Boşanma Davası Sürerken Mal Paylaşımı, Velayet ve Sadakat

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davası Sürerken Mal Paylaşımı, Velayet ve Sadakat

Boşanma Sürecinde Eşlerin Hak ve Yükümlülükleri

Boşanma kararı verilmiş olsa dahi bu karar kesinleşmedikçe hüküm ve sonuç doğurmaz. Kararın kesinleşmesine kadar geçen süre boyunca eşlerin evlilik birliğinden doğan yasal yükümlülükleri varlığını sürdürür. Boşanma davasının açılmasıyla birlikte taraflar açısından yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğar. Ancak davanın kesinleşmesine kadar sadakat yükümlülüğü devam eder. Bu süreçte gerçekleşen cinsel aldatma zina eylemini oluştururken, duygusal boyuttaki aldatma veya üçüncü bir kişiyle birlikte yaşama hali sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil eder.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davası açıldığında davanın devamı süresince gerekli olan; eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almakla yükümlüdür. Ortak konutta kimin kalacağı konusunda taraflar anlaşamadığı takdirde hâkim, mülkiyet durumuna veya kira sözleşmesinde kimin taraf olduğuna bakılmaksızın, konutun hangi eşe verilmesinin daha yararlı ve gerekli olacağını gözeterek tahsis kararı verir. Ortak konuttan ayrılan eş kendisine ait özel eşyaları alabilir; konut ve eşya tahsisine ilişkin mahkeme kararı mevcutsa bu karara uyulması gerekir. Kiralanan konutun kira bedelini kural olarak sözleşmenin tarafı olan eş öder; bununla birlikte tahsis durumuna ve talebe göre hâkim kiranın diğer eş tarafından ödenmesine de karar verebilir. Dava sürecinde kayıtlı araç ise tescil kaydı kimin adına ise onda kalır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık

Geçici Velayet, Kişisel İlişki ve Tedbir Nafakası

Boşanma davası sürecinde velayetin kaldırılmasını gerektiren yasal bir sebep bulunmadıkça velayet her iki eş yönünden de devam eder. Bununla birlikte eşler ayrı yaşayacağından, Türk Medeni Kanunu m. 169 gereğince hâkim çocukların bakım ve korunmasına yönelik tedbirleri kendiliğinden almakla yükümlüdür. Çocuğun geçici velayeti belirlenirken eşlerin kusuru veya mali durumları değil, çocuğun üstün yararı esas alınır. Çocukların ayrı ayrı eşlere verilmesi veya birlikte tek bir eşte kalması mümkündür. Çocuğun geçici velayeti kendisine verilen eş, çocuğun mallarının yönetimini kendiliğinden almış sayılmaz; malların yönetimine ilişkin durum mahkemece ayrıca belirlenir.

Çocuğun geçici velayeti bir eşe verildiğinde diğer eşle kişisel ilişki kurulmasına karar verilir ve tedbir kararında gün, saat ve yer açıkça belirtilir; çocuğun gösterilmemesi halinde velayet sahibi olmayan eş hukuki yollara başvurabilir. Hâkim, çocuğun ihtiyaçları ile tarafların gelir ve ödeme gücünü gözeterek tedbir nafakasını kendiliğinden belirler. Eşlerin aralarında yaptığı nafaka anlaşması hâkimi bağlamaz. Boşanma veya ayrılık davasında tedbir nafakası kusura göre belirlenmez, kural olarak dava tarihinden başlar ve talep edilmediği açıkça beyan edilmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden takdir edilir. Lehine tedbir nafakası bağlanan eşin zina yapması dahi bu nafakayı etkilemez.

Mal Rejiminin Tasfiyesi, Mülkiyet ve Miras Hakları

Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi halinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Boşanma kararının kesinleşmesi koşuluyla, dava açıldıktan sonra edinilen mallar ortak mal sayılmaz ve kişisel mal kabul edilir. Boşanma davasıyla birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası açılmamışsa ve mal üzerinde herhangi bir tedbir bulunmuyorsa eşe ait mal satılabilir. Boşanma davası devam ederken eşlerden birine ait evin satılmasını engellemek için mal rejimi tasfiyesi davası açılarak tedbir talep edilebilir veya aile konutu şerhi konulması istenebilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 181 f. 1 doğrultusunda, evlilik boşanmayla sonuçlandığında taraflar birbirlerinin yasal mirasçısı olma sıfatını kaybeder ve tasarruf metninde farklı bir amaç güdülmediği sürece evlilik öncesi ya da esnasında düzenlenen ölüme bağlı tasarruflardan doğan haklar ortadan kalkar. Boşanma davası devam ederken taraflardan birinin vefat etmesi halinde evlilik ölüm olgusuyla sona erer. Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu m. 181 f. 2 çerçevesinde, ölen eşin mirasçılarından birinin davayı sürdürmesi ve sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek nitelikte kusurlu olduğunun ispatı durumunda, sağ kalan taraf yasal mirasçılık sıfatını koruyamaz ve aksi tasarruftan anlaşılmadığı müddetçe ölüme bağlı haklarını yitirir. Davacı veya davalının vefatında mirasçıların davayı devam ettirmesi halinde mahkemece eşlerin kusur durumu tespit edilir. Ayrıca evlilik süresince veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz günlük yasal süre içinde doğan çocuğun babasının koca olduğuna dair kanuni karine geçerliliğini korur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 181Kaynağı aç
Madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler. (Değişik ikinci fıkra: 31/3/2011-6217/19 md.) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları 1. Hâkimin takdir yetkisi
Boşanma davası devam ederken sadakat yükümlülüğü sona erer mi?

Hayır, boşanma kararı verilmiş olsa dahi kesinleşmedikçe evlilik birliğinden doğan sadakat yükümlülüğü devam eder. Bu süreçte cinsel aldatma zina eylemini, duygusal aldatma veya üçüncü kişiyle yaşamak ise sadakat yükümlülüğüne aykırılığı oluşturur.

Boşanma sürecinde eşe ait ev satılabilir mi?

Boşanma davasıyla birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası açılmamışsa ve mal üzerinde yargı kararıyla tedbir konulmamışsa mülkiyet sahibi eş evi satabilir. Satışı önlemek için mal rejimi tasfiyesi davası açılarak tedbir istenebilir veya aile konutu şerhi konulması talep edilebilir.

Çocuğun geçici velayeti belirlenirken nelere dikkat edilir?

Hâkim geçici velayeti belirlerken eşlerin kusurunu veya mali durumlarını değil, çocuğun üstün yararını esas alır. Mahkeme Türk Medeni Kanunu m. 169 gereğince çocukların bakım ve korunmasına yönelik tedbirleri kendiliğinden alır.

Boşanma davası sürerken eşlerden biri vefat ederse miras hakkı biter mi?

Boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve sağ kalan eşin kusurunun ispatlanması halinde, Türk Medeni Kanunu m. 181 uyarınca sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz ve aksi tasarruftan anlaşılmadıkça ölüme bağlı tasarruflardan sağlanan hakları kaybeder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu