Boşanma davasında manevi tazminat alabilmek için evlilik birliğinin boşanma kararıyla sona ermesi, boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle kişilik haklarının saldırıya uğramış olması ve tazminat isteyen tarafın kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu bulunması gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca, mevcut evliliğin sona ermesine yol açan vakıalardan ötürü kişilik hakkı zedelenen eş, kusurlu olan diğer eşten uygun miktarda bir manevi tazminat talep edebilir. Hâkim, bu yönde açık bir talep bulunmadıkça kendiliğinden manevi tazminata karar veremeyeceği gibi talep edilen miktardan fazlasına da hükmedemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1574, K. 2017/1357Kaynağı aç
Manevi Tazminatın Hukuki Koşulları ve Kişilik Haklarının İhlali
Manevi tazminata hak kazanılabilmesi için gerçekleşen zararın boşanmaya sebebiyet veren olaylardan kaynaklanması ve bu eylemler ile kişilik hakkı ihlali arasında nedensellik bağının kurulması zorunludur. Türk Medeni Kanunu m. 174/2 düzenlemesinde manevi zararın veya ihlalin ağırlığı yönünde bir ön şart aranmamış olup, kişilik hakkına yönelik bir saldırının varlığı tazminat sorumluluğu açısından yeterli görülmüştür. Meydana gelen manevi zararın boyutu ise hâkimin hükmedeceği uygun tazminat miktarının takdirinde dikkate alınır.
Boşanmanın eki niteliğinde sayılan manevi tazminat talebinde bulunabilmek için ileri sürülen fiillerin evlilik birliği devam ederken gerçekleşmiş olması şarttır. Evlilik birliği kurulmadan önceki olaylar ya da evlilik sona erdikten sonra ortaya çıkan eylemler boşanmaya sebep teşkil etmediğinden, bu olaylara dayanılarak Türk Medeni Kanunu m. 174/2 kapsamında manevi tazminat istenemez. Evlilik sona erdikten sonra gerçekleşen kişilik hakkı ihlalleri için genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılması mümkündür.
Boşanmada Kusur Dağılımı ve Kusur Derecelerinin Tazminata Etkisi
Manevi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için davalı eşin kusurlu olması, tazminat talep eden eşin ise tamamen kusursuz veya diğer eşe kıyasla daha az kusurlu olması aranır. Evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan vakıalarda eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu olduğu belirlenen eş yararına Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca manevi tazminata hükmedilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/12897 Esas ve 2014/24034 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, boşanmaya sebep olan hadiselerde tarafların eşit kusurlu bulunması hâlinde manevi tazminat isteminin reddedilmesi kanuni bir zorunluluktur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/12897, K. 2014/24034Kaynağı aç
Boşanma davasında tarafların kusur tespiti kural olarak davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş olan tutum ve davranışlar üzerinden yapılır. Davanın ikame edilmesinden sonra meydana gelen fiiller görülmekte olan boşanma davasında taraflara kusur olarak isnat edilemez ve bu fiillere dayanılarak manevi tazminata hükmedilemez.
Önceki bir boşanma davasından feragat edilmiş olması durumunda, feragat tarihinden önceki kusurlu olayların affedildiği ya da hoşgörüyle karşılandığı kabul edilir. Hukuken affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar yeni bir davada boşanma ve kusur sebebi yapılamayacağı gibi, bu geçmiş eylemlere dayanılarak kusurlu eş yararına tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.
Kusur Belirlemesine ve Tazminata İlişkin Yargısal Uygulamalar
Evlilik birliğinde eşine fiziksel şiddet uygulayan, tehditte bulunan ve birlikte yaşamaktan kaçınarak eşini istemediğini açıkça beyan eden taraf daha ağır kusurlu kabul edilir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/10087 Esas ve 2016/866 Karar sayılı kararında, eşine fiziksel şiddet ve tehdit uygulayan erkeğin ağır kusurlu olduğu, daha az kusuru bulunan diğer eş lehine Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna karşılık ağır kusurlu olan tarafın manevi tazminat talebi reddedilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/10087, K. 2016/866Kaynağı aç
Eşin müşterek hayatı sürdürmekten kaçınması, eşiyle ilgilenmemesi, gece geç saatlerde gelmesi ve eşini bırakıp gitmesi ağır kusur teşkil eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1574 Esas ve 2017/1357 Karar sayılı ilamında incelenen somut uyuşmazlıkta, eşiyle ilgilenmeyerek gece geç saatlerde gelen ve eşini ablasının evine bırakarak birlikte yaşamaktan kaçınan erkeğin ağır kusurlu olduğu, buna karşılık cinsel ilişkiden kaçınan kadının daha az kusurlu bulunduğu değerlendirilerek kadın yararına manevi tazminata karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Evlilik birliği süresince eşlerin birbirlerine karşı sadakat ve özen yükümlülükleri bulunur. Sadakatsizlik göstererek eşini aldatan eşin tam kusurlu bulunduğu durumlarda kusursuz olan eş yararına; fiziksel şiddet uygulayan veya ağır rahatsızlığı sırasında eşine gerekli ilgiyi göstermeyip yalnız bırakan eş karşısında da mağdur eş lehine kişilik hakkı saldırıya uğradığından manevi tazminata karar verilir. Ruhsal kaynaklı dahi olsa cinsel birleşmenin gerçekleştirilememesi ya da şizofreni gibi rahatsızlığı olan eşin tedavisiyle ilgilenilmeyerek terk edilmesi durumlarında da kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilerek hasta eş lehine tazminat koşulları oluşur. Ancak eşin ameliyatı sırasında yanında bulunulmaması olayından sonra evlilik birliğinin uzun süre devam etmesi ve başkaca bir saldırının ispatlanamaması hâlinde manevi tazminata hükmedilmez.
Buna karşın, bir tarafın eşiyle ilgilenmeyerek ailesiyle vakit geçirmesi diğer tarafın ise eşine hakaret etmesi şeklinde gerçekleşen karşılıklı ihlallerde ya da eşlerden birinin diğerinin hastalığıyla ilgilenmemesi sonucunda meydana gelen ortak sorumluluklarda taraflar eşit kusurlu kabul edilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına her iki tarafın denk kusurlarla sebebiyet vermesi durumunda eşit kusurlu eşler lehine tazminata hükmedilemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Tazminat Miktarının Belirlenmesi ve Hakkaniyet İlkesi
Manevi tazminat miktarı belirlenirken amaç, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın acı ve elemini hafifletmektir; bu tazminat bir tarafın haksız zenginleşmesine sebep olacak şekilde tayin edilemez. Türk Medeni Kanunu m. 4 uyarınca takdir yetkisi bulunan hâkim, hakkaniyet ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Hâkim tazminat miktarını belirlerken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, taraflara yüklenen kusur derecelerini, ihlale konu fiilin ağırlığını ve tarafların mevcut hayat koşullarını bir bütün olarak değerlendirir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Manevi Tazminatın Talep Şekli, Islah Yasağı ve Usul Esasları
Boşanma davasında manevi tazminat talebinin kural olarak dava veya cevaba cevap dilekçesinde açıkça belirtilmesi zorunludur. Dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşmasında veya sonrasında manevi tazminat talebi ancak karşı tarafın açık rızası ile ileri sürülebilir. Karşı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı durumlarda, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gündeme geleceğinden ayrı bir tazminat davası açılarak derdest boşanma davası ile birleştirilmesi talep edilebilir.
Dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat taleplerinin birbirinden net biçimde ayrılması ve her bir kalem için talep edilen miktarın somutlaştırılması gerekir. Maddi ve manevi tazminatın ayrıştırılmadan tek bir toplam bedel üzerinden talep edilmesi belirsizlik yaratır; bu durumda hâkim talebin hangi kısmının maddi, hangi kısmının manevi zarara dayandığını taraflara açıklattırmak durumundadır. Ayrıca manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi geçerli olduğundan, dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarı sonradan ıslah dilekçesi verilmek suretiyle artırılamaz.
Tazminatın Ödenme Şekli, Faizi ve İcraya Konulması
Türk Medeni Kanunu m. 176/1 uyarınca maddi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilebilmesine karşılık, aynı maddenin 2. fıkrası gereğince manevi tazminatın irat şeklinde yani dönemsel taksitler halinde ödenmesine karar verilemez. Boşanmaya bağlı manevi tazminat yalnızca nakden ve toptan ödenir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Hükmedilen manevi tazminat miktarına faiz işletilebilmesi için davacının dava dilekçesinde veya usulüne uygun talebinde faiz istemiş olması gerekir; açık bir talep yoksa mahkemece faize hükmedilemez. Faiz talep edilmişse, boşanmanın eki niteliğinde bulunan manevi tazminata boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz işletilir. Boşanma kararı kesinleşmeden hükmedilen tazminatın icra yoluyla tahsili mümkün değildir; boşanma ilamının kesinleşmesinin ardından yerine getirilmeyen manevi tazminat borcu için ilamlı icra takibi başlatılabilir.
Manevi Tazminatın Mal Paylaşımına Etkisi ve Dava Zamanaşımı
Manevi tazminat evlilik birliğinin sona ermesine bağlı fer'i bir hak olup, eşler arasındaki ziynet alacağı ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalardan tamamen bağımsızdır. Boşanma davasında manevi tazminata hükmedilmesi veya bu tazminatın tahsil edilmesi, mal rejiminin tasfiyesi davasında hesaplanacak artık değer ya da katılma alacağı miktarını eksiltmez veya etkilemez. Ayrıca manevi tazminat yalnızca çekişmeli boşanmaya hasredilmiş bir hak değildir; anlaşmalı boşanma davasında da taraflar düzenleyecekleri protokol çerçevesinde manevi tazminat miktarını uzlaşarak kararlaştırabilir.
Boşanma davasında manevi tazminat talep edilmemiş olması bu haktan tamamen mahrum kalındığı anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu m. 178 uyarınca, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle, boşanma davası kesinleştikten sonra bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ayrı bir dava açılarak manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Eşit kusurlu bulunan eş manevi tazminat alabilir mi?
Hayır, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu tespit edilirse Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca eşit kusurlu eş lehine manevi tazminata hükmedilemez.
Boşanmada manevi tazminat taksitle ödenebilir mi?
Hayır, Türk Medeni Kanunu m. 176/2 hükmü uyarınca boşanmada manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez; tazminatın nakden ve toptan ödenmesi zorunludur.
Manevi tazminat miktarı dava devam ederken ıslah ile artırılabilir mi?
Hayır, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi geçerli olduğundan, dava dilekçesinde başlangıçta talep edilmeyen tazminat tutarı sonradan ıslah dilekçesiyle artırılamaz.
Boşanma kesinleştikten sonra manevi tazminat davası açılabilir mi?
Evet, Türk Medeni Kanunu m. 178 gereğince evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları çerçevesinde, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava açılabilir.
Boşanma kararı kesinleşmeden manevi tazminat icraya konulabilir mi?
Hayır, boşanmaya bağlı manevi tazminatın tahsili boşanma hükmünün kesinleşmesine bağlıdır; karar kesinleşmeden ilamlı icra takibi başlatılamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

