Boşanma Hukukunda Kusur Kavramı ve Hukuki Niteliği
Boşanmada kusur, evli bir kimsenin evlilik birliği içerisindeyken eşine karşı yerine getirmekle yükümlü bulunduğu sorumlulukları yerine getirmeyerek ya da birliğin gereklerine aykırı davranarak boşanmaya az da olsa sebebiyet vermesidir. Evlilik bağı sürdüğü müddetçe eşler birbirlerine hem maddi hem de manevi olarak destek olmakla kanunen yükümlüdür.
Evlilik birliğinde eşlerden hangisinin daha fazla kusurlu sayılacağının saptanmasında önceden belirlenmiş genel ve değişmez bir soyut ölçü konulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da kabul edildiği üzere, her boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden kusur durumları somut uyuşmazlığa ve o evliliğe özgüdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2709, K. 2020/987Kaynağı aç
Özel Boşanma Sebeplerinde Kusur Teşkil Eden Haller
Türk Medeni Kanunu m. 161 uyarınca eşlerden birinin zina etmesi durumunda diğer eş boşanma davası açma hakkına sahiptir. Bu sebebe dayanan dava hakkı, boşanma nedeninin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay ve her durumda fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yılın dolmasıyla düşer. Eylemi affetmiş olan eşin ise dava hakkı bulunmamaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu m. 162 uyarınca eşlerden her biri; diğeri tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebepleriyle boşanma davası açabilir. Bu nedenlerle dava açma hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmesiyle hak düşümüne uğrar. Yapılan eylemi affeden tarafın dava hakkı yoktur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 162Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu m. 164 gereğince eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğer eşi terk etmesi veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi boşanma sebebi oluşturur. Terk nedenine dayalı boşanma davası açılabilmesi için ayrılığın en az altı ay sürmüş bulunması, durumun devam etmesi ve istem üzerine hâkim ya da noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması şarttır. Ayrılık süresinin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe boşanma davası açılamaz. Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir neden olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi ve dönmemesinin doğuracağı sonuçlar esasa girilmeksizin bildirilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 164Kaynağı aç
Boşanma davası Türk Medeni Kanunu m. 164 kapsamında terk sebebine dayanılarak açıldığında, mahkemenin kusur incelemesini evlilik birliğinin sarsılmasına ilişkin genel sebep üzerinden değil, terk hükmü çerçevesinde davalının kusurlu olup olmadığını esas alarak karara bağlaması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/6031, K. 2021/161Kaynağı aç
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasında Kusur Dengesi
Türk Medeni Kanunu m. 166/1-2 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının kusuru davalıdan daha ağır ise davalının davaya itiraz etme hakkı saklıdır. Bununla birlikte yapılan itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkemece boşanmaya karar verilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan davalarda tam kusurlu olan eş tek taraflı iradesiyle boşanma sağlayamaz. Kimsenin tamamen kendi eylemine ve kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği ilkesi gereğince, Türk Medeni Kanunu m. 166/1 kapsamında boşanmaya hükmedilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu olduğunun ispatı şarttır.
Evliliğin asgari bir yıl sürmüş olması kaydıyla, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması veya bir eşin açılan davayı kabul etmesi durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış addolunur. Türk Medeni Kanunu m. 166/3 uyarınca bu kapsamda karar verilebilmesi için hâkimin tarafları doğrudan dinleyip serbest iradeleriyle hareket ettiklerine ikna olması, ayrıca tarafların mali hususlar ile çocuklara ilişkin mutabakatını uygun bulması gerekir. Hâkim, taraflar ile çocukların menfaatini gözeterek anlaşmada değişiklik önerebilir; bu değişikliklerin eşlerce kabul edilmesiyle boşanma gerçekleşir.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış olan davanın mahkemece reddedilmesi ve bu ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Bu halde Türk Medeni Kanunu m. 166/4 gereğince eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Türk Medeni Kanunu m. 181 uyarınca boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve aksine bir tasarruf bulunmadıkça ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları kaybederler. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde ise ölen eşin mirasçılarından birinin davayı sürdürmesi ve diğer eşin kusurlu olduğunu ispatlaması durumunda, sağ kalan eş mirasçı olamayacağı gibi aksi tasarruftan anlaşılmadıkça ölüme bağlı tasarruflardan doğan haklarını da kaybeder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 181Kaynağı aç
Mahkeme Kararında Kusur Tespiti ve Gerekçe Şartı
Boşanma hükmü kurulurken mahkemelerin tarafların kusur durumunu yalnızca soyut ifadelerle geçiştirmesi hukuka uygun değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297/1-c ve Anayasa m. 141/3 gereğince mahkeme, kusur değerlendirmesine esas aldığı somut vakıaları ve tarafların kusurlarını gerekçeli kararda açıkça göstermek ve denetime elverişli biçimde hüküm tesis etmek zorundadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3222, K. 2019/2070Kaynağı aç
Eşlerin evlilik birliği devam ederken geçmiş dönemlerde birbirlerine bağırarak konuşmuş olmaları ve sonrasında ortak hayatın devam etmesi halinde, bu eylemin eşler tarafından affedildiği veya en azından hoşgörü ile karşılandığı kabul edilir. Dolayısıyla söz konusu vakıa boşanma davasında eşlere kusur olarak yüklenemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/4494, K. 2019/8456Kaynağı aç
Kusurun Maddi ve Manevi Tazminata Etkisi
Boşanmada maddi tazminat talep edebilmek için talepte bulunan eşin diğer eşe göre kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir. Türk Medeni Kanunu m. 174/1 uyarınca boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu olan eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Eşit kusurlu veya ağır kusurlu eşin maddi tazminat talebi reddedilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu eşten uygun bir manevi tazminat talep edebilir. Yargı kararlarında, bir eşin ağır kusurlu davranışlarının diğer eşin kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi ve boşanma sonucu diğer eşin maddi destekten yoksun kalacak bulunması halinde; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ölçüsü gözetilerek maddi ve manevi tazminata birlikte hükmedilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Boşanmada manevi tazminatın gayesi, olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eşin ruhsal dengesini telafi etmek ve manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Kanunun hâkime takdir yetkisi tanıdığı bu hususta Türk Medeni Kanunu m. 4 uyarınca hukuka ve hakkaniyete uygun karar verilir; bir tarafın zenginleşmesine yol açılmaması, fiilin ağırlığı, tarafların kusur dereceleri ile ekonomik ve sosyal durumları dengeli biçimde değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/571, K. 2020/1745Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Kusurun Nafaka, Velayet ve Mal Paylaşımına Etkisi
Türk Medeni Kanunu m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten mali gücü oranında süresiz yoksulluk nafakası isteyebilir. Eşit kusurlu olan eş yararına da nafakaya hükmedilebilir. Kanunun açık hükmü gereğince nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz; tamamen kusursuz bulunan eş de aleyhine nafaka ödenmesine karar verilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26 çerçevesinde hâkim tarafların talepleriyle bağlıdır ve talepte bulunulandan fazlasına karar veremez. Yargılama aşamasında taraflarca temyiz edilmeyerek aleyhe usuli kazanılmış hak teşkil eden nafaka miktarları ve dava dilekçesindeki sınırlar aşılarak hüküm kurulamaz.
Boşanma davasında ortak çocuğun velayetinin kime bırakılacağı belirlenirken eşlerin kusur durumu değil, çocuğun üstün yararı dikkate alınır. Çocuğun bakımı ve gözetimi bakımından hangi eşte kalması uygun olacaksa, evlilik birliğinin bitmesinde ağır kusurlu olan eşe dahi velayet bırakılabilir.
Kural olarak eşlerin kusur oranları mal rejiminin tasfiyesine ve mal paylaşımına etki etmez; paylaşım sırasında kusur araştırması yapılmaz. Türk Medeni Kanunu m. 236/1 gereğince her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Bununla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca boşanmanın zina veya hayata kast sebebine dayanması halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltmaya veya tamamen kaldırmaya karar verebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 236Kaynağı aç
Tam kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan davalarda tam kusurlu eş tek taraflı iradesiyle boşanma elde edemez; boşanmaya hükmedilebilmesi için davalı eşin az da olsa kusurlu olması gerekir.
Eşit kusurlu eş tazminat veya nafaka talep edebilir mi?
Eşit kusurlu eş boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası talep edebilir; ancak boşanma tazminatında kusursuz veya daha az kusurlu olma koşulu arandığından eşit kusurlu eşin maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilir.
Zina nedeniyle boşanma davası hangi sürede açılmalıdır?
Zina nedenine dayalı boşanma davası açma hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer; eylemi affeden eşin dava hakkı yoktur.
Ağır kusurlu olan tarafa müşterek çocuğun velayeti verilebilir mi?
Velayetin kime verileceği tespit edilirken eşlerin kusuruna değil çocuğun üstün yararına bakılır; bakım ve gözetim açısından daha uygun olan taraf ağır kusurlu olsa dahi velayet kendisine verilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

