Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Talebi

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Talebi

Boşanma davasında hem maddi hem manevi tazminat istenebilir; ancak ikisi aynı şartlara bağlı değildir. Maddi tazminat, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat istemesidir. Manevi tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu diğer taraftan uygun miktarda para ödenmesini istemesidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Maddi tazminatın kanuni çerçevesi

Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, maddi tazminatı boşanmanın yarattığı menfaat kaybına bağlar. İsteyebilecek kişi kusursuz ya da karşı tarafa göre daha az kusurlu olmalıdır; tazminat da kusurlu taraftan istenir. Hüküm tazminatın uygun olmasını arar, miktarı belirleyen ayrı bir hesap yöntemi göstermez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/13235 esas ve 2016/13716 karar sayılı kararında aynı hükmü, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın kusurlu taraftan uygun maddi tazminat isteyebileceği biçiminde uygulamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/13235, K. 2016/13716Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/13235 E.  ,  2016/13716 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, maddi tazminat talebinin reddi ve manevi tazminatın miktarı yönünden, davalı-karşı davacı tarafından ise; erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevi tazminat, manevi tazminatta faizin başlangıç tarihi, yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 52) dikkate alınarak davacı-karşı davalı erkek yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. 3-Boşanma kararıyla birlikte hüküm altına alınan boşanmanın fer'isi niteliğindeki manevi tazminat, ancak boşanma hükmünün kesinleşmesiyle muaccel hale gelir. Muaccel hale gelmeden de tazminatlara faiz yürütülemez. Bu husus nazara alınmadan hüküm altına alınan manevi tazminata "dava tarihinden itibaren" yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.11.10.2016(Salı)

Bu kararda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha fazla veya eşit kusurlu olmadığı kabul edilmiş, boşanmayla en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği belirtilmiştir. Mahkemenin, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesini dikkate alarak uygun maddi tazminata hükmetmesi gerektiği sonucuna varılmış; aksi uygulama bozulmuştur. Karar, hakkaniyet ilkesini Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesiyle birlikte Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 52 nci maddelerine atıfla değerlendirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/7326 esas ve 2019/11709 karar sayılı kararında da tazminat isteyen kadının ağır veya eşit kusurlu olmadığı ve boşanma sonucu en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği değerlendirilmiştir. Sosyal ve ekonomik durum, fiilin ağırlığı ve Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet kuralları dikkate alınarak 174 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/7326, K. 2019/11709Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2019/7326 E.  ,  2019/11709 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVACI-DAVALI : … DAVALI-DAVACI : … DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların reddi ve aleyhine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece verilen ilk hüküm kusur belirlemesi yönünden davalı-karşı davacı erkek tarafından temyiz edilmediğinden, davacı-karşı davalı kadın için usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple ilk kararda kadına yüklenmeyen "Eşine küfür ettiği" vakıası kadına kusur olarak yüklenemeyeceği gibi, kadına yüklenen güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu vakıası da ispatlanamadığından kadına kusur olarak yüklenmesi doğru olmamıştır. Gerçekleşen ve mahkemece kabul edilen diğer kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin, kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerektiği halde, davacı-karşı davalı kadının daha ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda erkek, kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğu halde, hatalı kusur belirlemesi sonucu davalı-karşı davacı erkek lehine manevi tazminata (TMK m. 174/2) hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 4-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4) dikkate alınarak kadın yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.11.2019 (Prş.)

Manevi tazminatta kusur ve kişilik hakkı

Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, manevi tazminatı iki unsurla birlikte düzenler: boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkının saldırıya uğraması ve tazminatın kusurlu diğer taraftan istenmesi. Ödenecek tutar uygun miktarda bir paradır. Madde, bu miktarın nasıl hesaplanacağına ilişkin ayrıca oran veya ölçü koymaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/7326 esas ve 2019/11709 karar sayılı kararında, boşanmaya sebep olaylarda erkek kadından daha fazla kusurlu olduğu hâlde erkek lehine Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı bulunarak bozulmuştur. Aynı kararda olayların kadının kişilik hakkına saldırı oluşturduğu kabul edilmiş ve kadın yararına manevi tazminat yönü de değerlendirilmiştir.

Eşit kusurun tazminata etkisi

Kanun, maddi tazminatta isteyen tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olmasını ve diğer tarafın kusurlu olmasını arar. Manevi tazminatta da ödeme, kusurlu diğer taraftan istenir. Eşit kusur, maddenin metninde ayrı bir yasak cümlesi olarak düzenlenmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/10283 esas ve 2022/2218 karar sayılı kararında tarafları boşanmaya sebep olaylarda eşit kusurlu kabul etmiştir. Kararda, eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemeyeceği ve kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki koşulların oluşmadığı belirtilerek tazminat hükmü bozulmuştur. Bu sonuç, karardaki eşit kusur tespitine bağlıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/10283, K. 2022/2218Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/10283 E.  ,  2022/2218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca açmış oldukları karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde, ilk derece mahkemesince tarafların birbirlerine karşı fiziksel şiddete varan eylemlerinin olduğu, ayrıca davacı karşı davalı erkeğin eşine ilgi göstermediği, iğneleyici söylemlerde bulunduğu ve evliliğin başından beri boşanmayı istediği, davalı karşı davacı kadının ise eşine karşı aşırı tepkiler verdiği ve eşini toplum içinde küçük düşürdüğü, böylelikle de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşit oranda kusurlu olduklarının kabulü ile karşılıklı boşanma davalarının kabulüne karar verilmiş, hüküm münhasıran davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, 12/10/2021 tarihli ve 2019/1072 Esas, 2021/1585 Karar sayılı ilamı ile “ mahkemece kadının erkeğe fiziksel şiddete varan davranışları olduğu kabul edilerek kusur olarak yüklenmişse de, erkek tarafından vakıa olarak dayanılan kavanoz fırlatmak ispatlanamadığından, kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, mahkemece erkeğe yüklenen kusurların erkek tarafından istinaf yoluna baş vurulmadığından kesinleştiği, kadının istinafı nedeniyle dayanılan vakıalara yönelik yapılan incelemede erkeğe yüklenecek başkaca kusurun sabit olmadığı, mevcut kusurlara göre kadının kusura yönelik istinaf talebinin kabulüne, erkeğin ağır kadının hafif kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir” şeklinde gerekçe ile ilk derece mahkemesinin kusur belirlemesine karşı, davalı-karşı davacı kadın tarafından yapılan istinaf başvurusu kabul edilmiş, bu kapsamda daha fazla kusurlu bulunan davacı-karşı davalı erkek aleyhine 12.500 TL maddî ve 12.500 TL manevî tazminata hükmedilmiştir. Hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davacı-karşı davalı erkek tarafından dayanılan kadının kendisine kavanoz kapağı fırlattığı vakıasının ispatlanmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı kadına yüklenen “fiziksel şiddete varan eylemlerde bulunmak” kusuru gerekçeden çıkartılarak, ilk derece mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar uyarınca davacı-karşı davalı erkeğin daha fazla kusurlu olduğunun kabulüne karar verilmiş ise de; davacı-karşı davalı erkek tarafından dilekçeler aşamasında eşinin kendisine saldırdığı, üstünü başını yırttığı ve şiddet uyguladığı belirtilerek açıkça fiziksel şiddet vakıasına dayanılmış, davacı-karşı davalı erkeğin tanıkları … ve … ’in yeminli anlatımları kapsamında ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı kadına yüklenen fiziksel şiddet kusuru sübut bulmuştur. Şu halde ilk derece mahkemesince davacı-karşı davalı erkeğe yüklenen ve davacı-karşı davalı erkek tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşen erkeğin kusurlu davranışları ile bölge adliye mahkemesince davalı-karşı davacı kadının sabit kabul edilen kusurlu davranışları yanında davalı-karşı davacı kadının ayrıca eşine karşı “fiziksel şiddete varan eylemlerde bulunmak” kusurunun gerçekleştiği, buna göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu oldukları gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile davacı-karşı davalı erkeğin daha fazla kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde, davalı-karşı davacı kadının maddî-manevî tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadın lehine maddî ve manevî tazminata karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.09.03.2022(Çrş.)

Toptan ödeme, irat ve iradın değişmesi

Türk Medeni Kanunu’nun 176 ncı maddesine göre maddi tazminatın toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Aynı hüküm yoksulluk nafakasını da kapsar. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine ise karar verilemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat, alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Bu sonuç aynı cümlede nafaka için de öngörülmüştür. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde irat biçimindeki maddi tazminat veya nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir. İstem hâlinde hâkim, irat biçimindeki maddi tazminatın veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

Tazminatın muaccel olması ve faiz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/13235 esas ve 2016/13716 karar sayılı kararında, boşanmayla birlikte hükmedilen manevi tazminatın ancak boşanma hükmünün kesinleşmesiyle muaccel olacağı ve muaccel olmadan faiz yürütülemeyeceği kabul edilmiştir. Bu nedenle manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi doğru bulunmamıştır.

Dairenin 2013/24744 esas ve 2014/14722 karar sayılı kararında boşanmanın eki niteliğindeki tazminatların kesinleşmeyle muaccel olduğu belirtilmiş, dava tarihinden faiz istemi yerinde görülmemiştir. Bu davada hükmedilen maddi tazminata boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren yasal faiz eklenerek hüküm düzeltilip onanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/24744, K. 2014/14722Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/24744 E.  ,  2014/14722 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından; kusur belirlemesi, maddi tazminat ve nafaka miktarı, manevi tazminatın ve faiz isteminin reddi yönünden, davalı tarafından ise; kusur belirlemesi, davacı lehine hükmedilen maddi tazminat ve kendi tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 27.06.2014 günü duruşmalı temyiz eden davacı … ile vekili gelmediler. Temyiz eden karşı taraf davalı … ile vekili Av…. geldiler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Boşanmanın eki niteliğindeki tazminatlar boşanma hükmünün kesinleşmesi ile muaccel (ödenir) hale gelir de bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Davacının dava tarihinden itibaren faiz isteği yerinde değilse de davacı lehine hükmedilen maddi tazminata boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, davacının faiz talebinin gerekçesiz olarak reddi doğru görülmemiştir.Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir. (HUMK.md.438/7) SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3. bendindeki "25.000 TL maddi tazminatın" sözcüklerinden sonra gelmek üzere "boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" kelimelerinin eklenmesine, hükmün bu bölümünün düzeltilmiş şekliyle, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1 .bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.27.06.2014(Cuma)

Dairenin 2022/3943 esas ve 2022/5779 karar sayılı kararında Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamındaki tazminatların kesinleşme tarihinden itibaren istenebilir hâle geldiği kabul edilmiştir. Bu kararda faiz, talep varsa bu tarihten geçerli olarak hükmedilecek bir sonuç olarak açıklanmış; faiz eklenmeden bırakılan hüküm düzeltilerek onanmıştır. Faizin her olayda ayrıca talebe bağlı olup olmadığı diğer kararlarda aynı açıklıkta kurulmadığından, bu kararlardan tek bir faiz kuralı çıkarılamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/3943, K. 2022/5779Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/3943 E.  ,  2022/5779 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından nafakaların ve tazminatların miktarı ile tazminatlara faiz uygulanmaması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı- karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- Boşanmanın feri niteliğindeki tazminatlar (TMK m. 174/1-2), boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihinden itibaren muaccel (istenebilir ) hale gelir. Faiz talebi varsa, belirtilen tarihten geçerli olarak faize hükmedilmesi gerekir. Davacı-karşı davalı kadının tazminatlar için faiz talebi bulunduğu halde, hüküm altına alınan tazminatlara faiz yürütülmemesi doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu kısmının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HMK m.370/2). SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tazminatlara ilişkin 4 nolu bendindeki “Davacı-karşı davalı kadın yararına; TMK'nun 174/1-2 maddesi gereğince 50.000 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminatın” ibaresinden sonra gelmek üzere “Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren yasal faizi ile birlikte” cümlesinin eklenmesine, hükmün bu bölümünün düzeltilmiş şekliyle temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 14.06.2022 (Salı)

Bir yıllık zamanaşımı

Türk Medeni Kanunu’nun 178 inci maddesine göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Madde bu hakları tek tek saymaz. Süre, boşanma hükmünün kesinleşmesinden işlemeye başlayan bir yıllık zamanaşımıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. VI. Mal rejiminin tasfiyesi 1. Boşanma hâlinde

Kararların somut olayla sınırlı sonuçları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8841 esas ve 2023/6397 karar sayılı kararında yer alan önceki bozma gerekçesinde, 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre mevcut veya beklenen menfaati boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, ikinci fıkrasına göre ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Daire, temyizen incelenen bölge adliye mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğunu, kararda ve gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığını kabul etmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8841, K. 2023/6397Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/8841 E.  ,  2023/6397 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/803 E., 2023/1184 K. DAVACI- DAVALI : … DAVALI- DAVACI : … vekili Avukat … DAVA TARİHİ : …,… KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen karşılıklı boşanma, tedbir nafakası davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda … erkeğin ağır kusurlu olduğunun tespitine ve kadın yararına 30.000,00 TL maddî tazminat, 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı- davalı erkek vekili dava ve birleşen kadının boşanma ve ziynet alacağı davasına cevap dilekçelerinde özetle; kadının birlik yükümlülüklerini yerine getirmediğini eş ve çocuğun ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğini, ev işlerini yapmadığını, kadın ve annesinin erkeğin annesine beddua edip onu darp ettiklerini, erkeğe de beddua ettiğini, evi terk edip gittiğini, çocuğu göstermediğini, 2008 yılında boşanma davası açtığı barışmak için ziynet ve para şartı koşulduğunu, erkek ve ailesine hakaret içeren onur kırıcı söylemlerde bulunduğunu iddia ederek evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, olmadığı taktirde ortak velâyete karar verilmesine, yararına 50.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata faiziyle karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı- davalı vekili kadının birleşen tedbir nafakası davasına cevap dilekçesinde özetle; kadının 2008 yılında boşanma davası açtığını, davasının reddedildiğini, ardından yaklaşık 1 yıl kadar tarafların bir arada yaşadıklarını, kadının ortak konutu sebep olmaksızın terk edip dönmediğini belirterek haksız ve fahiş nafaka taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Dava dilekçesinin kadına 23.10.2018'de tebliğ edildiği, cevabın 09.11.2018 tarihinde süreden sonra verildiği anlaşılmaktadır. 2.Davalı- davacı kadın vekili birleşen boşanma ve ziynet alacağı davasında; erkeğin eş ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılamadığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini, kendilerini arayıp sormadığını, ekonomik şiddet uyguladığını, sürekli hakaret ve beddualar ettiğini, azarlandığını, öfke kontrolünün olmadığını, sürekli psikolojik şiddet uyguladığını, ailesinin sözünden çıkmadığını, erkeğin anne babasının kendisini darp ettiğini, evden kovduğunu, kimseyle görüşmesine izin vermediklerini, erkeğin imam nikahlı bir kadınla yaşayarak sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, erkeğin ailesiyle aynı avlu içindeki evde yaşamak zorunda bırakıldığını, hayvanların bakımı ve ev temizliği gibi tüm işlerin kadın tarafından yapılmak zorunda bırakıldığını iddia ederek; tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak boşanmalarına, çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, aylık 600,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata, ziynet alacağı taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı- davacı kadın birleşen tedbir nafakası davasında; eşinin 2012 yılında Rusya'ya çalışmaya gittiğini, eşinin ailesiyle kaldığını, döndüğünde kendisini istemediğini, eşinin ailesinin kendisi ve çocuğunu evden kovduğunu, 6 yıldır arayıp sormadığını, erkeğin bir kadınla gayriresmi olarak yaşadığının konuşulduğunu, yurt dışında çalışırken kazandığı paralarını babasına gönderdiğini, adli yardım talep ettiğini, kadın için aylık 700,00 TL, çocuk için aylık 300,00 TL önlem nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2020 tarih ve 2018/381 Esas, 2020/198 Karar sayılı kararı ile tarafların önce kök aile ile birlikte yaşadıklarını ancak daha sonra avlusu ortak ayrı bir ev açıldığı hususu sabit ise de günlük hayatlarına yine aynı avlu içerisinde devam ettiklerini, yemekleri birlikte yediklerini, evlilik hayatına müdahale olgusunun bu nitelikte bir ev ile bertaraf edilmiş kabul edilemeyeceğini, erkeğin başka bir kadınla birlikte yaşadığı yönünde söylentilerin çıktığını, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun ispat edilemediği, kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu gerekçesi ile erkeğin açtığı boşanma davasının reddine, ortak çocuk velâyetinin geçici olarak anneye bırakılmasına, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, birleşen dosyadan hüküm kurulduğundan bu dosyada hükmedilen tedbir nafakalarının kaldırılmasına, tedbir nafakası davasının kısmen kabulüne, karar tarihi olan 15.10.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere … kadın lehine aylık 450,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ortak çocuk … lehine aylık 300,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadının birleşen boşanma davasının kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, çocuk için nafakaların tedbir nafakası dosyasından hüküm kurulduğundan karar verilmesine yer olmadığına, kadın için 10.000.00 TL maddî, 7.500,00 TL manevî tazminatın davalı …'dan alınarak davacı …'ya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davalı-davacı kadının ziynet eşyası talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde … erkek vekili kadının birleşen boşanma ve tedbir nafakası davalarının kabulü, kendi davasını reddi ve velâyet yönünden, davalı-davacı kadın vekili ise kusur belirlemesi, yararına hükmolunan maddî-manevî tazminat, kadın ve çocuk yararına hükmolunan nafaka miktarları, ziynet alacağı talebinin reddi yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2022/139 Esas, 2022/1124 Karar sayılı kararıyla; kadının birleşen boşanma davasında tanık deliline dayanmadığı ve tedbir nafakası dosyasındaki beyanlara delil olarak dayandığının anlaşıldığı, bu kapsamda yapılan değerlendirmeye göre de; erkeğe yüklenen hakkında başka bir kadınla birlikte yaşadığı yönünde söylentiler çıktığı vakıasının yüklenmesinin hatalı olduğu, diğer kusurların doğru ve yerinde olduğu, bunun yanında kadın ve annesinin erkeğin annesini darp ettiklerinin de sabit olduğu geçimsizliğe sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, birleşen boşanma davasında çocuk ve kadın için nafaka taleplerinin birleşen önlem nafakası davasında karara bağlandığından nafaka talepleri hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin, önlem nafakası ile boşanmanın fer'îsi niteliğindeki tedbir iştirak ve tedbir yoksulluk nafakalarının birbirinden ayrı nafakalar olduğundan hatalı olduğu gerekçesi ile; ziynet alacağına ilişkin dosyanın tefrik edilmesine, tarafların tedbir nafakası davasına yönelik taleplerinin miktarın kesin olması nedeniyle reddine, kadın vekilinin, ıslah dilekçesindeki tanıklarının dinlenmemesine, kusur belirlemesi, maddî manevî tazminat miktarlarına yönelik, davacı davalı erkek vekilinin ise birleşen boşanma davasının kabulüne, velâyete, tedbir-iştirak-yoksulluk nafakası miktarlarına, maddî-manevî tazminat taleplerinin reddine yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine, davacı davalı erkeğin kusura yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne boşanmaya sebep olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının tespitine, davacı davalı erkek vekilinin, kadın yararına takdir edilen maddî-manevî tazminata, önlem nafakasında takdir edilen yoksulluk, iştirak nafakasına yönelik istinaf taleplerinin kabulüne, ilgili bentlerin kaldırılarak, kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, … erkek vekilinin, asıl davanın reddine yönelik istinaf talebi ile davalı- davacı kadın vekilinin tedbir-iştirak-yoksulluk nafakasına yönelik istinaf talebinin kabulüne ilgili bentlerin kaldırılarak erkek tarafından açılan boşanma davasının kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, erkeğin maddî-manevî tazminat talebinin reddine, tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemek kaydı ile kadın yararına dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 250,00 TL tedbir nafakasının ilk derecenin karar tarihi olan 15.10.2020 tarihi itibarı ile aylık 450,00 TL olarak tedbir nafakasına, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte aylık 550,00 TL yoksulluk nafakasına, ortak çocuk yararına dava tarihinden itibaren aylık 300,00 TL tedbir nafakasına, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte aylık 400,00 TL iştirak nafakasının erkekten alınarak kadına ödenmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı; davalı-davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2.Dairenin 16.01.2023 tarih ve 2022/9026 Esas, 2023/191 Karar sayılı kararı ile somut uyuşmazlıkta, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğuna karar verilmişse de yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında … erkeğin güven sarsıcı davranışlarının da ispatlandığı anlaşılmış olup, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda … erkeğin, davalı-davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet veren olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceğinin öngörüldüğü, açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bu yönlerden bozulmasına, davalı-davacı kadın vekilinin diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının ise reddi ile hükmün bozma kapsamı dışında kalan kısımlarının onanmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğu, erkeğin kusurlu davranışının aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına 30.000,00 TL maddî tazminat, 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı- davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusurlu bir davranışının bulunmadığı, kadının tam kusurlu olduğu, kadın yararına tazminata hükmedilmesinin ise hatalı olduğu belirtilerek; kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2.Davacı- davalı kadın vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının kusurlu davranışının bulunmadığı, tazminat miktarlarının ise çok az olduğu belirtilerek; kusur belirlemesi ve tazminatların miktarları yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadın yararına hükmedilen tazminatların miktarı dışındaki hususlar kesinleşmiş olmakla, bozmanın amacına uygun karar verilip verilmediği, kadın yararına hükmedilen tazminatların miktarının hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 174 üncü maddeleri; 6098 sayılı Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. …
Boşanmada maddi tazminatı kim isteyebilir?

Mevcut veya beklenen menfaati boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Miktar, maddede ayrı bir oranla belirlenmez.

Manevi tazminat için hangi şartlar aranır?

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkının saldırıya uğraması ve tazminatın kusurlu diğer taraftan istenmesi birlikte aranır. İstenebilecek sonuç, uygun miktarda bir paradır.

Eşit kusurlu eş tazminat alabilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/10283 esas ve 2022/2218 karar sayılı kararında, eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Bu değerlendirme, kararda tespit edilen eşit kusura bağlıdır.

Manevi tazminat irat olarak ödenir mi?

Hayır. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. Maddi tazminat ise toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir.

İrat biçimindeki maddi tazminat ne zaman kalkar?

Alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır.

Boşanmadan doğan dava hakları ne zaman zamanaşımına uğrar?

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Madde, bu hakları ayrıca tek tek sıralamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu