Yükseköğretim Kurumlarında Disiplin Soruşturması Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Yükseköğretim Kurumlarında Disiplin Soruşturması Usulü

Yasal Çerçeve ve Personel Rejimine Göre Uygulama

Yükseköğretim kurumlarında görev yapan personele dair disiplin süreçleri temel olarak 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile disiplin yönetmeliği kurallarına göre idare edilir; anılan metinlerde açık hüküm yer almayan hallerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu devreye girer. Bu çerçevede gerek devlet gerekse vakıf üniversitelerinde vazife alan öğretim elemanlarına yaptırım olarak uyarma, kınama, aylık ya da ücretten kesinti yapılması, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden çok defa ücretten kesme ile meslekten ya da kamu görevinden çıkarma yaptırımları öngörülmüştür. Akademik kadro haricinde akit ile istihdam edilen çalışanlar yönünden 4857 sayılı İş Kanunu ve akdedilen sözleşmeler geçerliyken, memur statüsündekilere ise 657 sayılı Kanun'un 125. maddesindeki disiplin hükümleri tatbik edilir.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53 – a. (Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin (…)[48]; rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin; enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir. b. (Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. (Ek cümleler: 15/4/2020-7243/7 md.) Öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine tabidir. Memurlar hakkında ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır.48 (1) (Değişik: 15/4/2020-7243/7 md.) Uyarma: Öğretim elemanına, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Maiyetindeki elemanların yetiştirilmesinde özen göstermemek. b) Destek alınarak yürütülen araştırmalar sonucu yapılan yayınlarda destek veren kişi, kurum veya kuruluşlar ile bunların katkılarını belirtmemek. c) Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak. d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak. (2) (Ek cümle: 15/4/2020-7243/7 md.) Kınama: Öğretim elemanına, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[49] a) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) b) Resmi olarak ders vermekle yükümlü bulunulan öğrencilere özel ders vermek. c) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) d) Üniversite veya bağlı birimlerin sınırları içinde herhangi bir yeri kurumun izni olmadan hizmetin amaçları dışında kullanmak veya kullandırmak. e) Yayınlarında hasta haklarına riayet etmemek. f) İnsanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda veya diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak. g) İncelemek üzere görevlendirildiği bir eserde yer alan bilgileri eser sahibinin açık izni olmaksızın yayımlanmadan önce başkalarıyla paylaşmak. h) Bilimsel bir çalışma kapsamında yapılan anket ve tutum araştırmalarında katılımcıların açık rızasını almadan ya da araştırma bir kurumda yapılacaksa ayrıca kurumun iznini almadan elde edilen verileri yayımlamak. ı) Araştırma ve deneylerde, çalışmalara başlamadan önce alınması gereken izinleri yetkili birimlerden yazılı olarak almamak. j) Araştırma ve deneylerde mevzuatın veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ilgili araştırma ve deneylere dair hükümlerine aykırı çalışmalarda bulunmak. k) Araştırmacılar veya yetkililerce, yapılan bilimsel araştırma ile ilgili olarak muhtemel zararlı uygulamalar konusunda ilgilileri bilgilendirme ve uyarma yükümlülüğüne uymamak. l) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) m) İçeriği itibarıyla şiddet veya nefret amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları teşhir etmek yahut kurumların herhangi bir yerine asmak.[50] n) Yükseköğretim kurumları içinde siyasi parti faaliyetinde bulunmak veya siyasi parti propagandası yapmak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kusurlu davranmak. p) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Mevzuatta öngörülen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek. r) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi sırasında amirine sözle saygısızlık etmek. s) (Ek:15/4/2020-7243/7 md.) Görevle ilgili resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, kaybetmek veya kusurlu davranışlarıyla bunlara zarar vermek. t) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) (İptal alt bent: Anayasa Mahkemesinin 28/12/2023 Tarihli ve E: 2020/55, K: 2023/228 Sayılı Kararı ile.) u) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi gereği katılmakla yükümlü olduğu kurul ve toplantılara izinsiz veya özürsüz olarak bir yıl içinde birden fazla katılmamak. (3) Aylıktan veya ücretten kesme: Brüt aylıktan; veya ücretten bir defaya mahsus olmak üzere 1/30 ila 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[51] a) Yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarının organlarında yapılan konuşma ve alınan kararları, yetkili olmadığı halde organ veya üyelerinin aleyhinde davranışlara yol açmak maksadıyla dışarı yaymak. b) Kuruma ait araç, gereç, belge ve benzeri eşyayı görevin sona ermesine ve kurumca yazı ile istenmesine rağmen belirlenen süre içinde geri vermemek. c) Araştırma ve deneylerde, hayvanlara ve ekolojik dengeye zarar vermek. d) Bilimsel çalışmalarda, diğer kişi ve kurumlardan temin edilen veri ve bilgileri, izin verildiği ölçüde ve şekilde kullanmamak, bu bilgilerin gizliliğine riayet etmemek ve korunmasını sağlamamak. e) Bilimsel araştırma için sağlanan veya ayrılan kaynakları, mekânları, imkânları ve cihazları amaç dışı kullanmak. f) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) g) Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak. h) Aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı hâlde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmek. ı) Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak. j) Hukuka aykırı olarak kurumun bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına kasten girmek veya orada kalmak. k) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Akademik atama ve yükseltmelere ilişkin başvurularda bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak. l) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Kasıtlı olarak; görevi tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek. m) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek. n) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görev yeri sınırları içerisinde herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, bu yeri kullanmak veya kullandırmak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Yasaklanmış her türlü yayını basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya teşhir etmek. (4) Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme: Devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan aylıklı öğretim elemanlarının bulundukları kademedeki ilerlemelerinin fiilin ağırlık derecesine göre bir ila üç yıl arasında durdurulması; vakıf yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının ise fiilin ağırlık derecesine göre üç ila altı ay süreyle brüt ücretinden 1/30 ila 1/8 arasında kesintiye gidilmesidir. Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[52] a) Hizmet içinde resmi bir belgeyi tahrif etmek, yok etmek, gizlemek veya sahte olarak düzenlemek, sahte belgeyi bilerek kullanmak, kullandırmak. b) Görevi sebebiyle veya görevi sırasında doğrudan veya dolaylı olarak her ne ad altında olursa olsun menfaat sağlamak, iş sahiplerinden veya öğrencilerden borç para istemek veya almak. c) Kamu hizmetlerinin yürütülmesini engellemek, boykot ve işgal eyleminde bulunmak. d) Ders, seminer, konferans, laboratuvar, grafik çalışma ve sınav gibi öğretim çalışmalarının yapılmasına engel olmak; görevlileri, öğrencileri eğitim-öğretim alanı dışına çıkartmak; görev yapılmasına engel olmak; öğrencileri bu tür davranışlara teşvik etmek veya zorlamak ya da bu maksatla yapılacak hareketlere iştirak etmek. e) Basın-yayın veya bilişim sistemlerini kullanarak amiri, iş arkadaşları, personeli, hizmetten yararlananlar veya öğrencileri hakkında gerçeğe aykırı açıklamada veya haksız isnatta bulunmak veya rızaları olmaksızın özel hayatlarıyla ilgili açıklama yapmak. f) İnsanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda ve diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak suretiyle kişilere zarar vermek. g) Bilimsel araştırmalarda gerçekte var olmayan veya tahrif edilmiş verileri kullanmak, araştırma kayıtları veya elde edilen verileri tahrif etmek, araştırmada kullanılmayan cihaz veya materyalleri kullanılmış gibi göstermek, destek alınan kişi ve kuruluşların çıkarları doğrultusunda araştırma sonuçlarını tahrif etmek veya şekillendirmek. h) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak.52 ı) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) j) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Mükerrer yayınlarını akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak. k) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek. l) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek. m) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) İlgili kanunların tanıdığı istisnalar dışında ticaret yapmak, yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak. n) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi gereği öğrendiği ve gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri açıklamak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya hizmetten yararlananlara hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek. (5) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma: Akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/7 md.) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek. b) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Atama ve yükselmelerde, unvan veya derece kazanılmasında; anket uygulama, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar dışında kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalar kullanmak. c) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek. (6) Kamu görevinden çıkarma: Kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmamak üzere kamu görevinden çıkarmadır. Kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[53] a) (Değişik: 15/4/2020-7243/7 md.) Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütler için kullanmak ya da kullandırmak. b) Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak. c) Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak. d) Uyuşturucu veya uyuşturucu olarak kabul edilen diğer uyarıcı maddeleri kullanmak, bulundurmak, başkalarına vermek, kullanılmasını özendirmek, satmak, imal etmek. e) Hukuka aykırı olarak kurumun verilerini elde etmek, kaydetmek, kullanmak, depolamak, dağıtmak, değiştirmek veya yok etmek. f) Kurumun bilişim sistemlerinin işleyişini kasten engellemek veya bozmak. c. (Değişik: 14/4/1982 – 2653/3 md.) Ceza soruşturması usulü: Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabilir, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması hâlinde aşağıdaki hükümler uygulanır:[54] (1) İlk soruşturma: Yükseköğretim Kurulu Başkanı için, kendisinin katılmadığı, Milli Eğitim Bakanının başkanlığındaki bir toplantıda, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek en az üç kişilik bir kurulca, diğerleri için, Yükseköğretim Kurulu Başkanınca veya diğer disiplin amirlerince doğrudan veya görevlendirecekleri uygun sayıda soruşturmacı tarafından yapılır. Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır. (2) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına; a) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesi, b) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumu rektörleri, rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri hakkında, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik kurul,[55] c) Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları ve dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel sekreterleri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul, d) Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul, e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu, Karar verir. f) Yükseköğretim Kurulu ile üniversite yönetim kurullarınca oluşturulacak kurullarda görevlendirilecek asıl ve yedek üyeler bir yıl için seçilirler. Süresi sona erenlerin tekrar seçilmeleri mümkündür. (3) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar. Noksanlar yedek üyelerle tamamlanır. Diğer hususlarda bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır. (4) Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesinde verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz ile men-i muhakeme kararlarının kendiliğinden incelenmesi Danıştayın İdari İşler Kuruluna aittir. Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesince incelenerek karara bağlanır. Lüzum-u muhakemesi kesinleşen Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtay ilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi Ceza Genel Kuruluna, diğer görevlilerin yargılanmaları suçun işlendiği yer adliye mahkemelerine aittir. (5) Değişik statüdeki kişilerin birlikte suç işlemeleri halinde soruşturma usulü ve yetkili yargılama mercii görev itibariyle üst dereceliye göre tayin olunur. (6) Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve rektörler hakkında 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarından dolayı yapılacak ceza soruşturmasında yukarıda belirtilen ceza kovuşturması usulü tatbik edilir. (Mülga cümle:15/4/2020-7243/7 md.) (…)[56] 3628 sayılı Kanun kapsamına giren suçlarından dolayı kanuni kovuşturma için gereken izin, Yükseköğretim Kurulu üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri ve bu kuruluşların memurları (Üniversitelerarası Kurul memurları dahil) hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanından, üniversite yöneticileri ve öğretim elemanları ile memurlar hakkında üniversite rektörlerinden alınır.56 (7) İdeolojik amaçlarla Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla bunlara irtibatlı suçlar, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan boykot, işgal, engelleme, bunları teşvik ve tahrik, anarşik ve ideolojik olaylara ilişkin suçlar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde, yukarıda yazılı usuller uygulanmaz; bu hallerde kovuşturmayı Cumhuriyet Savcısı doğrudan yapar. (8) Bu Kanunda yer almamış hususlarda 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.[57] Disiplin soruşturması ve savunma hakkı:

Soruşturmanın Başlatılması ve Soruşturmacı Görevlendirilmesi

Disiplin soruşturması münhasıran yetkili disiplin amirinin vereceği yazılı emir doğrultusunda başlatılır. Soruşturma açmaya yetkili kılınmamış bir makamın emrine dayalı olarak yürütülen tahkikat işlemleri ile bu işlemler sonucunda tesis edilen disiplin cezaları usul yönünden sakatlanır. Görevlendirilen soruşturmacının soruşturulan kişiyle çıkar çatışması taşımaması, tarafsız olması ve soruşturulanla aynı ya da daha üst düzeyde unvana sahip bulunması zorunludur. Öğretim elemanları arasından soruşturmacı tayin edilmesi halinde görevlendirilenlerin, haklarında inceleme yürütülecek öğretim elemanının akademik unvanına denk veya daha üst akademik unvana sahip olmaları yasal zorunluluktur.

Delil Toplama Esasları ve Soruşturma Süresi

Disiplin tahkikatında delil serbestisi geçerlidir. Soruşturmacı ilgilinin hem lehine hem de aleyhine olan bütün delilleri adil biçimde toplamakla yükümlüdür; fakat hukuka aykırı yöntemlerle temin edilmiş olan bulgular disiplin cezasına dayanak yapılamaz. Disiplin soruşturmasının en fazla iki ay içinde neticelendirilmesi temel kural olup soruşturmacının gerekçeli başvurusu üzerine bu sürenin uzatılması mümkündür.

Ceza hukuku ile disiplin hukuku farklı amaçlara hizmet ettiğinden kamu görevlisinin ceza yargılamasında mahkûm olup olmaması, eyleminin disiplin hukuku kıstaslarına göre değerlendirilerek cezalandırılmasına mani oluşturmaz. Ayrıca öğrenme ve öğretme hürriyetini engelleyen, kurumun huzurunu ve çalışma barışını bozan boykot, işgal veya anarşik olaylar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü durumlarında 2547 sayılı Kanundaki özel usuller uygulanmaz ve kovuşturma doğrudan yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülür.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/2982, K. 2023/1262Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/2982 E.  ,  2023/1262 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/2982 Karar No : 2023/1262 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde hemşire olarak görev yapan davacının 2547 Sayılı Yasa'nın 53/B-6(a) maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına yönelik YÖK Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih, … sayılı kararının iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 04.12.2015, 14.11.2015, 13.11.2015, 09.11.2015, 06.10.2015, 02.10.2015 tarihlerinde gerçekleştirilen fiiller (facebook paylaşımları) yönünden 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/C maddesinde, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlenildiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı açık bir şekilde düzenlendiği, davacının disiplin cezasına konu facebook paylaşımlarının 04.12.2015, 14.11.2015, 13.11.2015, 09.11.2015, 06.10.2015, 02.10.2015 tarihlerinde yapıldığı, dava konusu disiplin cezasının ise 07.12.2017 tarihinde, yani paylaşımların üzerinden iki yıl geçtikten ve disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradıktan sonra tesis edildiği anlaşılmış olup; dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, Davacının 07.12.2015 tarihinde gerçekleştirilen fiiller (facebook paylaşımları) yönünden bir inceleme yapıldığında ise; yürütülen kamu hizmetinin gerektiği şekilde görülmesini, memurun görevine bağlılığını ve kamu görevlisinin statüsünün korunmasını sağlamaya yönelik olan disiplin cezaları, kamu düzenini korumak esasına dayanan ceza yasalarının getirdiği cezalardan farklı nitelik taşıdığı, bu nedenle, bir kamu görevlisinin ceza yasasına göre mahkum olması veya olmaması, kamu görevlisinin eyleminin, disiplin hukukuna göre değerlendirilmesine ve disiplin suçu kabul edilip disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel olmadığı, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün 18/01/2018 tarihli İnceleme ve Değerlendirme Tespit tutanağının "fotoğraf-3" olarak adlandırılan görüntüde; davacının kendine ait kullanıcı adı ile yapmış olduğu 07/12/2015 tarihli paylaşım içeriğinde; Diyarbakır ili Sur ilçesinde bulunan tarihi Kurşunlu Camiinde çıkan yangın fotoğrafının paylaşıldığı ve fotoğrafın alt kısmında "Osmanlı torunu olduklarını söyleyenler diyarbakır'ın Osmanlı camii'sini ateşe verdiler. Kurşunlu cami yanıyor.." şeklinde ibarelerin yazılı olduğu, yine aynı inceleme ve değerlendirme tespit tutanağında ilgili görüntüye ilişkin; "Diyarbakır ili Sur ilçesinin altı (6) mahallesinde PKK/KCK terör örgütü mensupları ve terör örgütünün şehir yapılanmalarına mensup örgüt mensupları tarafından kazılan hendeklerin kapatılması, kurulan barikatların kaldırılması, tuzaklanan bombaların imha edilmesi ve terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirilmesi amacıyla güvenlik güçlerimizin bölgede gerçekleştirdiği operasyonlar sırasında terör örgütü mensupları tarafından işgal edilen ve üs olarak kullanılan Kurşunlu Camiinin örgüt mensuplarının bahse konu camiden kaçarken güvenlik güçlerinin kendilerini etkisiz hale getirmesini zorlaştırması ve yapılan operasyonlarda havadan destek veren hava unsurlarının görüntü almasını engellemek amacıyla Kurşunlu Camiini ateşe verme olayını çarpıtarak bahse konu camiyi güvenlik güçlerinin yaktığının belirtildiği, bu bağlamda bölge halkını Türkiye Cumhuriyeti Devleti güvenlik güçlerine karşı güvenini sarsarak ve güvenlik güçlerinin bölgeye hasar/zarar verdiğine inandırarak PKK/KCK terör örgütünün eylem ve faaliyetinin meşrulaştırıldığı ve alenen terör örgütünün/amacının propagandasının yapıldığı değerlendirilmektedir." denilerek 15/03/2017 tarihinde Dicle Üniversitesine bilgi ve belgelerin gönderildiği, disiplin soruşturması sonucunda sübuta eren fiilinin karşılığı olan disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, anılan fiiller nedeniyle davacıya tek bir disiplin cezası verildiği ve davacının sübuta eren terör propagandası eyleminin tek başına 2547 Sayılı Yasa'nın 53/B-6(a) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılması için yeterli olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde sonucu itibari ile hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Anayasa Mahkemesi'nin, 07/04/2015 tarihli ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/01/2015 gün ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesini, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngördüğünden bahisle Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal ettiği, iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdığı, iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihine kadar yasal düzenleme yapılmadığı, 09.12.2016 tarihli ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 2547 sayılı Kanunun 53. maddesi yeniden düzenlendiği, 2547 sayılı Kanunun 53.maddesinin "b" bendinin 6.alt bendinde " Kamu görevinden çıkarma: Kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmamak üzere kamu görevinden çıkarmadır. 657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak bu Kanun kapsamındaki kamu görevlileri için terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek fiilinin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayıldığı, bu çerçevede iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihine kadar Yükseköğretim Kurumları, Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesi yürürlükte olduğundan, bu tarihe kadar işlenen disiplin suçlarında anılan Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu durumda, davacının Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihinden önce gerçekleşen eyleminin, anılan tarihte disiplin yönünden tabi olduğu Yükseköğretim Kurumları, Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek eyleminin karşılığı olan cezanın verilmesi yönünde işlem tesis edilmesi gerekirken, daha sonradan yürürlüğe giren Yasa hükmünde (2547 sayılı Kanun'un 53/b-6-a maddesi) yer verilen ve eylem tarihinde tabi olunan mevzuatta yer almayan "Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek" fiili kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık, davanın reddine yönelik idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulü ile … İdare Mahkemesi'nce verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlığın dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği ileri sürülerek, istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde hemşire olarak görev yapan davacının kendisine ait sosyal medya hesaplarından 07.12.2015, 04.12.2015, 14.11.2015, 13.11.2015, 09.11.2015, 06.10.2015, 02.10.2015 tarihlerinde yaptığı paylaşımlar ile ulusal ve görsel basın ile Facebook ve Twitter isimli sosyal paylaşım sitelerinde sağlık personelinin kullanmış olduğu sosyal medya hesapları üzerinden PKK/KCK Terör Örgütünün Propagandasını yaptığı, söz konusu paylaşımları ile terör niteliğinde eylemde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek fiilini işlediği gerekçesiyle başaltılan disiplin soruşturması sonucunda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (a) alt bendinde belirtilen "Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek" suçunu kapsamında değerlendirilerek Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih, … sayılı kararı ile 2547 sayılı Yasa'nın 53/B-6(a) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Bunun üzerine, anılan cezanın iptali ve yoksun kalınan özlük ve parasal hakların yasal faiziyle ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 02/12/2016 tarih ve 6764 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi düzenlenen 53. maddesinin (b) bendinde; "Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." kuralına yer verilmiştir, 07/04/2015 tarihli ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesi, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesinin öngörülmesinin Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu hükmün iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu kamu düzenini ihlal edici görerek, Anayasa'nın 153/3. maddesi ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66/3. maddesi gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) bendine dayanılarak 21/08/1982 tarih ve 17789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği, Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) bendinin iptal edildiği, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğine karar verildiği, kararın 07/01/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği görülmekle birlikte, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca 2547 sayılı Kanun'da 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile değişiklik yapıldığı, öğretim elemanlarının disiplin hükümlerin 2547 sayılı Kanun'da düzenlendiği, ancak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasında ise, Anayasa Mahkemesi'nin 10/04/2019 tarih ve E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararı ile; "… öğretim elemanı, memur ve diğer personelden oluşan yükseköğretim kurumları kamu personeline ilişkin disiplin kuralları öngörülürken kanun koyucu tarafından bunlar arasında görevin niteliğinden kaynaklanan ve Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dâhil edilmesi, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediği gibi gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açtığından dava konusu kuralların Anayasa’nın 2., 27. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı …" gerekçesiyle, 2547 sayılı Yasanın (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin iptallerine ve yine iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği ve anılan kararın 17/07/2019 tarih ve 30834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı; 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesi ile de 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan disiplin hükümlerinde düzenlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun disiplin ve ceza işlerine ilişkin 53. maddesinin (b) fıkrasında; "Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." hükmü yer almakta iken 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında; 2547 Kanun'un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesini, kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngördüğünden bahisle Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş; bu hükmün iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici görülerek, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Ancak yasa koyucu tarafından iptal kararının yürürlüğe girdiği 08/01/2016 tarihine kadar yasal düzenleme yapılmamış, 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 2547 sayılı Kanunun 53. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacı hakkında soruşturma yürütüldüğünün Diyarbakır Valiliği Olağanüstü Hal Bürosu tarafından bildirilmesi üzerine Dicle Üniversitesi Rektörlüğü'nün 18/04/2017 tarihli soruşturma emri ile disiplin soruşturmasına başlanıldığı, disiplin soruşturması raporunun 10/07/2017 tarihinde tamamlanarak, 2547 Sayılı Yasa'nın 53/b-6(a) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih, … sayılı kararı ile 2547 Sayılı Yasa'nın 53/B-6(a) alt bendi uyarınca davacının '' Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek'' suçundan kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı hakkında açılan kamu davasında ise davacının, … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek suçundan 10 ay hapis ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ceza mahkemesi kararının 05/02/2018 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Dava konusu olayda, disiplin soruşturmasına konu eylemler nedeniyle ceza mahkemesi kararı ile 10 ay hapis cezası verilmiş olup yürütülen kamu hizmetinin gerektiği şekilde görülmesini, memurun görevine bağlılığını ve kamu görevlisinin statüsünün korunmasını sağlamaya yönelik olan disiplin cezalarının ise kamu düzenini korumak esasına dayanan, ceza yasalarının getirdiği cezalardan farklı nitelik taşıdığı, bu nedenle, bir kamu görevlisinin ceza yasasına göre mahkum olması veya olmaması, kamu görevlisinin eyleminin, disiplin hukukuna göre değerlendirilmesine ve disiplin suçu kabul edilip disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel olamayacağı, davacının eylemlerinin üniversite dışında gerçekleşmesi nedeniyle, idarenin 15/03/2017 tarihli yazı ile suçtan haberdar olduğu, disiplin eylemlerinin üniversite dışında gerçekleşmesi, ceza mahkemesi tarafından verilen hapis kararı ile de eylemin sübut bulduğunun anlaşılması karşısında, suçtan haberdar olunan tarihin, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımı başlangıç süresi kabul edilerek, bu tarih ve ceza hükmünün kesinleştiği 05/02/2018 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre disiplin işlemi tesis edileceğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu eylemlerin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe girdiği, 08/01/2016 tarihinden önce gerçekleştiği, anılan tarihte yürürlükte Yükseköğretim Kurumları, Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği hükümleri yerine, eylem tarihinden sonra yürürlüğe giren 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6-a maddesine göre disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna varılarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ve yoksun kalınan parasal hakların ödenmesine Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 16/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY: (X)- Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.

Anayasal Savunma Hakkı ve Savunma Usulü

Anayasa'nın 129. maddesi gereğince disiplin cezası tesis edilmeden önce ilgiliye usulüne uygun şekilde savunma hakkı tanınması zorunludur. Bu kapsamda savunmaya çağrı yazısının tebliğ edilmesi, yöneltilen somut eylemin bütün unsurlarıyla açıkça belirtilmesi ve savunmanın hazırlanması için en az yedi günlük süre verilmesi emredici kuraldır. İsnat edilen fiilin somutlaştırılmaması ya da savunma için elverişli sürenin sağlanmaması savunma güvencesini ihlal eder ve tesis edilen disiplin cezasını hukuka aykırı kılarak yargı yerlerince iptal sebebi sayılır. Soruşturma altındaki personel soruşturmanın her aşamasında avukatın hukuki desteğinden yararlanabilir; vekil dosyadaki bilgi ve belgeleri inceleme ve savunmanın yazımına refakat etme yetkisine sahiptir.

Karar Yetkisi, Kurul Usulleri ve Ölçülülük Denetimi

Soruşturma raporunun sunulmasının ardından uyarma ve kınama cezalarında disiplin amiri on beş gün içinde karar verir. Aylıktan kesme ve kademe durdurma işlemlerinde üniversite disiplin kurulu, meslekten ve görevden çıkarma tekliflerinde ise Yükseköğretim Kurulu Disiplin Kurulu otuz gün içinde dosyayı neticelendirir. Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını tayin etme yetkisi münhasıran Yükseköğretim Kurulu Disiplin Kuruluna tanınmıştır. Karar organları rapordaki teklifle bağlı olmayıp gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle daha hafif veya daha ağır bir yaptırıma hükmedebilir. Bununla birlikte uygulanan ceza ile isnat edilen eylem arasında adil bir denge bulunması şarttır; ölçülülük ilkesine aykırı biçimde ağırlık taşıyan yaptırımlar idari yargı mercii tarafından iptal edilir.

Yükseköğretim Genel Kurulu ondört, Yürütme Kurulu altı üye ile toplanır ve kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır; oyların eşitliği halinde Başkanın oyu iki sayılır. 2547 sayılı Kanun kapsamındaki diğer kurulların toplantı nisabı üye tamsayısının yarıdan fazlası olup kararlar kural olarak katılanların salt çoğunluğu ile kabul edilir; üçüncü turda sağlanamayan çoğunluk dördüncü turda basit oy çokluğuna tabi kılınır. Bu kurullarda üyelerin çekimser oy kullanması yasaktır; kabul veya ret oyu verilmesi emredicidir. Yükseköğretim Kurulu bünyesinde kamu görevinden çıkarma tekliflerinin görüşüldüğü durumlarda, toplantıda bulunduğu halde oya iştirak etmeyen üyenin oyunun ret sayılması ilgilinin lehine sonuç doğuran bir usul kuralıdır. Son soruşturmanın açılmasına karar verecek kurullar üye tamsayısıyla toplanır; ilk soruşturmada yer alan veya hakkında karar verilecek üyeler heyete katılamaz, eksikler yedek üyelerce tamamlanır.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/5711, K. 2025/1494Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5711 E.  ,  2025/1494 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5711 Karar No : 2025/1494 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 3-… Üniversitesi VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 1- Kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işlemi, 2- Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 23. maddesinde yer alan ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresi, 25. maddesinde yer alan ''Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.'' ibaresi, 37. maddesinde yer alan ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına" ibaresi ve 42. maddesi, 3- Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresinin iptali ile birlikte; 4- 2547 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) fıkrasının 5. bendi ile 11. maddesinin (a) fıkrasının 3. bendinde yer alan "Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışındaki" ibaresi, 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "ve Üniversitelerarası Kuruldur" ibaresi, 53/E maddesinin ilk fıkrası; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının ilk paragrafında yer alan "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" hükmü, aynı fıkranın 7. bendinde yer alan "11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; …kamu görevinden çıkarılır." ibaresi, aynı fıkranın son paragrafında yer alan "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptalleri için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : ByLock programını herhangi bir iletişim programı olduğu düşünülerek indirdiğini, bir süre sonra kullanmadığını, Süleyman Şah Üniversitesi'nde Eylül/2013-Ocak/2014 tarihleri arasında ders verdiğini, görevlendirmesinin resmi olarak yapıldığını, Rektörlük tarafından soruşturma açılmasının hukuka aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarma teklifine esas soruşturmanın da teklif yetkisine haiz Yükseköğretim Kurulu Başkanı tarafından bizzat veya görevlendireceği soruşturmacı marifetiyle yapılmasının hukuki zorunluluk olduğu, kamu görevinden çıkarma kararının Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından verildiğine göre, öncesinde açılan soruşturma kapsamında alınacak savunmanın da ilgili kurum tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından alınmasının gerektiği, kamu görevinden çıkarılması işleminin disiplin cezası niteliğinde olduğu, dolayısıyla 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesinde düzenlenmeyen hususlarda 2547 sayılı Kanun'da yer alan ilave usuli güvenceler sunan düzenlemelerin uygulanmasının gerektiği, bu kapsamda soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisini veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkının tanınmadığı, sadece yazılı savunma alınmakla yetinildiği, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesinde soruşturmaya başlama zamanaşımının uygulanmayacağının belirtildiği, ceza zamanaşımının istisna tutulmadığı, somut uyuşmazlıkta ceza zamanaşımının uygulanmasının gerektiği, dava konusu kararda ilgili mevzuata uygun bir şekilde toplantı yeter sayısı ile karar yeter sayısının bulunmadığı, devam eden ceza yargılamasının beklenilmediği, Genel Kurul kararına dayanak Değerlendirme Komisyonu uygun görüşündeki gerekçelerin bildirilmediği, 2547 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, Bakanlar Kurulu'na ve Genelkurmay Başkanlığı'na üye seçme yetkisi tanınmadığı halde Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin, 1. fıkrasının 2. ve 3. bentlerinde Bakanlar Kurulu'na ve Genelkurmay Başkanlığı'na YÖK üye seçme yetkisinin verildiği, 4. bendinin ve 37. maddesinin Anayasa'nın 131. maddesine aykırı olduğu, 23. ve 25. maddesinin 2547 sayılı Kanun'un 61. maddesine aykırı olduğu, 42. maddesinin 2547 sayılı Kanun'un 13. maddesine aykırı olduğu, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun Anayasa'ya uygun teşekkül ettirilmediği, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu'nun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 2547 sayılı Kanuna aykırı olduğu, Yükseköğretim Kurulu üyesi seçme yetkisinin üniversitelere ait olduğu iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI: … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Bireysel işleme yönelik olarak, davacının FETÖ/PDY mensuplarının örgüt içi iletişimde kullandıkları ByLock programının kullanıcısı olduğu, kullanım bilgisinin bulunduğunun tespit edildiği, örgüt üyesi olduklarından bahisle haklarında soruşturma yürütülen kişilerle ve çok sayıda ByLock kullanıcısı ile irtibatlı olunduğu, ailesinden bir kişinin Bank Asya'da hesabının bulunduğu ve hesapta artış yapıldığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … sayılı iddianamesi, Üniversite tarafından düzenlenen soruşturma raporu ve eki dosyanın incelenmesi neticesinde davacının yazılı savunmasının alındığı, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği; düzenleyici işlemler yönünden davacının kişisel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı, iptali talep edilen Yönetmelik hükümlerinin hukuki denetimlerinin ilgili hükümler uyarınca gerçekleştirilen işlemlerde söz konusu olabileceği, iptali talep edilen yönetmelik hükümlerinin üst hukuk normlarına uyarlı olduğu, oylamaya katılmayan üyenin oyunun ret yönünde sayılmasının davacı lehine bir durum olduğu, yasal değişiklikler sonrasında Bakanlar Kurulunca veya Genelkurmay Başkanlığınca Yükseköğretim Kurulu'na üye seçilmesi gibi bir uygulamanın söz konusu olmadığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından adayların Cumhurbaşkanlığı'na sunulma uygulamasının sonlandırıldığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Usule ilişkin olarak hasım konumundan çıkarılmaları gerektiği, davanın ehliyet ve süre yönünden reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Esasa ilişkin olarak Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 2547 sayılı Kanun'a uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. … ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASININ ÖZETİ: Usule ilişkin olarak, kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açılacak davada görevli mahkemenin İdare Mahkemeleri olduğu, davanın tefrik edilerek yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesi gerektiği, davanın süre yönünden reddi gerektiği, iptali istenilen işlemin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından tesis edildiği, taraflarının hasım mevkinden çıkarılması gerektiği ileri sürülmektedir. Esasa ilişkin olarak; davacının FETÖ soruşturması nedeniyle gözaltına alındığı, … tarih ve … sayılı Rektörlük işlemiyle görevinden uzaklaştırıldığı, konuya ilişkin soruşturma başlatıldığı, 04/12/2019 tarihinde davacının savunmasının alındığı, 04/12/2019 tarihli soruşturma raporunda; BTK'dan alınan bilgilere göre davacı tarafından kullanılan hatlarda ByLock programının kullanıldığı, söz konusu programın kullanılması durumunun programı kullanan diğer kişilerle birlikte davacının da aynı yerden emir ve talimat alıp örgütsel faaliyet içinde olduğunu gösterdiği hususları dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı olduğunun tespit edilerek kamu görevinden ihraç edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, Üniversite Yönetim Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verilerek, teklifin … tarih ve … sayılı yazı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'na gönderildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı yazısı ile davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiğinin bildirildiği, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın bireysel işlem yönünden reddine, düzenleyici işlemler yönünden kısmen reddine, kısmen ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; İstanbul Medeniyet Üniversitesinde öğretim üyesi olan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 23. maddesindeki ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresinin, 25. maddesindeki ''Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.'' ibaresinin, 37. maddesindeki ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına "ibaresinin, 42. maddesi ile Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresinin iptali ve 2547 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) fıkrasının 5. bendi ile 11. maddesinin (a) fıkrasının 3. bendindeki "Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışındaki" ibaresinin, 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "ve Üniversitelerarası Kuruldur" ibaresinin, 53/E maddesinin ilk fıkrasının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının ilk paragrafındaki "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" hükmünün, aynı fıkranın 7. bendindeki "11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; …kamu görevinden çıkarılır." ibaresinin, aynı fıkranın son paragrafındaki "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresinin Anayasa'ya aykırılık iddialarının ciddiye alınarak iptalleri için Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesi istemiyle açılmıştır. Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 23. maddesindeki ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresinin, 25. maddesindeki ''Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.'' ibaresinin, 37. maddesindeki ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına "ibaresinin, 42. maddesi ile Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresinin; dava konusu "kamu görevinden çıkarılma" işleminin alınmasında doğrudan uygulanmadığı, başka bir ifadeyle işlemin tesisinde bizatihi bir gerekçe oluşturmaması nedeniyle bu maddelere yönelik iptal istemlerinin ehliyet yönünden reddi gerekmektedir. Öte yandan; 2547 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) fıkrasının 5. bendi ile 11. maddesinin (a) fıkrasının 3. bendindeki "Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışındaki" ibaresinin, 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "ve Üniversitelerarası Kuruldur" ibaresinin, 53/E maddesinin ilk fıkrasının, Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. Yine davacının; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının ilk paragrafındaki "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" hükmünün, aynı fıkranın 7. bendindeki "11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; …kamu görevinden çıkarılır." ibaresinin, aynı fıkranın son paragrafındaki "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresinin Anayasa'ya aykırılık iddialarıyla Anayasa Mahkemesine gönderilmesi istemine gelince; Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından Anayasa Mahkemesinde açılan iptal davası sonucunda anılan Mahkemenin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla; paragrafta geçen "üç yıl" ibaresinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yine paragrafta geçen "Millî Güvenlik Kurulunca" ve "üyeliği, mensubiyeti veya" ibarelerinin ve yine kamu görevine iade edilen kişilerin hukuka aykırı şekilde haklarında tedbir uygulanması nedeniyle uğradıkları zararlara karşı etkili giderim imkanı tanınmamasının Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında etkili başvuru hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresinin iptaline karar verilmiş, aynı kararda maddede yer alan "11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla …kamu görevinden çıkarılır." hükmüyle ilgili olarak ta, "Kurallar kapsamında yer alan kamu görevlileri hakkında yetkili makam ve mercilerin yapacağı değerlendirmeler sonucu her bir kamu görevlisi nezdinde bireysel nitelikte idari işlem tesis edilerek kamu görevinden çıkarma kararı verilebileceği anlaşılmaktadır." değerlendirilmesine yer verilmiştir. Dolayısıyla davacının Anayasa'ya aykırılık iddiaları bu şekilde karşılanmış olmaktadır. Bu çerçevede dava dosyanın incelenmesinden; İstanbul Medeniyet Üniversitesinde öğretim elemanı olarak görev yapan davacı hakkında, Rektörlükçe FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan … tarihli ve … sayılı yazı ile davacının durumu sorulmuş davacının, bahse konu disiplin soruşturması kapsamında 08/10/2018 tarihinde ifadesi alınmış, soruşturma Komisyonu tarafından yapılan tüm incelemeler sonucunda hazırlanan 04/12/2019 tarihli soruşturma raporu ile; Bilgi Teknoloji Kurumundan alınan bilgilere göre davacı tarafından kullanılan hatlarda ByLock programının kullanıldığı ve söz konusu programın kullanılması durumunun programı kullanan diğer kişilerle birlikte davacının da aynı yerden emir ve talimat alıp örgütsel faaliyet içinde olduğunu gösterdiği hususları dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatı olduğunun tespit edilerek davacının kamu görevinden ihraç edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmış denilerek, bu kapsamda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yazılan … tarih ve … sayılı yazı ile, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisakı olduğu anlaşılan davacının "kamu görevinden çıkarılması” teklif edilmiş, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun dava konusu işlemiyle de davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Düşüncenin verildiği tarih itibariyle, davacı hakkında görev yaptığı üniversite tarafından açılan soruşturmaya konu "375 sayılı KHK'nın 35. maddesi kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçunun aynı zamanda ceza yargılamasının konusunu oluşturması nedeniyle davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan dolayı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… esasında açılan davada yapılan yargılamada, anılan mahkemenin … tarihli ve K:… sayılı kararıyla "….sanığın üzerine atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine" karar verildiği anlaşılmış olmakla, davacının FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisakı olduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemin hukuki dayanaktan yoksun hale geldiği ve bu haliyle hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu "kamu görevinden çıkarılma" işleminin iptaline, dava konusu edilen diğer istemler yönünden ise, davanın ehliyetten reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Beşinci ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerden Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin usule yönelik itirazları kabul edilmeyerek işin esası incelendi: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY: İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi … Ana Bilim Dalı'nda … unvanıyla … olarak görev yapan davacının; … tarih ve … sayılı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı işlemiyle 375 sayılı KHK’nın geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılması üzerine anılan işlem ve Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 23. maddesindeki ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresi, 25. maddesindeki ''Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.'' ibaresi, 37. maddesindeki ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına" ibaresi ile 42. maddesi ile Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresinin iptali istemiyle 04/09/2020 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasa'ya Aykırılık İddialarının İncelenmesi: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. maddesinin (b) fıkrası yönünden Anayasa Mahkemesinin 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararıyla iptal kararı verildiği; 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının ilk paragrafında yer alan "Milli Güvenlik Kurulunca", "üyeliği, mensubiyeti veya" ibareleri ile aynı fıkranın son paragrafında yer alan "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresi yönünden Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla iptal kararı verildiği görülmekte olup, davacının diğer maddelere yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiaları ise ciddi bulunmamıştır. İlgili Mevzuat: Anayasamızın 'Yükseköğretim üst kuruluşları' başlıklı 131. maddesinde; "Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur. Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler tarafından seçilen ve sayıları, nitelikleri, seçilme usulleri kanunla belirlenen adaylar arasından rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek sureti ile Cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilen üyelerden kurulur. Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir." hükmü düzenlenmiştir. 375 sayılı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 7. bendinde; terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personelin, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılacağı hükme bağlanmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Yükseköğretim Kurulu' başlıklı 6. maddesinde; "Yükseköğretim Kurulu, tüm yüksek öğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, bir kuruluştur…" hükmü yer almıştır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın 'Kamu Görevinden Çıkarma Teklifleri' konulu 03/08/2018 tarih ve 60636 sayılı yazısında; "Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 01.08.2018 tarihli toplantısında alınan karar çerçevesinde, 31.08.2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddenin (B) bendinin yedinci alt bendinde düzenlenen kamu görevinden çıkarılma tekliflerine esas olmak üzere Kurulumuza gönderilecek dosyaların aşağıdaki usul ve esaslara uygun olarak hazırlanması gerekmektedir. 1)Kamu görevinden çıkarma teklifine esas teşkil edecek olan dosyanın Rektörlüğünüzce görevlendirilecek bir komisyon marifetiyle hazırlanması, 2)Bu komisyonun teşkilinde, komisyon üyelerinin, hakkında çıkarma teklifinde bulunulan şahısla geçmişte herhangi bir husumete konu ilişkilerinin olmaması, haklarında daha önce herhangi bir disiplin cezası verilmemiş olması, idari tecrübesi olanlara öncelik verilmesi ve hakkında inceleme yapılan akademik personelden daha üst veya denk unvana sahip olmaları gibi hususların gözetilmesi, 3)Kamu görevinden çıkarma teklifine esas teşkil edecek dosyanın hazırlanmasında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/A maddesindeki usule ilişkin hükümlerin esas alınması, 4)Çıkarma teklifinin hukuki nitelikte somut bilgi, belge ve bulgu ile temellendirilmesi, 5)Dosyada yer alan bilgi, belge ve bulgu ile ilgili olarak hakkında dosya tanzim edilene gerekli açıklamaları yapması ve kendisini savunabilmesi için 7 günden az olmamak üzere makul bir süre verilmesi, savunma hakkının tam ve eksiksiz olarak kullandırılması, 6)Hakkında dosya tanzim edilenin savunmasının ilgili komisyon tarafından kabul görmemesi halinde bunun komisyon raporunda gerekçelendirilmesi ve komisyon görüşünün oluşmasında isnat edilen delillerin zikredilmesine özen gösterilmesi, 7)Çıkarma teklifine esas komisyon raporunun mutlaka üniversite yönetim kurulunda görüşülerek karara bağlanması, 8)Rektörün ilgili personelin çıkarılması yönündeki kanaatinin teklife esas olmak üzere açıkça belirtilmesi, 9)Teklife esas dosyanın bir dizi pusulasına bağlanarak Kurulumuza gönderilmesi" hususlarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işlemi yönünden: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2000 yılında mezun olan ve 1416 sayılı Kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı bursiyeri olarak yüksek lisans ve doktora eğitimini yapmak üzere İngiltere’ye gönderilen davacı, 2007 yılında yurda döndükten sonra önce Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, 2013 yılında ise davalı idarelerden İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi … Ana Bilim Dalı'nda … unvanıyla … olarak çalışmaya başlamıştır. Davacının 15/06/2017 tarihinden itibaren mesaiye gelmemesi üzerine alınan bilgiler uyarınca FETÖ soruşturması kapsamında 14/06/2017 tarihinde gözaltına alındığının öğrenilmesi üzerine, … tarih ve … sayılı Rektörlük işlemi ile görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiş, … tarih ve … sayılı Rektörlük işlemiyle 667 sayılı KHK ekinde yer alan listelerdeki kurum ve kuruluşlarla ya da terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olup olmadığı hususlarının araştırılmasına karar verilerek, 657 ve 2547 sayılı Kanunların ilgili maddeleri uyarınca disiplin soruşturmasının yapılmasını teminen beş kişilik soruşturma heyeti görevlendirilmiş; 08/10/2018 tarihinde davacının ifadesi alınmıştır. Üniversite nezdinde yönetim değişikliği olması nedeniyle … tarih ve … sayılı onay ile 7145 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 26. maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 35.maddenin (B) bendinde belirtilen suçlar kapsamında (… tarih ve … sayılı yazıda ilgi tutularak) daha önce görevden uzaklaştırılan/haklarında inceleme-soruşturma başlatılan öğretim elemanları hakkında gerekli inceleme/soruşturma yapılmasına karar verilmiş olup, yeni soruşturma komisyonu üyeleri olarak …, …, …, … ve … görevlendirilmiştir. Yeni soruşturma komisyonu başkanı tarafından … tarih ve E:… sayılı yazıyla davacıdan savunma istenilmiş olup, 04/12/2019 tarihinde davacının savunması alınmıştır. Konuya ilişkin olarak aynı tarihte hazırlanan soruşturma raporunda; davacının kullandığı hatlarda ByLock programının tespit edildiği, programın kullanılması durumunun programı kullanan diğer kişilerle birlikte davacının da aynı yerden emir ve talimat alıp örgütsel faaliyet içinde olduğunu gösterdiği, davacının 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi kapsamında kamu görevinden ihraç edilmesi gerektiği teklifi üzerine, Üniversite Yönetim Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla teklif kabul edilerek, … tarih ve … sayılı işlemle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'na gönderilmiş ve 06/05/2020 tarihli yazıyla davacıdan yazılı savunma istenilmesi üzerine davacı tarafından 22/05/2020 tarihinde yazılı savunma verilmiş olup dava konusu … tarih ve … sayılı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurul Kararıyla, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi uyarınca davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacı savunmasında; hakkında ByLock iddiası olduğu, proje kapsamında aynı Üniversitede öğretim üyesi olan Ö.Ö.nün tavsiyesiyle programı Apple Store’dan indirdiğini, deneme amaçlı bir mesaj attığını, Ö.Ö. tarafından kendisine mesaj atıldığını, bu mesajların dini mesajlar olduğu, resmi kayıtlarda programda 4 ay kayıtlı kaldığını, Bank Asya hesabının olmadığını, 2013-2014 güz döneminde Süleyman Şah Üniversitesinde ders verdiğini, yurt dışında FETÖ/PDY grubuyla irtibatının olmadığını, örgüt tarafından kurulan yurt ve evlerde kalmadığını, Aktif-Sen üyeliğinin olmadığını, Ö.Ö.nün bu yapı ile bağı olduğunun sözlerinden belli olduğu, cemaatin sohbetlerine hiç katılmadığını, yurt dışında Türk Öğrenci Birliğini kurduklarını, sempatisinin olduğu, 17-25 Aralık sürecinden sonra bunun bir yolsuzluk değil, hükümeti devirme girişimi olduğunu anladığını, ama o devirde herkesin sempatisinin olduğu hususlarına yer vermiştir. İşlemin usul yönünden incelenmesi: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Yükseköğretim Kurulu' başlıklı 6. maddesinin (b) fıkrasında; "Yükseköğretim Kurulu, Cumhurbaşkanı tarafından; rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek suretiyle seçilen yedi, temayüz etmiş üst düzeydeki Devlet görevlileri veya emeklileri arasından seçilen yedi,…,Üniversitelerarası Kurulca, Kurul üyesi olmayan profesör öğretim üyelerinden seçilip Cumhurbaşkanı tarafından atanan yedi, olmak üzere toplam yirmi bir kişiden oluşur." hükmüne, (c) fıkrasında ise; "…Yükseköğretim Genel Kurulu'nun toplantı nisabı ondört, Yürütme Kurulu'nun toplantı nisabı ise altıdır. Genel Kurul ile Yürütme Kurulu'nda kararlar toplantıya katılanların oyçokluğu ile alınır. Oylamalarda eşitlik olması halinde, Başkanın oyu iki sayılır." hükmüne yer verilmiştir. 04/06/2024 tarih ve 32566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararında; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. maddesinin (b) fıkrasının iptaline, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak oniki ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasamızın 'Anayasa Mahkemesinin kararları' başlıklı 153. maddesinde; "…Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. " hükmü yer almıştır. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 'Mahkeme kararları' başlıklı 66. maddesinde; "…Mahkemece iptaline karar verilen kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir." hükmü düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak oniki ay süre ile yürürlüğe girmesinin ertelenmiş olması, anılan maddede yer alan söz konusu ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu doldurmak üzere Yasama Organına oniki ay süre verilmesi amacını taşımakla birlikte, kamu yararını bozacak, olumsuz yönde etkileyecek hukuksal boşluğun doğmasını engellemek için getirilen bu sürenin, yalnızca yasama organına yönelik olduğunu idarenin bu sürede bir tasarrufta bulunamayacağını kabul etmek, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını bağlayacağını belirten Anayasa'nın 153. maddesine aykırı olacaktır. Zira Yüksek Mahkemenin iptal kararının yürürlüğünün ertelenmesi de bir Anayasa Mahkemesi kararı olup, diğer kararları gibi yasama organı yanında yürütme ve yargı organlarını da bağlar. Anayasa Mahkemesi'nin aynı karar metnindeki "iptal" hükmünü dikkate alıp, yürürlük tarihini belirleyen hükmünü gözardı etmek Anayasa'nın 153. maddesinde ifadesini bulan "Anayasa Mahkemesi kararları…yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." hükmüne aykırılık teşkil edecektir. İptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle anılan yasal düzenlemelerin dokuz ay süreyle yürürlükte kalması sağlanmaktadır. Henüz yürürlüğe girmediği açık olan Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararının bakılan davada uygulanması mümkün olmayıp, Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmediği dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi, yürürlüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan düzenlemeye göre yapılmalıdır. Aksi yöndeki uygulamayla, Anayasa'nın 153. madde hükümleri ihlal edilecek ve hukuki boşluğa sebebiyet verilecektir. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararı henüz yürürlüğe girmediğinden, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. maddesinin (b) fıkrasının halen yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/04/2021 tarih ve E:2020/5711 sayılı YD Ara kararı ile davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'ndan dava konusu işleme katılan üyelerin isim ve imzasını içerir onaylı örneğinin istenilmesi üzerine gönderilen ve 06/10/2021 tarihinde kayda alınan cevabi yazı ekinde gönderilen kararda; 21 üyeden 2 üye için "katılmadı" şerhinin düşüldüğü, 16 üyenin imzasıyla karar alındığı, yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) ve (c) fıkraları uyarınca toplantı ve karar nisabının sağlandığı görülmekte olup, kararı imzalayan üyelerden birinin … olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafından, dava dilekçesinde disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde işlem tesis edilmediği; savunmaya cevap dilekçesinde ise, soruşturma heyetinde görevlendirilen …'in aynı zamanda dava konusu işlemde imzasının bulunduğu hususları iddia edilmiş ise de; dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde olmadığı, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. madde hükmü uyarınca tesis edilen idari işlem niteliğinde olduğu; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın 'Kamu Görevinden Çıkarma Teklifleri' konulu … tarih ve … sayılı yazısı ile … tarih ve … sayılı Üniversite Onayı uyarınca, yeni soruşturma komisyonu üyelerinin görevlendirildiği, anılan üyeler arasında …'in yer almadığı, görevlendirilen yeni komisyon tarafından davacının savunması alınarak, soruşturma raporunun düzenlendiği ve dava konusu işleme dayanak tüm işlemlerin yeni komisyon marifetiyle yürütüldüğü anlaşıldığından davacının iddialarına itibar edilmemiştir. İşlemin esas yönünden incelenmesi: Davacı hakkında düzenlenen 20/11/2017 tarihli iddianamede; davacının kullanımında olan hattın bilirkişi tarafından yapılan incelemesinde; ByLock programı için 22/08/2014 tarihinin ilk kullanım tarihi olduğu, GSM hattının iletişim kayıtları analizinde şüpheli 281 adet GSM hattı içerisinden, toplam 2 numara ile iletişim kaydının bulunduğu, ByLock kriptografik iletişim sistemini kullanan kişilere ilişkin listede yer alan GSM hatları içerisinden toplam 28 numara ile iletişim kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olarak gözaltına alınan şüpheli isimleri içerisinden toplam 47 şahıs ile iletişim kaydının olduğu, FETÖ/PDY ByLock programı için kiralanan … hedef nolu IP'ye davacının 22/08/2014-26/12/2014 tarihleri arasında toplam 604 kez erişim yaptığı hususlarına yer verilmiştir. Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada verilen … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığına, örgütün ideolojisini benimsediğine ve örgütün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak süreklilik ve çeşitlilik gösteren faaliyetler gösterdiğine dair savunmalarının aksini kanıtlayan cezalandırılmasına yeter derecede her türlü şüpheden uzak, somut ve yasa denetimine imkan sağlayacak nitelikte delil elde edilemediği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alındığında davacının üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca davacının beraatine karar verilmiş olup, anılan karar Yargıtay … Ceza Dairesi’nin … tarih ve E: …, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesinde; terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu görevinden çıkarılacakları düzenlenmiştir. Ayrıca, ilgililer hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararları, ilgili kişinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel teşkil etmediği gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunması da, idari yargı mercilerince dava dosyasında yer alan veya ceza yargılamasında elde edilen bilgi, belge ve tespitlere dayanılarak, irtibat ve iltisak kavramları yönünden bir değerlendirme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Ülkemizi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hakim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir. Bu itibarla, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir. Davacı ByLock programını aynı Üniversitede görev yapan öğretim üyesi Ö.Ö.'nün tavsiyesiyle herhangi bir iletişim programı olduğunu düşünerek Apple Store üzerinden telefonuna yüklediğini ve bir süre sonra kullanmadığını iddia etmiş ise de, kayıtlardan programın 22/08/2014 tarihinde indirildiği ve 26/12/2014 tarihine kadar kullanıldığı, dolayısıyla programın kriptolu hale getirildikten sonra da davacı tarafından erişim sağlandığı anlaşılmakla birlikte, aynı Üniversitede görev yapan öğretim üyesi Ö.Ö. hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan açılan davada, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 7 yıl, 15 ay hapis cezası verilmiş; … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusu temyiz yolu açık olmak üzere düzeltilerek esastan reddedilmiştir. Bu durumda, FETÖ/PDY ByLock programı için kiralanan … hedef nolu IP'sine davacının 22/08/2014-26/12/2014 tarihleri arasında toplam 604 kez erişim yaptığı anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Dava konusu Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 23. maddesinde yer alan ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresi, 37. maddesinde yer alan ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına" ibaresi ve 42. maddesi ile Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresi yönünden: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı' başlıklı 2. maddesinde; idari dava türlerine ilişkin olarak, "İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,.." hükmü, 'Dilekçeler üzerine ilk inceleme' başlıklı 14. maddesinde; "Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla incelenir…Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır. " hükmü, 'İlk inceleme üzerine verilecek karar' başlıklı 15. maddesinde ise; "Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;…,3/c, bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine, karar verilir." hükmü, 'Dava açma süresi' başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında ise; "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü yer almıştır. 31/12/1987 tarih ve 19681 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin ‘Genel Kurul’ başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde; "Yükseköğretim Genel Kurulu:…Bakanlar Kurulunca temayüz etmiş üst düzeydeki Devlet görevlileri veya emeklileri arasından seçilen yedi", 3. bendinde; “Genelkurmay Başkanlığınca seçilen bir”, 4. bendinde; “Üniversitelerarası Kurulca, Kurul üyesi olmayan profesör öğretim üyelerinden seçilen yedi” düzenlemeleri, 'Oylama' başlıklı 23. maddesinde; "Görüşmeler tamamlandıktan sonra gündem maddesi oya sunularak kabul veya reddedilir. Her üyenin bir oyu vardır. Her üye oyunu kabul veya red şeklinde vermekle görevlidir. Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu red sayılır." düzenlemesi, 'Üyeliğin Boşalması' başlıklı 37. maddesinde; "Yükseköğretim Kurulu üyeliklerinden birisinin herhangi bir nedenle boşalması halinde gecikilmeden; süresinin sona ermesi halinde bir ay önceden keyfiyet Başkan tarafından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına gerekli işlem yapılmak üzere bildirilir. " düzenlemesi, 'Rektör Adaylarını Belirleme Yöntemi' başlıklı 42. maddesinde; "Devlet üniversitesi veya yüksek teknoloji enstitüsü rektörlüklerine atanmak üzere, 2547 sayılı Kanun’un 7.7.1992 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe giren 3826 sayılı Kanun’la değiştirilen 13. maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulu, belirlediği üç adayı Cumhurbaşkanı’na önerir. Cumhurbaşkanı önerilen üç aday arasından birini seçerek atar. Rektör adaylarının belirlenmesinde uygulanacak usul ve esaslar aşağıda gösterilmiştir: a) Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurulca seçilen üyeleri arasından iki, Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilen üyeleri arasından bir Bakanlar Kurulu ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından seçilen üyeleri arasında iki olmak üzere beş üyeyi gizli oyla seçerek “Rektör Adaylarını Belirleme Komisyonu”nu oluşturur. b) Rektör Adaylarını İnceleme Komisyonu; üniversitelerin, 2547 sayılı Kanun’un 3826 sayılı Kanun’la değişik 13/a maddesi uyarınca seçimle belirledikleri altı adayın özgeçmişlerini inceler, adayların özgeçmişlerinin de eklendiği bir rapor düzenleyerek Yükseköğretim Kurulu Başkanına soyadına göre alfabetik sırayla sunar. Yükseköğretim Kurulu Başkanı,ekleriyle birlikte raporu Genel Kurul üyelerine gönderir ve bir hafta içinde Genel Kurulu toplantıya çağırır. c) Genel Kurulda; Rektör Adaylarını İnceleme Komisyonu gerekli açıklamalarda bulunur. Görüşmeler sonunda, Cumhurbaşkanlığına arzedilmek üzere, birinci, ikinci ve üçüncü sıradaki adayları belirlemek üzere ayrı ayrı gizli oyla seçim yapılır. Birinci adayın belirlenebilmesi için, her üye önceden mühürlenen oy pusulasına altı rektör adayından birinin ismini yazmak suretiyle oyunu kullanır. Birden fazla isim yazılı oy pusulaları geçersiz sayılır. Genel Kurulun salt çoğunluğunun oyunu almış olan adaylar arasından en çok oyu almış olan aday birinci sıradaki aday olarak seçilmiş olur. Salt çoğunluğun sağlanamaması ya da eşitlik halinde turlara devam edilir. Ancak dördüncü turda salt çoğunluk aranmaz, en fazla oyu almış olan aday birinci aday olarak seçilmiş sayılır. Müteakiben, yukarıdaki usulle kalan beş aday arasından ikinci sıradaki adayın seçimi, son olarak kalan dört aday arasından üçüncü sıradaki adayın seçimi yapılır. Bu suretle seçilen üç adayın adları özgeçmişleriyle birlikte Cumhurbaşkanlığına sunulur. Vakıflarca kurulan üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerinde rektör adaylarının seçimi ve rektörün atanması, ilgili mütevelli heyet tarafından yapılır." düzenlemelerine yer verilmiştir. 23/05/2019 tarih ve 30782 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliği'nin 'Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri' 5. maddesinde; "Yönetim Kurulu, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde verilen görev ve yetkiler ile Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında kendisine devredilen görev ve yetkileri kullanır. Yönetim Kurulu, bir veya birkaç üye görevlendirerek gerekli gördüğü hallerde görev alanıyla ilgili incelemeleri yaptırabilir. Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü takdirde ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarından ve Üniversitelerarası Kurula bağlı komisyon ve konseylerden görüş talep edebilir." düzenlemesi yer almıştır. İptal davasının hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği açık olmakla birlikte, taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Düzenleyici işlemlerin, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmemesi halinde, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, uygulama işleminin ise birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen "uygulama işlemi" kavramı, düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik oluşturan işlemleri ifade ettiği izahtan varestedir. Uyuşmazlıkta; dava konusu edilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin, davaya konu Yönetmelik maddeleri uyarınca değil, yukarıda bireysel işlemin hukuki değerlendirmesinde açıklandığı üzere 2547 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) ve (c) fıkralarına uygun olarak 16 üyenin imzasıyla tesis edildiği açıktır. Nitekim, teklif edilen işlemin kamu görevinden çıkarma olduğu göz önüne alındığında, Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 23. maddesinde bulunan ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresiyle oylamaya katılmayan üyenin oyunun ret yönünde sayılmasının, davacı lehine bir düzenleme olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, iptali istenilen düzenlemeler yönünden davacının güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 23. maddesindeki ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresi, 37. maddesindeki ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına" ibaresi ile 42. maddesi ile Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresi yönünden davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dava konusu Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde yer alan ''Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.'' ibaresi yönünden: Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 'Karar Nisabı ' başlıklı 25. maddesinde; "Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Seçim kararlarında her kurulun üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci turda da salt çoğunluk sağlanamazise, üçüncü turda, en çok oy alma esası uygulanır. Oyların eşitliği halinde Başkanın oyu iki oy sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Yükseköğretim Kurulu' başlıklı 6. maddesinin (c) fıkrasında; "…Yükseköğretim Genel Kurulu'nun toplantı nisabı ondört, Yürütme Kurulu'nun toplantı nisabı ise altıdır. Genel Kurul ile Yürütme Kurulu'nda kararlar toplantıya katılanların oyçokluğu ile alınır. Oylamalarda eşitlik olması halinde, Başkanın oyu iki sayılır." hükmüne, 'Oylama' başlıklı 61. maddesinde; "Bu kanunda sözü geçen juri ve kurullarda, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz. Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır. Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Üçüncü turda salt çoğunluğun sağlanamadığı hallerde dördüncü turda oy çokluğu esası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. İptali istenilen Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde yer alan 'Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.' düzenlemesinin; 2547 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (c) fıkrasında öngörülen toplantı ve karar nisabı ile 61. maddesinde yer verilen "Bütün kurullarda kararlar, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır." hükmüyle uyumlu olduğu, normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil etmediği anlaşıldığından, anılan düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işlemi yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE, 2. Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 37. maddesinde yer alan ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına" ibaresi ve 42. maddesi ile Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresi yönünden oybirliğiyle davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 3. Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 23. maddesinde yer alan ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresi yönünden oyçokluğuyla davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 4. Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde yer alan ''Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.'' ibaresi yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE, 5. Dava kısmen ret, kısmen ehliyet yönünden ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 7. Posta giderleri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 27/02/2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X-) Dava, davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işlemi ile Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 2.,3.,4. bentleri, 23. maddesinde yer alan ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresi, 25. maddesinde yer alan ''Kurullarda kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.'' ibaresi, 37. maddesinde yer alan ''ve ayrıca üyenin seçildiği gruba göre; Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına" ibaresi ve 42. maddesi ile Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan ''Üniversitelerarası Kurul tarafından Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışında" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu edilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin 2547 sayılı Kanun'a uygun olarak tesis edildiği açıktır. Diğer yandan, dava konusu edilen Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 'Oylama' başlıklı 23. maddesinde; "Görüşmeler tamamlandıktan sonra gündem maddesi oya sunularak kabul veya reddedilir. Her üyenin bir oyu vardır. Her üye oyunu kabul veya red şeklinde vermekle görevlidir. Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu red sayılır. " düzenlemesi yer almaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Oylama' başlıklı 61. maddesinde; "Bu kanunda sözü geçen juri ve kurullarda, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz. Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır. Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Üçüncü turda salt çoğunluğun sağlanamadığı hallerde dördüncü turda oy çokluğu esası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. İptali istenilen Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 'Oylama' başlıklı 23. maddesinde yer alan "Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu red sayılır." ibaresiyle ne kastedildiğinin belirsiz olduğu, düzenlemenin bu haliyle adil bir oylamaya imkan sağlamayacağı, 2547 sayılı Kanun'un 61. maddesinde yer alan her üyenin oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevli olduğuna ilişkin hükme aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından, Yükseköğretim Kurulu Teşkilatı ve Çalışma Usulleri Yönetmeliği'nin 23. maddesinde yer alan ''Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır.'' ibaresinde hukuka uygunluk bulunmadığı görüşüyle iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.

Disiplin ve Soruşturma Zamanaşımı Süreleri

2547 sayılı Kanun'un 53/e maddesi doğrultusunda disiplin cezası verme yetkisi fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık genel zamanaşımına bağlıdır. Disiplin amirinin fiilden haberdar olduğu tarihten itibaren ise altı ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır; bu iki süreden hangisi daha önce dolarsa o süre esas alınır. Görevden çıkarmayı gerektiren eylemlerde ise ceza verme yetkisi fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğrar. Kanuni zamanaşımı süreleri geçtikten sonra başlatılan veya tamamlanan soruşturmalara dayanılarak disiplin cezası verilemez. Eylemler üniversite sınırları dışında işlenmiş ve ceza yargılaması sonucunda sübut bulmuşsa idarenin suç teşkil eden durumu resmen öğrendiği tarih zamanaşımının başlangıcı kabul edilir.

Öğrenci disiplin işlemlerinde ise eylemin gerçekleşmesinden itibaren en geç iki yıl içinde disiplin cezası tayin edilmelidir. Adli yargı hükmüne ihtiyaç duyulduğu hallerde yetkili disiplin amiri veya kurulunca alınacak tespit kararıyla zamanaşımı hükmün kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Mahkeme kararıyla kesinleşmiş örgütsel eylemler yükseköğretim kurumundan çıkarmayı gerektirir ve bu yargı kararlarına istinaden açılacak disiplin soruşturmalarında iki yıllık zamanaşımı süresi kararın idareye tebliğ edildiği andan itibaren işlemeye başlar. Buna karşılık 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi kapsamındaki kamu görevinden çıkarma tasarrufları disiplin cezası vasfı taşımadığından disiplin zamanaşımı sürelerine tabi tutulmaz ve ceza mahkemesinde beraat kararı verilmesi idari irtibat ve iltisak incelemesine engel olmaz.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/8046, K. 2023/4439Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/8046 E.  ,  2023/4439 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8046 Karar No : 2023/4439 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI): … Üniversitesi VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi öğrencisi olan davacının, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1-(a) bendi uyarınca "Yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Fakülte Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:…, K:… sayılı kararıyla davacının PKK/KCK Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay … Ceza Dairesi'nin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla temyizde onanarak kesinleştiği dikkate alındığında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesinin (a) hükmü uyarınca davacının yükseköğretim kurumundan çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı vekili tarafından, istinaf mahkemesince kararın gerekçesiz olarak verildiği, gerekçeli karar hakkı bağlamında müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nın "soruşturmanın süresi ve zamanaşımı" başlıklı 13. maddesinde, eylemlerin işlendiği tarihten itibaren, en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı, disiplin amir veya kurulunun bir adli yargı hükmüne ihtiyaç duyduğu hallerde zamanaşımı süresinin adli yargı hükmünün kesinleştiği günden itibaren başlayacağı, söz konusu ihtiyacın yetkili disiplin amir veya kurulunun alacağı bir karar ile tespit edileceğinin açıkça düzenlendiği, dolayısıyla müvekkili hakkında verilen mahkumiyet kararının 23/01/2014 tarihinde kesinleşmesine rağmen mevzuatın öngördüğü iki yıl içerisinde herhangi disiplin cezası verilmeyerek cezanın 29/01/2016 tarihinde verildiği , Yönetmelik'te öngörülen iki yıllık süre geçtikten sonra verilen disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 18/08/2012 tarih ve 28388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1-(a) bendinde, "Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek" fiili yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları arasında sayılmış, "soruşturmanın süresi ve zamanaşımı" başlıklı 13. maddesinin 3. fıkrasında da "Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlendiği tarihten itibaren, en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Ancak, disiplin amir veya kurulunun, bir adli yargı hükmüne ihtiyaç duyduğu hallerde; zamanaşımı süresi adli yargı hükmünün kesinleştiği günden itibaren başlar. Söz konusu ihtiyaç, yetkili disiplin amir veya kurulunun alacağı bir karar ile tespit edilir." hükmü yer almaktadır. Yükseköğretim kurumu öğrencilerinin Yönetmeliğin 9-1-(a) maddesi uyarınca öğrencilikten çıkarılabilmesi için kesinleşmiş mahkeme kararının arandığı açıkça düzenlenmiş olup, yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiilinin yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin adli yargı hükmünün kesinleştiği günden itibaren başlayacağı açıkça ifade edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 05/06/2014 tarihinde cezaevinden verdiği kayıt dondurma dilekçesinin davalı idarece kabul edilerek davacının öğrencilik kaydının 1 yıl boyunca dondurulduğu, kayıt dondurma kararı verilmeden önce cezaevinde olduğu açık olan davacıdan hangi suçtan yargılandığı ve hakkında verilen bir mahkumiyet hükmü bulunup bulunmadığının sorularak durum açıkça anlaşılacakken, davalı idarece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün 23/01/2014 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra en geç 23/01/2016 tarihine kadar disiplin cezasının verilmesi gerekirken, ilk disiplin cezasının 29/01/2016 tarihinde verildiği anlaşıldığından, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığı açık olduğundan bu husus göz önüne alınmadan verilen istinaf kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 18/08/2012 tarih ve 28388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1-(a) bendi uyarınca açılacak disiplin soruşturmalarının ancak söz konusu kesinleşen mahkeme kararından haberdar oldukları tarihten sonra açılabileceği ve bu yönde disiplin cezası verileceği, dolayısıyla kesinleşen mahkeme kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlayacağının kabulü gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından verilen kayıt dondurma dilekçelerinde, hangi suçtan yargılandığı ve hakkında verilen bir mahkumiyet kararı bulunup bulunmadığı yönünde davalı idareye bir bilgilendirme yapılmadığı gibi adli yargı mahkemelerince de davalı idareye bu konuda herhangi bir tebligatın yapılmadığı görülmektedir. Bu itibarla, davacı hakkında verilen ve yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren kesinleşmiş mahkeme kararının, Edirne F Tipi Cezaevi Yüksek Güvenlikli Kapalı İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı suçun mahiyetini belirten yazısı ve Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere Bürosu'nun … tarih ve … sayılı yazısı aracılığıyla davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idarece de 13/10/2015 tarihinde ilk olarak disiplin soruşturması açıldığı ve 29/01/2016 tarihinde de disiplin cezasının verildiği görüldüğünden, kesinleşmiş mahkeme kararının davalı idareye tebliğinden itibaren iki yıl içinde disiplin cezasının verildiği, verilen disiplin cezasının savunma alınmadığı gerekçesiyle iptaline dair … İdare Mahkemesi'nin E:…, … sayılı kararı sonrasında davacının usulüne uygun olarak alınan savunması sonrasında verilen ve dava konusu edilen disiplin cezasının, disiplin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığına yönelik davacı iddiasına itibar edilmemiştir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen açıklama ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 06/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : X- İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 18/08/2012 tarih ve 28388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1-(a) bendinde, "Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek" fiili Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları arasında sayılmış, "Soruşturmanın süresi ve Zamanaşımı" başlıklı 13. maddesinin 3. Fıkrasında da " Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlendiği tarihten itibaren, en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Ancak, disiplin amir veya kurulunun, bir adli yargı hükmüne ihtiyaç duyduğu hallerde; zamanaşımı süresi adli yargı hükmünün kesinleştiği günden itibaren başlar. Söz konusu ihtiyaç, yetkili disiplin amir veya kurulunun alacağı bir karar ile tespit edilir." hükmü yer almaktadır. Yükseköğretim kurumu öğrencilerinin Yönetmeliğin 9-1-(a) maddesi uyarınca öğrencilikten çıkarılabilmesi için kesinleşmiş mahkeme kararının arandığı açıkça düzenlenmiş olup, yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiilinin yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin adli yargı hükmünün kesinleştiği günden itibaren başlayacağı açıkça ifade edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 05/06/2014 tarihinde cezaevinden verdiği kayıt dondurma dilekçesinin davalı idarece kabul edilerek davacının öğrencilik kaydının 1 yıl boyunca dondurulduğu, kayıt dondurma kararı verilmeden önce cezaevinde olduğu açık olan davacıdan hangi suçtan yargılandığı ve hakkında verilen bir mahkumiyet hükmü bulunup bulunmadığının sorularak durumunun açıkça ortaya konulması gerekirken davalı idarece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün 23/01/2014 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra en geç 23/01/2016 tarihine kadar davacı hakkında ilk disiplin cezasının verilmesi gerekirken, 29/01/2016 tarihinde verildiği anlaşıldığından, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığı açık olduğundan bu husus göz önüne alınmadan verilen istinaf kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Kamu Görevinden Çıkarma Teklifi Dosyasının Usulü

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma teklifine esas teşkil edecek dosyaların hazırlanmasında, 2547 sayılı Kanun'un 53/A maddesindeki usul hükümleri dikkate alınır. Bu çerçevede dosyayı hazırlayacak komisyon teşekkül ettirilirken; üyelerin ilgili kişiyle husumetinin bulunmaması, disiplin cezası almamış olmaları, idari deneyim sahibi kişilere öncelik verilmesi ve hakkında dosya tanzim edilen akademik personelden denk veya üst unvanda bulunmaları gibi hususlar gözetilir. Çıkarma teklifinin somut bilgi, belge ve bulgularla temellendirilmesi, ilgiliye savunması için yedi günden az olmamak üzere makul süre verilerek savunma imkanının eksiksiz tanınması, savunmanın reddedilmesi halinde gerekçenin ve isnat edilen delillerin raporda yer alması ve hazırlanan raporun üniversite yönetim kurulunca görüşülerek karara bağlanması aranır.

İdari İtiraz, Dava Yolu ve Sicilden Silinme

Disiplin cezalarına karşı ilgililere kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etme imkanı tanınmıştır. Uyarma ve kınama cezalarına karşı üst disiplin amirine başvurulurken; aylıktan kesme, kademe durdurma ve görevden çıkarma cezalarına karşı Yükseköğretim Üst Kuruluşları Disiplin Kuruluna itiraz edilir.

Tesis edilen disiplin cezaları personelin özlük dosyasına kaydedilir. Kanunda aranan iyi hal koşullarının sağlanması kaydıyla uyarma ve kınama cezaları 5 yıl, daha ağır cezalar ise 10 yıl sonra başvuru yapılarak özlük dosyasından silinebilir. Disiplin cezasının idari yargı mercilerince iptal edilmesi durumunda işlem dosyasından kaldırılır, yoksun kalınan parasal haklar iade edilir ve hukuki şartları mevcutsa kadroya iade talep edilebilir.

Disiplin soruşturmasında savunma için en az kaç gün süre verilir?

Disiplin soruşturmasında ilgilinin savunmasını hazırlayabilmesi için isnat edilen fiilin açıkça tebliğ edilmesi ve en az yedi gün süre tanınması zorunludur.

Öğretim elemanı hakkında soruşturmacı kimlerden seçilir?

Hakkında soruşturma yürütülecek öğretim elemanının akademik unvanına denk veya daha üst akademik unvana sahip, tarafsız ve olayla çıkar ilişkisi bulunmayan öğretim elemanları arasından seçilir.

Disiplin cezasına itiraz süresi ne kadardır?

Disiplin cezası kararlarına karşı tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yetkili mercilere itiraz edilmelidir.

Ceza mahkemesinde beraat etmek disiplin cezası verilmesine engel midir?

Ceza yasalarına göre mahkûm olunmaması veya beraat edilmesi, fiilin disiplin hukuku yönünden incelenerek disiplin yaptırımı uygulanmasına engel teşkil etmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu