Geçit Hakkı Davası: Şartları ve Dava Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Geçit Hakkı Davası: Şartları ve Dava Süreci

Genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan taşınmaz maliki, Türk Medeni Kanunu'nun 747. maddesi uyarınca tam bir bedel karşılığında komşularından geçit hakkı tanınmasını isteyebilir. Bu hak, taşınmaza bağlı bir irtifak hakkı niteliği taşıdığından taşınmazın el değiştirmesi durumunda yeni malike geçer ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 747Kaynağı aç
Madde 747- Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir. Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır. Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir. b. Diğer geçit hakları

Hukuki Dayanak ve Genel Çerçeve

TMK m. 747, zorunlu geçit hakkının temel düzenlemesidir. Kanun, geçit talebinin önce önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya yöneltilmesini, bu yoldan ihtiyaç giderilemiyorsa geçitten en az zarar görecek komşuya karşı kullanılmasını öngörür. Zorunlu geçit, iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.

TMK m. 748 ise tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu gibi özel nitelikteki geçitler ile taşınmazı işletmek ya da üzerinde yapı yapmak amacıyla komşuya geçici olarak girme hakkını ayrı bir rejime tabi kılmaktadır: bu geçitler önce özel kanun hükümlerine, özel kanun yoksa yerel âdete göre değerlendirilir. Söz konusu geçitler TMK m. 747 kapsamındaki zorunlu geçit hakkından farklı bir statüde yer alır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 748Kaynağı aç
Madde 748- Taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya iyileştirme ya da taşınmazı üzerinde yapı yapma amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu ve oluğu ve bunlara benzer diğer geçitler özel kanun hükümlerine tâbidir. Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır. Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli nitelikte olanlar beyanlar sütununda gösterilir. 8. Sınırlıklar

Geçit Hakkı Kurulmasının Şartları

Zorunlu geçit hakkı kurulabilmesi için geçit gereksiniminin zorunlu olması ve tam bedelin ödenmesi gerekir. Bunun yanı sıra taşınmazların önceki durumlarına ve mevcut yollara değer verilmesi, geçidin en az zarar verecek biçimde kurulması ve taraf çıkarlarının dengelenmesi özel koşullar arasında yer alır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/272, K. 2024/240Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2023/272 E.  ,  2024/240 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/346 E., 2022/419 K. KARAR : Davanın kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.02.2022 tarihli ve 2021/7943 Esas, 2022/960 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki zorunlu geçit hakkı tesisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili; müvekkilinin Sivas ili, Hafik ilçesi, Düzyayla köyünde bulunan 117 ada, 46 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, Hazineye ait komşu taşınmaz olan 45 parsel üzerinde eskiden beri tarım ve hayvancılıkta kullanılan bir yol bulunduğunu, burası dışında müvekkiline ait taşınmaza ulaşımı sağlayacak başka bir yol olmadığını ileri sürerek zorunlu ihtiyaç nedeniyle ve belirlenecek bedeli mukabilinde bu taşınmaz üzerinde müvekkiline ait taşınmaz lehine geçit irtifakı kurulmasını talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı vekili; geçit hakkı tesis edilmek istenen 45 parselin 14.04.2014 tarihinde Düzyayla köyü tüzelkişiliği adına ağaçlandırma yapılmak üzere tahsis edildiğini, yine 45 parselde dava dışı kişinin haksız işgal şeklindeki kullanımı ve kepçeyle yol açtırması nedeniyle tahliye ve ecrimisil işlemlerinin devam ettiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen yolun bu yer olduğunu, iddia edildiği gibi bu yerde önceden beri kullanılan bir yol bulunmadığını, davacının 46 parseli 2011 yılında iktisap ettiğini, bu durumun önceden makineli ziraat faaliyetlerinde başka alternatif yolların kullanıldığını gösterdiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 nci maddesindeki koşulların söz konusu olmadığını, açılacak bir yolun Hazineye ait taşınmazın değerini azaltacağı gibi üzerinde yetiştirilecek ağaçlar için de olumsuz etki yaratacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı 6. Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli, 2014/488 Esas, 2016/384 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne, fen raporunda davalıya ait 45 parsel sayılı taşınmazda A harfi ile gösterilen ve 491 m2 lik (1. alternatif) yol üzerinde geçit hakkı tesisine, depo edilen 1.475,73 TL irtifak bedelinin davalıya ödenmesine hükmedilmiştir. 7. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 07.05.2019 tarihli, 2016/11827 Esas, 2019/4073 Karar sayılı kararı ile; “…Somut olayda; dava konusu 117 ada 46 parsel lehine 117 ada 45 parsel aleyhine fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 24.11.2015 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 491,91m2'lik 1. alternatif yoldan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş ise de aleyhine geçit kurulan 117 ada 45 parsel sayılı taşınmaz üçe bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğü bozularak geçit tesisine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılması gereken yeniden keşif yapılarak aleyhine geçit kurulan 117 ada 45 parselin 117 ada 47 ve 52 parsel sınırlarından 117 ada 45 parselin bütünlüğünü bozmayacak şekilde geçit hakkı tesisi mümkün olup olmadığını araştırarak fen bilirkişisi raporunda D ile gösterilen çeşmenin geçit dışında bırakılarak şimdi ki gibi ya da 117 ada 51 parselden genel yola bağlantısının mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmesi gerekirken bu yönde bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir…” şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur. 8. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda 16.03.2021 tarihli, 2020/70 Esas, 2021/181 Karar sayılı karar ile; Hazine arazisi olan 45 parsel sayılı taşınmazın üçe bölünerek ekonomik bütünlüğünün bozulması ve çeşmeyi kapsamayan alternatif üretilmemesi hususları bozma nedeni yapıldığından yeniden keşif yapılarak olası alternatiflerin değerlendirildiği, keşifte dava konusu taşınmaz ve civar parseller gözlemlendiğinde, Hazine arazisi olan 45 parselin bozma öncesi hazırlanan krokide C ile gösterilen kısmının 500 m2 alanda düz ve tarım arazisi olduğu, kalan alanın eğiminin yüksek olduğu, D ile gösterilen alanda zeminde çeşme bulunmadığının görüldüğü, bilirkişilerce üretilen iki adet alternatiften ikinci alternatifin araçların manevrasını engelleyecek kadar kıvrımlı ve sürdürülebilir olmaması nedeniyle uygun olmadığının bildirildiği, birinci alternatif yol, çizimde taşınmazı ikiye bölüyor gibi görünse de B ile gösterilen kısmın zeminde eğimli taraçalandırılmış olması C ile gösterilen kısmın zeminde eğimsiz ve tarla olarak kullanılıyor olması nedeniyle ekonomik bütünlüğün bu iki taşınmaz için farklı olduğu, taşınmazın tümünde tek bir özgüleme olmadığından ekonomik bütünlüğün bozulmadığı, bu nedenle birinci alternatif yolun irtifak tesisi için uygun güzergah niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ait 45 parsel sayılı taşınmaz üzerinde fen bilirkişisi raporunda "1. Alternatif Yol" olarak gösterilen 532,18 m2 yer yönünden davacıya ait 46 parsel sayılı taşınmaz lehine sürekli geçit hakkı tesisine, tesis edilen geçit hakkının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine ve kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline, karar kesinleştiğinde mahkeme veznesine depo edilen 2.299,02 TL geçit bedelinin 117 ada 45 parsel malikine ödenmesine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 9. Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 10. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.02.2022 tarihli ve 2021/7943 Esas, 2022/960 Karar sayılı kararı ile; “…İncelenen dosya kapsamına göre; Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "Mutlak geçit ihtiyacı" veya "Geçit yoksunluğu", ikincisine de "Nispi geçit ihtiyacı" ya da "Geçit yetersizliği" denilmektedir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Kaldı ki geçit davalarındaki diğer amaç, yol ihtiyacı içinde bulunan bir taşınmazın, kesintisiz olarak genel yola ulaşımını sağlamaktır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece kurulan geçitle bölünemezlik ilkesi ve kesintisizlik ilkesi de ihlal edilmiş olmaktadır. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılması da gerekebilir. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Yukarıda açıklanan genel ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmemesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Şöyle ki; yararına geçit talep edilen 117 ada, 46 parsel sayılı taşınmazın geçit ihtiyacı içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz lehine kurulan geçit irtifakının, davalılardan Hazinenin mülkiyetinde olan 117 ada, 45 parsel sayılı taşınmazı üç parçaya bölecek biçimde tesis edildiği görülmektedir. Geçit davalarında aleyhine geçit kurulan parsellerin ekonomik kullanım bütünlüklerinin korunması gerekirken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım şekli ve ekonomik bütünlüğü bozulacak şekilde kurulan geçidin kesintisiz olması gerektiği hususu da göz ardı edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. O halde; mahkemece kesintisizlik ilkesine uyularak ve davalı parsel bölünmeyecek şekilde, mümkünse diğer alternatifler üzerinden, gerekirse teraslama yapılarak geçit tesis edilmesinin düşünülmesi gerekirken, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı 11. Mahkemenin 18.07.2022 tarihli ve 2022/346 Esas, 2022/419 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek ve bozma ilâmında diğer alternatifler değerlendirilerek gerekirse teraslama yapılması gerektiğinden bahsedilmiş ise de bilirkişilerin C ile gösterdikleri alanın %60-70 eğimli olduğu ve C ile B arasında zeminde ekonomik bütünlüğün bulunmadığı belirtilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 12. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; zorunlu geçit hakkı tesisine ilişkin davada, Mahkemenin irtifak tesis edilecek alanın tespiti yönünde yaptığı inceleme ve araştırmanın uyulan bozma kararının gereklerini yerine getirip getirmediği, burada varılacak sonuca göre söz konusu incelemenin yeterli ve varılan sonucun yerinde kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 14. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle konuyla ilgili kavram ve mevzuat hükümlerine değinilmesi faydalı olacaktır. 15. Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesinde, içeriği “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” şeklinde belirlenen mülkiyet hakkı, eşya hukukunun bütünü göz önüne alındığından malike eşya üzerinde en geniş yetkileri sağlayan ayni haktır. Ancak mülkiyet hakkı, yalnızca bu hükümdeki yetkileri değil aynı zamanda bazı ödevleri de beraberinde getirir. Bu ödevler, mülkiyet hakkının niteliği icabı olup malikin bazı yetkilerini kısıtlar. 16. Kanun’da ayrıntılı olarak düzenlenen taşınmaz mülkiyetinin kapsamı, mülkiyet hakkının anayasal garantisi ve sosyal devlet ilkesi gereği kanunla veya kanunun izin verdiği şekilde tezahür edecek bir hukuki işlem yoluyla gerçekleşebilecek birtakım kısıtlamalara tabi tutulmuştur. 17. Sözlük anlamı “bir yere dayanma, bir şeyi destek yapma” olan irtifak hakkı da eşya hukuku açısından bir taşınmaza diğer bir taşınmaz yararına yük yüklemek anlamına gelir (Türk Hukuk Lûgatı- Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.I, s.592). Bu tanımdan hareketle irtifak hakkı, hak sahibine malikin eşya üzerindeki kullanma ve yararlanmayla ilgili yetkilerinin bir bölümünü veya tümünü sağlayan ya da malikin mülkiyetle ilgili yetkilerinin bazılarının kullanılmasını, hak sahibi yararına yasaklayan bir sınırlı ayni hak olarak izah edilebilir. 18. Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan, komşular yararına irtifak hakkı kurma yükümlülüğü getiren kısıtlamalarından biri ise zorunlu geçit hakkıdır. Taşınmazın genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malikinin tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı istemesi hâli olarak tanımlanabilecek (Türk Hukuk Lûgatı, s. 399) bu hak, 4721 sayılı Kanun’un 747 nci maddesinde “Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir. Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır. Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir. 19. Zorunlu geçit hakkı kurulabilmesi için mevcudiyeti aranan koşulları genel ve özel yasal koşullar olarak tasnif etmek mümkündür. Genel koşullar, kanun maddesinden hareketle, hakkın üzerinde kurulacağı taşınmazın özel mülkiyet konusu ve tapuya kayıtlı olması, geçit gereksiniminin zorunlu olması, tam bedelin ödenmesi olarak sıralanabilir. Geçit irtifakı tesis edilebilmesi için aranan özel koşullar ise taşınmazların önceki durumlarına ve mevcut yollara değer verilmesi, geçidin en az zarar verecek biçimde kurulması ve taraf çıkarlarının dengelenmesidir. 20. Geçit hakkı gibi komşuluk hukukundan doğan zorunlu irtifak haklarının kurulmasında, taşınmazındaki mülkiyet hakkı sınırlanan malik ile yararına zorunlu irtifak hakkı kurulan hak sahibi arasında eşyaya bağlı bir borç ilişkisinin doğar ve bu borç ilişkisinde her iki tarafın çatışan çıkarlarının dengelenmesi gerekir. Bu noktada iki malikin çatışan eşya hukukuna özgü çıkarlarının dengelenmesi açısından fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi önemli bir işlev görmektedir. 21. Geçit hakkı tesisinde fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği, alternatifli güzergâhlar içerisinde lehine geçit hakkı tesis edilecek taşınmaz maliki açısından en kısa ve en az giderli olanı değil; aleyhine geçit hakkı tesis edilebilecek taşınmaz malikleri açısından objektif olarak en az külfet yüklenecek ve en az zarar görecek olanının tercih edilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulunun 14.09.2021 tarihli ve 2017/(14)7-1826 Esas, 2021/991 Karar sayılı kararı). 22. Genel yola çıkmak için davacının ihtiyacını karşılayacak seçenekler belirlenirken taşınmazların fiili durumunun yanı sıra ileride bu taşınmazların kullanılmasında meydana gelecek değişikliklerin de göz önünde tutulması gerekir. 23. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; maliki olduğu 46 parsel sayılı taşınmazın genel yola ulaşım için zorunlu geçit ihtiyacı içerisinde olması nedeniyle davacının 4271 sayılı Kanun’un 747 nci maddesi çerçevesinde komşularından geçit hakkı isteyebileceği konusunda Mahkeme ve Özel Daire arasında anlaşmazlık bulunmamaktadır. İlk karar aşamasında Mahkemece davalı Hazineye ait 45 parsel sayılı taşınmazı üçe böler mahiyetteki yol güzergâhı tercih edilmiş, Özel Daire bu güzergâhın geçitle bölünemezlik ilkesi ile kesintisizlik ilkesini ihlâl ettiğini tespit etmiş ve yeni bir alternatif güzergâhın belirlenmesi gerekliliğine işaret etmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin bilirkişi marifetiyle tespit ettiği ve direnme kararına esas olan güzergâh da Hazine taşınmazını parçalara ayırmaktadır. Mahkeme, taşınmazların fiili kullanım durumları ve coğrafi özellikleri dikkate alındığında davalı taşınmazının bu geçit ile bölünmesinin ekonomik bütünlüğü bozmadığını, belirlenen (diğer komşu parseller sınırı yanından geçen) diğer alternatif yolun eğim ve dönüşler nedeniyle zirai kullanıma uygun geçit niteliği taşımadığı gerekçesine dayanmıştır. Oysaki yukarıda değinildiği üzere zorunlu geçit güzergâhı belirlenirken lehine irtifak tesis edilen taşınmazın ihtiyaçlarının mahiyeti yanında komşuluk hukukunun yarattığı kanuni zorunluluk nedeniyle mülkiyet hakkı kısıtlanacak taşınmazın durumu ve irtifakın bu taşınmaz üzerinde yaratacağı yükün ağırlığı da göz önünde bulundurulmalı, yalnızca lehine geçit hakkı tesis edilen taşınmaz için en elverişli güzergâh değil üzerinde geçit kurulacak taşınmaza en az zararı verecek alternatifler de değerlendirilmelidir. Hâlihazır durumda zeminde kullanılmakta olan bir yolun bulunması, bunun yanı sıra Hazine taşınmazının tesis edilen geçitle bölünmesiyle oluşan krokide C ile işaretli yaklaşık bir dönümlük alanın, kalan yaklaşık 38 dönümlük alandan farklı olarak daha düz olması ve ağaçlandırılmamış, üçüncü kişilerce tarla olarak kullanılıyor olması da tek başına bu yolun tercih edilmesine yeterli kabul edilemez. Zira bir bütün olan davalıya ait taşınmazdaki fiili yol ve sürülmek suretiyle ekim alanı olarak kullanım, fuzuli işgal teşkil eden üçüncü kişilere ait eylemlerle gerçekleştirilmektedir. Gerek bu durum gerekse ileride bu taşınmazın kullanımında meydana gelmesi muhtemel değişiklikler göz önüne alındığında, yüklü taşınmazın parçalara ayrılmasına ve iki ayrı sınırlı taşınmaz doğumuna neden olan hüküm, zorunlu geçit tesis edilirken en az zarar verme ve fedakârlığın denkleştirilmesi yönündeki değerlendirmede, ihtiyaç içinde bulunan taşınmazın daha fazla masraf yapmaması için irtifakın yüklü taşınmaz üzerinde yarattığı ağırlığın göz ardı edilmesi anlamına gelecektir. 24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; Mahkemenin uyulan bozma kararı gereklerini yerine getirir şekilde inceleme ve araştırma yaptığı, bilirkişiler eliyle zemindeki alternatif ihtimallerin taşınmaz başında değerlendirildiği, bu değerlendirmede komşu taşınmazların durumu ve bilhassa eğim gibi coğrafi özellikler ile kullanımlarında ekonomik bütünlüğün bulunmayışının göz önünde tutulduğu, hükme esas yolun da bu değerlendirme sonucunda en uygun yer olarak belirlendiği, bu nedenle direnme kararının yerinde olduğu ve sair temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 25. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararına uymak gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 26. Bu nedenle direnme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararın Özel Daire kararında gösterilen nedenlerle 6217 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” hükmü gereğince uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, Aynı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. ''K A R Ş I O Y'' Dava, 4721 sayılı Kanun’un 747 nci maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan (mutlak geçit ihtiyacı) veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan (nispi geçit ihtiyacı) taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunlu olup geçit ihtiyacı olan kişinin davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmesi gerekir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararı gözetilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Bu çerçevede yapılacak değerlendirmede; geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Somut olayda da davacının genel yola ulaşabilmek için zorunlu geçit ihtiyacı olduğu çekişmesizdir. Bu nedenle dava, davacıya ait taşınmazla genel yol arasındaki taşınmazın maliki olan Hazineye yöneltilmiştir. Mahkemenin verdiği ilk kararda Hazine arazisini üçe böler nitelikteki geçit güzergâhı benimsenmiş, bu karar Özel Daire tarafından yerinde görülmemiş ve bilhassa en az zarar verme, fedakârlığın denkleştirilmesi ilkeleri çerçevesinde yeniden mahallinde inceleme yapılması ve başka alternatif güzergâhların tespit edilmesi gerekliliğine işaret edilmiştir. Mahkemece söz konusu bozma kararına uyulmuş, mahallinde bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılmış, keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda kroki üzerinden bakıldığında Hazine arazisi bir bütünmüş gibi görülmekle beraber krokide B harfi ile gösterilen alanın %60 eğimli olduğu ve hâlihazırda ağaçlandırma alanı olarak kullanıldığı, geçit yolu olarak belirlenen alanın böldüğü ve C ile işaretlenen kısmın eğiminin diğer alana göre çok daha az olduğu ve fiili kullanım durumu itibarıyla da sürülerek tarla olarak istifade edildiği de gözetildiğinde ekonomik bir bütünlük taşımadığı, komşu parseller sınırından girinti yapılarak oluşturulacak geçiş alternatifleri üzerinde de durulmuş ise de bu sınırlar kenarından oluşturulacak bir yolun gerek eğim gerekse dönemeçlerin sıklığı nedeniyle tarımsal kullanım amacına elverişli olmayacağının mütalaa edildiği anlaşılmaktadır. Bizzat zeminde yapılan incelemelerde alternatif güzergâhlar yönünden yapılan bu değerlendirmede davacının ihtiyaçları ile davalının menfaatinin yanı sıra bölgenin coğrafi ve topoğrafik yapısının bir arada gözetilerek mümkün olan en kısa, en makul ve objektif olarak en kullanışlı yolun belirlendiği, bu anlamda Mahkemenin uyulan bozma kararının gereklerini yerine getirdiği ve yeniden araştırma yapılmasının gerekmediği kanaatine varmış bulunmaktayım. Hâl böyle olunca direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmem mümkün olmamıştır.

Geçit ihtiyacının gerçek ve zorunlu olması bu koşulların merkezinde durur. Taşınmazın genel yola hiç bağlantısı bulunmaması en belirgin talep gerekçesidir. Bunun yanı sıra mevcut yolun aşırı dar olması, araç geçişine uygun olmaması veya fiilen kullanılamaz hale gelmesi de geçit talebini haklı kılabilir. Buna karşın yalnızca daha kısa, daha kolay ya da daha ekonomik bir yol elde etmek amacıyla geçit istenemez; fiili bir kullanımın varlığı da tek başına yeterli değildir, ihtiyacın objektif olarak zorunlu olması aranır. Taşınmazın genel yola ulaşmasını sağlayan uygun bir yol mevcutsa talep reddedilir; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2024/95, K. 2024/518 sayılı kararında yola çıkışı bulunan parsel yönünden davanın reddedilmesini hukuka uygun bulmuştur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/95, K. 2024/518Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2024/95 E.  ,  2024/518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/558 E., 2023/426 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki görülen geçit hakkı tesisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait … Köyü, 352, 355, 356 ve 357 parsel sayılı taşınmazlara geçiş için 1975 yılında Orman İdaresi tarafından açılan ve halen zeminde mevcut olan yolu kullandıklarını, ancak bu yolun 354 parsel maliki davalı tarafından kapatılıp, davacıların geçişinin engellendiğini, davacılardan …'nın taşınmazının yola bağlantısı olmakla birlikte yetersiz ve eğimi çok fazla, kullanımı güç olan bir bağlantı olduğunu belirterek davacıların parselleri lehine geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, yasada dahili dava kurumu olmaması ve tapu kayıtları herkese açık olması nedeniyle hazinenin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı gibi davacı tarafça bu yönde bir istek de bulunmadığından davacılar …, …, …, …, … ve …'nın davasının husumet yokluğundan reddine, 352 parsel sayılı taşınmazın yol ile bağlantısı bulunduğundan bu parsel yönünden davanın subut bulmadığından reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 01.07.2013 tarih ve 2009/285 Esas, 2013/421 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 02.06.2014 tarih ve 2014/3161 E., 2014/7258 K. sayılı ilâmında; geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebileceğinden bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmeli, ayrıca hangi güzergahtan geçit kurulacağı sadece davacının tasarrufunda olan bir husus olmadığından, geçit irtifakı kurulurken tarafların sübjektif arzularına göre değil, başta “fedakarlığın denkleştirilmesi” olmak üzere bazı temel ilkeler ve objektif kıstaslarla en uygun geçit alternatifinin belirlenmesi ve bu alternatif üzerinden geçit kurulması gerekltiğinden mahkemece, en uygun güzergah üzerindeki aleyhine geçit kurulacak taşınmazların malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Davalı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 10.11.2014 tarihli, 2014/13090 Esas, 2014/12554 Karar sayılı ilamı ile istemin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 21.11.2019 tarih ve 2014/442 Esas, 2019/424 Karar sayılı kararıyla; 09.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna göre birinci güzergahın bedelinin en uygun olmakla birlikte bu kısımdaki eğimin kazı dolgu ile giderilecek olmasına karşın güzergahın kuzeyindeki yamaç arazinin şiddetli yağmurlarla birlikte yer yer heyelan meydana geleceği ve yol güvenliğini tehlikeye sokacağı, yol tesisinin bu güzargahtaki taşınmazlarda heyelanı tetikleyebileceği bu nedenle birinci güzergahın uygun olmadığı, üçüncü güzergahın bedelinin dördüncü güzergaha oranla düşük olması nedeniyle davacı taşınmazları lehine yol geçit hakkı tesis edilebilecek en uygun güzergah olabileceği kanaatine varılarak davanın kabulüne; Antalya ili, Kumluca ilçesi, … Mahallesi, … mevkiinde kain 106 ada, 355, 356 ve 357 parsel sayılı taşınmazlar lehine aynı yer 106 ada 358 parsel sayılı taşınmaz aleyhine fen bilirkişisi … 'in 05.05.2017 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide F harfi ile gösterilen 57,77 metrekarelik kısımda dere üzerinden köprü ve benzeri bir yapı yapılarak geçit hakkının tesis ve tapuya tesciline, geçit hakkı bedeli olan 27.608,00 TL'nin karar kesinleştiğinde 106 ada 358 parsel sayılı taşınmazın maliği olan Hazine'ye ödenmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 21.11.2019 tarih ve 2014/442 Esas, 2019/424 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Maliye Hazinesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarih ve 2020/1179 Esas, 2020/6691 Karar sayılı ilâmında; mahkemece davacılara ait 355, 356 ve 357 sayılı parseller lehine geçit irtifakı tesisine hükmedilmişse de, davacılara ait 356 ve 357 parsel sayılı taşınmazlar için akdi irtifak kurulmadan ve bu parsellerin kurulacak geçit ile birbirlerine bağlanarak her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı infaza elverişli geçit hakkı tesisine karar verilmeden kesintisizlik ilkesine aykırı hüküm kurulmasının doğru olmadığı ve dere yatağı tapuya tescil edilmiş bir yer olmadığından bu şekilde kurulan geçitle kesintisizlik ilkesi de ihlal edilmiş olacağından mahkemece kamuya ait dereden geçilmek suretiyle, geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi de hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Davacılar vekili ve davalı … vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Dairemizin 01.11.2021 tarihli, 2021/2849 Esas, 2021/2552 Karar sayılı ilamı ile istemin reddine karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında mahallinde yapılan incelemede taşınmaz için en uygun güzergahın 12.06.2022 tarihli bilirkişi heyet raporundaki 1 inci alternatif güzergah olarak belirlendiği, ilgili güzergahın diğer seçeneklere göre masraf açısından uygun olduğu, geçit irtifakı davalarının en önemli prensibi olan en kısa, en az masraf ve en az zarar ilkesine de uygun olduğu, bu güzergaha ilişkin tapu kayıtlarının celbi sağlanarak, güzergahta bulunan taşınmazların maliklerinin davaya dahil edilerek davanın kabulüne; davacı vekilinin 14.06.2023 tarihli celsede 356 ve 357 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davasından feragat etmesi nedeniyle bu parseller yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, 106 ada 352 parsel sayılı taşınmazın yola çıkışı bulunması nedeniyle bu parsel yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin gerek yol güzergahını, gerekse güzergaha konu taşınmazın değerini belirlerken bilimsel verilere dayanmayan bilirkişi raporuna istinaden hüküm tesis ettiğini, geçit hakkı davaları ile ilgili hukuki uyuşmazlıklarda birden fazla geçit alternatifi belirlenmesi gerekirken mahkemenin, sadece kararında belirttiği güzergahı tek alternatif olarak kabul etmesi ve bu alternatiften yol tesis etmesinin hatalı olduğunu, krokiye göre kuzey yönündeki taşınmaz güzergahları yönünden her hangi bir araştırma yapılmadığını, verilen kararın geçit hakkı davaları ile ilgili uygulamalara açıkça aykırı olduğunu, Mahkemenin eksik inceleme neticesi hüküm tesis ettiğini| belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, geçit hakkı kurulması talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. 2. Türk Medeni Kanunu'nun 747/2 nci maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşula, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması hâlinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. 3. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. 4. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hâllerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. 5. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. 6. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, HUMK'un 440/III- 2. bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı olduğuna, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 25.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Güzergah Belirlenmesinde Uygulanan İlkeler

Geçit hakkı bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Güzergah belirlenirken taşınmazın niteliği ile geçit ihtiyacının nasıl karşılanacağı davacının sübjektif arzularına değil, objektif esaslara göre saptanmalı; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılmasında genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gözetilmelidir. Bu doğrultuda TMK m. 747/2 uyarınca geçit isteği önce önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu yoldan ihtiyaç karşılanamıyorsa geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilir.

Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi E. 2012/10757, K. 2012/12390 sayılı kararında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü daha büyük olan parsel üzerinden geçit kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2023/2083, K. 2023/2820 sayılı kararında da yüzölçümü büyük olan komşu parsel değerlendirmeye dahil edilmeden karar verilmesini eksik araştırma saymıştır. Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/272, K. 2024/240 sayılı kararında fedakarlığın denkleştirilmesi değerlendirilirken, alternatif güzergahlar arasından lehine geçit kurulacak taşınmaz maliki açısından en kısa ve en az giderli olanın değil; aleyhine geçit kurulabilecek taşınmaz malikleri açısından objektif olarak en az külfet yüklenecek ve en az zarar görecek olanının tercih edilmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Büyük parsel ölçütü bu ilkeyle birlikte, somut coğrafi ve ekonomik koşullar değerlendirilerek uygulanır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/10757, K. 2012/12390Kaynağı aç
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2012/10757 E.  ,  2012/12390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.05.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Davalı, taşınmazının yüzölçümünün küçük olduğunu ve başka alternatiflerin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 119 ada 68 parsel sayılı taşınmaz lehine, 119 ada 66 parsel sayılı taşınmaz üzerinden fen bilirkişisinin 12.05.2011 tarihli rapor ve krokisinde “C” harfi ile gösterilen yerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, yüzölçümü daha büyük olan parsel üzerinden geçit kurulmalıdır. Somut olayda; 67 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün, üzerinden geçit kurulan 66 parsel sayılı taşınmazdan daha büyük olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla 67 parsel sayılı taşınmaz üzerinden fen bilirkişinin 12.05.2011 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen yerden geçit kurulmaması nedenleri gerekçede tartışılmaksızın en kısa ve en az masraflı olduğundan söz edilerek 66 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca, geçit bedelinin, geçit kurulan alanın yüzölçümü ile uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenen m2 değerinin çarpılması suretiyle keşif tarihi itibari ile hesaplanması gerekirken, irtifak öncesi ve irtifak sonrası değer farkına göre dava tarihi itibari ile belirlenmesi de doğru değildir. Bu durumda mahkemece, 67 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının getirtilmesi, kayıt malikleri hakkında ya usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmesi ya da usul ekonomisi açısından harcı da yatırılmak suretiyle davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, yüzölçümü daha büyük olduğu anlaşılan 67 parsel sayılı taşınmaz üzerinden fen bilirkişisinin 12.05.2011 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen yerden geçit tesisinin mümkün olup olmadığının araştırılması ve Dairemizin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda keşif tarihi itibarıyla geçit bedeli belirlenerek geçit hakkı tesisine karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2083, K. 2023/2820Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2023/2083 E.  ,  2023/2820 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen geçit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacıya ait 514 parsel sayılı tarla ve kargir ev vasfındaki taşınmazın yolu olmadığını, davacının genel yola ulaşmak için en az masraflı ve en uygun yol olan davalı adına kayıtlı 530 parsel sayılı taşınmazı kullandığını, davalı ile tüm çabalara karşın anlaşamadıklarını ileri sürerek mahkemece uygun görülecek bir yerden davacıya ait taşınmaz lehine zorunlu geçit hakkı tesis edilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar ve vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Mahkeme 31.05.2016 tarihli kararında "Davanın kabulüne, 514 lehine krokide H harfi ile gösterilen 271,78 m2lik alanda 530 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisine, geçit bedeli olarak 3.873,14 TL'nin tespitine" karar vermiştir. 2. Mahkeme 21.12.2016 tarihli ek kararında "davalı vekili tarafından süresinden sonra temyiz kanun yoluna başvurulması nedeniyle temyiz isteminin süre yönünden reddine" karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 21.12.2016 tarihli ek kararına karşı davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14.Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli 2017/1261 Esas ve 2020/7691 Karar sayılı ilamı ile ek karara yönelik temyiz isteminin süreden reddine karar verilmiştir. 2. Davalı vekili tarafından karar düzeltme kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14 Hukuk Dairesi'nin 31.03.2021 tarihli 2021/803-2341E-K sayılı ilamı ile "Mahkemece 21.12.2016 tarihli ek kararın hüküm kısmında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/ç bendi gereği tarafların başvurabilecekleri kanun yolları ve süresinin bildirilmesi gerekirken temyiz süresi ve başlangıcına ilişkin sürenin gösterilmediğinden 24.11.2020 tarihli 2017/1261 Esas – 2020/7691 Karar sayılı ilamının maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından 21.12.2016 tarihli ek kararın içeriğinin incelenmesine geçilmiştir. Hükmün davalı asile 16.08.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 23.11.2016 tarihinde temyiz yoluna başvurulduğu, bu duruma göre temyiz süresi geçtiğinden mahkemesince "temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine" karar verilmişse de; davalı asile yapılan gerekçeli karar tebligatının bilinen en son adresine çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligatın buraya yapılması gerekirken, ilk seferde doğrudan Kanunun 21/2. maddesine göre tebligat yapılmasının usulüne uygun olmadığı ve temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldığından mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, 21.12.2016 tarihli ek karar kaldırılarak davalının temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir. Somut olayda; davalıya ait 530 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı tesis edilmişse de; dosya içerisindeki pafta sureti ve krokilere göre 530 parselin kuzeyindeki 529 No.lu parselin, aleyhine geçit kurulan taşınmazdan daha büyük olduğu açıkça görülmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş; 529 parsel sayılı taşınmazın güncel tapu kaydı dosya arasına alınıp, maliklerinin davada taraf kılınması için davacı tarafa süre verilerek taşınmazın maliklerinin davada taraf olması sağlandıktan sonra, yüzölçümü büyük olan 529 parsel ve diğer alternatiflerle birlikte taşınmazların ortak sınırından geçit hakkı kurulması da değerlendirilerek fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulü ile ek kararın kaldırılmasına hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı vekiline 21/06/2022 tarihli oturumun 2 nolu ara kararı uyarınca 3 numaralı seçenekte belirtilen 61.293,05 TL geçit bedelini yatırmak üzere 2 hafta kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının davacı vekiline ihtar edildiği, kesin sürede belirtilen depo işlemi gerçekleştirilmediğinden davanın reddine, bozma öncesi depo edilmiş olan 3.873,14 TL'nin bankadan çekilmemiş ise işlemiş neması ile birlikte, çekilmiş ise çekilme tarihine kadar işlememiş neması ile birlikte davalı …'dan alınarak davacıya iadesine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, bozma öncesi verilen karar ile davalı …'a ait 530 parsel sayılı taşınmaz üzerinden davacıya ait taşınmaz lehine geçit hakkı tesis edildiğini, bu kararın kesinleşmesi üzerine infaz edilip resmi olarak geçit hakkı kurulduktan sonra davalı …'ın vekili aracılığı ile kendisine yapılan tebligatın usulsüz olduğundan bahisle kararı temyiz ettiğini, temyiz talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi'nce yapılan incelemede özellikle 529 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasının belirtilmediğini, bu taşınmazdaki alternatiflerin de değerlendirilerek fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, daha önce tescil edilmiş bulunan 6 numaralı seçenek en uygun seçenek olarak belirlendiği halde yerel mahkemece, aleyhine geçit kurulacak olan taşınmazda en fazla yer kaplayacak ve en maliyetli olan 3 No.lu seçeneğin bedelini yatırmak üzere taraflarına süre verildiğini, aslında en uygun seçeneğin 6 No.lu seçenek olduğunu, en kötü ihtimal ile Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere 529 parsel ile 530 parselin ortak sınırından bir seçenek belirlenip buna göre geçit hakkı kurulması gerektiğini, diğer yandan davanın reddi kararının doğru olduğu kabul edilse dahi davacı müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını dile getirmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, geçit davasında davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan taşınmaz kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada “kesintisizlik ilkesi” denilir. 2. Türk Medeni Kanunu'nun 747/2 nci maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. 3. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. 4. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. 5. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Geçit bedelinin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. 6. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu'nun 748/3 ve 1012 nci maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30 uncu maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. 7. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Somut olaya gelince; mahkemece her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de; bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. 3. Bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere yüzölçümü büyük olan 529 parsel ve diğer alternatifler ile taşınmazların ortak sınırından geçit hakkı kurulması seçeneği mahkemece gözardı edilerek ısrarla tamamı 529 parselden geçen ve diğer alterrnatiflere göre daha uzun ve maliyetli olan 3 No.lu güzergahın geçit bedelini yatırmak üzere davacı tarafa kesin süre verilmiş, bedelin depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. 4. Oysa ki bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporunda; 530 parselden geçen E ve H harfleri ile gösterilen 6 No.lu güzergahın en uygun güzergah olduğu belirtilmiş ve ayrıca bu alternatife en yakın ve en uygun ikinci güzergahın da E ve G harfleri ile gösterilen 529 ve 530 parselin sınırından geçen 5 No.lu güzergah olduğuna da değinilmiştir. 5. Bu nedenle fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak karar tarihine en yakın tarihte G ve E harfleriyle gösterilen 5 No.lu güzergahın geçit bedeli belirlenmeli, bu bedeli depo etmesi için davacıya usulüne uygun kesin süre verilip sonuçları hatırlatıldıktan sonra bedelin depo edilmesi halinde işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Uygun güzergah saptanırken aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasına özen gösterilmesi gerekir; başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bu durum mahkeme kararında açıkça gerekçelendirilmelidir. Öte yandan güzergah belirlenirken taşınmazların yalnızca mevcut fiili durumu değil, ileride kullanımlarında meydana gelebilecek değişiklikler de göz önünde tutulmalıdır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/272, K. 2024/240 sayılı kararında bu yön açıkça vurgulanmıştır.

Tarım arazileri için geçit genişliği, tapuda kayıtlı nitelik ve kullanım amacı dikkate alınarak kural olarak bir tarım aracının geçebileceği ölçüde, emsaline göre 2,5 ile 3 metre arasında belirlenir. Bu genişliğin aşılmasının zorunlu olduğu hallerde gerekçenin kararda dayanakları ile birlikte gösterilmesi gerekmektedir.

Geçidin kesintisiz kurulması da güzergah belirlemesinde gözetilen önemli bir unsurdur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2024/95, K. 2024/518 sayılı kararında, tapuya tescil edilmemiş dere yatağından geçilmek suretiyle geçit kurulmasının kesintisizlik ilkesini ihlal edeceği ve bu şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu değerlendirilmiştir. Aynı kararda birbirine bitişik olmayan parseller yararına geçit kurulurken aralarında akdi irtifak kurulmadan ve her parsel yönünden ayrı ayrı infaza elverişli biçimde hüküm kurulmadan karar verilemeyeceği de ortaya konulmuştur.

Geçit Bedeli ve Depo Zorunluluğu

TMK m. 747 geçit hakkının tam bir bedel karşılığında kurulacağını öngörmektedir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi E. 2012/10757, K. 2012/12390 sayılı kararında bu bedelin taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığıyla objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmesi ve hükümden önce depo ettirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Aynı kararda geçit bedelinin, geçit kurulan alanın yüzölçümü ile bilirkişilerce belirlenen metrekare değerinin çarpılması suretiyle keşif tarihi itibarıyla hesaplanması gerektiği; irtifak öncesi ve sonrası değer farkına göre dava tarihi itibarıyla belirlenmesinin hatalı olduğu vurgulanmıştır.

Bedel tespitinden hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmişse, mülkiyet hakkı kısıtlanan malik mağdur edilmemek ve hakkın kötüye kullanılması önlenmek amacıyla hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılması gerekebilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2023/2083, K. 2023/2820 sayılı kararında, en uygun güzergaha ilişkin doğru bedel üzerinden usulüne uygun kesin süre verilmeden, eksik araştırmayla belirlenen bedel esas alınarak verilen kesin süreye dayanan ret kararını bozmuştur. Bozma sonrası mahkemenin bilirkişi heyetinden ek rapor alarak en uygun güzergahın bedelini karar tarihine en yakın tarih itibarıyla yeniden belirlemesi, davacıya bu bedel için usulüne uygun kesin süre tanıması ve bedelin depo edilmesi halinde esasa ilişkin hüküm kurması gerektiği ortaya konulmuştur.

Davanın Tarafları ve Taraf Teşkili

Geçit hakkı taşınmaz lehine ve aleyhine kurulduğundan, leh ve aleyhine geçit istenen tüm taşınmaz maliklerinin davada yer alması zorunludur. Yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava, paydaşlardan biri ya da birkaçı tarafından açılabilir. Aleyhine geçit kurulacak taşınmazların maliklerine taraf olma imkânı tanınmadan, en uygun güzergah üzerindeki taraf teşkili sağlanmadan karar verilemez.

Geçit hakkı davası açabilecekler arasında genel yola çıkışı bulunmayan taşınmaz maliki, paydaşlar, mirasçılar ve sınırlı ayni hak sahipleri sayılmaktadır. İkinci ve sonraki gruplar bakımından hangi koşulların aranacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yetkili Mahkeme

İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır; bu kural HMK m. 12/2'de düzenlenmiştir. Birden fazla taşınmaza ilişkin davalarda ise HMK m. 12/3 uyarınca taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da dava açılabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir. Karşı davada yetki

Yargılama Giderleri

Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılır.

Tapu Tescili ve Hakkın Sona Ermesi

Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra geçit hakkı tapu siciline tescil edilir; tescil işlemiyle birlikte geçit hakkı tapu kaydında gösterilebilir. TMK m. 748/3 uyarınca doğrudan kanundan kaynaklanan geçit hakları tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğar; bunlardan sürekli nitelikte olanlar ise beyanlar sütununda gösterilir.

Geçit hakkı, taşınmazın devri halinde yeni malike geçer. Taşınmazın sonradan genel yola doğrudan bağlantı kazanması veya başka uygun bir ulaşım imkânının ortaya çıkması halinde geçit hakkının kaldırılması gündeme gelebilir; tarafların anlaşması ya da taşınmazların kamulaştırılması da hakkı sona erdirebilecek sebepler arasında sayılmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Geçit hakkı davası kimler tarafından açılabilir?

Davayı öncelikle genel yola çıkışı bulunmayan taşınmazın maliki açar. Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda paydaşlardan biri veya birkaçı dava açabilir; mirasçılar ve sınırlı ayni hak sahipleri de belirli durumlarda bu haktan yararlanabilir.

Mevcut yol dar ise geçit hakkı talep edilebilir mi?

Evet; mevcut yolun aşırı dar olması, araç geçişine uygun olmaması veya fiilen kullanılamaz durumda bulunması halinde geçit hakkı talep edilebilir. Bununla birlikte yalnızca daha kısa ya da daha ekonomik bir güzergah elde etmek amacıyla geçit istenemez; ihtiyacın objektif olarak zorunlu olması şartı aranır.

Geçit güzergahı nasıl belirlenir?

Güzergah, önce önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya yönelik değerlendirilir; bu yoldan ihtiyaç karşılanamıyorsa en az zarar görecek komşu esas alınır. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi çerçevesinde, aleyhine geçit kurulacak taşınmaz malikleri açısından objektif olarak en az külfet yüklenecek ve en az zarar görecek güzergah tercih edilir; bu değerlendirme kapsamında yüzölçümü büyük olan parsel de dikkate alınmalıdır. Aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalı ve taşınmazların gelecekteki kullanım değişiklikleri de göz önünde tutulmalıdır.

Tarım arazisinde geçit için ne kadar genişlik belirlenir?

Tarım alanlarında geçit genişliği kural olarak bir tarım aracının geçebileceği ölçüde, emsaline göre 2,5 ile 3 metre arasında belirlenir. Bu genişliğin aşılması zorunlu ise gerekçenin mahkeme kararında dayanakları ile birlikte gösterilmesi gerekmektedir.

Geçit bedeli nasıl hesaplanır?

Geçit bedeli, uzman bilirkişiler tarafından taşınmazın niteliği gözetilerek objektif kıstaslarla belirlenir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi E. 2012/10757, K. 2012/12390 sayılı kararında hesaplamanın, geçit kurulan alanın yüzölçümü ile bilirkişilerce saptanan metrekare değerinin çarpılması yoluyla keşif tarihi itibarıyla yapılması gerektiği ortaya konulmuştur. Bedel tespitinden hüküm tarihine kadar uzun süre geçmişse ya da yörede değeri artıran değişiklikler yaşanmışsa hüküm tarihine yakın yeni bir tespit yapılması gerekebilir.

Geçit bedeli mahkeme veznesine yatırılmazsa ne olur?

Mahkemece verilen kesin süre içinde geçit bedelinin depo edilmemesi davanın reddine yol açabilir. Ancak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, kesin sürenin en uygun güzergahın doğru bedeli esas alınarak verilmesi gerektiğini vurgulamış; eksik araştırmayla belirlenen bedel üzerinden verilen süreye dayanan ret kararını bozmuştur.

Birden fazla taşınmaz söz konusu olduğunda dava nerede açılır?

HMK m. 12/3 uyarınca birden fazla taşınmaza ilişkin davalarda taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da dava açılabilir.

Davacı belirli bir güzergahtan geçit istemediğini beyan ederse dava nasıl sonuçlanır?

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2013/11673, K. 2013/15318 sayılı kararında davacının belirli bir taşınmazdan geçit kurulmasını kesin olarak istemediğini beyan etmesi ve başka seçeneklerden de geçit kurulmasının mümkün olmaması halinde davanın reddi gerektiği ortaya konulmuştur. Bu değerlendirme söz konusu somut davanın olgularına dayanmakta olup her olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/11673, K. 2013/15318Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2013/11673 E.  ,  2013/15318 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.02.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının 502 ada 20 parsel sayılı taşınmazı lehine daha kısa ve uygun olan güzergah varken yola çıkışı uzun olan dava konusu 502 ada 21 parsel ayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını talep etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Somut olayda; davacı kendisine ait olduğunu öne sürdüğü 502 ada 20 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığından davalıya ait 502 ada 21 parsel sayılı taşınmazdan geçit irtifakı tesis edilmesini talep etmiştir. Gerçekten de 502 ada 20 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı bulunmamaktadır. Genel yol ile en yakın bağlantı kurabileceği komşu taşınmazlar ise krokide 502 ada 19 ve 21 parsel sayılı taşınmazlar olarak görülmektedir. Mahkemece davacıya ait olduğu bildirilen 502 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı temin edilerek davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde yapılacak araştırma ve incelemelerden sonra 502 ada 19 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulması uygun görüldüğü takdirde önce davacıdan bu taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını isteyip istemediği sorulmalı, kurulmasını istediği takdirde bu taşınmazın da tapu kaydı getirtilip malikleri davaya dahil edilerek ve Dairemizin yukarıdaki ilkeleri gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacının 502 ada 19 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını kesin olarak istemediği imzalı beyanı alınmak suretiyle belirlendiği takdirde ve başka seçeneklerden de geçit hakkı kurulmasının mümkün olmaması halinde davanın reddi gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu