Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı ve Tasfiye Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı ve Tasfiye Davası

Çekişmeli boşanmada mal paylaşımı, edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşe ait artık değer üzerinden kurulur. Edinilmiş mal, bu rejimin sürdüğü dönemde karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değeridir. Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve karşılıklı alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast sebebiyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin bu pay oranını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir ya da kaldırabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 219Kaynağı aç
Madde 219- Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır: 1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler, 2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, 3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, 4. Kişisel mallarının gelirleri, 5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler. III. Kişisel mallar 1. Kanuna göre
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 236Kaynağı aç
Madde 236- Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. 2. Sözleşmeye göre a. Genel olarak

Edinilmiş mal ve kişisel mal

Türk Medenî Kanunu’nun 219. maddesi edinilmiş malı, rejimin devamı boyunca karşılığı ödenerek kazanılan değer olarak tanımlar. Maddenin sayımı özellikle kaydıyla örnek niteliğindedir. Bu örnekler arasında çalışmanın karşılığı, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumları ile personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin ödemeleri, çalışma gücünün kaybı için ödenen tazminatlar, kişisel mallardan elde edilen gelirler ve edinilmiş malların yerini alan değerler bulunur.

Türk Medenî Kanunu’nun 220. maddesine göre kanun gereği kişisel mal olanlar sınırlı biçimde sıralanır. Bunlar, yalnız bir eşin kişisel kullanımına yarayan eşya; rejimin başında o eşe ait bulunan veya sonradan mirasla ya da başka bir karşılıksız kazanmayla elde edilen değerler; manevî tazminat alacakları ve kişisel malların yerini alan değerlerdir. Kişisel malın kendisi ile onun geliri aynı kesime girmez; gelir, edinilmiş mallar arasında sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 220Kaynağı aç
Madde 220- Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır: 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, 3. Manevî tazminat alacakları, 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler. 2. Sözleşmeye göre

Aidiyet ve mal kesimi ayrı ispat kurallarına bağlıdır. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu ileri süren kişi bu iddiayı ispatlar. Hangi eşe ait olduğu ortaya konamayan mallar onların paylı mülkiyetinde kabul edilir. Ayrıca bir eşin tüm malları, karşıtı ispatlanana kadar edinilmiş mal sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 222Kaynağı aç
Madde 222 – Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. B. Yönetim, yararlanma ve tasarruf

Rejimin sona erme anı

Mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle veya başka bir mal rejiminin kabul edilmesiyle sona erer. Mahkeme evliliği iptal ya da boşanma sebebiyle bitirirse veya mal ayrılığına geçilmesine karar verirse rejim, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sona erer. Boşanma hükmünün kesinleşmesi, sona erme anını kendiliğinden kesinleşme gününe kaydırmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Madde 225 – Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. II. Malların geri alınması ve borçlar 1. Genel olarak

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2015/11560, K. 2015/17026 sayılı kararında eşler 23.06.2005 tarihinde evlenmiş, 21.10.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü kesinleşince boşanmıştır. Kararda mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihte sona erdiği kabul edilmiştir. Başka bir rejimin sözleşmeyle seçildiği ileri sürülmediğinden, evlenme tarihinden rejimin bittiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuç, o davadaki tarihlerin ve sözleşme iddiasının yokluğunun sonucudur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/11560, K. 2015/17026Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2015/11560 E.  ,  2015/17026 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Aile Mahkemesi TARİHİ : 24/10/2013 NUMARASI : 2012/215-2013/697 T.. H.. ile H.. H.. aralarındaki katılma alacağı ve değer artış payı alacağı davasının kabulüne dair Ankara Batı 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 24.10.2013 gün ve 215/697 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, ziynet eşyalarının bozdurulması ile evlilik birliği içerisinde edinilen dava dilekçesinde belirtmiş olduğu iki adet taşınmaza ilişkin olarak alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının katkısının bulunmadığını, 271 parselin miras malı olduğunu, 5 nolu bağımsız bölümün ise konut kredisi ile alındığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı isteklerine ilişkindir. Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m). Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır. Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK'nun 222 m). Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse, konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 23.06.2005 tarihinde evlenmiş, 21.10.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 271 parsel numaralı arsa eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 13.01.2009 tarihinde üçüncü kişiden satış yolu ile, 920 ada 3 parsel 5 numaralı mesken ise 06.04.2010 tarihinde üçüncü kişiden satış yolu ile davalı adına tapuya tescil olmuştur. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). 1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2- Dava konusu edilen 5 numaralı bağımsız bölüme ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, davacının ziynetlerinin bozdurulması ve konut kredisi ile alınan taşınmaza ilişkin olarak aldırılan 09.09.2013 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda bulunan, yukarıda belirtilen ilkere aykırı olarak ve mal rejiminin sona erdiği 21.10.2010 tarihinden itibaren olan banka kredi taksitleri sayısı yerine, taşınmaz başında yapılan keşif tarihi olan 15.02.2013'ten itibaren taksit sayılarını esas alarak davacı lehine fazla katılma alacağına hükmedilmesi isabetli değildir. Bu itibarla dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilip ek rapor düzenlendikten sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 513,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Katılma alacağı ile değer artışı

İki alacak aynı şartlara bağlanmaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2015/11560, K. 2015/17026 sayılı kararında katılma alacağının kanundan doğduğu açıklanmıştır. Bu alacağı isteyen eşin geliri olması veya malın edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkı yapması aranmaz.

Değer artışı alacağı katkıya bağlıdır. Bir eş, diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç karşılık almadan ya da uygun karşılık almadan katkı yapmışsa, tasfiyede o maldaki değer artışı için katkısı oranında alacak hakkı doğar. Hesap, malın tasfiye sırasındaki değerine göre yapılır. Değer azalmışsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Mal önceden elden çıkarılmışsa hâkim, ödenecek alacağı hakkaniyete uygun belirler.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
Madde 227 – Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler. III. Eşlerin paylarının hesaplanması 1. Kişisel malların ve edinilmiş malların ayrılması

Eşler yazılı anlaşmayla değer artışından pay almamayı kararlaştırabilir veya bu payın oranını değiştirebilir. Yazılı şekil bu hükümde açıkça aranır. Anlaşma değer artışı payını ilgilendirir. Artık değerdeki yarı oranın aynı hükümle değiştirilebileceği sonucu bu düzenlemeden çıkmaz.

Edinilmiş mallara eklenecek işlemler

Bazı işlemler mal elde kalmasa da edinilmiş mallara değer olarak eklenir. İlk grup, rejimin bitmesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın ve olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalardır. Bir yıllık sınır yalnız bu gruba aittir. İkinci grupta aynı süre sınırı yazılmaz: rejim sürerken diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler de eklenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
Madde 229- Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir: 1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, 2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. 3. Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme

Bu kazandırma veya devirden doğan uyuşmazlıkta verilen karar, davanın ilgili kişiye ihbar edilmiş olması şartıyla, işlemden yararlanan üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir. Üçüncü kişi bakımından sonuç, ihbar şartına ve söz konusu kazandırma ya da devir uyuşmazlığına bağlıdır.

Denkleştirme, borçlar ve artık değer

Mal kesimleri arasındaki ödemeler denkleştirilebilir. Kişisel mallara ait borç edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ait borç kişisel mallardan ödenmişse tasfiyede denkleştirme istenebilir. Her borç, bağlı olduğu kesimi yükümlü kılar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin kabul edilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 230Kaynağı aç
Madde 230- Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır. 4. Artık değer

Bir kesimden, diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı yapılmışsa denkleştirme değişir. Değer artmış veya azalmışsa katkı oranı ile malın tasfiye zamanındaki değeri dikkate alınır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa ölçü hakkaniyettir.

Artık değer, ekleme ve denkleştirmeden gelen tutarlar da içinde olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının toplamından bu mallara bağlı borçlar düşüldükten sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi hesaba katılmaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2015/11560, K. 2015/17026 sayılı kararında artık değere katılma alacağı, bu işlemlerden sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki diğer eşin alacağı olarak açıklanmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231- Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz. IV. Değerin belirlenmesi 1. Sürüm değeri

Krediyle alınan bir malda ödemelerin tamamı rejim içinde kalmayabilir. Anılan kararda, geri ödemelerin bir bölümü rejim sürerken bir bölümü daha sonra yapılmışsa, rejimden sonraki ödemeler dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye yapılır. Bu açıklama, karardaki kredi ödemeli taşınmaz hesabıyla sınırlıdır.

Yarı pay ve kusura bağlı istisna

Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Alacaklar takas edilir. Yarı oran katılma alacağının kanuni ölçüsüdür. Değer artışı alacağı bundan ayrıdır ve katkı oranına göre belirlenir.

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir. Hüküm bunu zorunlu bir sonuç hâline getirmez; hâkime karar verebilme imkânı tanır. Metin, aynı imkânın değer artışı alacağını da kapsadığını belirtmez.

Sürüm değeri ve tasfiye tarihi

Türk Medenî Kanunu’nun 232. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 232Kaynağı aç
Madde 232- Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır. 2. Gelir değeri a. Genel olarak

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2015/11560, K. 2015/17026 sayılı kararı ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2022/8918, K. 2024/451 sayılı kararı, ilgili alacağı hesaplarken malın rejim sonundaki durumunu dikkate alır. Her iki kararda da sürüm değeri tasfiye tarihine göre belirlenir ve bu tarih karar tarihi kabul edilir. Bu, anılan kararlarda açıklanan hesap yöntemidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/8918, K. 2024/451Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/8918 E.  ,  2024/451 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/401 E., 2022/395 K. DAVA TARİHİ : 18.10.2016 KARAR : Kısmen kabul kısmen ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen katılma alacağı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; evlilik birliği içinde davalı adına 3646 ada 4 parsel (yeni 12 parsel) sayılı taşınmazın satın alındığını, müvekkilinin çalışarak mal alımına katkısının olduğunu, davalı adına banka hesabında bulunan paraların faiz getirisinin de edinilmiş mal olduğunu, Merkez Bankası'ndaki paraların da tasfiyede dikkate alınması gerektiğini belirterek; mal rejiminin tasfiyesi ile, belirlenecek alacakların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'sinin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı kadın vekili 10.05.2018 tarihli dilekçesinde; 15.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda aleyhe hususları kabul etmediklerini belirterek alacak miktarını işbu raporda 3646 ada 4 parsel (yeni 12 parsel) sayılı taşınmaz yönünden belirlenen 202.628,00 TL'ye yükselterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz yönünden 202.628,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. 3. Davacı kadın vekili 09.05.2022 tarihli dilekçesinde de; dava dilekçesindeki 10.000,00 TL talep miktarının 9.900,00 TL'sinin taşınmaz, 100,00 TL'sinin banka hesabı yönünden olduğunu açıklamıştır. II. CEVAP Davalı erkek cevap ve ikinci cevap dilekçesinde; zamanaşımının dolduğunu, düğün masrafları için ablalarından borç aldığını, kredi çektiğini, krediyi ödeyemediği için müvekkilinin 9299 ada 14 parsel 9 nolu bağımsız bölümü satarak borçlarını kapattığını, daha önce sattığı arsayı yeniden satın aldığını, banka hesabı bulunmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesince 21.02.2017 tarihli (1) nolu celsede davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 25.09.2018 tarih ve 2016/784 Esas, 2018/436 Karar sayılı kararı ile, 15.12.2017 tarihli hesap raporunun usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğu, hükme esas alındığı; 3646 ada 4 parsel (yeni 12 parsel) sayılı taşınmazın evlilik birliği içinde 14.09.2006 tarihinde satın alındığı, taşınmazdaki davalı hissesinin değerinin keşif tarihi itibariyle 405.256,00 TL olduğu, taşınmaz edinilmiş olduğu için davacının 30.05.2017 tarihi itibariyle 202.628,00 TL katılma alacağının olduğu; Merkez Bankası'ndaki davalı hesaplarının 26.12.2002 tarihinde açıldığı, 02.06.2003 tarihinde kapatıldığı, tarafların boşanma davası açılış tarihi itibarıyla (13.06.2007) bankadaki mevduat hesaplarının belirlenmesi ve bu miktar üzerinden tasfiyeye karar verilmesi gerektiği, bankadaki paranın evlilik birliği içerisinde 2002 yılı sonunda yatırılıp altı ay sonra çekildiği, hesapta altı ay süreyle kaldığı, bu tarihin boşanma davasının açılış tarihinden yaklaşık dört yıl öncesine tekabül ettiği, boşanma davasının açılış tarihine yakın bir tarihte paranın çekilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı, davacının katılma alacağını azaltma kastı olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 3646 ada 4 parsel (yeni 12 parsel) sayılı taşınmaz yönünden 202.628,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2020 tarih ve 2018/3693 Esas, 2020/675 Karar sayılı kararı ile, boşanma kararının kesinleştiği 15.04.2008 tarihinden eldeki davanın açıldığı 18.10.2016 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı; boşanma davasında tarafların mal rejimi ile ilgili haklarının düzenlenmesine ilişkin bir beyanlarının olmadığı, boşanmanın fer'isi niteliğindeki taleplerin değerlendiriliği, mal rejimine ilişkin haklardan feragat beyanın da bulunmadığı; taşınmazın ilk kez 21.10.2005 tarihinde satın alındığı, 14.09.2006 tarihinde satıldığı, boşanma davasının ise bu satıştan yaklaşık 11 ay sonra 13.06.2007 tarihinde açıldığı, davalı erkeğin boşanma kararının kesinleşmesinden sonra taşınmazı sattığı kişiden 12.04.2011 tarihinde yeniden satın aldığı, davalı erkek her ne kadar bu taşınmazı borçlarını ödemek amacıyla sattığını iddia etmiş ise de boşanma davasının açılmasından yaklaşık 11 ay önce satılan ve boşanma kararının kesinleşmesinden sonra yeniden satın alınan taşınmazın borçların ödenmesi için satıldığının ispat edilemediği; sonuç olarak taşınmazın edinilmiş mallara katılma alacağı rejimi kapsamında değerlendirilerek, dosyada mevcut dayanaklı, gerekçeli ve dosya kapsamına uygun olan bilirkişi raporuna itibar edilerek bilirkişi raporunda hesaplandığı şekliyle davacının taşınmaz yönünden katılma alacağının olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarih ve 2020/2252 Esas, 2021/2569 Karar sayılı kararı ile, somut olayda, davacı tarafın dava dilekçesinde, bir adet taşınmazla beraber davalının Merkez Bankası'ndaki banka hesabı üzerinde de alacak talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince bu taleple ilgili olumlu veya olumsuz hüküm verilmediği; Mahkemece, davacının davalının Merkez Bankası'ndaki hesabı üzerindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebi hakkında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle bozulmasına, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 15.12.2017 tarihli hesap raporunun usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğu, hükme esas alındığı; 3646 ada 4 parsel (yeni 12 parsel) sayılı taşınmazın evlilik birliği içinde 14.09.2006 tarihinde satın alındığı, taşınmazdaki davalı hissesinin değerinin keşif tarihi itibariyle 405.256,00 TL olduğu, taşınmaz edinilmiş olduğu için davacının 30.05.2017 tarihi itibariyle 202.628,00 TL katılma alacağının olduğu; davacıya dava dilekçesinde bildirilen harca esas değerin ne kadarlık kısmının banka hesabına yönelik ne kadarının taşınmaza yönelik olduğu açıklattırıldığı; Merkez Bankası'ndaki davalı hesaplarının 26.12.2002 tarihinde açıldığı, 02.06.2003 tarihinde kapatıldığı, tarafların boşanma davası açılış tarihi itibarıyla (13.06.2007) bankadaki mevduat hesaplarının belirlenmesi ve bu miktar üzerinden tasfiyeye karar verilmesi gerektiği, bankadaki paranın evlilik birliği içerisinde 2002 yılı sonunda yatırılıp altı ay sonra çekildiği, hesapta altı ay süreyle kaldığı, bu tarihin boşanma davasının açılış tarihinden yaklaşık dört yıl öncesine tekabül ettiği, boşanma davasının açılış tarihine yakın bir tarihte paranın çekilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı, davacının katılma alacağını azaltma kastı olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 3646 ada 4 parsel (yeni 12 parsel) sayılı taşınmaz yönünden 202.628,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, Merkez Bankası'ndaki hesap yönünden talebin reddine, sadece davacı lehine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili ve davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepler 1.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı def'inin değerlendirilmediğini, zamanaşımın dava ve ıslah tarihinde dolduğunu, tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, davacının boşanma davasında açıkça edinilmiş malları bulunmadığını beyan ettiğini, tarafların taşınmazın ilk alındığı 2006 tarihinde ayrı yaşadıklarını, davacının katkısının olmadığını, boşanmada davacı kusurlu olduğundan alacağın kaldırılması gerektiğini, taşınmazın müvekkilinin kişisel malları ile alındığını, müvekkilinin borçları nedeniyle 9299 ada 14 parsel 9 nolu bağımsız bölümü sattığını, kredi borçlarının değerlendirilmediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu davacının davayı ispat edemediğini müvekkilinin alacağı azaltma kastıyla devri yaptığına yönelik delil bulunmadığını, eksik tapu kaydına göre karar verildiğini, davanın kısmen reddedilmesine rağmen lehlerine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın 30.05.2017 tarihindeki değerine göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, karar en yakın tarihteki sürüm değerinin belirlenmesi ve talep miktarı da gözetilerek karar verilmesi gerektiğini; Merkez Bankası'ndaki paranın çekildiği tarihte davalının bir ihtiyacı olmadığını, hayatın olağan akışına göre çekilen paranın davalının uhdesinde olduğunun ve paranın müvekkilinin alacağını azaltma kastıyla çektiğinin kabul edilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince banka hesabı yönünden hiçbir hesaplama yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, zamanaşımı dolup dolmadığı, tasfiyede malın hangi tarihteki değerinin esas alınması gerektiği, kişisel mal savunması ve ispatı, eklenecek değer hususu ve ispatı, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile usuli kazanılmış hak toplanmaktadır. Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 33 üncü maddesi, 107 inci maddesi, 141 inci maddesi, 176 ve devamı maddeleri, 190 ıncı maddesi, 323 ve devamı maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ve devamı maddeleri; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 164 üncü maddesi, 168 inci maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13 üncü maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (4721 sayılı Kanun md. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir. 4.Davacı kadın vekilinin tasfiye konusu taşınmazın değerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; somut olayda, İlk Derece Mahkemesince tasfiye konusu taşınmazın yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, karar tarihinden (24.05.2022) yaklaşık beş yıl önceki, taşınmazın 12.05.2017 keşif tarihinde belirlenen 405.256,00 TL güncel değerine göre katılma alacağının hesaplanması doğru olmamıştır. O halde, Mahkemece, tasfiye konusu taşınmazın tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değerleri belirlendikten sonra, talep miktarı ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. 5.Davalı erkek vekilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde de; somut olayda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği halde sadece davacı lehine yargılama giderlerine hükmedildiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırması gerekirken (6100 sayılı Kanun md. 326/2) davalı lehine yargılama giderlerine (vekâlet ücreti dahil) hükmedilmemesi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE, 3.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının taşınmazın güncel değeri ve yargılama giderleri yönünden BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2022/8918, K. 2024/451 sayılı kararında, taşınmaz değerinin karar tarihinden yaklaşık beş yıl önceki keşif tarihine göre belirlenmesi hatalı görülmüştür. Bozma sonrasında yeni karar tarihine en yakın sürüm değerinin, talep miktarı ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek saptanması gerektiği belirtilmiştir. Bozma, taşınmazın güncel değeri ve yargılama giderleri yönüyle sınırlı tutulmuş; bu kapsam dışında kalan temyiz itirazları reddedilmiştir.

Genel zamanaşımı

Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Hüküm, aksine düzenleme bulunması ihtimalini saklı tutar. Metin, mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklar için ayrı bir başlangıç veya özel süre göstermez. Genel süre, katılma veya değer artışı alacağının hangi olayla işlemeye başladığı sorusunu kendi başına çözmez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
Edinilmiş mal neleri kapsar?

Edinilmiş mal, rejimin devamında karşılığı verilerek kazanılan malvarlığı değeridir. Çalışma karşılığı edinimler, belirtilen sosyal güvenlik ve yardım ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerini alan değerler özellikle bu kapsamda sayılır.

Miras kalan mal paylaşılır mı?

Rejimin başında eşe ait olan veya sonradan mirasla ya da karşılıksız kazanmayla elde edilen değerler kanun gereği kişisel maldır. Bu malların gelirleri ise edinilmiş mal sayılan değerler arasındadır.

Boşanmada mal rejimi hangi tarihte biter?

Mahkeme evliliği boşanma nedeniyle sona erdirirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere biter. Ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulü, rejimi o olayla sona erdirir.

Katılma alacağı için katkı şart mı?

Hayır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2015/11560, K. 2015/17026 sayılı kararında katılma alacağının kanundan doğduğu ve malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına katkı şartının aranmadığı belirtilmiştir. Katkı, değer artışı alacağının şartıdır.

Artık değer nasıl bulunur?

Ekleme ve denkleştirmeden gelen tutarlar dahil edinilmiş malların toplamından bu mallara ait borçlar çıkarılır; kalan miktar artık değerdir ve değer eksilmesi dikkate alınmaz. Diğer eş veya mirasçıları kural olarak bu değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Zina veya hayata kast sebebiyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir.

Aidiyeti belirsiz mal kime aittir?

Belirli bir malın kendisine ait olduğunu söyleyen kişi bunu ispatlar. Hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır. Ayrıca aksi ispat edilinceye kadar bir eşin bütün malları edinilmiş mal kabul edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu