995Kaynağı aç
Madde 995- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur. IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma

Paylı ve Elbirliği Mülkiyetinde Ecrimisil Talebi

Paylı mülkiyette ortak taşınmazdan yararlanması engellenen paydaş, diğer paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve ecrimisil ödenmesini isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de miras şirketine temsilci atanması ya da öteki paydaşların olurlarının alınması zorunluluğu bulunmaksızın, bir ortak kendi yararlanmasına engel olan diğer ortaklar aleyhine tek başına ecrimisil davası açabilir. Bununla birlikte davacı paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak fiilen kullandığı bir yer bulunması halinde açtığı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.

İntifadan Men Koşulu ve İstisnaları

Paydaşların birbirlerinden ecrimisil talep edebilmesi kural olarak intifadan men koşulunun gerçekleşmesine bağlıdır. İntifadan men, ecrimisil istenen süreden önce hak sahibi paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanma isteğini ortak taşınmazı kullanan davalı paydaşa bildirmesiyle gerçekleşir. Bu bildirim her türlü delille kanıtlanabilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/7138 Esas ve 2018/1105 Karar sayılı ilamında yerleşik içtihatlara dayanılarak intifadan men bildiriminin aranmadığı haller sayılmıştır. Buna göre; taşınmazın kamu malı olması, bağ veya bahçe gibi doğal ürün veren yahut işyeri ve konut gibi kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden bulunması durumlarında intifadan men koşulu aranmaz. Ayrıca paylı taşınmazı işgal eden paydaşın yerin tamamında hak iddia ederek öteki kişilerin paydaşlığını inkâr etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması neticesinde her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil veya benzeri davalar açılmış ya da icra takibi yapılmış olması hallerinde de men koşulu aranmaksızın ecrimisil talep edilebilir.

Aynı doğrultuda, taşınmazın getirdiği ürün niteliği itibarıyla biçilen ot, toplanan fındık ve çay gibi kendiliğinden oluşan ürünler ile muris tarafından kurulan veya başlı başına gelir getiren bir işletmenin işgali halinde de intifadan men koşulunun oluşması gerekmez.

Ecrimisilde Zamanaşımı Süresi ve Başlangıcı

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu beş yıllık süre, davanın açıldığı tarihten geriye doğru işlemeye başlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 149. maddesinde genel kural olarak zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla, muacceliyetin bildirime bağlı tutulduğu hallerde ise bu bildirimin yapılabileceği günden itibaren işleyeceği öngörülmüştür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 149Kaynağı aç
MADDE 149- Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. 2. Dönemsel edimlerde

Ecrimisil alacaklarında zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Davalı tarafın zamanaşımı def'ini ileri sürmesi gerekir. Davalı bu def'i ileri sürmediği takdirde, mahkeme zamanaşımını dikkate almaz ve beş yıldan daha uzun süreye ilişkin ecrimisil taleplerini de kabul edebilir.

Ecrimisil Bedelinin Hesaplanması ve Bilirkişi İncelemesi

Ecrimisil miktarının belirlenmesi uzmanlık gerektirdiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. ve devamı maddeleri çerçevesinde taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılması gerekir. Bilirkişi raporunun somut bilgi ve belgelere dayanması, tarafların ve hâkimin denetimine elverişli bulunması, bilimsel verilere dayanması ve taleple bağlı kalınarak hazırlanması şarttır.

Arsa ve binalarda kira esasına dayalı ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın ilk dönemde serbest şartlarda getirebileceği kira bedeli emsal kira sözleşmeleriyle karşılaştırılarak saptanır. Bu tespitte taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri nazara alınarak yöredeki rayiç esas alınır. Takip eden dönemler için ecrimisil tutarı, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamı yansıtılmak suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Hesaplama yapılırken sonraki bir tarihin kira bedeli belirlenip geriye doğru ÜFE indirimi uygulanması hukuken geçersizdir; ilk dönem tespiti yapılarak ileriye dönük ÜFE artışı yansıtılmalıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/10145, K. 2019/11774Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/10145 E.  ,  2019/11774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar, paydaşı oldukları 281 ada 6 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 numaralı bağımsız bölümün işyeri olarak davalı tarafından gerek bizzat gerekse kiraya verilmek suretiyle işgal edildiğini, açtıkları elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilerek kararın da kesinleştiğini ileri sürerek ecrimisile ve dükkan niteliğindeki taşınmaza kullanımdan dolayı verilmiş olan zararların da tazminine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, harici satıma dayalı olarak taşınmazı malik sıfatıyla kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince "… Toplanan deliller ve tüm dosya içeriği ile davacıların 6 parsel 12 nolu bağımsız bölümün maliki oldukları, davalının haklı ve geçerli bir neden olmadığı halde çekişme konusu yeri kullandığı saptanmak suretiyle ecrimisil isteğinin kabul edilmesi kural olarak doğrudur. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Davalının öteki temyiz itirazları ve davacıların temyiz itirazlarına gelince; …mahkemece mahallinde 31.03.2008 tarihli keşif sonucunda alınan emlakçı bilirkişinin raporunda 2002 yılı için yıllık kira bedelini 5684,00 TL olarak tespit ettikten sonra %20 artırım yaparak sonraki yılların kira bedelini belirlediği, hukukçu bilirkişinin 13.05.2008 tarihli raporunda 17.07.2002-17.07.2006 dönem için toplam 46.030,00 TL ecrimisil belirlediği, aynı bilirkişinin 17.07.2008 tarihli ek raporunda toplam 30.384,00 TL ecrimisil tespit ettiği, tarafların itirazı üzerine 14.05.2010 tarihinde yeniden yapılan keşif sonrasında inşaat mühendisi bilirkişinin 15.01.2011 tarihli raporunda 2003 yılı için yıllık kira bedelini 6.030,00 TL tespit ettiği, hukukçu bilirkişinin 15.06.2011 tarihli raporunda 29.08.2003-29.08.2004 dönemi için 6.030,00 TL, 29.08.2004-29.08.2005 dönemi için 6818,00 TL, 29.08.2005-29.08.2006 dönemi için 7.452,00 TL ve 29.08.2006-02.07.2007 dönemi için 8.022 TL ecrimisil belirlediği, mahkemece hükme esas alınan hukukçu bilirkişinin 17.01.2012 tarihli raporunda ise her yılı bir dönem kabul ederek toplam 32.971,30 TL ecrimisil belirlediği, bilirkişi raporları arasındaki çelişki olduğu gibi, soyut ve genel ifadelerle ecrimisil hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, yeniden üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle mahallinde keşif yapılması, yukarda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut emsaller de incelenerek ecrimisil hesabını içeren bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…" gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, taşınmaza verilen zararla ilgili usulüne uygun harçlandırılarak açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, kat irtifakı kurulu dükkan nitelikli 281 ada 6 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 numaralı bağımsız bölümde davacıların paydaş oldukları, davacıların önceden davalı ve dava dışı Oğuz aleyhine açtıkları elatmanın önlenmesi istekli davada, davalının karşı dava olarak harici satım nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğinde bulunduğu, Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilerek, tapu iptal ve tescil isteğinin reddedildiği, kararın derecattan geçerek Dairenin 2006/8138E – 2007/1174K sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olaya gelince; hükme esas alınan 20.08.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda, 17.07.2002 ile 02.07.2007 tarihleri arasında belirlenen ecrimisil için; 2008 tarihinde tespit edilen kira bedeline ÜFE artış oranlarının geriye yönelik uygulanması sonucu ecrimisil hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yukarıda yazılı ilkeler gözetilerek, bilirkişilerden ek rapor almak suretiyle, ilk dönem olan 2002 yılı için belirlenen/belirlenecek ecrimisile sonraki dönemler için ÜFE artış oranlarının yansıtılması sonucu tespit edilen ecrimisilin karar altına alınması gerekirken, 2008 yılı için belirlenen ecrimisile önceki dönemler için ÜFE oranlarının uygulanması sonucu geriye yönelik hesapla tespit edilen ecrimisilin karar altına alınması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/12/2019 tarihinde oy biriliğiyle karar verildi.

Tarım arazilerinde ürün esasına göre ecrimisil talep edilmişse, bölgede ekilen tarım ürünleri tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulur. İlgili dönemlere ait birim fiyatlar ile dekara verim değerleri hal müdürlüğünden celbedilir; taşınmazda münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı veya arazinin nadasa bırakılıp bırakılmadığı belirlenir. Bu hesaplamada sulama giderleri dahil olmak üzere üretim masrafları ürün hasılatından düşülerek net gelir esas alınmalı, brüt gelir üzerinden tazminat takdir edilmemelidir.

Dönemsel Tahakkuk ve Faiz Başlangıcı

Ecrimisil alacaklarında ayrıca bir temerrüt ihtarı veya olgusu aranmaksızın, her yıl veya kullanım döneminin sona erdiği tahakkuk tarihlerinden itibaren faize hükmedilir. Dava açılmadan önce ecrimisil alacağına yönelik icra takibi yapılmış olması da takipten önceki dönemler için faiz yürütülmesini engellemez.

Kamu Taşınmazlarında Ecrimisil Usulü

Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar, özel bütçeli idarelerin malları ile Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıflara ait taşınmazların fuzuli şagil tarafından işgali halinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesi uygulanır. Bu taşınmazlarda ecrimisil talep edilebilmesi için idarenin zarara uğramış olması gerekmez ve işgalcinin kusuru aranmaz. Taşınmaz ve değerleme konusunda uzman üç kişilik komisyon marifetiyle tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilen ecrimisil talep edilir.

2886 sayılı DEVLET İHALE KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75 – Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.[21][22][23] (Ek cümle: 23/7/2010-6009/24 md.) Ecrimisile itiraz edilmemesi halinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi halinde ise ayrıca yüzde onbeş indirim uygulanır. Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/24 md.) Köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgalcilerinden tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde bu gelirlerin elde edildiği köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Mahalli komisyonların yetkileri:

Kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra işgalin sürmesi durumunda sözleşmede hüküm varsa ona göre işlem yapılır, aksi takdirde ecrimisil alınır. Talep edilen ecrimisile itiraz edilmemesi halinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi halinde ise ayrıca yüzde on beş indirim sağlanır; rızaen ödenmeyen ecrimisil tutarları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. İdarenin talebiyle işgal edilen taşınmaz en geç 15 gün içinde yerel mülkiye amirince tahliye ettirilir. Köy sınırları içinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan tahsil edilen ecrimisil tutarının yüzde beşi ise köy tüzel kişiliği hesabına aktarılır; Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

Ecrimisil davalarında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bununla birlikte uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerini ilgilendiren bir davadan kaynaklanması halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi gündeme gelebilir. Uyuşmazlığın tüketici işleminden doğduğu hallerde ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi gereğince tüketici mahkemeleri görevlidir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.[3] (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.[4][5] 2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler[6]
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73Kaynağı aç
MADDE 73- (1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. (2) Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. (3) Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. (4) Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür. (5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. (6) Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir. (7) Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir. (8) Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir. Dava şartı olarak arabuluculuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin 16. madde uyarınca; haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Kanun'un 12. maddesinde ise taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Yetki sözleşmesi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir. Karşı davada yetki
Ecrimisil davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Ecrimisil davaları 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Paydaşlar arasında intifadan men koşulu ne zaman aranmaz?

Taşınmazın kamu malı olması, bağ veya bahçe gibi doğal ürün vermesi, kiraya verilerek hukuki semere getirmesi, işgalcinin tüm taşınmazda hak iddia ederek paydaşlığı inkâr etmesi, taraflarca kullanım anlaşması yapılmış olması ya da önceden ecrimisil, ortaklığın giderilmesi veya elatmanın önlenmesi davası açılmış olması hallerinde intifadan men şartı aranmaz.

Kira esasına göre ecrimisil nasıl artırılır?

İlk dönem için emsal kira sözleşmeleri ve yöre rayici üzerinden belirlenen bedele sonraki dönemler için ÜFE artış oranının tamamı yansıtılır ve bu tutardan az olmamak üzere ecrimisil takdir edilir; geriye dönük indirim yöntemiyle hesaplama yapılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu