6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Aynı maddenin birinci fıkrasına göre taraflar kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Maddenin dördüncü fıkrası gereğince bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar ise üçüncü fıkra uyarınca başka delillerle ispat olunamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/2-703, K. 2012/70Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
Delilin elde ediliş biçiminin re'sen incelenmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/2-703 esas ve 2012/70 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 6100 sayılı Kanun'un 189. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde delillerin elde ediliş biçimi mahkeme tarafından kendiliğinden göz önüne alınır. Delilin hukuka aykırı yollarla elde edildiği tespit edildiğinde, karşı tarafça bu yönde bir itiraz ileri sürülmemiş olsa dahi mahkemece delilin caiz olmadığına karar verilerek dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir.
Usulsüz elde etme ile usulsüz yaratma ayrımı
Hukuk Genel Kurulu, usulsüz elde edilen delil ile usulsüz yaratılan delil arasında temel bir ayrıma gitmiştir. Usulsüz elde edilen bir delilin somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi mümkün görülebilirken, usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir surette delil olarak kabulü olanaklı görülmemiştir.
2011/2-703 esas ve 2012/70 karar sayılı dosyada sunulan CD, davalının rızası hilafına kaydedilmesi yanında münhasıran boşanma davasında delil oluşturmak gayesiyle yapılan kurgu neticesinde vücuda getirilmiştir. Bu doğrultuda usulsüz yaratılmış nitelikte kabul edilen bu materyalin hükme dayanak yapılması mümkün bulunmamıştır.
Söz konusu kararda, CD kaydının bir an için delil kabul edilmesi ihtimalinde dahi içeriğin, savcılık evrakının, icra dosyalarının ve tanık anlatımlarının davalının kusurunu ispatlamaya kafi gelmediği belirlenmiş ve direnme kararı oybirliğiyle bozulmuştur.
Elektronik veriler ve ses kayıtlarının değerlendirilmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/17151 esas ve 2018/5463 karar sayılı ilamında, elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı niteliğindeki bilgi taşıyıcıların tek başlarına vakıaların ispatına kafi gelmediği, ancak diğer delillerle desteklendikleri takdirde hükme esas alınabileceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/17151, K. 2018/5463Kaynağı aç
Aynı dosyada, kim tarafından oluşturulduğu ve görüşmedeki muhatapların kimler olduğu anlaşılamayan internet ortamı yazışmaları, ilgilinin bu hesaplarla irtibatı bulunmadığı savunması karşısında tek başına ispat vasıtası olarak dikkate alınmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/20550 esas ve 2018/9193 karar sayılı ilamında ise dosyaya ibraz edilen ses kaydı hukuka aykırı delil niteliğinde sayılarak hükme esas alınmamıştır. İlgili uyuşmazlıkta toplanan diğer deliller çerçevesinde kusur tespiti cihetine gidilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20550, K. 2018/9193Kaynağı aç
Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/20574 esas ve 2018/9685 karar sayılı ilamında, hükme dayanak kılınan ses kaydının hukuka aykırı delil teşkil ettiği ve kusur tayininde dikkate alınamayacağı belirtilmiştir. Ses kaydı dışındaki delillerle sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiği kanıtlanamamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20574, K. 2018/9685Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/16661 esas ve 2018/5566 karar sayılı ilamında yargılama sürecinde toplanan deliller doğrultusunda kadının güven sarsıcı tutum sergilediği saptanarak erkeğin dava açmakta haklı olduğu sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesinin ret kararı bozulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/16661, K. 2018/5566Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2019/3848 esas ve 2020/156 karar sayılı ilamında da delillerin takdirinde isabetsizlik görülmeyerek temyiz istemleri reddedilmiş ve bölge adliye mahkemesi hükmü onanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/3848, K. 2020/156Kaynağı aç
Boşanma, kusur ve fer'î sonuçlar
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrasına göre ortak yaşamı sürdürmenin taraflardan beklenemeyeceği derecede evlilik birliğinin sarsılması durumunda eşlerden her biri dava açabilir. İkinci fıkra gereğince davacının kusuru daha ağır olduğu takdirde davalı itirazda bulunabilir; buna karşılık itirazın dürüstlük kuralıyla bağdaşmaması ve evliliğin devamında davalı ile ortak çocuklar açısından korunmaya değer bir menfaat kalmaması durumunda boşanmaya hükmolunabilir. Maddenin dördüncü fıkrası doğrultusunda ise boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılan davanın reddedilip kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat kurulamamışsa temelden sarsılma olgusu gerçekleşmiş sayılır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
2016/17151 esas sayılı uyuşmazlıkta, elektronik deliller dışında Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde düzenlenen temelden sarsılma olgusunun somut olayda gerçekleşmediği saptanmış, ancak davanın reddi gerekirken verilen boşanma hükmü temyiz edilmediğinden bozma konusu yapılmamıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu olması, talep eden tarafın ise kusursuz veya diğerine kıyasla daha az kusurlu bulunması aranır. Boşanmaya yol açan hadiseler neticesinde kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat talep edebilir. Kusur ispatlanamadığında tazminat taleplerinin kabulü bozulmaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Buna mukabil, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi gereğince boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla nafaka isteyebilir ve nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz. 2016/17151 esas sayılı ilamda yoksulluk nafakası yükümlüsünün kusurunun aranmaması ilkesi doğrultusunda bu yöndeki itirazlar reddedilerek onama kararı verilmiştir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
2016/20550 esas sayılı uyuşmazlıkta, toplanan diğer delillerden erkeğin eşine birden fazla kez fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve birlik görevlerini ihmal ettiği; kadının da eşine yönelik fiziksel şiddet ve hakarette bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece erkeğin ağır kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir.
Ceza Kanunu kapsamındaki kayıt ve ifşa yasakları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya ses alma cihazı ile kaydeden kişi cezalandırılır. Maddenin ikinci fıkrasında ise kişinin katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası hilafına ses alma cihazı ile kayda alması yaptırıma bağlanmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 133Kaynağı aç
Aynı maddenin 6352 sayılı Kanun ile değişik üçüncü fıkrasına göre, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır; verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza tatbik edilir.
Gizli ses kaydına itiraz edilmezse mahkemece delil sayılır mı?
Hayır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller, karşı tarafça açıkça itiraz ileri sürülmese dahi mahkeme tarafından re'sen caiz görülmeyerek değerlendirme dışı bırakılır.
Boşanma davası için özel kurgulanan CD delil olur mu?
Hayır. Karşı tarafın rızası dışında ve münhasıran boşanma davasında kullanılmak üzere kurgu yoluyla oluşturulan kayıtlar usulsüz yaratılmış delil sayılır ve hükme esas alınamaz.
Elektronik görüntü ve ses kayıtları davayı tek başına ispatlar mı?
Elektronik ortamdaki ses, görüntü ve fotoğraf verilerinin tek başlarına vakıayı ispata yetmeyip başka delillerle desteklenmesi gerektiği yönünde hüküm kurulabildiği gibi, dosyaya sunulan ses kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde görülerek hükme esas alınmadığı durumlar da mevcuttur.
Boşanmada tazminat ve nafakada kusur şartı nasıldır?
Maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilmek için karşı tarafın kusurlu, talep edenin ise kusursuz veya daha az kusurlu olması zorunludur; buna karşılık yoksulluk nafakasında nafaka borçlusunun kusuru aranmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

