Muvazaa Nedir ve Boşanma Sürecindeki Önemi
Boşanma davası açıldıktan sonra eşin taşınmazını bir başkasına devretmesi, mal tasfiyesinden doğacak alacağı engellemek amacıyla yapılmış danışıklı bir işlem olduğu iddiasını gündeme getirebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi, bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını; yanlışlıkla ya da gerçek amaçları gizlemek için kullanılan sözcüklerin bu değerlendirmede dikkate alınmayacağını düzenler. Muvazaalı bir hukuki işlemden söz edebilmek için üç unsurun bir arada bulunması gerekir: tarafların irade ve beyanları arasında bilerek yaratılmış bir uygunsuzluk, üçüncü kişileri aldatma niyeti ve taraflar arasında gizli işlemi oluşturan muvazaa sözleşmesi.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/854, K. 2022/200Kaynağı aç
Muvazaalı işlemin geçersizliğini üçüncü kişilerin ileri sürebilmesi belirli koşullara bağlıdır. Muvazaalı işlem nedeniyle hakkı zarara uğrayan kişinin, işlemi yapandan alacaklı olması ve söz konusu işlemin bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla gerçekleştirilmiş bulunması gerekir. Bu koşullar birden fazla kaynakta tutarlı biçimde ortaya konmuştur.
Muvazaa Davasında Hukuki Yarar Şartı
Muvazaa davasının görülebilmesi için davacının hukuki yararının bulunması zorunludur; hukuki yarar bir dava şartıdır. Boşanma sürecinde açılan muvazaa davalarında bu şartın varlığı, davacının davalı eşten gerçekten bir alacağının bulunup bulunmadığına bağlıdır. Taraflar arasındaki mal tasfiyesi davası henüz sonuçlanmamışsa, alacağın varlığı kesinleşmeden hukuki yararın saptanması mümkün olmayacağından mahkemenin mal tasfiyesi davasının sonucunu beklemesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararının çoğunluk gerekçesinde benimsenmiştir.
Muvazaa Olgusunun İspatı
Muvazaa davalarında hukuki işlemin taraflarının tümü yönünden muvazaa olgusunun kanıtlanması gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/11563, K. 2016/8559 sayılı kararı bu ilkeyi açıkça ortaya koymuş; aynı ilke Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararının çoğunluk gerekçesinde de benimsenmiştir. Devrin kısa aralıklarla gerçekleşmesi, muvazaa iddiasını destekleyebilecek bir olgu olmakla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kısa aralıklarla yapılan satışların tek başına muvazaa olgusunu kanıtlamaya yetmeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu nedenle salt devir tarihlerinin yakınlığına dayanmak yeterli olmayıp, her hukuki işlemin tarafı bakımından somut delillerin ortaya konması gerekmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/11563, K. 2016/8559Kaynağı aç
Kimler Davalı Gösterilmeli: Mecburi Dava Arkadaşlığı
Taşınmaz birden fazla kez el değiştirmişse, zincirdeki tüm devirlerin tarafı olan kişilerin davaya dahil edilmesi sorunu ortaya çıkar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararının çoğunluk gerekçesi, davaya konu hukuki ilişki nedeniyle davalıların şekli bakımdan mecburi dava arkadaşı konumunda bulunduğunu benimsemiştir. Aynı gerekçede bütün davalılar hakkında aynı doğrultuda tek bir karar verme zorunluluğunun bulunmadığı da belirtilmiştir. Bununla birlikte aynı kararda karşı oy kullanan üyeler, son kayıt maliki ile önceki malikler arasında mecburi dava arkadaşlığından söz edilemeyeceği görüşündedir.
HMK m. 59 mecburi dava arkadaşlığını, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken haller olarak tanımlar. HMK m. 60 ise mecburi dava arkadaşlarının ancak birlikte dava açabileceğini ya da aleyhlerine birlikte dava açılabileceğini, bu tür dava arkadaşlığında tarafların birlikte hareket etmek zorunda olduğunu düzenler. Mecburi dava arkadaşlarının tamamına husumet yöneltilmeden açılmış bir davada mahkeme davayı doğrudan reddetmez; davacıya kesin süre vererek eksik kalan dava arkadaşlarını davaya dahil etmesini sağlar ve ardından yargılamaya devam eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararı, davacıya muvazaa iddiasının kapsamının sorulmasını ve şekli bakımdan dahil olması gereken diğer davalıların usulüne göre davaya eklenmesini hükme bağlamıştır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 59Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 60Kaynağı aç
Taraf Değişikliği ve Eksik Husumetin Giderilmesi
Taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur; taraf sıfatının yokluğu yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilir ve mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.
Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi bazı durumlarda sonradan düzeltilebilir. HMK m. 124/1 uyarınca taraf değişikliği kural olarak ancak karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür. Maddenin 3. fıkrası bu kuralın istisnasını düzenler: maddi bir hatadan kaynaklanan ya da dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği taleplerinin karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceğini öngörür. HMK m. 124/4 ise dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması hâlinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceğini düzenler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararında karşı oy, tapu sicilinin aleniyeti karşısında bu fıkranın uygulanamayacağını savunmuş; bu görüş çoğunlukta karşılık bulmamıştır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 124Kaynağı aç
İyiniyetli Üçüncü Kişi ve Tapu Güvencesi
Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca korunur. Bu güvence yalnızca iyiniyetli kazanım için geçerlidir; iyiniyet bulunmayan hâllerde bu korumadan yararlanılamaz. TBK m. 19'un borçlunun muvazaa savunmasını sınırlayan hükmü ise farklı bir koruma rejimini düzenler: borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. Bu iki hükmün uygulama alanı birbirinden ayrıdır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararının görüşmeleri sırasında muvazaa nedenine dayalı tapu iptali davalarının zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye tabi olmadığı ve muvazaa iddiasının her zaman ileri sürülebileceği görüşü gündeme gelmiştir. Ancak bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Alacağın varlığına bağlı hukuki yarar şartı ise bu tartışmadan bağımsızdır; alacağın saptanması gerektiğinde mal tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesi kuralı ayrıca uygulanır.
Nispi ve Mutlak Muvazaa Ayrımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararının gerekçesi, TBK m. 19 ile yalnızca nispi muvazaanın düzenlendiğini, mutlak muvazaanın bu maddede hükme bağlanmadığını vurgulamaktadır. Bu ayrım, uygulanacak hukuki rejim ve ileri sürülebilecek savunmalar bakımından önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Muvazaa davası açabilmek için alacaklı olduğumu kanıtlamam gerekiyor mu?
Evet. Muvazaalı işlemin geçersizliğini ileri sürebilmek için işlemi yapandan alacaklı olmak ve söz konusu işlemin bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekir. Hukuki yarar da bir dava şartı olduğundan, alacağın varlığı henüz kesinleşmemişse mahkeme mal tasfiyesi davasının sonucunu bekler.
Taşınmaz birden fazla kişiye devredilmişse hangi kişiler davalı gösterilmeli?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararının çoğunluk gerekçesi, devir zincirindeki ara maliklerin ve son kayıt malikinin şekli bakımdan mecburi dava arkadaşı sayılması gerektiğini benimsemiştir. Tüm davalılar yönünden muvazaa olgusunun ayrı ayrı kanıtlanması gerektiğinden zincirin eksik bırakılan halkası için mahkeme davacıya kesin süre vererek eksik tarafların dahil edilmesini sağlamalıdır. Aynı kararda karşı oy kullanan üyeler ise son kayıt maliki ile önceki malikler arasında mecburi dava arkadaşlığı kurulamayacağı görüşündedir.
Son alıcı taşınmazı iyi niyetle satın almışsa tapu iptali mümkün olur mu?
Tapu kütüğüne iyiniyetle dayanarak taşınmaz iktisap eden kişinin kazanımı TMK m. 1023 uyarınca korunur. Bu güvence yalnızca iyiniyetli kazanım için geçerlidir; iyiniyet bulunmayan hâllerde bu korumadan yararlanılamaz.
Muvazaa davasını açmak için bir süre sınırı var mı?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854, K. 2022/200 sayılı kararının görüşmeleri sırasında muvazaa nedenine dayalı tapu iptali davalarının zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi olmadığı görüşü ileri sürülmüş; ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Öte yandan alacağın henüz kesinleşmediği durumlarda hukuki yarar şartı bakımından mal tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesi kuralı ayrıca uygulanır.
Kısa süre içinde art arda gerçekleşen devirler muvazaayı kanıtlar mı?
Hayır, tek başına kanıtlamaz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/11563, K. 2016/8559 sayılı kararı, kısa aralıklarla yapılan satışların tek başına muvazaa olgusu için yeterli olmadığını açıkça vurgulamıştır. Devir tarihlerinin yakınlığı, muvazaanın diğer unsurlarıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirilecek bir göstergedir.
Dava dilekçesinde yanlış kişiyi davalı gösterdiysem ne olur?
Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin maddi bir hatadan kaynaklanması ya da dürüstlük kuralına aykırı olmaması hâlinde HMK m. 124/3 uyarınca taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Yanlış veya eksik göstermenin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda ise HMK m. 124/4 kapsamında hâkim aynı şekilde hareket edebilir. Taraf değişikliği kural olarak ancak karşı tarafın açık rızasıyla mümkün olduğundan, bu iki fıkra genel kuralın istisnalarını oluşturur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

