Ecrimisil Tazminatının Şartları, Süresi ve Hesabı

by Avukat Erdal Ersoy
Ecrimisil Tazminatının Şartları, Süresi ve Hesabı

Ecrimisil, taşınmazı haksız biçimde elinde bulunduran kötü niyetli zilyetten haksız işgal tazminatı olarak istenebilen bir bedeldir. Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi, iyiniyetli olmayan zilyedin haksız alıkoyma yüzünden verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemesini düzenler. Malik, aynı Kanun’un 683. maddesi uyarınca hukuk düzeninin sınırları içinde malını kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir; malını haksız elinde bulundurana karşı istihkak davası açabilir ve her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteyebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 995Kaynağı aç
Madde 995- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur. IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 683Kaynağı aç
Madde 683- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. B. Mülkiyet hakkının kapsamı I. Bütünleyici parça
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/4182, K. 2022/3662Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2021/4182 E.  ,  2022/3662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13/05/2013 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 03/09/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ecrimisil istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 143, 146, 148, 151, 154, 292, 391, 529, 871 ve 901 parsel sayılı taşınmazlarda 16/64; 43 parsel sayılı taşınmazda ise 48/288 hisseye sahip olduğunu, davalıların diğer kayıt maliki …’ın mirasçıları olduğunu, müvekkilinin annesi …’un …’ı yıllar önce intifadan men ettiğini ve Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/215 Esas, 1997/452 sayılı Kararı ile ecrimisile karar verildiğini, müvekkilinin taşınmazlardaki hisselerini 2006 yılında edindiğini, …’ın taşınmazları işgale devam ettiğini, 2007 yılında ölümüyle davalı mirasçılarının işgali sürdürdüğünü, müvekkilinin intifa haklarını davalılardan talep ettiklerini ancak olumsuz cevap aldıklarını, dava konusu 529, 871 ve 901 parsel sayılı taşınmazları tahıl, diğer taşınmazları ise çeltik ekimi suretiyle kullandıklarını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107’inci maddesinde düzenlendiği üzere şimdilik ve asgari miktarda belirsiz alacak davası olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 18.000,00 TL ecrimisilin her yıl veya dönemin tahakkuk tarihlerinden başlayarak kademeli biçimde faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın öncelikle intifadan men koşulunun yerine getirilmemesi nedeniyle reddinin gerektiğini; dava konusu taşınmazların bir kısmının boş olduğunu veya başka kişiler tarafından kullanıldığını, davacının müvekkili …’ın kullandığı yer ile ilgili olarak hissesine düşen 5 yıllık icar bedeli olarak toplam 15.000,00 TL talep ettiğini, müvekkilinin bu miktarı davacıya ödediğini, müvekkilinin 391 parsel sayılı taşınmazı hiç kullanmadığını, 529 parsel sayılı taşınmazın boş olduğunu, 871 ve 901 parsel sayılı taşınmazlarda davacının hissesinin kullanılmadığını, müvekkili …’ın ise taşınmazlarının hiçbirini kullanmadığını, davacının ecrimisil talebinde bulunduğu dönemlerde ise müvekkillerinin taşınmazları kullanmadıklarını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, davacı asile teklif edilen yemin metninin denetlenmediği, teklif edilen yemin metni içeriğinin davalının savunması dışında ve davacının kendisinden kaynaklanmayan vakıaları içerdiği; mahkemece, öncelikle yemin teklif eden davalı tarafa kesin süre verilerek, icar sözleşmesi ve ödeme savunması doğrultusunda yemin metni hazırlanmasının istenmesi, hazırlanacak yemin metni denetlenerek davacı tarafın itirazları da dikkate alınıp davacının bilgisi dahilinde olabilecek hususların dikkate alınarak yemin metninin düzenlenmesi, karşı tarafın yemini kendisine teklif edilen yemin metni çerçevesinde eda etmesinin sağlanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/2854 Esas, 2019/749 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne 01/01/2009 – 31/12/2009 arası döneme ilişkin 2.440,27 TL; 01/01/2010 – 31/12/2010 arası döneme ilişkin 2.963,29 TL; 01/01/2011- 31/12/2011 arası döneme ilişkin 2.991,62 TL; 01/01/2012 – 31/12/2012 arası döneme ilişkin 3.050,64 TL; 01/01/2013 -13/05/2013 arası döneme ilişkin 3.578,63 TL ecrimisilin her dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir. Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; mahkemece, 14.01.2014 tarihli duruşmada dinlenen davalı tanıkları davalı …’ın dava konusu taşınmazları kullanmadığını, davalı …’ın ise dava konusu taşınmazların Saraytepe ve Eski Musakça Mevkinde bulunanlardan bir kısmını kullandığını; davacı tanıkları ise dava konusu taşınmazların tamamının davalılar tarafından kullandığını beyan etmişlerdir. Ecrimisil davalarında davanın niteliği gereği tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece, taraf tanıklarının duruşmada dinlenmeleri doğru olmadığı gibi; tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilerek, dava konusu her bir taşınmaz ayrı değerlendirilmek suretiyle tarafların iddia ve savunmalarının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmaması da isabetsiz olmuştur. Diğer taraftan, bilirkişi raporunun da hükme elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, 20.02.2014 tarihli raporda sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu belirlenen taşınmazlar üzerinde çeltik-buğday yetiştirildiği, taşınmazların konum ve mevkileri, çevre taşınmazların gözlemlenmesi ile elde edilen veriler ve talep edilen ecrimisil dönemlerindeki kira bedellerinin piyasa araştırması yapılmak suretiyle hesaplama yapıldığı belirtilmiştir. 43 parsel sayılı taşınmaza yönelik düzenlenen 21.03.2014 tarihli raporda ise taşınmaz üzerinde ürün olmadığı, en yakın tarlaların icar değerleri, muhtardan alınan bilgi ve Gönen Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün yıllara göre tahminlerinin esas alındığı belirtilmiştir. Ecrimisil miktarı belirlenirken, ilçe tarım müdürlüğünden dava konusu dönemler itibariyle münavebeye esas ürünler, verim miktarları ve kilogram satış değerleri sorulup, resmi veriler dosyaya konularak, bu veriler nazara alınmak suretiyle her dönem için belirlenecek üründen elde edilecek net gelire hükmedilir. Bilirkişiler de raporunu hazırlarken resmi ve bilimsel dayanaklarını denetime elverişli olacak şekilde göstermek, resmi verilerden ayrılır ise sebebini açıklamak zorundadır. Hal böyle olunca, mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, taşınmaz başında taraf tanıkları dinlenmeli, dava konusu taşınmazların davalılar tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmışlar ise hangi taşınmazı ne kadar süreyle kullandıklarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, davalıların dava konusu taşınmazları kullanılıp kullanmadığı hususunda tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilip, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, hasıl olacak sonuca göre belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.05.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tazminatın kapsamı ve haksız eylem niteliği

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararında ecrimisil, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği haksız işgal tazminatı olarak tanımlanır. Karar, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na dayanarak fuzuli işgalin tarafların karşılıklı iradeleriyle kurulan kira sözleşmesine benzetilemeyeceğini, haksız eylem niteliğinde olduğunu ve oluşan zararın tazmin edilmesi gerektiğini belirtir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/4182, K. 2022/3662 sayılı kararı da aynı tanımı kullanır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/13845, K. 2015/11828Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/13845 E.  ,  2015/11828 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : AKÇAKALE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/02/2014 NUMARASI : 2012/301-2014/86 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekilleri tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ……..’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan ecrimisil istemine ilişkindir. Davacılar, kök mirasbırakanları A. B. ın paydaş olduğu 266 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili davalı aleyhine Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/18 E. 2011/171 K. sayılı dosyasında görülen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında tazminata ve taşınmazın davalı kurum adına tesciline karar verilerek kesinleştiğini belirterek, kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasının açılış tarihi olan 08/01/2010 tarihinden geriye dönük 5 yıllık ecrimisilin tahakkuk dönemleri sonu itibariyle işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istemişlerdir. Davalı, davacıların kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat talebi ile açtıkları davanın kabulle sonuçlanıp tazminata ve taşınmazın idare adına tesciline karar verildiğini, davacıların bu kez ecrimisil yönünden dava ikame etmesinin haksız, hukuka aykırı ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 28/11/2010-28/11/2007 dönemine ilişkin hesaplanan ecrimisilin dönem sonlarından itibaren işleyen faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu 266 ada 1 parsel sayılı taşınmazın……… İlköğretim Okulu niteliği ile 710276/989369 payının Ş.. İ.. adına kayıtlı bulunduğu, davacıların mirasbırakanı A. B. ’ın taşınmazda 547789/989369 payla malik iken, eldeki davanın davacıları tarafından Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/18 E. ve 2011/171 K. sayılı dosyası ile 08/01/2010 tarihinde açılan kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası sonucu, 163.000-TL tazminatın davacılara payları oranında ödenmesine ve davacılar adına kayıtlı payın iptali ile davalı adına tescile karar verildiği, kararın deracattan geçerek 26/04/2012 tarihinde kesinleştiği, taşınmaz üzerine 1986 yılında okul yapılmak suretiyle davalı tarafından kullanıldığı sabittir. Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olayda, davacı tarafından, kamulaştırmasız elatma nedeni ile açılan tazminat davasının tarihi olan 08/01/2010 tarihinden geriye dönük 5 yıllık dönem için ecrimisil isteminde bulunulmuştur. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açıldığı tarih itibariyle davacının davalının kullanımına rıza gösterdiği, bu tarih sonrası için ecrimisile hükmedilemeyeceği tartışmasız olduğu gibi, mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmamıştır. Bu durumda, 08/01/2010-08/01/2005 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile 28/11/2010-28/11/2007 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi isabetsizdir. Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Davalının temyiz itirazlarına gelince; ecrimisil hesaplanmasında yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ilk dönem kira bedeli belirlenip, sonraki dönemler için ÜFE artış oranının yansıtılması suretiyle sonuca ulaşılması esastır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında son dönem kira bedeli belirlenerek TEFE uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması ve bu raporların hükme esas alınması hatalıdır. Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca hesaplanacak 08/01/2010-08/01/2005 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7522, K. 2018/778Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7522 E.  ,  2018/778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı; … . Aile Mahkemesinin 2011/1405 Esas sayılı dosyasında davalı ile boşanmalarına karar verildiğini, anılan kararın 16.04.2013 tarihinde kesinleştiğini, davalı ile paydaş oldukları 7 nolu bağımsız bölümü davalının kullandığını ileri sürerek boşanma kararının kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için tespit edilecek ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, çekişmeli taşınmazla ilgili … . Aile Mahkemesinin 2013/322 Esas sayılı dosyasında katılma alacağı davasının devam ettiğini, ayrıca taşınmazda bulunan eşyanın kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, haksız kullanımın belirlendiği gerekçesiyle 2.445,00-TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişmeli taşınmazın, 1/2’şer pay ile davacı ve davalı adına kayıtlı olduğu, üzerinde aile konutu şerhi bulunduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki kayden davacının paydaşı olduğu bağımsız bölümün davalı tarafından kullanıldığı saptanarak ecrimisile hükmedilmesi kural olarak doğrudur. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine. Davalı vekilin diğer temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği gibi, öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilke ve usuller dikkate alınmaksızın ilk dönem için ecrimisil miktarı belirlenip, sonraki dönemler için ise ÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle takip eden dönemler için ecrimisil miktarının hesap edilmesi gerekirken; taşınmazın keşif tarihi itibariyle dönem kira bedeli belirlenip, ÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle geriye doğru gidilerek ecrimisil miktarının hesaplanması doğru olmadığı gibi, davacı çekişmeli taşınmazın eşyalı hali üzerinden ecrimisil isteğinde bulunmuş ise de, davacının bu iddiasını kanıtlayan herhangi bir delil sunmadığı, davalının da taşınmazdaki eşyalarının kendisine ait olduğunu savunduğuna göre, çekişme konusu taşınmazın eşyasız hali üzerinden tespit olunacak ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekirken taşınmazın eşyalı olarak tespit edilen ecrimisil bedeli üzerinden hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir. Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararlarda ecrimisil, en azı kira geliri karşılığı olan özel bir zarar giderim biçimi olarak açıklanır. Kapsamı, normal kullanmadan doğan eskime şeklindeki olumlu zarar ile malikin veya zilyedin yoksun kaldığı fayda belirler. Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesindeki tazminat ise hem verilen zararları hem elde edilen veya elde edilmesi ihmal edilen ürünleri kapsar.

Kötü niyet ve giderlerden sorumluluk

Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesine göre, kanunun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığı asıldır. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Bu genel kural, ecrimisilde kötü niyetin kendiliğinden varsayılacağı anlamına gelmez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2019/5764, K. 2019/10696 sayılı kararında ecrimisil, hak sahibi zilyedin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği tazminat olarak açıklanmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3- Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. III. Hâkimin takdir yetkisi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/5764, K. 2019/10696Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2019/5764 E.  ,  2019/10696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Men'i Müdahale Ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, müvekkiline ait dubleks meskenin davalılar tarafından haksız kullanımından dolayı müdahalelerinin men’i ile ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … vekili, taşınmazın haricen müvekkiline satıldığını, taraflar arasında imzalanan protokol ile müvekkilinin ibra edildiğini bu nedenle davanın konusu kalmadığını belirterek, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine, 16.358,35 TL ecrimisil bedelinin 5.100,00 TL lik kısmı davalılardan müştereken ve müteselsilen olmak üzere toplam 16.358,35 TL ecrimisil bedelinin davalı …’den tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı … vekilinin ecrimisil bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince ; Türk Medeni Kanunu'nun 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca taşınmazların alım satımları resmi şekilde yapılmadıkça, harici satın alma mülkiyetten kaynaklanan bir hak bahşetmez. Ancak, iyiniyetli zilyede gerek Türk Medeni Kanunu'nun 994. maddesi, gerekse 1940 tarihli ve 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, taşınmazı kullanma yönünden kişisel bir hak verir. Bu durumda, harici satış bedeli ile varsa zorunlu ve faydalı masrafları satın alana ödenmedikçe bedel yönünden satın alanın taşınmazı alıkoyma hakkı (hapis hakkı) vardır. Yani, değinilen kişisel hak kural olarak haricen satın alan yararına taşınmazı kullanma bakımından hapis hakkı sağladığından, bedel ödenmedikçe taşınmazı haricen satın alanın taşınmazdan tahliyesi istenemeyecek ve bu durumda ancak hapis hakkı tanınmak suretiyle müdahalenin men'i ve kâl kararı verilebilecektir. Ayrıca ortada geçerli bir harici satış sözleşmesi var ise, ecrimisil hak sahibi zilyedin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olduğundan ve haricen satın alan kötü niyetli kabul edilemeyeceğinden, verdiği bedel iade edilmeyen harici satın alan, parası geri verilinceye kadar ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamayacaktır. Somut olaya gelince; Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1 no.lu bağımsız bölümün kayden davacıya ait olduğu, “Konut Satış Sözleşmesi ” başlıklı harici satış sözleşmesi ile davacı tarafından davalıya 220.000,00 TL bedel ile satıldığı, bedelin ödenmesi için sözleşmede dökümü yapılan çeklerin kabul edildiği ve ileri tarihlerde bedelin 51.400,00 TL sinin ödendiği bunun üzerine davalı …’nin dava konusu taşınmazı kullanmaya başladığı anlaşılmakta ise de 04/07/2014 tarihli protokol ile daha önceden yapılan tüm sözleşmelerden karşılıklı feragat edildiği, feragat karşılığında 51.400,00 TL nin davalıya iade edildiği , tarafların karşılıklı olarak gayrikabil rücu kaydıyla davalar ve alacaklar yönünden feragatle birbirlerini ibra ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda 04/07/2014 tarihli protokol ile harici satış sözleşmesinden dönüldüğü ve tarafların elde ettiklerini iade etme hususunda anlaştıklarının kabulü gerekir. Başka bir anlatımla davalıların harici satış sözleşmesine dayanarak taşınmazı kullandıkları ve protokol tarihine (dava tarihine) kadar iyi niyetli olduklarının kabulü gerekir. O halde, yukarıda bahsedilen ilkeler ve somut olay ışığında, kötüniyeti kanıtlanamayan davalının ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamayacağı gözönüne alınarak ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin ecrimisil bedeline yönelen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 28.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İyiniyetli olmayan zilyet, Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi uyarınca yaptığı giderlerden yalnızca hak sahibi için de zorunlu olanların tazminini isteyebilir. Şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumludur. İyiniyetli zilyet ise aynı Kanun’un 994. maddesi kapsamında zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir ve bu tazminat ödenene kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir; diğer giderler için tazminat isteyemez. Bu hükümler ecrimisilin miktarını belirlemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 994Kaynağı aç
Madde 994- İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir. İyiniyetli zilyet, diğer giderler için tazminat isteyemez. Ancak, şeyin geri verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden önce ayırıp alabilir. Zilyedin elde ettiği ürünler, yaptığı giderler sebebiyle doğan alacaklarına mahsup edilir. 2. İyiniyetli olmayan zilyet bakımından

Dava kim tarafından ve kime karşı açılır

Ecrimisil davasını işgal edilen taşınmazın maliki açabileceği gibi, taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hakkı veya kişisel hakkı bulunan kişiler de açabilir. Miras bırakanın sağlığında başlamış veya ölümle doğmuş ecrimisil alacağı mirasçılar tarafından istenebilir. Elbirliği mülkiyetinde maldan yararlanamayan paydaş payına dayanarak tek başına istemde bulunabilir; miras ortaklığında tereke temsilcisi varsa davayı bu temsilcinin açması gerekir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7984, K. 2018/8190 sayılı kararında ecrimisilin bölünebilir olduğu ve elbirliği ortaklığındaki her ortağın kendi payı oranında ecrimisil isteyebileceği kabul edilmiştir. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan diğer paydaş veya paydaşlardan payına yönelik elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Payına karşılık çekişmesiz bir bölüm kullanan ortağın ecrimisil istemi dikkate alınmaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/7984, K. 2018/8190Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/7984 E.  ,  2018/8190 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen … davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden ise davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.03.2018 … günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davacılar vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davacılar, ortak mirasbırakanları …’den intikal eden 6656 parsel sayılı taşınmazdaki 14 no’lu meskeni haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalının kullandığını, yapılan ihtara rağmen kullanımın devam ettiğini ileri sürerek, davalının el atmasının önlenmesini ve 7 yıldır taşınmazı kullanamamaları nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsilini istemişler, yargılama sırasında el atmanın önlenmesi isteklerinden vazgeçmişlerdir. Davalı, ecrimisilin zamanaşımına uğradığını, öte yandan ecrimisil şartları oluşmadığı gibi mirasbırakan …’nin mirasçısı … ile birlikte dava konusu meskende ikamet ettiğini bildirip davanın reddini savunmuştur. El atmanın önlenmesi yönünden feragat nedeniyle, ecrimisil bakımından ise tüm paydaşlar tarafından birlikte dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; ‘’ Bilindiği üzere, feragat ve kabul kati hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Bu konudaki beyanın iradeyi ifsad eden sebeplerden ötürü geçersiz olduğu ileri sürülmedikçe beyan sahibini bağlar. O halde, mahkemece elatmanın önlenmesi isteği bakımından feragat nedeniyle ret kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince; elatmanın önlenmesi davalarında ecrimisil de istenilmişse, haksız işgalcinin mülkiyet sahibine ödemekle yükümlü bulunduğu en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan kâr olan haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil bölünebilir nitelik taşıdığından terekedeki ortaklığı oluşturan her bir ortağın kendi payı oranında ecrimisil istemesine yasal bir mani bulunmamaktadır. Nitekim gerek yargısal uygulamalar, gerekse öğretide anılan bu ilke kural olarak benimsenmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece, ecrimisil isteği yönünden gerekli araştırma, inceleme ve soruşturmanın yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde el atmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrisimil bakımından ise davanın kısmen kabulü ile ihtarnamenin tebliğ tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için davacıların miras payına isabet eden 23.730,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalının temyiz başvuru dilekçesi davacılar vekiline 19.03.2015 tarihinde tebliğ edildiğine ve davacılar vekili UYAP üzerinden 03.04.2015 tarihinde katılma yoluyla hükmü temyiz ettiğine göre, katılma yoluyla temyizin 186 sayılı HUMK’nın 433/2. maddesi uyarınca (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 10 günlük yasal süresi içerisinde yapılmadığı gözetilerek davacılar vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin süreden reddine. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mirasbırakan …’nin, davalı …’den olma kızı dava dışı … Yeneroğlu mirasçı olup, davalı …, kızı …’ya teb’an çekişmeli 14 no’lu meskeni kullanmaktadır. O halde, uyuşmazlığın paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olduğu açıktır. Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (… gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen…, … yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işg… h…nde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Öte yandan; elbirliği veya paylı mülkiyette paydaşlar arasında bir şeyden kullanma yoluyla yararlanma 11.03.1950 tarih ve 11/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca semere mefhumuna girmediğinden hukuki semere sayılmaz. Ecrimisil talep edebilmek için yararlanma isteğinin kullanana iletilmesi ve yararlanmasının engellenmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile de sabittir. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olaya gelince, davacılardan …, … ve …’in … 12. Noterliği’nin 13.12.2002 tarih ve 22370 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile dava konusu 14 no’lu meskeni tahliye etmesini davalı …’den istedikleri, davalı …’in anılan ihtarnameyi cevap dilekçesinde kabul ettiği, davacılar …, … ve …’in davalı …’i intifadan men ettikleri, ne var ki diğer davacıların davalı …’i intifadan men ettiklerine dair dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde, ihtarnamede yer almayan davacılar …, … ve … yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek anılan davacılar yönünden davanın reddinin gerekeceği kuşkusuzdur. Yukarıda açıklandığı üzere ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Davalı taraf, cevap dilekçesi ile süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Ne var ki, mahkemece zamanaşımı def’i dikkate alınmaksızın hatalı olarak dava tarihinden geriye dönük yedi yıllık dönem için hesaplanan ecrimisile hükmedilmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesinde; ‘’ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, tar aflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. ‘’ amir hükmüne yer verilmiştir. Eldeki davada ise, mahkemece kurulan hükümde davacılardan her birinin hangi miktarda ecrimisile hak kazandığı belirtilmediğinden hükmün infazda tereddüte yol açacağı açıktır. Hal böyle olunca, davacılar …, … ve … yönünden davanın reddine karar verilmesi ve davalının zamanaşımı def’i dikkate alınarak dava tarihinden geri dönük beş yıllık dönem için davacılar …, … ve … yönünden ayrı ayrı hesaplanacak ecrimisile ( miras paylarına isabet eden ) hükmedilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşı temyiz eden ve duruşmaya katılmayan davacılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/4046, K. 2015/3141Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2014/4046 E.  ,  2015/3141 K.PAYDAŞLAR ARASINDA ELATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL DAVASIİNTİFADAN MEN KOŞULUDAVA KONUSU TAŞINMAZLARIN BAZILARI ÇAY BAHÇESİ NİTELİĞİNDE VE DOĞAL ÜRÜN GETİREN TAŞINMAZLARDAN OLMASI, BU NEDENLE İNTİFADAN MEN KOŞULU ARANMAMASIDAVA KONUSU TAŞINMAZLARIN BAZILARININ TARLA NİTELİĞİNDE OLMASI VE BU NEDENLE İNTİFADAN MEN KOŞULU ARANMASIİNTİFADAN MEN İÇİN DÜZENLENEN İHTARNAMENİN TEBLİĞ EDİLİP EDİLMEDİĞİ "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakiminin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davacı, mirasbırakanın kayden maliki bulunduğu 10,22,29,64,330,384 ve 438 parsel sayılı taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığını, ihtara rağmen işgale devam ettiklerini ileri sürerek payına yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Davalılar, taşınmazların kök murisin 1975 yılında ölümünden itibaren tüm mirasçıların rızası alınarak mevcut haliyle kullanıldığını, davacının hiç bir itirazının olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, elatma olgusunun keşfen saptandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazların tarafların kök murisi A..P.. adına kayıtlı olduğu, kök murisin 1975 yılında ölümü ile davalıların murisi R..P..'ın taşınmazları kullandığı, R..'nın da ölümü ile onun mirasçıları davalıların kullanmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda; davalıların taşınmazların tamamını kullanmak suretiyle davacıyı intifadan men ettikleri belirlenerek davacının payına yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olaya gelince; 10.08.2012 tarihinde noterde düzenlenen ihtarname ile davacının dava konusu taşınmazlardaki payını kullanmamaları için davalıları ihtar ettiği, ancak anılan ihtarnamenin tebliğ tarihinin dosyaya ibraz edilen belgelerden tespit edilemediği görülmektedir. Her ne kadar çekişme konusu taşınmazlardan 10 ve 22 parsel sayılı taşınmazların çay bahçesi niteliğinde ve doğal ürün getiren taşınmazlardan olup intifadan men koşulu aranmaz ise de davaya konu 29,64,330,384 ve 438 parsel sayılı taşımazların tarla niteliğinde olduğu kayden sabittir. Hal böyle olunca; somut olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının ibraz ettiği 10.08.2012 tarihli ihtarnamenin davalılara tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, tebliğ tarihi veya ihtarda tanınan süre varsa öngörülen tarihten itibaren tarla niteliğindeki taşınmazlar bakımından ecrimisil hesabı yapılması gerekirken bu hususun gözardı edilmesi doğru değildir. Davalıların anılan hususlara yönelik temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Paydaşlar arasında intifadan men

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2014/4046, K. 2015/3141 sayılı kararına göre kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemez. İntifadan men, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Karar, bu koşulun aranmadığı istisnalar da bulunduğunu belirtir.

Taşınmazın niteliği bu koşulun uygulanmasını değiştirebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/4241, K. 2016/8851 sayılı kararında tarla niteliğindeki parsellerde intifadan men ve istisnası bulunmadığından davanın reddi doğru görülmüştür. Bahçeli ev ile kiraya verilerek hukuki semere elde edilen dükkân niteliğindeki yerlerde intifadan men koşulunun aranması hatalı bulunmuş ve tapu bağlantısı kurulursa bu koşulun aranmaması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/15048, K. 2018/19125 sayılı kararında tarla niteliğindeki parselde men şartı gerçekleşmediğinden istemin reddi gerekirken kabul edilmesi bozma nedeni sayılmış; sunulan ihtarname başlıklı belgeler men şartını gerçekleştirecek nitelikte görülmemiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/4241, K. 2016/8851Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/4241 E.  ,  2016/8851 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacılar, kayden paydaşı oldukları 274 ada 1 ve 2 ile 124 ada 11, 36 ve 37 sayılı parsellerin tamamını diğer paydaş olan davalının ev ve dükkan vasfındaki taşınmazları kiraya vermek ve tarla vasfındaki taşınmazları ise ekip biçmek suretiyle kök muris …'nin ölüm tarihi olan 03/07/2009'dan itibaren kullandığını, taşınmazlardan istifade edemediklerini ileri sürerek 03/07/2009 tarihinden dava tarihine kadar toplam 2.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınmasını istemişlerdir. Davalı, iddianın yersiz olduğunu, çekişmeli taşınmazlardan bir adet dükkanı 01/01/2010 – 01/10/2010 tarihleri arasında, bir adet dükkanı ise 01/05/2011 tarihinden itibaren kiraya verdiğini, evde ise kendisinin oturduğunu, diğer taşınmazların kendiliğinden gelir getiren yerlerden olmadığını, çekişmeli taşınmazlar için masraf yaptığını bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, istisnalar dahil intifadan men koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delilerden; çekişmeli tarla niteliğindeki 124 ada 11 ve 36 sayılı parsellerin kök muris Halise Hacıömeroğlu adına 2/8 oranında ve çocukları olan davacıların murisi … … ile diğerleri adına 1/8’er oranda kayıtlı olduğu, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden 124 ada 11 ve 36 sayılı parseller yönünden davalının intifadan men edilmediği, bu nedenle adı geçen taşınmazlar yönünden intifadan men koşulunun istisnalarının da bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddedilmesi doğrudur. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olayda, çekişme konusu taşınmazlardan 124 ada 37 sayılı parselin bahçeli kargir ev, 274 ada 1 sayılı parselin bir dükkan ve üstü bir daire, 274 ada 2 sayılı parselin ise kargir dükkan niteliğinde olduğu ve kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması dikkate alınmadan intifadan men koşulunun aranması hatalıdır. Ne var ki, adı geçen taşınmazların tapu kayıtlarındaki eksiklikler nedeniyle davacılar ile tapu kayıt malikleri arasında bağlantı kurulamadığı açıktır. Hâl böyle olunca, çekişmeli 124 ada 37, 274 ada 1 ve 2 sayılı parseller yönünden tapu kayıt malikleri ile davacılar arasında bağlantı kurdurulması halinde yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca taşınmazların niteliği ve 124 ada 37 sayılı parselde davalının kendisinin ikamet ettiği de dikkate alınarak intifadan men koşulunun aranmadığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile davalının intifadan men edilmediği gerekçesiyle adı geçen taşınmazlar yönünden davanın reddedilmesi hatalıdır. Davacılar vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/15048, K. 2018/19125Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/15048 E.  ,  2018/19125 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili; müvekkillerinin miras bırakanı …… Tosun ile davalı arasında yapılan muvafakatnameye ve kat karşılığı …… sözleşmesine göre, 2773 parsel sayılı taşınmaza …… yapılmasının kararlaştırıldığını, buna göre binanın bölümlerinin davacılar adına yaptırılıp teslim edilmesi gerektiğini ancak davalının sözleşme gereğini yerine getirmediğini, müvekkillerinin miras bırakanı …'e ait olan tarlaları davalının kullandığını fakat hisseleri oranında ……yı müvekkillerine ödemediğini, ayrıca eksik yapılmış olan binadaki 1 nolu dükkan ve 1 nolu kömürlüğü ……ya vermek suretiyle elde ettiği …… gelirinden hisseleri oranında davacılara ödemediğini iddia ederek, davalının tamamlamadığı binadan elde ettiği 5.000 TL …… gelirinin ve davacıların miras bırakanından kalan tarlaları kullanmasının karşılığı olarak 5.000 TL ecrimisil bedelinin ödenmesini talep etmiş, 12/04/2012 havale tarihli dilekçesi ile açıklama yaparak 9762, 2773, 345 parsel numaralı taşınmazlar için toplam 100.000 TL ecrimisil talebinde bulunduğunu bildirmiştir. Davalı vekili, davalının annesi olan …… Tosun'un 2773 parselde kayıtlı arsa üzerine kendi adına 1 zemin ve 2 normal katlı bina yapılması için muvafakatname verdiğini, bina bitiminde de mirasçılarına binadan daire ve dükkan vereceğini taahhüt ettiğini, bina yapımı ile ilgilenmesi için oğlu …'a vekaletname verdiğini, ruhsatın …… Tosun tarafından alındığını ve ruhsatta …… zemin kat ve üzerine bir kat verildiğini, …… yapımından sorumlu olan davalı …'un …… Tosun adına yaptığı ……tan dükkan veya daire almadığını, davalının kat karşılığı …… sözlemesi yapmamış olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Yargılama devam etmekteyken davalı … vefat etmekle, misrasçıları davaya dahil edilmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 15.534 TL ecrimisil alacağının davacı …'e, 3.883,51 TL ecrimisil alacağının davacı …… Tosun'a ödenmesine, 3.883,51 TL ecrimisil alacağının davacı …'ye ödenmesine, 3.883,51 TL ecrimisil alacağının davacı …'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanma isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) ……ya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 günlü ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı). Mahkemece ecrimisile konu 9762 ve 2763 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan dükkanlar yönünden …… getiren yerlerden oldukları da dikkate alınarak davacı tarafın miras payları gözetilerek usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davacı taraf lehine ecrimisil hesaplanması ve hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu dükkanlara yönelik davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, tarla niteliğindeki 345 parsel sayılı taşınmaz yönünden intifadan men şartının gerçekleşmesi gerekli olup dosyada intifadan men şartı gerçekleşmediğinden, sunulan “ihtarname” başlıklı belgeler de intifadan men şartını gerçekleştirecek nitelikte bulunmadığından mirasçılar arasındaki taşınmazlar ve haklar ile ilgili paylaşım ve alacaklara ilişkin talep ve teklifleri, koşulları içerdiğinden, 345 parsel sayılı taşınmaz yönünden ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabule karar verilmesi yerinde olmamıştır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalıların yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 22.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7984, K. 2018/8190 sayılı kararında, 11.03.1950 tarihli ve 11/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre kullanma yoluyla yararlanmanın semere kavramına girmediği ve hukuki semere sayılmadığı belirtilir. Tarla ile bağ, bahçe, kiralanan yer veya doğal ürün arasındaki ayrım, taşınmazın somut niteliğine ve olayda bildirimin bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir; her tarımsal kullanım aynı sonucu doğurmaz.

Beş yıllık süre

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/5797, K. 2017/7375; E. 2014/4046, K. 2015/3141 ve E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararları ile Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/4182, K. 2022/3662 sayılı kararı, 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve aynı yöndeki yerleşmiş içtihatlar uyarınca ecrimisil davalarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve sürenin dava tarihinden geriye doğru işlemeye başladığını kabul eder.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/5797, K. 2017/7375Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/5797 E.  ,  2017/7375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ – ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi-ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul ile kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … 'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı, 33 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki … Hal’in gaip olması nedeniyle kayyım olarak atandığını, dava konusu taşınmazın davalı şirket tarafından işyeri olarak kullanıldığını ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesine, 01/01/2002-31/12/2008 tarihleri arasındaki dönem için 164.142,00-TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren hesaplanacak kademeli faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, ecrimisil talebi yönünden zamanaşımının geçtiğini, taşınmazı taşınmazın zilyedinden kiraladığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair verilen karar Dairece ‘’…dava açılırken yatırılması gereken harcın davacı Kayyımdan tahsil edilmesi, bu gereklilik yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi yerine, işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.’’ gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın el atmanın önlenmesi istemi yönünden işlemden kaldırılmasına, ecrimisil istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu arsa vasıflı 33 parsel sayılı taşınmazın kayden Hüsnü Hal’e ait olduğu, … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.11.1999 tarihli 1998-783 Esas, 1999-900 Karar sayılı ilamı ile kayıt maliki … Hal’a … Defterdarının kayyım olarak atandığı, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/2 esas sayılı dosyasında davacı kayyım tarafından davalıya karşı açılan ecrimisil istemli davada 01.01.1999 ile 31.12.2001 tarihleri arasındaki dönem için 12.120,00-TL ecrimisile hükmedildiği ve kararın derecatten geçerek 27.2.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hemen beliritilmelidir ki, yerleşmiş yargısal ilkeler doğrultusunda önceki dönemin kesinleşen ecrimisil miktarına Üretici Fiyat Endeksinin tamamı yansıtılmak suretiyle belirlenecek miktardan az olmamak koşuluyla saptanan ecrimisil bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacı veklinin tüm, davalılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere, 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olayda, davacı 01/01/2002-31/12/2008 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil isteminde bulunmuş olup dava dilekçesi davalıya 11.11.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, 24.11.2011 tarihinde davalı süresi içerisinde cevap dilekçesi sunarak zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Hal böyle olunca, davalının süresinde zamanaşımı definde bulunduğu dikkate alınarak dava tarihi olan 17.10.2011 tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem içerisinde davacının talep ettiği dönemler de dikkate alınmak suretiyle 17.10.2006 ile 31.12.2008 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmiş olması doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hangi döneme hükmedileceği, zamanaşımı def’inin somut dosyada ileri sürülmesine ve istenen dönemlere bağlıdır. E. 2015/5797, K. 2017/7375 sayılı kararda, süresinde def’i bulunan olayda 17.10.2011 dava tarihinden geriye doğru ve talep edilen dönemler dikkate alınarak yalnızca 17.10.2006 ile 31.12.2008 arasındaki dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bunun gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır. E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararda ise davalının süresinde def’i bulunmaması karşısında 08.01.2010 ile 08.01.2005 dönemine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken farklı bir dönemin esas alınması isabetsiz görülmüştür.

Kira ve ürün esasına göre belirleme

Hesap, talebin kira gelirine mi yoksa ürüne mi dayandığına göre değişir. İstenen hesap türü dava açılırken belirtilmeli, belirtilmemişse mahkeme bunu davacıya açıklattırmalıdır. Ecrimisil en az kira geliri, en çok tam gelir yoksunluğu biçiminde ele alınabilir. Hesap uzmanlık gerektirir; taşınmazın niteliğine uygun bilirkişiyle keşif ve inceleme yapılmalı, taleple bağlı kalınmalı, rapor somut bilgi ve belgeye dayanmalı, denetime açık olmalı ve değerlendirme bilimsel veriler ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddelerine uygun olmalıdır.

Kira geliri üzerinden belirlemede ilk dönem bedeli, taşınmazın o dönemdeki serbest şartlarda getirebileceği kira, emsal sözleşmeler, büyüklük, nitelik, çevre özellikleri ve yöredeki rayiç dikkate alınarak bulunur. Özellikle arsa ve binalarda taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, benzer yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılmalı ve dava konusu yer ile emsal somut olarak karşılaştırılmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7522, K. 2018/778 ve E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararlarında sonraki dönemler, ilk dönem için belirlenen miktara Üretici Fiyat Endeksi artış oranının tamamı yansıtılarak bulunacak tutardan az olmamak üzere takdir edilir. Aynı E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararda son dönem bedelinden hareketle Toptan Eşya Fiyat Endeksi uygulanması hatalı görülmüştür. Bu anlatımlar her hesapta tek zorunlu endeks formülü oluşturmaz.

Tarım arazisinde ürün esasına göre talep varsa dönemlere göre münavebe ürünleri, verim miktarları ve kilogram satış değerlerine ilişkin resmi veriler getirtilerek her dönem için belirlenecek üründen elde edilecek net gelire hükmedilmesi gerekir. Bölgede ekilen ürünler tarım il veya ilçe müdürlüğünden, ilgili yıllardaki birim fiyatları ve dekara verim değerleri hal müdürlüğünden sorulmalı; münavebeli ekim ve nadas durumu tespit edilmelidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/4182, K. 2022/3662 sayılı kararında resmi verilerle dönemsel net gelir ve duraksamasız kullanım belirlenmeden eksik incelemeyle karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin aynı kararında ecrimisil davalarında tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi gerektiği belirtilmiş; somut olayda tanık çelişkilerinin giderilmemesi ve hükme elverişsiz bilirkişi incelemesi nedeniyle hüküm bozulmuştur. Eşyalı kullanıma ilişkin iddia kanıtlanmadığında ve davalı eşyanın kendisine ait olduğunu savunduğunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/7522, K. 2018/778 sayılı kararına göre taşınmazın eşyasız hâli üzerinden ecrimisile hükmedilmesi gerekir.

Rıza, harici satış ve kötü niyetin kanıtı

Kullanıma rıza, ecrimisil sonucunu olayın tarihleriyle sınırlı olarak etkileyebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/13845, K. 2015/11828 sayılı kararında kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açıldığı 08.01.2010 tarihi itibarıyla davacının kullanıma rıza göstermiş sayılacağı ve bu tarih sonrası için ecrimisile hükmedilemeyeceği, olayda tartışmasız kabul edilmiştir. Bu sonuç her ecrimisil uyuşmazlığına genel bir rıza kuralı olarak genişletilemez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2019/5764, K. 2019/10696 sayılı kararında bedeli iade edilmeyen harici satın alan kötü niyetli kabul edilemeyeceğinden, parası geri verilinceye kadar ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda 04.07.2014 tarihli protokolle harici satıştan dönüldüğü ve kötü niyeti kanıtlanamayan davalının ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamayacağı kabul edilerek istemin kabulüne ilişkin hüküm bozulmuştur. Karar istemi bizzat reddetmemiş, yerel mahkemenin kabul hükmünü bozmuştur.

Kamu taşınmazlarında ayrı düzenleme

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi, fıkrada kapsama alınan taşınmazları işgal eden fuzuli şagilden ecrimisil istenmesini ayrı bir düzene bağlar. Üç kişilik komisyon, idarenin ilgili yerlerinden sorarak tespit tarihinden geriye en fazla beş yıl için ecrimisili tespit ve takdir eder. Bu idari ecrimisilin istenebilmesi için idarenin zarara uğraması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz. Bu zarar ve kusur ölçüsü, Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesindeki özel hukuk ilişkisine aynen taşınamaz.

2886 sayılı DEVLET İHALE KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75 – Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.[21][22][23] (Ek cümle: 23/7/2010-6009/24 md.) Ecrimisile itiraz edilmemesi halinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi halinde ise ayrıca yüzde onbeş indirim uygulanır. Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/24 md.) Köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgalcilerinden tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde bu gelirlerin elde edildiği köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Mahalli komisyonların yetkileri:

Aynı maddede ecrimisile itiraz edilmemesi hâlinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi hâlinde ayrıca yüzde on beş indirim uygulanır. Rızaen ödenmeyen ecrimisil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kira sözleşmesi bittikten sonra işgal sürerse sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir; aksi hâlde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince en geç 15 gün içinde tahliye edilip idareye teslim edilir.

Köy sınırları içindeki maddede belirtilen Hazine veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanunu’nda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde ilgili köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırabilir.

Ecrimisil nedir?

Yargıtay kararlarında ecrimisil, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği haksız işgal tazminatı olarak tanımlanır ve en azı kira geliri karşılığıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesi ayrıca, iyiniyetli olmayan zilyedin haksız alıkoymadan doğan zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemesini düzenler.

Ecrimisil davasında zamanaşımı ne kadardır?

Anılan Yargıtay kararlarında ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi tutulmuş ve süre dava tarihinden geriye doğru işletilmiştir. Hangi döneme hükmedileceği, istenen dönemlere ve zamanaşımı def’inin süresinde ileri sürülüp sürülmediğine bağlıdır.

Paydaş, diğer paydaştan her zaman ecrimisil isteyebilir mi?

Hayır. Kural olarak paydaş, ecrimisil istenen süreden önce yararlanma isteğini diğer paydaşa bildirmedikçe ecrimisil isteyemez. Payına karşılık çekişmesiz bir yer kullanan paydaşın istemi dikkate alınmaz; tarla ile kiraya verilen veya bahçeli yerler arasında taşınmazın niteliğine göre farklı sonuç doğabilir.

Kamu taşınmazındaki ecrimisil için zarar ve kusur gerekir mi?

2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi kapsamındaki ecrimisilde idarenin zarara uğraması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz. Tespit tarihinden geriye en fazla beş yıl için komisyonca takdir edilen bedel istenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu