Boşanma davasında kusur, evlilik birliğinin sarsılmasına katkıda bulunan davranışların eşlere yüklenmesidir. Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması hâlinde her iki eşe boşanma davası açma hakkı tanır (TMK m. 166/1). Kusur tespiti, tazminat haklarını ve nafaka koşullarını doğrudan etkiler.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Kusur Tespitinin Hukuki Çerçevesi
Kusur değerlendirmesinde yalnızca dava tarihi itibarıyla ispatlanmış davranışlar esas alınabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292 sayılı kararında, dava tarihinden sonra gerçekleştiği anlaşılan davranışların kusur olarak yüklenemeyeceğini somut olay çerçevesinde ortaya koymuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292Kaynağı aç
Güven sarsıcı davranışların kusur belirlemesinde dikkate alınabilmesi için delillerle kanıtlanması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında her iki tarafın da başka kişilerle görüştüğüne dair güven sarsıcı davranış iddialarının, toplanan delillerle kanıtlanamaması nedeniyle değerlendirme dışı bırakıldığını ortaya koymuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390Kaynağı aç
Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında bu ilkeyi benimsemiş; affın varlığı, hakaretin gerçekleştiği tarihten sonra evliliğin uzunca süre devam etmesi gibi olgulardan çıkarılabilir. Aynı ilke, E. 2021/7970, K. 2021/7994 sayılı kararında da taraflarca affedildiği ya da en azından hoşgörüyle karşılandığı kabul edilen eylemlerin kusur olarak yüklenemeyeceği şeklinde ifade edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7970, K. 2021/7994Kaynağı aç
Kusur Derecelerinin Önemi
Davacının kusuru daha ağır ise davalının davaya itiraz hakkı doğar; ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı durumlarda yine de boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2).
Maddî tazminat (TMK m. 174/1) yalnızca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf tarafından talep edilebilir. Manevî tazminat (TMK m. 174/2) ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan talep edebileceği bir haktır. Eşit kusurlu ya da tam kusurlu eş yararına bu tazminatlara hükmolunamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7210, K. 2021/8316Kaynağı aç
Hakaret, Küçük Düşürme ve Psikolojik Baskı
Eşe küçük düşürücü sözler söylemek ve evlilik birliğine ilişkin görevleri yerine getirmemek boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7210, K. 2021/8316 sayılı kararında bu davranışların eşit kusur kapsamında ele alındığı görülmektedir. Aynı kararda, fiilî ayrılık döneminde eşini arayıp sormayan ve ihtiyaçlarını karşılamayan eşin bu tutumunun da kusur oluşturduğu belirtilmiştir.
Eşe hakaret etmek ve eşin annesine küfretmek ağır kusur gerekçesi olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/4074, K. 2021/7642 sayılı kararında bu davranışlar bir arada değerlendirilerek ilgili tarafın ağır kusurlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kararda ayrıca söz konusu kusurlu davranışların aynı zamanda kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve manevi tazminat koşulunu (TMK m. 174/2) oluşturduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/4074, K. 2021/7642Kaynağı aç
Aşağılama ve hakaret yoluyla süregelen psikolojik şiddet uygulamak tam kusur sonucunu doğurabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6161, K. 2021/7447 sayılı kararında bu tür davranışların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ve hem maddî hem manevî tazminat koşullarını (TMK m. 174/1-2) oluşturduğunu ortaya koymuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6161, K. 2021/7447Kaynağı aç
Eşin giyimi ve çalışması konusunda baskı uygulayarak kıskanç davranmak ve hakaret etmek tam kusur gerekçesi oluşturabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292 sayılı kararında bu davranışları bir arada sergileyen tarafın tam kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Fiziksel Şiddet
Eşe fiziksel şiddet uygulamak boşanma davasında kusur sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6706, K. 2021/8099 sayılı kararında birden fazla kez uygulanan fiziksel şiddet ve sürekli hakaretler bir arada değerlendirilerek, karşılıklı hakaret bulunmasına rağmen fiziksel şiddetin belirleyici etken olduğu ve ilgili tarafın ağır kusurlu kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu davranışların aynı zamanda kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve maddî ile manevî tazminat koşullarını (TMK m. 174/1-2) oluşturduğu da kararda belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6706, K. 2021/8099Kaynağı aç
Fiziksel şiddetin ağırlığını belirlemede ceza dosyasındaki veriler de dikkate alınabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6830, K. 2019/10438 sayılı kararında darp raporunun bulunup bulunmaması ve haksız tahrik indirimi gibi unsurların fiziksel şiddetin kime daha ağır yükleneceğini belirlemeye katkı sağladığını ortaya koymuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3788, K. 2018/14275 sayılı kararında ise fiziksel şiddet olgusunun ceza dosyası içeriğiyle desteklendiği hâllerde bu olgunun kusur değerlendirmesini etkilediği görülmüştür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3788, K. 2018/14275Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6830, K. 2019/10438Kaynağı aç
Ekonomik Baskı ve Geçim Yükümlülüğünü Yerine Getirmemek
Ekonomik baskı, boşanma davalarında çeşitli biçimlerde kusur olarak karşıya çıkmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında; eşin mutfak harcamasına ayırdığı parayı vermemek, harcamaları sürekli denetlemek, kayden kendi adına kayıtlı olmakla birlikte eşin kullandığı aracı satmak ve vekâletten azledildikten sonra eşin banka hesabından kendi hesabına para aktarmak davranışlarının ekonomik güveni sarsmak ve baskı uygulamak olarak nitelendirildiği görülmüştür. Bu kararda söz konusu davranışlar diğer olgularla birlikte değerlendirilmiş ve taraflar eşit kusurlu kabul edilmiştir.
Evin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eşe para vermemek de ekonomik baskı kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/12750, K. 2016/2921 sayılı kararında para vermememe davranışı, üvey çocuğa kötü davranmayla birlikte ele alınarak evlilik birliğini sarsacak nitelikte bulunmuştur. E. 2011/22851, K. 2012/16828 sayılı kararında ise eşe para vermemek ve eşi eve almamak davranışlarının hakaretle bir arada bulunduğu bir uyuşmazlıkta ortak hayatı temelinden sarsacak derecede geçimsizliğin oluştuğu saptanmıştır. Her iki kararda da birden fazla davranış birlikte değerlendirilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/22851, K. 2012/16828Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/12750, K. 2016/2921Kaynağı aç
İlgisizlik ve Aile Hayatına Katılmamak
Bazı günler eve geç gelmek, bazı günler ise hiç gelmemek suretiyle eş ve çocukla ilgilenmemek boşanma davasında kusur sayılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında bu davranış diğer kusurlu eylemlerle birlikte değerlendirilerek ilgili tarafa yüklenmiştir.
Eşi evlilik birliğinden dışlayıcı davranışlar sergilemek de kusur kapsamında ele alınabilir. Aynı kararda ortak çocukla birlikte üç kişinin yaşadığı evde yardımcı kadına iki kişilik yemek hazırlaması talimatı verilmesi, eşi evlilik birliğinden dışlayıcı bir davranış olarak değerlendirilmiştir.
Güven Sarsıcı Davranışlar ve Mahremiyet İhlali
Sürekli telefon numarası değiştirmek suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunmak ve iş arkadaşı olduğu söylenen yabancı kişileri ortak konuta getirmek, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7970, K. 2021/7994 sayılı kararında kusur olarak kabul edilmiştir. Aynı kararda eşin babasının rahatsızlığı gibi zorlu bir dönemde eşe destek olmamak da diğer kusurlarla birlikte bütünsel değerlendirmeye dahil edilmiştir.
Taraflar arasındaki cinsel yaşamı üçüncü kişilere anlatmak ve eşin dışarı çıkmasına engel olmak amacıyla kıyafetini yırtmak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6830, K. 2019/10438 sayılı kararında her iki mahkemece de kabul edilen kusurlar arasında yer almıştır. Söz konusu kararda fiziksel şiddetin ağırlığı nihai kusur dengesini belirleyici etken olmuştur.
Zina
Zina, TMK m. 161 uyarınca bağımsız bir boşanma sebebidir. Diğer eşin boşanma davası açabilmesi için zinayı öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içinde dava açılması gerekir; bu süreler geçtikten sonra dava hakkı düşer. Zinayı affeden tarafın dava hakkı yoktur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Kusurun Tazminat ve Nafakaya Etkisi
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddî tazminat isteyebilir (TMK m. 174/1). Bunun yanında, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat talep edebilir (TMK m. 174/2).
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olup olmadığına bakılmaz (TMK m. 175).
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan önlemleri, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici tedbirleri kendiliğinden almak zorundadır (TMK m. 169).
Sık Sorulan Sorular
Boşanma davasında hangi davranışlar kusur sayılır?
Yargıtay kararlarında kusur olarak değerlendirilen davranışlar arasında fiziksel şiddet, hakaret, aşağılama, eşin giyim ve çalışma özgürlüğüne baskı, ekonomik baskı, eşin annesine küfretmek, ortak konuta yabancı kişiler getirmek, cinsel yaşamı üçüncü kişilere anlatmak ve eşi evlilik hayatından dışlamak yer almaktadır. Zina ise TMK m. 161 kapsamında bağımsız bir boşanma sebebidir. Her davranışın kusur ağırlığı, somut olayın koşullarına ve diğer davranışlarla birlikte değerlendirilmesine göre belirlenir.
Eşe para vermemek boşanmada kusur sayılır mı?
Evin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eşe para vermemek, Yargıtay kararlarında kusur kapsamında değerlendirilmiştir. Ancak incelenen kararlarda bu davranış genellikle başka kusurlu davranışlarla birlikte ele alınmıştır; her somut olay kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilir.
Güven sarsıcı davranışlar ispatsız ileri sürülebilir mi?
Hayır. Güven sarsıcı davranışların kusur belirlemesinde dikkate alınabilmesi için delille kanıtlanması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında kanıtlanamayan güven sarsıcı davranış iddialarının değerlendirme dışı bırakıldığı görülmektedir.
Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olaylar kusur tespitine dahil edilebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292 sayılı kararında, dava tarihinden sonra gerçekleştiği anlaşılan davranışların, dava tarihi itibarıyla ilgili tarafa ispatlanmış bir kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı görülmüştür.
Eşi affeden taraf daha sonra aynı davranışı kusur olarak ileri sürebilir mi?
Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan davranışlar daha sonra kusur gerekçesi olarak ileri sürülemez. Zina söz konusu olduğunda TMK m. 161 açıkça affeden tarafın dava hakkının sona erdiğini düzenlemektedir. Affın varlığı; hakaretin gerçekleştiği tarihten sonra evliliğin uzunca süre devam etmesi gibi olgulardan çıkarılabilir.
Eşit kusurlu taraf tazminat alabilir mi?
Hayır. Eşit kusurlu ya da tam kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmolunamaz. Tazminat ancak kusursuz veya daha az kusurlu taraf lehine istenebilir.
Zina davası ne kadar süre içinde açılmalıdır?
Zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı; boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl geçmesiyle düşer (TMK m. 161).
Boşanma davası açılınca eşlerin barınma ve geçimi nasıl güvence altına alınır?
Dava açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan önlemleri, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici tedbirleri kendiliğinden almak zorundadır (TMK m. 169).
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

