Boş Kâğıda İmza ile Verilen Tahliye Taahhüdü

by Avukat Erdal Ersoy
Boş Kâğıda İmza ile Verilen Tahliye Taahhüdü

Boş bir kâğıda imza koyan kimse, metnin sonradan tamamlanabileceğini önceden hesaba katmış sayılarak belgenin doldurulmasından doğan riski hukuken üstlenmiş kabul edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 352/1 gereğince kiralananın tesliminden sonra taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenen kiracı bu taahhüdünü yerine getirmezse, kiraya veren söz konusu tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak kira sözleşmesini sona erdirebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir. 3. Dava süresinin uzaması

Boş Kâğıda İmza Atılmasının Hukuki Sonuçları

Boş kâğıda imza atılması karşı tarafa sınırsız bir hak vermez; ancak imza atan kimse bu davranışıyla belgenin sonradan doldurulması riskini üstlenmiş olur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/13867 Esas ve 2012/2026 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, boş kâğıda imza atan kimsenin bunun sonucuna katlanması gerekir. Kiracı, tahliye taahhütnamesinin boş olarak kira sözleşmesi ile birlikte verildiğini veya anlaşmaya aykırı şekilde tamamlandığını ileri sürse dahi, bu iddia aynı kuvvette yasal bir belge ile kanıtlanamadığı takdirde geçersizlik savunmasına itibar edilmez.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13867, K. 2012/2026Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2011/13867 E.  ,  2012/2026 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali-tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, tahliye taahhüdü nedeni ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, 26.11.2010 tahliye tarihli yazılı tahliye taahhütnamesine dayanılarak icra takibi yapıldığını, tahliye emrinin 02.12.2010 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, takibe kötü niyetli itiraz edildiğini, haksiz itirazın iptali ile takibin devamını istemiştir. Davalı vekili, icra dosyasında ödeme emri ile gönderilen taahhütname örneği bulunmadığını, 01.08.2010 başlangıç tarihli sözleşme gereği kira süresinin 6 ay değil 3 yıl süreli olduğunu, taahhütnamenin davalı tarafından imzalandığını, ancak kontrat yapılırken boş olarak verildiği için geçerli olmadığını, süre dolmadan boş evraka tarih atılarak tahliye için icra takibi yapıldığından davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının 26.11.2010 tahliye tarihli taahhütname gereği icra takibi yaptığı taahhütteki imzanın davalıya ait olduğu, taraflar arasında düzenlenen 31.07.2010 tarihli protokolün 3 yıl süreli olduğu, 3 yıl süreli kira sözleşmesi varken taahhütteki imzanın davalıya ait olmasına rağmen davalının iradesine uygun olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 31.07.2010 tarihli protokol ve 26.11.2010 tahliye tarihli taahhütname ve içeriği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. 31.07.2010 tarihli protokol gereği taraflar arasında kira ilişkisi kurulduktan sonra kiralananı teslim alan ve içinde faaliyete başlayan davalı serbest iradesi ile halen kiracısı olduğum ibaresi yazılarak 26.11.2010 tarihinde kiralananı tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Kira sözleşmesinin herhangibir zamanda sona erdirilmesi amacı ile taahhütname verilmesine yasal bir engel yoktur. İcra takibinde dayanılan ve hükme esas alınan 26.11.2010 tahliye tarihli taahhütnamede “kiracısı bulunduğum” ibaresi yazılmış olsmasından tahliye taahhütnamesinin kira ilişkisi devam ederken verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle kiracı tahliye taahhütnamesinin boş olarak kira sözleşmesi ile birlikte verildiğini savunmuş ise de anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası aynı kuvvette yasal bir belge ile kanıtlanamadığından davalının bu savunması itibar edilemez. Boş kağıda imza atan kimsenin bunun sonucuna katlanması gerekir. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yönde olduğu gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.1990 gün ve 1990/6 esas 1990/628 karar sayılı kararı ile 01.07.1992 gün ve 357 esas 422 karar sayılı kararı ve 17.01.1999 gün ve 1999/6-28/10 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Davalı Borçlar Kanunu’nun 31. maddesinde öngörülen yasal hakkını kullanmayıp taahhütnamenin iptali yönünden bir talepte bulunmadığına göre düzenleme tarihi olmadan imzalanan tahliye taahhütnamesinin geçerli olduğunun kabulü gerekir.Başlatılan takipte ve açılan davada bir usulsüzlük bulunmadığına göre geçerli tahliye taahhütnamesi nedeniyle davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde taahhütname kapsamı davalı iradesine uygun olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tahliye Taahhüdü Metnindeki İbareler ve Geçerlilik Şartı

Kiracının tarih bulunmayan boş kâğıda imza atması ve bu metnin sonradan tahliye taahhütnamesi olarak doldurulması durumunda, metinde kiracılık sıfatının devam ettiğini belirten açık ifadelerin varlığı geçerlilik değerlendirmesinde dikkate alınır. Taahhüt metninde kiralanan taşınmazın belirli bir tarihte tahliye edileceğine dair beyan yer aldığında taahhüt geçerli kabul edilir.

Taahhütnamede 'kiracısı bulunduğum' ya da 'içinde kiracısı bulunduğum' ibaresinin bulunması, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/13867 Esas ve 2012/2026 Karar sayılı ilamına göre tahliye taahhütnamesinin kira ilişkisi devam ederken verildiğine işaret eder. Bu ifade, belgenin kira sözleşmesinden sonra düzenlendiğini ve kiracının tahliye iradesini serbestçe ortaya koyduğunu gösterdiğinden düzenleme tarihi yazılmamış olsa bile taahhüt geçerli sayılabilir. Belgenin tartışmalı hâle gelmemesi için metnin açık yazılması ve bu ibarenin metinde yer alması önem taşır.

Anlaşmaya Aykırı Doldurma İddiası ve İspat Kuralı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 201 uyarınca, senede bağlanmış herhangi bir iddiaya karşı senedin geçerliliğini veya bağlayıcılığını bertaraf edecek nitelikteki hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez. Bu doğrultuda, altı boş şekilde imzalanıp teslim edilen bir belgenin üzerindeki metnin tarafların anlaşmasına aykırı biçimde doldurulduğu iddiası tanık beyanlarıyla kanıtlanamaz; anılan iddianın yazılı delille ortaya konulması gerekir. İddiayı destekleyecek yazılı delil bulunmadığı takdirde ise, açıkça dayanılmış olması kaydıyla yemin deliline başvurulması mümkündür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/8307, K. 2023/168Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2022/8307 E.  ,  2023/168 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2173 E., 2022/2275 K. KARAR : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/192 E., 2021/664 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; 15.01.2020 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesi ile kiracı olan, davalının 14.02.2020 tarihli tahliye taahhüdü ile taşınmazı 15.01.2021 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, davalının 15.01.2021 tarihinde taşınmazı tahliye etmemesi üzerine aleyhine icra takibi başlattığını, davalının tahliye emrine itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; tahliye taahhüdünü iki nüsha olarak kira sözleşmesi ile birlikte tarih koymadan imzaladığını, tarihin davacı tarafından daha sonra ve maddi gerçekliğe aykırı olarak taahhütnameye eklendiğini, tahliye taahhütnamesinin kanunun emredici kurallarına aykırı olarak düzenlendiğini, uzun süre ile kullanacağı gerekçesiyle kiraladığını ve yüksek miktarda masraf yaptığını, kira ilişkisinin devam ettiğini, yeni döneme ilişkin kira ve aidat ödemelerini yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında dava konusu taşınmazın kiralanması amacıyla 15.01.2020-15.01.2021 tarihleri arasını kapsar şekilde kira sözleşmesinin akdedildiği, davalının tahliye taahhütnamesi ile dava konusu taşınmazı 15.01.2021 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiği, davalının imzaya itirazının olmaması nedeniyle tahliye taahhütnamesinin geçerli olduğu, davalının tahliye tarihi ile kira sözleşmesinin aynı tarihli olduğu iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına, davalının kiralanandan, tahliyesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili dilekçesinde; tahliye taahhüdünün kira sözleşmesi ile birlikte imzalandığını ve kira sözleşmesinin eki gibi görüldüğü için taahhütnameye ayrıca tarih yazılmadığını, tahliye taahhütnamesinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak düzenlendiğini, deliller toplanmadan ve tanıklar dinlenmeden karar verildiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan, 15.01.2020 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli, çelik çatılı kapalı depo işyeri niteliğindeki kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı kiracı şirketin adi yazılı olarak 14.02.2020 tarihinde düzenlediği tahliye taahhütnamesi ile kiracı olarak oturduğu yeri 15.01.2021 tarihinde tahliye edeceğini kabul ve taahhüt ederek taahhütnameyi imzaladığı, kural olarak kira ilişkisi kurulduktan sonra verilen tahliye taahhütnamesinin kiracının serbest iradesi ürünü olduğunun kabul edileceği, davacı kiraya veren şirket vekilinin 14.02.2020 düzenleme, 15.01.2021 tahliye tarihli, tahliye taahhütnamesine dayanarak yasal süresinde tahliye talepli icra takibi başlattığını, kira sözleşmesinin süresinin sözleşmenin taraflarınca her zaman uzaltılıp kısaltılabileceğini, kiracı tarafından, tarih yazılmadan boş kağıda, beyaza imza atılması halinde boş kağıdın üzerinin kiraya veren tarafından nasıl ve ne şekilde doldurulacağının imza eden kiracı tarafından kabul edildiğinin kabulü gerektiği, tahliye taahhütnamesinin verildiği tarihten itibaren 6098 Sayılı TBK'nın 39 uncu maddesi gereğince taahhütnamenin iptali için bir dava da açılmadığı, tanzim tarihi bulunmasa da tahliye taahhüdünde "içinde kiracı olarak bulunduğum" ibaresinin yazılması nedeni ile kira sözleşmesinden daha sonra düzenlendiği anlaşılan tahliye taahhüdünün geçerli olduğu gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdigi sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tahliye taahütnamesine dayalı olarak başlatılan icra takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: “Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. “ 2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 28.05.2008 tarihli ve 2008/369 E., 2008/394 K. sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir; “…Öncelikle belirtilmelidir ki, boş olarak altı imzalanıp verilen bir belgenin üstünün taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının tanıkla ispatının olanaklı olmadığında; ancak yazılı delille ispatı gerektiğinde ve yazılı delil de yoksa dayanılmış olması koşuluyla yemin delilinin söz konusu olabileceğinde uyuşmazlık bulunmamaktadır. …“ 3-Yine 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesi; “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. “ şeklinde olup 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesinde ise "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. 3.Değerlendirme Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiğinin, davalı tarafın savunmasını yazılı delille ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneginin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2023 tarihinde oy birligiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/8307 Esas, 2023/168 Karar sayılı kararında kiracının, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı anda ve boş olarak verildiği yönündeki savunmasını yazılı delille kanıtlayamaması nedeniyle itirazın iptaline hükmedilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/8302 Esas, 2023/167 Karar sayılı kararında da savunmada ileri sürülen hususların kesin deliller ile ispat edilememesi hâlinde tahliye taahhüdünün geçerli kabul edilerek kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerektiği benimsenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/8302, K. 2023/167Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2022/8302 E.  ,  2023/167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/827 E., 2022/2277 K. KARAR : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : … 9. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/591 E., 2022/152 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; maliki bulunduğu taşınmazda 09.09.2012 tarihinden itibaren kiracı olan davalının, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden sonra 09.03.2020 tarihli tahliye taahhüdü ile taşınmazı 28.02.2021 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, davalının 28.02.2021 tarihinde taşınmazı tahliye etmemesi üzerine aleyhine icra takibi başlattığını, davalının tahliye emrine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının tahliye emrine itirazının, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek; davalının imzaya ve tahliye emrine itirazının iptalini ve takibin devamını, davalının taşınmazdan tahliyesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; tahliye taahhüdünün noterlikçe tanzim ve tasdik edilmediğini, tahliye taahhüdündeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, ayrıca tahliye taahhüdünün tanzim tarihi olarak gösterilen 09.03.2020 tarihinin de kendisi tarafından yazılmadığını, bu hususta da inceleme yapılmasını talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 09.03.2020 tarihli tahliye taahhütnamesi uyarınca iş yeri niteliğindeki taşınmazda kiracı olarak bulunan davalının kendi isteği ile herhangi bir şart öne sürmeden ve hiçbir ihtara gerek kalmadan 28.02.2021 tarihinde tahliye ederek kiraya verene kayıtsız ve şartsız teslim edeceğini kabul ettiğini, bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere tahliye taahhütnamesini imzalayan kişinin davalı şirket yetkilisi olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili dilekçesinde; karara dayanak bilirkişi raporunun dosyaya bildirmiş oldukları ve bilgileri belirtilen tüm kurumlardan imza örnekleri istenilmeksizin düzenlendiğini, tüm imza örnekleri toplanmaksızın yapılan imza incelemesinin sağlıklı sonuç doğurmayacağını, dosyaya celp edilen imza örneklerinin tahliye taahhüdünün imza tarihi olarak belirtilen tarihte atılan imza örnekleri olması zaruretinin de bulunduğunu, ayrıca tanzim tarihi olarak gösterilen 09.03.2020 tarihindeki rakamların da davalı tarafından yazılmadığı yönündeki itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini, gerek bu konuda gerekse imza itirazının Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi talebi hakkında Mahkemece herhangi bir karar verilmediğini ileri sürerek; istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İİK’nın 272 nci maddesi hükmü gereği, kiraya verenin kira sözleşmesinin yazılı olması halinde, kira süresinin bitmesi nedeniyle, taşınmaz kiracısının tahliyesi için ilamsız icra takibi yapabileceği, bu takibin yapılabilmesi için yazılı bir kira sözleşmesinin veya tahliye taahhüdünün bulunması, davanın mutlaka kiraya veren tarafından taahhüt edilen tarihi izleyen 1 ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması, kira ilişkisi devam ederken kiracı kiralananda otururken tahliye taahhüdü verilmesi gerektiği, takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.09.2014 başlangıç 28.02.2015 bitiş tarihli, 6 ay süreli, çelik çatılı kapalı depo iş yeri niteliğindeki kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı kiracı şirketin adi yazılı olarak 08.06.2020 tarihinde düzenlediği tahliye taahhütnamesi ile kiracı olarak oturduğu yeri 28.02.2021 tarihinde tahliye edeceğini kabul ve taahhüt ederek taahhütnameyi imzaladığı, kural olarak kira ilişkisi kurulduktan sonra verilen tahliye taahhütnamesinin kiracının serbest iradesi ürünü olduğunun kabul edileceği, davacı kiraya veren şirket vekilinin 09.03.2020 düzenleme ve 28.02.2021 tahliye tarihli tahliye taahhütnamesine dayanarak yasal süresinde tahliye talepli icra takibi başlattığı, davalı kiracı şirket vekili tahliye taahhütnamesindeki imzaya itiraz ettiğinden örnek imzalar ile imza incelemesi yapıldığı, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda imzanın davalı kiracı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğunun belirlendiği, bu durumda tahliye taahhütnamesindeki imzanın davalı kiracıya ait olduğunun kabulü gerektiği, kira sözleşmesinin süresinin sözleşmenin taraflarınca her zaman uzaltılıp kısaltılabileceği, kira sözleşmesinin süresini uzatıp kısaltmayı engelleyen herhangi bir yasal hüküm bulunmadığı, kiracı tarafından tarih yazılmadan boş kağıda, beyaza imza atılması halinde boş kağıdın üzerinin kiraya veren tarafından nasıl ve ne şekilde doldurulacağının imza eden kiracı tarafından kabul edildiğinin kabulü gerekeceği, tahliye taahhütnamesinin davalı kiracı şirket yetkilisi tarafından imzalandığı belirlendiğinden ve tahliye taahhütnamesinin verildiği tarihten itibaren 6098 sayılı TBK'nın 39 uncu maddesi gereğince tahliye taahhütnamesinin iptali için bir dava da açılmadığı, tahliye taahhüdünün geçerli olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdigi sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tahliye taahütnamesine dayalı olarak başlatılan icra takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 352 nci maddesinin birinci fıkrasında "Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. “ düzenlemesi yer almaktadır. 2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 28.05.2008 tarihli ve 2008/369 E., 2008/394 K. sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir; “…Öncelikle belirtilmelidir ki, boş olarak altı imzalanıp verilen bir belgenin üstünün taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının tanıkla ispatının olanaklı olmadığında; ancak yazılı delille ispatı gerektiğinde ve yazılı delil de yoksa dayanılmış olması koşuluyla yemin delilinin söz konusu olabileceğinde uyuşmazlık bulunmamaktadır. …“ 3.Değerlendirme Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiğinin, davalı tarafın savunmasında bildirdiği hususları kesin deliller ile ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneginin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2023 tarihinde oy birligiyle karar verildi

Taahhüdün Geçersiz Sayılabileceği İstisnai Durumlar

Kiracı; imzanın baskı, tehdit veya hile ile alındığını, kâğıt üzerinde sonradan yapılan eklemelerin açıkça sahte olduğunu veya metnin depozito belgesi gibi tamamen farklı bir amaçla imzalatıldığını ispatlayabilirse tahliye taahhüdü geçersiz sayılabilir. Bu durumlara ilişkin ispat yükü iddiayı ileri süren kiracıya aittir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/13867 Esas ve 2012/2026 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, kiracı kanunun öngördüğü yasal hakkını kullanıp irade bozukluğu nedeniyle taahhütnamenin iptali yönünde bir talepte bulunmadığı takdirde, düzenleme tarihi sonradan doldurulan veya boş olarak imzalanan tahliye taahhütnamesi geçerli kabul edilir.

Boş kâğıda imza atan kiracı anlaşmaya aykırılığı tanıkla ispatlayabilir mi?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 201 uyarınca senede karşı ileri sürülen iddialar tanıkla ispatlanamaz; altı imzalı boş belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerekir, yazılı delil yoksa ancak dayanılmış olması kaydıyla yemin deliline başvurulabilir.

Düzenleme tarihi sonradan doldurulan taahhütname geçerli midir?

Metinde 'kiracısı bulunduğum' ibaresinin yer alması belgenin kira ilişkisi devam ederken verildiğine karine oluşturur ve kiracı iptal yönünde yasal yola başvurmadıkça taahhütname geçerli sayılır.

Tahliye taahhüdüne dayanılarak hangi sürede hukuki yollara başvurulmalıdır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 352/1 gereğince kiraya veren, taahhüt edilen tahliye tarihinden başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle kira sözleşmesini sona erdirebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu