Boşanma Davasında Kusur Sayılan Davranışlar

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Kusur Sayılan Davranışlar

Boşanma davasında kusur, evlilik birliğinin sarsılmasına katkıda bulunan davranışların eşlere yüklenmesidir. Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması hâlinde her iki eşe boşanma davası açma hakkı tanır (TMK m. 166/1). Kusur tespiti, tazminat haklarını ve nafaka koşullarını doğrudan etkiler.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Kusur Tespitinin Hukuki Çerçevesi

Kusur değerlendirmesinde yalnızca dava tarihi itibarıyla ispatlanmış davranışlar esas alınabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292 sayılı kararında, dava tarihinden sonra gerçekleştiği anlaşılan davranışların kusur olarak yüklenemeyeceğini somut olay çerçevesinde ortaya koymuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/13665 E.  ,  2016/4292 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen tazminatlar, kendi tazminat taleplerinin reddi yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise; velayet ve lehine takdir edilen tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, dava ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Toplanan delillerden; davacı-davalı kadının cinsel sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu kapsamda patronu ile uygunsuz saatlerde telefonla görüştüğü ve restoranlarda buluştuğu, arabanın arka koltuğunda uygunsuz vaziyette tanıklar tarafından görüldüğü ve abisinin arkadaşı ile araba ile gezdiğinden bahisle ağır kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Mahkemece ilgili telefon kayıtları istenilmiş, kadın ve erkeğin birlikte kullandığı telefon ile zaman zaman patronun olduğu iddia edilen telefon arasında görüşme kayıtları olduğu anlaşılmıştır. Davalı-davacı erkek tarafından sunulan ses kayıtlarına göre, patronla erkeğin de zaman zaman görüştüğü doğrulanmış, mahkemece istenilen kayıt içeriğinde başka anormal görüşme tesbit edilememiştir. Bunun yanında davalı-davacı tanığı Mustafa Çinkılıç'ın beyanına göre kadına atfedilen diğer sadakatsiz davranışların, yani patronla ve abisinin arkadaşı ile buluşma olaylarının, dava açıldıktan sonra kendilerinin davacı-davalı kadını takipleri sırasında gerçekleştiği, dava tarihi itibariyle kadına atfedilebilecek ispatlanmış bir kusurun mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, erkek tarafından açılan karşı boşanma davasının reddi gerekirken, kabulü doğru değildir. Ancak, davacı-davalı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile verilen boşanma hükmü temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle usulen kesinleşmiştir. Erkeğin boşanma davasındaki boşanma talebinin konusu kalmamıştır. O halde, bu husus gözetilerek erkeğin boşanma talebi hakkında "konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurmak ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden davadaki haklılık durumuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı gibi boşanmaya neden olan olaylarda davalı-davacı erkek tam kusurludur. Tam kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m.174/1-2) hükmolunamaz. O halde davalı-davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak bu isteklerin kabulü doğru görülmemiştir. 4-Yukarıda 2. bentte belirlenen kusur durumuna göre, davacı-davalı kadın boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu değildir. davalı-davacı erkek ise eşine hakaret ettiği, giyimi ve çalışması konusunda baskı uygulayarak kıskanç davrandığı, böylelikle boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında kadın yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m.174/1- 2) hükmolunmaması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozma kapsamına göre davalı-davacı erkek lehine hükmedilen tazminatların miktarına ilişkin temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı harcın ….'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran …'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.07.03.2016(Pzt.)

Güven sarsıcı davranışların kusur belirlemesinde dikkate alınabilmesi için delillerle kanıtlanması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında her iki tarafın da başka kişilerle görüştüğüne dair güven sarsıcı davranış iddialarının, toplanan delillerle kanıtlanamaması nedeniyle değerlendirme dışı bırakıldığını ortaya koymuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/13231 E.  ,  2016/4390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan maddi ve manevi tazminat ile reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri, nafakalar ve kadının boşandıktan sonrada … soyadını kullanmasına izin verilmesi yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 7.3.2016 günü duruşmalı temyiz eden davacı … ile vekili Av. … ve karşı taraf temyiz eden davalı … ile vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının tüm, davacı-karşı davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davalı-karşı davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmolunmuş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı erkeğin, eşine ''nankör'' diyerek hakaret ettiği, ortak çocukla birlikte toplam üç kişi yaşanılan evde çalışan yardımcı kadına iki kişilik yemek hazırlamasını söyleyerek eşini evlilik birliğinden dışlayıcı davranışlar sergilediği, eşinin mutfak harcamalarında kullandığı parayı eşine vermemek, eşinin yaptığı harcamaları sürekli denetlemek, kayden kendisine ait ancak eşinin kullanımında olan aracı eşinin haberi olmaksızın satmak ve eşine ait banka hesaplarından vekillikten azledildikten sonra kendi hesabına para aktarmak suretiyle ekonomik yönden eşinin güvenini sarstığı ve ekonomik gücünü kullanarak eşi üzerinde baskı uyguladığı, buna karşılık davalı-karşı davacı kadının da tuttuğu günlüklerde eşi ile ilgili hakaretamiz ifadeler kullandığı, sevmediği eşinin hayatındaki engel olduğunu günlüğüne yazdığı, eşine “köylü, kaba, korkak” diyerek hakaret ettiği ve aşağıladığı, bazı günler eve geç gelerek bazı günler ise gelmeyerek evi, eşi ve çocuğu ile ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Her iki eş de diğer tarafın başka kişilerle görüşmek suretiyle güven sarsıcı davranışlar sergilediğini iddia etmiş ise de; toplanan delillerle tarafların güven sarsıcı davranışları kanıtlanamamış olup, kusur belirlemesinde dikkate alınamaz. Davacı-karşı davalı erkeğin eşine “gerizekalı” diyerek hakaret ettiği kendisine kusur olarak yüklenmiş ise de, toplanan delillerden bu fiilin 2006 yılında gerçekleştiği, sonrasında evlilik birliğinin uzunca bir süre daha devam ettiği anlaşılmakta olup, kadının bu olayı affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı kabul edilmelidir. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu olaylara göre tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmolunamaz (TMK m. 174/1-2). Hal böyleyken, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m. 175) Mahkemece davalı-karşı davacı kadının emekli maaşı dışında düzenli gelirinin bulunmadığı ve tarafların ortak oldukları iki ayrı işyerinde davacı-karşı davalı erkek lehine intifa hakkı bulunması nedeniyle kadının bu taşınmazların gelirinden yararlanamadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı kadın yararına aylık irat şeklinde 4.000,00 TL yoksulluk nafakasına hükmolunmuştur. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı kadının 1.015,00 TL emekli maaşı aldığı, … ve … gibi kurumlara konser organizasyonları gerçekleştirdiği ve tanıklarının beyanlarına göre bu organizasyonlardan gelir elde ettiği, davacı-karşı davalı ile ortak oldukları ve davacı-karşı davalı erkek lehine intifa hakkı tanınan toplam değeri 4.900.000,00 TL olarak belirlenen iki adet işyerinde ½ şer payının bulunduğu, değeri bilirkişi tarafından 1.900.000,00 USD olarak belirlenen tarafların fiili ayrılık öncesi birlikte oturdukları konutta da ½ oranında payının bulunduğu, belirlenen bu duruma göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde kadının yoksulluk nafakası isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer yönlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1350.00 TL. vkekalet ücretinin …'den alınıp duruşmalı temyiz eden …'ya verilmesine, aşağıda yazılı harcın …'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran Mustafa'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.03.2016 (Pzt.)

Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında bu ilkeyi benimsemiş; affın varlığı, hakaretin gerçekleştiği tarihten sonra evliliğin uzunca süre devam etmesi gibi olgulardan çıkarılabilir. Aynı ilke, E. 2021/7970, K. 2021/7994 sayılı kararında da taraflarca affedildiği ya da en azından hoşgörüyle karşılandığı kabul edilen eylemlerin kusur olarak yüklenemeyeceği şeklinde ifade edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7970, K. 2021/7994Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/7970 E.  ,  2021/7994 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından, erkeğin açtığı karşı davanın ve birleşen davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka taleplerinin reddi, vekâlet ücreti ile yargılama gideri yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı-davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Mahkemece bozma sonrası verilen kararda asıl dava, karşı dava ve birleşen davalarda yapılan yargılama giderlerinin ayrıntılı dökümünün yapılmaması ve bozma öncesi yapılan yargılama giderlerinin temyizin kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği nazara alınmaksızın yeniden kadına yükletilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı-davacı erkeğin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının, yapılan yargılaması sonucunda, mahkemece bozma öncesi verilen ilk kararda, tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek, her iki davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Hükme karşı davalı-davacı erkek tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 17.04.2018 Tarihli ilamıyla, davalı-davacı erkek tarafından kadın aleyhine açılan TMK m. 161 hukuki sebebine dayalı boşanma davasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemede gözetilerek davaların birleştirilerek görülmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek taraflarca açılan boşanma davalarının kabulüyle, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, karar yukarıda belirtildiği şekilde taraflarca temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma öncesi verilen ilk karar, davacı-davalı kadın tarafından temyiz edilmemiş ve mahalli mahkemece kadına yüklenen kusurlu davranışlar kadın aleyhine kesinleşmiş olup yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde; davacı-davalı kadına bozma öncesi ilk kararla yüklenen kusurlu davranışların yanında eşinin babasının rahatsızlığı sebebiyle eşine destek olmadığı, sürekli telefon numarası değiştirmek suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve iş arkadaşı olduğunu söylediği yabancı kişileri eve getirdiğinin sabit olduğu, davacı-davalı kadına kusur olarak yüklenmesi gerektiği, mahkemece davalı-davacı erkeğe yüklenen fiizksel şiddet ve hakaret vakıalarından sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, davacı-davalı kadın tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemlerin af kapsamında kaldığı, bu itibarla da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı kadın, davalı-davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olup mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (l.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.11.2021 (Salı)

Kusur Derecelerinin Önemi

Davacının kusuru daha ağır ise davalının davaya itiraz hakkı doğar; ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı durumlarda yine de boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2).

Maddî tazminat (TMK m. 174/1) yalnızca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf tarafından talep edilebilir. Manevî tazminat (TMK m. 174/2) ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan talep edebileceği bir haktır. Eşit kusurlu ya da tam kusurlu eş yararına bu tazminatlara hükmolunamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7210, K. 2021/8316Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/7210 E.  ,  2021/8316 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Çeyiz Eşyası-Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından boşanma davası ve ferileri ile çeyiz eşyası alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı erkeğin kadının kabul edilen çeyiz eşyası alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin incelemesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” temyiz edilemez. 02.12.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ile 6100 sayılı Kanun’a eklenen Ek madde 1 uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m. 341, 362) Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüştür. Karar tarihi itibariyle bu miktar “78.630,00TL” olarak belirlenmiştir. Somut olayda, davacı kadının 9575,00TL tutarındaki çeyiz eşyası alacağı talebinin kabulüne karar verilmiş olup, bölge adliye mahkemesince çeyiz eşyası alacağına yönünden verilen karar kesindir. Bu nedenle, davalı erkeğin kadının kabul edilen çeyiz eşyası alacağı davasına dair temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 3-Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve boşanmanın ferilerine hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesi kadının kusur belirlemesi ve reddedilen manevî tazminata, erkeğin de yargılama giderlerine dair istinaf taleplerini kabul ederek ilk derece mahkemesinin kararını bu yönlerden kaldırmış ve yeni hüküm kurmuştur. Bölge adliye mahkemesi, tarafların ilk derece mahkemesince kabul edilen kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmetmiştir. Dosyanın tetkikinden, tarafların bölge adliye mahkemesi tarafından kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında; davacı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmıştır. Bu durumda; tarafların boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre; ailesinin hakaret ve aşağılamalarına sessiz kalan ve fiili ayrılık döneminde eşini arayıp sormayan, ihtiyaçlarını karşılamayan erkek ile eşine küçük düşürücü sözler söyleyen ve birlik görevlerini yerine getirmeyen kadın eşit kusurludur. Bu itibarla, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. 4-Yukarıda 3. bentte açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir(TMK m.174). Bölge adliye mahkemesince davalı erkeğin, davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Davalı erkeğin kadının kabul edilen çeyiz eşyası alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenle REDDİNE; temyiz edilen hükmün yukarıda (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyize konu diğer bölümlerin ise (2.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 08.11.2021 (Pzt.)

Hakaret, Küçük Düşürme ve Psikolojik Baskı

Eşe küçük düşürücü sözler söylemek ve evlilik birliğine ilişkin görevleri yerine getirmemek boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7210, K. 2021/8316 sayılı kararında bu davranışların eşit kusur kapsamında ele alındığı görülmektedir. Aynı kararda, fiilî ayrılık döneminde eşini arayıp sormayan ve ihtiyaçlarını karşılamayan eşin bu tutumunun da kusur oluşturduğu belirtilmiştir.

Eşe hakaret etmek ve eşin annesine küfretmek ağır kusur gerekçesi olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/4074, K. 2021/7642 sayılı kararında bu davranışlar bir arada değerlendirilerek ilgili tarafın ağır kusurlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kararda ayrıca söz konusu kusurlu davranışların aynı zamanda kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve manevi tazminat koşulunu (TMK m. 174/2) oluşturduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/4074, K. 2021/7642Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/4074 E.  ,  2021/7642 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise katılma yolu ile kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 05.10.2021 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı … ve vekili Av. … ile karşı taraf duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı … vekili Av….geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince davacı-karşı davalı kadının kabul edilen kusurlu davranışlarından erkeğin evden gitmesine izin vermeme kusuruna esas tanık beyanlarının davacı-karşı davalı erkekten duyumun aktarımından ibaret olduğu ve hükme esas alınamayacağı, buna karşın davalı-karşı davacı erkeğin kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında ayırca eşine hakaret ettiği ve eşinin annesine küfrettiği anlaşılmaktadır. Şu halde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına göre ağır kusurlu olduğu gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 3-Boşanmaya sebep olan olaylarda yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere davalı-karşı davacı-erkek ağır kusurludur. Gerçekleşen kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Davacı-karşı davalı kadın yararına TMK'nın 174/2 maddesi koşulları oluşmuştur. O halde, davacı-karşı davalı kadın lehine tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak uygun miktarda manevî tazminat takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının manevî tazminat isteğinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 3.050 TL vekâlet ücretinin Sedat'tan alınarak Deniz'e verilmesine, aşağıda yazılı harcın Sedat'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 292.10 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Deniz'e geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 25.10.2021 (Pzt.)

Aşağılama ve hakaret yoluyla süregelen psikolojik şiddet uygulamak tam kusur sonucunu doğurabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6161, K. 2021/7447 sayılı kararında bu tür davranışların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ve hem maddî hem manevî tazminat koşullarını (TMK m. 174/1-2) oluşturduğunu ortaya koymuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6161, K. 2021/7447Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/6161 E.  ,  2021/7447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davacı kadın TMK’nın 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış, mahkemece erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, kadının davasının kabulüne karar verilmiştir. Davalı erkeğin kusur, tazminatlar ve nafakalar yönünden istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, bölge adliye mahkemesince "ilk derece mahkemesince yüklenen kusurların ispatlanamadığı" gerekçesiyle erkeğin tüm istinaf talepleri kabul edilmiş, karar davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin kadına aşağılama ve hakaret yoluyla süregelen psikolojik şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesi kararı isabetli olup, bölge adliye mahkemesince verilen kusur belirlemesine ilişkin kararın bozulması gerekmiştir. 2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkek tam kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın boşanma sonucu eşin maddî desteğinden yoksun kalacaktır. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu durumda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 20.10.2021 (Çrş.)

Eşin giyimi ve çalışması konusunda baskı uygulayarak kıskanç davranmak ve hakaret etmek tam kusur gerekçesi oluşturabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292 sayılı kararında bu davranışları bir arada sergileyen tarafın tam kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Fiziksel Şiddet

Eşe fiziksel şiddet uygulamak boşanma davasında kusur sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6706, K. 2021/8099 sayılı kararında birden fazla kez uygulanan fiziksel şiddet ve sürekli hakaretler bir arada değerlendirilerek, karşılıklı hakaret bulunmasına rağmen fiziksel şiddetin belirleyici etken olduğu ve ilgili tarafın ağır kusurlu kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu davranışların aynı zamanda kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve maddî ile manevî tazminat koşullarını (TMK m. 174/1-2) oluşturduğu da kararda belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6706, K. 2021/8099Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/6706 E.  ,  2021/8099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, reddedilen tazminat talepleri ile nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı-karşı davacı kadının nafaka yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk derece mahkemesi tarafından kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ve hükme karşı davalı-karşı davacı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından hüküm bu yönüyle kesinleşmiştir. Bu itibarla, kadının nafakaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- Davalı-karşı davacı kadının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yersizdir. b) Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının, ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, tarafların birbirlerine karşılıklı olarak hakaret ettikleri, bununla birlikte davacı-karşı davalı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı, erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine ve kadın lehine maddî ve manevî tazminata karar verilmiştir. Hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki dava yönünden istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince tarafların birbirlerini karşılıklı yaraladıkları ve birbirlerine hakaret ettikleri ve eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle davacı-karşı davalı erkeğin istinaf talebinin kabulü ile kadının maddî ve manevî tazminat ile erkeğin manevî tazminat taleplerinin reddine hükmedilmiş, hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-karşı davalı erkeğin kadına karşı birden fazla fiziksel şiddetinin ve sürekli hakaretlerinin olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda; erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. c) Yukarıda 2/b. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî (TMK 174/1) ve manevî (TMK 174/2) tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2/b) ve (2/c) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (2/a) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, (1.) bentte gösterilen sebeple davalı-karşı davacı kadının nafaka yönünden temyiz dilekçesinin reddine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.03.11.2021 (Çar.)

Fiziksel şiddetin ağırlığını belirlemede ceza dosyasındaki veriler de dikkate alınabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6830, K. 2019/10438 sayılı kararında darp raporunun bulunup bulunmaması ve haksız tahrik indirimi gibi unsurların fiziksel şiddetin kime daha ağır yükleneceğini belirlemeye katkı sağladığını ortaya koymuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3788, K. 2018/14275 sayılı kararında ise fiziksel şiddet olgusunun ceza dosyası içeriğiyle desteklendiği hâllerde bu olgunun kusur değerlendirmesini etkilediği görülmüştür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3788, K. 2018/14275Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2017/3788 E.  ,  2018/14275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından yetki itirazının reddi, kadının davasının kabulü, butlan davası, ıslah ile talep ettiği boşanma taleplerinin reddi, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 11.12.2018 günü temyiz eden davalı-karşı davacı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı-karşı davalı … ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı-karşı davacı erkeğin; yetki itirazının, Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca boşanma talebinin ve butlan davasının reddine dair davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece davalı-karşı davacı erkeğe yüklenen kusurlu davranış yanında, davacı-karşı davalı kadının da … Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/416 esas sayılı ceza dosyası içeriği dikkate alındığında, davalı-karşı davacı erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı ayrıca davalı-karşı davacı erkek tarafından delil olarak dosyaya sunulan, davacı-karşı davalı kadının da kendisi tarafından yazıldığı kabul edilen günlük tarzı tutulmuş notların içeriğinden anlaşıldığı üzere, davacı-karşı davalı kadının cinsel birliktelikten de kaçındığı, bu günlük tarzı tutulmuş notların erkek tarafından, kadına zorla ya da baskıyla yazdırıldığını ispata yarar herhangi bir dahilinde davacı-karşı davalı kadın tarafından mahkeme dosyasına ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. O halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının da kabulü (TMK m.166/1) ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile erkeğin davasının reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen davacı-karşı davalı kadının boşanma davası ile fer'ilere yönelik temyize konu itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma ve inceleme kapsamı dışında kalan temyize konu diğer yetki itirazının, Türk Medeni Kanunu'nun 162 maddesi uyarınca boşanma talebinin ve butlan davasının reddine ilişkin bölümün ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Gülbahar'dan alınarak Gökhan'a verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.12.2018 (Salı)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6830, K. 2019/10438Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2019/6830 E.  ,  2019/10438 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve davalı-karşı davacı erkek yararına hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebiyle açılan karşılıklı boşanma davasında, ilk derece mahkemesince, "Davalı-karşı davacı erkeğin eşini ailesi ile görüştürmediği, kızınızı istemiyorum, sevmiyorum, yapamıyorum dediği, eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, aile müdahalesine sessiz kaldığı, davacı-karşı davalı kadının ise eşinin dışarı çıkmasına engel olmak için kıyafetini yırttığı, cinsel hayatlarını anlattığı, hocaya gittiği, memnuniyetsiz olduğu" gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu kabul edilerek her iki davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı-karşı davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, tarafların birbirlerine şiddet uyguladıkları, ceza mahkemesi kararı ile cezalandırılmalarına karar verildiği, davacı-karşı davalı kadının tarafların arasındaki cinsel hayatlarını arkadaşlarına anlattığı, hocaya gidip muska yazdırdığı, hakaret ettiği, davalı-karşı davacı erkeğin de kadının ailesi ile görüşmesine müsade etmediği, istemiyorum dediği, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın da kabulüne ve boşanmanın fer'ilerine karar verilmiştir. Tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında davalı-karşı davacı erkeğin aile müdahalesine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, taraflar arasında bulunan ceza dosyasından anlaşıldığı üzere, davalı-karşı davacı erkeğin eşine birden fazla kez tokat attığı, davacı-karşı davalı kadının da saldırarak karşılık verdiği, davacı-karşı davalı kadının darp raporu olmasına karşın davalı-karşı davacı erkeğin darp raporunun olmaması ve davacı-karşı davalı kadının haksız tahrik indiriminden faydalanmış olması hususları da dikkate alındığında davalı-karşı davacı erkeğin fiziksel şiddeti daha ağırdır. O halde, tarafların gerçekleşen ve kabul edilen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmadığı gibi, yanılgılı kusur belirlemesinin sonucu olarak, davalı-karşı davacı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50, 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 22.10.2019 (Salı)

Ekonomik Baskı ve Geçim Yükümlülüğünü Yerine Getirmemek

Ekonomik baskı, boşanma davalarında çeşitli biçimlerde kusur olarak karşıya çıkmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında; eşin mutfak harcamasına ayırdığı parayı vermemek, harcamaları sürekli denetlemek, kayden kendi adına kayıtlı olmakla birlikte eşin kullandığı aracı satmak ve vekâletten azledildikten sonra eşin banka hesabından kendi hesabına para aktarmak davranışlarının ekonomik güveni sarsmak ve baskı uygulamak olarak nitelendirildiği görülmüştür. Bu kararda söz konusu davranışlar diğer olgularla birlikte değerlendirilmiş ve taraflar eşit kusurlu kabul edilmiştir.

Evin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eşe para vermemek de ekonomik baskı kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/12750, K. 2016/2921 sayılı kararında para vermememe davranışı, üvey çocuğa kötü davranmayla birlikte ele alınarak evlilik birliğini sarsacak nitelikte bulunmuştur. E. 2011/22851, K. 2012/16828 sayılı kararında ise eşe para vermemek ve eşi eve almamak davranışlarının hakaretle bir arada bulunduğu bir uyuşmazlıkta ortak hayatı temelinden sarsacak derecede geçimsizliğin oluştuğu saptanmıştır. Her iki kararda da birden fazla davranış birlikte değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/22851, K. 2012/16828Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2011/22851 E.  ,  2012/16828 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Akyurt Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :27.9.2011 NUMARASI :Esas no:2010/225 Karar no:2011/127 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalının tartışmalarında kocasına sürekli olarak "bunak, yaşlı, pis, kokmuş" şeklinde sözler söylediği, davacının kızı için "şebek, maymun, orospu" dediği, ilk evliliğinden olan çocukları için davacıdan para talebinde bulunduğu, davacının da eşine para vermediği ve onu eve almadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır. 2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Davacının temyiz itirazı ile davalının tedbir nafakasına ilişkin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.06.2012 (salı)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/12750, K. 2016/2921Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/12750 E.  ,  2016/2921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin davacı kadının önceki evliliğinden olan çocuğuna kötü davrandığı ve evin ihtiyaçlarını gidermek amacıyla eşine para vermemek suretiyle ekonomik şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18.02.2016(Prş.)

İlgisizlik ve Aile Hayatına Katılmamak

Bazı günler eve geç gelmek, bazı günler ise hiç gelmemek suretiyle eş ve çocukla ilgilenmemek boşanma davasında kusur sayılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında bu davranış diğer kusurlu eylemlerle birlikte değerlendirilerek ilgili tarafa yüklenmiştir.

Eşi evlilik birliğinden dışlayıcı davranışlar sergilemek de kusur kapsamında ele alınabilir. Aynı kararda ortak çocukla birlikte üç kişinin yaşadığı evde yardımcı kadına iki kişilik yemek hazırlaması talimatı verilmesi, eşi evlilik birliğinden dışlayıcı bir davranış olarak değerlendirilmiştir.

Güven Sarsıcı Davranışlar ve Mahremiyet İhlali

Sürekli telefon numarası değiştirmek suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunmak ve iş arkadaşı olduğu söylenen yabancı kişileri ortak konuta getirmek, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7970, K. 2021/7994 sayılı kararında kusur olarak kabul edilmiştir. Aynı kararda eşin babasının rahatsızlığı gibi zorlu bir dönemde eşe destek olmamak da diğer kusurlarla birlikte bütünsel değerlendirmeye dahil edilmiştir.

Taraflar arasındaki cinsel yaşamı üçüncü kişilere anlatmak ve eşin dışarı çıkmasına engel olmak amacıyla kıyafetini yırtmak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6830, K. 2019/10438 sayılı kararında her iki mahkemece de kabul edilen kusurlar arasında yer almıştır. Söz konusu kararda fiziksel şiddetin ağırlığı nihai kusur dengesini belirleyici etken olmuştur.

Zina

Zina, TMK m. 161 uyarınca bağımsız bir boşanma sebebidir. Diğer eşin boşanma davası açabilmesi için zinayı öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içinde dava açılması gerekir; bu süreler geçtikten sonra dava hakkı düşer. Zinayı affeden tarafın dava hakkı yoktur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Kusurun Tazminat ve Nafakaya Etkisi

Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddî tazminat isteyebilir (TMK m. 174/1). Bunun yanında, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat talep edebilir (TMK m. 174/2).

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olup olmadığına bakılmaz (TMK m. 175).

Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan önlemleri, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici tedbirleri kendiliğinden almak zorundadır (TMK m. 169).

Sık Sorulan Sorular

Boşanma davasında hangi davranışlar kusur sayılır?

Yargıtay kararlarında kusur olarak değerlendirilen davranışlar arasında fiziksel şiddet, hakaret, aşağılama, eşin giyim ve çalışma özgürlüğüne baskı, ekonomik baskı, eşin annesine küfretmek, ortak konuta yabancı kişiler getirmek, cinsel yaşamı üçüncü kişilere anlatmak ve eşi evlilik hayatından dışlamak yer almaktadır. Zina ise TMK m. 161 kapsamında bağımsız bir boşanma sebebidir. Her davranışın kusur ağırlığı, somut olayın koşullarına ve diğer davranışlarla birlikte değerlendirilmesine göre belirlenir.

Eşe para vermemek boşanmada kusur sayılır mı?

Evin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eşe para vermemek, Yargıtay kararlarında kusur kapsamında değerlendirilmiştir. Ancak incelenen kararlarda bu davranış genellikle başka kusurlu davranışlarla birlikte ele alınmıştır; her somut olay kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilir.

Güven sarsıcı davranışlar ispatsız ileri sürülebilir mi?

Hayır. Güven sarsıcı davranışların kusur belirlemesinde dikkate alınabilmesi için delille kanıtlanması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13231, K. 2016/4390 sayılı kararında kanıtlanamayan güven sarsıcı davranış iddialarının değerlendirme dışı bırakıldığı görülmektedir.

Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olaylar kusur tespitine dahil edilebilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13665, K. 2016/4292 sayılı kararında, dava tarihinden sonra gerçekleştiği anlaşılan davranışların, dava tarihi itibarıyla ilgili tarafa ispatlanmış bir kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı görülmüştür.

Eşi affeden taraf daha sonra aynı davranışı kusur olarak ileri sürebilir mi?

Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan davranışlar daha sonra kusur gerekçesi olarak ileri sürülemez. Zina söz konusu olduğunda TMK m. 161 açıkça affeden tarafın dava hakkının sona erdiğini düzenlemektedir. Affın varlığı; hakaretin gerçekleştiği tarihten sonra evliliğin uzunca süre devam etmesi gibi olgulardan çıkarılabilir.

Eşit kusurlu taraf tazminat alabilir mi?

Hayır. Eşit kusurlu ya da tam kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmolunamaz. Tazminat ancak kusursuz veya daha az kusurlu taraf lehine istenebilir.

Zina davası ne kadar süre içinde açılmalıdır?

Zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı; boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl geçmesiyle düşer (TMK m. 161).

Boşanma davası açılınca eşlerin barınma ve geçimi nasıl güvence altına alınır?

Dava açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan önlemleri, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici tedbirleri kendiliğinden almak zorundadır (TMK m. 169).

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu