Boşanma Sebepleri Nelerdir? Tek Celsede Boşanma Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Sebepleri Nelerdir? Tek Celsede Boşanma Şartları

Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri ve Sınırlı Sayı İlkesi

Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma nedenleri özel sebepler ve genel sebep olarak iki ana kategoride düzenlenmiştir. Özel boşanma sebepleri kanunda sınırlı sayıda sayılmış olup bunlar zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ile akıl hastalığından ibarettir. Kanunda açıkça gösterilen bu durumların haricinde başka bir olgu özel boşanma sebebi oluşturmaz. Özel ve mutlak nitelik taşıyan bir sebebe dayanılarak dava açıldığında, kanundaki koşulların gerçekleştiğinin ispatı durumunda hâkim, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığını ayrıca araştırmaksızın boşanma kararı verebilir.

Özel Boşanma Sebepleri ve Hak Düşürücü Süreler

Zina, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Eşlerden birinin zina yapması halinde diğer eşin dava hakkı bulunmaktadır. Bu sebebe dayalı dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmesiyle düşer. Zina fiilini affetmiş olan eşin ise dava açma yetkisi kalmaz. Zina vakasında bağımsız olarak zina sebebine dayanılabileceği gibi evlilik birliğinin temelinden sarsılması gerekçesiyle veya iki sebebe birden dayanılarak da dava ikame edilebilir; mahkeme yalnızca taraflarca ileri sürülen sebepler ve talepler çerçevesinde inceleme yapmakla yükümlüdür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Eşlerden biri tarafından diğerinin hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması veya ağır derecede onur kırıcı davranış sergilenmesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesi kapsamında boşanma sebebidir. Bu nedene dayanan boşanma davası hakkı, gerekçenin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde doğumundan başlayarak beş yıl geçmekle düşer. Yapılan eylemi affeden tarafın dava açma hakkı ortadan kalkar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/21125 Esas ve 2017/7988 Karar sayılı ilamında, eşine yönelik süreklilik arz eden fiziksel şiddet eylemlerinin pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış oluşturduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesindeki sebebin vücut bulması nedeniyle boşanma davasının kabulü gerektiği belirtilmiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 162Kaynağı aç
Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21125, K. 2017/7988Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/21125 E.  ,  2017/7988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 28.06.2016 gün ve 19370 – 12515 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir. Davacı kadın, Türk Medeni Kanununun 162. maddesinde yer alan "pek kötü muamele" ve "onur kırıcı davranış" sebebine dayanarak boşanma davası açmış, dava reddedilmiştir. Yapılan yapılan ve toplanan delillerden, davalı erkeğin eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Davalının eşine yönelik bu eylemleri pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış oluşturur. Bu bakımdan, mahkemenin ret gerekçesi yasal değildir. Yasanın 162. maddesinde yer alan boşanma sebebinin oluştuğu dikkate alınarak davacı kadının davasının kabulü gerekirken, reddi doğru bulunmamıştır. İlk inceleme sırasında bu hususun gözden kaçırıldığı anlaşılmakla, karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 28.06.2016 tarih 2015/19370 esas, 2016/12515 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple davacı kadının karar düzeltme talebinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri uyarınca KABULÜNE, Dairemizin 28.06.2016 tarih 2015/19370 esas. 2016/12515 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 22.06.2017 (Per.)

Evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla ortak konutun terk edilmesi veya haklı bir neden bulunmaksızın eve dönülmemesi hali, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesinde terk sebebiyle boşanma olarak yer almaktadır. Diğer eşi konuttan ayrılmaya zorlayan veya haklı sebep olmaksızın konuta dönmesini önleyen taraf da terk etmiş sayılır. Terk gerekçesiyle davanın açılabilmesi için ayrılık halinin en az altı ay sürmüş olması, bu durumun kesintisiz devam etmesi ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması zorunludur. Ayrılık süresinin dördüncü ayı tamamlanmadan eve dönüş ihtarı istenemez. İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi ve dönmemenin sonuçları bildirilir; bu ihtardan itibaren iki aylık kanuni süre tamamlanmadıkça boşanma davası açılamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 164Kaynağı aç
Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. V. Akıl hastalığı

Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi ya da haysiyetsiz bir hayat sürmesi sebebiyle kendisiyle birlikte yaşaması diğer eşten beklenemez duruma gelmişse, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesi uyarınca diğer eş her zaman boşanma davası açabilir. Kanun koyucu suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebi bakımından herhangi bir hak düşürücü süre belirlememiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 163Kaynağı aç
Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. IV. Terk[15]

Akıl hastalığı gerekçesiyle boşanma davası açılabilmesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinde hükme bağlanmıştır. Eşlerden birinin akıl hastası olması halinde bu nedene dayanılabilmesi için hastalığın diğer eş yönünden ortak hayatı çekilmez hâle getirmesi gerekir. Bununla birlikte hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu alınarak ispat edilmesi kanuni bir zorunluluktur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. VI. Evlilik birliğinin sarsılması

Genel Boşanma Sebebi Olarak Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

Evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olması durumu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrasında genel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda eşlerden her biri dava açma hakkına sahiptir. Kanunun 166. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı tarafın kusuru daha ağır olduğu takdirde davalının davaya itiraz etme yetkisi bulunmaktadır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşıyorsa ve birliğin sürmesinde davalı ile ortak çocuklar yönünden korunması gereken bir hukuki menfaat kalmamışsa boşanma kararı verilebilir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/21999 Esas ve 2017/2786 Karar sayılı kararında, eşin kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçlarından uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olması sonucu evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getiremeyecek olması karşısında evlilik birliğinin sarsıldığı ve davanın kabulü gerekirken verilen ret kararının bozulması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/21999, K. 2017/2786Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/21999 E.  ,  2017/2786 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece, “davacı tanıkların beyanlarının davacının iddialarını desteklemediği, davacının iddialarını ıspatlayamadığı görülmekle, davacının davasının şiddetli geçimsizlik nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ispatlanamaması nedeniyle reddine” karar verilmiştir. Davacı kadın, davalının kendisini aşağıladığı, dışladığı ve işlediği bir suçtan dolayı uzun süreli hapis cezası aldığı ve evlilik birliğinin bu sebeple sarsıldığı gerekçesiyle Türk Medeni Kanununun 166. maddesi uyarınca boşanmaya karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı ise cezaevinden gönderdiği dilekçe ile davanın reddi gerektiğini cevaben bildirmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı kadın tarafından erkeğe yüklenen aşağılama ve dışlama vakıaları kanıtlanamamış ise de; davalının kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçlarından dolayı uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olduğu, bunun sonucu olarak evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getiremeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı kadın dava açmakta haklı olup, evlilik birliği sarsılmıştır. Bu durumda, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 16.03.2017 (Prş.)
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi durumunda, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda, bu koşulun varlığı halinde eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya hükmolunur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2022/10602 Esas ve 2023/2028 Karar sayılı kararında, davacı-davalı erkeğin zina ve haysiyetsiz yaşam sürme sebeplerine dayalı davalarına yönelik istinaf başvurusu bulunmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince bu husus incelenerek başvurunun esastan reddedilmesi usule aykırı görülmüş, bu hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemesi sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10602, K. 2023/2028Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/10602 E.  ,  2023/2028 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2159 E., 2022/2196 K. DAVACI-DAVALI : … vekili Av. … DAVALI-DAVACI : … vekili Av. … DAVA TARİHİ : 21.01.2015 KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2015/144 E., 2022/219 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kısmen kaldırılarak yeniden bu yönden hüküm kurulmasına, diğer istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kadının sadakatsiz olduğunu, müvekkilinin aile dostu olan İ. K. ile gayri meşru ilişki içine girdiğini, zina ettiklerini, müvekkiline ''Ben seni istemiyorum, ben senin değilim.'' gibi kelimeleri kullanarak sürekli evi terk ettiğini, lüzumsuz harcamalar yaptığını, hakaret ve tehdit ettiğini, İ. K. adlı kişi ile karı koca gibi yaşamaya başladığını iddia ederek haysiyetsiz hayat sürme, zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenleri ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin davacı babaya verilmesine, ortak çocuğun soybağının araştırılarak soybağının reddi davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davacı-davalı erkek vekili süresinde verdiği birleşen davaya cevap dilekçesinde; davalı-davacı kadının iddialarının asılsız olduğunu, davalı-davacı kadının sadakatsiz olduğunu iddia ederek boşanma davasının kabulüne, davalı-davacı kadının diğer taleplerinin reddine, 50.000,00 TL manevî tazminatın davalı-davacı kadından alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesi ile özetle; davalı erkeğin müvekkiline evlendikten kısa süre sonra hakaret etmeye başladığını, şiddet uyguladığını, çok fazla alkol aldığını, rızası dışında ilişkiye zorladığını, son iki yıldır maddi katkıda bulunmadığını, komşuları ile ilişkisi olduğunu, müvekkilini arayarak artık para göndermeyeceğini, bir sevgilisi olduğunu söylediğini, müvekkilinin boşanma isteğini kabul etmeyince etrafa haysiyetsiz bir kadın olduğunu söyleyeceğini, onu rezil edeceğini söyleyerek tehdit ettiğini iddia ederek zina ve şiddetli geçimsizlik nedenleri ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile davacı kadın yararına 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasının davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, 30.000,00 TL manevî tazminatın davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin 2018/110 Esas 2020/257 Karar sayılı kararı ile; çocuk Muhammed E. S.'nın babasının davacı erkek olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın istinaf ve temyiz aşamasından onanarak kesinleştiği, çocuğun doğum tarihinin 01.08.2004 olduğu, buna göre zina yönünden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, haysiyetsiz hayat sürme nedenine dayalı boşanma talebinin şartlarının oluşmadığı, soybağının reddi dava dosyası ve tanık beyanları dikkate alındığında davalı kadının sadakat yükümlüğüne aykırı davranışları nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun (4721 sayılı Kanun) 185 inci maddesinde yer alan evlilik birliğinin mutluluğunu sağlama ve eşine sadık kalmak yükümlülüğünü ihlal ettiği, evlilik birliğini ve ortak hayatı sürdürmesini diğer eşten beklenmeyecek derecede temelinden sarstığı, tanık …'in davalı kadın ile ilişki içerisinde olduğu belirtildiğinden ve bunun yanında diğer tanıkların beyanları ile soybağının reddi dava dosyası nazara alınarak tanık İsmal'in beyanlarına itibar edilmediği, birleşen dosyada; zina nedenine dayalı boşanma talebinin kanıtlanmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma talebinin ise davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğu gerekçeleri ile davacı-davalı erkeğin zina nedenine dayalı boşanma talebinin hak düşürücü süre nedeni ile reddine, haysiyetsiz hayat sürme nedenine dayalı boşanma talebinin şartlar oluşmadığından reddine, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma talebinin kabulü ile 4721 sayılı Kanun`un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, birleşen dosyada davalı-davacı kadının zina nedenine dayalı boşanma davası ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının reddine, çocuğun soybağının reddine ilişkin karar kesinleşmiş olduğundan velayet hususunda karar verilmesine yer olmadığına, davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğu gerekçesi ile yoksulluk nafakası ve manevi tazminat taleplerinin reddine, maddi tazminat talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada boşanma talebinin reddine karar verildiği gerekçesi ile davacı-davalı erkeğin manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı-davacı kadın vekili; Mahkemece asıl davanın zina nedeni ile ve haysiyetsiz hayat sürmek nedeni ile iddia edilen boşanma sebeplerinin ayrı ayrı reddedilmesine rağmen karşı davada taraflarına vekalet ücretine hükmedilmediğini, Mahkemece evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma talebinin kabulüne karar verilmesine rağmen tamamen zina nedeni ile karar verilmiş gibi değerlendirildiğini, müvekkili için ağır bir karar olduğunu, müvekkilinin tam kusurlu bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili lehine yoksulluk nafakası ve tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek erkeğin davasının kabulü, kendi davasının reddi, kusur belirlemesi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi ve vekâlet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı-davalı erkek vekili; dosya kapsamından davalı-davacı kadının zina yaptığının sabit olduğunu, soy bağının reddi davasında çocuğun davacı-davalı erkekten olmadığının tespit edildiğini, davalı-davacı kadının zinada bulunduğu, halen de sadakatsiz bir şekilde yaşantısına devam ettiğini, bu nedenlerle davacı-davalı erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken talebin reddinin hatalı olduğunu belirterek manevi tazminat yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince; davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usulü işlemlerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa (6100 sayılı Kanun) uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, 4721 sayılı Kanun`un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmaya karar verilmesinde ve kusura ilişkin yapılan değerlendirmede, gerçekleşen kusur durumuna göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, zina hukuki nedenine dayalı asıl boşanma davasının hak düşürücü süre nedeniyle, haysiyetsiz hayat sürme hukuki nedenine dayalı boşanma davasının şartları oluşmadığından reddine, birleşen zina hukuki nedenine ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davalarının reddine karar verilmesinde herhangi bir hata olmadığı, kadının tam kusurlu olduğundan yoksulluk nafakası ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılan bu olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan erkek yararına, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri, tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü ve tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde davacı-davalı erkek yararına 50.000,00 TL manevi tazminat hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile davacı-davalı erkeğin zinaya ve haysiyetsiz yaşam sürmeye dayalı boşanma davalarına yönelik istinaf başvuru talebi ile, davalı birleşen davacı kadının tüm istinaf başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine, davacı-davalı erkeğin reddedilen manevi tazminat talebine yönelik istinaf başvuru talebinin kabulü ile İlk Derece Mahekemesinin 15 nolu bendinin hükümden çıkarılmasına, davacı-davalı erkeğin manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kadından alınarak erkeğe verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı-davacı kadın vekili; mahkemece asıl davanın zina nedeni ile ve haysiyetsiz hayat sürmek nedeni ile iddia edilen boşanma sebeplerinin ayrı ayrı reddedilmesine rağmen karşı davada taraflarına vekalet ücretine hükmedilmediğini, mahkemece evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma talebinin kabulüne karar verilmesine rağmen tamamen zina nedeni ile karar verilmiş gibi değerlendirildiğini, müvekkili için ağır bir karar olduğunu, müvekkilinin tam kusurlu bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili lehine yoksulluk nafakası ve tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek erkeğin davasının kabulü, kendi davasının reddi, kusur belirlemesi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi, aleyhine hükmedilen manevi tazminat ve vekalet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı-davalı erkek vekili; davalı-davacı kadının zinasının sabit olduğunu, soy bağının reddi davasında çocuğun davacı-davalı erkekten olmadığının tespit edildiğini belirterek kararın boşanma nedeni yönünden kaldırılmasına ve zina nedeni ile tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı-davalı erkek tarafından açılan zinaya dayalı boşanma davasının kabul edilip edilmeyeceği, davacı-davalı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ilişkin davanın kabulünün doğru olup olmadığı, davalı-davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabul edilip edilmeyeceği, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurun kimde olduğu, davacı-davalı erkek yararına manevî tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, davalı-davacı kadının manevî tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddedilmesinin doğru olup olmadığı ve reddedilen davalar yönünden ayrıca vekâlet ücreti hükmedilip hükmedilmeyeceği, istinaf yoluna başvurulmayan bir yön konusunda Bölge Adliye Mahkemesince inceleme yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun`un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 161, 163, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı-davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davacı-davalı erkek vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesi ile sadece manevi tazminat talebinin reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuş ancak Bölge Adliye Mahkemesince davacı-davalı erkeğin zinaya ve haysiyetsiz yaşam sürmeye dayalı boşanma davalarının reddi hususunda da istinaf başvurusu varmış gibi değerlendirme yapılarak davacı-davalı erkeğin zinaya ve haysiyetsiz yaşam sürmeye dayalı boşanma davalarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı-davalı erkeğin zinaya ve haysiyetsiz yaşam sürmeye dayalı davalarına yönelik istinaf başvurusu yokken Bölge Adliye Mahkemesince bu husus incelenerek başvurunun bu yönden esastan reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı-davacı kadının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı-davalı erkeğin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan ''Davacı-birleşen dosya davalısı erkeğin zinaya ve haysiyetsiz yaşam sürmeye dayalı boşanma davalarına yönelik istinaf başvuru talebi ile'' kelimelerinin çıkarılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden …'ye yükletilmesine, Peşin harcın istek halinde yatıran İdris'e iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tek Celsede Boşanma Koşulları

Boşanma uyuşmazlığının ilk celsede karara bağlanması esas olarak anlaşmalı boşanma usulünde söz konusudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması kaydıyla eşlerin mahkemeye birlikte müracaat etmesi veya bir eşin davasını diğerinin kabul etmesi durumunda evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı varsayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe beyan ettiklerine ikna olması ve eşlerin boşanmanın mali neticeleri ile müşterek çocukların durumuna ilişkin hazırladıkları anlaşmayı uygun bulması şarttır. Hâkim, eşlerin ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak sunulan protokolde uygun gördüğü değişiklikleri yapabilir; söz konusu değişikliklerin taraflarca kabulü durumunda boşanmaya hükmedilir ve tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı kuralı uygulanmaz. Gerekli şartların eksiksiz yerine getirilmesi halinde duruşma tek celsede sonuçlanabilir.

Çekişmeli davalarda da delillerin açık olması durumunda işin kısa sürede karara bağlanabileceği haller bulunmaktadır. Zina veya şiddet gibi açık ve kesin delillerin yer aldığı durumlar, ileri sürülen olayların tanık beyanlarıyla doğrulandığı haller ya da eşin uzun süre terk etmiş olması gibi somut vakalar tek celsede karara bağlanabilecek durumlar arasında sayılabilmektedir.

Anlaşmalı boşanmada tek celsede boşanmak için gereken şartlar nelerdir?

Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte mahkemeye başvurması ya da açılan davanın diğeri tarafından kabul edilmesi, hâkimin tarafları duruşmada bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve mali sonuçlar ile müşterek çocuklara dair düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

Zina sebebiyle boşanma davası açma süresi ne kadardır?

Zina nedenine dayalı boşanma davası hakkı, sebebin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay ve her hâlükarda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer; fiili affeden tarafın dava hakkı kalmaz.

Çekişmeli boşanma davası tek celsede sonuçlanabilir mi?

Zina veya şiddet gibi açık ve kesin delillerin bulunduğu durumlar, tanık beyanlarıyla doğrulanan olaylar veya eşin uzun süre terk etmiş olması gibi somut vakalar, delillerin açık olması halinde tek celsede karara bağlanabilecek durumlar arasında sayılabilmektedir.

Terk nedeniyle boşanma davası açma şartları ve süreleri nasıldır?

Eşin haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi veya yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla evi terk etmesi halinde ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması gerekir; ayrılığın dördüncü ayı bitmedikçe ihtar istenemez, hâkim veya noter tarafından yapılan iki ay içinde dönme ihtarı sonuçsuz kalmadıkça ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası hangi şartlara tabidir?

Hastalığın diğer eş açısından ortak hayatı çekilmez hâle getirmesi ve iyileşme ihtimalinin bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile belgelenmiş olması şarttır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu