Boşanma Davasında Manevi Tazminat Alma Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Manevi Tazminat Alma Şartları

Boşanma davasında manevi tazminat alabilmek için evlilik birliğinin boşanma kararıyla sona ermesi, boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle kişilik haklarının saldırıya uğramış olması ve tazminat isteyen tarafın kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu bulunması gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca, mevcut evliliğin sona ermesine yol açan vakıalardan ötürü kişilik hakkı zedelenen eş, kusurlu olan diğer eşten uygun miktarda bir manevi tazminat talep edebilir. Hâkim, bu yönde açık bir talep bulunmadıkça kendiliğinden manevi tazminata karar veremeyeceği gibi talep edilen miktardan fazlasına da hükmedemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1574, K. 2017/1357Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1574 E.  ,  2017/1357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 2. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.12.2012 gün ve 2012/1 E., 2012/1655 K. sayılı kararının taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2013 gün ve 2013/8256 E., 2013/22027 K. sayılı kararı ile: (…1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı kocanın tüm, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı kadının cinsellikten kaçındığı, davacı kocanın ise eşiyle ilgilenmediği, gece geç saatlerde geldiği, ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı, eşini baba evine bırakarak ayrılma iradesi gösterdiği anlaşılmaktadır. Tarafların kusurları dikkate alındığında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ve boşanmaya neden olan olaylarda, iki tarafında kusurlu olduğu gerçekleşmiş ise de, davacı kocanın daha ağır kusurlu, kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemenin, boşanmaya neden olan olaylarda, tarafları eşit kusurlu olarak belirlemesi ve bu hatalı kusur belirlemesine göre davalı kadının maddi tazminat (TMK.md.174/1) ve manevi tazminat (TMK.md.174/2) taleplerinin reddi doğru olmamıştır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma istemine ilişkindir. Davacı erkek vekili, taraflar arasında evliliğin ilk aylarında cinsel ilişkinin gerçekleşmediğini, ilerleyen zamanlarda ise davalının müvekkilinden sürekli uzak durarak müvekkilini asık suratla karşıladığını, aksi ve kıskanç bir tutum sergilediğini, evi temiz tutmadığını, son olarak davalının kendi isteğiyle ablasının evine bırakıldığını ve bir yıldır ayrı yaşadıklarını ileri sürerek boşanma kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı kadın vekili, yeni evli olmanın yaşattığı stres nedeniyle evliliğin ilk 1,5-2. aylarında tarafların ilişkiye giremediklerini, ancak evlendikten 1,5 ay sonra bu sıkıntılı durumun aşıldığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının sürekli müvekkiline hakaret ettiğini ve şiddet uyguladığını, eve geç saatlerde geldiğini belirterek tam kusurlu olan davacının boşanma davasının reddine, hiçbir geliri olmayan müvekkili lehine 1.000, -TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 20.000,- TL maddi, 20.000, -TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Yerel Mahkemece davalı kadının cinsel ilişkiden kaçındığı, davacı kocanın da evine ve eşine ilgisiz olduğu, ayrılma iradesi gösterdiği, bağımsız konut açmadığı, eşit kusurlu davranışları sonucu evlilik birliğinin sarsıldığı gerekçesiyle tarafların boşanmalarına, şartları oluşmadığından maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, herhangi bir geliri olmayan ve çalışmayan davalı lehine 250, -TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle tarafların eşit kusurlu olduğu ve Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 174/2. maddesinde boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğinin öngörüldüğü, somut olayda erkeğin boşanmaya neden olan eylemlerinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, davacının daha kusurlu olduğunun kabul edilmesi halinde dahi manevi tazminata hükmedilmeyeceği belirtilerek, verilen direnme kararını davalı vekili temyize getirmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davalı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, boşanmanın dayandığı temel ilkelerden biri "kusur" ilkesidir. Kusur ilkesine göre genel sebeple (TMK.m. 166/1.) boşanmaya karar verebilmek için eşlerden birinin mutlaka kusurlu olması gerekir. Boşanma davasını açmak hakkı kusursuz ya da az, eşit veya fazla kusurlu eşindir. Boşanma davasını tam kusurlu eş açamaz (GENÇCAN, Ö.U: 6100 Sayılı HMK Hükümlerine Göre Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku, Bilimsel Açıklama ve Son İçtihatlar, Ankara 2013, s.128, 129). Kusur ilkesi TMK'nın 174. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen maddi ve manevi tazminat taleplerinin istenmesinde de önemli bir role sahiptir. Maddi ve manevi tazminat talepleri boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biridir. (GENÇCAN, Ö.U, s. 952). Anılan Kanunun 174. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir para isteyebileceği öngörülmüştür. Maddenin anlatımından da anlaşılacağı üzere maddi tazminat istenebilmesi, tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, tazminat istenenin kusurlu olması yanında bir zararın ile nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan eş, kusursuz veya az kusurlu ise maddi tazminata hükmedilebilir. Maddi tazminat yanında manevi tazminat istenebilmesi için de bazı koşulların varlığı aranır. Şöyle ki; kusurlu taraftan uygun bir manevi tazminat istenebilmesi için boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olayda dinlenen taraf tanıklarının beyanları, dosya içerisine ibraz edilen diğer bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; davacı erkeğin eşiyle ilgilenmediği, gece geç saatlerde geldiği, gece vakti eşini ablasının evine bırakmak suretiyle birlikte yaşamaktan kaçındığı, buna karşılık davalı kadının da cinsel ilişkiden kaçındığı belirlenmiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Hâl böyle olunca uyuşmazlığa konu davada davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu dikkate alınarak davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1, 2) taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere , 15.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. …

Manevi Tazminatın Hukuki Koşulları ve Kişilik Haklarının İhlali

Manevi tazminata hak kazanılabilmesi için gerçekleşen zararın boşanmaya sebebiyet veren olaylardan kaynaklanması ve bu eylemler ile kişilik hakkı ihlali arasında nedensellik bağının kurulması zorunludur. Türk Medeni Kanunu m. 174/2 düzenlemesinde manevi zararın veya ihlalin ağırlığı yönünde bir ön şart aranmamış olup, kişilik hakkına yönelik bir saldırının varlığı tazminat sorumluluğu açısından yeterli görülmüştür. Meydana gelen manevi zararın boyutu ise hâkimin hükmedeceği uygun tazminat miktarının takdirinde dikkate alınır.

Boşanmanın eki niteliğinde sayılan manevi tazminat talebinde bulunabilmek için ileri sürülen fiillerin evlilik birliği devam ederken gerçekleşmiş olması şarttır. Evlilik birliği kurulmadan önceki olaylar ya da evlilik sona erdikten sonra ortaya çıkan eylemler boşanmaya sebep teşkil etmediğinden, bu olaylara dayanılarak Türk Medeni Kanunu m. 174/2 kapsamında manevi tazminat istenemez. Evlilik sona erdikten sonra gerçekleşen kişilik hakkı ihlalleri için genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılması mümkündür.

Boşanmada Kusur Dağılımı ve Kusur Derecelerinin Tazminata Etkisi

Manevi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için davalı eşin kusurlu olması, tazminat talep eden eşin ise tamamen kusursuz veya diğer eşe kıyasla daha az kusurlu olması aranır. Evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan vakıalarda eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu olduğu belirlenen eş yararına Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca manevi tazminata hükmedilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/12897 Esas ve 2014/24034 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, boşanmaya sebep olan hadiselerde tarafların eşit kusurlu bulunması hâlinde manevi tazminat isteminin reddedilmesi kanuni bir zorunluluktur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/12897, K. 2014/24034Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/12897 E.  ,  2014/24034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı (kadın) tarafından, kocanın kabul edilen boşanma davası yönünden; davalı-karşı davacı (koca) tarafından ise, kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Mahkemece, davalı-karşı davacı (koca), boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı (kadın)'a nazaran daha ziyade kusurlu bulunarak boşanma kararı verilmiş ise de; mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre, bu sonuca ulaşılmasında, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha baskın olduğu söylenemez. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Bu bakımdan; davalı-karşı davacının ağır kusurlu bulunması doğru değil ise de; eşit kusur durumunda da boşanmaya karar verileceğinden (TMK. md. 1661/), boşanma kararı hüküm sonucu olarak doğrudur. Bu durumda; hükmün kusura ilişkin gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiş (HUMK.md.438/son) ve davacı-karşı davalı (kadın)'ın tüm, davalı-karşı davacı (koca)'nın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur. 2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı gibi boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata (TMK.md. 174/2) hükmolunamaz. Durum böyleyken, davacı-karşı davalının manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ;Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple manevi tazminat yönünden davalı-karşı davacı (koca) yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün kusura ilişkin karar gerekçesinin değiştirilmesi ve düzeltilmesi suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden …e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran…'a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.27.11.2014 (Prş.)

Boşanma davasında tarafların kusur tespiti kural olarak davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş olan tutum ve davranışlar üzerinden yapılır. Davanın ikame edilmesinden sonra meydana gelen fiiller görülmekte olan boşanma davasında taraflara kusur olarak isnat edilemez ve bu fiillere dayanılarak manevi tazminata hükmedilemez.

Önceki bir boşanma davasından feragat edilmiş olması durumunda, feragat tarihinden önceki kusurlu olayların affedildiği ya da hoşgörüyle karşılandığı kabul edilir. Hukuken affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar yeni bir davada boşanma ve kusur sebebi yapılamayacağı gibi, bu geçmiş eylemlere dayanılarak kusurlu eş yararına tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.

Kusur Belirlemesine ve Tazminata İlişkin Yargısal Uygulamalar

Evlilik birliğinde eşine fiziksel şiddet uygulayan, tehditte bulunan ve birlikte yaşamaktan kaçınarak eşini istemediğini açıkça beyan eden taraf daha ağır kusurlu kabul edilir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/10087 Esas ve 2016/866 Karar sayılı kararında, eşine fiziksel şiddet ve tehdit uygulayan erkeğin ağır kusurlu olduğu, daha az kusuru bulunan diğer eş lehine Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna karşılık ağır kusurlu olan tarafın manevi tazminat talebi reddedilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/10087, K. 2016/866Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/10087 E.  ,  2016/866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, kendi reddedilen tazminat istekleri ve erkek lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 19.01.2016 günü temyiz eden davalı-davacı … ile vekili Av. … ve karşı taraf davacı-davalı … ile vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Mahkemece davalı-davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; mahkemece tarafların belirlenen kusurları yanında, davacı-davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, tehdit ettiği ve eşini istemediğini söyleyerek alın götürün dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davalı-davacı kadının da kusuru gerçekleştiğine göre erkeğin boşanma davasının kabulü sonucu itibarıyla doğru olduğundan davalı-davacı kadının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün kusura ilişkin gerekçesi değiştirilmek sureti ile onanması gerekmiştir (HUMK m. 438/son). 2-Yukarıda l. bentte gösterilen sebeplerle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkek kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğundan davalı-davacı kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi (TMK m. 174/1-2) tazminat takdiri gerekirken bu taleplerin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 3- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı- davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir. 4-Davacı-davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda daha ağır kusurlu olduğundan manevi tazminat talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde erkek lehine manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün kusura ilişkin gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1350.00 TL. vekalet ücretinin …'tan alınıp ….ye verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19.01.2016 (Salı)

Eşin müşterek hayatı sürdürmekten kaçınması, eşiyle ilgilenmemesi, gece geç saatlerde gelmesi ve eşini bırakıp gitmesi ağır kusur teşkil eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1574 Esas ve 2017/1357 Karar sayılı ilamında incelenen somut uyuşmazlıkta, eşiyle ilgilenmeyerek gece geç saatlerde gelen ve eşini ablasının evine bırakarak birlikte yaşamaktan kaçınan erkeğin ağır kusurlu olduğu, buna karşılık cinsel ilişkiden kaçınan kadının daha az kusurlu bulunduğu değerlendirilerek kadın yararına manevi tazminata karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Evlilik birliği süresince eşlerin birbirlerine karşı sadakat ve özen yükümlülükleri bulunur. Sadakatsizlik göstererek eşini aldatan eşin tam kusurlu bulunduğu durumlarda kusursuz olan eş yararına; fiziksel şiddet uygulayan veya ağır rahatsızlığı sırasında eşine gerekli ilgiyi göstermeyip yalnız bırakan eş karşısında da mağdur eş lehine kişilik hakkı saldırıya uğradığından manevi tazminata karar verilir. Ruhsal kaynaklı dahi olsa cinsel birleşmenin gerçekleştirilememesi ya da şizofreni gibi rahatsızlığı olan eşin tedavisiyle ilgilenilmeyerek terk edilmesi durumlarında da kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilerek hasta eş lehine tazminat koşulları oluşur. Ancak eşin ameliyatı sırasında yanında bulunulmaması olayından sonra evlilik birliğinin uzun süre devam etmesi ve başkaca bir saldırının ispatlanamaması hâlinde manevi tazminata hükmedilmez.

Buna karşın, bir tarafın eşiyle ilgilenmeyerek ailesiyle vakit geçirmesi diğer tarafın ise eşine hakaret etmesi şeklinde gerçekleşen karşılıklı ihlallerde ya da eşlerden birinin diğerinin hastalığıyla ilgilenmemesi sonucunda meydana gelen ortak sorumluluklarda taraflar eşit kusurlu kabul edilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına her iki tarafın denk kusurlarla sebebiyet vermesi durumunda eşit kusurlu eşler lehine tazminata hükmedilemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Tazminat Miktarının Belirlenmesi ve Hakkaniyet İlkesi

Manevi tazminat miktarı belirlenirken amaç, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın acı ve elemini hafifletmektir; bu tazminat bir tarafın haksız zenginleşmesine sebep olacak şekilde tayin edilemez. Türk Medeni Kanunu m. 4 uyarınca takdir yetkisi bulunan hâkim, hakkaniyet ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Hâkim tazminat miktarını belirlerken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, taraflara yüklenen kusur derecelerini, ihlale konu fiilin ağırlığını ve tarafların mevcut hayat koşullarını bir bütün olarak değerlendirir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler

Manevi Tazminatın Talep Şekli, Islah Yasağı ve Usul Esasları

Boşanma davasında manevi tazminat talebinin kural olarak dava veya cevaba cevap dilekçesinde açıkça belirtilmesi zorunludur. Dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşmasında veya sonrasında manevi tazminat talebi ancak karşı tarafın açık rızası ile ileri sürülebilir. Karşı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı durumlarda, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gündeme geleceğinden ayrı bir tazminat davası açılarak derdest boşanma davası ile birleştirilmesi talep edilebilir.

Dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat taleplerinin birbirinden net biçimde ayrılması ve her bir kalem için talep edilen miktarın somutlaştırılması gerekir. Maddi ve manevi tazminatın ayrıştırılmadan tek bir toplam bedel üzerinden talep edilmesi belirsizlik yaratır; bu durumda hâkim talebin hangi kısmının maddi, hangi kısmının manevi zarara dayandığını taraflara açıklattırmak durumundadır. Ayrıca manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi geçerli olduğundan, dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarı sonradan ıslah dilekçesi verilmek suretiyle artırılamaz.

Tazminatın Ödenme Şekli, Faizi ve İcraya Konulması

Türk Medeni Kanunu m. 176/1 uyarınca maddi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilebilmesine karşılık, aynı maddenin 2. fıkrası gereğince manevi tazminatın irat şeklinde yani dönemsel taksitler halinde ödenmesine karar verilemez. Boşanmaya bağlı manevi tazminat yalnızca nakden ve toptan ödenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki

Hükmedilen manevi tazminat miktarına faiz işletilebilmesi için davacının dava dilekçesinde veya usulüne uygun talebinde faiz istemiş olması gerekir; açık bir talep yoksa mahkemece faize hükmedilemez. Faiz talep edilmişse, boşanmanın eki niteliğinde bulunan manevi tazminata boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz işletilir. Boşanma kararı kesinleşmeden hükmedilen tazminatın icra yoluyla tahsili mümkün değildir; boşanma ilamının kesinleşmesinin ardından yerine getirilmeyen manevi tazminat borcu için ilamlı icra takibi başlatılabilir.

Manevi Tazminatın Mal Paylaşımına Etkisi ve Dava Zamanaşımı

Manevi tazminat evlilik birliğinin sona ermesine bağlı fer'i bir hak olup, eşler arasındaki ziynet alacağı ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalardan tamamen bağımsızdır. Boşanma davasında manevi tazminata hükmedilmesi veya bu tazminatın tahsil edilmesi, mal rejiminin tasfiyesi davasında hesaplanacak artık değer ya da katılma alacağı miktarını eksiltmez veya etkilemez. Ayrıca manevi tazminat yalnızca çekişmeli boşanmaya hasredilmiş bir hak değildir; anlaşmalı boşanma davasında da taraflar düzenleyecekleri protokol çerçevesinde manevi tazminat miktarını uzlaşarak kararlaştırabilir.

Boşanma davasında manevi tazminat talep edilmemiş olması bu haktan tamamen mahrum kalındığı anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu m. 178 uyarınca, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle, boşanma davası kesinleştikten sonra bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ayrı bir dava açılarak manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. VI. Mal rejiminin tasfiyesi 1. Boşanma hâlinde
Eşit kusurlu bulunan eş manevi tazminat alabilir mi?

Hayır, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu tespit edilirse Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca eşit kusurlu eş lehine manevi tazminata hükmedilemez.

Boşanmada manevi tazminat taksitle ödenebilir mi?

Hayır, Türk Medeni Kanunu m. 176/2 hükmü uyarınca boşanmada manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez; tazminatın nakden ve toptan ödenmesi zorunludur.

Manevi tazminat miktarı dava devam ederken ıslah ile artırılabilir mi?

Hayır, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi geçerli olduğundan, dava dilekçesinde başlangıçta talep edilmeyen tazminat tutarı sonradan ıslah dilekçesiyle artırılamaz.

Boşanma kesinleştikten sonra manevi tazminat davası açılabilir mi?

Evet, Türk Medeni Kanunu m. 178 gereğince evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları çerçevesinde, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava açılabilir.

Boşanma kararı kesinleşmeden manevi tazminat icraya konulabilir mi?

Hayır, boşanmaya bağlı manevi tazminatın tahsili boşanma hükmünün kesinleşmesine bağlıdır; karar kesinleşmeden ilamlı icra takibi başlatılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu