Kira Ödemesinde EFT Masrafı Kiracıya mı Aittir?

by Avukat Erdal Ersoy
Kira Ödemesinde EFT Masrafı Kiracıya mı Aittir?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/562 esas ve 2017/2202 karar sayılı ilamında, kira bedelinin kiraya verene ulaşması için yapılan masraflar kiracıya ait kabul edilmiştir. Mahkeme, bankanın kestiği EFT ücretinin davalıya yükletilemeyeceği ve ödemenin süresi içinde tam yapıldığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilmesi gerekirken bu ret hükmünün kurulmasını doğru bulmamış ve kararı bozmuştur. Tahliye sonucunu ilamında kendisi kurmamıştır. Masrafa ilişkin kabul, bankanın hizmet bedeli kestiği bu olaya bağlıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/562, K. 2017/2202Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/562 E.  ,  2017/2202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı alacaklı tarafından 16.09.2015 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi ile aylık 850,00 TL'den 2015 yılı Ağustos ve Eylül ayları kira bedeli karşılığı 1.700,00’nin tahsilini istemiştir. Davalı borçluya ödeme emri 30.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Davacı vekili davalının 30 günlük süre içerisinde 25.10.2015 tarihinde 1.692,00 TL ödeme yaptığını, ancak ödeme emri ile kendisinden talep edilen 1.700,00 TL kira bedelini masrafları ile ödemediğini ileri sürerek davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı duruşma sırasındaki beyanında; kirasını 1.700,00 TL olarak kendisine gönderilen ödeme emrine istinaden yatırdığını, havale ve EFT masrafından sorumlu olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının kira bedelini 1.700,00 TL olarak 25.10.2015 tarihinde yatırdığı, ödemenin tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük yasal süre içerisinde olduğu, bankanın kestiği EFT ücreti olan sekiz TL’nin davalıya yükletilemeyeceği, bu durumda ödemenin süresi içerisinde tam olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde takibe konu 1.700,00 TL kira bedelini ödediğini savunmuştur. Ancak dosyaya sunulan ödeme dekontu incelendiğinde, davalı tarafça 25.10.2015 tarihinde davacı hesabına ATM aracılığıyla 1.700,00 TL yatırıldığı, bankanın 8,00 TL hizmet bedeli kesmesi nedeniyle davacı hesabına 1.692,00 TL olarak geçtiği anlaşılmıştır. Kiracı, kira sözleşmesinde belirlenen net kira bedelinin tamamını kiraya verene ödemek zorundadır. Kira bedelinin kiraya verene ulaşması için yapılması gereken masraflar kiracıya aittir. Davacı alacaklı tarafından başlatılan takip üzerine davalıya ödeme emri gönderilmiş ve borcun ödenmesi için 30 günlük süre verilmiştir. Davalı borca itiraz etmediği gibi, verilen bu 30 günlük süreye rağmen takibe konu 1.700,00 TL’yi eksiksiz olarak ödememiştir. 30 gün içinde borcun tümü ödenmediğine göre temerrüt gerçekleşmiştir. Borcun miktarının az ya da çok olması temerrüt olgusunun gerçekleşmesini engellemez. Bu durumda mahkemece temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 428 ve İİK.nun 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 20.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hesaba geçen tutar ve masrafın aidiyeti

Ödeme dekontuna göre kiraya verenin hesabına ATM yoluyla para yatırılmış, banka hizmet bedeli kesince hesaba geçen tutar yatırılan tutarın altında kalmıştır. Daire kesintiyi hizmet bedeli olarak adlandırmıştır. Davayı reddeden gerekçede ise aynı kesinti, bankanın kestiği EFT ücreti olarak anılmıştır.

Daire, kiracının sözleşmede yazılı net kira tutarının tümünü kiraya verene ödemek zorunda olduğunu kabul etmiştir. Kiraya verene varması için katlanılan masrafın da kiracıya ait olduğu sonucuna varmıştır. Bu kabul, hizmet bedelinin kesildiği ödemeye ilişkin bozma gerekçesinde yer alır ve herhangi bir kanun maddesine dayandırılmaz.

İtiraz edilmeyen takipte temerrüt

Bu takipte davalı borca itiraz etmemiştir. Kendisine verilen otuz günlük süre sona ermesine rağmen takibe konu kira borcunu eksiksiz ödememiştir. Borcun tümü bu süre içinde ödenmediği için temerrüt gerçekleşmiştir.

Daire, borcun miktarının az ya da çok olmasının temerrüdün gerçekleşmesini engellemeyeceğini de belirtmiştir. Değerlendirme, takip konusu kira borcunun otuz gün içinde eksiksiz ödenmediği kabul edilen bu olaya aittir. İlam, her küçük farkın bütün kira ilişkilerinde tahliye sonucu doğuracağını ayrıca düzenlemez.

Bu tespitler üzerine daire, temerrüt sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken davanın reddini doğru bulmamıştır. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma, tahliye hükmünün daire tarafından bu ilamda kurulduğu anlamına gelmez.

Para borcunun ödeneceği yer

Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Bu belirleme borcun nerede ifa edileceğini gösterir. Aksine bir anlaşma yoksa para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Anlaşma varsa kanunun gösterdiği bu yer kendiliğinden uygulanmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 89Kaynağı aç
MADDE 89- Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. C. İfa zamanı I. Süreye bağlanmamış borç

Alacaklının yerleşim yerinde ifa edilmesi gereken bir borç doğduktan sonra alacaklı yerleşim yerini değiştirir ve bu değişiklik ifayı önemli ölçüde güçleştirirse, borç önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. Sonuç önceki yerde ifa zorunluluğu değil, orada ifa edilebilmedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1918 esas ve 2021/1707 karar sayılı ilamı, Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesine göre para borcunun alacaklının ifa anındaki yerleşim yerinde ödendiğini belirtir. Para borçlarını alacaklıya götürülecek borçlar olarak açıklar. Kira bedelini de para borcu sayar ve kural olarak kiraya verenin ikametgâhında ödeneceğini kabul eder.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1918, K. 2021/1707Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1918 E.  ,  2021/1707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "temerrüt nedeniyle tahliye” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Antalya 4. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin reddine ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Alacaklı İstemi: 4. Alacaklı vekili istem dilekçesinde; kiracısının … ve kiralayanın … Otelcilik ve Turizm A.Ş. olduğu “Sahil Cad. No:90 Villapark Evleri D. No: F23 … Kemer Antalya” adresinde bulunan meskenin 30.07.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca 99 yıllığına kiralandığını ve sözleşmenin tapu siciline şerh verildiğini, … Otelcilik şirketine ait Antalya ili, Kemer Mah. 115 ada 19 ve 20 parsel numaralı taşınmazların müvekkili şirket tarafından İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün dosyasında yapılan ihale sonucunda satın alındığını, 11.03.2010 tarihinde tapu (tescil) işlemlerinin yapıldığını, müvekkili şirket tek başına malik olduğundan tahliyesi istenen meskenin bulunduğu Villapark sitesinin doğal olarak yöneteni konumunda olduğunu, yıllık gider katılım payı alacağı ile her kiracının payına düşen emlak vergisi, elektrik, su, vb. hizmet giderlerini ödemediğinden borçlu aleyhine tahliye talepli takip başlattıklarını, borçlunun (ödeme emrinin tebliğinden itibaren) 7 gün içinde takibe itiraz etmediğini, otuz gün içinde borç miktarını icra dosyasına yatırdığını ancak Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/560 E. sayılı dosyasında verilen ihtiyatî tedbir kararı ile alacaklının alacağını tahsil etmesinin engellendiğini, borçlunun temerrüde düştüğünü ileri sürerek borçlunun mecurdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Borçlu Cevabı: 5. Borçlu vekili cevap dilekçesinde; alacağın tamamının icra dosyasında 10.05.2013 tarihinde ödendiğini, ödeme nedeniyle temerrütten bahsedilemeyeceğini, Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/560 E. sayılı dosyasında açmış oldukları menfi tespit davasında verilen ara karar gereği teminat yatırdıklarını ve dosyadaki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyatî tedbir kararı verildiğini, alacaklının alacağına kavuşmasının müvekkilince değil mahkemece engellendiğini, alacaklının haklı bir zararı olur ise zararın da bu teminattan karşılanacağını belirterek istemin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Antalya 4. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 14.11.2013 tarihli ve 2013/960 E., 2013/1123 K. sayılı kararı ile; borçluya ödeme emrinin 17.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 7 günlük yasal süresi içinde takibe itiraz etmediği, ancak 30 günlük yasal süre dolmadan 10.05.2013 tarihinde takip konusu borcu ödediği, buna ilişkin makbuzun icra dosyasında olduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince 10.03.2014 tarihli ve 2014/2521 E., 2014/2783 K. sayılı kararı ile; “…Davacı alacaklı kira alacağının tahsili için tahliye istemli başlattığı icra takibinin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, İcra Mahkemesinden kiralananın temerrüt nedeniyle tahliyesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Borçlar Kanun'unun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya yan giderin muaccel(istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta gözönünde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir. Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 30.07.1997 başlangıç tarihli 99 yıllık kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu sözleşmeye dayanarak davalı hakkında 09.04.2013 tarihinde tahliye istemli başlattığı icra takibi ile 2011-2013 yılları arası yıllık gider katılım payı bedelleri 20.449 TL asıl, 650.17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.099.17 TL’nin tahsilini istemiştir. Ödeme emri davalıya 17.04.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 24.04.2013 tarihli dilekçesi ile her türlü itiraz haklarını saklı tutarak kapak hesabının yapılmasını istemiş, bunun üzerine 10.5.2013 tarihinde takibe konu borcu 24.022.27 TL olarak icra dosyasına ödemiştir. Öte yandan davalının Antalya 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/560 Esasında açtığı menfi tespit davasında verilen tedbir kararı ile icra dosyasına ödenen bu paranın menfi tespit davasının sonucuna kadar ödenmemesine karar verilmiştir.Her ne kadar takibe konu yan giderler yasal süre içerisinde icra dosyasına ödenmiş ise de icra dosyasına ödenen bu bedelin davacıya ödenmesi tedbiren engellendiğinden ödemenin yasal 30 gün içinde ödendiğinden bahsedilemez. O nedenle temerrüt olgusu gerçekleşmiştir. Bu nedenle tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Antalya 4. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 22.01.2015 tarihli ve 2014/1293 E., 2015/64 K. sayılı kararı ile; öncelikle icra dosyasında tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğinden sonra 30 günlük ödeme süresi içinde çekince ileri sürülmeksizin takip konusu borç borçlu tarafından ödenmiş olduğundan İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 269/a maddesindeki şartlar oluşmadığından istemin reddi gerektiği, İİK’nın 72/3. maddesi gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında verilen tedbir kararının borçlunun iradesi ile değil mahkemenin takdiri ile verildiğinden takipte sırf tedbir kararı nedeniyle borçlunun temerrüdünün oluşmayacağı, borçlunun takip konusu borcu kendisine tebliğ edilen (13) örnek ödeme emri şartlarına göre ödediği, bu durumda borçlunun temerrüdünden söz edilemeyeceği, kaldı ki menfi tespit davasında verilen tedbir kararı nedeniyle alacaklının zararının alınan teminat kapsamında güvence altına alındığı, aksi hâlde alınan teminatın ve korunan hukukî yararın hukukî dayanaktan yoksun kalacağı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tahliye talepli ilamsız icra takibinin itirazsız kesinleşmesi üzerine yasal otuz günlük ödeme süresi içinde takibe konu borcun icra dosyasına ödenmesi ancak menfi tespit davasında verilen tedbir kararı ile bu paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren engellenmesi karşısında temerrüdün oluşup oluşmayacağı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. İcra ve İflas Kanunu’nun 269-269/d maddeleri arasında kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ilamsız tahliye takibi düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’na (BK) göre kiraya verenin kira sözleşmesini feshedilebilmesi için öncelikle kiracıya fesih ihtarnamesi göndermesi gerekir. Kiraya veren ödenmemiş kiranın tahsili için yaptığı ilamsız takip talebinde, kiracıya ödeme emri ile BK’nın 260 veya 288. [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 315 veya 362] maddelerinde yazılı ihtarın da yapılmasını isteyebilir. Böylece kiracının kira borcunu ödemede geciktiği hâlde kiraya veren aynı takipte hem ödenmeyen kira bedellerini, hem de borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesini talep edebilir. TBK’nın 314 ve 315. maddelerinde kira bedeli veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmeyen kiracının temerrüdü düzenlenmiştir (Sadece kira borcunu değil yan gideri de ödemeyen kiracının temerrüdü sebebiyle kiralayan alacaklı akdin feshi istenebilir). Kiralayan alacaklı, sadece kira borcunu değil yan gideri ödemeyen kiracının temerrüdü sebebiyle akdin feshini isteyebilir. 13. Alacaklının (kiraya verenin) ilamsız tahliye takip talebini alan icra dairesi, borçluya ihtarlı (örnek 13 nolu) ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde diğer kayıtlarla birlikte, borçlunun (kiracının) kural olarak yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebileceği, itiraz süresi içinde kira sözleşmesini ve varsa yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse (inkâr etmezse) kira sözleşmesini kabul etmiş sayılacağı, kira borcunu ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren BK’nın 260 veya 288. (TBK m. 315 veya 362) maddelerinde belirtilen (konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gün) belli bir süre içinde ödemesi, itiraz süresi içinde (İİK m. 62'ye göre) ödeme emrine itiraz etmez ve ödeme süresi içinde borcu (kirayı) ödemez ise kiraya verenin (alacaklının) kesinleşen kira alacağı için haciz isteyebileceği (İİK m.78 vd) ve icra mahkemesinden (kiracının) kiralanan taşınmazdan tahliyesini isteyebileceği ihtar edilir. 14. Borçlu itiraz süresi içinde ödeme emrine itiraz etmez ise ilamsız tahliye takibi kesinleşir. Borçlu (kiracının) süresinde ödeme emrine itiraz etmemesi ile ilamsız tahliye takibi kesinleşirse de, alacaklı (kiraya veren) bunun üzerine hemen haciz ve tahliye isteyemez. Borçlu ödeme süresi içinde (on, otuz veya altmış gün) borcunu (kirayı) ödeyebilir. Borçlu ödeme emri tebliğinden itibaren ödeme süresi içinde kira borcunu öderse, ilamsız tahliye takibi son bulur, alacaklı haciz ve tahliye isteyemez (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 828-829). 15. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/a maddesine göre, borçlu itiraz etmez ve kira borcunu da ödemezse alacaklı ödeme süresinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye isteyebilir. Alacaklının tahliye talebi üzerine icra mahkemesi ilk önce alacaklının ilâmsız tahliye takip talebinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Takip talebi kanuna uygun değilse, özellikle alacaklı takip talebinde tahliye istememişse, icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. Bundan sonra, icra mahkemesi, borçlu kiracıya gönderilen ödeme emrinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Ödeme emri kanuna uygun değilse, özellikle ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yanlış (noksan) gösterilmişse, ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yazılı değilse veya ödeme emrinde tahliye ihtarı yok (tebliğ edilen ödeme emri 13 örnek nolu ödeme emri değil) ise icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. İcra mahkemesi, takip talebinin ve ödeme emrinin kanuna uygun olduğunu tespit ederse, bunun üzerine, borçlu kiracının süresi içinde ödeme emrine itiraz edip etmediğini araştırır. Buna göre, icra mahkemesi, borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmediğini (veya itiraz etmemiş sayıldığını) tespit ederse, borçlunun ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu ödeyip ödemediğini inceler (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 831, 833). 16. Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesinde “para borcu” alacaklının ifa anındaki yerleşim yerinde ödenir. Başka bir ifadeyle, para borçları alacaklıya “götürülecek borçlar” dandır. 17. Kira bedeli de para borcu olup TBK’nın 89. maddesi hükmüne göre kural olarak kiraya verenin ikametgâhında ödenir. Borçlu aleyhine kira alacağı için icra takibi başlatılmış olması hâlinde ise kira bedelini ödeme borcundan ödeme (ihtar) süresi içinde kira parasının eksiksiz, kayıtsız ve şartsız alacaklının eline geçmesini sağlayacak şekilde ödeme yapmak suretiyle kurtulabilir. Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2021 tarihli ve 2017/(6)3-980 E., 2021/1302 K. sayılı kararında da bu hususlar benimsenmiştir. “Alacaklıya ödenmemesi kaydıyla” icra dairesine ödenen kira borcu borçluyu temerrütten kurtarmaz. 18. Süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş olan borçlu, ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu tamamen ödememiş ise ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklı kiraya verenin talebi üzerine icra mahkemesi, borçlu kiracının tahliyesine karar verir (İİK m. 269/a). 19. Kiralanan taşınmazların kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ilamsız icra yolu ile tahliyesinde (İİK m. 269-269/d), borçlu kiracı borçlu bulunmadığının (veya kiracı olmadığının) tespiti için menfi tespit davası açabilir (İİK m. 269/d, 72). İlamsız tahliye takibinden önce de kiracı hukukî yararı bulunmak şartı ile menfi tespit davası açabilir. Bundan sonra alacaklı kiralayan ilamsız tahliye takibi yaparsa menfi tespit davasına bakan mahkeme, borçlu kiracının talebi üzerine teminat karşılığında ilamsız tahliye takibinin durdurulmasına ihtiyatî tedbir yolu ile kararı verebilir (İİK m. 269/d, 72/2). Fakat ilamsız tahliye takibinden sonra borçlu kiracının menfi tespit davası açmış olması hâlinde menfi tespit davasına bakan mahkeme ihtiyatî tedbir yolu ile ilamsız tahliye takibinin durdurulmasına karar veremez (269/d, 72/2, c. 1) (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 220). 20. İlamsız tahliye takibinden sonra borçlu kiracının menfi tespit davası açmış olması hâlinde menfi tespit davasına bakan mahkeme takibin durdurulmasına değil borçlu kiracının talebi üzerine borçlunun (altı, otuz veya altmış günlük) ödeme süresi içinde icra dairesine ödemiş olduğu kira parasının alacaklı kiralayana ödenmemesi hakkında (teminat karşılığında) ihtiyatî tedbir kararı verebilir (İİK m. 269/d, 72/3, c. 2). Ancak bu hâlde borçlu kiracı icra dairesine ödemiş olduğu paranın alacaklı kiralayana ödenmesine muvafakat etmemiş (ve böylece temerrüde düşmüş) olduğundan icra mahkemesi itirazın kaldırılması ve tahliyeye karar verir. Borçlu ödeme emrinde yazılı otuz günlük ödeme süresi içinde icra dairesine ödeme yapmış ise de ihtiyatî tedbir yolu ile alacaklıya ödenmesinin engellenmesi nedeniyle otuz günlük ihtar süresi içinde borç ifa edilmiş sayılamaz. Borçlu kiracının (ilâmsız tahliye takibinden sonra) menfi tespit davası açması, icra mahkemesinin (m.269/a, 269/b veya 269/c hükmüne göre) alacaklı kiraya verenin tahliye talebini incelemesine ve tahliye kararı vermesine engel değildir. Bu menfi tespit davası tahliye talebinin incelenmesinde bekletici mesele dahi yapılamaz. Ancak menfi tespit davasına bakan mahkeme borçlu kiracının talebi üzerine teminat karşılığında tahliye kararının icrasının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verebilir (İİK m. 72/3, c. 2 kıyasen) (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 859; Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 220-221). 21. Borçlu kiracı icra mahkemesinin tahliye kararından sonra da menfi tespit davası açabilir ve teminat karşılığında tahliye kararının icrasının durdurulması için ihtiyatî tedbir kararı verilmesini isteyebilir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 859; Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 222). 22. Menfi tespit davası borçlu kiracı (davacı) lehine hükme bağlanır ise ilamsız tahliye takibi derhal durur (İİK m. 72/5, c. 1). Bundan sonra icra mahkemesi tahliye kararı veremez. İcra mahkemesinin tahliye kararı vermesinden sonra menfi tespit davası borçlu kiracı lehine hükme bağlanırsa, tahliye kararının icrası kendiliğinden durur. İcra mahkemesinin tahliye kararının icra edilmesinden (borçlu kiracının tahliye edilmesinden) sonra menfi tespit davası kiracı lehine hükme bağlanırsa, bununla icra hemen eski hâle iade edilmez. Çünkü bunun için menfi tespit davasının kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi gerekir (İİK m. 72/5, c. 2). Menfi tespit kararının kesinleşmesi üzerine ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra eski hâle iade edilir (İİK m. 72/5, c.2). Yani tahliye edilmiş olan taşınmaz, icra dairesi tarafından tekrar borçlu kiracıya teslim edilir (Kuru, s. 859; Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 224). 23. Somut olayda; alacaklı tarafından borçlu aleyhine yıllık gider katılım payı, elektrik, su vb. diğer giderlerin tahsili için tahliye talepli ilamsız takip başlatıldığı, örnek (13) nolu ödeme emrinin borçluya 17.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun itiraz etmediği, borçlu vekilinin icra müdürlüğüne verdiği 24.04.2013 tarihli dilekçesinde “Ödeme emrine; cebri icra ve tahliye tehdidi altında bulunduğumuzdan her türlü itiraz, dava ve tazminat haklarımız saklı kalmak kaydıyla talebi karşılayacak miktardaki parayı süresi içinde depo edebilmemiz veya ihtirazi kayıtla ödemede bulunabilmemiz açısından kapak hesabı yapılması”nı şeklinde talepte bulunduğu, 10.05.2013 tarihinde borçlu tarafından icra dosyasına 24.022,27TL ödendiği, borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/560 E. sayılı dosyasında verilen 10.05.2013 tarihli tedbir kararı ile “…takip dosyasına yatırılan paranın dava sonuna kadar alacaklısına ödenmemesine…” karar verildiği, alacaklı vekilinin 17.09.2013 tarihinde icra mahkemesine başvurarak temerrüt nedeniyle tahliye talep ettiği görülmektedir. 24. İlamsız tahliye takibi ile alacaklı hem ödenmeyen kira bedeli ile yan giderlerin tahsilini hem de kiralananın tahliyesini amaçlamaktadır. TBK’nın 89. maddesinin 1. fıkrası (BK m. 73) uyarınca kira borcu götürülecek borçlardan olup, kira borcunun ifası paranın alacaklının tasarrufuna geçmesidir. İhtar süresi içinde takibe konu borç icra dosyasına ödenmiş ise de İİK’nın 72. maddesinin 3. fıkrasına göre borçlunun talebi üzerine sulh hukuk mahkemesince verilen tedbir kararı ile bu paranın alacaklının tasarrufuna geçmesi engellenmiş olup, bu hâlde borçlu kiracı icra dairesine ödemiş olduğu paranın alacaklı kiralayana ödenmesine muvafakat etmediğinden, borçlu temerrüde düşmüş olur. İhtar süresi içinde yapılan bu ödeme ile borçlu hakkında haciz uygulanmasına engel olup, temerrüdü engellemez. 25. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, süresinde takibe itiraz etmeyen borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için borçlunun otuz gün içinde ödeme yapmamış olmasının (İİK 269-a/1) gerektiği, tahliye koşulu olan otuz günlük süre için alacaklıya ödemenin yapılabildiği tarihin değil, borçlunun ödemeyi yaptığı tarihin esas alınması gerektiği, takip konusu alacağın icra dosyasına ödenmiş olmasının İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu gibi TBK hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifa olduğu, yasanın tanıdığı bir hakkın kullanılması suretiyle bu paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyatî tedbir kararı alınmış ve uygulanmış olmasının borcun ödenmediği anlamına gelmeyip icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesi aşamasının durdurulması niteliğinde olduğu gerekçesi ile direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 26. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 27. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY İcra takibi yoluyla kiralanan taşınmazların tahliyesi 2004 sayılı İİK 269 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Takip âdi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, Borçlar Kanununun 260 ve 288'inci maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder. (İİK 269/1) maddede sözü edilen BK maddelerinin TBK’daki karşılığı 315 ve 361. maddelerdir. Borçlu, itiraz sebeplerini 7 gün içinde icra dairesine bildirmek zorunda olup (İİK 269/2), itiraz etmez, ihtar müddeti içinde kira borcunu da ödemezse ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine icra mahkemesince tahliyeye karar verilir (İİK 269-a/1). Menfi tespit davasının düzenlendiği İİK 72. madde hükmü kıyas yoluyla bu takipler hakkında da uygulanır (İİK 269-d/1). Kıyasen uygulanacak İİK 72. madde hükümlerine göre; borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir (İİK 72/1). İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyatî tedbir kararı verebilir (İİK 72/2). İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyatî tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyatî tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir (İİK 72/3). Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyatÎ tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmisinden aşağı tayin edilemez (İİK 72/4). Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz (İİK 72/5). Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; hakkında kiralanan taşınmazın temerrüt nedeniyle tahliyesi ve kira alacağının tahsili için icra takibi yapılan borçlu, 7 günlük süresi içinde takibe itiraz etmemiş ancak 30 günlük ödeme süresi içinde icra dosyasına ödemede bulunmuştur. Ödeme yapıldıktan sonra takipte istenen alacağa ilişkin menfi tespit davası açan borçlunun icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir talebinin kabulü üzerine alacaklıya ödeme yapılmamış ve menfi tespit davasının reddi kararı üzerine ödeme gerçekleşmiştir. Özel daire ile mahkeme arasındaki uyuşmazlık; icra dosyasına yapılan ödeme süresinde olmakla birlikte, tedbir kararı nedeniyle alacaklıya alacağının geç ödenmiş olmasının tahliyeyi gerektiren temerrüt hâli sayılıp sayılmayacağı ve buradan hareketle tahliye kararı verilmesi gerekip gerekmediği noktasındadır. İcra takibi yoluyla istenen alacağın icra dosyasına ödenmiş olması İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifadır. Yasanın tanıdığı bir hakkın kullanılması suretiyle bu paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyatî tedbir kararı alınmış ve uygulanmış olması icra veznesine, borcun ödenmediği anlamına gelmeyip icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesi aşamasının durdurulması niteliğindedir. Kira sözleşmesinden doğan alacağına alacaklı, 30 gün içinde kavuşamamış ise de bu süresinde ödeme yapılmamış olmasından değil ihtiyatî tedbir kararının uygulanmasından doğmuştur. İİK 269 vd. maddelerde tedbir kararı nedeniyle alacaklıya ödeme yapılmasının durdurulması ile alacaklı, alacağını geç almaktan dolayı bir zarara uğramakta ise de uğranılan bu zararın karşılığı ve haksız ihtiyatî tedbirin yaptırımı olarak kanunda alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedileceği (İİK 72/4) düzenlenmiştir. Bu düzenleme haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davasının düzenlendiği HMK 399. maddeye göre daha özel nitelikte bir düzenlemedir. Bu özel düzenleme ile haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle uğranılan zararın tazmini düzenlenmiş ve başkaca da bir yaptırım ve sonuç öngörülmemiş olduğundan Kanunun bu yaptırım dışında bir sonucu mümkün kıldığı sonucuna varılamaz. O nedenledir ki icra dosyasına yapılan ödemenin süresinde geçerli bir ödeme sayılamayacağı ve tahliyeye karar verilebileceği gibi bir sonuca ulaşılabilmesi İİK hükümleri karşısında mümkün değildir. Kira sözleşmesinden doğan alacakların tahsili ve tahliye talebiyle yapılan takiplerde asıl amaç süresi içinde alacağın ödenmesinin sağlanması olup tahliye kararı buna bağlı olarak gerçekleşebilecek bir sonuçtur. Zira süresi içinde alacak ödendiği takdirde tahliye kararı verilmesi mümkün değildir. Süresinde takibe itiraz etmeyen borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için borçlunun 30 gün içinde ödeme yapmamış olması (İİK 269-a/1) gerekmekte olup burada tahliye koşulu olan 30 günlük süre için, alacaklıya ödemenin yapılabildiği tarih değil, borçlunun ödemeyi yaptığı tarih esas alınmıştır. Hükmün bu açıklığı karşısında da 30 günlük ödeme süresi bakımından alacaklıya ödemenin yapılabildiği tarihin esas alınması gerektiği ve tahliyeye karar verilebileceği sonucuna da varılamaz. Mahkemece verilen ve bozmaya konu olan karar yukarıda açıklanan yasal nedenlere uygun biçimde verilmiş olup tahliye koşulları oluşmadığı kabul edilerek, tahliye kararı verilmesi gerektiğine değinen bozma kararı karşısında önceki hükümde direnilmiş olması isabetli olduğu için hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, daire kararı gibi hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Kira alacağı için icra takibi başlatılmışsa borçlu, bu borçtan ancak belirli bir ödemeyle kurtulabilir. Ödemenin, ihtar süresi içinde kira parasını eksiksiz, kayıtsız ve şartsız biçimde alacaklının eline geçirmesi gerekir. Ölçü, takip başlatılmış kira alacağı için yazılmıştır.

İcra dairesine yatırılan paranın etkisi

Kurul, kira borcunun ifasını paranın alacaklının tasarrufuna geçmesi olarak açıklamıştır. Alacaklıya ödenmemesi kaydıyla icra dairesine yatırılan kira borcu borçluyu temerrütten kurtarmaz.

Somut olayda ihtar süresi içinde takip konusu borç icra dosyasına yatırılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borçlunun istemi üzerine sulh hukuk mahkemesince verilen tedbir, paranın alacaklının tasarrufuna geçmesini engellemiştir. Borçlu, yatırdığı paranın kiraya verene ödenmesine muvafakat etmediğinden temerrüde düşmüştür. Bu ödeme haczi önlemiş, temerrüdü önlememiştir. Sonuç, paranın alacaklıya geçmesinin tedbirle engellendiği olayla sınırlıdır.

Banka kesintisine ilişkin bozma ile bu tedbir olayı aynı uyuşmazlık değildir. Birinde hizmet bedeli kesintisi yüzünden takip konusu borcun otuz gün içinde eksiksiz ödenmemesi, diğerinde icra dosyasındaki paranın alacaklıya ulaşmasının tedbirle engellenmesi ele alınmıştır.

Ödeme emrine itiraz ve tahliye istemi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1850 esas ve 2021/1484 karar sayılı ilamı, İcra ve İflas Kanunu'nun 269/a maddesine göre ayrı bir tahliye çerçevesi açıklar. Borçlu itiraz etmez ve kira borcunu da ödemezse alacaklı, ödeme süresinin bitim tarihini izleyen altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye isteyebilir. Bu açıklama, banka kesintisinin incelendiği bozma ilamının olayına kendiliğinden uygulanmış bir sonuç değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1850, K. 2021/1484Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1850 E.  ,  2021/1484 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "temerrüt nedeniyle tahliye” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul Anadolu 3. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin kabulüne ilişkin karar borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Alacaklı İstemi: 4. Alacaklı vekili istem dilekçesinde; kira bedellerinin süresinde ödenmemesi nedeniyle kiracı aleyhine başlatılan icra takibinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmediği gibi otuz günlük ödeme süresi içerisinde borcunu ödemediğini, 6217 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesine göre kiracının Türk Ticaret Kanunu’nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354. maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmayacağını, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereğince kira sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını, müvekkili ile borçlu arasındaki 15.08.2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin hususi şartlar kısmının 8. maddesinde yer alan “Aylık kiralardan birinin ödenmemesi halinde o kira dönemi içindeki müteakip ayların kira borçları muaccel olacaktır” şartı gereğince borçlu kiracının 2014 yılı Kasım ayı kirasının 400TL’sini ve 2014 yılı Aralık ayı kirasını süresinde ödememesi nedeniyle muaceliyet şartının gerçekleştiğini, borçlunun tacir olduğunu ileri sürerek akdin feshi ile yasal süresinde borcunu ödemeyerek temerrüde düşen kiracının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Borçlu Cevabı: 5. Borçlu yazılı beyanda bulunmamış, 28.05.2015 tarihli duruşmada istemin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul Anadolu 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli ve 2015/212 E., 2015/572 K. sayılı kararı ile; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 269/a maddesi uyarınca borçlu itiraz etmez, ihbar müddeti içinde kira borcunu da ödemezse ihbar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine icra mahkemesince tahliyeye karar verileceği, icra dosyasında takip talebinde haciz ve tahliye talep edildiği, borçluya ödeme emrinin 22.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun takibe itiraz etmediği, davanın otıuz günlük ödeme süresinden sonra 10.03.2015 tarihinde açıldığı, kira borcunun ödenmediği gerekçesi ile istemin kabulü ile davacı (alacaklı) ve davalı (borçlu) arasındaki kira akdinin feshine, davalının (borçlunun) taşınmazdan tahliyesine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince 09.12.2015 tarihli ve 2015/8426 E., 2015/10885 K. sayılı kararı ile; “…Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine, davalının itiraz etmemesi ve icra takibinin kesinleşmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı alacaklı, 16/12/2014 tarihinde başlattığı icra takibinde toplam 24.400 TL ile 6,02 TL faiz alacağının tahsili ve kiralananın tahliyesini talep etmiştir. Örnek 13 ödeme emri davalı borçluya 22/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlunun itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Davacı dava dilekçesi ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi istenmiş, davalı borçlu ise açılan davayı kabul etmediğini bildirmiştir. Mahkemece her ne kadar temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş ise de davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak kira ödemesi açıklamasıyla ödeme yapıldığına ilişkin bankamatik kartsız para yatırma makbuzları sunulmuştur. Ödeme belgelerinin incelenmesinden takip tarihinden önce ve ödeme emrinin tebliğinden itibaren 30 günlük ödeme süresi içerisinde, davacının kira alacağı talep ettiği dönemde işyeri kirası adı altında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ödeme belgesi borcu sona erdiren belgelerden olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece davacının banka hesabına ilişkin kayıtlar getirtilerek, sunulan ödeme belgeleri üzerinde durularak, gerekirse davacıdan sorulmak suretiyle takibe konu borcun ödenip ödenmediğinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır …” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul Anadolu 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2016/261 E., 2016/464 K. sayılı kararı ile; İİK'nın 18. maddesi gereğince icra mahkemesinde basit yargılamanın uygulandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 318. maddesinde tarafların dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerde getirtilecek belge ve dosyalar içinde bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde eklemek zorunda olduklarının belirtildiği, aynı Kanun’un 145. maddesi gereğince tarafların Kanun’da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceği, ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkemenin o delilin sonradan gösterilmesine izin verebileceği, söz konusu düzenlemede mahkemeye bir takdir hakkı verilmiş olup temyiz aşamasında ancak bu takdir hakkının kullanılması ile ilgili koşulların oluşup oluşmadığı hususunda bir değerlendirme yapılabileceği, mahkemeye tanınan takdir hakkını ortadan kaldıracak şekilde inceleme yapılamayacağı, ilk derece mahkemesinin taraflarla yüz yüze olduğu, borçlunun icra takibine itiraz etmediği, TBK’nın 315. maddesinde belirtilen 30 günlük süre içerisinde de borcu ödediğine yönelik belgeleri icra dairesine sunmadığı, borçlunun taşınmazdan tahliyesinin talep edildiği ve borçlunun icra mahkemesindeki inceleme sırasında da kira borcunun ödendiğine yönelik herhangi bir delil ileri sürmediği, bahse konu delillerin borçluya ödeme emri tebliğinden sonra otuz günlük süre içerisinde borcun ödendiğine yönelik iddia vasıtası olduğu, yani tahliye davası açıldığı anda bu delillerin borçlu tarafından elde edilmesi veya nereden elde edileceğinin HMK'nın 318. maddesinde belirtilen sürede mahkemeye ibrazı veya bildirilmesi gerektiği, delillerin kararın verilmesinden sonra elde edildiği veya yeni çıkan bir duruma yönelik olmadığı, bu nedenle HMK'nın 145. maddesi gereğince de özellikle karar verildikten sonra delillerin sunulmasının mümkün olmadığı, aksi hâlde her türlü alacak davalarında yargılamanın her aşamasında davalının delil ileri sürebileceği, böyle bir kabulün HMK'nın 145 ve 318. maddelerini alacak davaları açısından geçersiz hâle getireceği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; temerrüt nedeniyle tahliye isteminde borçlu tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan ödeme belgelerinin incelenip incelenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. İcra ve İflas Kanunu’nun 269-269/d maddeleri arasında kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ilamsız tahliye takibi düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’na (BK) göre kiraya veren kira sözleşmesini feshedilebilmesi için öncelikle kiracıya fesih ihtarnamesi göndermesi gerekir. Kiraya veren ödenmemiş kiranın tahsili için yaptığı ilamsız takip talebinde, kiracıya ödeme emri ile BK’nın 260 veya 288. [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 315 veya 362] maddelerinde yazılı ihtarın da yapılmasını isteyebilir. Böylece kiracının kira borcunu ödemede geciktiği hâlde kiraya veren aynı takipte hem ödenmeyen kira bedellerini, hem de borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesini talep edebilir. 13. Alacaklının (kiraya verenin) ilamsız tahliye takip talebini alan icra dairesi, borçluya ihtarlı (örnek 13 nolu) ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde diğer kayıtlarla birlikte, borçlunun (kiracının) kural olarak yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebileceği, itiraz süresi içinde kira sözleşmesini ve varsa yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse (inkâr etmezse) kira sözleşmesini kabul etmiş sayılacağı, kira borcunu ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren BK’nın 260 veya 288. (TBK m. 315 veya 362) maddelerinde belirtilen (on, otuz veya altmış gün) belli bir süre içinde ödemesi, itiraz süresi içinde (İİK m. 62'ye göre) ödeme emrine itiraz etmez ve ödeme süresi içinde borcu (kirayı) ödemez ise kiraya verenin (alacaklının) kesinleşen kira alacağı için haciz isteyebileceği (İİK m.78 vd) ve icra mahkemesinden (kiracının) kiralanan taşınmazdan tahliyesini isteyebileceği ihtar edilir. 14. Borçlu itiraz süresi içinde ödeme emrine itiraz etmez ise ilamsız tahliye takibi kesinleşir. Borçlu (kiracının) süresinde ödeme emrine itiraz etmemesi ile ilamsız tahliye takibi kesinleşirse de, alacaklı (kiraya veren) bunun üzerine hemen haciz ve tahliye isteyemez. Borçlu ödeme süresi içinde (on, otuz veya altmış gün) borcunu (kirayı) ödeyebilir. Borçlu ödeme emri tebliğinden itibaren ödeme süresi içinde kira borcunu öderse, ilamsız tahliye takibi son bulur, alacaklı haciz ve tahliye isteyemez (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 828-829). 15. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/a maddesine göre, borçlu itiraz etmez ve kira borcunu da ödemezse alacaklı ödeme süresinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye isteyebilir. Alacaklının tahliye talebi üzerine icra mahkemesi ilk önce alacaklının ilâmsız tahliye takip talebinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Takip talebi kanuna uygun değilse, özellikle alacaklı takip talebinde tahliye istememişse, icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. Bundan sonra, icra mahkemesi, borçlu kiracıya gönderilen ödeme emrinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Ödeme emri kanuna uygun değilse, özellikle ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yanlış (noksan) gösterilmişse, ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yazılı değilse veya ödeme emrinde tahliye ihtarı yok (tebliğ edilen ödeme emri 13 örnek nolu ödeme emri değil) ise, icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. İcra mahkemesi, takip talebinin ve ödeme emrinin kanuna uygun olduğunu tespit ederse, bunun üzerine, borçlu kiracının süresi içinde ödeme emrine itiraz edip etmediğini araştırır. Buna göre, icra mahkemesi, borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmediğini (veya itiraz etmemiş sayıldığını) tespit ederse, borçlunun ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu ödeyip ödemediğini inceler (Kuru, s. 831, 833). 16. Süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş olan borçlu, ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu tamamen ödememiş ise ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklı kiraya verenin talebi üzerine icra mahkemesi, borçlu kiracının tahliyesine karar verir (İİK m. 269/a). 17. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/d maddesinin atfı ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 70. maddesine göre icra mahkemesi temerrüt nedeniyle tahliye talebini basit yargılama usulüne göre (İİK m. 18; HMK m. 316-322) duruşmalı olarak inceler. 18. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/a maddesi takibin kesinleşmesini yeterli görmemekte ve icra mahkemesince verilecek tahliye kararını aramaktadır. Temerrüt nedeniyle tahliye talebinde kural olarak taraflarca getirilme ilkesi uygulanır. Ancak ihtarın haklılığının yani geçerli bir takip talebinin ve buna uygun bir ödeme emrinin olup olmadığının, ödeme emrinde yasal sürelerin gösterilip gösterilmediğinin saptanmasında kendiliğinden araştırma ilkesi geçerlidir. İcra mahkemesi takip talepnamesinin tahliye ihtarını içerip içermediğini, 30 günlük ödeme süresinde kira parasının ödenip ödenmediğini ve tahliye ihtarının haklı olup olmadığını, incelemekle yükümlüdür. 19. İcra mahkemesi HMK’nın 318. maddesine göre süre vererek delillerin tamamının icra mahkemesine sunulmasına karar verebilir. Ancak bu teksif ilkesinin icra hâkimi yönünden fazla bir önemi yoktur. İcra hâkimi lüzum gördüğü konularda delillerin ikamesine her zaman karar verebilir. Ayrıca icra mahkemesi bu delilleri kendiliğinden getirterek değerlendirebilir. Ancak icra mahkemesi borçlunun ileri sürdüğü ödeme vakıası ile bağlıdır. Hâkim ileri sürülmeyen vakıaları kendiliğinden araştıramaz. 20. Taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesinin uygulandığı davalarda, deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim, delillere kendiliğinden başvuramaz ve taraflara delilleri hatırlatabilecek davranışlarda da bulunamaz (Yılmaz, Ejder: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2013, s. 274, 275). HMK’nın 25. maddesinde düzenlemesine yer verilen “Taraflarca getirilme ilkesi” nin işlerlik kazandığı davalarda, davanın taraflarınca delillerin gösterilmesi işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Anılan ilke uyarınca, hâkim, kural olarak, hiçbir delile kendiliğinden başvuramaz. Bu kuralın istisnasını, bilirkişi incelemesi yaptırılması ve keşif icrası oluşturur (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, Ankara 2016, s.806 vd.) 21. Bu aşamada temyiz incelemesinin kapsamıyla ilgili açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. 22. 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle İİK’na eklenen Geçici 7. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında İİK’nın 5311 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir. İİK’nın 364. maddesinin 2. fıkrasına göre temyiz incelemesi 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılır. HMK’nın 447. maddesinin 2. fıkrası uyarınca HUMK’na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. 23. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nın 450. maddesiyle HUMK ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak, kanun koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için HMK’da geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. 24. Bu bağlamda HMK’nın Geçici 3. maddesi; “(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.” hükmünü içermekte olup, inceleme konusu dosya bakımından temyiz yoluyla ilgili olarak HUMK’nın uygulanması gerektiği açıktır. Ancak burada uygulanacak hükümler, HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz incelemesine ilişkin hükümleridir. 25. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. Maddesince; “Mahkemei Temyiz aşağıda beyan olunan esbaptan dolayı temyiz olunan hükmü nakzeder. 1 – Kanunun ve iki taraf beynindeki mukavelenin yanlış tatbik edilmiş olması. 2 – Mahkemenin davayı rüyete vazifedar bulunmaması, 3- İki tarafı ve sebebi müttehit bir dava hakkında yekdiğerine mütenakız kararlar verilmesi, 4 – Usulü muhakemeye muhalefet edilmesi, 5 – Meselei maddiyenin takdirinde hata edilmesi, 6- İki taraftan birinin davasını ispat için serdettiği delillerin sebebi kanuniye müstenit olmıyarak kabul edilmemesi, Usulü muhakemeye muhalefetten dolayı bir hükmün nakzolunabilmesi mahkemeye ait vazaifte usulü muhakemenin ihlal olunmasına ve işbu kusur ve hatanın lahik olan hükmü tağyir edecek derecede bulunmasına veya müddei, yahut müddeaaleyh tarafından usulü muhakemenin tağyir ve ihlal olunduğunu ispat edecek derecede itiraz olunup da mahkemede tetkik edilmemiş olmasına mütevakkıftır.” düzenlemesi bulunmaktadır. 26. Temyiz yolunda hüküm mahkemesinin kararı sadece hukuka uygunluk bakımından inceleme konusu yapılır. Bu nedenle temyiz sadece hukukun yanlış uygulanmış olduğu sebebine dayanabilir. Temyiz talebinde yeni vakıalar ileri sürülürse, bunların Yargıtayca incelenmesi caiz olmadığından Yargıtay sadece hukukun yanlış uygulanmış olup olmadığını incelemekle yetinir. 27. Kural olarak temyiz incelemesinde daha önce ileri sürülmeyen yeni vakıaların ve delillerin ileri sürülmesi mümkün değildir. Delillerle ilgili her türlü kararı verecek mahkeme hüküm mahkemesi, yani ilk derece mahkemesidir. Temyiz incelemesinde ise tahkikat yapılmayıp, dava dosyasına usulüne uygun girmiş olan delillerin, ispat yükü çerçevesinde ilk derece mahkemesince değerlendirilmesinin isabetli olup olmadığına bakılmaktadır. 28. Somut olayda ise; alacaklı tarafından borçlu aleyhine kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahliye talepli ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde 2014 yılı Kasım ayı kirasından eksik kalan 400TL, 2014 yılı Aralık ayı kirası 3.000TL ve muaccel hâle gelen aylık kira bedeli 3.000TL olmak üzere 2015 yılı Ocak ilâ Temmuz ayı arasındaki kira bedelleri toplamı olan 24.000TL asıl alacak ve işlemiş faizinin talep edildiği, örnek (13) nolu ödeme emrinde, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük sürede itiraz edebileceği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren otuz günlük ödeme süresi içinde kira borcu ödenmez ise tahliye istenebileceğinin ihtar edildiği, ödeme emrinin borçluya 22.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun yasal yedi günlük sürede itiraz etmediği, ilamsız tahliye takibinin kesinleştiği, alacaklı vekilinin 10.03.2015 tarihinde temerrüt nedeniyle tahliye istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, icra mahkemesinin 20.03.2015 tarihli tensip tutanağının (6) nolu bendinde “Davalı (borçlu) delilleri arasında (davacı tarafından temini istenen delillerin dışında) başka yerden getirtilecek belge ve dosyaların bulunması halinde bu belge ve dosyaların getirtilebilmesi için takdiren 50-TL gider avansının davalı tarafça cevap dilekçesi ile birlikte mahkeme veznesine yatırılmasına, gider avansının yetmemesi halinde mahkemece yapılacak belirlemeyle bu avansın ikmaline,” karar verildiği, tensip zaptının ve alacaklı vekilinin talep dilekçesinin borçluya tebliğ edildiği, mahkemece kira borcunun ödenmediği gerekçesi ile temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verildiği, borçlu vekilinin temyiz dilekçesi ekinde ödeme belgeleri sunduğu görülmektedir. 29. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında; temyiz aşamasında ilk defa sunulan ödeme belgelerinin icra mahkemesinde yapılan inceleme sırasında borçlunun elinde bulunup sonradan oluşturulmadığı anlaşılmaktadır. 30. Ödeme belgesini bilen borçlunun buna rağmen bu belgeden söz etmemesi ya da sunmaması, ona etkin hak arama imkânı tanınmamasından değil, kendi ihmalinden kaynaklanmaktadır. Böyle olunca da, bu belgenin sonradan sunulması icra mahkemesindeki incelemeyi uzatacak ve uyuşmazlığın kısa sürede çözümlenmesini engelleyecektir. Dolayısıyla, bu ödeme belgeleri icra mahkemesindeki incelemeden önce var olduğu hâlde ileri sürmeyen borçlunun, kararın temyizi aşamasında dosyaya sunarak bu deliller doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesi mümkün değildir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-637 E., 2021/1387 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. 31. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, sunulan ödeme belgelerine göre ödeme süresinden önce ve ödeme süresi içinde yapılan ödemelerin toplamı 4730TL olup, takipte istenen miktarın altında olduğu, temyiz aşamasında tahliyeye engel oluşturacak yeterlilikte ödeme belgesi sunulmuş olmadığı için sonuca etkili olmayan biçimde sunulan belgelerin temyiz aşamasında sunulup sunulamayacağı yönünde bir hukukî tartışmaya da gerek bulunmadığından bu değişik gerekçe ile direnme kararının onanması gerektiği görüşü ile Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulması gerektiği görüşleri ileri sürülmüş ise de, bu görüşler Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 32. Hâl böyle olunca mahkemenin direnme kararının açıklanan nedenlerle onanması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.11.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Tahliye istekli olarak itirazın kaldırılması istenmiş olup, Mahkemece; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)' nun 269/a maddesi uyarınca borçlu itiraz etmez, ihbar müddeti içinde kira borcunu da ödemezse ihbar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine icra mahkemesince tahliyeye karar verileceği, icra dosyasında takip talebinde haciz ve tahliye talep edildiği, borçluya ödeme emrinin 22.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun takibe itiraz etmediği, davanın 30 günlük ödeme süresinden sonra 10.03.2015 tarihinde açıldığı, kira borcunun ödenmediği gerekçesi ile istemin kabulü ile davacı (alacaklı) ve davalı (borçlu) arasındaki kira akdinin feshine, davalının (borçlunun) taşınmazdan tahliyesine karar verilmiştir. Özel dairece yapılan temyiz incelemesi sonucu mahkemece verilen karar; “her ne kadar temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş ise de davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak kira ödemesi açıklamasıyla ödeme yapıldığına ilişkin bankamatik kartsız para yatırma makbuzları sunulmuştur. Ödeme belgelerinin incelenmesinden takip tarihinden önce ve ödeme emrinin tebliğinden itibaren 30 günlük ödeme süresi içerisinde, davacının kira alacağı talep ettiği dönemde işyeri kirası adı altında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ödeme belgesi borcu sona erdiren belgelerden olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece davacının banka hesabına ilişkin kayıtlar getirtilerek, sunulan ödeme belgeleri üzerinde durularak, gerekirse davacıdan sorulmak suretiyle takibe konu borcun ödenip ödenmediğinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece verilen direnme kararında delillerin belli sürelerde sunulmasına ilişkin HMK hükümleri de değerlendirildikten sonra temyiz aşamasında sunulan delillerin kararın verilmesinden sonra elde edilmiş veya yeni çıkan bir duruma yönelik olmadığı, bu nedenle HMK'nın 145. maddesi gereğince de özellikle karar verildikten sonra delillerin sunulmasının mümkün olmadığı, aksi hâlde her türlü alacak davalarında yargılamanın her aşamasında davalının delil ileri sürebileceği, böyle bir kabulün HMK'nın 318 ve 145. maddelerini alacak davaları açısından geçersiz hâle getireceği belirtilmiştir. Takip talebi ve ödeme emrinde 24.400TL kira alacağı ile 6,02TL işlemiş faiz talep edilmiştir. Ödeme emri 16.12.2014 tarihinde çıkarılmış ve 22.12.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacının bu tarihten sonra 30 günlük ödeme süresi içinde yaptığı ödeme miktarı 3.400TL’den ibarettir. Sunulan diğer ödeme makbuzlarının 1.330TL’si 30 günlük ödeme süresinden önce kalanlar ise ödeme süresi dolduktan sonra yapılan ödemelerdir. Ödeme süresinden önce ve ödeme süresi içinde yapılan ödemelerin toplamı 4.730TL olup süresi içinde itiraz edilmeyen takipte istenen miktarın çok altındadır. Ayrıca takip talebinde istenen miktarın tamamını kapsayan bir ödeme belgesi sunulmuş değildir. Temyiz aşamasında tahliyeye engel oluşturacak yeterlilikte ödeme belgesi sunulmuş olmadığı için bu belgeler gözetilerek takibe konu borcun ödenip ödenmediği yönünde araştırma yapılması gerekli değildir. Sonuca etkili olmayan biçimde sunulan belgeler araştırma yapılması gereğini ortaya koymadığı için bu delillerin temyiz aşamasında sunulup sunulamayacağı yönünde bir hukukî tartışmaya da gerek yoktur. Zira sunulabileceği kabul edilse dahi bu belgelerin varlığının tahliyeye engel oluşturmayacağı açıkça bellidir. Bu belgeler ispat vasıtası birer delil olup, deliller uyuşmazlık konusu vakıaların ispatı için gösterilir. 30 günlük süre içinde temerrüdü ortadan kaldıracak şekilde tüm borcun ödendiği yönünden ispata elverişli olmadığı açıkça belli olan bir delilin süresinde sunulmuş olması hâlinde dahi ispatı sağlaması mümkün olmadığı için dosyadaki uyuşmazlık bakımından bu delilin süresinde sunulup sunulmadığının da bir önemi bulunmamaktadır. Zira yapılan inceleme sonucu bu belgelerin temyiz aşamasında sunulabileceği kabul edilerek aynı bozma kararı verildiği takdirde dahi mahkemenin bunları araştırması yine de sonuca etkili olmayacaktır. Sonuca etkili olmayan bir araştırmanın yapılması uyuşmazlığın mahiyetiyle bağdaşmadığından buna değinen bozma kararı yerinde değildir. Önceki kararda direnilmiş olması bu nedenle yerinde olduğu için gerekçesi değiştirilerek düzeltilmek suretiyle kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan kararın gerekçesi değiştirilmeksizin onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Süresi içinde ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, ihtar süresi içinde kira borcunu tamamen ödememişse, ihtar süresinin bitimini izleyen altı ay içinde kiraya verenin talebi üzerine icra mahkemesi kiracının tahliyesine karar verir.

İhtarlı ödeme emrinde kiracı kural olarak yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu süre içinde kira sözleşmesini ve varsa yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse kira sözleşmesini kabul etmiş sayılır. Kira borcunun, ödeme emrinin tebliğinden itibaren on, otuz veya altmış gün içinde ödenmesi gerektiği bildirilir. Gün sayıları seçenek olarak yazılmıştır.

Aynı kararda icra mahkemesi, takip talebinin tahliye ihtarını içerip içermediğini, otuz günlük ödeme süresinde kira parasının ödenip ödenmediğini ve tahliye ihtarının haklı olup olmadığını incelemekle yükümlü tutulmuştur. Ödeme süresi bir anlatımda on, otuz veya altmış gün, inceleme ölçüsünde ise otuz gün olarak yer aldığından bu sayılardan biri tek süre diye sabitlenemez.

Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren ödeme süresi içinde kira borcunu öderse ilamsız tahliye takibi sona erer. Alacaklı bu durumda haciz ve tahliye isteyemez. Karar, ödeme süresini tek bir gün sayısına bağlamamıştır.

Ödeme vakıasının ileri sürülmesi

İcra mahkemesi, borçlunun ileri sürdüğü ödeme vakıasıyla bağlıdır. Hâkim, ileri sürülmeyen vakıaları kendiliğinden araştıramaz. Bağlılık, borçlunun ödeme vakıasını ileri sürmesine ilişkindir.

İcra mahkemesindeki incelemeden önce elde bulunan ödeme belgelerini o incelemede ileri sürmeyen borçlu, kararın temyizi aşamasında bu belgeler doğrultusunda değerlendirme yapılmasını isteyemez. Kurul, borçlu vekilinin temyiz itirazlarını reddetmiş ve direnme kararını bu nedenle onamıştır.

Sık sorulan sorular

Banka masrafı kiracıya mı aittir?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kira bedelinin kiraya verene ulaşması için gereken masrafı kiracıya ait saymıştır. Bu kabul, hizmet bedeli kesilen dosyada ret kararının bozulmasına ilişkindir ve bir kanun maddesine dayandırılmamıştır.

Mahkeme EFT ücretini kiracıya yüklemiş midir?

Mahkeme, bankanın kestiği EFT ücretinin davalıya yükletilemeyeceği ve ödemenin süresi içinde tam yapıldığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire bu sonucu doğru bulmayıp hükmü bozmuştur.

Eksik ulaşan kira temerrüt doğurur mu?

Anılan takipte borçlu borca itiraz etmemiş ve otuz gün içinde takip konusu borcun tümünü ödememiştir. Bu nedenle temerrüt gerçekleşmiştir. Sonuç, hizmet bedeli kesilen bu dosyaya aittir.

Borcun az olması temerrüdü engeller mi?

Bu ilamda borcun az ya da çok olması temerrüdün gerçekleşmesini engellememiştir. Değerlendirme, otuz gün içinde borcun eksiksiz ödenmediği kabul edilen olayın gerekçesindedir.

Kira bedeli nerede ödenir?

Aksine anlaşma yoksa para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. İfa yeri önce tarafların açık veya örtülü iradesine göre belirlenir. Kira bedeli, kurul ilamında kural olarak kiraya verenin ikametgâhında ödenen para borcu olarak açıklanmıştır.

Alacaklı taşınınca borç nerede ifa edilir?

Borç doğduktan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi ifayı önemli ölçüde güçleştirirse borç, önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. Bu, önceki yerde ifa zorunluluğu değildir.

Takipte borçtan nasıl kurtulunur?

Kira alacağı için icra takibi başlatılmışsa kurtuluş, ihtar süresi içinde paranın eksiksiz, kayıtsız ve şartsız olarak alacaklının eline geçmesine bağlıdır. Ölçü bu takipteki kira borcu için yazılmıştır.

Ödeme emrine kaç günde itiraz edilir?

Kiracı kural olarak yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Bu süre içinde sözleşmeyi ve varsa yazılı sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse sözleşmeyi kabul etmiş sayılır.

Kira borcunun ödeme süresi kaç gündür?

Ödeme emrinde sürenin on, otuz veya altmış gün olarak bildirildiği açıklanmıştır. Aynı kararda icra mahkemesinin otuz günlük süre içindeki ödemeyi de incelemesi gerektiği belirtildiğinden bu sayılardan biri tek süre haline getirilemez.

Tahliye istemi ne kadar sürede yapılır?

Borçlu itiraz etmez ve kira borcunu ödemezse alacaklı, ödeme süresinin bitimini izleyen altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye isteyebilir. Süresinde itiraz etmeyen borçlu ihtar süresi içinde borcu tamamen ödememişse, bu altı ay içindeki talep üzerine icra mahkemesi tahliyeye karar verir.

Süresinde ödeme tahliye takibini bitirir mi?

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren ödeme süresi içinde kira borcu ödenirse ilamsız tahliye takibi sona erer. Alacaklı haciz ve tahliye isteyemez.

İcra dosyasına yatırmak temerrüdü engeller mi?

Alacaklıya ödenmemesi kaydıyla icra dairesine yatırılan kira borcu borçluyu temerrütten kurtarmaz. Paranın alacaklının tasarrufuna geçmesi tedbirle engellenmiş ve borçlu ödemeye muvafakat etmemişse temerrüt gerçekleşir. Bu sonuç o tedbir olayıyla sınırlıdır.

Ödeme belgesi temyizde ilk kez sunulabilir mi?

İcra mahkemesindeki incelemeden önce var olan ödeme belgesini o incelemede ileri sürmeyen borçlu, temyiz aşamasında bu belgelerle değerlendirme isteyemez. Direnme kararı bu nedenle onanmıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu