Boşanma Yargılamasında İspat Hakkı ve Delil Kuralları
Boşanma davalarında taraflar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kanunda gösterilen süre ve usule uygun şekilde ispat hakkını kullanır. Kanunun 189. maddesinin 3. fıkrası gereğince belirli delillerle ispatı öngörülen hususlar başka vasıtalarla kanıtlanamazken, sunulan bir delilin caiz olup olmadığına aynı maddenin 4. fıkrası kapsamında mahkeme karar verir. İspat yükünün kural olarak iddia edilen olaydan kendi lehine sonuç çıkaran tarafa ait olduğu, karşı tarafın delil göstermesinin bu yükümlülüğü devralmak anlamına gelmediği, vakıaların ispata elverişli biçimde somutlaştırılması ile hangi delilin hangi olay için gösterildiğinin açıkça belirtilmesinin arandığı ve bildirilen delilden karşı tarafın açık rızası olmaksızın dönülemeyeceği usul hukukunda kabul görmektedir. Ayrıca ikrar edilen veya herkesçe bilinen olayların çekişmeli sayılmayacağı, ancak boşanma davasında ikrarın hâkimi bağlayıcı nitelikte olmadığı değerlendirilmektedir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
Hukuka Aykırı Delil Yasağı ve Rıza Dışı Dijital Kayıtlar
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Bu çerçevede önceden planlanarak gizli düzeneklerle alınan ses kayıtlarının delil sayılmayacağı yönünde yaklaşımlar bulunmakla birlikte delilin geçerliliği somut olayın koşullarına göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli, E. 2017/3024 ve K. 2018/13969 sayılı ilamında; ortak konuta ve erkeğin kullanımındaki araca rızası ve bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirilerek temin edilen kayıtların hukuka aykırı delil vasfında olduğu, tarafların kusur durumunun saptanmasında hesaba katılamayacağı ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini ispata yarar başka bir delilin de bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli, E. 2020/2359 ve K. 2020/3302 sayılı ilamında da, erkeğin özel hayatının gizliliği zedelenerek elde edilen CD içeriğinin hükme dayanak yapılamayacağı ve bu yolla erkeğe sadakat yükümlülüğüne aykırılık kusurunun yüklenemeyeceği vurgulanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3024, K. 2018/13969Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2359, K. 2020/3302Kaynağı aç
Sosyal Medya İçeriklerinin Değerlendirilmesi ve Süresinden Sonra Delil Sunumu
Yetkisiz giriş yapılmaksızın ve şifre kullanılmaksızın kamuya açık profillerden ulaşılan video, fotoğraf veya yer bildirimi gibi sosyal medya paylaşımlarının delil olarak sunulabileceği yönünde görüşler ileri sürülmekte; buna karşın eşten gizli açılan hesap yazışmalarına erişilmesi, müşterek alandaki unsurlar veya anlık elde edilen konuşmalar bakımından farklı hukuki yaklaşımlar savunulmaktadır. Delillerin süresinde ibrazı esas olmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. maddesinin 1. fıkrasına göre delilin gecikerek sunulması yargılamayı sürüncemede bırakma gayesi gütmüyorsa veya süresinde bildirilememesi tarafın kusuruna dayanmıyorsa mahkeme sonradan delil gösterilmesine olanak tanıyabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2024/4091, K. 2025/2705 sayılı ilamında, yasal süresinden sonra sunulan sosyal medya ekran görüntüsünün 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesi çerçevesinde değerlendirilebileceği ve söz konusu paylaşımın güven sarsıcı davranış olarak kusur incelemesinde dikkate alınabileceği belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4091, K. 2025/2705Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 145Kaynağı aç
Zina Sebebiyle Boşanma, İspat Ölçüsü ve Hak Düşürücü Süreler
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesine göre eşlerden birinin zinası durumunda diğer taraf boşanma davası açma hakkına sahiptir. Bu hak, durumun öğrenildiği andan itibaren altı ay ve her durumda fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yılın geçmesiyle düşer; eylemi affeden eş ise artık dava açamaz. Zina sebebine dayalı davanın kabul görebilmesi için ya cinsel beraberliğin fiilen kanıtlanması ya da bu fiilin varlığına dair tereddüt bırakmayan kesin bir karinenin varlığı aranır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2024/4091, K. 2025/2705 sayılı ilamında da kadının ikrarının sadece konuta bir kişinin kitap bırakmasına yönelik olduğu, bu anlatımın zina fiilinin gerçekleştiği anlamına gelmeyeceği ve eylemin kesin karineyle ortaya konulamadığı vurgulanmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Kusur Belirlemesi, Maddi ve Manevi Tazminat ile Yoksulluk Nafakası
Boşanma neticesinde mevcut ya da ileride doğması muhtemel menfaatleri zarar gören kusursuz yahut daha az kusurlu eş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrası uyarınca diğer taraftan maddi tazminat isteyebilmektedir. Evliliğin sona ermesine yol açan vakıalar sebebiyle kişilik hakları zedelenen eş ise aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamında manevi tazminat talebinde bulunabilir. Kanunun 175. maddesi doğrultusunda, boşanma sebebiyle yoksulluk tehlikesiyle karşılaşacak olan eş, diğerinden daha ağır kusurlu olmamak kaydıyla, karşı tarafın mali imkânları nispetinde süresiz yoksulluk nafakası verilmesini isteyebilir; üstelik bu halde nafaka borçlusunun kusuru da aranmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli, E. 2017/3024 ve K. 2018/13969 sayılı ilamında; kadının kanun yoluna başvurmaması neticesinde eşini küçük düşürme vakıasının kesinleştiği, böylece kadının tam kusurlu sayıldığı, erkeğin davasındaki boşanma hükmü temyiz edilmeksizin kesinleştiği için kadının boşanma talebinin konusuz kaldığı, tam kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği, buna karşın manevi değerleri ve evlilik içi desteği zarara uğrayan erkek yararına maddi ve manevi tazminat verilmesi gerektiği açıklanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli, E. 2020/2359 ve K. 2020/3302 sayılı ilamında ise, boşanma kararı kesinleştikten sonra yargılama sürerken yeniden evlenen eşin evlilik tarihinden sonrası için yoksulluk nafakası isteyemeyeceği, yalnızca evlendiği tarihe dek geçen döneme ilişkin nafakayı talep edebileceği hükme bağlanmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Delillerin Mahkemece İncelenmesi ve İstinabe Usulü
Yargılama sürecinde delillerin kural olarak davayı gören mahkeme önünde, olabildiğince toplu biçimde ve tek bir oturumda ele alınması hedeflenir; zorunluluk halinde bu işlemler sonraki oturumlara bırakılabilir. Duruşma salonuna getirilmesi imkân dahilinde bulunmayan delil unsurlarının yerinde tetkik edilmesi veya ilgililerin bulundukları mahalde dinlenmesi mümkündür. Farklı bir yargı çevresinde yer alan ve getirilmesi güç olan deliller ise o yer mahkemesine yazılacak istinabe müzekkeresi ile toplanabilmektedir. Bu süreçte tarafların istinabe duruşmasına bizzat katılıp açıklama yapma yetkileri saklıdır; bildirim yapılmasına karşın duruşmaya gelinmemesi ise delilin incelenmesine veya beyanların tespitine mani teşkil etmez.
Sosyal medya paylaşımları boşanma davasında delil olarak kabul edilir mi?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bir delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. Şifre kırma veya hukuka aykırı erişim olmaksızın kamuya açık paylaşımlardan elde edilen verilerin delil niteliği taşıyabileceği ileri sürülmekle birlikte, içeriğin ispatta dikkate alınıp alınmayacağı somut olayın özelliklerine ve mahkemenin takdirine bağlıdır.
Süresinden sonra mahkemeye sunulan sosyal medya ekran görüntüleri dikkate alınır mı?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. maddesi uyarınca gecikmenin taraf kusurundan kaynaklanmaması veya yargılamayı geciktirme amacı taşımaması durumunda, sonradan sunulan ekran görüntüleri mahkemece kusur belirlemesinde değerlendirilebilir.
Eşin rızası dışında gizlice alınan kayıtlar boşanma davasında delil olur mu?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırı yollarla temin edilen deliller ispatta dikkate alınamaz. Nitekim Yargıtay kararlarında, eşin bilgisi ve rızası dışında ortak konuta veya araca cihaz konularak elde edilen ses kayıtları ile özel hayatın gizliliğini ihlal eden CD içerikleri hukuka aykırı delil kabul edilerek kusur belirlemesinde hükme esas alınmamıştır.
Sosyal medya paylaşımları zina davasının ispatı için yeterli midir?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesine dayalı zina davasının kabulü için cinsel birlikteliğin yaşandığının ya da buna işaret eden kesin bir karinenin varlığının kanıtlanması zorunludur; tek başına güven sarsıcı nitelikteki bir sosyal medya paylaşımı zina fiilinin sübutu için yeterli görülmemektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

