Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Dayalı Tapu İptal ve Tescil

by Avukat Erdal Ersoy
Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Dayalı Tapu İptal ve Tescil

Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Dayalı Tapu Tescil Davası ve Hukuki Yarar

Anlaşmalı boşanma kararında yer alan protokol onayının yalnızca tasdik niteliğinde kalması ve inşai hüküm içermemesi sebebiyle tapu idaresince tescil işlemi gerçekleştirilemediğinde, davacının mülkiyet naklini sağlayacak inşai nitelikte bir tapu iptali ve tescil davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Protokol uyarınca eşe taşınmaz devri kararlaştırılmışsa, mahkemece davalı adına kayıtlı tapu kaydının veya hissesinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilir. Bu davada kayıt maliki olan eş pasif husumet ehliyetine sahiptir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2431, K. 2024/2084Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/2431 E.  ,  2024/2084 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1789 E., 2023/91 K. DAVA TARİHİ : 13.07.2020 KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/306 E., 2021/629 K. Taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiş, davalının istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 04.03.2003 tarihinde evlendiklerini ve aralarındaki geçimsizlik sebebiyle Yığılca Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/130 Esas 2019/138 Karar sayılı kararı ile 05.09.2019 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, kararın kesinleştiğini, anlaşmalı boşanma protokolünün 4 no'lu maddesinde davalının Düzce İli Merkez İlçesi Kültür Mah. 3 ada 66 parsel 3 no'lu bağımsız bölümdeki hissesini …’a devretmesi hususunda da anlaştıklarını, gerekçeli kararın 6 no'lu hüküm kısmında “davalı … Acar’ın evlilik birliği içerisinde edinilen Düzce İli Merkez İlçesi, Kültür Mah. 3 ada 66 parsel 3 nolu bağımsız bölümdeki hissesini …’a devredeceğine ilişkin protokol maddesinin tasdikine” karar verildiğini, mahkemece verilen karar gereğince tapuda devir işlemlerini yapmak üzere Düzce Tapu Müdürlüğü’ne başvuru yapıldığını, ancak mahkeme hükmünün sadece tasdik hükmü içermesi gerekçe gösterilerek devir işleminin yapılamadığının belirtildiğini ileri sürerek davalı … Acar adına olan Düzce İli Merkez İlçesi Kültür Mah. 3 ada 66 parsel 3 nolu bağımsız bölüm hissesinin iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; gerek usul gerekse esas yönünden davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen mağduriyete uğrayacağını, kaldı ki iş bu davaya konu tapunun iptal ve tesciline yönelik taraflar arasında herhangi bir husumet bulunmadığını, davacının hukuki bir ihtilafı çözümlemek saikiyle değil de yalnızca yargı makamlarının iş yükünü arttırmak amacıyla dava ikame ettiğini, usul ekonomisi ilkesine tamamen aykırı olarak ikame edilen iş bu davanın, öncelikle hukuki yarar eksikliğinden, akabinde ise husumet yokluğu ve esas hakkındaki savunmaları uyarınca esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların Yığılca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 2019/130 Esas – 2019/138 Karar ve 29.10.2019 kesinleşme tarihli ilamı ile anlaşmalı boşandıkları, anlaşmalı boşanma protokolü 4 no'lu maddesinde; davalının Düzce İli, Merkez İlçesi, Kültür Mah. 3 ada 66 parsel 3 no'lu bağımsız bölümdeki hissesini …’a devretmesi hususunda anlaşma olduğu, gerekçeli kararın 6 no'lu hüküm kısmında “davalı … Acar’ın evlilik birliği içerisinde edinilen Düzce İli Merkez İlçesi, Kültür Mah. 3 ada 66 parsel 3 no'lu bağımsız bölümdeki hissesini …’a devredeceğine ilişkin protokol maddesinin tasdikine” karar verildiği, bu madde hükmüne göre tapuda devir işlemleri için davacının tapu müdürlüğü'ne başvuru yaptığı, dava dilekçesinde kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere, anılan hükmün inşai bir hüküm olmaması, yalnızca tasdik hükmü içermesi sebebiyle tapu müdürlüğü tarafından devir işlemlerinin infaz edilmediği, davacının inşai hüküm kurulması için iş bu tapu iptal tescil davasını açmakta hukuki yararı olduğu, boşanma ilamına ve anlaşmalı boşanma protokolüne dayalı iş bu davaya bakmakla görevli mahkemenin Aile Mahkemeleri olduğu, tapu maliki davalı olduğu için davalının pasif husumet ehliyetinin de olduğu, hal böyleyken davalının usuli tüm itirazlarının reddi gerektiği ve bu yönde ön inceleme duruşması 1 no'lu ara kararının kurulduğu, davanın esası incelendiğinde; davacının, anlaşmalı boşanma protokolünün ilgili maddesinin tapuda infazı için inşai hak doğuracak iş bu tapu iptali tescil davasını açmakta hukuki yararı olduğu, protokol hükmü gereğince dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili gerektiği gerekçesiyle haklı davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı olan Düzce İli, Merkez İlçesi, Kültür Mahallesi, 3 ada 66 parsel, 3 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden ise; dava dilekçesinde davacı tarafın beyanlarından da anlaşılacağı üzere tapuda devir işlemlerinin yapılamamasının tapu müdürlüğü'nden kaynaklandığı, davacının dava dilekçesinde tapu müdürlüğü işlem yapmadığı için iş bu davayı açtıklarının açıkça beyan edildiği, tapu müdürlüğü'nün tasdik hükmü içeren mahkeme ilamı ile infaz işlemi yapmak istemediğinin beyan edildiği, kaldı ki dinlenen davalı tanıklarının beyanlarına göre de, davalının taşınmazı devretmek istediği ancak bunun mümkün olamadığı, hatta davacının bunu kabul etmediği, herşeyin Mahkeme kanalıyla olmasını istediğini beyan ettiğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğu, davalının devirden kaçındığına dair hiç bir somut delil bulunmadığı, her ne kadar davacı tanığı Nurcan, tapuda devir yapılamama sebebi olarak davalının Tapu Müdürlüğü'ne gelmemesini ifade ettiyse de, dava dilekçesinde dahi bu yönde bir iddia olmadığı, davacının, dava dilekçesindeki iddialarıyla bağlı olduğu, bu itibarla anılan tanığın beyanının hükme esas alınmadığı, davalı dava açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet vermediğinden, bu haliyle davalıyı yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutmak usul yasasına ve hakkaniyete uygun olmadığı belirtilerek, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafın iyiniyetli ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olsaydı müvekkili zora koşmayacağı ve yargılamanın uzamasına sebebiyet vermeyeceği, ayrıca davalının devir işlemlerinin yapılması için tapu müdürlüğüne yapmış olduğu herhangi bir başvuru bulunmadığı, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalının defaatle tapuyu devretmek istediğini davacıya bildirdiği ancak davacı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyerek çareyi müvekkilimizi davalı göstererek müvekkil aleyhine masrafa sebep olacak yeni bir dava açmakta bulduğunu, yani maddî hukuka göre belirlenen husumet ehliyeti, müvekkilimiz yönünden bu davada bulunmadığı, davanın tescili gereken mahkeme hükmüne aykırı davranarak tescil işlemini yapmayan Tapu Müdürlüğü aleyhine ikame edilebileceği, davacının davasına konu talebi ile kesinleşmiş bulunan bir ilam mevcut olduğundan, işbu davanın ikamesinde "hukuki yarar" bulunmadığı, davanın açılmasına sebebiyet vermediği açıkça belirtilmiş olan davalının, davada kendini avukatla temsil etmek ve yargılama giderleri ödemek zorunda kaldığı hususları gözetilmeksizin müvekkil lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmediğini ileri sürerek kabul edilen dava ve davalı lehine hükmedilmeyen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının dava açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmiş ise de; davalının cevap dilekçesinde, davanın hukuki yarar yokluğu ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin talep edildiği göz önüne alındığında, davacının davasının kabulüne karar verilmesine rağmen, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, davalıdan tahsiline ve kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine maktu ücreti vekâlete hükmedilmesi gerektiği, davalı kadın vekili tarafından tarafından, davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğu, davanın hukuki yarar yokluğu ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği yönünde istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla; Mahkemece anlaşmalı boşanma protokolü gereğince dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesinde usul ve esas yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin davanın kabul kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği; davalı kadın vekili tarafından Mahkeme kararına karşı davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu yönünde istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinde usul ve esas yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yargılama gideri ve vekâlet ücretine yönelik istinaf başvurusunun da esastan reddi gerektiği; re'sen yapılan inceleme kapsamında; harçlar kamu düzeninden olup Mahkemece her aşamada re'sen göz önünde tutulur. Davanın anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası olup, davanın maktu harçla görülmesi gerekirken, Mahkemece nispi harç alınarak yargılamaya devam olunduğu, davanın kabulü sebebiyle davacı lehine, maktu vekâlet ücreti takdiri gerekirken ve davalının yanlızca dava harcı olarak alınması yeterli maktu dava harcından sorumlu tutulması gerekirken, yazılı olduğu hali ile, nispi dava harcına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde, hüküm fıkrasında dava konusu taşınmazda davalının 1/4 hissesi bulunmasına rağmen, infazda tereddüt yaratacak şekilde Dilek Acar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının tümden kaldırılmasına ve davanın kabulüne, Düzce İli, Merkez İlçesi, Kültür Mahallesi, 3 ada 66 parsel, 3 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydındaki 1/4 hissesinin iptali ile, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, alınması gerekli 179.90 TL maktu karar harcından ilk derece mahkemesince peşin alınan 170.78 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 9.12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, davacı tarafça yapılan 1.591,90 TL yargılama gideri ve 170.78 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafça fazladan yatırılan 1.303,10 TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine karar verilmiş, davalının istinaf taleplerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesini tekrarla kabul edilen dava ve vekâlet ücreti yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının dava açmakta hukuki yararının olup olmadığı, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Protokolde kararlaştırılan taşınmaz devri yükümlülüğü ayni bir hak tesisinden ziyade kişisel bir alacak hakkı niteliğindedir. Bu sebeple taşınmazın aynına ilişkin kesin yetki kuralı uygulanmaz ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca genel yetki kuralı devreye girer. Dava, davalı eşin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir ve taşınmazın bulunduğu yerde açılması zorunlu tutulmaz.

Görevli Mahkeme ve Kamu Düzeni Niteliği

Boşanma protokolüne dayalı tapu iptali ve tescil istemleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabında düzenlenen aile hukukuna ilişkin hükümler kapsamındadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4 üncü maddesi gereğince bu davalara bakmakla görevli mahkeme aile mahkemesidir. Müstakil aile mahkemesinin kurulmadığı yargı çevrelerinde ise davaya Asliye Hukuk Mahkemesince aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.

4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4- Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,[2] 2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi, 3. Kanunlarla verilen diğer görevler. Uzmanlardan yararlanma[3]
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/23111, K. 2013/16148Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2012/23111 E.  ,  2013/16148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, boşanma protokolüne dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabında yer almaktadır. Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (m.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı Yasanın 2. maddesi de, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında; davaya “Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 11.06.2013 (Salı) KARŞI OY YAZISI Dava, Türk Medeni Kanunun boşanma prtokolüne bağlı tapu iptali ve tescili talebine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabından kaynaklanmaktadır. 6100 sayılı HMK’nun “Görevin Belirlenmesi ve Niteliği” başlıklı 1. maddesine göre “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir”. Bir davaya hangi mahkeme tarafından bakılacağına ilişkin düzenlemelere görev denir. Boşanma prtokolüne bağlı tapu iptali ve tesciline ilişkin davaların hangi mahkemede bakılacağına dair HMK’nun da özel bir düzenleme yoktur. HMK’nun 2. maddesine göre mal varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Boşanma prtokolüne bağlı tapu iptali ve tescil davaları da mal varlığına ilişkin davalardan olduğundan kural olarak bu davalara bakmakla asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Ancak 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (md.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı yasanın 2. maddesi de, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Dolayısı ile boşanma prtokolüne bağlı tapu iptali ve tescil aile mahkemesi kurulan yerlerde bu özel düzenleme sebebiyle aile mahkemesi, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerinde bakılacaktır. Davanın görüldüğü yerde aile mahkemesi kurulmamıştır. Bu sebeple dava 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 2. maddesine uygun olarak bu Kanun hükümleri de uygulanarak görevli asliye hukuk mahkemesinde görülerek karara bağlanmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 297. Maddesinin 2/a fıkrasına göre gerekçeli kararda “hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğinin” gösterilmesi gerekmektedir. Dava 4787 sayılı Kanunun 2. maddesine göre görevli mahkemede görülüp sonuçlandırılmış, ancak HMK’nun 297. Maddesinin 2/a fıkrasına aykırı olarak davaya hangi sıfatla bakıldığı hükümde gösterilmemiştir. Hükümdeki bu eksiklik mahallinde düzeltilebilecek bir usul hatası olup yeniden yargılama yapılmasını da gerektirecek nitelikte değildir. Karar görev yönünden bozulsa bile davanın görevli başka bir mahkemeye gönderilmesine karar verilemeyecek, dava aynı mahkemede bakılıp sonuçlandırılacak, gerekçeli kararın başlığına davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” bakıldığı yazılacak, yani HMK’nun 297/2 maddesindeki usul eksikliği giderilmiş olacaktır. Bu sebeplerle görevli asliye hukuk mahkemesinin bu davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” baktığının karar başlığında gösterilmemiş olması usulü bir eksiklikten ibaret olup görevle bir ilgisi bulunmamaktadır. Sayın çoğunluğun kararına dayanak olarak gösterilen H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararının da kanuni bir dayanağı bulunmamakta ve bağlayıcı nitelikte değildir. Öte yandan 07.11.1982 Tarihli ve 2709 Numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. Maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu”, … Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinde “Herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde sonuçlandırılmasını isteyebileceği,” 6100 sayılı HMK. 30. Maddesinde “Hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu” hüküm altına alınmıştır. Yakarıda belirtilen kurallar ilk derecede mahkemeleri olduğu gibi Yargıtayı' da bağlayıcı niteliktedir. Bu açıklamalar karşısında kararın görev yönünden bozulması eldeki dava için gereksiz gider yapılmasına ve davanın makul sürede sonuçlandırılmasına da engel olacak niteliktedir. Sonuç olarak dava aile mahkemesi kurulmayan yerde, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 2. Maddesine uygun olarak görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek hükme bağlanmıştır. Hükümde görev yönünden kanuna aykırı, bozmayı gerektirecek bir usulsüzlük yoktur. Bu sebeple davanın görevli mahkemede bakılıp sonuçlandırıldığının kabul edilerek temyize yönelik inceleme yapılması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/24057, K. 2013/18064Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2012/24057 E.  ,  2013/18064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ :12.04.2012 NUMARASI :Esas no:2011/356 Karar no:2012/159 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabında yer almaktadır. Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (m.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı Yasanın 2. maddesi de, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında; davaya “Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 27.06.2013(Prş.) KARŞI OY YAZISI Dava, anlaşmalı boşanma davasına esas olmak üzere düzenlenen protokole bağlı tapu iptali ve tescil talebine olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabından kaynaklanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Görevin Belirlenmesi ve Niteliği” başlıklı 1. maddesine göre “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir”. Bir davaya hangi mahkeme tarafından bakılacağına ilişkin düzenlemelere görev denir. Boşanma davasına ve buna esas olmak üzere düzenlenen protokole bağlı davalara hangi mahkemede bakılacağına dair Hukuk Muhakemeleri Kanununun da özel bir düzenleme yoktur. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre şahıs varlığına ilişkin davalarda bu kapsamda boşanma ve boşanmaya bağlı davalara bakmakla görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Ancak 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (md.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı yasanın 2. maddesi de, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Dolayısı ile bu davalara aile mahkemesi kurulan yerlerde bu özel düzenleme sebebiyle aile mahkemesi, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerinde bakılacaktır. Davanın görüldüğü yerde aile mahkemesi kurulmamıştır. Bu sebeple dava 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 2. maddesine uygun olarak bu Kanun hükümleri de uygulanarak görevli asliye hukuk mahkemesinde görülerek karara bağlanmıştır. Kanunda aile mahkemesi kurulmayan yerlerde aile mahkemesinin görev alanına giren davalara “aile mahkemesi sıfatıyla” bakılacağına dair bir düzenleme yoktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. Maddesinin 2/a fıkrasına göre, gerekçeli kararda “hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğinin” gösterilmesi gerekmektedir. Dava 4787 sayılı Kanunun 2. maddesine göre görevli mahkemede görülüp sonuçlandırılmış, ancak Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. Maddesinin 2/a fıkrasına aykırı olarak davaya hangi sıfatla bakıldığı hükümde gösterilmemiştir. Hükümdeki bu eksiklik mahallinde düzeltilebilecek bir usul hatası olup yeniden yargılama yapılmasını da gerektirecek nitelikte değildir. Karar görev yönünden bozulsa bile davanın görevli başka bir mahkemeye gönderilmesine karar verilemeyecek, dava aynı mahkemede bakılıp sonuçlandırılacak, gerekçeli kararın başlığına davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” bakıldığı yazılacak, yani Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesindeki usul eksikliği giderilmiş olacaktır. Bu sebeplerle görevli asliye hukuk mahkemesinin bu davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” baktığının karar başlığında gösterilmemiş olması usulü bir eksiklikten ibaret olup görevle bir ilgisi bulunmamaktadır. Sayın çoğunluğun kararına dayanak olarak gösterilen H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararına da katılma imkanı bulunmamaktadır. Öte yandan 07.11.1982 Tarihli ve 2709 Numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. Maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu”, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinde “Herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde sonuçlandırılmasını isteyebileceği,” 6100 sayılı HMK. 30. Maddesinde “Hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu” hüküm altına alınmıştır. Yakarıda belirtilen kurallar ilk derecede mahkemeleri olduğu gibi Yargıtayı' da bağlayıcı niteliktedir. Bu açıklamalar karşısında kararın görev yönünden bozulması eldeki dava için gereksiz gider yapılmasına ve davanın makul sürede sonuçlandırılmasına da engel olacak niteliktedir. Sonuç olarak dava aile mahkemesi kurulmayan yerde, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 2. Maddesine uygun olarak görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek hükme bağlanmıştır. Hükümde görev yönünden kanuna aykırı, bozmayı gerektirecek bir usulsüzlük yoktur. Bu sebeple davanın görevli mahkemede bakılıp sonuçlandırıldığının kabul edilerek temyize yönelik inceleme yapılması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Hâkim Onayı Bulunmayan Protokollerin Hukuki Niteliği

Taşınmaz devri içeren bir protokolün aile hukuku belgesi vasfı kazanabilmesi için boşanma yargılaması sırasında hâkime sunulması ve mahkemece onaylanması şarttır. Hâkim onayından geçmeyen taşınmaz devri taahhütleri aile hukuku niteliği taşımayıp genel hükümlere tabi olur ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde kabul edilir. Taşınmaz mülkiyetini devir vaadi içeren sözleşmelerin geçerlilik kazanabilmesi için noterde resmî şekilde yapılmış olması zorunludur. Mahkemece onaylanmamış ve resmî şekle bağlanmamış protokollerden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Hükümsüzlük, İrade Sakatlığı ve Muvazaa Savunmaları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 27 nci maddesi uyarınca emredici kanun hükümlerine, kamu düzenine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Sözleşme hükümlerinden bir kısmının hükümsüz olması kural olarak diğer hükümlerin geçerliliğini etkilemez; ancak hükümsüz kılınan maddeler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin hükümsüz sayılır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur. III. Aşırı yararlanma

Eşlerden birinin protokolü yanılma, aldatma veya korkutma etkisi altında imzaladığı yönündeki irade sakatlığı iddiası, boşanma hükmü kesinleştikten sonra tapu iptal ve tescil davasında savunma olarak ileri sürülemez. Bu iddiayı taşıyan tarafın protokolün iptali talebiyle bağımsız bir dava açması gerekir. Bununla birlikte kimse kendi muvazaasından yararlanamayacağından, davalı eşin mal kaçırmak gayesiyle anlaşmalı olarak boşandıkları veya protokolle üstlendiği borçtan kurtulmak amacıyla taşınmazı devrettiği yönündeki muvazaa savunmaları mahkemelerce dinlenmez.

Şarta Bağlı Devir Borçları ve Zamanaşımı

Protokolde taşınmaz devri kredi borcunun tamamen ödenmesi gibi bir koşula bağlanmış olabilir. Mahkemece bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir; şart henüz vücut bulmamışsa devir borcunun ifa zamanı gelmediğinden dava erken açılmış sayılabilir.

Anlaşmalı boşanma protokolünden doğan taşınmaz devri borcuna yönelik olarak kanunda özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu nitelikteki devir talepleri için genel sözleşme zamanaşımı süresi olan on yıllık sürenin uygulanabileceği kabul edilmektedir.

Taşınmazın Üçüncü Kişiye Devri veya İpotekli Olması

Protokole konu taşınmaz borçlu eş tarafından muvazaalı yolla üçüncü bir kişiye aktarılmışsa üçüncü kişi üzerindeki tapu kaydının iptali ile devir talep edilebilir. Taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmesi neticesinde aynen tescilin imkânsız hale geldiği durumlarda ise terditli talep ile taşınmazın devir tarihindeki rayiç piyasa değerinin davalıdan tahsili istenebilir.

Taşınmaz üzerinde ipotek veya haciz kaydı bulunması mülkiyetin tescil edilmesine engel oluşturmaz; taşınmaz mevcut ipotek yüküyle birlikte yeni malik adına tescil olunur. Mahkemenin yalnızca ipotek kaydının mevcudiyetine dayanarak tescil talebini reddetmesi ve bedel ödenmesine karar vermesi hukuka uygun değildir.

Boşanma protokolüne dayalı tapu davasında hangi mahkeme görevlidir?

Mahkemece onaylanmış anlaşmalı boşanma protokolünden doğan tapu tescil davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakar.

Taşınmaz üzerinde ipotek varsa tapu iptal ve tescil davası reddedilir mi?

Hayır, taşınmaz üzerinde ipotek bulunması mülkiyet devrine engel teşkil etmez ve taşınmaz ipotek kaydı korunarak tescil edilir.

Protokoldeki taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse ne talep edilebilir?

Devir muvazaalı ise tapunun iptali istenebilir; devir iyi niyetli üçüncü kişiye yapılmışsa terditli talep kapsamında taşınmazın devir tarihindeki rayiç bedeli istenebilir.

Protokoldeki tescil şartı gerçekleşmeden dava açılabilir mi?

Şarta bağlı devirlerde şart henüz gerçekleşmemişse ifa zamanı gelmediğinden dava erken açılmış sayılabilir.

Hâkim tarafından onaylanmayan protokole dayalı tapu tescili istenebilir mi?

Hâkim onayından geçmeyen protokol taşınmaz satış vaadi hükmünde olup noterde resmî şekilde yapılmadıkça geçerli kabul edilmez.

Protokolden doğan tapu devri talebinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

Özel bir hak düşürücü süre bulunmayıp protokole dayalı talepler bakımından on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu