Aile hukukunda çocuğun görüşünün alınması, velayet, kişisel ilişki ve benzeri uyuşmazlıklarda salt usuli bir ayrıntı niteliğinde olmayıp çocuğun üstün yararı ve katılım hakkını ilgilendiren temel bir hukuki güvencedir. Mahkeme ve ilgili makamlar, çocuğun yaşını, olgunluğunu ve somut olayın özelliklerini dikkate alarak beyanını uygun yöntemlerle değerlendirmek ve kararlarını bu beyanı da içeren bütüncül bir inceleme üzerine kurmakla yükümlüdür.
Çocuğun görüşünün alınması, çocukla bağlantılı bir hukuki uyuşmazlıkta yaşına ve olgunluk düzeyine uygun şekilde düşüncesinin sorulmasını ve karar verilirken bu düşüncenin hesaba katılmasını ifade eder. Bu yaklaşım, çocuğu yalnızca korunması gereken pasif bir kişi olarak değil, hak sahibi bir birey olarak kabul eder.
Hukuki Dayanaklar ve Çocuğun Katılım Hakkı
Çocuğun kendisini ilgilendiren hukuki süreçlerde dinlenmesi, ulusal mevzuat ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmıştır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesi, çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü ifade etme hakkını açıkça tanır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde düzenlenen aile hayatına saygı hakkı, çocuğun korunması ve dinlenmesi bakımından güvence oluşturur. Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca temel haklara ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar iç hukuk karşısında öncelikli konuma sahiptir. Ayrıca 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuğun korunması ve koruyucu ile destekleyici tedbirlerin belirlenmesinde çocuğun görüşünün önemini destekler.
Türk Medeni Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygular. Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür. Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutar. Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz; adını ise ana ve babası koyar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 339Kaynağı aç
Görüşün Alındığı Aile Hukuku Uyuşmazlıkları
Aile hukukunda çocuğun görüşünün alınması hakkı; boşanma davaları, velayet uyuşmazlıkları, kişisel ilişki kurulması, çocuğun yerleşim yeri ve bakımına ilişkin ihtilaflar, evlat edinme süreçleri ile koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarında önem kazanır.
Boşanma davalarında çocuğun dinlenmesi sürecinde; kiminle yaşamak istediği, hangi ebeveynle daha güçlü bağ kurduğu, okul, bakım ve sosyal çevre tercihleri ile ebeveynler arasındaki ilişki ve güven duygusu dikkate alınır.
Velayet davalarında çocuğun beyanı, özellikle belirli bir yaş ve olgunluk seviyesine ulaşmışsa kararın şekillenmesinde önem taşır. Ancak çocuğun beyanı tek başına yeterli olmayıp hâkim çocuğun üstün yararını merkeze almak zorundadır.
Kişisel ilişki kurulması davalarında çocuğun hangi ebeveynle, ne sıklıkta ve hangi koşullarda görüşeceği belirlenirken ruhsal dengesi ve hayat düzeni gözetilir. Koruyucu ve destekleyici tedbir süreçlerinde de alınacak tedbir çocuğun yaşamına doğrudan müdahale ettiği için çocuğun görüşü önem taşır.
Görüşün Alınmasında Usul ve İfade Yöntemleri
Çocuğun görüşü alınırken taraf etkisinin ve anne-baba yönlendirmesinin engellenmesi gerekir. Çocuğun adliye ortamının yaratabileceği baskıdan korunması adına psikolojik güvenliği öncelikli tutulmalı; dinleme işlemi baskı kurulmadan, çocuğu travmatize etmeyecek bir ortamda ve yaşına uygun bir dille yürütülmelidir. Görüşmenin mümkünse uzman eşliğinde yapılması, süreçte kayıt ve gizlilik dengesinin gözetilmesi zorunludur.
Yargılama usulünde çocuğun görüşünün alınmasında farklı yöntemler uygulanır. Hâkim tarafından doğrudan dinleme yapılabileceği gibi pedagog, psikolog veya sosyal çalışma görevlisinin görüş alıp raporlaştırması yoluna gidilebilir. Çocuğun adliye baskısından daha az etkilenmesini amaçlayan adli görüşme odası modelinde çocuk özel bir odada uzman tarafından dinlenir; hâkim ve taraflar süreci dolaylı olarak izleyebilir. Özellikle küçük yaşta veya konuşma güçlüğü olan çocuklarda ise resim, yazı ve sembol gibi alternatif yöntemler kullanılabilir.
Uygulamada çocuğun doğrudan hâkim tarafından dinlenmesi zorunlu olmayıp uzman raporu da yeterli görülebilmektedir. Çocuğun aynı uyuşmazlık kapsamında yeniden ve gereksiz biçimde dinlenmesi psikolojik baskı yaratabileceğinden, uzman desteğiyle çocuğu yormayan usuller tercih edilir.
Yaş Sınırı ve İdrak Düzeyi Ölçütü
Türk hukukunda çocuğun görüşünün alınması için kesin ve tek tip bir kanuni yaş sınırı her durumda düzenlenmiş değildir; bu nedenle idrak ve olgunluk düzeyi esas alınır. Çok küçük yaşlardaki çocuklar açısından beyanın değerlendirilmesi daha ihtiyatlı yürütülürken, idrak çağındaki çocukların görüşü daha fazla önem kazanır. Belirli bir yaş eşiği mutlak bir kural oluşturmaz; yaş tek başına belirleyici olmayıp olgunluk ve çocuğun yararı birlikte belirleyicidir.
Beyanın Bağlayıcılığı ve Mahkemenin Takdir Yetkisi
Çocuğun görüşünün alınması, çocuğun davanın nihai karar vericisi olması anlamına gelmez. Kararı hâkim verir; hâkim bu kararı verirken çocuğun beyanını, yaşını, olgunluğunu, psikolojik durumunu ve üstün yararını birlikte değerlendirir.
Çocuğun görüşü tek başına bağlayıcı değildir. Mahkeme; çocuğun yaşını, idrak gücünü, beyanın serbest iradeyle oluşup oluşmadığını, ebeveyn baskısı ihtimalini, sosyal inceleme raporunu, uzman görüşünü, eğitim ve sağlık koşullarını, kardeşler arası bağı ile düzen ve güven ihtiyacını birlikte değerlendirir. Bu nedenle çocuk bir ebeveyni tercih etse bile, üstün yararı farklı bir sonucu gerektirebilir.
Mahkemece kurulan kararın gerekçesinde çocuğun görüşü açıkça tartışılmalıdır. Kararda yalnızca çocuğun dinlendiğinin belirtilmesi yeterli görülmeyip, beyanın nasıl ve hangi gerekçelerle değerlendirildiği gerekçeli kararda gösterilmelidir.
Görüşün Alınmamasının Hukuki Sonuçları
Çocuğun görüşünün alınmaması her zaman otomatik bir iptal sebebi sayılmasa da, çocukla ilgili temel bir kararda bu eksiklik ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Çocuğun dinlenmemesi kararın üst mahkemece bozulmasına, yargılamanın eksik inceleme nedeniyle sakatlanmasına, usul eksikliği sebebiyle yeniden değerlendirme yapılmasına, kararın çocuğun üstün yararı bakımından yetersiz bulunmasına veya aile hayatına saygı hakkının ihlali tartışmasına yol açabilir.
Velayet davasında çocuğun tercihi hâkim için bağlayıcı mıdır?
Hayır, çocuğun beyanı tek başına bağlayıcı değildir. Nihai kararı hâkim verir ve çocuğun tercihi bir ebeveyn yönünde olsa dahi yaş, idrak gücü, uzman raporu ve üstün yarar gerektirdiğinde mahkemece farklı bir karar verilebilir.
Çocuğun dinlenmesi için kanunda kesin bir yaş sınırı var mıdır?
Hayır, mevzuatta kesin ve tek tip bir kanuni yaş sınırı düzenlenmemiştir. Yaş tek başına belirleyici olmayıp somut olayda çocuğun olgunluk ve idrak düzeyi ile üstün yararı birlikte değerlendirilir.
Mahkemede çocuğun görüşü hangi usullerle alınır?
Çocuğun görüşü doğrudan hâkim tarafından dinlenebileceği gibi uzman raporu, adli görüşme odası modeli veya küçük yaşlarda resim, yazı ve sembol gibi alternatif yöntemlerle alınabilir.
İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmaması kararı bozar mı?
Çocuğun görüşünün alınmaması her zaman otomatik iptal sebebi sayılmasa da, çocukla ilgili temel bir kararda eksik inceleme nedeniyle kararın üst mahkemece bozulmasına ve yeniden değerlendirme yapılmasına yol açabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

