Boşanma Davası Nasıl Açılır ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davası Nasıl Açılır ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?

Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Boşanma davalarında görevli yargı mercii Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin kurulmadığı yargı çevrelerinde bu davalar, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Aile Mahkemesi sıfatı kullanılmak suretiyle karara bağlanır.

Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi kapsamında boşanma davalarında yetki, eşlerin yerleşim yerlerinden biri veya tarafların davadan önce en son altı ay süresince birlikte ikamet ettikleri yer mahkemesine aittir. Anlaşmalı boşanma süreçlerinin eşlerin yerleşim yerine bakılmaksızın herhangi bir adliyede açılabileceği yönünde değerlendirmeler ileri sürülse de kanundaki açık yetki düzenlemesi eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı aydır birlikte ikamet edilen yer mahkemesini işaret etmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. III. Geçici önlemler

Boşanma davası adliyeye fiziki müracaatla açılabileceği gibi avukat aracılığıyla ya da ilgililerce e-imza kullanılarak UYAP sistemi üzerinden de ikame edilebilir. Yargılama masraflarını karşılama imkanı bulunmayan eşler ise adli yardım başvurusunda bulunabilir.

Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları ve Duruşma Usulü

Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için evlilik akdinin resmi nikah tarihinden itibaren en az bir yıl devam etmiş olması kanuni şarttır. Hakim bu sürenin dolup dolmadığını kendiliğinden araştırır. Evlilik bir yılı doldurmamışsa taraflar ancak çekişmeli yargılama yolunu tercih edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Anlaşmalı boşanmada eşlerin mahkemeye birlikte müracaat etmesi ya da bir eşin ikame ettiği davanın diğeri tarafından kabul edilmesi gerekir. Bu halde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Hakim, tarafların iradelerini serbestçe açıkladığına kanaat getirmek amacıyla tarafları bizzat dinlemekle yükümlüdür. Usulüne uygun durumlarda SEGBİS gibi uzaktan bağlantı imkanlarından yararlanılabilse de vekaleten irade beyanında bulunulması kabul edilmez. Anlaşmalı boşanma duruşmasına her iki taraf da mazeretsiz şekilde katılmazsa dava dosyası işlemden kaldırılabilir.

Eşlerin boşanmanın mali sonuçları ile müşterek çocukların velayeti ve kişisel ilişki durumları üzerinde mutabakata varmaları şarttır. Buna karşın eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hususların anlaşma protokolüne dahil edilmesi zorunlu tutulmamıştır.

Hakim, taraflarca mali sonuçlar ve çocukların durumu konusunda hazırlanan düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakim tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabul edilmemesi halinde dava çekişmeli boşanmaya dönüşür. Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesinin beşinci fıkrası gereğince boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hakim tarafından onaylanmadıkça geçerlilik kazanmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 184Kaynağı aç
Madde 184- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir: 1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. 2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. 3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. 4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder. 5. Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. 6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ A. Haklar ve yükümlülükler I. Genel olarak

Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların evlilik birliğindeki kusur durumu veya somut ayrılık gerekçeleri inceleme konusu yapılmaz. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, bu davalarda tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağına yönelik genel yargılama kuralı uygulanmamaktadır.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nedenler ve Usul Kuralları

Çekişmeli boşanma davaları evlilik süresine bağlı olmaksızın kanuni genel veya özel boşanma nedenlerine dayanılarak açılır. Dava dilekçesinde dayanak boşanma sebepleri ile somut vakıaların gerekçeli şekilde yer alması zorunludur. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılan evliliklerde eşlerden her biri dava açabilir. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraza hakkı bulunur; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve birliğin devamında davalı ile müşterek çocuklar bakımından korunacak yarar kalmamışsa boşanma kararı verilebilir.

Boşanma sebeplerinden herhangi birine dayanılarak açılan bir davanın reddedilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmesi durumunda, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca evlilik birliği temelden sarsılmış kabul edilir ve eşlerden birinin talebiyle boşanmaya hükmedilir.

Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren davalı eşin iki hafta içinde cevap dilekçesi sunma hakkı bulunur. Davacının cevaba cevap dilekçesine karşılık olarak da davalı tebliğden başlayarak iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesini mahkemeye iletebilir. Ön inceleme aşamasında dilekçelerde dayanılıp henüz sunulmayan belgelerin mahkemeye ibrazı veya celbi için taraflara iki haftalık kesin süre verilir; süresinde giderilmeyen delilden vazgeçilmiş sayılır.

Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesi gereğince hakim, dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz ve kanıtları serbestçe takdir eder. Bu yargılamada hakimin re'sen veya talep üzerine yemin teklif etmesi yasaktır; tarafların ikrarları da hakimi bağlamaz. Çekişmeli davalarda tarafı vekil temsil ediyorsa duruşmalara bizzat katılım zorunlu değildir. Ayrıca eşlerden birinin istemde bulunması halinde duruşmanın gizli yapılmasına karar verilebilir.

Nafaka Çeşitleri ve Hukuki İnceleme Esasları

Boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek eş, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak şartıyla, diğer eşten mali gücü nispetinde süresiz yoksulluk nafakası isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusurlu bulunması aranmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/9678 Esas ve 2015/23954 Karar sayılı ilamı gereğince, yoksulluk nafakası isteyen eşin çalışma durumu, işten ayrılma sebepleri, düzenli bir gelirinin bulunup bulunmadığı ve bu gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarmaya yetip yetmeyeceği etraflıca araştırılmadan hüküm kurulması bozma sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/9678, K. 2015/23954Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/9678 E.  ,  2015/23954 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, kabul edilen ve reddedilen tazminatlar, nafakalar ve velayet yönünden, davalı kadın tarafından ise; tazminatların ve nafakaların miktarı ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının tüm, davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalı kadının, yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasında ev hanımı olduğu tutanağa bağlanmışsa da, dosya içrisinde bulunan UYAP'tan alınan SGK kaydında “aktif çalıştığının belirtildiği” ayrıca …Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nin 24.10.2014 tarihli raporunda da aşçı olarak çalıştığının beyan edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı kadının çalışma durumunun araştırılarak, sürekli çalışıp çalışmadığı, işten ayrılmış ise ayrılma sebebi, sürekli çalışıyor ise gelirinin kadını yoksulluğa düşmekten kurtarıp kurtarmayacağı araştırılıp değerlendirilerek yoksulluk nafakası istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Velayeti davacı anneye verilen müşterek çocuk … 11.09.2000 doğumlu olup, halen idrak çağındadırlar. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmenin 12., Çocuk Haklarının Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri; iç hukuk bakımından idrak çağında bulunan çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet, çocukları ilgilendiren konuların en önemlilerindendir. Velayet düzenlemesi konusunda; makemece uzman incelemesi yaptırılmadığı gibi; karar tarihinde çocuk idrak çağında olduğu halde, görüşüne de başvurulmamıştır. Ortak çocuk idrak çağında olduğuna göre; mahkemece, sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayet tercihi konusunda çocuğun dinlenmesi; bu yeterli olmadığı takdirde 4787 sayılı Kanunun 5. maddesinde gösterilen uzman veya uzmanlardan velayet konusunda rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle velayetin düzenlenmesi gerekir. Açıklanan yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14.12.2015(Pzt.)

Yoksulluk nafakası; alacaklının evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklının evlilik dışı fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde sona erer.

İştirak nafakası, velayet görevi kendisine tevdi edilmeyen eş aleyhine, reşit olmayan müşterek çocuk yararına takdir edilen nafaka türüdür. Bu nafaka yükümlülüğünün tayininde eşlerin evlilik birliğindeki kusur oranları değerlendirmeye alınmaz.

Ortak Çocuğun Velayeti ve İdrak Çağı Değerlendirmesi

Müşterek çocukların velayetinin belirlenmesinde ve velayetin değiştirilmesi davalarında çocuğun üstün yararı gözetilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/9678 Esas, 2015/23954 Karar ile 2016/24437 Esas, 2017/300 Karar sayılı ilamları uyarınca, idrak çağındaki ortak çocuğun velayet tercihi hususunda hukuki sonuçları anlatılarak bizzat dinlenmesi gerekir. Bu dinleme yeterli bulunmadığı takdirde 4787 sayılı Kanunun 5. maddesinde gösterilen uzmanlardan velayet raporu alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmelidir; idrak çağındaki çocuğun bizzat dinlenmemesi ve uzman incelemesi yaptırılmaması bozma nedenidir. Yargıtay uygulamalarında idrak çağı değerlendirmesinde 8 yaş ve üzeri çocuklar dikkate alınmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24437, K. 2017/300Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/24437 E.  ,  2017/300 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Velayetin Değiştirilmesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı baba tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Taraflar 16.04.2015 tarihinde kesinleşen kararla boşanmışlar velayeti istenen ortak çocukları 17.04.2003 doğumlu Zeynep'in velayeti ise davalı babaya verilmiştir. Bu davada ise anne velayet kendisinde olan babanın velayet görevlerini yerine getirmediğinden ve ortak çocuğun anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğundan bahisle velayetinin kendisine verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda tarafların ortak çocukları Zeynep'in velayeti babadan alınarak anneye verilmiştir. Ortak çocuk 17.04.2003 doğumlu olup idrak çağındadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12, Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri; iç hukuk bakımından idrak çağında bulunan çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet, çocukları ilgilendiren konuların en önemlilerindendir. Velayetin değiştirilmesinin gerekip gerekmediği konusunda; mahkemece uzman incelemesi yaptırılmadığı gibi; karar tarihinde çocuk idrak çağında olduğu halde, görüşüne de başvurulmamıştır. Ortak çocuk idrak çağında olduğuna göre; mahkemece sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayet tercihi konusunda çocuğun bizzat dinlenmesi; bu yeterli olmadığı takdirde 4787 sayılı Kanunun 5. maddesinde gösterilen uzman veya uzmanlardan velayet konusunda rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle velayetin düzenlenmesi gerekir. Açıklanan yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.01.2017 (Prş.)

Kararın Kesinleşmesi, İcrası ve Mal Rejimi Tasfiyesi

İlk derece mahkemesi kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Süresi içinde kanun yoluna müracaat edilmemesi ya da üst mahkeme onaması ile boşanma kararı kesinleşir; kesinleşmeyle evlilik sona erer ve durum nüfus kütüğüne tescil edilir.

Boşanma hükmüyle birlikte verilen tazminat, nafaka ve velayet kararlarının icra edilebilmesi için kararın kesinleşmesi şarttır. Ancak tedbir nafakası ve tedbiren velayet düzenlemeleri karar kesinleşmeden önce de uygulanabilir ve icraya konulabilir.

Nafaka ile maddi ve manevi tazminat talepleri boşanma davası içerisinde ileri sürülebileceği gibi boşanmadan sonra ayrı bir davaya da konu edilebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi hükmü uyarınca evliliğin boşanmayla sona ermesinden kaynaklanan dava hakları, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. VI. Mal rejiminin tasfiyesi 1. Boşanma hâlinde

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde artık değer üzerinden tespit edilen katılma alacağını borçlu eş ayni olarak yani mal devriyle ödeme inisiyatifine sahiptir.

Boşanmanın Miras Hukukuna ve Kişisel Duruma Etkileri

Kadın, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Soybağının karışmasını önlemeye yönelik bu bekleme süresi, kadının doğum yapması veya boşandığı eşiyle tekrar evlenmesi durumunda ortadan kalkar.

Türk Medeni Kanunu'nun 181. maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanan eşler birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine tanınan hakları, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça kaybeder. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin vefatı halinde mirasçılardan birinin davaya devam ederek sağ kalan eşin kusurunu kanıtlaması durumunda da sağ kalan eş yasal mirasçı olamayacağı gibi aksi tasarruftan anlaşılmadıkça ölüme bağlı tasarruflarla elde ettiği hakları kaybeder.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 181Kaynağı aç
Madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler. (Değişik ikinci fıkra: 31/3/2011-6217/19 md.) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları 1. Hâkimin takdir yetkisi
Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı ayda birlikte oturulan yer mahkemesidir.

Anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılmak zorunlu mudur?

Evet, anlaşmalı boşanma davasında vekil bulunsa dahi hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi zorunludur; vekaleten beyan geçerli sayılmaz.

Velayette müşterek çocuğun beyanının alınması mecburi midir?

İdrak çağında olan müşterek çocuğun velayetinin tayininde veya değiştirilmesinde, mahkemece sonuçları hakkında bilgilendirilerek bizzat dinlenmesi, bunun yetersiz kalması durumunda ise uzman raporu alınarak karar verilmesi zorunludur.

Boşanmanın ardından nafaka ve tazminat istemek için süre sınırı var mıdır?

Evet, Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi gereğince boşanma sebebiyle sona eren evlilikten doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu