SED Raporu Nedir?
Sosyal ve ekonomik durum araştırma raporu (SED raporu), tarafların aylık ve yıllık gelirleri, sahip oldukları taşınmazlar, araçlar ve diğer malvarlığı değerlerine ilişkin bilgileri derleyen belgedir. İlgili kolluk birimleri tarafından düzenlenen bu rapor, aile mahkemelerinin boşanma davalarında başvurabildiği delil araçlarından biridir.
SED Raporunun Boşanma Davasındaki İşlevi
Boşanma davasında SED raporu; velayet, nafaka ve tazminat kararlarında dikkate alınması gereken unsurlardan biridir. Bunun yanında eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde, katkı payı, katılma payı ve değer artış payı alacaklarının belirlenmesinde de işe yarayabilmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi, hâkimin takdir yetkisini hukuka ve hakkaniyete göre kullanacağını düzenlemektedir. Nafaka ile tazminat miktarlarının belirlenmesinde bu ilke genel çerçeveyi oluşturmaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Yoksulluk Nafakasında SED Raporunun Önemi
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan malî gücü oranında süresiz nafaka isteyebileceğini düzenlemektedir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Bu çerçevede yoksulluğa düşüp düşülmeyeceğinin tespitinde tarafların ekonomik koşullarının ortaya konması önem taşır; SED raporu bu değerlendirmeye katkı sağlayan araçlardan biridir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Sigorta kayıtlarının usulsüz tutulduğu ya da sigorta girişinin hiç yapılmadığı ileri sürülen davalarda banka kayıtları ile birlikte SED raporunun ağırlığı özellikle artmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24210, K. 2018/10427 sayılı kararında, erkek hakkında emniyet tarafından SED tespiti yapılamaması üzerine yeniden araştırma yapılmaksızın yoksulluk nafakası miktarına hükmedilmesini hukuka aykırı bulmuş; kararı bu gerekçeyle bozmuş; ayrıca aynı kararda, erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve kadının boşanma sonucunda maddi destekten yoksun kaldığı saptanarak TMK m. 174/1-2 koşullarının oluştuğunu belirleyip tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek maddi ve manevi tazminat takdir edilmek üzere de bozma kararı vermiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24210, K. 2018/10427Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/1506, K. 2019/7045 sayılı kararında ise kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, çalışıyorsa elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtarmaya yetip yetmediğinin eksiksiz araştırılmadan yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesini usul ve kanuna aykırı sayarak bozma kararı vermiştir. Aynı kararda manevi tazminat miktarı belirlenirken TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesi ile TBK m. 50 ve 51'in birlikte esas alınması gerekirken yetersiz tazminata hükmedilmesi de ayrı bir bozma gerekçesi olarak benimsenmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/1506, K. 2019/7045Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/3072, K. 2020/4482 sayılı kararında da çelişkili sosyal ve ekonomik durum araştırmaları bulunduğunda mahkemenin yeniden usulüne uygun araştırma yaptırarak kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığını ve gelirinin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığını belirlemesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/3072, K. 2020/4482Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6589, K. 2021/6310 sayılı kararında, boşanmaya sebep olan olaylarda kusuru bulunmayan ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği anlaşılan kadının yoksulluk nafakası talebini reddeden mahkeme kararını TMK m. 175/1 kapsamında bozmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6589, K. 2021/6310Kaynağı aç
Tazminat Kararlarında Ekonomik ve Sosyal Durum
Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi iki ayrı talep hakkı düzenlemektedir. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/1506, K. 2019/7045 sayılı kararında manevi tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının, paranın alım gücünün, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığının ve TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesinin birlikte gözetilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Aynı kararda TMK m. 174/2 kapsamında manevi tazminat takdirinde TBK m. 50 ve 51'in de nazara alınması gerektiği belirtilmiştir. Tazminatın bu ölçütlere göre yetersiz belirlenmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Öte yandan her davranış TMK m. 174/2 anlamında kişilik hakkına saldırı oluşturmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/3072, K. 2020/4482 sayılı kararında, erkeğe kusur olarak yüklenen birlik görevlerini yerine getirmeme davranışının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğine ve bu nedenle TMK m. 174/2 koşullarının oluşmadığına hükmetmiştir.
İştirak ve Tedbir Nafakasında Raporun Rolü
Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi, boşanma veya ayrılık davası açılır açılmaz hâkimin davanın devamı süresince eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alacağını düzenlemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2445, K. 2017/2027Kaynağı aç
İştirak nafakası ve çocuğun giderlerini karşılamak üzere bağlanan tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için genellikle SED raporuna ihtiyaç duyulmaz. Ancak bu nafakaların miktarının belirlenmesi aşamasında SED raporu önem taşımaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde, iştirak nafakasının gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir. Bu yetki hâkime tanınmış bir takdir yetkisidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Velayet Kararında SED Raporu
On sekiz yaşından küçük müşterek çocukların velayeti kamu düzenine ilişkin bir meseledir; taraflarca bu konuda ayrıntılı bir talep bulunmasa dahi hâkim velayet hususunu re'sen inceleyip hükme bağlamak zorundadır. Velayet değerlendirmesinde SED raporu da dikkate alınabilecek araçlardan biri olarak değerlendirilebilmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi, mahkemenin boşanmaya karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ile çocukla kişisel ilişkilerini düzenleyeceğini öngörmektedir. Çocuk vesayet altındaysa vasinin ve vesayet makamının görüşü de alınır. Velayeti kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.
Velayetin düzenlenmesindeki asıl amaç küçüğün ileriye dönük yararlarını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır; ebeveynlerin istek ve tercihleri ikincil plandadır. Bu çerçevede çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim ve sağlık durumu, kimin yanında okumakta olduğu gibi özel koşulları gözetilmelidir. Bunların yanı sıra çocuğun ebeveynlerinden birine bırakılması, ihmal, kaçırma, terk, şiddet, sadakatsizlik, ekonomik durum, meslek, yaşanılan ortam, kötü davranış, alkol bağımlılığı, sağlık ve dengesiz davranışlar gibi ebeveynlere ilişkin olgular da değerlendirmeye alınır.
Mümkün oldukça çocuğun alıştığı ortamın değiştirilmemesine özen gösterilmelidir. Haklı ve kabul edilebilir sebepler bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılması menfaatlerine uygun değildir.
Çocuğun üstün yararı belirlenirken bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacı gözetilmelidir. Ana ve babanın ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları ancak çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dikkate alınır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2066, K. 2019/15Kaynağı aç
İdrak çağındaki çocuğun, tercihi aleyhine bir sonuç doğurmayacaksa, velayete ilişkin davada görüşünün alınması gerektiğine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu oy çokluğuyla hükmetmiştir. E. 2017/2066, K. 2019/15 sayılı bu kararında yeterli idrak gücüne sahip olduğu kabul edilen çocuğun velayet konusunda bizzat dinlenerek görüşlerini gerekçeleriyle ifade etme olanağının sağlanması ve ifade edilen görüşlerin çıkarlarına ters düşmediği takdirde buna değer verilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Kararın bu bendi oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy, söz konusu yükümlülüğün şekli bir eksiklik teşkil ettiğini ve çocuğun görüşünün hâkim için bağlayıcı olmadığını savunmuştur. Çoğunluk görüşü BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 12 ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 3 ve m. 6'ya dayanmaktadır.
Velayet davalarında re'sen araştırma ilkesi geçerlidir; mahkeme tarafların isteğiyle bağlı olmaksızın delil toplayabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, velayetin değiştirilmesine ilişkin bir davada verdiği E. 2017/1575, K. 2018/672 sayılı kararında, taraf tanıkları dinlenmeden yalnızca uzman raporuna dayanılarak velayet kararı verilmesinin hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ihlal edeceğini hükme bağlamıştır. Aynı kararda, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 5. maddesi kapsamındaki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinin raporu da dahil olmak üzere tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1575, K. 2018/672Kaynağı aç
24 Kasım 2021 tarihli değişiklikle eklenen TMK m. 182/2 hükmüne göre mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararda ihtar eder.
Anlaşmalı Boşanmada SED Araştırması
Anlaşmalı boşanma davalarında taraf iradeleri esas alındığından kural olarak SED araştırmasına gerek görülmez. Ancak anlaşmalı boşanma protokolünde velayete ilişkin hükümler de yer alıyorsa bazı aile mahkemesi hâkimleri, çocuğun üstün yararı ilkesini gözeterek SED araştırması yapılmasına karar verebilmektedir. Bu uygulamanın hâkimden hâkime farklılık gösterebildiği; tek tip bir zorunluluk olmadığı bilinmelidir.
Raporun Gerçeği Yansıtmaması Hâlinde Başvurulabilecek Yollar
Tarafların sosyal ve ekonomik durumunda değişiklik meydana gelmesi hâlinde mahkemeden yeniden SED araştırması yapılması talep edilebilir.
SED raporunun gerçek ekonomik durumu yansıtmadığını ya da usul veya esasa aykırı olduğunu ileri süren taraf, mahkemeden yeniden rapor tanzim ettirilmesini ya da bu hususun tespitine yarayacak başka delillerin toplanmasını ve mevcut delillerle karşılaştırılmasını isteyebilir. Mahkemenin bu talebi kabul edip etmeyeceği takdir yetkisi kapsamındadır.
SED raporu hangi bilgileri içerir?
Raporda tarafların aylık ve yıllık gelirleri, sahip oldukları araç ve taşınmazlar ile diğer malvarlığı değerlerine ilişkin bilgiler yer alır. Raporu ilgili kolluk birimleri düzenler.
Her boşanma davasında SED raporu alınır mı?
Hayır; özellikle anlaşmalı boşanmalarda kural olarak SED araştırması yapılmaz. Çekişmeli davalarda ise nafaka, tazminat veya velayet talepleri söz konusu olduğunda hâkim SED araştırması yaptırabilmektedir.
Yoksulluk nafakasında kusur koşulu aranır mı?
Nafaka talep eden taraf açısından TMK m. 175 uyarınca kusursuzluk değil, daha ağır kusurlu olmama koşulu aranır; nafaka yükümlüsünün ise kusuru hiç aranmaz. Belirleyici olan, talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin saptanmasıdır.
SED tespiti yapılamamışsa mahkeme ne yapar?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24210, K. 2018/10427 sayılı kararında taraflardan biri hakkında emniyet tarafından tespit yapılamaması üzerine yeniden araştırma yapılmaksızın yoksulluk nafakası miktarına hükmedilmesini hukuka aykırı bularak bozma kararı vermiştir; bu kararla mahkemenin önce araştırmayı eksiksiz tamamlaması gerektiği ortaya konmuştur.
Manevi tazminata hükmedilirken hangi ölçütler gözetilir?
TMK m. 174/2 kapsamında manevi tazminat belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı ve TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesi birlikte dikkate alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ayrıca TBK m. 50 ve 51'in de gözetilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Her davranış kişilik hakkına saldırı oluşturmaz; birlik görevlerini yerine getirmeme davranışının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği de yargısal kararlarda ortaya konmuştur.
Çocuğun velayeti daima talebe göre mi belirlenir?
Hayır. On sekiz yaşından küçük müşterek çocukların velayeti kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim, taraflarca ayrıntılı talep bulunmasa dahi bu konuyu re'sen inceleyip karara bağlamak zorundadır. TMK m. 182 çerçevesinde olanak bulundukça ana ve babanın dinlenmesi gerekir; çocuk vesayet altındaysa vasinin ve vesayet makamının görüşü de alınır.
Tarafın ekonomik durumu değişirse ne yapılabilir?
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi hâlinde mahkemeden yeniden SED araştırması yapılması talep edilebilir.
Velayet davasında çocuğun görüşü alınması zorunlu mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2066, K. 2019/15 sayılı kararında, idrak çağındaki çocuğun tercihi aleyhine bir sonuç doğurmayacaksa velayet konusunda bizzat dinlenerek görüşlerini ifade etme olanağının sağlanması ve bu görüşlere çıkarlarına ters düşmediği ölçüde değer verilmesi gerektiğini oy çokluğuyla hükme bağlamıştır. Kararın bu bendi tartışmalı olup karşı oy, yükümlülüğün şekli bir eksiklik teşkil ettiğini savunmuştur. Çoğunluk görüşü BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 12 ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 3 ve m. 6'ya dayanmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

