Boşanmada Kusur Sayılan Davranışlar ve Tazminata Etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanmada Kusur Sayılan Davranışlar ve Tazminata Etkisi

Çekişmeli Boşanmada Kusurun Rolü

Çekişmeli boşanma davalarında kusur, davanın kabulünden tazminata kadar pek çok sonucu belirler. Kusursuz olan eşe karşı açılan boşanma davası reddedilir; bu nedenle davacı eşin, karşı tarafın en az da olsa kusurlu olduğunu ispat etmesi zorunludur. Anlaşmalı boşanmada ise kusur ve ispat şartı aranmaz.

Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi tazminat taleplerini kusur dengesine bağlamaktadır. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir (TMK m. 174/1). Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat talep edebilir (TMK m. 174/2). Her iki tazminat türü için de eşit kusurlu eş lehine hüküm kurulamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1192, K. 2021/3145Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/1192 E.  ,  2021/3145 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve velayet yönünden; davalı kadın tarafından ise davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ile tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı kadının tüm, davacı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı tarafından evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak boşanma davası ikame edilmiş; ilk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek, erkeğin boşanma davasının kabulü ve ferilerine ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı; davalı kadın tarafından tümüyle istinaf edilmiştir. İstinaf istemi üzerine inceleme yapan bölge adliye mahkemesi; davalı kadının eşine ve ailesine yönelik olarak hakaret içeren ifadeler kullandığı, eşinin ailesine soğuk davranışlar sergilediği ve eşinden evlenecek başka birisini ayarlamasını isteyerek onun güvenini sarsacak davranış sergilediği, davacı erkeğin ise birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine ve çocuklara ilgisiz davrandığı, ekonomik şiddet içeren davranışlar sergilediği, eşine hakaret edip onu aşağıladığı, eşini başkalarının yanında sürekli olarak küçük düşürücü davranışlar sergilediği ve eşinin aile bireylerinin ortak konuta gelmesini istemediği, bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına nazaran ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile boşanmanın ferilerine ilişkin hüküm kurmuştur. Bölge adliye mahkemesince erkeğe yüklenen birlik görevlerini yerine getirmeme ve ilgilenmeme eylemlerine ilişkin tanık beyanları soyut olup bu eylemler erkeğe kusur olarak yüklenemez. Bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer olaylara göre ise; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken hatalı kusur belirlemesi sonucu davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nu 174/1-2. madde koşulları oluşmamıştır. O halde davalı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadın lehine tazminata hükmolunması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 267.80 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 15.04.2021 (Prş.)

Manevi Tazminat için Kişilik Hakkına Saldırı Şartı

TMK m. 174/2 kapsamında manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayların aynı zamanda talep eden eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması gerekir. Bu şart, maddi tazminattaki kusursuz veya daha az kusurlu olma koşulunun yerine geçmez; ikisi birbirinden bağımsız olarak değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bazı kararlarında, birlik görevlerini genel anlamda ihmal etmenin tek başına kişilik hakkına saldırı oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan eşin hastalığı ve ameliyatı sırasında ilgilenmeme vakıasını içeren olaylarda aynı daire, erkeğin daha fazla kusurlu olduğuna hükmetmiş ve tazminat taleplerinin reddini bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/8975, K. 2014/19548). Bu iki yaklaşım farklı somut olaylara ilişkin olup genel ihmal ile hastalık dönemindeki ilgisizlik birbirinden ayrı ele alınmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/8975, K. 2014/19548Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/8975 E.  ,  2014/19548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir 14. Aile Mahkemesi TARİHİ :06.11.2013 NUMARASI :Esas no: 2012/645 Karar no:2013/680 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, taraflar eşit derecede kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-davacı kadının eşine hakaretine karşılık, davacı-davalı kocanın evinin geçimini temin etmemek ve eşine ilgisiz davranmak suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin hastalığı ve ameliyatı ile ilgilenmediği, “kendimi evli görmüyorum” dediği ve babasının eşine karşı olan eylemine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; davalı-davacı kadına oranla, davacı- davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Kusur durumu böyleyken mahkemece tarafların eşit derecede kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi-manevi tazminat taleplerinin (TMK md 174/1-2) reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13.10.2014 (Pzt.)

Hakaret, Küçük Düşürme ve Onura Saldırı

Eşe hakaret etmek boşanmada kusur oluşturan davranışlardandır. Kusur ağırlığı, hakaretin somut olayın diğer vakıalarıyla birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir; tek bir olay için salt hakaret vakıasına bakılarak eşin ağır mı yoksa eşit mi kusurlu sayılacağı genel bir kural olarak belirlenemez.

Eşe küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunmak, başkalarının yanında sürekli olarak eşi aşağılamak ve eşin aile bireylerinin ortak konuta gelmesini istememek de boşanmada kusur kapsamında değerlendirilen vakıalar arasındadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1192, K. 2021/3145 sayılı kararında bu tür davranışları somut olay özelinde incelemiş; ancak soyut tanık beyanına dayanan birlik görevi ihmali ve ilgilenmeme eylemlerini aynı davada eşe kusur olarak yüklememiştir.

Eşin namusunu ve onurunu zedeleyecek nitelikte dedikodu yayılmasına sebebiyet vermek de boşanmada kusur oluşturmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/28263, K. 2015/904 sayılı kararında kocanın bu davranışını fiziksel şiddet ve hakaretle birlikte kusur olarak saymış; karşı tarafın güven sarsıcı davranışı ve hakareti de aynı davada tespit edilerek her iki eşin boşanma davası açmakta haklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/28263, K. 2015/904Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/28263 E.  ,  2015/904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı (koca) tarafından, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden,davalı-karşı davacı (koca)'nın eşinin namus ve onurunu zedeleyecek nitelikte dedikodu yayılmasına sebebiyet verdiği, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, davacı-karşı davalı (kadın)'ın da güven sarsıcı davranışta bulunduğu, eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde davalı-karşı davacı (koca) da boşanma davası açmakta haklı olup davasının kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen kocanın boşanma davası ve fer'ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.02.2015 (Çrş.)

Fiziksel Şiddet ve Tehdit

Eşe fiziksel şiddet uygulamak boşanmada kusur doğuran davranışlardandır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/24213, K. 2015/9355 sayılı kararında eşe birden fazla fiziksel şiddet uygulayan, birlik görevlerini yerine getirmeyen ve eşinin annesinin üzerine yürüyen kocanın bu eylemlerini, karşı tarafın tehdit ve iş engelleme eylemleriyle birlikte değerlendirmiş; tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetmiş ve erkeğin daha ağır kusurlu sayılmasını bozmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/485, K. 2015/13913 sayılı kararında ise eşe sürekli fiziksel şiddet uygulamayı, hakaret etmeyi ve ilgisiz davranmayı, karşı tarafın diğer kusurlarıyla birlikte ele almış ve bu somut olayda şiddet uygulayan tarafın diğerine göre daha fazla kusurlu olduğunu tespit etmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/24213, K. 2015/9355Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/24213 E.  ,  2015/9355 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, davalı erkek ağır kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin eşine birden fazla şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin annesinin üzerine yürüdüğü, davacı kadının ise eşinin iş yaptığı firmayı arayarak eşinin sahtekar, dolandırıcı olduğunu beyan ederek eşinin işlerini engellediği, eşinin ablasını tehdit edip rahatsız ettiği, eşinin yeğenini arayıp hakkında dedikodu çıkarmakla tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken davalı erkeğin daha fazla kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) isteklerinin kabul edilmesi doğru olmamıştır. 3-Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını yasada öngörülen ( TMK. md. 324/1 ) yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler yada diğer sebepler varsa hakim tarafından kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir ( TMK m. 324/2 ). Davalı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmamaktadır. O halde çocuklar ile davalı baba arasında tüm dosya kapsamı da değerlendirilerek ve küçüklerin yaşı da dikkate alınarak uygun süreli kişisel ilişki kurulması gerekirken “baba ile kişisel ilişkilerinin mevcut dava gözetilerek geçici süreli olmak üzere ikinci bir düzenlemeye kadar yapılmasına yer olmadığına” şeklinde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06.05.2015 (Çrş.)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/485, K. 2015/13913Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/485 E.  ,  2015/13913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki "boşanma" ve birleşen "nafaka" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı kadın tarafından, davacı-davalı erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafaka miktarları ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek kocanın boşanma davasının kabulü ile boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı-davacı kadının dedikodu yapıp mahalle sakinlerinim tepkisini çekerek eşini ve eşinin ailesini zor durumda bıraktığı, eşinin ailesini istemediği ve gelen misafirlere nezaketsiz davrandığı sabit ise de, davacı-davalı erkeğin de eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, ilgisiz davrandığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre; davacı-davalı erkek, boşanmada diğer tarafa göre daha fazla kusurludur. Bu durumda tarafların eşit kusurlu kabul edilmeleri ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi-manevi tazminat (TMK md. 174/1-2) istemlerinin reddi doğru olmamıştır. Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları,kusurları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51. 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi-manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yönün dikkate alınmaması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29.06.2015 (Pzt.)

Eşi silahla ölümle tehdit etmek de boşanmada kusur oluşturmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/4913, K. 2021/6722 sayılı kararında bu davranışı karşı tarafın güven sarsıcı eylemiyle birlikte değerlendirmiş ve tarafları eşit kusurlu kabul etmiştir. Eşit kusurlu eş lehine TMK m. 174/1-2 kapsamında tazminata hükmedilemeyeceğinden, hatalı kusur tespitine dayanan tazminat kararı bozulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/4913, K. 2021/6722Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/4913 E.  ,  2021/6722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka taleplerinin reddi, erkek lehine hükmedilen tazminatlar ile velâyet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Taraflarca açılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince davalı-davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’ilerine, davalı-davacı erkeğin birleşen boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararı her iki taraf istinaf etmiş, bölge adliye mahkemesince davacı-davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının da kabulü ile erkek lehine maddi ve manevi tazminata, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-davalı kadının güven sarsıcı davranışına karşılık davalı davacı erkeğin de eşini silahla ölümle tehdit ettiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken davacı-davalı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-davacı erkek lehine maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 3-Davacı-davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerçekleşmediğine ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği de sabit olduğuna göre, davacı davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına (TMK m.175) hükmedilmesi gerekirken bu isteğinin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 30.09.2021 (Prş.)

Dedikodu ve Üçüncü Kişilere Yönelik Eylemler

Eş hakkında dedikodu yapmak boşanmada kusur sayılmaktadır. Eşi başkalarıyla kıyaslamak, hakir görmek, baskı uygulamak ve eşin iktidarsız olduğuna ilişkin dedikodu çıkarmak da kusur kapsamında değerlendirilen vakıalardandır. Mahalle sakinlerinin tepkisini çekecek biçimde dedikodu yaparak eşi ve ailesini zor durumda bırakmak ile gelen misafirlere nezaketsiz davranmak ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/485, K. 2015/13913 sayılı kararında kadına kusur olarak yüklenmiş; ancak aynı olayda erkeğin şiddet ve ilgisizlik fiilleri daha ağır bulunmuştur.

Eşin çalıştığı firmayı arayarak onu sahtekar ya da dolandırıcı olarak tanıtmak ve bu yolla eşin işlerini engellemek, boşanmada kusur oluşturan davranışlar arasında sayılmaktadır. Eşin akrabalarını tehdit edip rahatsız etmek de aynı çerçevede değerlendirilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/24213, K. 2015/9355 sayılı kararında bu eylemleri erkeğin birden fazla fiziksel şiddeti ve birlik görevlerini yerine getirmemesiyle bir bütün olarak ele almış; tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

Eşin büyü yaptıklarına ve kocasının erkekliğinin olmadığına ilişkin dedikodu çıkarmak ile kocaya ilgisiz davranmak kadın için kusur olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/22394, K. 2015/7392 sayılı kararında bu kusurların karşısında erkeğin eşine şiddet uygulamasını ve karısının ailesiyle görüşmesini engellemesini daha ağır kusur olarak nitelendirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/22394, K. 2015/7392Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/22394 E.  ,  2015/7392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafaka miktarı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden, davalı-davacı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı-davalı kadının, davalı-davacı koca ve ailesi hakkında büyü yaptıklarına ve kocasının erkekliğinin olmadığına ilişkin dedikodu çıkardığı ve kocasına ilgisiz davrandığı, davalı-davacı erkeğin ise davacı-davalı karısına şiddet uyguladığı, karısının ailesiyle görüşmesine izin vermediği anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte, davacı-davalı kadına göre, davalı-davacı erkek daha ağır kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında az kusurlu davacı-davalı kadın yararına maddi manevi tazminata (TMK m.174/1-2) hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-davalı kadının tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Erkan'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 123.60 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Hatice'ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13.04.2015 (Pzt.)

Birlik Görevlerini İhmal ve İlgisizlik

Evlilik birliği süresince düzenli çalışmayarak aile yükümlülüklerini yerine getirmemek boşanmada kusur oluşturmaktadır. Evin geçimini temin etmemek ve eşe ilgisiz davranmak da birlik görevlerini yerine getirmeme kapsamında değerlendirilen davranışlardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/8975, K. 2014/19548 sayılı kararında hastalık ve ameliyatta ilgilenmeme ile geçim ve ilgi eksikliğini bir arada değerlendirerek kocanın daha fazla kusurlu olduğuna hükmetmiş; her iki tazminat talebinin reddini bozmuştur.

Eşin hastalığı ve ameliyatı sırasında ilgilenmemek de kusur doğuran davranışlar arasında yer almaktadır. Genel birlik görevi ihmalinin kişilik hakkına etkisi ise somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmektedir; konuya ilişkin kararlarda farklı sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir.

Ortak evin kilidini değiştirmek ve evdeki eşyaları almak da boşanmada kusur olarak değerlendirilebilmektedir. Bu vakıanın mahkemece gözetilmesi için süresi içinde cevap dilekçesiyle ileri sürülmüş olması aranmıştır.

Çocuklara Yönelik Davranışlar

Çocukların ihtiyaçlarıyla ilgilenmemek boşanmada kusur olarak kabul edilmektedir. Bu vakıa, birden fazla kusurlu davranışın bir arada bulunduğu davalarda kusur ağırlığının belirlenmesinde dikkate alınmaktadır.

Engelli ortak çocukla yeterince ilgilenmemek ve ona fiziksel şiddet uygulamak da kusur vakıaları arasında yer almaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/178, K. 2021/521 sayılı kararında kadının bu davranışlarını, erkeğin eşe ve ortak çocuklara sürekli fiziksel şiddet uygulamasıyla birlikte değerlendirerek tarafları eşit kusurlu bulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/178, K. 2021/521Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/178 E.  ,  2021/521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, nafaka miktarları ile reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ile reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve özellikle tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davalı-davacı erkeğin eşine ve ortak çocuklara sürekli fiziksel şiddet uyguladığının, davacı-davalı kadının ise özürlü ortak çocuk ile yeterince ilgilenmediği ve özürlü ortak çocuğa fiziksel şiddet uyguladığının, boşanmaya sebep olan olaylarda netice itibariyle tarafların yine de eşit kusurlu olduklarının anlaşılmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 267.80'er TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.01.2021 (Pzt.)

Aileye ve Sosyal Çevreye Yönelik Vakıalar

Eşin ailesinin hakaret ve aşağılamalarına sessiz kalmak boşanmada kusur olarak değerlendirilebilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşinin ailesinin hakaret ve aşağılamalarına sessiz kalan ve fiili ayrılık döneminde eşiyle ilgilenmeyen erkek ile eşine küçük düşürücü sözler söyleyen ve birlik görevlerini yerine getirmeyen kadını somut olayda eşit kusurlu bulmuştur.

Eşin ailesiyle görüşmesine izin vermemek ayrı bir kusur vakıası olarak kabul görmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/22394, K. 2015/7392 sayılı kararında karısının ailesiyle görüşmesini engelleyen ve eşine şiddet uygulayan erkeği, eşin dedikodu ve ilgisizlik kusuruyla kıyaslandığında daha ağır kusurlu saymıştır.

Eşinden başka biriyle evleneceğini önererek güven sarsıcı davranış sergilemek de boşanmada kusur kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1192, K. 2021/3145 sayılı kararında bu davranışı kadına yüklemiş; bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer olaylarla birlikte değerlendirerek tarafları eşit kusurlu kabul etmiştir.

Eşe ekonomik şiddet içeren davranışlar sergilemek de boşanmada kusur kapsamında ele alınmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1192, K. 2021/3145 sayılı kararında ekonomik şiddeti hakaret ve küçük düşürücü davranışlarla birlikte inceleyen bölge adliye mahkemesinin erkeği ağır kusurlu saymasını hatalı bulmuş; bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer olaylar değerlendirildiğinde tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

Güven Sarsıcı Davranış

Eşe yönelik güven sarsıcı davranış boşanmada kusur olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/28263, K. 2015/904 sayılı kararında kadının güven sarsıcı davranışı ve hakaretinin varlığını tespit etmiş; bu durumda kocanın da boşanma davası açmakta haklı olduğunu kabul etmiştir. Güven sarsıcı davranışın somut kapsamı her olayda ayrıca belirlenmekte olup hangi eylemlerin bu kategoriyi oluşturduğu genel bir tanımla sınırlandırılmamıştır.

Bir vakıaya kusur olarak dayanılabilmesi için o vakıanın dilekçede ileri sürülmüş ve ispat edilmiş olması gerekir. İspat edilemeyen güven sarsıcı davranış vakıası eşe kusur olarak yüklenemez.

Kusur İspatında Usul Kuralları

Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmaması hâlinde, yasal süreden sonra ileri sürülen iddia ve savunmalara dayanılarak davacıya kusur yüklenemez. Bu usul koşulu kusur tespitinin kapsamını doğrudan etkiler.

Tanık beyanlarının soyut nitelikli olması hâlinde bu beyanlar kusur vakıasını ispata yetmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1192, K. 2021/3145 sayılı kararında soyut tanık beyanına dayanan birlik görevini yerine getirmeme ve ilgilenmeme eylemlerinin eşe kusur olarak yüklenemeyeceğini belirlemiştir.

Bozma ilamına uyulduktan sonra yargılamada mahkeme, bozma kapsamı dışında kalan ve kesinleşen kusurlar dışında yeni bir kusur yükleyemez. Bu ilke, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarında somut olaylara uygulanmış; bozmayla kesinleşen birlik görevi ihmali dışındaki vakıanın eşe kusur olarak yüklenemeyeceği belirlenmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/618, K. 2021/1666Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/618 E.  ,  2021/1666 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak görülen boşanma davasında, yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı kadının temyizi üzerine Dairemizce, davalı erkeğin birlik görevlerini ihmal ettiği, bu nedenle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada yerel mahkemece, davalı erkeğin müşterek evin dışından taş atıp davacıya karşı toplum içinde küçük düşürücü davranışlarda bulunduğu ve birlik görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile ferilerine hükmedilmiştir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı erkeğe yüklenen kusur kesinleşmiştir. Bu sebeple davalı erkeğin birlik görevlerini ihmal etmesi dışındaki vakıa davalı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Buna göre davalıdan kaynaklanan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylar davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesindeki koşullar davacı kadın yönünden gerçekleşmemiştir. O halde, davacı kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilecek yerde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.02.2021 (Per.)

Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir; bu yetki Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde düzenlenmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 31Kaynağı aç
MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Yargılamanın sevk ve idaresi

Kusur Tespitinin Tazminata Yansıması

Kusur tespiti hatalı yapılırsa buna dayanan maddi ve manevi tazminat talepleri de bozma kapsamına girer. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/24213, K. 2015/9355 ve E. 2014/8975, K. 2014/19548 sayılı kararlarında yanlış kusur tespitine bağlı olarak verilen TMK m. 174/1-2 kapsamındaki tazminatlara ilişkin hükümleri bozmuştur.

İstinaf kararının gerekçesinde yapılan kusur düzeltmesinin hüküm sonucuna yansıtılmaması, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6843, K. 2021/8200 sayılı kararında bu çelişkiyi tek başına bozma sebebi olarak değerlendirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6843, K. 2021/8200Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/6843 E.  ,  2021/8200 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Erkek tarafından 4721 sayıl yasanın 166/1 maddesi gereğince açılan boşanma davasında ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı erkek, kusur tespiti, kadın yararına hükmedilen tazminat ve nafakalara yönelik istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge adliye mahkemesi,erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde; Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda üvey kızına kötü davranan ve hakkında ithamlarda bulunan, karısını evden kovan, mezhebi ve kilolu olması nedeni ile aşağılayan, hakaret eden erkek ağır, eşini eve almayan kadının az kusurlu olduğu, ilk derece mahkemesinin kusur tespiti doğru olduğu belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesince kısmen kusur düzeltilmesi yapıldığı halde, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki, tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 04.11.2021 (Prş.)

Zarar ve kusur ispat yükümlülüğü zarar görene aittir. Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirler (TBK m. 50).

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Terk Nedeniyle Boşanma

Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi terk nedenine dayalı boşanmayı düzenlemektedir. Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmesi ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi; ayrılığın en az altı ay sürmesi; bu durumun devam etmesi ve hâkim ya da noter ihtarının sonuçsuz kalması hâlinde terk edilen eş boşanma davası açabilir. Diğerini terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 164Kaynağı aç
Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. V. Akıl hastalığı

Terk ihtarı hâkim veya noter tarafından yapılır; ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar bildirilir. Gerektiğinde ihtar ilan yoluyla yapılabilir. Ayrılığın dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz (TMK m. 164).

Sık Sorulan Sorular

Eşe hakaret etmek boşanmada hangi sonuçları doğurur?

Eşe hakaret etmek boşanmada kusur oluşturur. Kusur ağırlığı somut olayın tüm vakıaları birlikte değerlendirilerek belirlenir. Eşit kusurlu taraf lehine TMK m. 174 kapsamında tazminata hükmedilemez.

Eşit kusurlu taraf tazminat alabilir mi?

Eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez. TMK m. 174/1 kapsamında maddi tazminat talep edebilmek için kusursuz ya da daha az kusurlu olmak; TMK m. 174/2 kapsamında manevi tazminat talep edebilmek için ise ayrıca kişilik hakkının saldırıya uğramış olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hatalı kusur tespitine dayanan tazminat kararlarını bu gerekçeyle bozmaktadır.

Soyut tanık beyanı kusur ispatı için yeterli midir?

Hayır. Tanık beyanlarının soyut nitelikli olması hâlinde bu beyanlar kusur vakıasını ispata yetmez ve ilgili eylem eşe kusur olarak yüklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1192, K. 2021/3145 sayılı kararında birlik görevini yerine getirmeme ve ilgilenmeme eylemlerine ilişkin soyut tanık ifadelerine dayanılmasını hatalı bulmuştur.

Güven sarsıcı davranış ispat edilemezse ne olur?

İspat edilemeyen güven sarsıcı davranış vakıası eşe kusur olarak yüklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşı dava dilekçesinde dayanılan ancak ispat edilemeyen bir güven sarsıcı davranış vakıasını bu gerekçeyle kusur kapsamından çıkarmıştır.

Manevi tazminat için yalnızca kusurlu olmak yeterli midir?

Hayır. TMK m. 174/2 uyarınca manevi tazminat talep edebilmek için boşanmaya sebep olan olayların ayrıca talep eden eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması gerekir. Bu şart maddi tazminattaki kusursuz veya daha az kusurlu olma koşulunun yerini almaz; ikisi birbirinden bağımsız olarak değerlendirilir.

Terk nedeniyle boşanma davası açmak için ne kadar beklenmesi gerekir?

Ayrılığın en az altı ay sürmesi, hâkim ya da noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması ve durumun devam etmesi gerekir. İhtar, ayrılığın dördüncü ayı bitmeden istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz (TMK m. 164).

Süresinde cevap dilekçesi verilmezse davalıya kusur yüklenebilir mi?

Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmaması hâlinde, yasal süreden sonra ileri sürülen iddia ve savunmalar dikkate alınarak davacıya kusur yüklenemez. Bu usul koşulu kusur tespitinin kapsamını doğrudan etkiler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu