Boşanma Davasında Sosyal Medya İçeriklerinin Delil Niteliği

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Sosyal Medya İçeriklerinin Delil Niteliği

Çekişmeli boşanma davalarında tarafların iddialarını ispatlaması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesi uyarınca elektronik ortamdaki veriler, fotoğraflar, görüntüler ve ses kayıtları belge niteliğindedir. Sosyal medya paylaşımları ve mesajlar kanunda bağımsız bir boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir; ancak belge niteliğinde takdiri delil olarak kabul edilir. Davaya bakan hâkim, sunulan paylaşımların içeriğini somut olayın özelliklerine göre inceleyerek hangi boşanma sebebinin gerçekleştiğini belirler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu

Boşanma Sebepleri ve Sosyal Medya Paylaşımlarının Yeri

Türk Medeni Kanunu'nun 161 ile 166. maddeleri arasında boşanma sebepleri özel ve genel olmak üzere düzenlenmiştir. Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ile akıl hastalığı özel boşanma sebeplerini oluştururken; evlilik birliğinin sarsılması genel boşanma sebebidir. Kanunda öngörülen sebepler haricinde başka bir gerekçeyle boşanma davası açılamaz; bununla birlikte bu yasal sınırların somut olaylardaki görünümleri değerlendirilirken sınırlı sayı ilkesi daraltıcı biçimde ele alınmamalıdır.

Sosyal paylaşım ağlarındaki iletiler veya yazışmalar kanunda bağımsız bir dava sebebi olarak yer almaz. Uyuşmazlığa bakan hâkim, sunulan içeriğin niteliğine ve durumun özelliğine göre kanunda sayılan boşanma nedenlerinden hangisinin kapsamına girdiğini inceleyerek uyuşmazlığı karara bağlar.

Sadakat Yükümlülüğünün İhlali ve Güven Sarsıcı Eylemler

Eşlerin evlilik birliğindeki yükümlülüklerinin başında sadakat gelmektedir. Bir eşin sosyal ağlarda üçüncü kişilerle gerçekleştirdiği samimi mesajlaşmalar veya paylaştığı fotoğraflar, duruma göre sadakat yükümlülüğünün ihlali niteliğinde görülerek Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasına konu edilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/217 Esas ve 2024/795 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı erkeğin sosyal medya hesabında yer alan profil fotoğrafı ile sunduğu vekâletnamedeki fotoğrafın uyuşması ve hesap üzerinden delil karartmaya yönelik paylaşımların silinmesine dair yazışmalar bulunması dikkate alınarak hesap aidiyeti belirlenmiştir. Hesabın davalıya ait olmadığı veya hukuka aykırı temin edildiği yönünde bir savunma ileri sürülmediğinden, başka kişilerle yapılan yazışmalar güven sarsıcı davranış kabul edilmiş ve Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilmiştir. Yargıtay, nafaka araştırması dışındaki temyiz itirazlarını reddederek bu yöndeki hükümleri onamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/217, K. 2024/795Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2024/217 E.  ,  2024/795 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1008 E., 2023/1564 K. DAVA TARİHİ : 17.02.2015 KARAR : Bozmaya uyularak hüküm kurma Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden araştırılması gerektiği gerekçesi ile bozulmasına, sair temyiz itirazlarının reddi ile kararın bozma kapsamı dışında kalan bölümlerin onanmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, kadın yararına yoksulluk nafakasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ailesine olan düşkünlüğü nedeniyle sürekli ailesinin yanına gittiğini ve hafta sonlarını bile davalının ailesiyle birlikte geçirdiklerini, bu nedenle hiçbir zaman karı koca yaşantılarının olmadığını, evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, tarafların ortak kazançlarını ailesine gönderdiğini, müvekkiline karşı sevgisiz ve soğuk davranıp eşini görmezden geldiğini, sosyal paylaşım sitesi olan facebook üzerinden evlilik birliği devam ederken evlilik birliğine ve sadakat yükümlülüğüne sığmayacak şekilde bayanlarla arkadaşlıktan öte samimiyet kurduğunu, davalıdan ve ailesinden gerekli saygı ve değeri görmediğini, davalının ailesinin müvekkiline sürekli hakaretlerde bulunduklarını, davalının babası tarafından tehdit edildiğini, büyü yaptırmakla suçlandığını, müvekkilinin işinden istifa etmek istediğinde davalının müvekkilinin koluna yumruk attığını, davalının müvekkili ile olan ortak hesaplarından defalarca ailesine para gönderdiğini belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına aylık 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile , 75.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.. II. CEVAP Davalı erkek cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının geçimsiz yapısının olduğunu, bipolar bozukluğunun olduğunu, defalarca müvekkilini ölümle tehdit ettiğini, davacının ısrarları üzerine müvekkilinin yurt dışına gitmeyi kabul ettiğini ve Fransa’ya yerleştiklerini, Fransa’da müvekkilinin aşçı olarak davacının ise sözleşmeli işçi olarak işe başladığını, davacının sürekli yaşadığı hayattan şikayetçi olduğunu, sürekli bir kıskançlık içinde olduğunu, ev içerisinde çıkardığı sebepsiz kavgalarla müvekkiline hayatı zindan ettiğini, müvekkilinin mail adresinden müvekkilinin ailesine bizi rahat bırakın, bizi aramayın gibi mesajlar attığını, tarafların izin için Ankara’ya döndükleri 2014 mayıs ayında davacının Bordo’ya dönmeyeceğini bildirdiğini, bu çerçevede istifa dilekçesini çalıştığı iş yerine götürmek yerine Ankara’daki Dışişleri Bakanlığına verdiğini, müvekkilinin mecburen Bordo’daki işine dönmek zorunda olduğundan 2014 mayıs ayı sonunda Ankara’dan ayrıldığını, davacının kendini iyi hissetmediği için Ankara’da kalmak istediğini beyan ettiğini, müvekkilinin 2014 yılı temmuz ayında izinli olarak Ankara’ya gelerek davacı ile görüşmeye çalıştığını, ancak aşırı asabi durumu nedeni ile davacı ile anlaşamadıklarını, müvekkili ile de ortak ikametgaha dönmeyen davacının iş bu davayı açtığını belirterek davanın reddine ve müvekkili lehine 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2017 tarih ve 2015/256 Esas, 2017/1095 Karar sayılı kararı ile davalının kusuru ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davacı kadın vekili tarafından davasının reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2018 tarih ve 2017/2125 Esas, 2017/2125 Karar sayılı kararı ile davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması gerektiği, davacı kadının ziynetlere ilişkin harcının tamamlanmadan yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli 2018/2065 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararı ile davacının ziynet talebine ilişkin davasının tefrikine, davalının kusuru ispatlanamadığından boşanma davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli kararına kararına karşı davacı kadın vekili; davanın reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2022 tarih, 2022/11537 Esas, 2023/2452 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından sunulan sosyal paylaşım sitesi mesajları hukuka aykırı delil kabul edilmek suretiyle hükme esas alınmamış ise de davalı erkeğin sosyal medya hesabının kendisine ait olmadığına, davacı kadın tarafından oluşturulduğuna yönelik herhangi bir iddiasının olmadığı, davalı erkeğe ait olduğu belirtilen sosyal medya hesabında yer alan fotoğraftaki kişi ile erkek tarafından sunulan vekâletnamede yer alan fotoğraftaki kişinin aynı olduğu, sunulan sosyal medya hesabındaki yazışma içeriklerinden de davalı erkekle aynı kurumda çalıştığı anlaşılan bir kişinin davalı erkek ile sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarının boşanma davasında aleyhine kullanılmaması için silinmesi konusunda yazıştığı, hal böyle olunca sosyal medya hesabının davalı erkeğe ait olduğu ve hukuka aykırı yollarla elde edildiğine ilişkin bir iddia bulunmayan bu sosyal medya hesabındaki yazışmaların hükme esas alınması gerektiği, davalı erkeğin sosyal medya hesabından başka bayanlarla yazışmak suretiyle güven sarsıcı davranışta bulunduğu, buna mukabil davalı erkek tanıklarının beyanlarında geçen bir kısım olayların önceye ait olup boşanma hükmüne esas alınamayacağı, bir kısım olayların ise sebep ve saiki açıklanmayan soyut açıklamalardan ibaret olduğu, buna göre davacı kadının usulünce dayanılan ve ispatlanan bir kusurunun bulunmadığı, evlilik birliğinin sarsılmasında güven sarsıcı davranışlarda bulunan erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadın lehine aylık 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı erkek vekili tarafından müvekkilinin kusurunun ispatlanmadığını, davacı kadının duruşmada çalıştığını beyan etmesi karşısında İlk Derece Mahkemesince tedbir nafakasının kaldırıldığını ileri sürerek hükmün tamamı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Dairemizin 17.05.2023 tarihli ilamı ile kadının işinin sürekli mahiyette olup olmadığı, gelir elde edip etmediği, gelirinin düzenli, kendisini yoksulluktan kurtaracak yeterlilikte olup olmadığı hususu yeniden araştırılarak yoksulluk nafakası istemi hakkında karar verilmesi yönünden hükmün bozulmasına, davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin onanmasına karar verilmişitr. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyulmakla, kadının özel okulda öğretmen olduğu, aylık 4.500,00 TL maaş aldığı, kendisine ait evde oturduğu, Özel Ankara Fen Koleji'ne yazılan müzekkere cevabında ise davacı …'ın okullarında 11.09.2023-30.09.2023 tarihleri arasında ders saat ücretli kimya öğretmeni olarak görev yaptığı, Eylül ayında girdiği ders ücreti olarak 3.426,84 TL ödeme yapıldığı, 30.09.2023 tarihi itibariyle istifa ettiğinin bildirildiği, davalı erkeğin Antananarivo Büyükelçiliğinde sözleşmeli aşçı olarak çalıştığı, 2.074,68 dolar maaş aldığı anlaşıldığı, kadının işinin her an sonlanabilecek nitelikte olması, hali hazırda çalışmaması, çalıştığı dönemlerde ise asgari ücret düzeyinin de altında gelir elde etmesi, asgari ücret düzeyinde gelir elde etmenin yoksulluk nafakası takdirine engel olmaması ve davalı erkeğin geliri ile davacı kadının çalıştığı dönemlerde elde ettiği gelir arasında ciddi fark bulunması gözetildiğinde davacı kadının boşanma sebebiyle yoksulluğa düşeceğinin değerlendirildiği gerekçesi ile kadın yararına aylık 750,00TLyoksulluk nafakasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle: kadının çalıştığı okuldan gelen yazıda 30.09.2023 tarihinde istifa ettiğinin bildirildiğini, 28.09.2023 tarihli ekonomik ve sosyal durum araştırmasında kadının evinin kira olmadığı, bakmakla yükümlü olduğu kimse bulunmadığı, üniversite mezunu olduğu çalıştığı kendi geçimini sağladığının bildirildiğini, kadının kötü niyetli olarak Mahkeme yazısından sonra istifa ettiği ve karar sonrası tekrar işe başlayacağının sabit olduğunu belirterek davanın kabulü, kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bozma ilamının gereğinin yerine getirilip getirip getirilmediği, kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olup olmadığı, kesinleşen yönlerden tekrar inceleme yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 175 inci ve 176 ncı maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozma ilamına uygun inceleme ve araştırma yapılmış olduğu, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırması sonucunda, kadının ders saati ücretli kimya öğretmeni olarak görev yaptığı, 30.09.2023 tarihi itibariyle istifa ettiği, erkeğin maddî durumuna göre kadının aldığı ücretin az olduğu ve işinin her an sonlanabilecek nitelikte olduğu, halihazırda çalışmadığı, çalıştığı dönemlerde elde ettiği gelirin kadını yoksulluktan kurtarmayacağı gerekçesi ile kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; kadının çalıştığı okulu bildirmesi üzerine okuldan gelen cevabi yazıda, kadının kısa süreli çalışmasının olduğu ve sonrasında istifa ettiği, bunun yanında dosya kapsamından ve kadının duruşmadaki beyanından kadının zabıt katipliği sınavını kazandığı anlaşılmakla, kadının istifa ederek iş yerinden ayrılması ve kazandığı sınav ile yeni bir mesleğe başlayabilme imkanına sahip olması nedeni ile yoksulluğa düşmeyeceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden davalı erkek yararına BOZULMASINA, 2. Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı davalarda davacının kusuru davalıdan daha ağır ise davalının davaya itiraz hakkı bulunmaktadır. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyorsa ve evlilik birliğinin sürdürülmesinde davalı ile müşterek çocuklar açısından korunmaya değer bir yarar görülmüyorsa hâkim boşanmaya karar verebilir.

Sosyal Medya Delilleriyle Zinanın İspatlanması

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi gereğince eşlerden birinin zina etmesi, diğer eşe boşanma davası açma hakkı verir. Zina sebebine dayanan dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Zina eylemini affetmiş olan eşin ise bu sebebe dayanarak dava hakkı bulunmamaktadır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/1972 Esas ve 2024/2297 Karar sayılı ilamında, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan sosyal medya yazışmaları ve görüntülerinin niteliği itibarıyla zinaya muhakkak gözüyle bakılmasını gerektirdiği ve bu durumun zinanın varlığına delalet ettiği değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesince Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi uyarınca zinanın ispatlandığı kabul edilerek verilen karar, Yargıtay tarafından usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1972, K. 2024/2297Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2024/1972 E.  ,  2024/2297 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/983 E., 2023/284 K. DAVA TARİHİ : … KARAR : Bozmaya uyularak hüküm kurulması Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, bozmaya uyularak hüküm kurulmasına, her iki davanın da kabulü ile boşanma ve ferilerine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde; anlaşmalı olarak açtığı boşanma davasını çekişmeli boşanma davasına çevirerek kadının sanal ortamda uygunsuz fotoğraflar göndermek suretiyle kendisini aldattığını iddia ederek davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci maddesi gereğince zina hukuki sebebine dayalı olarak boşanmalarına, 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, erkek yararına 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-davacı kadın vekili cevap ve birleşen dava dilekçesinde özetle; erkeğin evlilikten 4 ay sonra askerden izne geldiğini, ilişkisinin olduğunu söylediğini, ailelerin araya girmesiyle barıştığını, sonra tekrar gittiğini, 12.4.2018 de tekrar gelerek, başka kadınla ilişkisi olduğunu söylediğini, silahını kafasına dayayarak boşanacaksın diye tehdit ettiğini, zorla boşanma protokolü imzalattığını, zorla babasının evin gönderdiğini iddia ederek asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, kadın yararına 50.00.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli kararı ile erkeğin başka bir kadınla ilişkisi olduğu, bu kadınla evlilik yaptığını ikrar ettiği, kadını evden atarak zorla babasının evine gönderdiği belirtilerek boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının zinasının ispatlanamadığı gerekçesi ile kadının davasının kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 350,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 20.000,00 TL maddî ve 17.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin zinaya dayalı davasının ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı; davacı-davalı erkek vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; her iki dava yönünden de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli kararı ile kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince davacı-davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-davalı erkek tarafından her iki dava yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 05.07.2022 tarihli kararı ile erkeğin, eşinin bir başka erkekle kendisini aldattığına yönelik iddiasını dava dilekçesi ekinde sunduğu sosyal medya görüntüleri ve mesajlara dayandırdığını, sosyal medya yazışma ve görüntülerinin içerikleri itibarıyla zinaya muhakkak gözüyle bakılmasını gerektirir nitelikte olduğunu, bu durumun zinanın varlığına delalet ettiğini, zina eyleminin ispatlanmış olduğunu belirterek erkeğin davasının zina hukuki sebebiyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına bozma sebebine göre yeniden her iki dava hakkında hüküm kurulması zorunlu hale geldiğinden kabul edilen davalı-davacı kadının birleşen boşanma davası ve fer'îlerine yönelik davacı-davalı erkeğin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; erkeğin asıl davası yönünden; sosyal medya yazışma ve görüntülerinin içeriklerinin kadının zinasına muhakkak gözle bakılmasını gerektirir nitelikte olduğu, bu durumun zinanın varlığına delalet ettiği, açıklanan durum karşısında kadının zina eyleminin ispatlanmış olduğu gözetilerek erkeğin zina hukuki sebebine dayalı davasının kabulü gerektiği, kadının davası yönünden ise; erkeğin başka bir kadınla ilişkisi olduğu, bu kadınla evlilik yaptığını ikrar ettiği, kadını evden atarak zorla babasının evine gönderdiği anlaşılmakla kadının davasının da kabulü gerektiği belirtilerek; davacı-davalı erkeğin davasının 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesine dayalı olarak, kadının davasının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına dayalı olarak kabulüne(hükümde kadının davası yönünden sehven 166/3 yazıldığı anlaşılmakla), tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle maddî ve manevî tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı-davalı erkek vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve nafaka yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı-davacı kadın vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek erkeğin zinaya dayalı davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikteki geçimsizlikte Mahkemece yapılan kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, asıl ve karşı davanın kabulü, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve miktarı ile kadının reddedilen tazminat talepleri noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 161 inci ve 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü, 175 inci ve 176 ncı maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. … …

Sosyal Medya Verilerinin Hukuka Uygun Elde Edilmesi Şartı

Anayasa’nın 36. maddesi herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahip olduğunu teminat altına almaktadır. Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında ise kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda dava sırasında taraflar, hukuka aykırı biçimde ele geçirilen delillere dayanamaz ve bu bulguları vakıaların ispatı için ileri süremez.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. Ceza sorumluluğu şahsidir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) (Değişik onuncu fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez. İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir. (Değişik son fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez. XIV. İspat hakkı

Mahkemeye delil olarak sunulan sosyal medya kayıtlarının hükme esas alınabilmesi için hukuka uygun elde edilmiş olması zorunludur. Eşin bu iletileri kendi rızasıyla göndermiş olması veya içeriklerin herkese ya da arkadaş listesine açık bir platformda paylaşılmış bulunması bu şartı karşılar. Eşlerin sosyal iletişim araçlarındaki kendi aralarındaki paylaşımları bakımından ise taraflar yalnızca kendi hesaplarındaki verileri mahkemeye sunabilir; bunun dışındaki kayıtlar hukuka aykırı delil teşkil eder ve dikkate alınmaz.

Eşin bilgisi ve rızası dışında telefonuna gizli takip programı veya ses kayıt cihazı yüklenerek konuşmaların kaydedilmesi ya da sosyal medya şifreleri ele geçirilerek içerik temin edilmesi hukuka aykırı delil oluşturur ve davada dikkate alınmaz. Buna karşılık, kasten hukuka aykırılık oluşturulmadan elde edilen ve başka türlü ispat imkânı bulunmayan kayıtlar somut olayın şartlarına göre mahkemece değerlendirilebilirse de kurgulanarak usulsüz yaratılan deliller hiçbir surette kabul görmez.

Sosyal Medya Kayıtlarının İspat Gücü ve Doğrulanması

Elektronik ortamdaki fotoğraf, görüntü veya ses kayıtları takdiri delil niteliğindedir. Bu tür kayıtların delil olarak kabul edilebilmesi için gerçekliğinin ve doğruluğunun ispat edilmesi zorunludur. Sosyal medya içerikleri tek başına olayların ispatında yeterli görülmeyebilir; hükme esas alınabilmeleri için iddiayı destekleyen diğer delillerle birlikte mahkemeye sunulmaları gerekir.

Mahkeme Kanalıyla Mesaj ve İletişim Kayıtlarının İstenmesi

Boşanma davalarında eşler, geçmişte yapılan veya silinen sosyal medya iletilerinin mahkeme aracılığıyla ilgili ağlardan getirtilmesini sıklıkla talep etmektedir. Silinmiş olsun veya olmasın WhatsApp, Instagram, Facebook ve Twitter gibi platformlar üzerinden yapılan mesajlaşma kayıtları, fotoğraf ve videoların mahkemece talep edilmesi teknolojik imkânsızlıklar ve hukuki nedenlerle kabul edilmeyip reddedilir.

Telefon konuşmalarının içeriğinin dinlenmesi veya kayda alınması savcılık ya da ceza mahkemesi kararlarını gerektiren işlemler olduğundan, boşanma davasında bu yönde ileri sürülen talepler kabul görmez. Ancak hâkim gerekli gördüğü durumlarda arayan ve aranan numara, arama tarihi, saati, süresi ve yer sinyali gibi geçmişe dönük iletişim trafiğini gösteren HTS kayıtlarını ilgili kurumlardan talep edebilir. HTS kayıtları iletişim trafiğini belgeler; konuşmaların içeriğini içermez.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezaî Boyut

Sosyal medya paylaşımlarının veya mesajlarının hukuka aykırı yollarla elde edilmesi, boşanma davasındaki delil yasağına ek olarak ceza yargılamasına da yol açabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinin ilk fıkrasında, başkalarının özel hayat alanına haksız müdahalede bulunanlar için bir yıldan üç yıla kadar hapis yaptırımı öngörülmüştür. Bu ihlalin görüntü yahut ses kaydı alınarak gerçekleştirilmesi durumunda ise verilecek ceza bir kat artırılmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.[59] (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. Kişisel verilerin kaydedilmesi

Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinin ikinci fıkrasına göre, özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılır; bu fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde de aynı cezaya hükmolunur. Dolayısıyla tarafların kendi aralarındaki yazışmalar dışındaki kayıtları ele geçirmesi veya yayması, koşulları oluştuğunda özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu meydana getirebilir.

Kusurun İspatı ve Maddi-Manevi Tazminat Talepleri

Hukuka uygun şekilde elde edilen sosyal medya kayıtlarıyla eşin kusurlu tutumu kanıtlandığında ve dava dilekçesinde talep bulunması hâlinde maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/9097 Esas ve 2024/606 Karar sayılı ilamında, evlilik hukuken sonlanmadan önce sadakat yükümlülüğüne aykırı eylemlerde bulunulması nedeniyle kusur tespiti yapılarak tazminat sorumluluğu benimsenmiş, hükmedilen tazminat miktarları yönünden inceleme yapılarak karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9097, K. 2024/606Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/9097 E.  ,  2024/606 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2023/424 E., 2023/568 K. DAVA TARİHİ : 26.06.2020 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kesinleşen boşanma ve velâyet konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve erkek yararına kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı erkek vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Elazığ 2. Aile Mahkemesi'nin 2017/34 Esas sayılı dosyasına kayıtlı boşanma davası olduğunu, boşanmanın henüz kesinleşmediğini ancak kadının başka erkek ile yaşadığını ileri sürerek tarafların zina, mümkün olmazsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesine ve erkek yararına yasal faizi ile birlikte 50.000,00 TL maddî ve 100.000,00 manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Dava dilekçesi davalı kadına 02.07.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı kadın davaya yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2020/213 Esas, 2021/728 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasında görülen Elazığ 1. Aile Mahkemesi'nin 2017/34 Esas ve 2018/397 Karar sayılı boşanma davasının Yargıtay denetiminden geçerek 30.06.2020 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle işbu davada yargılama yapılamayacağı ve boşanmanın fer'î niteliğinde olan maddî ve manevî tazminat taleplerinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle; kesinleşen boşanma ve velâyet konularında karar verilmesine yer olmadığına ve erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2022/168 Esas, 2022/950 Karar sayılı kararıyla, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 06.06.2023 tarihli kararı ile; erkek tarafından Elazığ 1. Aile Mahkemesi'nin 2017/34 Esas sayılı dosyasında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan boşanma davasında verilen boşanma kararının 30.06.2020 tarihinde kesinleştiği, zina sebebiyle açılan işbu davanın boşanma hükmü kesinleşmeden, 26.06.2020 tarihinde açıldığı ancak yargılamaya davalar birleştirilmeden devam edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, daha önceden görülen davada boşanma hükmü kesinleştiğinden işbu davadaki boşanma talebi konusuz kalmış ise de boşanma kararının kesinleşmesinden önce açılan işbu dava nedeniyle boşanmaya sebebiyet veren olaylardaki kusur durumunun henüz kesinleşmediği, hem daha önce görülen boşanma dava dosyasındaki kesinleşen kusur durumları, hem de işbu dava dosyasındaki tüm delillerle belirlenecek kusur durumları harmanlanarak erkeğin tazminat talepleri hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma kararına uyulmasına karar verilerek kadının Elazığ 1. Aile Mahkemesi'nin 2017/34 Esas ve 2018/927 Karar sayılı dosyasında kesinleşen "kendisinin yarattığı kurgusal olaylar nedeniyle eşine ve çocuklara sürekli küfür ederek tehdit ettiği, psikolojik rahatsızlığının tedavisi için alınan doktor randevularına gitmediği, doktorun verdiği ilaçları kullanmayarak attığı ve tam kusurlu olduğu" kusurlu davranışları yanında, boşanma kesinleşmeden başka bir erkek ile dini nikah yaparak zina yaptığı ve boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan erkek eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; kesinleşen boşanma ve velâyet konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve erkek yararına kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; boşanmaya sebebiyet veren olaylardaki kusur durumu ve günün ekonomik koşulları dikkate alındığında erkek yararına hükmedilen tazminatların miktarının az olduğunu, delillerin elde edilişinde hukuka aykırılık bulunmadığını, delillerin kadının kendi sosyal medya ve WhatsApp paylaşımları olduğunu, ayrıca kadının zina yaptığının tanık beyanları ile de ispatlandığını ileri sürerek erkek yararına hükmedilen tazminatların miktarı yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadının zina yaptığının ispatlanmadığını, boşanmanın ve kusur durumunun kesinleştiğini ve kadına yeni kusur eklenmesinin mümkün olmadığını ve dosya kapsamındaki paylaşımların hukuka aykırı şekilde elde edildiğini ileri sürerek kusur belirlemesi ve aleyhe hükmedilen tazminatlar yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bozmaya uyulmasına karar veren İlk Derece Mahkemesi kararının bozmanın amacına uygun olup olmadığı, kusur belirlemesinin doğru yapılıp yapılmadığı, kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına tazminatlara hükmedilmesinin usul ve kanuna uygun olup olmadığı, uygun ise miktarlarının hakkaniyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı, 161 inci ve 174 üncü maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; davacı erkek vekilinin tüm, davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı erkek yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarı çoktur. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının erkek yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminatın miktarı yönünden BOZULMASINA, 2.Davacı erkek vekilinin tüm, davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın ilk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Mahkeme WhatsApp ve Instagram mesaj dökümlerini getirtebilir mi?

Hayır. Silinmiş veya mevcut sosyal medya mesajlaşmalarının ilgili şirketlerden istenmesi yönündeki talepler, teknolojik imkânsızlık ve hukuki nedenlerle mahkemelerce reddedilir.

Eşin telefonuna takip programı yüklenerek alınan mesajlar delil olur mu?

Hayır. Telefona gizli takip programı veya ses kayıt cihazı yüklenerek ya da sosyal medya şifreleri ele geçirilerek temin edilen içerikler hukuka aykırı delil sayılır ve Anayasa'nın 38. maddesi uyarınca hükme esas alınamaz.

Sosyal medya paylaşımları zinanın ispatında tek başına yeterli midir?

Sosyal medya kayıtları kural olarak takdiri delil niteliğinde olup diğer delillerle desteklenmelidir; ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/1972 Esas ve 2024/2297 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, içeriğin zinaya muhakkak gözüyle bakılmasını gerektirdiği durumlarda zinanın varlığına delalet ettiği kabul edilmektedir.

Reddedilen boşanma davası kesinleştikten sonra ne zaman yeniden dava açılabilir?

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, herhangi bir boşanma sebebiyle açılan davanın reddedilip bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmesi ve ortak hayatın kurulamamış olması hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu