Ecrimisil, taşınmazı haksız biçimde elinde bulunduran kötü niyetli zilyetten haksız işgal tazminatı olarak istenebilen bir bedeldir. Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi, iyiniyetli olmayan zilyedin haksız alıkoyma yüzünden verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemesini düzenler. Malik, aynı Kanun’un 683. maddesi uyarınca hukuk düzeninin sınırları içinde malını kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir; malını haksız elinde bulundurana karşı istihkak davası açabilir ve her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteyebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 995Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 683Kaynağı aç
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/4182, K. 2022/3662Kaynağı aç
Tazminatın kapsamı ve haksız eylem niteliği
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararında ecrimisil, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği haksız işgal tazminatı olarak tanımlanır. Karar, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na dayanarak fuzuli işgalin tarafların karşılıklı iradeleriyle kurulan kira sözleşmesine benzetilemeyeceğini, haksız eylem niteliğinde olduğunu ve oluşan zararın tazmin edilmesi gerektiğini belirtir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/4182, K. 2022/3662 sayılı kararı da aynı tanımı kullanır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/13845, K. 2015/11828Kaynağı aç
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7522, K. 2018/778Kaynağı aç
Bu kararlarda ecrimisil, en azı kira geliri karşılığı olan özel bir zarar giderim biçimi olarak açıklanır. Kapsamı, normal kullanmadan doğan eskime şeklindeki olumlu zarar ile malikin veya zilyedin yoksun kaldığı fayda belirler. Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesindeki tazminat ise hem verilen zararları hem elde edilen veya elde edilmesi ihmal edilen ürünleri kapsar.
Kötü niyet ve giderlerden sorumluluk
Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesine göre, kanunun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığı asıldır. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Bu genel kural, ecrimisilde kötü niyetin kendiliğinden varsayılacağı anlamına gelmez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2019/5764, K. 2019/10696 sayılı kararında ecrimisil, hak sahibi zilyedin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği tazminat olarak açıklanmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/5764, K. 2019/10696Kaynağı aç
İyiniyetli olmayan zilyet, Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi uyarınca yaptığı giderlerden yalnızca hak sahibi için de zorunlu olanların tazminini isteyebilir. Şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumludur. İyiniyetli zilyet ise aynı Kanun’un 994. maddesi kapsamında zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir ve bu tazminat ödenene kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir; diğer giderler için tazminat isteyemez. Bu hükümler ecrimisilin miktarını belirlemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 994Kaynağı aç
Dava kim tarafından ve kime karşı açılır
Ecrimisil davasını işgal edilen taşınmazın maliki açabileceği gibi, taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hakkı veya kişisel hakkı bulunan kişiler de açabilir. Miras bırakanın sağlığında başlamış veya ölümle doğmuş ecrimisil alacağı mirasçılar tarafından istenebilir. Elbirliği mülkiyetinde maldan yararlanamayan paydaş payına dayanarak tek başına istemde bulunabilir; miras ortaklığında tereke temsilcisi varsa davayı bu temsilcinin açması gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7984, K. 2018/8190 sayılı kararında ecrimisilin bölünebilir olduğu ve elbirliği ortaklığındaki her ortağın kendi payı oranında ecrimisil isteyebileceği kabul edilmiştir. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan diğer paydaş veya paydaşlardan payına yönelik elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Payına karşılık çekişmesiz bir bölüm kullanan ortağın ecrimisil istemi dikkate alınmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7984, K. 2018/8190Kaynağı aç
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/4046, K. 2015/3141Kaynağı aç
Paydaşlar arasında intifadan men
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2014/4046, K. 2015/3141 sayılı kararına göre kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemez. İntifadan men, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Karar, bu koşulun aranmadığı istisnalar da bulunduğunu belirtir.
Taşınmazın niteliği bu koşulun uygulanmasını değiştirebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/4241, K. 2016/8851 sayılı kararında tarla niteliğindeki parsellerde intifadan men ve istisnası bulunmadığından davanın reddi doğru görülmüştür. Bahçeli ev ile kiraya verilerek hukuki semere elde edilen dükkân niteliğindeki yerlerde intifadan men koşulunun aranması hatalı bulunmuş ve tapu bağlantısı kurulursa bu koşulun aranmaması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/15048, K. 2018/19125 sayılı kararında tarla niteliğindeki parselde men şartı gerçekleşmediğinden istemin reddi gerekirken kabul edilmesi bozma nedeni sayılmış; sunulan ihtarname başlıklı belgeler men şartını gerçekleştirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/4241, K. 2016/8851Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/15048, K. 2018/19125Kaynağı aç
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7984, K. 2018/8190 sayılı kararında, 11.03.1950 tarihli ve 11/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre kullanma yoluyla yararlanmanın semere kavramına girmediği ve hukuki semere sayılmadığı belirtilir. Tarla ile bağ, bahçe, kiralanan yer veya doğal ürün arasındaki ayrım, taşınmazın somut niteliğine ve olayda bildirimin bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir; her tarımsal kullanım aynı sonucu doğurmaz.
Beş yıllık süre
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/5797, K. 2017/7375; E. 2014/4046, K. 2015/3141 ve E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararları ile Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/4182, K. 2022/3662 sayılı kararı, 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve aynı yöndeki yerleşmiş içtihatlar uyarınca ecrimisil davalarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve sürenin dava tarihinden geriye doğru işlemeye başladığını kabul eder.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/5797, K. 2017/7375Kaynağı aç
Hangi döneme hükmedileceği, zamanaşımı def’inin somut dosyada ileri sürülmesine ve istenen dönemlere bağlıdır. E. 2015/5797, K. 2017/7375 sayılı kararda, süresinde def’i bulunan olayda 17.10.2011 dava tarihinden geriye doğru ve talep edilen dönemler dikkate alınarak yalnızca 17.10.2006 ile 31.12.2008 arasındaki dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bunun gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır. E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararda ise davalının süresinde def’i bulunmaması karşısında 08.01.2010 ile 08.01.2005 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken farklı bir dönemin esas alınması isabetsiz görülmüştür.
Kira ve ürün esasına göre belirleme
Hesap, talebin kira gelirine mi yoksa ürüne mi dayandığına göre değişir. İstenen hesap türü dava açılırken belirtilmeli, belirtilmemişse mahkeme bunu davacıya açıklattırmalıdır. Ecrimisil en az kira geliri, en çok tam gelir yoksunluğu biçiminde ele alınabilir. Hesap uzmanlık gerektirir; taşınmazın niteliğine uygun bilirkişiyle keşif ve inceleme yapılmalı, taleple bağlı kalınmalı, rapor somut bilgi ve belgeye dayanmalı, denetime açık olmalı ve değerlendirme bilimsel veriler ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddelerine uygun olmalıdır.
Kira geliri üzerinden belirlemede ilk dönem bedeli, taşınmazın o dönemdeki serbest şartlarda getirebileceği kira, emsal sözleşmeler, büyüklük, nitelik, çevre özellikleri ve yöredeki rayiç dikkate alınarak bulunur. Özellikle arsa ve binalarda taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, benzer yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılmalı ve dava konusu yer ile emsal somut olarak karşılaştırılmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7522, K. 2018/778 ve E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararlarında sonraki dönemler, ilk dönem için belirlenen miktara Üretici Fiyat Endeksi artış oranının tamamı yansıtılarak bulunacak tutardan az olmamak üzere takdir edilir. Aynı E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararda son dönem bedelinden hareketle Toptan Eşya Fiyat Endeksi uygulanması hatalı görülmüştür. Bu anlatımlar her hesapta tek zorunlu endeks formülü oluşturmaz.
Tarım arazisinde ürün esasına göre talep varsa dönemlere göre münavebe ürünleri, verim miktarları ve kilogram satış değerlerine ilişkin resmi veriler getirtilerek her dönem için belirlenecek üründen elde edilecek net gelire hükmedilmesi gerekir. Bölgede ekilen ürünler tarım il veya ilçe müdürlüğünden, ilgili yıllardaki birim fiyatları ve dekara verim değerleri hal müdürlüğünden sorulmalı; münavebeli ekim ve nadas durumu tespit edilmelidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/4182, K. 2022/3662 sayılı kararında resmi verilerle dönemsel net gelir ve duraksamasız kullanım belirlenmeden eksik incelemeyle karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin aynı kararında ecrimisil davalarında tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi gerektiği belirtilmiş; somut olayda tanık çelişkilerinin giderilmemesi ve hükme elverişsiz bilirkişi incelemesi nedeniyle hüküm bozulmuştur. Eşyalı kullanıma ilişkin iddia kanıtlanmadığında ve davalı eşyanın kendisine ait olduğunu savunduğunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7522, K. 2018/778 sayılı kararına göre taşınmazın eşyasız hâli üzerinden ecrimisile hükmedilmesi gerekir.
Rıza, harici satış ve kötü niyetin kanıtı
Kullanıma rıza, ecrimisil sonucunu olayın tarihleriyle sınırlı olarak etkileyebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararında kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açıldığı 08.01.2010 tarihi itibarıyla davacının kullanıma rıza göstermiş sayılacağı ve bu tarih sonrası için ecrimisile hükmedilemeyeceği, olayda tartışmasız kabul edilmiştir. Bu sonuç her ecrimisil uyuşmazlığına genel bir rıza kuralı olarak genişletilemez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2019/5764, K. 2019/10696 sayılı kararında bedeli iade edilmeyen harici satın alan kötü niyetli kabul edilemeyeceğinden, parası geri verilinceye kadar ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda 04.07.2014 tarihli protokolle harici satıştan dönüldüğü ve kötü niyeti kanıtlanamayan davalının ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamayacağı kabul edilerek istemin kabulüne ilişkin hüküm bozulmuştur. Karar istemi bizzat reddetmemiş, yerel mahkemenin kabul hükmünü bozmuştur.
Kamu taşınmazlarında ayrı düzenleme
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi, fıkrada kapsama alınan taşınmazları işgal eden fuzuli şagilden ecrimisil istenmesini ayrı bir düzene bağlar. Üç kişilik komisyon, idarenin ilgili yerlerinden sorarak tespit tarihinden geriye en fazla beş yıl için ecrimisili tespit ve takdir eder. Bu idari ecrimisilin istenebilmesi için idarenin zarara uğraması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz. Bu zarar ve kusur ölçüsü, Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesindeki özel hukuk ilişkisine aynen taşınamaz.
2886 sayılı DEVLET İHALE KANUNU m. 75Kaynağı aç
Aynı maddede ecrimisile itiraz edilmemesi hâlinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi hâlinde ayrıca yüzde on beş indirim uygulanır. Rızaen ödenmeyen ecrimisil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kira sözleşmesi bittikten sonra işgal sürerse sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir; aksi hâlde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince en geç 15 gün içinde tahliye edilip idareye teslim edilir.
Köy sınırları içindeki maddede belirtilen Hazine veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanunu’nda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde ilgili köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırabilir.
Ecrimisil nedir?
Yargıtay kararlarında ecrimisil, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği haksız işgal tazminatı olarak tanımlanır ve en azı kira geliri karşılığıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi ayrıca, iyiniyetli olmayan zilyedin haksız alıkoymadan doğan zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemesini düzenler.
Ecrimisil davasında zamanaşımı ne kadardır?
Anılan Yargıtay kararlarında ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi tutulmuş ve süre dava tarihinden geriye doğru işletilmiştir. Hangi döneme hükmedileceği, istenen dönemlere ve zamanaşımı def’inin süresinde ileri sürülüp sürülmediğine bağlıdır.
Paydaş, diğer paydaştan her zaman ecrimisil isteyebilir mi?
Hayır. Kural olarak paydaş, ecrimisil istenen süreden önce yararlanma isteğini diğer paydaşa bildirmedikçe ecrimisil isteyemez. Payına karşılık çekişmesiz bir yer kullanan paydaşın istemi dikkate alınmaz; tarla ile kiraya verilen veya bahçeli yerler arasında taşınmazın niteliğine göre farklı sonuç doğabilir.
Kamu taşınmazındaki ecrimisil için zarar ve kusur gerekir mi?
2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi kapsamındaki ecrimisilde idarenin zarara uğraması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz. Tespit tarihinden geriye en fazla beş yıl için komisyonca takdir edilen bedel istenir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

