Boşanma Davasında Sosyal Medya Paylaşımları Delili

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Sosyal Medya Paylaşımları Delili

Boşanma Yargılamasında İspat Hakkı ve Delil Kuralları

Boşanma davalarında taraflar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kanunda gösterilen süre ve usule uygun şekilde ispat hakkını kullanır. Kanunun 189. maddesinin 3. fıkrası gereğince belirli delillerle ispatı öngörülen hususlar başka vasıtalarla kanıtlanamazken, sunulan bir delilin caiz olup olmadığına aynı maddenin 4. fıkrası kapsamında mahkeme karar verir. İspat yükünün kural olarak iddia edilen olaydan kendi lehine sonuç çıkaran tarafa ait olduğu, karşı tarafın delil göstermesinin bu yükümlülüğü devralmak anlamına gelmediği, vakıaların ispata elverişli biçimde somutlaştırılması ile hangi delilin hangi olay için gösterildiğinin açıkça belirtilmesinin arandığı ve bildirilen delilden karşı tarafın açık rızası olmaksızın dönülemeyeceği usul hukukunda kabul görmektedir. Ayrıca ikrar edilen veya herkesçe bilinen olayların çekişmeli sayılmayacağı, ancak boşanma davasında ikrarın hâkimi bağlayıcı nitelikte olmadığı değerlendirilmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü

Hukuka Aykırı Delil Yasağı ve Rıza Dışı Dijital Kayıtlar

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Bu çerçevede önceden planlanarak gizli düzeneklerle alınan ses kayıtlarının delil sayılmayacağı yönünde yaklaşımlar bulunmakla birlikte delilin geçerliliği somut olayın koşullarına göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli, E. 2017/3024 ve K. 2018/13969 sayılı ilamında; ortak konuta ve erkeğin kullanımındaki araca rızası ve bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirilerek temin edilen kayıtların hukuka aykırı delil vasfında olduğu, tarafların kusur durumunun saptanmasında hesaba katılamayacağı ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini ispata yarar başka bir delilin de bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli, E. 2020/2359 ve K. 2020/3302 sayılı ilamında da, erkeğin özel hayatının gizliliği zedelenerek elde edilen CD içeriğinin hükme dayanak yapılamayacağı ve bu yolla erkeğe sadakat yükümlülüğüne aykırılık kusurunun yüklenemeyeceği vurgulanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3024, K. 2018/13969Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2017/3024 E.  ,  2018/13969 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Tedbiren Kişisel İlişki Kurulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi ikinci hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, davacı-karşı davalı kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 04.12.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı … ….ağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının tüm, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-İlk derece mahkemesi, davacı-karşı davalı kadın tarafından sunulan CD delilinde yer alan kayıtlara göre davalı-karşı davacı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı tutum ve davranışlar sergilediğini, davacı-karşı davalı kadının ise eşinin başkalarıyla ilişkisi olduğunu yakınlarına anlatmak suretiyle eşini küçük düşürücü davranışlarda bulunduğunu kabul ederek, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle, karşılıklı boşanma davalarınm kabulüyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuklar yararına tedbir ve iştirak nafakasına, davacı-karşı davalı kadın yararına maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) ile tedbir ve yoksulluk nafakasına, davalı-karşı davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteklerinin ise reddine karar vermiş, davalı-karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, görevli … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince 15.02.2017 tarih E.2016/185-K.2017/123 sayılı kararla; davalı-karşı davacı erkeğin istinaf talebinin kısmen kabulü ile; erkeğe yüklenen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış fiilinin ıspatında kullanılan CD nin hukuka aykırı delil niteliğinde olması sebebiyle davalı-karşı davacı erkeğe sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış vakıasının kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak incelenen ceza kovuşturması dosyaları içeriğine göre davalı-karşı davacı erkeğin eşine hakaret ettiği ve onu tehdit ettiği, kadının ise eşinin başkalarıyla ilişkisi olduğunu yakınlarına söyleyerek onu küçük düşürdüğü, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları belirtilerek, davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine, davalı-karşı davacı erkeğin diğer istinaf isteklerinin ise reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; ortak eve ve davalı-karşı davacı erkeğin kullandığı otomobiline, davalı-karşı davacı erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edilen ses kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunun kabulü ile tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlarının belirlenmesinde dikkate alınmaması (HMK m. 189/2) doğru olup, davalı-karşı davacı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarını ispata yarar başkaca bir delil de bulunmamaktadır, ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğe yalnızca hukuka aykırı yolla elde edilmiş ses kayıtlarına göre "sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar" vakıası kusur olarak yüklenmiş, bu karara karşı yalnızca davalı-karşı davacı erkek tarafından istinaf isteğinde bulunulmuştur. Davacı-karşı davalı kadın tarafından istinaf isteğinde bulunulmadığına göre istinaf isteğinde bulunan davalı-karşı davacı erkeğin aleyhine olacak şekilde ilk derece mahkemesi tarafından davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenmeyen hakaret ve tehdit vakıalarının Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Aynı şekilde ilk derece mahkemesince davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenen "eşinin başkalarıyla ilişkisi olduğunu yakınlarına anlatmak suretiyle eşini küçük düşürücü davranışlarda bulunduğu" şeklindeki vakıada kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşmiş olup, gerçekleşen bu durum karşısında davacı-karşı davalı kadın boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu hale gelmiştir. O halde, davacı-karşı davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadın tamamen kusurlu olup, kadının boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekir ise de, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasında verilen boşanma hükmü taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden kadının davasındaki boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda kadının boşanma davasının esası hakkında bir karar verilemeyecektir. Ancak, davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki, tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerini takdir ve tayin eder (HMK m. 331/1). Bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 4-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; tazminat isteyen davalı-karşı davacı erkeğin ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4) dikkate alınarak erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m.174/1-2) karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 5-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m.175). Yukarıda 2.bentte açıklandığı üzere, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadın tamamen kusurlu olup, yararına yoksulluk nafakası koşulları oluşmadığı halde, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda (2.), (3.) (4.) ve (5.) bentlerde gösterilen sebeplerle … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 15.02.2017 tarih, 2016/185 esas, 2017/123 karar sayılı kararının, kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminatlar ile yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA, kararın bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1630 TL vekalet ücretinin ….'tan alınıp…'e verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden …'a yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 154.30 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran …'e geri verilmesine, 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 04.12.2018 (Salı)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2359, K. 2020/3302Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/2359 E.  ,  2020/3302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece davacı-karşı davalı kadın tarafından dosyaya delil olarak sunulan CD hükme esas alınarak davalı-karşı davacı erkeğe sadakatsiz davrandığı vakıası kusur olarak yüklenilmişse de, CD'nin erkeğin "Özel hayatının gizliliği" ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz. CD'nin hukuka aykırı delil niteliğinde olması sebebiyle davalı-karşı davacı erkeğe sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış vakıasının kusur olarak belirlenmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı-karşı davacı erkeğin yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yerel mahkemenin boşanma hükmü, taraflarca temyiz edilmeyip, 02.03.2018 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı-karşı davalı kadının yargılamanın devamı sırasında 15.09.2018 tarihinde evlendiği anlaşılmakla, evlendiği tarihten sonra yoksulluk nafakasının talep edilmeyeceği ancak evlenme tarihine kadar yoksulluk nafakası alabileceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarına yönelik bölümünün ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24.06.2020 (Çrş.)

Sosyal Medya İçeriklerinin Değerlendirilmesi ve Süresinden Sonra Delil Sunumu

Yetkisiz giriş yapılmaksızın ve şifre kullanılmaksızın kamuya açık profillerden ulaşılan video, fotoğraf veya yer bildirimi gibi sosyal medya paylaşımlarının delil olarak sunulabileceği yönünde görüşler ileri sürülmekte; buna karşın eşten gizli açılan hesap yazışmalarına erişilmesi, müşterek alandaki unsurlar veya anlık elde edilen konuşmalar bakımından farklı hukuki yaklaşımlar savunulmaktadır. Delillerin süresinde ibrazı esas olmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. maddesinin 1. fıkrasına göre delilin gecikerek sunulması yargılamayı sürüncemede bırakma gayesi gütmüyorsa veya süresinde bildirilememesi tarafın kusuruna dayanmıyorsa mahkeme sonradan delil gösterilmesine olanak tanıyabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2024/4091, K. 2025/2705 sayılı ilamında, yasal süresinden sonra sunulan sosyal medya ekran görüntüsünün 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesi çerçevesinde değerlendirilebileceği ve söz konusu paylaşımın güven sarsıcı davranış olarak kusur incelemesinde dikkate alınabileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4091, K. 2025/2705Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2024/4091 E.  ,  2025/2705 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2243 E., 2024/568 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/139 E., 2021/483 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, zina hukuki sebebi ile açılan karşı boşanma davasının kabulü, kadın ve çocuk için kabul edilen nafaka miktarları, karşı davada aleyhe hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı-karşı davalı kadın tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak boşanma davası açılmış, erkek tarafından ise aynı Kanun’un 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal nedenine dayalı, bunun kabul edilmemesi halinde ise 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı karşı boşanma davası açılmıştır. Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince, erkeğin kadına hitaben " babam hasta ameliyat olacak para ver bana… defol git yüzünü görmek istemiyorum… suratını şeytan görsün" şeklinde mesajlar attığı, kadından ekonomik olarak beklenti içinde bulunduğu ve para alabilmek için ısrarcı tavır sergilediği, bu eylemleri ile kadına karşı ekonomik şiddet uyguladığı, hakaret içeren anlatımları ve kadını kendi telefonuna "tombik" olarak kaydettiği, kadına duygusal şiddet uyguladığı, kadının ise zina eylemini gerçekleştirdiği, bu suretle boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, karşı davanın ise zina hukuki sebebine dayalı olarak kabulü ile tarafların zina nedeniyle boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiş, karar kadın vekilince istinaf edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince erkeğe … sarsıcı davranışta bulunma eylemi nedeniyle kusur verilmesi gerektiği, yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı karşı davalı kadının da başka bir erkekle zina eylemini gerçekleştirdiği olgusunun sabit olduğu, davalı karşı davacı erkeğin Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davacı karşı davalı kadına karşı ekonomik ve psikolojik şiddet uygulaması yanında … sarsıcı davranışlarda da bulunduğu, gerçekleşen bu durum karşısında tarafların kusur karşılaştırması yapıldığında boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken yazılı şekilde davacı karşı davalı kadının daha ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile kusur belirlemesi, davalı karşı davacı erkek lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden kadının istinaf başvurusunun kabulü ile bu yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile kusurun gerekçesinin düzeltilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine, kadının sair istinaf istemlerinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir. "Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161). Zina hukuki sebebi ile açılan boşanma davasının kabul edilmesi için cinsel ilişkinin gerçekleşmesi veya gerçekleştiğine delalet edecek hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde karinenin bulunması gerekir. Somut olayda dava dışı F. isimli erkeğin o gün ortak konutta olduğunun kabulü ikrara dayalıdır. Ancak Mahkeme vicdani kanaatine göre ikrarı delil olarak kabul edebilir. Kadının bu konudaki ikrarı F. isimli kişinin o gün eve kitap getirdiğine ilişkindir. Kadının kapıyı kilitlediği ve geç açtığına, F. isimli erkek ile aralarında zina eyleminin gerçekleştiğine dair bir ikrarı bulunmamaktadır. Kadının ikrarının dışına çıkılarak zina eyleminin gerçekleştiğinin kabulü doğru değildir. Aksine zina eyleminin gerçekleştiği iddia edilen F. isimli kişi Mahkemece tanık olarak dinlenmiş, kadının ikrarı doğrultusunda anlatımda bulunmuş ve kadının beyanlarını teyit etmiştir. Bu durumda zina davasının kanıtlandığından söz edilemez. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre kadına isnat edilen zina olgusu gerçekleşmemiş ise de özellikle dosyaya erkek tarafından süresinden sonra sunulan ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 145 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek sosyal medya ekran görüntüsüne göre kadının yaptığı sosyal medya paylaşımı ile … sarsıcı davranışlar sergilediği anlaşılmaktadır. Bu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda … sarsıcı davranışta bulunan davacı -karşı davalı kadın kadın az, kadına karşı ekonomik ve psikolojik şiddet uygulayan ve … sarsıcı davranışlarda bulunan erkek ağır kusurludur. Bu durumda erkeğin karşı davada zina hukuki sebebi ile açtığı davanın reddi ile terditli olarak açtığı evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü gerekir. Ne var ki, kadının aynı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı asıl boşanma davasında verilen hüküm boşanma yönünden kesinleşmiştir. Dolayısıyla erkeğin karşı davadaki TMK 166/1 maddesine dayalı boşanma talebi konusuz kalmıştır. O halde, erkeğin 4721 sayılı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı karşı boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve erkeğin karşı davadaki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere bozmayı gerektirmiştir. 3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı -karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuğun ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin zina hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ile iştirak nafakasının miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 2.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden …'e yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran …'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 145Kaynağı aç
MADDE 145- (1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Mevcut delillerle davanın aydınlanması

Zina Sebebiyle Boşanma, İspat Ölçüsü ve Hak Düşürücü Süreler

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesine göre eşlerden birinin zinası durumunda diğer taraf boşanma davası açma hakkına sahiptir. Bu hak, durumun öğrenildiği andan itibaren altı ay ve her durumda fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yılın geçmesiyle düşer; eylemi affeden eş ise artık dava açamaz. Zina sebebine dayalı davanın kabul görebilmesi için ya cinsel beraberliğin fiilen kanıtlanması ya da bu fiilin varlığına dair tereddüt bırakmayan kesin bir karinenin varlığı aranır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2024/4091, K. 2025/2705 sayılı ilamında da kadının ikrarının sadece konuta bir kişinin kitap bırakmasına yönelik olduğu, bu anlatımın zina fiilinin gerçekleştiği anlamına gelmeyeceği ve eylemin kesin karineyle ortaya konulamadığı vurgulanmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Kusur Belirlemesi, Maddi ve Manevi Tazminat ile Yoksulluk Nafakası

Boşanma neticesinde mevcut ya da ileride doğması muhtemel menfaatleri zarar gören kusursuz yahut daha az kusurlu eş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrası uyarınca diğer taraftan maddi tazminat isteyebilmektedir. Evliliğin sona ermesine yol açan vakıalar sebebiyle kişilik hakları zedelenen eş ise aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamında manevi tazminat talebinde bulunabilir. Kanunun 175. maddesi doğrultusunda, boşanma sebebiyle yoksulluk tehlikesiyle karşılaşacak olan eş, diğerinden daha ağır kusurlu olmamak kaydıyla, karşı tarafın mali imkânları nispetinde süresiz yoksulluk nafakası verilmesini isteyebilir; üstelik bu halde nafaka borçlusunun kusuru da aranmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli, E. 2017/3024 ve K. 2018/13969 sayılı ilamında; kadının kanun yoluna başvurmaması neticesinde eşini küçük düşürme vakıasının kesinleştiği, böylece kadının tam kusurlu sayıldığı, erkeğin davasındaki boşanma hükmü temyiz edilmeksizin kesinleştiği için kadının boşanma talebinin konusuz kaldığı, tam kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği, buna karşın manevi değerleri ve evlilik içi desteği zarara uğrayan erkek yararına maddi ve manevi tazminat verilmesi gerektiği açıklanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli, E. 2020/2359 ve K. 2020/3302 sayılı ilamında ise, boşanma kararı kesinleştikten sonra yargılama sürerken yeniden evlenen eşin evlilik tarihinden sonrası için yoksulluk nafakası isteyemeyeceği, yalnızca evlendiği tarihe dek geçen döneme ilişkin nafakayı talep edebileceği hükme bağlanmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Delillerin Mahkemece İncelenmesi ve İstinabe Usulü

Yargılama sürecinde delillerin kural olarak davayı gören mahkeme önünde, olabildiğince toplu biçimde ve tek bir oturumda ele alınması hedeflenir; zorunluluk halinde bu işlemler sonraki oturumlara bırakılabilir. Duruşma salonuna getirilmesi imkân dahilinde bulunmayan delil unsurlarının yerinde tetkik edilmesi veya ilgililerin bulundukları mahalde dinlenmesi mümkündür. Farklı bir yargı çevresinde yer alan ve getirilmesi güç olan deliller ise o yer mahkemesine yazılacak istinabe müzekkeresi ile toplanabilmektedir. Bu süreçte tarafların istinabe duruşmasına bizzat katılıp açıklama yapma yetkileri saklıdır; bildirim yapılmasına karşın duruşmaya gelinmemesi ise delilin incelenmesine veya beyanların tespitine mani teşkil etmez.

Sosyal medya paylaşımları boşanma davasında delil olarak kabul edilir mi?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bir delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. Şifre kırma veya hukuka aykırı erişim olmaksızın kamuya açık paylaşımlardan elde edilen verilerin delil niteliği taşıyabileceği ileri sürülmekle birlikte, içeriğin ispatta dikkate alınıp alınmayacağı somut olayın özelliklerine ve mahkemenin takdirine bağlıdır.

Süresinden sonra mahkemeye sunulan sosyal medya ekran görüntüleri dikkate alınır mı?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. maddesi uyarınca gecikmenin taraf kusurundan kaynaklanmaması veya yargılamayı geciktirme amacı taşımaması durumunda, sonradan sunulan ekran görüntüleri mahkemece kusur belirlemesinde değerlendirilebilir.

Eşin rızası dışında gizlice alınan kayıtlar boşanma davasında delil olur mu?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırı yollarla temin edilen deliller ispatta dikkate alınamaz. Nitekim Yargıtay kararlarında, eşin bilgisi ve rızası dışında ortak konuta veya araca cihaz konularak elde edilen ses kayıtları ile özel hayatın gizliliğini ihlal eden CD içerikleri hukuka aykırı delil kabul edilerek kusur belirlemesinde hükme esas alınmamıştır.

Sosyal medya paylaşımları zina davasının ispatı için yeterli midir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesine dayalı zina davasının kabulü için cinsel birlikteliğin yaşandığının ya da buna işaret eden kesin bir karinenin varlığının kanıtlanması zorunludur; tek başına güven sarsıcı nitelikteki bir sosyal medya paylaşımı zina fiilinin sübutu için yeterli görülmemektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu