Ziynet Eşyası Nedir
Ziynet eşyası; altın, gümüş gibi değerli madenlerden yapılan ve insanlar tarafından takılan süs eşyasını ifade eder. Bilezik, kolye, küpe, yüzük, kelepçe, gerdanlık, takı seti, bileklik ve saat bu kapsamda sayılmaktadır. Mevzuatımızda düğünde takılan ziynet eşyası ile parasal değeri olan eşyanın aidiyeti konusunda yazılı bir hüküm bulunmamaktadır; Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca bu boşluk örf ve adet hukukuyla doldurulmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1038, K. 2021/458Kaynağı aç
Temel Kural: Düğün Takıları Kadına Ait Sayılır
Yerleşik yargı uygulamasına ve ülke genelindeki yaygın örf ve adete göre, düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve paralar, kim tarafından ve hangi eşe takılmış olursa olsun, aksine bir anlaşma ya da örf ve adet kuralı bulunmadığı takdirde kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı niteliğini kazanır. Bu kuralın temelinde, söz konusu eşyanın evlenme sebebiyle kadına geleceğinin güvencesi olarak verildiği kabulü yatmaktadır. Ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmedikçe, bunları alan taraf iade etmekle yükümlüdür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/2763, K. 2019/9997Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1038, K. 2021/458 sayılı kararında bu genel kuralı oy çokluğuyla benimsemiştir. Söz konusu davada davalı, dinlettiği tanığın beyanıyla Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına yansıyan yaygın örf ve adete karşı daha köklü bir yerel adetin varlığını ispatlayamamıştır; çoğunluk bu gerekçeyle genel kuraldan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığına hükmetmiştir. Kararda bir azınlık görüşü de yer almış olup bu görüş, somut davada düğün görüntülerini içeren CD ile fotoğrafa dayalı bilirkişi raporu ve köy muhtarının yeminli beyanı birlikte değerlendirildiğinde yöresel örf ve adetin ispatlanmış sayılması gerektiği kanaatindedir. Dolayısıyla genel kural yerleşik olmakla birlikte, her davada yerel örf ve adetin varlığı ve ispatlanıp ispatlanmadığı somut koşullara göre ayrıca değerlendirilmektedir.
Erkeğe Takılan Ziynetlerde Aidiyet
Erkeğe takılan ziynet eşyası ve paralar bakımından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluk görüşü, aksinin kanıtlanmadığı durumlarda bu değerlerin de kadına ait sayılması gerektiği yönündedir. Öte yandan bazı değerlendirmelerde, küpe, kolye ve bilezik gibi kadına özgü nitelikteki takıların erkeğe takılmış olsa dahi kadına ait kalacağı, buna karşın çeyrek altın, gram altın veya para gibi kadına özgü nitelik taşımayan değerlerin erkeğe ait olduğunun kabul edileceği ileri sürülmektedir. Bu iki yaklaşım arasında bir gerilim mevcuttur; söz konusu çelişki somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken bir meseleye işaret etmektedir.
Genel kuralın aksini ileri süren taraf, bu kuralı çürütecek örf ve adetin varlığını bizzat ispat etmekle yükümlüdür. TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Ziynet Eşyaları Mal Paylaşımının Dışındadır
Düğünde takılan ziynet eşyaları kişisel mal niteliği taşıdığından, boşanma sonrasında görülen mal paylaşımı davasında paylaştırılacak mallar arasına girmez ve boşanma protokolüne dahil edilemez. Bununla birlikte evlendikten sonra edinilmiş parayla satın alınan altınlar, edinilmiş mal niteliği taşıyabileceğinden paylaşım kapsamına girebilmektedir.
Karine ve İspat Yükü
Ziynet eşyalarının kadında bulunduğu mahkemeler tarafından adi bir karine olarak kabul görmektedir. Ancak bu karinenin her davada aynı biçimde ve otomatik olarak uygulandığı varsayılmamalıdır; taraflar arasındaki somut ilişki ve delil durumu belirleyicidir. Özellikle taraflar arasında düzenlenen çeyiz senedinde ziynetlerin teslim edildiği imza altına alınmışsa, bu beyanların aksini ileri süren tarafın HMK m. 201 çerçevesinde aynı nitelikte bir delille bunu kanıtlaması gerekir; senede karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ile kuvvetini ortadan kaldıracak nitelikteki hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/3595, K. 2019/3170 sayılı kararında da bu ispat yükünün davalılara düştüğüne hükmedilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/3595, K. 2019/3170Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 201Kaynağı aç
Koca, ziynetlerin iade edilmemek üzere kendisine verildiğini ya da kadının isteği ve onayıyla bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığını kanıtlarsa iadeden kurtulur. Ziynetleri bozdurduğunu kabul eden koca bu ikrar karşısında söz konusu ispat yükünü üstlenir; kanıtlayamazsa ziynetlerin bedeli kadın lehine hükmedilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/2763, K. 2019/9997 sayılı kararında, davalının düğün masrafları için bozdurduğunu kabul ettiği ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddedilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Ziynetin Varlığını Kanıtlama Yolları
Ziynet eşyasının varlığı ve miktarı her türlü delille ispat edilebilir. Düğün fotoğrafları ve videoları, taraflarca tutulan sayım belgeleri, yazışmalar ve ziynetlerin bozdurulmuş olması hâlinde faturalar bu deliller arasındadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26605, K. 2023/626 sayılı kararında, ziynet eşyalarının varlığına ilişkin bildirilen delillerin usulünce toplanıp birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiğini, delillerin eksik incelenmesinin bozma sebebi oluşturduğunu ortaya koymuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26605, K. 2023/626Kaynağı aç
Dava Türü: İstihkak Davası Niteliği ve Talep Biçimi
Ziynet eşyasından kaynaklanan uyuşmazlık bir istihkak davası niteliği taşımaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26605, K. 2023/626 sayılı kararında bu nitelemeyi benimseyerek mülkiyet hakkına dayanan malikin el atmanın önlenmesi davası yoluna başvurabileceği gibi istihkak davası açabileceğini de belirtmiştir. Dava; eşyaların aynen iadesi, mümkün değilse dava tarihindeki bedelinin ödenmesi biçiminde yürütülür. Dava konusu eşyaların varlığı tespit edilebildiğinde uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımı söz konusu olmaz; eşyaların varlığı tespit edilemezse istem tazminat niteliğine dönüşür ve Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır.
Dava Usulü ve Talep Biçimi
Ziynet alacağı boşanma davası ile birlikte ileri sürülebilir; ancak bu durumda mahkeme talebi boşanma davasından bağımsız olarak ele alır. Boşanma dava dilekçesinde yer almayan ziynet eşyası talebi ıslah yoluyla eklenemez; bu hâlde ayrı bir dava açılarak boşanma davasıyla birleştirilmesi talep edilebilir.
Dava terditli biçimde açılmalıdır: öncelikle eşyaların aynen iadesi, aynen iade mümkün değilse dava tarihindeki değerinin nakden ödenmesi talep edilmelidir. Değer tespiti, kuyumcu bilirkişi tarafından dava tarihi itibarıyla hesaplanmaktadır.
Zamanaşımı: Aynen İade ile Bedel Talebinde Farklı Kurallar
Zamanaşımı meselesinde aynen iade talebi ile bedel talebine farklı kurallar uygulanmaktadır. Dava konusu eşyaların varlığı tespit edilebiliyorsa uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımı söz konusu olmaz; bu hâlde dava her zaman açılabilir. Eşyaların varlığı ispat edilemezse istem tazminat niteliğine dönüşür ve Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Bedel talebine uygulanan on yıllık sürenin boşanma davasının kesinleşmesinden sonra işlemeye başladığı ileri sürülmektedir; ancak bu başlangıç anına ilişkin yaklaşım birincil Yargıtay kararıyla bağımsız olarak doğrulanamamıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Düğünde takılan altınlar kime aittir?
Düğünde takılan altın ve diğer ziynet eşyaları, aksine bir anlaşma ya da örf ve adet kuralı bulunmadıkça kural olarak kadına ait sayılır. Bu kural, eşyanın kim tarafından ve hangi eşe takıldığına bakılmaksızın uygulanır. Eşyanın evlenme sebebiyle kadına geleceğinin güvencesi olarak verildiği kabul edildiğinden, geri istenmemek üzere verildiği ispat edilmedikçe alan taraf iade etmekle yükümlüdür.
Erkeğe takılan altınlar da kadına mı kalır?
Yerleşik yargı uygulamasında benimsenen ağırlıklı yaklaşım, erkeğe takılan ziynetlerin ve paraların da aksinin kanıtlanmadığı durumlarda kadına ait sayılması gerektiği yönündedir. Bununla birlikte bu mesele, örf ve adetin varlığı ve ispatlanıp ispatlanmadığı da dahil olmak üzere somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir. Genel kuralın aksini ileri süren taraf, bunu TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca ispat etmekle yükümlüdür.
Koca ziynetleri harcadığını söylerse ne olur?
Koca ziynetleri bozdurduğunu kabul ederse, bunların kadının isteği ve onayıyla iade edilmemek üzere verildiğini ispat yükü kendisine geçer. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/2763, K. 2019/9997 sayılı kararında bu ispat yapılamazsa ziynetlerin bedeli kadın lehine hükmedilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.
Ziynet eşyaları boşanmada mal paylaşımına dahil edilir mi?
Düğünde takılan ziynet eşyaları kişisel mal sayıldığından mal paylaşımı hesabına dahil edilmez ve boşanma protokolüne de alınamaz. Evlilik süresince edinilmiş parayla sonradan satın alınan altınlar ise edinilmiş mal niteliği taşıyabileceğinden paylaşım kapsamına girebilmektedir.
Çeyiz senedi ziynet davasında ne işe yarar?
Çeyiz senedinde ziynetlerin teslim edildiği imza altına alınmışsa, bu beyanların aksini ileri süren tarafın HMK m. 201 çerçevesinde aynı nitelikte bir delille bunu kanıtlaması gerekir; senede karşı ileri sürülen hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/3595, K. 2019/3170 sayılı kararında ispat yükünün bu koşulda davalılara düştüğü hükme bağlanmıştır.
Ziynet davası ne zaman açılmalıdır?
Eşyaların varlığı ispat edilebiliyorsa talep mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımı söz konusu olmaz ve dava her zaman açılabilir. Eşyaların varlığı ispat edilemezse istem tazminat niteliğine dönüşür ve Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır; bu sürenin boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren işlediği ileri sürülmektedir. Hak kayıplarını önlemek açısından geç bırakmadan hareket edilmesi önem taşır.
Ziynet davası boşanma davasıyla birlikte açılabilir mi?
Ziynet alacağı boşanma davasıyla aynı anda ileri sürülebilir; ancak mahkeme bu talebi bağımsız olarak değerlendirir. Boşanma dilekçesinde talep edilmemişse ıslah yoluyla eklenemez; bu durumda ayrı bir dava açılarak birleştirilmesi istenebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

