İzinsiz Ses ve Görüntü Kaydı: Suç Tipleri ve Cezalar

by Avukat Erdal Ersoy
İzinsiz Ses ve Görüntü Kaydı: Suç Tipleri ve Cezalar

Bir kişinin sesini veya görüntüsünü rızası olmaksızın kayıt altına almak, Türk Ceza Kanunu'nda birbirinden farklı üç ayrı suç tipine vücut verebilir: haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK m. 132), kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi (TCK m. 133) ve özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134). Hangi suç tipinin oluştuğu; kaydedilen içeriğin haberleşme mi yoksa yüz yüze konuşma mı olduğuna, kaydı alanın konuşmanın tarafı olup olmadığına ve eylemin ardından verilerin ifşa edilip edilmediğine göre değişmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden
kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin
görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek
ceza bir kat artırılır.[59]
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına
ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 132Kaynağı aç
Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal
eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu
gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse,
verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa
eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası
olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa
edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya
hükmolunur.
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması[58]
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 133Kaynağı aç
Madde 133- (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları,
taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları
bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir
söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan
kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni
olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı
olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın
yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Özel hayatın gizliliğini ihlal

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal: TCK m. 132

TCK m. 132/1, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal etmeyi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşılamaktadır. İhlal, haberleşme içeriklerinin kaydı yoluyla gerçekleştirilirse bu ceza bir kat artırılır. Bu suçun oluşması için kaydın haberleşmenin tarafları dışında bir üçüncü kişi tarafından alınmış olması gerekir; konuşmanın bizzat tarafı olan kişinin o konuşmayı kaydetmesi TCK m. 132 kapsamında değerlendirilmez.

Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa etmek TCK m. 132/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. Kişinin bizzat taraf olduğu haberleşmeyi, diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa etmesi de ayrıca suç oluşturur; TCK m. 132/3 bu eylem için bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörmekte, verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanmaktadır. TCK m. 132/4 ise 6352 sayılı Kanun'un 79. maddesiyle mülga edilmiştir.

Konuşmaların Dinlenmesi ve Kaydedilmesi: TCK m. 133

TCK m. 133/1, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinlemeyi ya da ses alma cihazıyla kaydetmeyi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla düzenlemektedir. Bu suçun ayırt edici unsuru, konuşmanın aleni nitelik taşımamasıdır.

Konuşmaya bizzat katılan kişinin o söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazıyla kayıt altına alması TCK m. 133/2 kapsamında değerlendirilmekte ve altı aydan iki yıla kadar hapis ya da adli para cezası öngörülmektedir. Bu yolla elde edilen verilerin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi TCK m. 133/3 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis ile dört bin güne kadar adli para cezası gerektirmekte; verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanmaktadır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal: TCK m. 134

TCK m. 134/1, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmeyi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla düzenlemekte; ihlal görüntü veya seslerin kayda alınması yoluyla gerçekleştirildiğinde bu ceza bir kat artırılmaktadır. Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etmek TCK m. 134/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını doğurmaktadır; basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanır. İfşa suçunun tamamlanabilmesi için ses veya görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişinin anlaşılabilir olması ve bu verilerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesi gerekmektedir.

Telefon konuşmasının tarafı olan bir kişinin o konuşmayı kaydetmesi TCK m. 132 kapsamındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz; ancak konuşmanın içeriği özel hayata ilişkin nitelikteyse TCK m. 134 kapsamındaki sorumluluk gündeme gelebilir.

Kamusal Alanda ve Kamuya Mal Olmuş Kişilerde Koruma

Kamusal bir alanda bulunmak, kişinin özel hayat korumasından yoksun kalacağı anlamına gelmez. Sıradan vatandaşlar bakımından özel hayat korumasının mekâna göre farklılaşmadığı yönünde benimsenmiş bir yaklaşım mevcuttur; bu nedenle kamuya açık bir yerde gerçekleştirilen izinsiz kayıt da ilgili TCK hükümleri çerçevesinde suç oluşturabilir.

Kamuya mal olmuş kişiler, kamuoyunu ilgilendiren konularda özel hayatlarının belirli ölçüde izlenmesine katlanmak durumundadır. Bu çerçeve özellikle basının haber verme ve ifade özgürlüğü tartışmalarında gündeme gelmektedir.

Bazı Özel Durumlarda Hukuki Değerlendirme

Alacak veya borç ilişkisinden doğan bir davada delil elde etmek amacıyla karşı tarafın rızası alınmaksızın ses veya görüntü kaydı yapılması kural olarak suç oluşturur; ortada hukuka aykırı bir saldırı ya da başka türlü ispat edilemeyecek bir durum bulunmadığı sürece bu yola başvurulması yasal değildir.

Disiplin soruşturmaları açısından da benzer bir değerlendirme geçerlidir: izinsiz ses ve görüntü kaydıyla elde edilen veriler hem suç teşkil eder hem de hukuka aykırı yöntemle elde edildiği için kural olarak disiplin soruşturmasında delil olarak kullanılamaz. Bununla birlikte, ani ve tesadüfi biçimde gelişen bir saldırı söz konusuysa, o anda yetkili makama başvurulması mümkün değilse, ilgili eylemin başka türlü ispat edilmesi olanağı bulunmuyorsa ve kayıt ölçülü biçimde alınmışsa, kaydın istisnai olarak delil niteliği taşıyabileceği değerlendirilmektedir. Bu şartların bir arada bulunması gerekmekte olup bu değerlendirme bağlayıcı bir yargı kararına dayanmamaktadır.

İşyerlerinde güvenlik amacıyla yalnızca görüntü kaydeden kamera kullanımı yasal kabul edilmektedir. Ancak işçilerin rızası alınmaksızın ses de kaydeden kamera sistemleri kullanılması, işçilerin özel hayatını ihlal edecek boyuta ulaşabileceğinden suç teşkil edebilir.

Özel dedektif tutmak başlı başına bir suç olarak kanunda düzenlenmemiş olmakla birlikte, dedektifin özel hayatı ihlal edecek biçimde ses ve görüntü kaydetmesi hem dedektif hem de bunu isteyenler açısından suç oluşturabilir.

Şikâyet Koşulu ve Soruşturma Usulü

Özel hayatın gizliliğini ihlal ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; mağdurun şikâyette bulunması gerekmektedir. Bununla birlikte TCK m. 139/1, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ile verileri yok etmeme suçlarını bu şikâyet koşulunun dışında tutmakta; söz konusu suçlar resen soruşturulmaktadır. İzinsiz ses ve görüntü kaydı eyleminin TCK'nın ilgili maddeleri kapsamında nasıl nitelendirileceği ve şikâyet gerekliliğinin bu nitelendirmeye göre nasıl şekilleneceği somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 139Kaynağı aç
Madde 139- (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka
aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde
yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Uzlaştırma Usulü

Şikâyete bağlı suçlar CMK m. 253/1-a uyarınca uzlaştırma girişimine tabidir; savcılık soruşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma yoluna başvurur. CMK m. 253/3 uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu ve hakaret suçu şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma kapsamı dışında tutulmaktadır; bu istisnalar arasında izinsiz ses ve görüntü kaydı suçları sayılmamıştır. Öte yandan uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma

Uzlaştırma süreci başladığında, şüpheli ya da mağdura ilk uzlaşma teklifinde bulunulan tarihten itibaren uzlaştırmacının raporunu büroye teslim ettiği tarihe kadar dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez; bu tarih kanunda öngörülen en geç sınırdır. Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz. Uzlaşmanın gerçekleşmesi hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar dışında soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan da feragat edilmiş sayılır. Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması durumunda tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.

Dava Zamanaşımı

TCK m. 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Zamanaşımı süresinin hesabında suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı esas alınır; seçimlik cezalarda ise hapis cezası belirleyicidir. Suça ilişkin daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerin dosyadaki delillere göre söz konusu olması hâlinde bu haller de zamanaşımı diliminin tespitinde gözetilir. İzinsiz ses ve görüntü kaydı suçlarına uygulanacak zamanaşımı dilimi, somut olayda esas alınan TCK maddesinin öngördüğü ceza üst sınırına göre belirleneceğinden her olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş on beş yaşını doldurmamış kişiler bakımından bu zamanaşımı sürelerinin yarısı, on beş yaşını doldurmuş on sekiz yaşını doldurmamış kişiler bakımından ise üçte ikisi uygulanır.

Sık Sorulan Sorular

Kendi aramı benim kaydetmem suç mu?

Telefonla gerçekleştirilen bir konuşmayı bizzat tarafı olan kişinin kaydetmesi TCK m. 132 kapsamındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz; bu suç için kaydın konuşmanın tarafları dışında bir üçüncü kişi tarafından alınmış olması gerekir. Ancak konuşmanın içeriği kişinin özel hayatına ilişkinse, kaydın yapılması veya özellikle ifşa edilmesi TCK m. 134 kapsamında değerlendirilebilir.

İzinsiz ses kaydı delil olarak kullanılabilir mi?

Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ses veya görüntü kayıtları kural olarak disiplin soruşturmasında delil olarak kullanılamaz. Bununla birlikte ani ve tesadüfi bir saldırı söz konusuysa, o anda yetkili makama başvurulması mümkün değilse, eylemin başka türlü ispat edilme olanağı yoksa ve kayıt ölçülü biçimde alınmışsa, istisnai olarak delil niteliği taşıyabileceği değerlendirilmektedir. Bu istisna bağlayıcı bir yargı kararına dayanmadığından her somut olay için ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması gerekir.

Kamusal alanda çekilen görüntüler için de ceza uygulanır mı?

Kamusal bir alanda bulunmak tek başına özel hayat korumasını ortadan kaldırmaz. Sıradan vatandaşlar bakımından bu korumanın mekâna göre farklılaşmadığı benimsenmiş bir yaklaşımdır. Bununla birlikte kalabalığı veya manzarayı gösteren alelade bir çekim özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmayabilir; aynı kişinin özellikle odaklanarak çekilmesi ya da bir yerinin rızası olmadan ön plana çıkarılması ise bu suçu oluşturabilir. Kamuya mal olmuş kişiler ise kamuoyunu ilgilendiren konularda özel hayatlarının belirli ölçüde izlenmesine katlanmak durumundadır.

Katıldığım bir toplantıyı diğerlerine haber vermeden kaydetsem ne olur?

TCK m. 133/2 uyarınca katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazıyla kayıt altına alan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla karşılaşabilir. Bu kayıtların hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi hâlinde ise TCK m. 133/3 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis ile dört bin güne kadar adli para cezası gündeme gelmektedir.

Şikâyette bulunmazsam soruşturma açılır mı?

Özel hayatın gizliliğini ihlal ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları şikâyete bağlıdır; mağdurun şikâyette bulunmaması durumunda kural olarak soruşturma başlatılmaz. Ancak TCK m. 139/1, kişisel verilerin kaydedilmesi gibi bazı suçları şikâyet koşulunun dışında tutmaktadır; bu suçlar resen soruşturulur. İzinsiz kayıt eyleminin somut olayda hangi TCK maddesi kapsamında değerlendirileceğine göre şikâyet gerekliliği de farklılaşabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu