Düğünde takılan ziynet eşyaları ve paraların kime ait olduğu, Türk hukukunda yazılı bir kanun hükmüyle değil; örf ve adet hukuku ile Yargıtay içtihadıyla belirlenmektedir. Bu içtihat zaman içinde değişime uğramış olup hangi kuralın uygulanacağı; taraflar arasındaki anlaşmaya, yerel örf ve adete ve takının cinsine göre farklılık gösterebilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1038, K. 2021/458Kaynağı aç
Yazılı Kanun Hükmü Yoktur: Örf ve Adet Belirleyicidir
Türk mevzuatında, düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve ekonomik değer taşıyan her türlü eşyanın hangi tarafa ait olacağını düzenleyen yazılı bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle uyuşmazlıklarda örf ve adet hukuku esas alınmakta; Yargıtay içtihadı ise bu alandaki temel çerçeveyi çizmektedir.
Eski İçtihat: Tüm Takılar Kadına Ait Sayılırdı
Geçmişteki yerleşik içtihat uyarınca, taraflar arasında aksine bir sözleşme veya ispatlanmış bir yerel örf bulunmadıkça, düğünde kime ne takıldığına bakılmaksızın tüm altın ve ziynetler kadına bağışlanmış sayılıp onun kişisel malı kabul edilmekteydi. Bu doğrultuda damada takılan paralar ile ziynet eşyaları da aksi kanıtlanmadığı müddetçe kadının mülkiyetinde görülmekteydi.
Bu genel kuralın temelinde, ziynet eşyasının evlenme nedeniyle aile ve yakınlar tarafından kadına geleceğinin güvencesi olarak takıldığı kabulü yatmaktaydı. Takının geçici ya da emaneten verildiğine ilişkin kadının açık bir kabulü olmadığı sürece bu genel kural geçerliliğini koruyordu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da oy çokluğuyla, takıların düğün masrafına katkı niteliğinde olduğu ve kime takıldıysa ona hediye edilmek amacı taşıdığı yönündeki azınlık görüşünü benimsememiş; bu görüşü kabul etmeyerek genel kuralı onaylamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin İlke Kararıyla Gelen Değişiklik
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5704 ve K. 2024/2402 sayılı ilke kararıyla ziynet eşyalarının paylaşımında uygulanacak kuralı yeniden belirlemiştir. Bu karara göre önce taraflar arasında bir anlaşma aranır; anlaşma varsa paylaşım buna göre yapılır. Anlaşma yoksa yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilebilir; bunlar da yoksa erkeğe ve kadına ayrı ayrı takılan ya da verilen her şey kural olarak o kişiye ait sayılır. Dairenin önceki içtihadı ise aksine anlaşma ya da örf-adet kuralı olmadıkça, hangi eşe ne takılırsa takılsın bunların tamamının kadına ait sayılması yönündeydi; bu eski içtihat söz konusu kararla değiştirilmiştir. Yeni ilke kararının kadına özgü ziynetler bakımından genel kuralı tam olarak değiştirip değiştirmediği ya da yalnızca erkeğe takılan ziynetler ile takı sandığı yönünden sınırlı bir değişiklik mi getirdiği henüz tam olarak netleşmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5704, K. 2024/2402Kaynağı aç
Aynı ilke kararı, takı türü bakımından da bir ayrım getirmektedir: Takılar arasında karşı cinse özgü bir eşya varsa o eşya o cinse verilmiş sayılır. Özgülük konusunda çekişme doğarsa bilirkişi incelemesine başvurulabilir; her iki cinse özgü olduğu belirlenen eşya ise takılan ya da verilen eşe ait kabul edilir.
Takı sandığına veya torbasına konulan ekonomik değer taşıyan eşyalar bakımından ise şu ayrım geçerlidir: Eşya kadına veya erkeğe özgüyse o cinse aittir; her iki cinse özgü olduğu belirlenirse ortak kabul edilir.
Ziynet Eşyası Nedir?
Bilezik, kolye, küpe, saat, yüzük, altın kelepçe, gerdanlık ve takı setleri yargı kararlarında ziynet eşyası kapsamında değerlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu m. 220/1 uyarınca, mücevher ve takı gibi yalnızca eşlerden birinin kişisel kullanımına özgülenmiş olan eşyalar o eşin kişisel malı grubuna dahil edilmektedir.
Örf ve Adeti Kim İspat Etmekle Yükümlüdür
Genel kuralın aksini gerektiren yerel bir örf ve adetin varlığını ileri süren taraf, bunu ispat etmekle yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 uyarınca; iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşır. Hayatın olağan akışına aykırı bir durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye de ispat yükü düşmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun incelediği somut bir davada, davalı erkek taraf örf ve adetin varlığını kanıtlamak amacıyla köy muhtarlığı yapmış bir tanık dinletmiş ve tanık; adetlerine göre düğünde kıza takılan takıların kıza, erkeğe takılan takıların erkeğe ait olduğunu beyan etmiştir. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu ise bu tanık beyanının, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına yansıyan yaygın örf ve adet karşısında daha köklü bir adetin varlığını ispata tek başına yetmediğine hükmetmiştir. Azınlık görüşü ise CD ve fotoğraf kanıtlarıyla desteklenen bu beyanın yeterli sayılması gerektiğini savunmuştur.
Ziynetin İade Yükümlülüğü ve İspat Yükü
Ziynet eşyasının geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmedikçe, bu eşyayı elinde bulunduran taraf iade etmekle yükümlüdür. İade yükümlülüğünden kurtulmak isteyen taraf; ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiğini ya da kadının isteği ve onayıyla bozdurulup harcandığını ispat etmek zorundadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/9923, K. 2018/1103Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/9923 ve K. 2018/1103 sayılı kararında; erkeğin ziynetleri alarak bozdurup bir daha iade etmediğinin tanık beyanıyla ispatlandığı, erkeğin ise ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiğini ispat edemediği bir davada, ziynet alacağının kabulüne karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Ziynet eşyaları bozdurulup çeşitli amaçlarla harcanmış olsa dahi, eşyaların iade edilmemek üzere verildiğinin ya da davacının isteği ve onayıyla bozdurulup harcandığının davalı tarafça kanıtlanamaması hâlinde iade yükümlülüğü devam eder.
Ziynet alacağı davalarında olağan olan, kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini, yani ziynetlerin artık kendisinde olmadığını iddia eden kadın eş bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; şüpheye yer bırakmayacak şekilde ziynetlerin varlığı ve bunların kendisinde bulunmadığı ortaya konulmalıdır. Öte yandan belirli koşullarda ispat yükü yer değiştirebilir; nitekim erkeğin ziynetlerin kendisinde kaldığını kabul eden mesaj kayıtları gibi somut delillerin varlığı halinde ispat yükü erkeğe geçmekte ve erkek ziynetleri iade ettiğini kanıtlamakla yükümlü olmaktadır.
Ziynet Davasında İspat: Tanık Beyanı ve Bilirkişi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/18252 ve K. 2018/2567 sayılı kararında; tarafların müşterek çocukları olan tanıkların birbiriyle uyumlu beyanlarıyla belirli ziynet eşyalarının davalı tarafından alınıp iade edilmediğinin ispatlandığı ve kuyumcu bilirkişisinden de rapor alındığı bir davada, ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/18252, K. 2018/2567Kaynağı aç
Bu kararın incelendiği uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesi, tanıkların nev'i, cins, miktar ve adet konusunda görgüye dayanmayan soyut beyanlarına dayanarak davayı reddetmiş; ancak Yargıtay bu ret gerekçesini dosya kapsamına uygun bulmayarak bozma kararı vermiştir.
Ziynet Davası Nasıl ve Ne Zaman Açılır
Ziynet eşyasına ilişkin dava, boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi boşanma davasından sonra da ayrıca görülebilir. Boşanma davası ile birlikte açıldığında ziynet talebi ayrı bir dava niteliği taşır; hâkim bu talebi tefrik ederek ayrı bir esasa alabilir.
Davada öncelikle ziynet eşyalarının aynen iadesi talep edilir; aynen iade mümkün değilse eşyaların bedeli üzerinden nakden iade istenir. Türk Borçlar Kanunu m. 146 hükmü, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu öngörmektedir. Boşanmadan sonra ayrıca açılacak davalarda bu genel sürenin tatbik edileceği yönündeki görüşlere karşılık, ziynet alacağında on yıllık sürenin mi yoksa özel bir zamanaşımının mı uygulanacağı ve sürenin kesin başlangıç tarihi birincil mevzuat veya karar metinleriyle netleştirilmemiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Düğünde erkeğe takılan takılar kime aittir?
Bu sorunun yanıtı eski ve yeni Yargıtay yaklaşımına göre farklılık göstermektedir. Eski yerleşik uygulamada erkeğe takılan ziynetler de aksi kanıtlanmadıkça kadına ait sayılıyordu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/5704, K. 2024/2402 sayılı ilke kararıyla benimsenen yeni yaklaşıma göre ise taraflar arasında aksine bir anlaşma ya da ispat edilen yerel örf ve adet yoksa, erkeğe takılan her şey kural olarak erkeğe aittir. Bu değişikliğin kadına takılan ziynetler yönünden de genel kuralı bütünüyle dönüştürüp dönüştürmediği henüz tam olarak netleşmemiştir.
Takı sandığına konulan altınlar kime ait olur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/5704, K. 2024/2402 sayılı ilke kararına göre, takı sandığına ya da torbasına konulan ekonomik değer taşıyan eşyaların aidiyeti şöyle belirlenir: Eşya kadına veya erkeğe özgüyse o cinse aittir; her iki cinse özgü olduğu belirlenirse ortak kabul edilir.
Yerel örf ve adeti kim ispat etmek zorundadır?
Genel kuralın aksini gerektiren bir yerel örf ve adetin varlığını ileri süren taraf, bunu ispat etmekle yükümlüdür. HMK m. 190 uyarınca, iddia ettiği vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, muhtarlık yapmış tek bir tanığın beyanıyla yaygın örf ve adetin aksine olan yerel bir kuralın varlığının ispatlanamayacağına hükmedilmiştir.
Erkek ziynetleri bozdurup harcamışsa ne olur?
Ziynet eşyaları bozdurulup çeşitli amaçlarla harcanmış olsa dahi, eşyaların geri istenmemek üzere verildiği ya da kadının isteği ve onayıyla bozdurulup harcandığı davalı tarafından kanıtlanamamışsa iade yükümlülüğü devam eder. Bu ispat yükü davalı eşe aittir.
Ziynet davası ne kadar süre içinde açılmalıdır?
Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Boşanmadan sonra ayrı bir dava açılacaksa bu genel zamanaşımı süresinin geçerli olduğu ileri sürülmekle birlikte, sürenin kesin başlangıç anı ve ziynet taleplerine uygulanacak zamanaşımı türü birincil yasal dayanak yönünden kesinlik taşımamaktadır.
Ziynet eşyasının aynen iadesi mümkün olmazsa ne talep edilebilir?
Ziynet eşyasının aynen iadesi öncelikli talep olarak istenir; ancak eşya artık mevcut değilse ya da aynen iade edilemeyecek durumdaysa, eşyaların değeri üzerinden nakden iade talep edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/6-1849, K. 2013/1006Kaynağı aç
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

