Boşanma Aşamasında Muvazaalı Devir ve Üçüncü Kişiye Dava Hakkı
Eşlerin boşanma sürecinde mal rejiminden doğan katılma alacağını veya diğer parasal hakları karşılıksız bırakmak amacıyla malvarlığını üçüncü kişilere aktarması hâlinde hukuki yollara başvurulabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sözleşmelerin niteliğinin belirlenmesi ve yorumlanmasında tarafların iradelerini gizlemek için seçtikleri sözlere değil, gerçek ve ortak iradelerine itibar edilir. Borçlu eşin muvazaalı tasarrufuyla alacağını elde edememe tehlikesiyle karşılaşan diğer eş, bu danışıklı işlemin geçersizliğini ileri sürebilir; çünkü muvazaalı hukuki işlemle üçüncü kişilerin malvarlığı hakkının zedelenmesi haksız eylem niteliği taşır. Bu davada davacının hukuki yararının var sayılabilmesi için işlemi yapan eşten bir alacağının bulunması ve devrin de bu alacağın tahsil edilmesini engelleme kastıyla gerçekleştirilmiş olması şarttır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
Genel Hükümlere Dayalı Muvazaa ile Tasarrufun İptali Davası Ayrımı
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi, borçlunun kanunda sayılan tasarruflarını iptal ettirerek alacaklının cebri icra yetkisini kullanabilmesini düzenler ve bu yola kural olarak geçici veya kesin aciz belgesine sahip alacaklılar başvurabilir. Tasarrufun iptali davası borçlunun geçerli tasarruflarının icra hukuku sınırları içinde hükümsüz kılınmasını hedeflerken; Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı dava, taşınmaz devrinin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespitine yönelir. Bu sebeple genel muvazaa hükümlerine dayanılarak açılan davalarda davacının önceden icra takibine girişmesi veya aciz belgesi ibraz etmesi gerekmez. İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan özel iptal davası mekanizması, zarar gören eşin genel hükümlere ve muvazaa nedenine dayanarak dava açmasını engellemez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/2012, K. 2022/6837Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Mal Rejiminin Tasfiyesi Davasının Bekletici Mesele Yapılması
Taşınmaz devrinin muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan davada, davacı eşin gerçekten korunması gereken bir alacağının bulunup bulunmadığı davanın temel koşuludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davada verilecek hüküm başka bir mahkemede görülmekte olan davanın veya hukuki ilişkinin varlığına bağlıysa o davanın sonuçlanması beklenebilir. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ve katılma alacağına ilişkin dava henüz sonuçlanmamışken alacaklı sıfatının mevcudiyeti belirlenemez. Bu nedenle yargılamayı yürüten mahkemece, davacı eşin alacağının varlığı ve tutarının açıklığa kavuşması bakımından mal rejiminin tasfiyesi davasının sonucu beklenmeli; alacağın varlığı sabit olup muvazaa ispatlanırsa davanın kabulüne karar verilmelidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
Katılma Alacağı Karşısında Türk Medeni Kanunu m. 241 Hükmü
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesinin birinci fıkrasına göre, tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer. Boşanma öncesi mal kaçırma amaçlı devirlerde uyuşmazlığın bu madde kapsamında çözümlenmesi gerektiği yönündeki karşı oy yaklaşımı Hukuk Genel Kurulu çoğunluğunca benimsenmemiştir. Genel muvazaa iddiasında davacının amacı, alacağını tahsil edebilmek için muvazaa sebebiyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüz kılınmasını sağlamaktır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
Muvazaa İspatlandığında Verilecek Karar ve Haciz Yetkisi
Muvazaa iddiasıyla dava açan eşin istemi taşınmaz mülkiyetinin kendi üzerine geçirilmesi olmayıp boşanma veya tasfiyeden doğan alacağın tahsilini temin etmektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrasında, davanın sabit olması hâlinde davacının kayıt düzeltilmesine lüzum kalmaksızın taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği kurala bağlanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2021/2012, K. 2022/6837 sayılı kararında da belirtildiği üzere, muvazaa iddiası kanıtlandığında taşınmazın aynına ilişkin bir hüküm kurulmaksızın İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kıyasen uygulanır. Böylece tapu kaydının iptali ve devreden eş adına tescili cihetine gidilmeksizin davacıya alacağını karşılayacak miktarla sınırlı olarak taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisi tanınır; taşınmaz elden çıkarılmışsa ikinci fıkra kıyasıyla tazminata hükmedilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 283Kaynağı aç
Devreden Eş ile Devralan Kişi Arasındaki Taraf Konumu
Muvazaa iddiasıyla açılan davalarda davanın kimlere karşı açılacağı usul hukuku bakımından önem taşır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2021/2012, K. 2022/6837 sayılı kararında yer verildiği üzere, muvazaalı tasarrufun tarafları olan devreden borçlu eş ile taşınmazı devralan üçüncü kişi arasında davalı sıfatı bakımından zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
Muvazaa davası açmak için aciz belgesi almak şart mıdır?
Hayır, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayanan genel muvazaa davasında icra takibi yapılması veya aciz belgesi alınması gerekmez; bu şart İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesindeki tasarrufun iptali davalarına özgüdür.
Muvazaa davası kabul edilirse taşınmaz davacı eş adına tescil edilir mi?
Hayır, tapu kaydı davacı eş adına tescil edilmez; amaç alacağın tahsili olduğundan İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrası kıyasen uygulanarak tapu kaydı iptal edilmeksizin taşınmazın haciz ve satışı yetkisi verilir.
Mal tasfiyesi davası sonuçlanmadan muvazaa davası karara bağlanabilir mi?
Hayır, davacının hukuki yararının ve alacak miktarının tespiti için mal rejiminin tasfiyesi davasının sonucu Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca bekletici mesele yapılmalıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

