Boşanma Öncesi Muvazaalı Taşınmaz Devri ve İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Öncesi Muvazaalı Taşınmaz Devri ve İptal Davası

Boşanma Aşamasında Muvazaalı Devir ve Üçüncü Kişiye Dava Hakkı

Eşlerin boşanma sürecinde mal rejiminden doğan katılma alacağını veya diğer parasal hakları karşılıksız bırakmak amacıyla malvarlığını üçüncü kişilere aktarması hâlinde hukuki yollara başvurulabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sözleşmelerin niteliğinin belirlenmesi ve yorumlanmasında tarafların iradelerini gizlemek için seçtikleri sözlere değil, gerçek ve ortak iradelerine itibar edilir. Borçlu eşin muvazaalı tasarrufuyla alacağını elde edememe tehlikesiyle karşılaşan diğer eş, bu danışıklı işlemin geçersizliğini ileri sürebilir; çünkü muvazaalı hukuki işlemle üçüncü kişilerin malvarlığı hakkının zedelenmesi haksız eylem niteliği taşır. Bu davada davacının hukuki yararının var sayılabilmesi için işlemi yapan eşten bir alacağının bulunması ve devrin de bu alacağın tahsil edilmesini engelleme kastıyla gerçekleştirilmiş olması şarttır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. E. Genel işlem koşulları I. Genel olarak

Genel Hükümlere Dayalı Muvazaa ile Tasarrufun İptali Davası Ayrımı

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi, borçlunun kanunda sayılan tasarruflarını iptal ettirerek alacaklının cebri icra yetkisini kullanabilmesini düzenler ve bu yola kural olarak geçici veya kesin aciz belgesine sahip alacaklılar başvurabilir. Tasarrufun iptali davası borçlunun geçerli tasarruflarının icra hukuku sınırları içinde hükümsüz kılınmasını hedeflerken; Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı dava, taşınmaz devrinin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespitine yönelir. Bu sebeple genel muvazaa hükümlerine dayanılarak açılan davalarda davacının önceden icra takibine girişmesi veya aciz belgesi ibraz etmesi gerekmez. İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan özel iptal davası mekanizması, zarar gören eşin genel hükümlere ve muvazaa nedenine dayanarak dava açmasını engellemez.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/2012, K. 2022/6837Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/2012 E.  ,  2022/6837 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar … ile davalılar …ve … ile aralarındaki dava hakkında İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 19/02/2015 gün ve 2013/217 Esas 2015/100 sayılı kararın Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 26/09/2018 gün ve 2016/2848-2018/8260 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davalı … ….. ve … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, müvekkilinin davalı … ….. aleyhine boşanma davası açtığını, evlilik birliği içinde alınan ve… adına tescil edilen dava konusu taşınmazın müvekkilinden mal kaçırma amacı ile muvazaalı olarak davalı …'e devredildiğini belirterek bu muvazaalı işlemin iptalini talep etmiştir. Mahkemenin, davanın kabulü ile taşınmazın tapusunun iptali ile davalı … …. adına tesciline ilişkin kararı Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/09/2018 gün ve 2016/2848-2018/8260 sayılı ilamı ile davalı … …..’ın temyizinin harç eksikliğinden reddine ilişkin ek kararın ve mahkemenin esas hakkındaki kararının onanmasına karar verilmiş, davalı … …. ve … vekilleri bozma kararının hatalı olduğundan bahisle karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonunda: 1. Davalı … …. ve … zorunlu dava arkadaşı olduğundan, …'in yatırdığı nisbi harç yeterli olup, davalı … Yılmaz tarafından da maktu harç yatırılmış bulunmasına göre, harç eksikliğinden red kararı verilmesi ve buna ilişkin ek kararın onanması hatalı olmuştur. 2.Dava, TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Somut olayda, dava TBK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılmıştır. Davacı ile davalı … Yılmaz arasındaki boşanma davası İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 2013/42 Esas 2014/371 Karar sayılı ilamı ile sonuçlanmış, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, ancak davacı lehine herhangi bir mali hakka hükmedilmemiştir. Ancak davacı ile davalı … Yılmaz arasında İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı dosyasından mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davası bulunmaktadır. Bu davanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, mahkemece, İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı davasının sonucunun bekletici mesele yapılarak, bu dava sonunda davacının bir alacağı olmadığının anlaşılması halinde davanın reddine, aksi durumda yani bir alacağın varlığı halinde ise TBK’nın 19. maddesine göre muvazaa olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, muvazaanın ispatı durumunda davanın kabulü ile bu alacağı için İİK'283/1. maddesinin kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken, maddi yanılgı sonucu onanmasına karar verilmesi hatalı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin karar düzeltme isteklerinin kabulü ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/09/2018 gün ve 2016/2848-2018/8260 sayılı onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının BOZULMASINA, tashihi karar peşin harcının ve temyiz peşin harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davalılar… ve …'e geri verilmesine 05/04/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Madde 277 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler: 1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, 2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri. İvazsız tasarrufların butlanı:

Mal Rejiminin Tasfiyesi Davasının Bekletici Mesele Yapılması

Taşınmaz devrinin muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan davada, davacı eşin gerçekten korunması gereken bir alacağının bulunup bulunmadığı davanın temel koşuludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davada verilecek hüküm başka bir mahkemede görülmekte olan davanın veya hukuki ilişkinin varlığına bağlıysa o davanın sonuçlanması beklenebilir. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ve katılma alacağına ilişkin dava henüz sonuçlanmamışken alacaklı sıfatının mevcudiyeti belirlenemez. Bu nedenle yargılamayı yürüten mahkemece, davacı eşin alacağının varlığı ve tutarının açıklığa kavuşması bakımından mal rejiminin tasfiyesi davasının sonucu beklenmeli; alacağın varlığı sabit olup muvazaa ispatlanırsa davanın kabulüne karar verilmelidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
MADDE 165- (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. (2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir. DÖRDÜNCÜ AYIRIM Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması Davaların birleştirilmesi

Katılma Alacağı Karşısında Türk Medeni Kanunu m. 241 Hükmü

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesinin birinci fıkrasına göre, tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer. Boşanma öncesi mal kaçırma amaçlı devirlerde uyuşmazlığın bu madde kapsamında çözümlenmesi gerektiği yönündeki karşı oy yaklaşımı Hukuk Genel Kurulu çoğunluğunca benimsenmemiştir. Genel muvazaa iddiasında davacının amacı, alacağını tahsil edebilmek için muvazaa sebebiyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüz kılınmasını sağlamaktır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
Madde 241- Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. ÜÇÜNCÜ AYIRIM MAL AYRILIĞI A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf

Muvazaa İspatlandığında Verilecek Karar ve Haciz Yetkisi

Muvazaa iddiasıyla dava açan eşin istemi taşınmaz mülkiyetinin kendi üzerine geçirilmesi olmayıp boşanma veya tasfiyeden doğan alacağın tahsilini temin etmektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrasında, davanın sabit olması hâlinde davacının kayıt düzeltilmesine lüzum kalmaksızın taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği kurala bağlanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2021/2012, K. 2022/6837 sayılı kararında da belirtildiği üzere, muvazaa iddiası kanıtlandığında taşınmazın aynına ilişkin bir hüküm kurulmaksızın İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kıyasen uygulanır. Böylece tapu kaydının iptali ve devreden eş adına tescili cihetine gidilmeksizin davacıya alacağını karşılayacak miktarla sınırlı olarak taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisi tanınır; taşınmaz elden çıkarılmışsa ikinci fıkra kıyasıyla tazminata hükmedilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 283Kaynağı aç
Madde 283 – (Değişik: 18/2/1965-538/118 md.) Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını istiyebilir. İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (Davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahküm edilir. İptal davası üzerine üçüncü şahıs da, mamelekinde hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı davada istiyebilir. Bu talep, iptal davasının tefrik edilerek daha önce hükme bağlanmasına mani değildir. İptal davasını kaybeden üçüncü şahıs, karşılık olarak şeyi veya bedelini borçludan veya iflas masasından geri istiyebilir. Batıl bir tasarruf neticesinde kendisine ödenilen şeyi geri veren alacaklı eski haklarını muhafaza eder. Kendisine bağış yapılan iyi niyetli ise yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur. Hak düşürücü müddet:

Devreden Eş ile Devralan Kişi Arasındaki Taraf Konumu

Muvazaa iddiasıyla açılan davalarda davanın kimlere karşı açılacağı usul hukuku bakımından önem taşır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2021/2012, K. 2022/6837 sayılı kararında yer verildiği üzere, muvazaalı tasarrufun tarafları olan devreden borçlu eş ile taşınmazı devralan üçüncü kişi arasında davalı sıfatı bakımından zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.

Muvazaa davası açmak için aciz belgesi almak şart mıdır?

Hayır, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayanan genel muvazaa davasında icra takibi yapılması veya aciz belgesi alınması gerekmez; bu şart İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesindeki tasarrufun iptali davalarına özgüdür.

Muvazaa davası kabul edilirse taşınmaz davacı eş adına tescil edilir mi?

Hayır, tapu kaydı davacı eş adına tescil edilmez; amaç alacağın tahsili olduğundan İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrası kıyasen uygulanarak tapu kaydı iptal edilmeksizin taşınmazın haciz ve satışı yetkisi verilir.

Mal tasfiyesi davası sonuçlanmadan muvazaa davası karara bağlanabilir mi?

Hayır, davacının hukuki yararının ve alacak miktarının tespiti için mal rejiminin tasfiyesi davasının sonucu Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca bekletici mesele yapılmalıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu