Ecrimisil Davası: Tanımı, Koşulları ve İtiraz Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Ecrimisil Davası: Tanımı, Koşulları ve İtiraz Süreci

Ecrimisil, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinde gösterilen kamu taşınmazlarının fuzuli işgalinde, idarenin zarara uğraması ve fuzuli şagilin kusurlu olması aranmaksızın istenen bedeldir. Tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmeme sınırı bu kapsamdaki tespit ve takdire ilişkindir; her ecrimisil isteminin genel zamanaşımı süresi değildir. Paylı mülkiyette paydaşlar arasındaki istem ile iyiniyetli olmayan zilyedin tazminat sorumluluğu ayrı kurallara bağlıdır.

2886 sayılı DEVLET İHALE KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75 – Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.[21][22][23] (Ek cümle: 23/7/2010-6009/24 md.) Ecrimisile itiraz edilmemesi halinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi halinde ise ayrıca yüzde onbeş indirim uygulanır. Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/24 md.) Köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgalcilerinden tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde bu gelirlerin elde edildiği köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Mahalli komisyonların yetkileri:
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/3420, K. 2018/13975Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/3420 E.  ,  2018/13975 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, müdahalenin men’i talebinin geri alınması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına; ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar vekili, tarafların kök murislerinden kalan 22 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı kagir evin alt katındaki taşınmaza davalının tecavüzde bulunduğunu İleri sürerek müdahalenin men’ine, 08/06/2001 tarihinden itibaren dava tarihine kadar hesap edilecek ecrimisilin yine kademeli olarak hesap edilecek yasal faizi İle birlikte davacıların miras hisseleri oranında davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin taşınmazda mirasçı sıfatıyla elbirliği halinde malik olması nedeni ile taşınmazı kullanmaya hakkının bulunduğuna, davacılar … ve …'nin aynı taşınmazın normal katını kullandıklarını, davacıların bir hakkı varsa ancak murisin vefatından sonraki bir dönem için talepte bulunabileceklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, müdahalenin men’i talebinin geri alınması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına; ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Hemen belirtilmelidir ki, davaya konu taşınmazda taraflar elbirliğiyle mülkiyet esaslarına göre maliklerdir. Elbirliği mülkiyetinde de paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda olduğu gibi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başma ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Yargıtayın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı İşgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) Hal böyle olunca; davalının kullandığı alan açısından intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bununla birlikte dava konusu 22 parselin tamamı gözetilerek davacıların kullandığı ya da kullanabileceği bir yer olup olmadığının tespit edilmesi; davalının iddia ettiği üzere davacılardan Şükriye ve Halil’in taşınmazda bulunan üst katı kullanıp kullanmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, kullanıyorlarsa davanın bu davalılar açısından reddedilmesi, diğer davacılar açısından ise koşulları gerçekleşmiş ise payları oranında ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz İtirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nin 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden İtibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 995Kaynağı aç
Madde 995- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur. IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma

Hangi kamu taşınmazında ecrimisil istenir

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre, maddenin ilk cümlesinde yer alan kamu taşınmazlarının fuzuli işgalinde bedel, taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit ve takdir edilir. Komisyon, Kanunun 9. maddesinde belirtilen yerlerden sorarak tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmeyen dönemi esas alır. Takdir edilen ecrimisil fuzuli şagilden istenir. Beş yıllık sınır bu kamu taşınmazı tespitine özgüdür; özel hukuk ilişkisindeki bir istemin zamanaşımı olarak uygulanamaz.

Aynı madde, bu kapsamdaki ecrimisilin istenmesi için idarenin işgal nedeniyle zarara uğramış olmasını şart koşmaz. Fuzuli şagilin kusuru da aranmaz. Bu sonuç, maddede düzenlenen ecrimisil talebiyle sınırlıdır.

İndirim ve tahsil

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesinde, ecrimisile itiraz edilmemesi hâlinde yüzde yirmi indirim uygulanacağı düzenlenmiştir. Bedelin peşin ödenmesi hâlinde ayrıca yüzde on beş indirim uygulanır. Bu kesit, itirazın hangi işleme karşı, hangi sürede ve hangi mercie yapılacağını göstermez.

Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmezse, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Bu hüküm, 2886 sayılı Kanun m. 75 kapsamındaki idari ecrimisile ilişkindir.

Kira süresinin bitimi ve tahliye

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi, kapsamdaki kamu taşınmazına ilişkin kira sözleşmesinin bitiminden sonra işgalin sürmesini ayrıca düzenler. Sözleşmede hüküm varsa o hükme göre hareket edilir. Sözleşmede hüküm yoksa ecrimisil alınır. Sözleşmede hüküm bulunması, ayrıca ecrimisil alınacağı anlamına gelmez.

İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir. Bu süre, idarenin talebinden sonraki tahliye ve teslim işlemine ilişkindir; ecrimisil için dava açma süresi değildir.

Köy içindeki belirli gelir payı

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi, köy sınırları içinde Hazineye veya Devletin hüküm ve tasarrufuna ait taşınmazların işgalcilerinden tahsil edilen ecrimisil gelirleri için ayrı bir pay öngörür. Bu gelirlerin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanunu'nda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla ayrılır. Pay, tahsilatı izleyen ay içinde ilgili köy tüzel kişiliğinin hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı oranı iki katına kadar artırabilir. Oran, hükümde belirtilen köy içi taşınmaz gelirlerine ilişkindir; bütün ecrimisil gelirlerine uygulanacağı metinde yer almaz.

Ödeme emrine itiraz

6183 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre, kendisine ödeme emri tebliğ edilen kişi, böyle bir borcu olmadığını, borcu kısmen ödediğini veya borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir. İtiraz, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde, alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde yapılır. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesinde Vergi Usul Kanunu hükümleri uygulanır. Madde bu itiraz nedenlerini düzenler; ecrimisil alacağının doğumuna ilişkin genel bir zamanaşımı süresi koymaz.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.[27] Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md.) İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir. (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.: 2021/119, K.: 2022/48 sayılı Kararı ile.) İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir. Borcun tamamına bu madde gereğince vakı itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.[28] Borcun bir kısmına karşı bu madde gereğince vakı itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz. Mal bildirimi:

Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu, o kısmın yönünü ve miktarını açıkça göstermelidir. Aksi halde itiraz edilmemiş sayılır.

İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak zorundadır. Maddenin üçüncü fıkrası 28/1/2010 tarihli ve 5951 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Maddede yer alan bir fıkra da Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.: 2021/119, K.: 2022/48 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal edilen fıkranın içeriği ve iptalin uygulamaya etkisi bu maddedeki diğer hükümlerin kapsamını değerlendirirken göz önünde bulundurulmalıdır. Metinde ayrıca itiraz komisyonlarının bu konudaki kararlarının kesin olduğu belirtilmektedir.

Borcun tamamına yapılan itiraz tamamen veya kısmen reddedilirse borçlu, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Borcun bir kısmına yapılan itiraz, mal bildiriminde bulunma süresini uzatmaz.

İdari dava açmadan önceki başvuru

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesine göre ilgililer, idari dava açmadan önce ve idari dava açma süresi içinde, idari işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını isteyebilir. Başvuru üst makama, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makama yapılır. Bu başvuru, işlemeye başlamış idari dava açma süresini durdurur. Hangi ecrimisil işleminin idari davaya konu olacağı ve dava açma süresinin uzunluğu bu maddede belirtilmemiştir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

Başvuruya 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İstek reddedilirse veya reddedilmiş sayılırsa dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. Maddenin dördüncü fıkrası 10/6/1994 tarihli ve 4001 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Paydaşlar arasındaki istem ve intifadan men koşulu

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2018/3420, K. 2018/13975 sayılı kararında, kural olarak paydaşların birbirlerini intifadan men etmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemeyeceği açıklanmıştır. İntifadan men koşulu, ecrimisil istenen süreden önce gerçekleşir. Bunun için davacı paydaşın, taşınmazdan veya onun gelirinden yararlanma isteğini davalı paydaşa bildirmiş olması gerekir.

Aynı kararda, bu genel kuralın belirli hâllerde uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu istisnalar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın bağ, bahçe gibi doğal ürün veren ya da işyeri, konut gibi kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkâr etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması ve davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bu istisnalar, söz konusu kararın aktardığı sıralamadır; kararın kendisi bozmayla sonuçlanmış olduğundan kesin hüküm niteliği taşımamaktadır.

Aynı kararda, paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağının bulunmadığı belirtilmiştir. Karar ecrimisile kesin olarak hükmetmez. Daire, davalı vekilinin temyiz itirazlarını kabul etmiş ve ilk derece hükmünü usul ve yasaya aykırı bularak bozmuştur.

İyiniyetli olmayan zilyedin sorumluluğu

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 995. maddesi iyiniyetli olmayan zilyedi düzenler. Bu zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.

İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazminini isteyebilir. Şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ise ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.

Bilirkişi incelemesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesine göre mahkeme, çözümün hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. Karar, taraflardan birinin talebi üzerine veya mahkemenin kendiliğinden verilebilir. Hüküm, her ecrimisil davasında bilirkişi incelemesini zorunlu kılmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 266Kaynağı aç
MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Bilirkişi sayısının belirlenmesi
Ecrimisil için idarenin zarara uğraması gerekir mi?

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi kapsamındaki ecrimisilde idarenin zarara uğraması gerekmez. Fuzuli şagilin kusuru da aranmaz.

Beş yıl ecrimisilde genel zamanaşımı mıdır?

Hayır. Beş yıl, 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesindeki tespitin geriye doğru sınırıdır; genel zamanaşımı süresi değildir. Ödeme emrine itirazda borcun zamanaşımına uğradığı ileri sürülebilir; bu hüküm alacağın zamanaşımı süresini göstermez.

Paydaş diğer paydaştan her zaman ecrimisil isteyebilir mi?

Kural olarak isteyemez. İntifadan men, istenen süreden önce bildirimle gerçekleşmelidir. Paydaşa payı karşılığında çekişmesiz kullandığı bir kısım yer varsa ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Ancak kamu malı, doğal veya hukuksal ürün veren taşınmaz, paydaşlığın inkârı, kullanım anlaşması ve önceki dava ya da icra takibi gibi hâllerde bu kural uygulanmaz.

Ecrimisile itiraz edilmezse hangi indirim uygulanır?

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre itiraz edilmemesi hâlinde yüzde yirmi indirim uygulanır. Peşin ödemede ayrıca yüzde on beş indirim uygulanır.

Kamu taşınmazında kira bitince işgal sürerse ne olur?

2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Sözleşmede hüküm yoksa ecrimisil alınır.

Ödeme emrine kaç gün içinde ve nereye itiraz edilir?

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içinde, alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itiraz edilebilir. İtiraz, borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarına yöneliktir. Borcun bir kısmına itiraz ediliyorsa o kısmın yönü ve miktarı açıkça gösterilmelidir; aksi hâlde itiraz edilmemiş sayılır.

Üst makama başvuru dava süresini nasıl etkiler?

Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur. 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. Ret veya zımni ret üzerine süre yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır.

Ecrimisil davasında bilirkişi zorunlu mudur?

Hayır. Mahkeme, çözümün özel veya teknik bilgiyi gerektirmesi hâlinde talep üzerine ya da kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu